• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler............     
"Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir" (Mücadele Süresi; 58).


 




kefaret oruçları ve 10 gün
örtünme vs temiz kalp
gıybet ve kurtcuklar
sihir ve örümcekler

aile bölüm 4 (1)- isimlerin altında yatan hikmet


Bir yerlerde belki duymuşsunuzdur, insanın kendisine konulan ismin özelliklerini aldığını. Bu yazımızda bunun altındaki hikmeti size anlatacağız. Umarız bir sonraki seferde çocuğunuza bir isim koyarken daha dikkatli olur, daha bilinçli hareket edersiniz. Sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz...

Madde ve Enerji, Akıl ve Kalp:
"Ey inananlar! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın; inandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü bir addır. Tevbe etmeyenler, işte onlar zalimlerdir" (Hucurat Süresi; 11). Kur'an-ı Kerim bizlere kötü lakaplar, alaycı kelimeler kullanmamayı emreder. Neden? Bunun bir felsefe boyuta var birde bedende gerçekleşen bir etkileşim boyutu. Bunun felsefe boyutunu herkes size anlatabilir. Biz bu yazımızda bedendeki etkileşim boyutunu yani bilinmeyen boyutunu ele alacağız. Değerli okurlarımız; insan iki dünya içinde yaşıyor birisi fiziki dünyamız diğeri ise enerji dünyası.

Allahta bizi bu iki dünyayı algılayacak ve hitap edecek şekilde yaratmış. Beyin ile bu dünyayı algılıyoruz, görüyor ve işitiyoruz. Kalbimizlede enerji dünyasını algılıyor, görüyor ve işitiyoruz (ilham ve vesvese).
"Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı" (Necm Süresi; 11). O yüzden Allah, göz ve kulağı bir şeyi görmek ve işitmekle itham ederken, kalbide buna ekliyor. Çevremizi analiz edebilmek için iki tane algılama merkezi ile yaratılmışız, ilk önce bilmeniz gereken bu.

Neden iki tane algılama merkezimiz var? Bunun altında farklı nedenler var. Birincisi; enerji boyutundan gelen tehlikelere karşı korumasızdım bahanesine sığınmamanız için. Akıl bizleri fiziki dünyaya karşı korurken, enerji dünyasından gelen saldırılara karşıda bir koruma mekanizmasına muhtaçtık, Allahta o boyutu algılayabilmemiz için, aklın yanısıra kalbimizide bir karar verme mekanizması olarak hizmetimize sunmuş. İkincisi; kendi içinizde istişare etmenizi sağlamak için. Allah bizleri iki algılama merkezi ile var ederek, kararlarımızda bu ikisine danışarak hareket etmemizi istemiş. Bir konuya karar verdiğinizde bazen buna içiniz sinmiyor ya, işte o sinmeyen boyut kalbiniz. Demek  o an akılınızla verdiğiniz verdiğiniz kararı
kalbiniz onaylamamış.

Örneğin; bazen birşeyin doğru olduğuna inanırsınız,
içimde bir his var, böylesi daha iyi dersiniz ama aklınız buna izah getiremez ya, işte içinizdeki o his kalbinizden geliyor. Yeryüzü yaşantımızda verdiğimiz kararların sonucu cehennem olabileceği için, Allah her eylemimizi üç defa düşünerek yapmamızı istemiş. Birisi aklınızla, ikincisi kalbinizle, üçüncüsüde bu ikisinin istişaresi sonucu çıkan nihai karar. Akıl yanlış karar verirse kalbiniz, kalbiniz yanlış karar verirse aklınız buna dur demesi için. Yani aklınıza ilk geleni söylüyor ve yapıyorsanız bilinki yanlış yapıyorsunuz. Örneğin; kalbe danışmadan sadece aklınızla bir karar verdiğinizde kendinizi kötü hissetmeniz gibi. İşte o kötü his kalpten gelir.

