• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        








namazın kazası olurmu?


-12.04.2022
Bu yazımız namazla ilgili yazılarımızın bir parçası, bu konuda sıkça soru geldiği için, ayrı bir başlık altında yayınlamaya karar verdik. Konumuza girmeden birşeye dikkatinizi çekmek istiyoruz, bakınız; ana akıma hitap eden uzmanlar var, birde bizim gibi sağda solda bilgi verenler var. Bu ikisi arasında da fark var, en basiti; ana akıma hitap edenler ana akımın görüşleri doğrultusunda cevap vermek zorunda, aksi takdirde toplum onları kabul etmez, bizim bin yıllardır inandığımız değerleri bunlar inkar ediyor der ve kişiler toplumsal bir linçe maruz kalır. Bizimse böyle bir derdimiz ve korkumuz yok. Ulusal kanallarda çıkmadığımız, bir devlet memuru olmadığımız, bir üniversite veya bir cemaat/ tarikata bağlı olmadığımız için özgürce kendi bildiklerimizi anlatabiliyoruz. Eğer namazın kazası varmı gibi konuları piyasada nam yapmış uzmanlara sorarsanız, o kişilerin gelenekler doğrultusunda cevap vereceklerini biliniz. Yüz yıllar içinde nasıl aktarıldı ve toplum tarafından nasıl kabul edildiyse o yönde cevap vereceklerini biliniz. Tersini iddia edip toplumda infial yaratmak, imaj kaybına uğramak ve lince maruz kalmaktansa, sorulara toplumun inancı doğrultusunda cevap vereceklerini biliniz. Yani, şu uzman ama şunu söylüyor diyorsanız, bunun bizim nezdimizde fazla bir değeri yok, çünkü o uzmanlar doğruları değil, toplumun kabul ettiği şeyleri topluma anlatıyor, çünkü o uzmanlar bu konuda kafa yormuş bunun doğruluğunu araştırmış değil, eski alimler ne tür görüş beyan ettiyse onu aktarmakla yetiniyor. Bizse kendi araştırmamızı yapıyoruz, yüz yıllardır ne uygulanmış, toplum neye inanıyor buna bakmadan, kimseden çekinmeden kimseye bağlı olmadan bildiğimiz doğruları size aktarmaya çalışıyoruz. Ana akım uzmanlarla bizim aramızdaki fark bu. Onlar toplumun nabzına göre cevap veriyor, bizse araştırmalarımıza göre. Örneğin namazın kazası varmı? Sizlere hayrlı ve aydıntıcı okuma dileriz.

