cemaatler, ilahiyatçılar ve tarikatlar bölüm 1 (1)- kur'an-ı kerimde nesh varmı?
Nesh: bir hükmü değiştirmek, iptal etmek. İçimizdeki bazı deliler, Kur'an-ı Kerimin içindeki bazı Ayetlerin iptal edildiğine, yerlerine başka Ayetlerin indiğine inanıyor. Örneğin; şu Ayet içkiyi helal kılıyor, şu Ayette haram, dolayısıyla birisi diğerini iptal etti diyor. Kendi kafalarınca bir kaç Ayet bulmuşlar, kendi kafalarıncada bunları iptal etmişler. Yanlış duymadınız, kıyamete kadar hükmü sürecek dediğimiz Ayetleri birileri şimdiden iptal etmeye başlamış. Bizler bir kutsal kitap geldiğinde bir öncekinin iptal edildiğini biliyordukta, örneğin İncil gelince Tevrat iptal edildi, Kur'an-ı Kerim gelincede İncil. Bizler ama birilerinin son kitabımız olan Kur'an-ı Kerimide iptal etmeye başladığını bilmiyorduk. Cehaletimize bağışlayın, İslam aleminde nesh inancı olduğunu bilmiyorduk.
Siz biliyormuydunuz? Biz bunu öğrendik ve şakamı bu dedik. Bunlar ne diyor neyi savunuyor diye biraz araştırma yaptığımızda da ilginç bir detayla karşılaştık, konuyu savunan veya reddedenlerin kelimelerin kök anlamı üzerinden tartışma yürüttüğünü farkettik. Biz bunu daha önce nerede görmüştük, uzaylı takıntısı olan gizem avcılarında görmüştük. Biz buna detayda insanı kaybetmek veya kıçından sallamakta diyoruz. Akıl veriyle hareket eder, bir konu hakkında veri olmayıncada insan ne yapar; sallar. Bir insan nasıl sallar, bunun en güzel örneklerinden birisi Zülkarneyn as 'la ilgili uydurulan hikayelerde görüyoruz. Allahu Teala Zülkarneyn as hakkında bize bilgi aktarmamış. Veri olmayıncada ne yapıyorlar; kıçlarından sallıyorlar.
Örneğin; Zülkarneyn isminin anlamı boynuz, boynuzda kafanın iki tarafından çıkar, bu da iki boyutu simgeler, bu da boyutlar arası seyehat yaptığı anlamına gelir diyorlar. Bir isimden boynuz, boynuzdanda boyutlar, boyutlardan da boyutlar arası seyehatı çıkarmayada ne denir; kıçından sallama denir. Hocam ya doğruysa diyorsanız; velevki doğru, Zülkarneyn as 'ın boyutlar arası seyehat ettiğini bilmeniz size ne kazandırdı? Hiçbir şey. Tam aksi sizde daha çok merak uyandırıyor, daha çok bilinmeyenlere dalıyorsunuz. Bir sonraki sorunuz, o boyutlarda ne yaptı oluyor. Merak adındaki şeytan sizi rahat bırakmıyor, hemen bir sonraki soruları aklınıza getiriyor. Gelelim birde madalyonun diğer yüzüne; ya verdiğiniz bilgi yanlışsa?
Doğruysa hiçbir sevap hiçbir fayda elde etmiyorsunuz, yanlışsa ama; o zaman Zülkarneyn as 'a ifitra atmış oluyorsunuz, yalan söylemiş oluyorsunuz, insanları kandırmış oluyorsunuz. Kaydımı şimdi size yalan ve iftira günahı. Bir kaç tık bir kaç beğeni bir kaç kitap sayfasını doldurmak için değdimi buna? Sizin bu tür günahlara açık olacağınızı, merakınıza yenik düşeceğinizi bildiği içinde Allahu Teala uyarısını baştan yapmış; "Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur" (İsra Süresi; 36).
Bununlada yetinmemiş, bu tür konulara merak saranları uyarmakla yetinmemiş, bir de bizleri uyarmış, bilinmeyenler hakkında atıp sallayanlardan uzak durun demiş; "O hâlde, onlar hakkında (Kur'an'ın sana aktardığının) dışında kimse ile münakaşa etme ve bu konuda ileri geri konuşanlardan da hiçbir bilgi isteme" (Kehf Süresi; 22). Bu arada, varsayalımki başka bir boyut daha var, yinede Zülkarneyn as o boyuta geçiş yapmazdı çünkü o boyutun kendi Zülkarneyni olurdu. Anladınız.
