• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler............     
"Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir" (Mücadele Süresi; 58).


 




kefaret oruçları ve 10 gün
örtünme vs temiz kalp
gıybet ve kurtcuklar
sihir ve örümcekler

uzaylılar ve melez ırk bölüm 1 (1)- hayat rehberiniz kim?


Son dönemlerde kanal 24'de yayınlanan "kayıt dışı" veya beyaz tv'de "ne var ne yok" gibi programlar popüler hale geldi. Bu tür pogramlar genelde nerede kafayı yemiş bir araştırmacı varsa onları bulmayı beceriyor sonrada konuk ediyor. Bu tür programlarda neye inandığınız neyi savunduğunuz önemli değil, tam aksi iddialarınız ne kadar uçuk olursa o kadar iyi, o kadar çok kendinize bu tür programlarda yer buluyorsunuz. Birilerinin kıçlarından uydurduğu bu hikayeleride insanlar maalesef seve seve satın alıyor. Maalesef diyoruz, çünkü İslam dini bizlere kesin bilgi olmayan konulardan uzak durun diyor. Neden bunu diyor? Değerlerinizi kaybetmeme, baatıl inançların içine sürüklenmeme, topluma hurafeler sokmama, zanna girmeme, var olmayan şeyler varmış gibi anlatıp yalancı duruma düşmeme, Allahın yaratmadığı şeyleri yaratmış gibi lanse ederek Allaha iftira atmamanız gibi nedenlerden ötürü uzak durmanızı istiyor.

Maalesef ama merak daha ağır basıyor ve insanlar birilerinin uydurduğu şeylerin peşinden koşmayı bırakamıyor. Bu programlarda ele alınan bir çok konu okurlarımız tarafından bizede soruluyor. Bu tür konuları girmemeye ne kadar çok dirensekte, o kadar yanlış bilgi dolaşıyorki, sizlerin yoğun talebi üzerine bu hurafe bilgilere daha fazla kayıtsız kalamadık. Umarız bu yazılarımızdan ihtiyaç duyduğunuz ilhamı alır ve bu konulardan uzak durursunuz. Sizlere hayırlı ve ayınlatıcı okumalar dileriz.


Kesin bilgi yoksa, İslam dini o konudan uzak durun, o konu hakkında münakaşaya girmeyin der! Bu konuda rehber almanız gereken Ayet Ashab-ı Kehf hakkında indirilen Ayet; “Karanlığa taş atar gibi; üçtür, dördüncüsü köpekleridir, diyeceklerdir. Veya beştir, altıncıları köpekleridir, derler. Yahut: Yedidir, sekizincileri köpekleridir, derler. Onların sayısını en iyi bilen Rabbımdır, de. Onları pek az kimseden başkası bilmez. Bu yüzden onlar hakkında bu kısa anlatılanların dışında kimseyle tartışma ve onlar hakkında kimseden bir şey sorma.”. (Kehf Süresi, 22). Kehf Süresi gizemli şeyleri ele alıyor, Kehf Süresinin 22. Ayetide bizlere bilinmeyenlere nasıl yaklaşmamız gerektiğini anlatıyor. Bilinmeyenler hakkında insanların çok şey ortaya atacağı, sizlerin ama kesin bilgi olmadığı müddet bu tür konular hakkında kimseden bilgi almamanız gerektiği ve kimseyle bu konularda tartışmaya girmemiz gerektiğini söylüyor.

İslam dini kesin bilgi olarak neyi kastediyor? Kesin bilgi olarak Kur’an-ı Kerim veya kendi gözünüzle gördüğünüz ve gördüğünüze şahitlik edecek dört kişinin olduğu olayları kastediyor. Bakınız bu çok ilginç, İslam dinine göre birşeyin kesin olması için kendi gözünüzle görmeniz kendi kulağınızla duymanız dahi yetmiyor, o olaya şahitlik edecek 3 kişi daha göstermeniz gerekiyor, toplam 4 kişi. Örneğin; ben bir uzay gemisi gördüm demeniz, İslam dini için yeterli bir delil değil. İslamda göz boyması diye bir kavram var, cinler insanlara var olmayan şeyleri gösterebilir, ama cinler göz boyaması ile aynı anda dört kişiyi kandıramaz. O yüzden kendi gözünüzle görmeniz veya kulağınızla işitmeniz dahi İslam dininde kesin bilgi olarak sayılmıyor, dört şahit göstermeniz bekleniyor.