İslam dininde kaza namazı varmı? Kısa ve öz; yok. Allahu Teala orucu kaçırdığımızda bunun kazasını yapmamızı ya da fitresini ödememizi istiyor, ama namazda böyle birşey söz konusu değil. İslam dininde namazın ne bir kazası var ne de kılamadığınız anların fitresi. Namazı kıldınız kıldınız, o vakti kaçırdıysanız bunu geri getirme şansınız yok. Bir vakiti kaçırdığınızda anında bir sonraki vakit namazı girdiği ve bu döngü hiç bitmediği, sürekli yeni vakit girdiği için, kaza namazı diye birşey yok, o vaktin namazı var. İslam alimleri namaz ve ibadetlerimizin altındaki hikmeti bilmediği için, namazın kazalarında israr etmeleri anlaşılır, sonuçta ibadet etmek isteyene namaz kılmak isteyene kim hayır diyebilir. Fakat biz size söylemiş olalım, namazın kazası olmaz. Namazın altında yatan hikmet başlıklı yazımızda namaz hakkında ne demiştik, namazın bir güvenlik duvarı oluşturduğu ve bizi kötülüğe karşı koruduğunu söylemiştik. Bir güvenlik duvarıda geçmişe yönelik işlemez. Bir güvenlik duvarı kurduğunuz günden itibaren sizi korur, geçmişe yönelik çalışmaz. Örneğin oruç hakkında ne demiştik, orucun bir antivirüs programı olduğunu söylemiştik. Bir antivirüs programı ise geçmişe yönelik çalışır. Bir tarama yaptığınızda geçmişte ne kadar virüs kaptıysanız onları temizler. O yüzden Kur'an-ı Kerim orucun kazasını yapınız diyor. İbadetlerimizin altındaki bilimsel gerekçeyi anladığınızda ve bunu Ayetlerle teyit edebildiğinizde doğruları nasıl açığa çıkarabildiğinizi görüyormusunuz? Tarikat ve cemaatler varlıklarını geleneklere dayandırır ve onların geleneklerinde kaza namazı var. Biz tarikatların bir çok uygulamasına karşıyız ama buna itiraz edecek durumda değiliz, çünkü sizi namaza yönlendiriyorlar. Kaza namazı veya başka birşey adı altında olsun, öyle veya böyle sizi Allahın huzuruna davet ediyorlar, bunada itiraz etmemiz söz konusu olamaz. Biz burada sadece ilahi düzenden bahsediyoruz, o da namazın kazası olmadığı, vakit namazlarını kaçırmamanız gerektiğini anlatıyoruz. Bunuda Kur'an-ı Kerimle teyit edebiliyormuyuz? Ediyoruz. Namazla ilgili onlarca Ayet var, hiçbirinde kaçırdığınız namazın kazasını yapın denilmiyor. Oruçla ilgili bir kaç Ayette ama deniliyor. Namaz gibi çok büyük bir ibadette eğer kaza namazı olsaydı, o zaman oruçta olduğu gibi namazda da kaçırdığınız vakitlerin kazasını yapın denilirdi. Denilmiyorsa demek yok. Mantıkta zaten ona işaret ediyor, çünkü namaz güneşi takip eden bir ibadet, namazda güneşle birlikte hareket etmek zorundasınız. Namazın altındaki hikmette keza buna işaret ediyor, güvenlik duvarları sizi o vakit kötülükten korur, örneğin eğer öğlen namazını kılarak o vakit bir güvenlik duvarı oluşturamadıysanız, akşam namazı vaktinde öğlen namazının kazasını kılarak gün içinde kaçırdığınız o güvenliği, gün içinde maruz kaldığınız vesveseleri geçersiz kılamazsınız. Artık geçti bitti. O vakit sizi kaza ve belalara, vesveselere karşı korumak için namaz kılıyorsunuz, sonradan kılarak maruz kaldığınız vesvese ve musibetleri, yaşadığınız travmaları hafızanızdan kaderinizden silme şansınız yok. Umarız konuyu çok net anlamışsınızdır.

Namaz neden farz kılındı? Namazın miraç boyutu var, bizi Allahın huzuruna çıkaran boyut, sonrası sevap boyutu var, birde kötülüklerden koruma ve arındırma boyutu. Namazın asıl nedenide bu, bizi kötülükten korumak. Tarikat ve cemaatler namaz kılmazsanız şöyle cehennemde yanarsınız, müslüman olamazsınız, cennete giremezsiniz gibisine sürekli namazın sevap boyutu üzerinde duruyorlar, bu çok yanlış. Namaz ve diğer ibadetler sevap kazanmanız için değil, sizi kötülükten korumak için farz kılındı. "..Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar.." (Ankebut Süresi; 45). Elbette namazı kılarak sevap kazanıyorsunuz, bunu ama ibadetin kendisinden ziyade, daha çok Allaha boyun eğdiğiniz ve Allahın bir emrini yerine getirdiğiniz, Allahın yapın dediğini yapıyor olmanızdan ötürü sevap kazanıyorsunuz. Namazla cennet hesapları kuruyorsanız, bizce kurmayın, namaz daha çok sizi yeryüzünde kötülükten korumak için indirilen bir ibadet. O yüzden namaza çok önem vermeliyiz, bizi bu dünyada rahatlattığı için. İnsanlar namaz kılın ve sevap kazanın diyor, bizse madalyonun diğer tarafını size göstermeye çalışıyoruz, namaz kılınki kötülükten korunasınız diyoruz. Ayni şey değilmi hocam? Değil. Eğer sevap niyetine yaptığınıza inanırsanız, namaza karşı gevşek davranırsınız, şimdi kılamıyorsam ileride kazalarını kılarım yine sevaplarını alırım der ve geçersiniz. Kötülükten koruduğu inancıyla yaparsanız ama, hiçbir vakiti kaçırmamaya çalışır, bir vakiti kaçırırsam o vakit güvenliksiz kalırım, kim beni korur der ve her vakite çok büyük özen gösterirsiniz. Şunu net anlamalısınız, Allahu Tealanın bize farz kıldığı ibadetler bizi cennete sokmak için değil, bizi cehennemden korumak için farz kılınmış. İbadetlerimizin ilk amacı bu, bizi cehennemden korumak. Cennet ve sevap olayların girmeden ilk önce kötülükten arınmalısınız, namaz ve diğer ibadetlerde bunu yapıyor. İbadetlerinizle siz kötülükten arındıkçada ibadetleriniz sizi bir sonraki safhaya taşıyor, o da manevi yükselişe ve Allaha yakınlaşmaya. İbadetlerimizin ilk amacı bizi cehennemden korumak, kötülükten arındırmak sonraki amacı manevi yükseliş, cennete yükseliş. O yüzden bazı insanlar ibadet ediyor ama kötülükten vazgeçemiyor, en basiti çevresine sürekli zulmediyor. Neden, çünkü onlar ibadetlerini bir sevap kapısı, cennete girmenin bir kapısı olarak görüyor, kötülüklerden arınmanın bir yolu olarak görmüyor. Namazı kılarsam cennette köşkü kaptım diyor ve namazla işin bittiğini sanıyor. Bu algıyada kim sebep oldu? Tarikat ve cemaatlar. Namaz kılarsanız şu kadar bin sevap, namaz kılarsanız şu kadar cennette köşkünüz olacak diye diye, insanları kandırdılar, namazın cennete girmenin sihirli bir anahtarı olduğuna inandırttılar