Bunların konumuzla ne ilgisi var; birileri eğer kelimelerin kök anlamı ile uğraşıyorsa kelimelerin kök anlamından size birşeyler anlatmaya çalışıyorsa, bilinki o insanlar o konu hakkında sıfır bilgiye sahip, bilinki o insanlar kıçından sallıyor. Bilinki bu insanların elinde somut bir kanıt olmadığı için soyut boyut üzerinden sizi ikna etmeye çalışıyor. Soyut boyuta daldığınız zamanda bilinki eşyanın olmadığı, herşeyin mümkün olduğu bir aleme dalıyorsunuz. İnsanları gözlemleyin, insanlar eğer kelimelerin kök anlamı ile size geliyorsa bilinki sallıyorlar, bilinki söyledikleri hakkında ellerinde somut hiçbir delil yok, bilinki kelimelerin anlamı üzerinden sizi herşeyin mümkün olduğu bir hayal alemin içine sokmaya çalışıyorlar.
Örneğin; nesh inancı. Kelimeleri bağlamından koparıp kelime üzerinden size bir hayal dünyası çiziyorlar. Bu hayal alemine girdiğiniz zamanda herşey size makul gelmeye başlar. Kelimeler sihir gibidir. Süslü ve yaldızlı kelimelere fazla maruz kalırsanız, bir müddet sonra en uçuk şeylere bile neden olmasın demeye başlarsınız. Elde bir veri, gözle görülür somut birşey olmamasına rağmen, size anlatılanlara inanmaya başlarsınız. Bakınız; şeytanlar sizi doğrudan kötülüğe itemiyor, ne yapıyorlar süslü kelimelerle sizi ikna ediyorlar. Örneğin demokrasi kelimesi böylesine bir kelime, kötülüğü kamufle etmek için uydurulan bir kelime.
Örneğin amerika veya kandilde terör ele başları. Bunları dinlediğinizde sizlere halkların barışından, demokrasi ve özgürlükten bahseder, eylemlerine baktığınızda ama tam tersini görürsünüz. Şiddet, baskı ve zulüm görürsünüz. Siz ama eylemlerini görmediğinizden sadece ağızlarından çıkan o süslü kelimeleri duyduğunuzdan ötürü onlara inanıyorsunuz, anlattıkları size makul geliyor. Süslü kelimelerle kötülük kendisini hak olarak masum ve mağdur olarak pazarlıyor, iyileride şeytanlaştırıyor.
Örneğin CHP. Onları dinlediğinizde TC devletine çok sadık ve bağlı olduklarına inanırsınız, hatta öyle bağırıyor çağırıyorlarki TC devletinin yegani koruyucusu onlar olduğunu zannedersiniz, eylemlerine baktığınızda ama sadece ihanet görürsünüz. Nasıl oluyorda insanlar bunlara oy veriyor o zaman, TC devletinden nefret eden TC vatandaşı bir kaç milyon rum, yahudi ve ermeni artığını saymazsak, onlar zaten yıkmak için uğraşıyor, süslü kelimeler ve erdoğan nefretiyle kandırıyorlar.
Yani kelimelerle. Şeytanlar kelimelerin insanlar üzerindeki etkisini keşfetmiş, icrat ve eyleme gerek kalmadanda insanların kelimelerle kandırılabileceğini anlamışlar. O yüzden CHP hiç bir icrat yapmıyor, şeytanlık dışında (her yere heykel dikmek), icrat demek sevap demek, icrat yapmadan da insanlar ikna edilebiliyorsa, şeytanlar bu fırsatı kaçırırmı, hakim oldukları insanlara iyi bir icrat gerçekleştirtmeden, sadece süslü kelimelerle toplum üzerinde hakim olmalarını sağlıyorlar. Şeytanların bu tuzağına düşmemek içinde ne yapmanız gerekiyor; çok basit, kelimelere değil eylem ve icrata bakmanız, önünüze somut birşey koymalarını beklemeniz gerekiyor. Gözle görülür birşey görmediğiniz müddette insanların peşinden koşmamanız gerekiyor.