Üçüncüsü; iki algılama merkezi ile donatılmamızın bir de ahiret hayatı boyutu var. Allah her bir fiziki söz ve eylemimizi kayıt altına aldığı ve bizi bundan sorguya çekeceği için, eylemi yaparken o eylemi ne için yapıyoruz bununda kayıt altına alınsın istemiş. H
er bir eylemi ne için yaptığımızı belki mahşer günü hatırlayamayız diye, eylemi yaparken o eylemi ne için yapıyoruz bununda kayıt altına alınmasını istemiş. Bu kayıtada biz niyet diyoruz. Niyet nedir? Eylemleriniz bir posta zarfıysa, niyetinizde üzerindeki adres ve ne için o eylemi yaptığınızı belirten açıklama kısmıdır.

Dördüncüsü; iki algılama merkezi ile yaratılmamızın bir de bu dünya boyutu var, Allah bizi bu dünya içine yerleştirmiş ve içinde yaşadığımız bu dünya üzerinde bizede bir tasarruf vermiş. Yaratmak bana ait, bakımı ve filizlemesi size ait demiş. Bizlere çevremizi, tabiatı daha güzel hale çevirme imkanı sunmuş. Nasıl? Kelimlere yüklediğiniz anlamlarla, yani niyetle. Bunları biraz açalım;

Çevremizi nasıl güzelleştiriyoruz? "Rabbinin izniyle güzel memleketin bitkisi (güzel) çıkar; kötü olandan ise faydasız bitkiden başka birşey çıkmaz. İşte biz, şükreden bir kavim için âyetleri böyle açıklıyoruz" (Araf Süresi; 58). Güzel bir memleketin bitkisi iyi çıkıyor, kötününse kötü. Burada Allahu Teala amellerimizle tabiatı etkilendiğimizi anlatıyor. Nasıl? Kalbiniz ve aklınız üzerinden. Güzel niyete sahip insanlar kullandıkları kelimelere güzel anlam yüklüyor. Bu güzel anlam yüklü kelimelerde çevreye yayıldığında bitkiler dahil çevredeki canlıları pozitif etkiliyor. Kötü niyet yüklü kelimelerin hakim olduğu bir yerde de bitkilere negatif enerji yükleniyor, bitkiler faydasız oluyor.

Karşınızda bir madde oluyor ama kalorisi, pozitif ortamda büyüyen bir bitki ile aynı olmuyor.
Akılda düşünceler üzerinden çevresini etkiliyor. Güzel düşünen insanlar çevreye uzun dalga frekansında dalga yayıyor, bunlarda canlılara faydalı geliyor. Örneğin; kötü düşünceler, öfke ve sinir patlamaları ise kısa dalga boyutunda frekans çevresine yayıyor, röntgen ve gamma ışınları gibi, bunlarda canlılara tabiata zararlı. Gelelim buradan isimlerin altındaki gizeme;

İsimler karakterimizi nasıl etkiliyor?
Ağzınızdan çıkan her kelime akıl ve kalbin bir araya gelmesi sonucu ortaya çıkıyor. Akıl o kelimenin dalga boyutunu oluşturuyor, kalp ise yazılımını. Bunu bir bilgisayar ile bunun yazılımı gibide düşünebilirsiniz. Kelimeler ağızlarınızdan çıktığında onlar içi boş değil, o kelimelerde yazılımda yüklü. İnsanların benliğini oluşturanda o yazılım. Yani kullandığımız kelimeler ses dalgasından ve onlara yüklediğimiz anlamdan oluşuyor. Ses dalgaları o kelimeyi işitmemizi, yazılım ise ondan feyiz almamızı sağlıyor. Ses dalgaları taşıyıcı görevini üstleniyor, kelimeye yüklediğimiz anlamda kişiliğimizi oluşturan yazılımı içeriyor. Kullandığımız kelimelere güzel anlam (niyet) yüklersek o kelimeler temas ettiği canlılara güzel yazılım yüklüyor, kötü kelimeler kullanırsak kötü yazılım.

Sonuç; kelimeler ile çevremizi ya daha güzel kılıyoruz ya da daha kötü. O yüzden Kur'an-ı Kerim kullandığımız kelimelere dikkat etmemizi emrediyor.