Böyle değilmi? Değil. Üzerinizdeki kötülüklere ve günahlara ne olacak? Örneğin; namaz sizi kötülüklere karşı koruyor, bir güvenlik duvarı örüyor çevrenizde ve bir kötülüğün size bulaşmasına engel oluyor, ama ne pahasına bunu yapıyor, bunu hiç düşündünüzmü? Yaşamanız gereken bir olumsuzluk var ve namaz bunu berteraf ediyor, ne pahasına ediyor bunu hiç düşündünüzmü? O musibeti berteraf etmek için bir enerji harcıyor, nereden geliyor o enerji bunu hiç düşündünüzmü? Düşünmediniz değilmi? Bu incelikleri düşünmediğiniz için zaten, ibadetlerimizi yanlış yorumluyor yanlış uyguluyorsunuz. İzah edelim; sabah namazını kıldığınızı ve o sabah kaderinizde birisiyle bir yerde tartışma yaşamanızın takdir edildiği, namazınızında o tartışmaya engel olduğunu varsayın, bir olumsuzluktan sizi koruduğunu, sabah namazıyla bunu nasıl yapıyorsunuz? Sabah vaktinde kıldığınız namazın sevabıyla bunu yapıyorsunuz, yaşamanız gereken o tartışmaya namazınızı fidye olarak vererek yapıyorsunuz. Siz sürekli namazdan kazandığınız sevapları fidye olarak verirseniz, ahiret hayatına sevap kalırmı? Kalmaz. Değerli dostlar; insanların üzerinde o kadar lanet ve beddua varki, namaz can havliyle o lanet ve beddualara karşı size korumaktan cenneti düşünecek bir zamanı yok. Üzerinizdeki kaza ve musibetlerin size bulaşmamasıyla o kadar meşgulki, bırakın cenneti, günün sonunda sizi sağ salim eve getirirse buna razı. Ne yapmalısınız bu durumda? Kefaret oruçlarına yönelmelisiniz. Başka bir ibadetle namaza destek çıkmalısınız. Oruç o musibetleri kaderinizden silebilen bir ibadet. Oruçla üzerinizdeki musibetleri kaldırır, namazlada o arınmışlığı korur ve maneviyatın tadını çıkarırsınız. Üzerinizdeki bu günah yükü olduğu müddet ama, oruçlada namaza destek olmadığınız müddet, bizce sadece namaz ibadetini yaparak cennet hayallerini kurmayın, bu dünyada kıçınızı kurtarabiliyorsanız, komşularınıza ve çevrenize nazaran size bir gram daha az musibet ve kaza isabet ediyorsa, şükredin deriz.

