ölüm sonrası bölüm 4 (2)- iki defa dirilmek iki defa ölmek
Bölüm 2
İlk yaşantımızdan son yeryüzü yaşantımıza kadar, Allaha şirk koşmama konusunda Allah bizi toplam 3 defa uyarıyor, bunlardan ikisi yeryüzünde birisi ise gökte gerçekleşiyor. Kıyamet 1.0: insanın yeryüzündeki her hayatı bir kıyamet senaryosu ile son bulması takdir edilmiş. Bu günümüz çağı içinde geçerli, bir önceki hayatımızda da bu böyle olmuş. İlk yeryüzü hayatımızın sonu takdir edildiğinde meteorlar yeryüzüne çarpıyor, yer yarılıyor, yanardağlar patlıyor vs ve yeryüzündeki yaşamın sonu getiriliyor. Bu küçük kıyametin kopması öncesi ama, iyilerin canı alınıyor, kıyamet kötülerin üzerine kopuyor. Bu kıyamet sadece dünyamızla kısıtlı bir kıyamet. Sadece dünyamızdaki yaşama son veriyor. Kıyamet 2.0: ilk kıyamet dünyamızı vurduktan ve tüm canlıları yok ettikten sonra, dünyamıza kendisini bir sonraki konuklara hazırlaması için yüzbinlerce yıllık yeni bir zaman tanınıyor. Bu süre içinde de yeryüzü tekrar yeşeriyor. Rabbimizde bu süre içinde, gökte o yeni konukları yaratıyor. Yaratılan yeni konuk, bir önceki insan olduğunu öğrenen meleklerde buna anlam veremiyor. Allah ama benim bildiğimi siz bilmezsiniz diyor ve insana yenilenmiş bir beden bahşediyor ve daha önce bahşetmediği birşeyi daha bahşediyor, hz ademe ilim öğretiyor. İlim ve yenilenmiş bedenle (uprade) insan tekrar yeryüzüne yerleştiriliyor ve hayat yeryüzünde yeniden başlıyor. Bu hayatta bir gün son bulacak. Bir önceki hayatta kıyamet nasıl koptuysa, yine kopacak.
Bu sefer ama kıyamet dünyamızla kısıtlı kalmayacak, tüm evreni yok edecek. İçimizden birileri eğer kıyametin kopmayacağına inanıyorsa, yeryüzünün ilk meskenlerinin hallerine bakmalarını öneriyoruz. Onlardan ibret almamız için, kalıntıları günümüze kadar gelmesine izin verilmiş.
Herkes ölümü tadacak: "Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz" (Ankebut Süresi; 57). Her nefis ölümü tadacak, ama kaç defa tadacak ve ne zaman tadacak? İyiler bir defa tadacak: "Onlar orada ilk ölümden baska bir ölüm tatmazlar. Allah, onları cehennem azabından korumuştur (Duhan Süresi; 56). Kur'an-ı Kerim muttakilerden yani iyi kullarından bahsederken bunların ölümü bir defa tatacağından bahseder. Bir defa ölecek demez, bir defa ölümü tadacak der. Buradan aslında insanın birden fazla hayat yaşadığını çıkarmalısınız. Sizin anlamanız gereken, siz iyi bir kulsanız ve daha önce yaşadıysanız, bilinki daha önceki yaşantıda ölümü tattınız. İyiler ölümü bir defa tadacağına görede, demek bu hayatta sizin için ölümü tatma diye birşey söz konusu olmayacak. İyiler ölümü sadece bir defa tadacağı, sizde daha önceden yaşayıp öldürüldüğünüz o ilk hayatta ölümü tattığınız için, bu hayatta sizin için ölüm derdi olmayacak. Ruhunuz alınırken uykuya dalarcasına ölüp gideceksiniz. Tabii ki iyilerdenseniz.
