• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler............     
"Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir" (Mücadele Süresi; 58).


 




kefaret oruçları ve 10 gün
örtünme vs temiz kalp
gıybet ve kurtcuklar
sihir ve örümcekler

cemaatler, ilahiyatçılar ve tarikatlar bölüm 10 (1)- cihat ne zaman hak?



Günümüzün tarikat ve cemaatleri maalesef batı tarafından ele geçirilmiş. Hangi İslam ülkesine bakarsanız bakın, bir darbenin arkasında bir ülkenin çöküşünün arkasında satılmış cemaat ve tarikatlar görüyorsunuz. Cihat ve şeriat gibi kavramlar ile Müslümanlar kandırılıyor, sonrada İslama değil batının amellerine hizmet eden proje ve çatışmaların içine sürükleniyorlar. Durum bu olunca bizler onca gencimizi batıya kaybediyor, İslamın yara almasına mani olamıyoruz. Biz bu yazılarımızla üzerimize düşeni yapalım; bir hocanın ajan olup olmadığını, bizleri kullanmak istediğini nereden anlarız? Bunun çok basit bir formülü varmı ve cihat ne zaman hak? Yazımızın konusu bunlar, sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz.

Sayın okurlarımız; bu yazıları faydalı buluyorsanız lütfen bunları kendinize saklı kılmayın ve çocuklarınızdan çevrenizdeki eş dostlara kadar herkesle paylaşın. Biz yıllarca kimseyle bu bilgileri paylaşmadık ve paylaşmayıda düşünmüyorduk, taa ki birileri; hocam bu bilgileri paylaşmazsanız bunun bir vebalı var deyinceye kadar. Bilgi paylaşmayı zorunlu kılar. Bu bilgilere sahip oluyor ve faydalı görüyorsanız, vebal altına girmemek için lütfen paylaşınız. Bunuda bir yük olarak değil, sevap zinciri (piramit sistemi) gibi düşününüz. Biz bu yazılarımızı gençlerimizin İslam dinini daha iyi anlaması ve daha bilinçli yaşaması için tasarladık. Biz bu yazılardan Allah rızası dışında hiç bir menfaat ve çıkar beklemiyoruz. Websitemiz kendi alanında en çok tıklanan sitelerden birisi olmasına rağmen, site içinde reklam bile kullanmıyoruz.

Tek amacımız faydalı gördüğümüz bu bilgileri sizinle paylaşmak. Gençliğimizin ve dinimizin geleceği için lütfen paylaşınız.

İslam kendi aklınızı kullanmanızı ve farklılıklara hoşgörülü davranmanızı ister: Kuran-ı Kerimi incelediğinizde Allahu Taalanın Ayetleri ikiye ayırdığını görüyorsunuz, bazen konuya doğrudan giriyor bazen etrafında dolaşıyor. Doğrudan konuya girdiğinde buna muhkem Ayetler diyoruz, dolaylı yoldan girdiğinde müteşabih. Hangi konulara doğrudan giriyor hangilerine girmiyor diye konuyu biraz daha derinden araştırdığınızda, imanınızı sıkıntıya sokacak konulara doğrudan girdiğini, sıkıntıya sokmayacak konulara ise geniş açıdan yorum getirdiğini görüyoruz. Örneğin; namaz kıl, oruç tut, haramdan uzak dur, zina etme, kumar oynama, Allaha şirk koşma gibi imanınızı sıkıntıya sokacak konulara doğrudan değiniyor.

Diğer konularda ise sınırları çiziyor, o sınırların içinde size özgür yorum hakkı tanıyor. Neden? Fikir ve görüşte değişiklik olsun diye! Allahu Teala İslam inancını siyah ve beyaz gibi iyi ve kötüden ibaret değil, içinde çeşitli renkleri barındıran bir inanç sistemi olsun istemiş. Bu inancı kurarkende kişilere bir yorum payı bırakmış. O yüzden müteşabih Ayetler üzerinde insanların binbir çeşit farklı görüşü var. O görüşlerin sapkın boyutta olmadığını nereden anlıyoruz? Başka Ayetlerden. Bir Ayetin sınırlarını başka Ayetler çiziyor. Birisi sapkın bir yorum getirmişmi getirmemişmi, onu o Ayete bakarak değil başka Ayetlere bakarak anlayabilirsiniz. Kur'an-ı Kerim bir bütün. Ayetleri ele aldığınız zamanda bir bütün olarak ele almalısınız.