Neden; çünkü kulak, göz, gönül bunların her biri bundan hesaba çekilecek. Neden, çünkü onların sözleri sizleri eyleme itiyor. Onlar konuşuyor, eylem ve icratı ise size gerçekleştiriyorsunuz. Şeytanlara köpeklik yapan siz oluyorsunuz. Örneğin bunlara oy vermek veya sokakları yakıp yıkmak. Hayatınız zaten yeterince günahlarla dolu, bir de insanların laflarına kanıp işlediğiniz icratlardan hesaba çekileceğinizi bir düşünseniz ya!
Neshciler neden kelimelerin kök anlamı üzerinde duruyor? Kelimeden bir tabaka dışarıya (cümle), bir tabaka daha dışarıya (Ayet), bir tabaka daha dışarıya (bir önceki veya sonraki Ayet) çıktıklarında herşey aleyhlerinde oluyor, tezlerini savunamaz oluyorlarda ondan. Görünür boyuta geçtikçe olaylar aleyhlerine döndüğü için, sizi bir noktada bir kelimede tutmaya çalışıyorlar. Neshcilerin yaptığını anlamanız için günlük hayatınızdan size bir örnek verelim; bir yerde sarfettiğiniz bir konuşmadan bir cümlenizi bağlamından koparıp başka yerlerde aleyhinize dedikodu yapan tipler var ya, veya bir yerde sarfettiğiniz bir cümleden bir kelimeyi cımbızlayıp sonrası sizi kötüleyen tipler, neshciler işte bu tarz tipler. Bunu yaptıkları kişide kim? Allah. Buradanda içinde bulundukları sapkınlığın boyutunu çıkarabilirsiniz.
Bizler sizler Allahtan öğüt almak için kutsal kitabımızı okuyoruz, onlar ise Allahın bir açığını yakalamak için okuyor. Neshciler böylesine kötülükle damgalanmış tipler, onlar Allahın bir defosunu bir açığını yakalamak için uğraşıyor. "Allah'ın ayetlerini yalanlayan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir. Ayetlerimizden yüz çevirenleri yüz çevirmelerinden dolayı azabın en kötüsüyle cezalandıracağız" (En'am Süresi; 157).
Nacizane tavsiyemiz, birisi neshe inanıyorsa, onun namazına inancına bakmayın, olabildiği kadar ondan uzak durun çünkü o lanetmiş birisi. "Allah Kitap'ta size: "Eğer Allah'ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini duyarsanız, başka bir konuya dalmadıkları sürece yanlarında oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz" diye indirdi. Şüphesiz Allah münafıkların ve kâfirlerin tümünü cehennemde biraraya getirecektir" (Nisa Süresi; 140). Eğer neshe inanan sizseniz, hemen tövbe edin. "Allah’a karşı yalan atıp iftira uydurandan ve O’nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Şüphesiz O, suçlu-günahkârları kurtuluşa erdirmeyecektir" (Yunus Süresi; 17).
İçinde yaşadığımız salaklar camiası: nesh kelimesini kullananlara bakıyoruz, sanki ellerinde Ayet üstü, dünya dışı sihirli bir Kelime var, nesh kelimesi ile abracadabra diyorlar ve onların nezdinde o şey bir anda yok oluveriyor. Sizide nesh edebilirler, aman dikkat, isminizin önüne veya arkasına o kelimeyi koyarlarsa bilinki onların nezdinde sizde nesh oldunuz iptal edildiniz ve yoksunuz, geçmiş olsun. Sizin halen önlerinde görünüyor olmanız ve tüm heybetinizle dimdik ayakta durmanızda (iptal edildi dedikleri Kur'an Ayetleri) onlar için birşey ifade etmiyor. Onlar nezdinde nesh kelimesi Ayetleri nesneleri ve canlıları iptal eden sihirli bir kelime.
Şaka yaptığımı sanıyorsunuz, ama hayır, buna inanan salaklar ve buna susan daha büyük salaklar var. Bunlar hatta hadislerin bile Ayetleri iptal ettiğine inanıyor. Bırakın bir Ayetin diğerini iptal etmesi, onlar hadislerinde Ayetleri iptal ettiğine inanıyor. Biz maalesef böylesine, salaklar tarafından kuşatılmış bir İslam camiası içinde yaşıyoruz. Bir hadis bir Ayetle çatıştığında, hadisi sorgulaması gerekirken onun yerine Allahın Ayetini iptal ediveriyor gidiyor. Kafaya bakarmısınız. Ataistlerin sürekli Kur'an-ı Kerimi çürütmek için çaba gösterdiğini biliyordukta, kendi içimizde böylesine salakların varlığını bilmiyorduk.