Bu Ayet bizlere iyilerin bir defa ölümü tadacağını söylüyor, buradan da birden fazla yaşamın olduğu ipucu bize veriliyor. Toplam kaç yaşam, bunuda bize başka bir Ayet açıklıyor. Kötüler iki defa tadacak: "Kâfirler diyecekler ki: "Ey Rabbimiz! Sen bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Şimdi günahlarımızı anladık. Fakat çıkmaya bir yol var mı?" (Mü’min Süresi; 11). İyilerin durumu anlatılırken, ilk ölümden başka ölüm tatmazlar deniliyor. Kötülerin hali anlatılırken ama, iki defa öldürülüp iki defa diriltmekten bahsediliyor. Kötüler ilk ölümde de bunun acısını çektiler, ikinci ölümde de bunun acısını yaşayacaklar. Kalu bela: iki defa öldürdün iki defa dirilttinle İslam alimleri, ilk ölümün kalu bela aleminde gerçekleştiğine inanıyor; bu doğru değil. Ölüm fiziki beden varsa gerçekleşir, kalu bela aleminde de fiziki bir beden yoktu. Arkeolojik kalıntılar: bilim adamlarının bulduğu kafatasları ve kemikler, ademoğlu öncesine ait, yani bizlerin bir önceki hayatta kullandığı bedenlerin kalıntıları. Şimdi; ilk hayat için ne demiştik? Bir sonraki hayatın temeli demiştik. Örneğin; ilk hayatta Allahı inkar eden, ikinci hayatındaki kaderinede inançsızlık yazılıyor. İlginç olanı Allahın bu insanları nasıl inkara sürüklediği, o da kendi bedenlerinin keşifleriyle. Bilim adamları eski çağlara ait kafataslarını buluyor, bundan da evrim teorisini üretiyor. Allah yok, biz maymundan türedik diyor. Bu inançsızlığa yol açanda, birinci hayattaki bedenlerinden kalan kalıntıların keşfi.
Ne kadar ilginç değilmi? İlk hayattaki bedenleri ikinci hayattada onları inançsızlığa sürüklüyor. Birinci hayat üzerinden kişinin kaderi nasıl belirleniyor, bunun çok güzel bir örneği. O arkeolojik beden ilk hayatta Allahı nasıl inkar ettiyse, o bedenin kalıntısı bir sonraki hayattada o kişiyi inançsızlığa sürüklüyor. Anlayanlar için, büyük ibretler içeren bir hadise. Reenkarnasyon: reenkarnasyoncular bu yazıdan kendine pay çıkarmasın, çünkü sınırsız yeryüzüne inme diye bir hadise İslam dininde yok. İslam dini yaşamı ikiyle sınırlandırıyor, reenkarnasyon inancıysa sınırsız yaşam vaat ediyor. Artı, İslam dinin sunduğu yaşamlar ahiret hayatına odaklı yaşamlar. Her yeryüzü yaşantınızla kendinizi ahiret hayatına hazırlıyorsunuz. Reenkarnasyon inancında ise bu dünya odaklı yaşıyorsunuz. Her yeryüzü yaşantınızla kendinizi bir sonraki yeryüzü hayatına hazırlıyorsunuz. Artı, İslam dininde insanoğlu bir önceki yaşantısını hatırlamaz. Reenkarne edildiğine inananlarsa geçmiş hayatlarını hatırlıyor veya hatırladığını iddia ediyor. Bu konuda daha detaylı bilgi için reekarnasyon yazımızı lütfen okuyunuz Cinsiyetiniz: ten rengimiz, ırkımız, aile üyelerimiz, bunların her birini Allah bizim seçimimize bırakmış. İlk hayattaki yaşantımızla bir sonraki hayatımızın alt yapısını kendimizin çizmesine izin vermiş. Bunların arasına ama cinsiyeti dahil etmemiş. Allahın bize bırakmadığı tek tercih cinsiyetimiz. Cinsiyetimizi kendisi belirlemiş. Bazılarınız; bu ama haksızlık, belki ben kadın olmak istemedim diyecektir. Bu şikayetinizin önüne geçmek içinde, birşey daha yapıyor Allahu Teala, sizi yaratırken sizden aynı anda iki tane yaratıyor, biri kadın biride erkek. Daha önce insanoğlunun bilmediği bir konuda bu.
