bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler............
"Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir" (Mücadele Süresi; 58).
Bir çok okurumuz orman yangınları ve sel felaketleri ile bilgi istedi, fikrimizi sordu; ne kadar çok aşı dışında farklı konulara girmek istemesekte şartlar maalesef bizi buna sürüklüyor. Başınızdaki medya, bilim camiasının müritleri ve yöneticileriniz olayları sürekli yanlış okuduğu için, tuzağa düşmemeniz için biz uyarmak zorunda kalıyoruz. Bu yazı ilede uyarı vazifemizi yerine getirmiş olalım inşallah. Şunuda ama lütfen unutmayın, biz ilahi ceza dönemine girdik. Hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak. Huzur ve refah dönemi bitti. Şuana kadar yaşadıklarınızda daha başlangıç. Felaketler artarak devam edecek.
Hayatınızı mal gibi yaşamayın: bir grup insan (küresel çete) yediğiniz besinlerden giydiğiniz kıyafetlere, kullandığınız teknolojiden çalıştığınız işyerine, izlediğiniz reklamlardan başınıza gelen felaketlere kadar herşeyi dezayn ediyor, hayatınıza ve geleceğinize yön veriyor, ama varlıklarına inanan kimse yok. Neden, çünkü bizi uyaran bir derin devlet aklımız yok. Orman yangınları, salgınlar, afetler, terör örgütleri, sokak olayları, diziler ve yediğiniz besinler, hepsi bu insanlar tarafından tasarlanıp bir amaç doğrultusunda bize sunuluyor, milli ve yerli bir devlet aklımız olmadığı içinde olayları sürekli kaçırıyor ve tuzağa düşüyoruz. Rusya gibi milli ve yerli derin devlet aklı olanlarda bu çeteye karşı mesafesini koruyor.
Örneğin; devletin başında biz olsaydık tüm imkanlarımızı küreselcilere odaklardık, çünkü terör örgütleri, muhalefet, gıda, moda vs hepsi bunlar tarafından tezgahlanıp önümüze servis ediliyor. Biz ne yapıyoruz ama, tam tersini yapıyoruz, bunlara dostluk ve işbirliği teklif ediyor, geleceğimizi birlikte inşa edelim diyoruz. Satanistlere dostluk ve işbirliği teklif ettiğiniz zamanda ne olur; onlarla birlikte helak olur gidersiniz. Sizin şansınıza ama siz müslümansınız, satanistlerle ortaklıktan ötürü üzerinize çektiğiniz o lanet ve bedduaların cezasını Allah ahiret hayatına ertelemez, bu dünyada cezayı keser. Ahiret hayatında ceza daha ağır olacağı için, iyiye bu dünyada dokunulur, kötü olana ise ahiret hayatında. Siz satanistlerle birlikte hareket ediyor, onların mutfakta tezgahladığı her tuzağı kapıyor ve ülkenizde hayata sokuyorsunuz (örneğin; istanbul sözleşmesi), bu dünyada da bunun bedeli size ödetileceği dünden belliydi. Örneğin; aşılarla ilgili musibet.
Gelelim küresel ısınma palavrasına; NATO son toplantısında küresel ısınma ile mücadeleden bahsetti, kimsede ne alaka demedi. Askeri işbirliği adı altında toplanan bir örgüt, küresel ısınmayla ilgili mücadeleden bahseder oldu, kimsede nereden çıktı bu şimdi demedi. Savaşla, terörle, uyuşturucuyla, askeri darbelerle, sokak olaylarıyla, ekonomik krizlerle dünyayı hergün ateşe verenler, bir anda dünyanın ısınmasından endişelenir oluverdi, kimsede siz şakamısınız demedi. NATO bildirisi bu tiyatronun start tuşuydu. Son 10 yıl içinde çıkardıkları hollywood filmleriyle (yarından sonra, 2012) zaten toplumu buna hazırlamışlardı, bildiri sonrasıda afetler tiyatrosunu devreye soktular.
Tiyatro diyoruz, çünkü felaketleri kendileri ortaya çıkardı. Ellerindeki tüm teknoloji ve insan gücüyle doğaya saldırdılar. Sonra kendilerine ait medya üzerinden bizlerin buna sebep olduğu, yaşantımızla bizlerin doğayı katlettiği yalanını dolaşıma soktular. Sonra yine kendilerine ait küresel şirketler üzerinden, kendilerine ait karakterleri (örneğin kvanç tatlıtuğ) reklam yüzü olarak sahaya sürerek iklimle mücadeleye biz önderlik edeceğiz algısını yaymaya başladılar. Cenazeye ilk katil gelirmiş, en çok katil ağlarmış misali, doğayı yakanlar yeryüzünü ateşe verenler doğa için en çok endişe edenler oluverdi. Bir yerden tuşa basıldı, çetenin tüm ayaklarıda aynı anda harekete geçti. NATO iklimle mücadele dedi, bir anda aynı anda dünyanın farklı köşeleri yanmaya başladı, sonrada küresel şirketler iklimle ilgili reklamları arka arka piyasaya sürdü. Sizde her zamanki gibi tuzağı göremiyor ve yutuyorsunuz.