Rehberiniz kim? Varmı bir rehberiniz? Biz Müslümanlar kendimizi ne kadar çok lütufta hissetsek az, bizler herşeyin bilgisini içeren bir rehbere sahibiz; Kur’an-ı Kerim. Bu rehber bizlere helal ve haramın ne olduğu, gerçek ve hurafenin ne olduğunu anlatıyor. Mutlak doğru nedir onun bilgisini içeriyor. "Ve o, gerçekten kat’î bilginin ta kendisidir" (Hakka Süresi; 51). Yapmanız gereken tek şey açıp türkçe mealini okumanız. Bu çok büyük bir lütuf, çünkü bizlere bir bilgi geldiğinde bu bilgiyi teyit etme şansına sahibiz. Bir bilgi geldiğinde ilk önce Allah ne diyor buna bakma sonrası kararımızı verme lütfuna sahibiz. Ya böylesine bir rehbere sahip olmayanlar? Onlar işittikleri her olaya neden olmasın gözü ile yaklaşıyor. Yaşadıklarını bir makamla teyit etme şansına sahip olmadıkları için, yaşadıkları veya duydukları her olaya acaba olabilirmi veya neden olmasın bakış açısıyla yaklaşıyor.

Bu bir sorunmu; açık görüşlü olmaları bir sorunmu? Hemde çok büyük bir sorun, bilhassa bu uzaylı meselesinde çok büyük bir sorun. Neden? Bakınız, küreselci satanistler dünyaya ve insanlığa sahiplenmiş, bilhassa genç nesillere ve bu genç nesle kendilerinin belirlediği inanç ve yaşam tarzını aşılamak istiyor. Nesillerimizi yöresel kültür ve inançlardan koparıp günümüz nesillerine yeni bir ortaya çıkış hikayesi sunmak istiyor.

Örneğin; bunlar düne kadar insanın maymundan türediği inancını yaymak istedi, bugün ise uzaylılar inancını yaymak istiyor. Bu inancın yaygınlaşması içinde her türlü iletişim aracını kullanıyorlar. Bu bilgi kirliliği içinde de kötünün dünyaya hakim olduğu bir çağda da sapık inançlara sürüklenmemek için her zamandan çok daha dikkatli olmalıyız. Yalanların dünyaya hakim olduğu bir dönemde Rabbime şükür, bizler bizi aydınlıkta tutacak yolumuzu hak yolda tutacak, gelen bilgilerin doğruluğunu teyit etmemizi sağlayacak bir rehbere sahibiz; Kuran-ı Kerim. Anlayanlar için bu çok büyük bir lütuf.

Örneğin; uzaylılar varmı? Kur'an-ı Kerim bizlere uzaylıların olmadığını söyler. Bu rehbere iman eden uzaylılara inanmaz, çünkü kutsal kitabımız yok böyle birşey der. Kur'an-ı Kerimi rehber olarak görmeyenler ise, uzaylılar var olabilir neden olmasın mantığıyla olaylara yaklaşır. Rehberimize iman edenler baştan kapıyı kapalı tutar, inanmayanlarsa her türlü inanca açık olur. Hayat felsefesi ve yaşam tarzına göre herşeye açık olur. Uzaylılar var diyenleri dinlemekte ne mahsur var diyorsanız; uzaylılara inananları dinlediğiniz kadar uzaylılara inanmayanlarıda dinliyorsanız sorun yok. Uzaylıları araştırdığınız kadar Kur'an-ı Kerimide araştırıyorsanız o zaman sorun yok. Tüm bilgileri toplar sonrası kararınızı verirsiniz. Fakat siz bunu yapmıyorsunuz. Sorunda burada. Siz tek tarafı dinliyorsunuz. Uzaylıların varlığına inananların peşine takılmış gidiyorsunuz.