Lakaplar: İslam dini alaycı lakapları yasaklamasına rağmen, maalesef ülkemizde alaycı, hoş olmayan lakaplar yaygın bir şekilde kullanımda. Haşa Allahla inat edercesine Allah neyi yasaklıyorsa bizzat onu yapıyoruz. Nasıl müslümanlarız anlamış değiliz. Allahın sabrını çok zorluyoruz. Her an helakla karşılaşabiliriz bizden uyarması. İslam dini lakap takmayı, alaycı lakaplar kullanmayı yasaklıyor, bu büyük bir günah, lütfen bu konuda hassas olun. Neden büyük bir günah? Bunun bir çok nedeni var, bir çok nedenini sizde sayabilirsiniz, bizim dikkatinizi çekmek istediğimiz nokta; kullandığınız lakap iyi bir anlam içermiyorsa, siz o kelimeyi kullandıkça kişiyi daha çok o vasfa dönüştürüyorsunuz. O ses dalgaları o kişiye ulaştığında, kelimeye yüklediğiniz anlam bir heykel traşçısı gibi o kişinin benliğine iniyor ve benliğini o anlam doğrultusunda traşlıyor.

Ne yapmış oldunuz şimdi? Kişiyi daha çok o vasfa dönüştürmüş, bir kötülüğün daha çok açığa çıkmasına sebep olmuş oldunuz. Eğer kişide o vasıf yoksa, alaycı hitaplarınızla bu sefer siz kişiyi o vasfa dönüştürüyor, yeryüzüne yeni bir kötülüğü siz eklemiş oluyorsunuz. Kötü lakaplar neden yasaklandı, şimdi daha iyi anladınızmı? Kullandığınız kelimeler güzel ve pozitif kelimelerse ne güzel, ama eğer kötüyse o zaman vay halinize vay halimize. Yeryüzüne yeni bir kötülüğü siz çıkarmış oluyor, var olan kötülüğüde daha hırçın ve azgın hale getiriyorsunuz. Bunun hesabıda sizde sorulur. O yüzden kötü kelimelerden uzak duralım ve insanları sürekli güzel kelimelerle hitap edelim. Edelimki içlerindeki iyiliği uyandırıp yeryüzündeki iyiliğin artışına bir gramda bizim katkımız olsun.

Kalbiniz sözlerinize yazılım yüklüyor, başkaların size söylediklerini algılıyor, sonrası karakterinizi o yönde değiştiriyor: hatırladıysanız "subliminal mesajlar" yazımızda kısaca bu konuya değinmiştik, dünyada ilk defa sizlere kalp ile nefis (alt beyin) arasındaki bağı anlatmıştık. Kalbinizde geçen niyetlerin bir yazılım ortaya çıkardığı ve bu yazılımında alt beyine işlendiğini anlatmıştık. Bu daha önce deşifre edilmemiş bir bilgiydi. Benliğinizin giriş kapısı kalbiniz. Kalpte niyetler oluşur, o niyetler yazılıma dönüşür o yazılımda benliğinize işlenir. Bunu açalım; her kelime sizin için bir anlam ifade ediyor. Kelimenin sizde karşılığı ne ise o kelime dilinize dökülmeden önce kalbiniz o kelimeye o anlamı yüklüyor. Ağzınızdan çıkan kelimeye bi' nevi bir yazılım yüklüyorsunuz.

O kelimeyi birisi işittiğinde de üst beyin ses dalgalarını algılıyor, kalpte yazılımı. Sizler ağızdan çıkan kelimelerin tümüyle ses boyutundan ibaret olduğunu sanıyor, dahasını akıl etmiyorsunuz. Halbuki dahası var. İlahi düzen, Allahın ilmi hiç bu kadar basit olurmu? Siz bir kelimeyi beyninizle işittiğinizde kalbinizde işitiyor. Üst beyinle o kelimelerin sesini kalbinizlede yazılımı algılıyorsunuz. Üst beyin o sözleri işitmek ve cevap vermekle görevli, kalbinizde o kelimelerin anlamını sizde açığa çıkarmakla. Benliğinizi o anlam doğrultusunda değiştirmekle görevli.