Bu iddialar karşısında diyanet ayaklanması, ilahiyat profesörleri bas bas bağırması gerek, fakat herkes sus pus. Gariban dinim benim. Allahın dinine kitabına sahiplenen kimse yok. İlahiyatı bu yıl bitiren bir yakınım, o bile hadislerin Ayetleri iptal ettiğine inanıyor. Ben şok! Bunlara ilahiyat fakültelerinde ne bilgisi veriyor veya vermiyorlar, ne içiriyorlar? Sonunda anladımki, Allah boşuna İslam alemini yangın yerine çevirmemiş. Nereye bakarsanız bakın, kaç yüz yıl geriye giderseniz gidin İslam alemin her yeri sapkın inanç ve salaklarla dolu. Allahu Teala bize az bile yapıyor. Biz olsaydık kendimiz dahil yeryüzünde zerre Müslüman bırakmazdık. Allah ama çok merhametli olduğu için, bırakıyor, bir müddet daha yaşamamıza izin veriyor; "Eğer Allah, insanların yaptıklarının hesabını hemen görecek olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı" (Fatır Süresi; 45).
Mahallenin delileri: genelde bir konu hakkında bir yazı kaleme almaya karar verdiğimizde, oturuyoruz ve bir iki saat içinde yazıyı bitiriyoruz. Bir sonraki günlerde de yazı üzerinde ufak tefek retuşlar, eklemeler yapıyoruz o kadar. Bu konuya ama nasıl bir giriş yapacağımıza gerçekten şaşırdık. Konunun karmaşıklığından değil, tam aksi çok net olmasından ötürü. Örneğin; mahallenin ortasında büyük bir çeşme var, mahalleli ama bunu reddediyor, yok orada bir çeşme diyor. O çeşme hergün akıyor ve mahalleli her gün o çeşmeye gidip su dolduruyor, ama çeşmenin varlığını inkar ediyor. O mahalleliye o çeşmenin var olduğu ve onların hergün o çeşmeden nimetlendiğini şimdi bunlara nasıl anlatırsınız?
Biz bu kadar net bir konu hakkında bir yazı kaleme alacağımızı hiç düşünmemiştik. Ataistlerin sürekli Ayetleri çürütmeye çalıştığını biliyorduk ama, kendi mahallemizden böylesine deliler çıkacağını tahmin etmemiştik. Ataistler konulara değindiğinde genelde hiç akaya almıyoruz, çünkü; "Şüphesiz, Allah, kafir olan bir topluluğu hidayete erdirmez" (Maide Süresi; 67). Allah dilediğini hidayete erdirir, biz değil, Allahın hidayete erdiremeyeceği kişilerlede biz zamanımızı harcayamayız diyorduk. "Allah'ın saptırdığı kimseye artık hidayet verecek yoktur" (Araf Süresi; 186).
İlginç olanı, neshle ilgili inancın ataist camiasından değilde muhafazakar camiasından çıkmış olması. Bir Müslüman Allahın Ayetlerini duyduğu zaman kalbi erir, bunlar ise inkar ediyor. "Mü'minler öyle kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Kendilerine O'nun ayetleri okunduğunda bu onların imanlarını artırır ve ancak Rabblerine dayanıp güvenirler (Enfal Süresi; 2). Nasıl tiplerse bunlar. Bu inanç bizim mahallede yayıldığı içinde, konu hakkında bir yazı kaleme almak bizim açımızda kaçınılmaz oldu. Şunu baştan belirtelim, konuyu ele alırken kelimelerin lügat anlamı üzerinde durmayacağız bilginize.
Konumuz kelimelerin lügat anlamı değil, Kur'an-ı Kerimin içindeki bir Ayet başka bir Ayeti iptal edermi etmezmi, konumuz bu. Biz başkaları gibi olayları ele almayacağız, kendi tezimiz kendi argümanlarımız ile yola çıkacağız. Başkalarını referans almadan, sadece Kur'an-ı Kerim üzerinden nesh olayını çürütmeye çalışacağız. Konuları kısa ve öz tutmaya çalışacağız, umarız sizin için aydınlatıcı bir yazı olur, sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz.
2. Bölümde devamı gelecek...