Bu yazı vesilesiyle sizlere iki bilinmeyeni açıklıyoruz, daha önce yaratıldığımızı ve sizin karşıt cinsinizin olduğu. O karşıt cinsinizide Allahu Teala paralel bir evrene yerleştiriyor. Nasip olursa bu konuda da belki bir gün bir yazı kaleme alırız. Paralel evren: paralel evren varmı? Var. Kaç tane? Sadece bir tane. Bu evren yaratılırken Allah aynı anda paralel bir evren daha var ediyor. O evrenede sizin karşıt cinsinizi yerleştiriyor. Bu evrende kadınsanız o evrende erkeksiniz. Erkekte kadın. Kimse bana kadın olmak istiyormuyum diye sormadı, ben erkek olsaydım bunları yaşamazdım gibi şikayetlere ve bahanelere sığınmaması için, her birimizin bir erkek birde kadın versiyonunu yaratılıyor. Örneğin; biz şuanda bu bilgileri size aktarırken, paralel bir evrende de bizim kadın versiyonumuz aynı şeyi yapıyor. Allahu Teala her ihtimali her şikayetinizi baştan düşünmüş ve ona göre düzeni yaratmış. Bu düzende de kimseye haksızlık edilmiyor. Buradan çıkarmanız gereken ders; Allah, kadın ve erkeği asla aynı bedenin içine koymamış, hatta paralel evren yaratarak olabildiği kadar onları birbirinden uzak tutmuş.
Buradan da Allahın eşcinselliğe, cinsiyet değişimine, yani erkek ve kadın duygularını aynı anda içinde barındıran bedenlere ne kadar mesafeli olduğunu çıkarabilirsiniz. Özetlersek: melekler Allaha sesleniyor, biz varken kan akıtan, fesat çıkaran bir varlıkmı yaratcaksın diyor. Melekler gaybı bilmediğine göre, yaratılacak olan varlığın kan akıtacağını fesat çıkaracağını nereden biliyorlar? Demek o varlık daha önce yaşamış ve melekler o yaşantıya tanıklık etmiş. Belki o varlıklar insan değildi, insan olduğunu nereden biliyoruz? Bir başka Ayetten; "Kâfirler diyecekler ki: "Ey Rabbimiz! Sen bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Şimdi günahlarımızı anladık. Fakat çıkmaya bir yol var mı?" (Mü’min Süresi; 11). Mahşer gününde kafirler iki defa öldürülmek ve diriltmekten bahsediyor, bir ölüm bu hayatta gerçekleştiyse diğer ölüm nerede gerçekleşti? Tüm ipuçları meleklerin bahsettiği o kan ve fesat içeren hayata işaret ediyor. Bu Ayetleri incelediğinizde daha önce yaşamış olmamızı aslında çıkarmanız gerekiyordu.
Hadi diyelimki bu Ayetlerden çıkaramadınız, insan isminden çıkarmanız gerekiyordu. Allah bize insan ismiyle hitap ediyor, neden acaba? İslam alimleri buna, insanoğlu Allaha verdiği sözü (kalu belada) unuttuğu, unutkan bir varlık olduğu için kendisine bu şekilde hitap ediliyor gibisine bir yorum getirmiş. Doğru değilmi? Yanlış. Allah Ayetlerinde bizlere nankörde diyor, cahilde diyor, sabırsızda diyor, aceleci yaratıldı da diyor, ama bizlere bu lakapları takmıyor. Kaldıki, birbirinize kötü lakaplar takmayın diyen bir Allah var karşınızda (Hucurat Süresi; 11). Bize bunu öğütleyen Allah, kendisi kötü bir lakap takarmı? Takmaz. Kur'an-ı Kerimin 65 yerinde bizlere insan kelimesiyle hitap ediliyor, neden bizlere unutan varlık olarak hitap ediliyor? Bu isimden birşeylerin bize unutturulduğunu aslında çıkarmanız gerekiyordu. Bir önceki yaşantımızın gizemi, bize konulan isimin içinde gizli olduğunu bilmeniz gerekiyordu.