Bu kadar basitmi birinin benliğine (karakter) format atmak? Hayır değil. Kalbiniz o yazılımı algıladığında bunun o kalpte bir karşılığı varmı yokmu ilk önce ona bakılıyor, eğer varsa o zaman kalbiniz o yazılımın benliğinize işlenmesine izin veriyor ve benliğiniz o doğrultuda şekilleniyor.

Başkasına söylediğimiz sözlerin kişide karşılığı yoksa veya bize söylenen sözlerin bizde karşılığı yoksa, halen benliğimiz o sözlerden etkilenirmi? Bir kişiyi bir vasıfla itham ettiğinizi düşünün, örneğin diktatör olmakla itham ediyorsunuz. Siz kişinin önünde veya arkasında kişiye o lakapla hitap ettiğinizde, o sözler kişinin kalbine ulaşır ve kalpte bunun bir karşılığı varmı diye bakılır. Eğer o kişide o vasıflar varsa, o zaman vasıflar kişide dahada belirgenleşiyor. O özellik o kişide daha da çok açığa çıkıyor. O kişide ama o vasfın olmadığını düşünelim o zaman ne oluyor? Bir kelimeye yüklediğiniz anlam o kişinin kalbinde bir karşılık bulamıyorsa (anahtar-kilit), o zaman o kişinin kalbi o sözü göğe gönderiyor.

Yanlış posta yanlış adres diyor ve o kelimeyi göğe gönderiyor. O söz göğe vardığında bu sefer o sözün gökte bir karşılığı varmı buna bakılıyor. Gökte bir karşılığı varmı dediğimiz şey, Allahın kelamı ve vasıfları o sözü destekliyormu ona bakılıyor. Örneğin; diktatörlük. Diktatörlük Allahın vasıflarından birisimi veya kitaplarında bunu destekleyici sözler geçiyormu? Haşa, hayır. Allahın düzeni adalet üzerine kurulu. Göktede o kelimenin karşılığı olmayınca ne oluyor, o söz kişiye geri dönüyor. Kişiye geri döndüğünde ne oluyor? Kişinin başkası için kullandığı kelime kişiye geri döndüğünde, o kişide bunun karşılığı olup olmadığı bakılmıyor, o yazılım doğrudan kişinin benliğine işleniyor. Başkası için diktatör kelimesi kullanın kişi, kendisi diktatör gibi hareket etmeye başlıyor.

Özetlersek; bir kişinin arkasında veya önünde ettiğiniz her söz o o kişiye ulaşıyor. O kişinin kalbinde o vasıflar veya o niyetler yoksa o zaman kişinin kalbi, bu yanlış adrese bir posta diyor ve o mesajı göğe gönderiyor. Göktede bunun bir karşılığı yoksa o zaman o kelime dönüp dolaşıp aynı kişiye geri dönüyor ve bu sefer kişinin kalbinde bunun karşılığı olup olmadığına bakılmıyor. Kişinin benliği doğrudan o kelimeler doğrultusunda şekilleniyor. Örneğin; erdoğanı diktatörlükle hitap edenlere bir bakınız, her biri bir diktatör gibi davranıyor, kendi inançları ve görüşleri dışında kimseye yaşam hakkı tanımıyorlar. Diktatör kavramı ne içeriyorsa, o vasıflara sahipler. O yüzden kötü kelimeler kullanmayın. Öyle veya böyle kötülüğün yayılımına katkıda bulunuyorsunuz.

Karşı tarafa tutarsa onu daha kötü bir insana dönüştürüyorsunuz, tutmazsa kendinize dönüyor kendinizi daha kötü bir insana dönüşüyorsunuz.
Öyle veya böyle ya kendinizi ya karşı tarafı daha kötü bir varlığa dönüştürüyorsunuz.

2. Bölümde devamı gelecek...




 

hz muhammed
hz isa
sadaka
nasuh tövbesi
kelimelerden türemiş hurafeler
yapay zeka ve şeytanlar