İki; Allah uzaylıların var olmadığını söyledikten sonrası birilerini halen dinlemek ne kazandırır size? Allahın yok dediği birşeyin peşinden koşturmak size ne kazandırır? Allahı yalancımı çıkarmaya çalışacaksınız, yani ne elde edeceksiniz? Örneğin; Allah şeytandan uzak durun dedikten sonra, ya birde şeytanı dinleyelim birde cennetten kovulmanın sebebini ondan dinleyelim demeniz size ne kazandırır? Kafa karışıklığı, sapma ve Allah'a asi gelmek dışında hiç birşey.


Ağzınızdan çıkan her kelimeden hesaba çekileceksiniz: "Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur" (İsra Süresi; 36). Bunda hiçbir şey yokmuş gibi kesin olmayan konuları ağzınızdan düşürmüyorsunuz, bilinki bundan hesaba çekileceksiniz. Anlattıklarınız gerçek değilse, Allaha iftiraya giriyorsa yalana giriyorsa bilinki bunun vebali çok büyük.

Sınırlar neden önemli? İslam inancı yaşantınızın her noktasına el atar. Başka hiçbir inanç böylesine kapsayıcı ve düzenleyici bir içeriğe sahip değil. Örneğin; İslam dini yaratılış hikayesi ile evinizin temelini atıyor, mahşeri sorgu ile çatısını oluşturuyor, haram olan şeyleri anlatarakta evinizin duvarlarını dikiyor. Evimizin temeli nereden geldiğimizi bize anlatır, çatısı nereye gideceğimizi, duvarlarımızda bizlere yerden çatıya doğru yükselirken yani ahiret hayatı yolcuğuna çıkarken hal ve harektlerimizin sınırlarını belirler. Nereden geldiğimiz nereye gideceğimiz yere kadar İslam dini bizlerin en temel suallarımızı cevaplıyor. İnsanoğlu fıtratı gereği hayatın amacını bilmek, nereden geldi nereye gidecek bunu bilmek ister. Bi nevi açıkta yaşamak istemez. İlla üstünde bir çatı altında da bir temel olsun ister. Müslümanların bu fıtri ihtiyaçlarınıda dinleri tarafından karşılanıyor. Ya diğer insanlar? Diğer insanlarda bu tür masallarla ihtiyaçlarını karşılıyor. Herkesin damak tadına göre bir hikaye uyduruyor ve piyasaya salıyorlar.

Örneğin; melez ırk teorisi. Bu teoriye göre yarım milyar insan uzaylılar tarafından kaçırıldı, hamile bırakıldı ve yeryüzüne geri gönderildi. Bir çoğunuz şimdi, böyle bir saçmalıkmı olur diyecek. O zaman günaydın diyelim size; eğer uzaylılara inanıyorsanız bu tür iddiaları reddetme şansınız yok. Size birisi uzaylıların insanları hamile bıraktığını söylese sizde saçmalama deseniz, size vereceği yanıt; madem uzaylıların varlığına inanıyorsun, hayatlarımıza müdahale etmeleri edebilmeleri neden saçma olsun? Ne yanıtı vereceksiniz. Uzaylıların varlığına inanıyorsanız geçmiş olsun size, çünkü zaman dilimi içinde uzaylılarla ilgili tüm hikayeleri size yutturacaklar. Sizinde yutma dışında başka bir şansınız yok. İnançlarınızda sınırların olması neden önemli bunu şimdi daha iyi anladınızmı?