Hadi diyelimki bunu da kaçırdınız, Allahu Teala kendisini tanıtırken kendisini adalet ve iyilik tanrısı olarak tanıtıyor; "Allah zerre ağırlığınca bile haksızlık etmez" (Nisa Süresi; 40), yeryüzüne baktığınızda ama insanoğlunun farklı renklere ve sınıflara, fakir zengin gibi farklı sosyal sınıflara ayrıştırıldığını görüyoruz. Zengin bir aileye doğarsanız hayatınız kolaylaşıyor, fakir bir ailede ise zorlaşıyor. Bir çocuk diğerine göre hayatı daha zor veya kolay yaşıyor, bu da haksızlık değilmi? Allah kimseye haksızlık etmiyorsa, kimin hangi sosyal sınıfta ve ortamda doğacağını nasıl belirliyor? İşte bu sorularda sizi keza, bu hayatın temel taşlarının (ırk, ten rengi, sosyal sınıf vs) daha önceden, ayrı bir imtihan ayrı bir yaşantıyla belirlenmiş olması gerektiği sonucuna vardırtıyor. İslam inancında kişi emeğinin karşılığını alır; "Sana iyilik olarak ne erişirse, Allah'tandır. Sana kötülük olarak ne dokunursa, o da kendi nefsindendir" (Nisa Süresi; 79). Şimdi; bir çocuk zengin aileye bir çocuk fakir aileye doğuyor, bu da Allahın adaletine aykırı olduğuna göre, demek bu çocuklar bir amel işlemiş olmalıki kendilerini o ortama sürüklemiş olsunlar. Bu dünyaya yeni doğdukları bu dünyada henüz amel defterleri açık olmadığı için, bu amel bu dünyada gerçekleşmiş olamaz. Daha önceden gerçekleşmiş olmalı. Hmm, nerede olabilir acaba?
İşte buradan itibarende yap boz oyunun parçalarını birleştirmeye başlıyorsunuz, melekler kan ve fesat diyor, insan iki defa beni öldürdün ve dirilttin diyor, Allah bizlere insan ismini takıyor, Allah ben kimseye zerre haksızlık etmem diyor, kişinin başına gelen her kötülük kendi nefsinden diyor, bunların üstünede arkeologlar günümüz insanından öncesine ait kafatasları buluyor vs. Bu parçaları bir araya getirdiğinizde de, anlıyorsunuzki bizler daha önce yeryüzüne yerleşitirilmişiz. Değerli okurlarımız; sizler için karmaşık bir konuyu anlaşılır kılmaya çalıştık, umarız arzu ettiğiniz ilhamı almışsınızdır. Bu yazılarla yaratılış hikayenizi ve Allahın düzenini daha iyi anlamanızı sağlamak istiyoruz, umarız başarıyoruzdur. Örneğin bu yazımız. Bu yazımız yaratılışınızı ve arkasındaki hikayeyi bir gram daha iyi anlamanıza vesile olduysa ne mutlu bize. Bu yazının özeti nedir diye soruyorsanız; asla ama asla Allahın adaletini sorgulamayın. Kimseye haksızlık edilmemesi, herkes hak ettiğini alabilmesi için, bizleri iki defa yaratma bizler için iki defa bir yaşam ortamı hazırlama zahmetine girmiş Rabbimiz. Şükredin ve bu sefer size sunulan imkanın içine etmeyin. Bu fırsatı iyi değerlendirin ve güzel bir kul olmaya çalışın. Bundan sonra, üçüncü bir yeryüzü hayatı yok!
Bir önceki hayatınızla bu hayatınızın konumunu belirlediniz, hangi aileye doğacağınızı, bu hayatınızlada ahiret mekanınızı belirliyorsunuz. O yüzden aman dikkat. Cehennemden korunmak için üçüncü bir şansınız yok. İlginç bir not daha, kişiye iki şans verilme olayını İslamda bir yerde daha görüyoruz, o da boşanan çiftlerde. İslam dini eşinizden toplam iki defa boşanma şansını size veriyor. Üçüncü defasında boşandığınızda, eşiniz başka birisiyle evlenip o kişiden boşanmadan size hak olmuyor. Gördüğünüz gibi, aile hayatımızda da bize iki şans veriliyor, hayattada. İslamın her emri her parçası birbiriyle uyumlu ve bağlı. Kendinize sevdiklerinize, vatan ve milletimize, inancınıza çok iyi bakınız.