Örneğin küresel ısınma yalanlarına inanıyor ve ülkemizde dolaşıma sokuyorsunuz. Türkiye, italya, amerika, kanada avustralya vs, çıkan yangınlar insan eliyle ateşe verildiği açığa çıkmasına rağmen, bu yangınların sunni değil doğal kaynaklı olduğuna inanıyorsunuz. Bu yalanlara inanmaya müsait bu kadar keriz varkende, ülke olarak sürekli kazıklar yememize şaşmamak gerek.
Biz bu yazı vesilesiyle uyarı vazifemizi yapalım, vebal üstümüzden kalksın, bakınız; lut kavmin günümüzdeki karşılığı ABD, satanistler tarafından ele geçirilmiş, çökmeye mahkum bir devlet. Konsolosluklarına LGBT bayrağını göndere çekme emri veren, sabah akşam eşcinsellik propagandası yapan bir milletten bahsediyoruz. Bunlar insanlık ve yeryüzü için kaygı duyuyorsa, küresel ısınma demokrasi ve özgürlük diyorsa bilinki yalan söylüyor, bilinki altında bir oyun var, bilinki onların demokrasi ve küresel ısınma ile anladığı sizin anladığınızdan farklı. Bunların ağzından çıkan her kelime yaldızlı, büyülü, sizi ikna etmek için süslenmiş. Sözler ne kadar kulağa hoş gelse ve mantığınıza yatsada, bunu söyleyenler satanistler, satanistlerin söylediği şeylerde insanlığın hayrına olmaz deyin ve söylenenleri duymamazlıktan gelin.
Biz amerikada da okuduk almanyada da, hintlisinide gördük japonunuda, üniversiteler arası bilgi yarışmasınada katıldık (Quiz Bowl Team), bu süre içinde de türk'ün üstünde bir akıl görmedik. Bunlar sandığınız kadar akıllı değil, bunların ağzına bakmayı bırakın. Bunlar kolektif hareket ettiği için bizden üstün. Biz birey olarak hayatın zorluklarını göğüslüyoruz, onlar ise birlikte. O yüzden biz takılıyoruz, onlar ilerliyor. Onların ilerlemesi ama onlarda bir zaaf oluşturmuş; kibir. Bu insanların en büyük zaafı kibir. Kibirli insanlarında en büyük korkusu akaya alınmamak. Bunlara bir tokat yapıştırmak istiyorsanız, bunları damardan vurmak istiyorsanız bunlara verebileceğiniz en ağır ceza bunların söylemlerini ve bilgilerini dikkate almamak.
Şımarık bir çocuğu, ona ilgi göstermeyerek onu terbiye etmek gibi, bunların hiçbir şeyine ilgi göstermeyin, göreceksinizki delirecekler. Milyar dolarlık ambargolara maruz kalmaktan daha çok dokunacak. Onları görmemezlikten gelerek, yok sayarak size kurdukları tuzakların öçünü çok basit bir yoldan alabilirsiniz. Siz ama ne yapıyorsunuz, tam tersini yapıyorsunuz, onların her söylemini hayatınızın merkezine oturtarak kibirlerini dahada çok okşuyorsunuz, onların mutfakta tezgahladığı her yemeği alıyor ve ülkemizde pazarlıyorsunuz.
Değerli dostlar; bir yalan ne kadar çok dolaşımda olursa o kadar gerçekmiş gibi algılanır. Ne kadar çok dile getirilirse toplum tarafından o kadar satın alınır o kadar doğru olarak görülür. Sizde bunu yapıyorsunuz, okyanus ötesinde adamlar birşey uyduruyor, sizde bunu ülkenizde dolaşıma sokarak sürekli bunu dile getirerek bu yalanların gerçekmiş gibi algılanmasına sebep oluyorsunuz. Yapmayın bunu. Örneğin; küresel ısınma. Küresel ısınma diye birşey yok, hepsi bir yalan bir oyun. Siz ama bu yalanı satın aldığınız ve dolaşıma soktuğunuz için, toplum bunu gerçekmiş gibi algılıyor. Nasıl covid-19 olayında ölüyoruz diyerek sizi aşıya zorladılarsa, küresel ısınma üzerinden de ölüyoruz yok oluyoruz deyip elinizden birşeyleri söküp alacaklar.
Yeni düzen için eski alışkanlıklar ve eski düzen yıkılması gerek. İnsan, ancak ölüm gibi çok temel ve ilkel kaygılarda günlük alışkanlıklarından vazgeçer, bu insanlarda buna oynuyor, ölüm gibi ilkel kaygılarınızı kullanıp yaşantınıza yeni bir format atıyor. Ölümle korkutup sizi yeni dünya düzenine zorluyorlar. Korkuttukları şey hangi alansa, örneğin küresel ısınma o zaman bilinki o alanla ilgili birşeyi elinizden alacaklar. Kurulan tuzaklar hep aynı. Siz mal başınızdakiler mal olunca ama, aynı oyunu her defa yutuyorsunuz. Bunuda yutacaksınız. Hatta ilk biz harekete geçtik diye bununla övüneceksiniz. Sizler bir tuzaktan diğerine sürüklenirken, iyi birşey yaptığınızı zannedip övüne övüne bu tuzakları yutacaksınız. Siz mal başınızdakiler mal olunca, herşeyi bal gibi yutturacaklar size.