İslam dini baştan duvarları dikiyor, çünkü sınırınız olmazsa şeytanın sizi rahat bırakmayacağı, ne varmış bunda ne varmış bunda diye diye sizi o güvenli limanınızdan alıp okyanusun ortasına sürükleyeceğini biliyor. O yüzden hayatımızda sınırların olması çok önemli. Yaşantınızda sınır yoksa, zaman içinde herşey size helal ve mübah görünmeye başlar. Değerleriniz, inançlarınız kültürünüz ne varsa bunların gittiğini, onların yerine saçma sapan bir biri ile bağlantısı olmayan, yama inançlar ile doldurduğunuzu görürsünüz. Örneğin; uzaylılar. Uzaylıların varlığına inandığınızda bu uzaylıların varlığına inanmakla kalmıyor, zaman dilimi içinde onunla ilgili tüm hikayeyi satın alıyorsunuz. Bunu bir yap boz oyunu gibi düşünün. Uzaylılar inancı bir yap boz oyunu gibidir. Diğer yap boz oyunlarından farkı ise, uzaylılar inancın bir şekli şemali bulunmaz. Bu oyunu satın aldığınızda bunun içeriği boş. İçeriğini doldurmak sizin ve başkaların hayal gücüne kalmış.

Uzaylılar inancı, bir yüz yıl sonra dünyaya hakim olması öngörülen bir inanç sistemi olarak düşünün. Bu inancın içeriğinide bugünlerimizde siz belirliyorsunuz. Yani siz bugünlerde bir sonraki yüzyılın dinini yazıyorsunuz. Resmen hayal gücünüz ile yazıyorsunuz. Örneğin; uzaylılar marslımı olsun yoksa uzayın uzak köşelerindenmi gelsin, uzaylılar uzay gemileri ile dünyaya insinmi inmesinmi, uzaylılar iyimi olsun kötümü, uzaylılar insanı yeryüzüne yerleştiren varlıklarmı olsun yoksa insanın varlığını tehdit eden varlıklarmı, uzaylılar tohumlarını bize yerleştiren varlıklarmı olsun yoksa insana mesafeli yüksek bilgeliğe sahip varlıklarmı? Uzaylıların bir kısmı iyi bir kısmı kötümü olsun, iyiler ile birlikte insanoğlu ittifak kurup evrenimi kurtarsın vs vs vs?

Gördüğünüz gibi, hayal gücünüze göre senaryoları siz yazıyorsunuz. Toplumun geneli hangisini satın alırsa, yeni dinin içeriğide bu olacak. Uzaylılar inancı içi boş bir inanç, içi doldurulmaya muhtaç. Bu oyunu satın aldığınızda zaman dilimi içinde içeriğini belirli hikayeler ile dolduruyorsunuz ve ortaya bir kitap çıkarıyorsunuz. Bu kitap İslamla örtüşüyorsa ne güzel, örtüşmüyorsa o zaman vay halinize. Sıkıntıda burada; nedense uzaylılar üzerinden üretilen hikayeler yaratılış ve varoluş temalı hikayeler. Esas dikkat edilmesi gereken noktada burası, birileri İslamın yaratılış ve varoluş hikayesine alternatif bir hikaye üretme peşinde, sizi uyardığımız neden uzak durmanız gerektiği noktada bu.


İslama alternatif bir var oluş hikayesi: uzaylılara inananlar melez ırk teorisine inanır. Uzaylıların insanlara kendi tohumlarını yerleştirdiği ve yeni bir ırk oluşturduklarına inanır (melez ırk teorisi). Bu İslam inancına ters bir inanç. Neden? İslam dini insanlığın hz Ademden sonrada hz Nuhtan türediğini söyler. İslam inancına göre Nuh tufanı sonrası sadece Nuh as soyu hayatta kaldı. Şimdi, siz uzaydan brilerini indirir ve insanlara baba kılarsanız, o zaman ne yapmış oluyorsunuz; insanlığa farklı atalar atamış oluyorsunuz. Kur'an-ı Kerim biz sadece Nuh'un soyunu kalıcı kıldık diyor; "Biz sadece Nuh'un soyunu kalıcı kıldık" (Saffat Süresi; 77). Siz ise yok öyle birşey, insanlığın başka atalarıda var demiş oluyorsunuz. İslamla nasıl zıt duruma düştüğünüzü görüyormusunuz?