Devam edelim; doğa nasıl binbir çeşit bitki örtüsünden oluşuyorsa, Allah insanında farklı kıyafet farklı görüş farklı zevklerden ibaret olsun istemiş. Allah tek tip insandan hoşlanmaz. Bu Allahu Tealanın haşa hayal gücünden yoksun, yaratmakta sınırlı olduğu imajını verir. Böylesine bir imaj oluşmaması içinde Allah ne yapmış, bizleri farklı zevk ve renklerde yaratmış. Günümüzde yaşadığımız ne ama; Allah bizlere yorum payı tanırken farklılıklara vurgu yaparken, başkaları (tarikat ve cemaat) bu yorum hakkını elimizden alıp bizleri tek tip insan tek tip müslümana dönüştürme derdinde. Örneğin; çarşaf ve sakal. Birileri Ayetlerin
çizdiği sınırların dışında İslama yorum getiriyor, kendileri dışındakilerede yorum hakkı tanımıyor. Günümüzde birileri maalesef İslamı kendi tekeline almış, sahiplenmiş ve kendi hastalıklı zihniyeti doğrultusunda tek tip Müslüman oluşturma çabası içinde.

Özetlersek; Ayetlerin çizdiği sınırları bilelim ve bu sınırlar içinde farklılıkları doğal ve hoş karşılayalım. Sınırların dışından hareket edenlerden de uzak duralım. 1) Aklınızı lütfen kimseye kiraya vermeyin. Allah bile aklınızı hipotek altına almazken siz neden aklınızı başkalarına teslim ediyorsunuz. 2) Kimseye yaşantınızı zorunlu kılmayın. Allah bile belirli bir yaşantı ve giyim tarzını yeryüzüne zorunlu kılmazken sizler neden kendi görüşünüzü, yaşantınızı yeryüzüne hakim kılmaya çalışıyorsunuz?
 

Cihat nedir? İlk önce cihatın tanımını yapalım; Allahın emirleri doğrultusunda yaşam sürdüren, sürdürmeye çalışanların çabasına cihat denilir. Yaptığınız işi Allah için, Allahın emri olduğu için yapıyorsanız yani yaptığınız işin ucu Allaha dayanıyorsa o zaman o söz ve eyleme cihat denilir. Allahın rızasını kazanmak için yapılan her niyet, düşünce ve eyleme cihat denilir. Buraya kadarını hepiniz biliyorsunuz, şimdi size bilinmeyeni anlatacağız, o da iki tür cihatın olduğu. Birisi bireylerin cihatı diğeri ise ÇOĞUNLUĞUN cihatı! Herkes size cihattan bahseder, bunun Allahın bir emri olduğunu söyler, size söylemedikleri ama; iki tür cihatın olduğu ve biri için geçerli olan kuralın diğeri için geçerli olmadığı!

Eğer bir kişi size cihata çağırıyorsa kişiye şu soruyu sorunuz; hangi cihata çıkmamızı istiyorsunuz, kendi cihatımızamı yoksa çoğunluğun cihatınamı?

- Bireylerin cihatı nedir? Kendi hayatınızla ilgili eylemlere bireylerin cihatı denir. Örneğin; mesleğinizi en düzgün şekilde icra etmej, helal rızık kazanmak, akraba ve komşularla iyi geçinmek, güzel giyinmek, güzel konuşmak vs. Bunları insanlık adına yapıyorsanız o zaman iyi bir insansınız, Allah için yapıyorsanız ama Allahın bir emri olduğu için, Allahı gözönünde bulundurarak yapıyorsanız ama o zaman siz iyi bir Müslümansınız, Allah için yaptığınız içinde cihat içindesiniz. Özet: kendi hayatınızı içeren eylemler bireysel cihata girer. 