Hocam kılmadığımız namazlardan ötürü günah yüklenmedikmi? Evet, yüklendiniz. Kaza yapma şansımız yoksa, o günahlardan nasıl kurtulacağız? Tövbe. Samimi bir şekilde Allaha yönelin ve tövbe edin ve bir daha namazlarınızı aksatmayacağınıza söz verin. Samimi bir tövbe ve pişmanlığı Rabbimiz her zaman kabul eder. Tövbeninde ama bir defalığına mahsus kabul edildiğini unutmayın. İkide bir namazı bırakıp tövbe ile olayı geçiştirmeye çalışırsanız, bunun işe yaramayacağını biliniz. Bir konuda tek bir tövbe şansınız var, tek kurşun, onuda doğru zamanda kullanın. Namazı ikide bir aksatırsanız ne olur? Demek namaza hazır değilsiniz. Böyle bir durumda ilk önce efaret oruçlarına yönelin ve yaşantınızla atalarınızla yüzleşin deriz. Hocam kılmadığımız namazların sevaplarına ne olacak? Onlar geçmişte kaldı, o vaktin içinde kaldı. Ben o sevaplarada talip olmak istiyorum diyorsanız, o zaman geçmişte kılamadığınız namazların kazası niyetine namaz kılın deriz. Siz kazaya niyet edersiniz, Rabbim kıldığınız o namazları bir şekilde hanenize yazar. Namaz kılarak yanlış yapamazsınız, bizim anlatmak istediğimiz namazın kazası olmadığı. Bugünlerinizde namaz kılmıyorsanız, bunun ileride telafisi olmadığını bilmenizi istiyoruz. Şeytan sizi kandırır, sonra kılarsın, kazasını yaparsın der ve vakit namazından sizi vazgeçirmek ister. Bizde size şeytanın dediğini diyebilirdik; sorun değil, takma kafana, ileride kazasını yaparsın diyebilirdik, ama üzgünüz biz şeytan değiliz, size hakikatı söylemek zorundayız, o da namazda kaza diye bir şeyin olmadığı. Namazsız geçirdiğiniz hergün, geri dönüşü olmayan bir gün olduğunu lütfen biliniz. Bizim görevimiz sizi bilgilendirmek, hayat sizin, karar sizde. Yaşlandığımda, rahata kavuştuğumda ben namazımı ve kazalarımı kılarım diyorsanız, bilinki namazda böyle birşey yok. Örneğin oruçta var. Geçmişte tutamadığınız ramazan oruçlarını tutmak zorundasınız, hayatınızın herhangi bir döneminde kazasını yapabilirsiniz. Namazda ama bunu yapamıyorsunuz, namaz o vakite has. Siz yinede geçmişte kılmadığım namazları kılmak istiyorum diyorsanız, elbette kılınız, içim rahat etmiyor, kılsarsam kendimi daha rahat hissedeceğim hocam diyorsanız, elbette kılınız, Allahın huzuruna çıkmak secdeye varmak buna kim hayr diyebilir. Kaza namazınızda bir bahane olmuş olur, Allahın huzuruna çıkmak ve Allaha secde etmek, sevap kazanmak ve huzur yakalamak için bir bahane olmuş olur o kadar.

İstisna. O gün kılamadığınız vakit namazların kazasını akşama eve geldiğinizde yapın. Bunun nedenide namazdan kopmamanız için. Eğer gün içinde kılmadığınızı o akşam kaza etmezseniz, bir sonraki günlerde namazdan kopar gidersiniz. Kaza namazlarını eda etmenizin böylesine güzel bir yönü var, o da namazdan kopmamanızı sağlamak. Gün içinde kılamasanız dahi, onun kazasını yaparak namaza olan bağlılığınızı teyit etmiş oluyorsunuz. Gün içinde kılmadığınız namazları akşam eve vardığınızda kaza edin, kaza ederek bi'nevi şeytanlarınızı cezalandırır, namazdaki kararlılığınızı göstermiş olursunuz. Bu bir sonraki gün vakit namazlarını kaçırmamak için daha gayretli olmanızı sağlar. Nasıl olsa akşama kılmak zorundayım der ve vakit namazlarını kaçırmama konusunda daha bilinçli hareket edersiniz. Günlük kazalarınızı kaçırmayın, 10-20 yıl önceki kaza namazlarınız içinde bol tövbe edin. Tövbe sizi tatmin etmiyorsa, geçmiş yıllarda kaçırdığınız vakit namazların kazasını yapmadan içinize huzur girmeyecekse, o zaman bol kaza namazı kılın. Allaha yönelerek kıbleye yönelerek namaz kıldığınız müddet, ne niyete olursa olsun namazda yanlış yapamazsınız. Bol namaz kılın inşallah, bilhassa vakit namazlarını kaçırmayınız. Eğer namazda zorlandığınızı, hayatınızda aksiliklerin bitmek bilmediğini görüyorsanız o zaman kefaret oruçları, sadaka ve fakirleri doyurma gibi diğer farz ibadetleri günlük hayatınıza ekleyin ve günlük namazlarınızın yükünü hafifletin.