Kur'an-ı Kerim belki doğrudan uzaylılar yok demiyor, hepinizin ortak babası Nuh diyerek ama dolaylı yoldan o iddiayı reddediyor, çürütüyor. Allahın Ayetleri kıyamete kadar hükümlerini koruyacağına görede demekki kıyamete kadar ortak babamız (hz. Nuh) değişmeyecek. Eğer uzaylılar var derseniz bilinki ya yalan söylüyorsunuz ya da uzaylıların babasıda hz Nuh demiş oluyorsunuz, bu da eğer yalansa iftiraya girer. Ayet çok açık ve net, o da insanlığın ortak babasının Nuh as olduğu. Bunun dışında başka atalar ararsanız bilinki İslam inancına göre ya yalancısınız ya da iftiracı.

Bilinmeyen konulara kafa yormamanız gerektiğini şimdi daha iyi anladınızmı? Siz farklı babalardan Kur'an-ı Kerim farklı babalardan bahsediyor, ikinizde doğru olamazsınız, yani biriniz yalancı ve iftiracı. Şunuda unutmayın, farklı bir türü araya soktuğunuzda hz Nuh insanlığın ortak babası olmaktan çıkıyor, yani bununla ilgili Ayetler hükmünü yitirmiş oluyor. Bu da sizce mümkünmü? Değil tabiki. Ayetler kıyamete kadar geçerli ve geçerliliğini koruyacak, yani Allah bu Ayetlerin geçerliliğini yitirecek eylemlere izin vermeyecek, yani birilerinin uzaydan gelip sizi tohumlamasına izin vermeyecek. Anladınız. Batı neden bu konularda israr ediyor, o zaman? Onlar şeytanları yeryüzünün görünür boyutuna taşımak istiyor, bunun üzerine çalışıyorlar. Bunu başardıkları zamanda o şeytanları bize uzaylı olarak yutturacaklar.

Uzaylı inancını şimdiden hayatımızın bir parçası haline getirip uzaylıları (şeytanları) kabullenme dışında bir seçenek bırakmayacaklar. Facebook, instagram, twitter ve youtube, hollwood, netflix gibi her platformda sabah akşam uzaylı ile ilgili hikayeleri size sunacaklar. Ne kadar uçuk olsada size sunacaklar ve zaman dilimi içinde uzaylılar inancı hayatımızın doğal bir parçası haline dönecek. Uzaylılara inanmıyorum diyenlere tuhaf tuhaf bakılmaya başlanacak. O yüzden bugünlerimizde birlik olmalıyız uyanık olmalıyız bu yalana karşı sesimizi yükseltmeliyiz. Bu yalanın toplumumuza yayılmasına engel olmalıyız.


Buraya kadarını özetlersek: Kur'an-ı Kerime inananlar Ayetlerin çizdiği sınırlar içinde hareket eder, kendilerine gelen her bilgiyi ilk önce mutlak doğruyu içeren bu kitabımıza danışır. Bu şekilde kendilerini ve inançlarını korurlar. İnançlarına leke gelmesine, inançların sorguya açılmasına izin vermezler. Kitabı olmayanların ise kendilerine gelen bilgilerin doğruluğunu teyit etme şansı bulunmaz. Bu insanlar hayat felsefelerine göre her bilgiye açık olur. Bir bilgiyi kabullendiğiniz zamanda o bilgiyle ilgili ne kadar şey ortada dolaşıyorsa onlarıda zaman dilimi içinde kabullenirsiniz. Sonuç; kültürünüz ve anadan gelen inancınızın her tanesini teker teker yeni çağ inançları ile değiştirmeye başlarsınız. Sonunda kendi değerlerinden kendi topraklarından kopuk, nereye ait olduğunu bilmeyen bir bireye dönüşürsünüz. Uzaylıların gelip sizi kurtarmasını, farklı bir gezegene taşımasını beklersiniz. Gelelim sorumuza;

2. Bölümde devamı gelecek...





hz muhammed
hz isa
sadaka
nasuh tövbesi
kelimelerden türemiş hurafeler
yapay zeka ve şeytanlar