- Çoğunluğun cihatı nedir? Cihata çağrıldığınız şey kendi hayatınızla ilgili değilde toplumla ilgili ise buna çoğunluğun cihatı denilir. Örneğin; bir kitleyi sokağa veya savaşa çağırmak gibi. Bir eyleminiz kendinizi değilde toplumu ilgilendiriyorsa, buna çoğunluğun cihatı denilir. 

- Bireysel cihat ile çoğunluğun cihatı arasındaki fark ne? Bireyleri ilgilendiren cihatların kararını Allah o bireylerin kendisine, toplumu ilgilendiren cihatlarda ise çoğunluğun onayını şart koşmuş! Şıhlarınızın sizden gizlediği noktada bu. İki tür cihat var; birisi kişilerin cihatı diğeri ise toplulukların cihatı. Birisinin kararını siz kendiniz veriyorsunuz, diğerinin kararını ise o toplum önderleri. Farkı anladınızmı? Örneğin; şıhınız size sabahtan akşama kadar cihattan bahsedebilir, sizi ama İslam adına millet ve toplum adına cihata çağıramaz. Neden? Çok basit, toplumu temsil etmiyor!

Toplum tarafından seçilmiş deği, toplumun yüzde birlik bir kesimini ya temsil ediyor ya da etmiyor. Toplumun çok az bir kesimini temsil eden biriside o toplum adına karar veremez. Verirse, bu Allah nezinden meşru olmaz. Allahu Teala savaş ve din gibi toplumun tamamını etkileyebilecek konularda cihat çağrısının ancak ve ancak çoğunluğun kararıyla alınabileceğini söylüyor. Bu tür cihat çağrıları çok büyük acılara sebep olabileceği, ülkeleri yıkıma sürükleyebileceği için, toplumu ilgilendiren cihat kararları alınmadan öncesi Allah, topluma önderlik eden liderlerin bir araya gelmesi ve istişare etmesini şart koşmuş. Kendi hayatınızla ilgili kararı kendiniz verebilirsiniz, çünkü yanlış bir iş yaptığınızda sadece kendinize yapmış oluyorsunuz. Çoğunluğu ama bir işe ittiğinizde milyonlar hatta milyarlar bundan etkileniyor.

Örneğin; cihat çağrılarına kanıp İslam ülkelerine cihata koşan ve o ülkelerde kaosa sebep olanlar. Bunun önüne geçmek içinde Allah, toplum ve islam adına konuşmayı bireylere yasaklamış. Çoğunluk namına kararlar almayı ancak o çoğunluğun seçtiği liderler alabilir demiş. Örneğin; özgür suriye ordusunun cihatı hak çünkü suriye halkının çoğunluğunun istişare ve desteği sonucu bu karar alındı. PKK'nın cihatı ve cihat çağrıları ama hak değil çünkü kürt halkının çoğunluğunun onayı ve desteği bu kararda bulunmuyor. Elbette, çoğunluğun bir karar alması, bunun Allah nezdinde doğru bir karar olduğu anlamına gelmiyor. Biz size sadece kuralları anlatıyoruz.

Örneğin; erdoğan insanları cihata çağırabilir çünkü çoğunluğu temsil ediyor. Kılıçdaroğlu ama sokağa çağrı yapamaz çünkü çoğunluğu temsil etmiyor. Umarız olayı anlamışsınızdır? Eğer Allahu Teala çoğunluğun seçtiği kişiler dışında, bir de bireylere o hakkı tanımış olsaydı o zaman sahte şıhlar tarafından dünyanın farklı yerlerine gönderilen cihatçılardan Allahta sorumlu olurdu! Siz yabancı ajanların tuzağını düştükçe, işid, el kaide, pkk ve fetö gibi örgütler kuruldukça Allahta bundan sorumlu olurdu. Bu vebalden kurtulmak, sorumluluğu sizin omuzlarınıza yüklemek içinde Allah ne yapmış; çoğunluğu ilgilendiren cihatlarda çoğunluğa danışın kuralını getirmiş, topu çoğunluğa atmış.

