bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler............ "Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir" (Mücadele Süresi; 58).
5 vakit namazın altındaki hikmet Mükemmel bir düzenin içinde yaşıyoruz. Allahın yarattığı bu düzenide ne kadar araştırsanız ne kadar derinine inseniz, o kadar hayretler içine düşüyor, bir o kadar da ibadetlerimizin günlük hayatımız için önemini anlıyorsunuz.
Neden bize 5 vakit namaz farz kılındı, neden 6 veya 7 veya 40 vakit değilde 5 vakit, bunu hiç merak ettinizmi? Namaz elbette bizleri kötülüklerden koruyor, ama nasıl koruyor bunu biliyormusunuz? Neden 40 vakit değilde 5 vakit, bunun nedenini biliyormusunuz? Bu yazımızda sizlere inşallah bunları açıklayacağız. Hepsinin altında çok basit ve mükemmel nedenler var. İbadetlerimiz evren ile uyumlu, nasıl uyumlu bunu bu yazımızda size izah edeceğiz, ifşa edeceğiz inşallah.
Bölüm 3
Yazımızın ilk iki bölümünü "namaz bölüm 5" başlığı altına ekledik, ilk iki bölümü kaçıran veya tekrar okumak isteyenler yazımızı orada bulabilir. Bu bölümde sizleri yine bir diagramla bir müddet baş başa bırakıp bilgilerin içinize sinmesi için size biraz zaman tanıyacağız inşallah.
Çakracıların doğru bildikleri yanlışlar nelerdir diye merak ediyorsanız, bu sorunuzun cevabını bu diagram çok güzel veriyor; iki farklı uygulama, iki farklı tanımlama? Hangisine inanalım; tabiiki astroloji, çünkü astrolojide astronomi ilmini görebiliyorsunuz. Astrolojide elde ettiğiniz bilgileri astronomi ilmiyle teyit edebiliyorsunuz, çakra uygulaması ise tamamıyla gaypla ilgili, dolayısıyla verdikleri bilgileri fiziki alemde doğrulama şansınız yok. Astrolojistler sürekli gelecekle ilgili öngörü içine girmese, aslında ellerinde gayet güçlü, bilimsel ve en önemlisi İslamla uyumlu bir uygulama var. Biz astrolojistlerin verdikleri bilgilerin ilahi düzenle uyuştuğunu görüyoruz, çakracıların ise değil. Örneğin çakracılar boğaz çakrasını iletişim ve aktarım merkezi olarak görüyor, bu da mesela doğru değil. Boğazda bulunan enerji noktası iletişim enerjisi içermiyor, sınır ve olgunluk gibi enerjileri içeriyor. Halk arasında "boğazıma kadar geldi, yeter artık" söylemleride, yani boğazı bir sınır olarak tanımlayan söylemlerde bunun güzel bir tezahürü. Örneğin çakracılar kalp çakrasını sevgi ve duygu merkezi olarak görüyor; bu konuda haklıllarmı? Değil, bu konuda da yanılıyorlar. Sevgi ve duygu kalpte açığa çıkabilir, fakat o duygunun açığa çıkmasına sebep olan enerjinin kaynağı orası değil. O duyguları açığa çıkaran enerjinin merkezi rahim bölgesinin olduğu enerji noktası (venüs).
Çakracıların nasıl bir hataya düştüğünü görüyorsunuz değilmi; onlar bir bölgeye bakıyor, burada kalp varsa sevgide buradan kaynaklanmalı diyor, bu bölgede ses telleri varsa, iletişimin merkezide burası olması gerek diyorlar. Onların organlara göre bölgeleri tanımlamalarıda onları tuzağa düşürüyor. Halbuki bilmeleri gerekiyordu, eylemi gerçekleştiren organ ile o eylemin gerçekleşmesini sağlayan enerjinin aynı yerde olmadığını, olmaması gerektiğini bilmeleri gerekiyordu. Örneğin; ses telleri boğazda ise, iletişim enerjisininde orada olmak zorunda olmadığını bilmeleri gerekiyordu. Neyse, onlar kaçırdı, sizse şimdi doğruları biliyorsunuz.