Ya çoğunluğun başındaki lider bozulduysa, kötüyse ne olcak?
Başınızdaki liderin kötü olup olmadığı kararını siz kendiniz veremezsiniz. Ona bakarsanız ülkemizde %30'luk bir kitle erdoğanın ülkeyi felakete sürüklediğine inanıyor. Bizim gibi %70'lik bir kitlede bu sıkıntılı günlerde iyiki öyle birisi var diyor. İnsanların şahsi görüşleri farklı olabileceği için, toplumu ilgilendiren konularda Allah istişare ile hareket etmenizi farz koşmuş. Şimdi; varsayalımki toplumun kanaat önderleri ile danıştınız ve bu istişareler sonucunda liderinizin vatana ve millete ihanet içinde olduğu ortaya çıktı, o zaman yine ülkeyi yakıp yıkamaz ve cihat çağrısı yapamazsınız.

O kötü lider nasıl başa geldiyse, onu ancak o yoldan indirebilirsiniz (seçimse seçim darbeyse darbe). İslam hakkında birşey dikkatinizi çekmiş olmalı, o da sabır ve bir yanlış yapıyorsanız onun bedeli size ödetişdiği. Eğer bir yanlış yaptığınızı anladıysanız, onun bedelini ödemeye hazır olmanız gerekiyor. Yanlışınızın bedelini ortalığı yakıp yıkarak, sabır içermeyen, şiddet içeren eylemler ile düzeltemezsiniz. Varsayalımki seçime gidiyor ve o kişi yine seçiliyorsa, o zaman ya siz şahsi düşünüyor ve o lider kötü değil ya da toplum olarak demek bunu hak ediyorsunuz, bir çöküş dönemi içindesiniz. İslamı anlamak aslında sanıldığı kadar zor değil, İslam dini trafik tabelaları gibidir, yolunuzu kaybetmemeniz, çevreniz hakkında sürekli farkındalık içinde olmanız için size sürekli yol gösterir.

Örneğin; kötü bir kişi tarafından yönetiliyorsanız o zaman ülkeniz yokluk ve yoksulluk içinde, bir çöküş dönemi içinde olur. Eğer ama ülkeniz refahını artırıyor, bir yükseliş içindeyse o zaman başınızdaki liderin iyi olduğunu çıkarabilirsiniz. Allah kişinin niyetini dışa, hayatına ve çevresine yansıttığı için, kişinin kendisine bakmadan, sadece sebep olduğu şeylere bakarak onun ne mal olduğunu rahat çıkarabilirsiniz. Yani liderinizin kendisine bakmanıza bile gerek yok, ülkenizin gidişatından başınızdaki liderin iyi olup olmadığını anlarsınız. Kötü çıktığı zamanda, nasıl onu başa getirdiyseniz ancak o yol üzerinden indirebilirsiniz. Darbeyle, sokak olayları, döviz manipülasyonları ile indirirseniz ne olur; hile yapmış kendinizin koyduğu kuralları çiğnemiş olursunuz.

Böylesine bir durumda Allah nezdinde siz hak olmaz, Allahın gazabını üzerinize çekersiniz. Cihat çağrılarına gelirsek, çoğunluğa sırtınızı dönerek kendi kafanızca toplum adına kararlar vermeye kalkışmayın ve toplum adına kararlar vermeye kalkışan azınlıkların peşinde de koşmayın. Bakınız; çoğunluğun lideri arkasından koşarsanız size günah yüklenmez. Bu karar çoğunluğun istişaresi ile alınan bir karardı der Allah, kullarım benim tavsiyemi dinledi der ve sorumluluğu kendisi üstlenir. Azınlıkların peşinde koşarsanız ama o zaman böyle bir özrünüz olmaz. O gurubun işlediği her suça ortak olur, onlarla birlikte hesaba çekilirsiniz. Çoğunluğun liderine güvenmiyorsanız, o kişi hangi yolla geldiyse o yoldan devirin. Seçimle geldiyse seçimle silahla geldiyse silahla.

Kıssas kıssas. Kıssasın dışına çıkar, kişinin geldiği yoldan değilde onu farklı bir yoldan devirmeye kalkışırsanız (gezi olayları) Allahın kuralını çiğnemiş olur, yaptığınızdan hesaba
çekilirsiniz.

2. Bölümde devamı gelecek....




 
hz muhammed
hz isa
sadaka
nasuh tövbesi
kelimelerden türemiş hurafeler
yapay zeka ve şeytanlar