İlginç olanı; suçluda hazır. Ne hikmetse suçlu hep Allah. Ne alaka diyorsanız, küresel ısınmaya inandığınızda yeryüzünün günümüz çağına yetersiz kaldığını, Allah yeryüzünü yaratırken günümüzün nüfusunu, sanayisini ve şartlarını düşünemediğini ima etmiş oluyorsunuz. Küresel ısınma nedir? Yeryüzünün günümüz şartlarına yetersiz kaldığı demektir. Soru şu; siz gerçektende dünyamızın yetersiz ve eksik yaratıldığına inanıyormusunuz? İnanmıyorsanız niye ABD'nin (küresel satanist) ortaya attığı her kavramı (örneğin; küresel ısınma) satın alıyorsunuz?
Allah nasıl bir dünya yaratmış bunu size rakamlarla gösterelim, dünyamız günümüzün nüfusuna ve şartlarına yeterlimi değilmi buna siz karar verin; bir araba yılda 4 600kg carbon dioksit salıyor, bir ağaçta yılda 167 kg carbon dioksit emiyor. Bir arabanın emisyon salınımı telafi etmek için demek 28 ağaç yetiyor. Şimdi; dünyada 1.4 milyar motorlu taşıt var, bunu 28 ağaç ile çarptığınızda, ediyor size ortalama 40 milyar ağaç. Dünyada kullanılan motorlu taşıtların (araba, motorsiklet, kamyon vs) yıllık carbon dioksit salımını nötralize etmek için demek 40 milyar ağaç yetiyormuş. Dünyada kaç ağaç var biliyormusunuz? 3.1 trilyon ağaç var. Halen yeryüzünün günümüz şartları için yetersiz olduğuna inanıyormusunuz?
Henüz okyanusları saymadık, okyanuslar dünya emisyon salınımın üçte birini nötralize ediyor, yeryüzündeki oksijeninde %70 üretiyor. Ağaçlara iş bırakmadan, kendi başına dünyanın yükünü kaldırabilecek kapasitede. Halen yeryüzünün günümüz şartları için yetersiz olduğuna inanıyormusunuz? Arkadaşlar, Allah hiç yetersiz hiç eksik yaratırmı? Sizin ihtiyacınızın bin katından fazlası var yeryüzünde. 7 milyar değil 700 milyar insanı ağırlayacak bir dünya var karşınızda. Allah herşeyden bol vermiş, tüketip bitirmenizde mümkün değil. Bir tarafta; "Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır" (İsra Süresi; 31), Ayeti ile bu dünya hepinize yeter ve artar diyen Allah var.
Diğer tarafta insanlık fazla oldu, yeryüzündeki rızıklar tükenecek deyip insan nüfusunu 500 milyona indirmeye çalışan bir küresel çete var. Bir yerde bir yangın çıktığında da, siz ilk kimden şüphelenirdiniz? Küresel ısınmaya inandığınıza göre, demek siz ilk Allahtan şüphelenirdiniz. Adamlar yıllardır amerika, kanada, amazon, avustralya, sibirya vs ormanları yaka yaka bitiremedi, yakmaktan usandı yani Allah o kadar bol vermiş, siz ise bunların yalanlarına inanmaktan usanmadınız. Harıl harıl orman yakıyor, yerden ateşe veriyor uzaydan ateşe veriyor, kutuplarda peş peşe atomar deneyler yapıp buzları eritiyor, elektromayetik cihazlarla buzları eritiyorlar sonrada karşınıza çıkıp bu devran böyle devam etmez, doğayı korumak için radikal kararlar almamız gerek diyorlar; biz hadi oradan diyoruz, siz ise ne yapmalıyız, bu konuda hemen örgütlenelim ve iktidara baskı yapalım, gerekli kısıtlamaları devreye soksun diyorsunuz. Oyun hep aynı, ama siz mal başınızdakiler mal olunca oyunu hep kaçırıyorsunuz.
Örneğin; daha çok yeni, 2018 yılında meksika' lı çiftciler VW gurubunu mahkemeye verdi ve 4.8 milyon dolarlık bir tazminat davası açtılar, VW puebla üretim tesislerinde hail cannon adında elektromamyetik bulut dağıtıcı cihaz kullanıldığı için. VW ürettiği yeni arabaların yağmur ve doludan zarar görmemesi için bulut dağıtıcı kullanmış, sonuç; kuraklık. Sizce bu istisnamı? Hayır! Dünyanın her yerine bu cihazları yerleştirdiler. Yerleştirdikleri yerlerde de bulutları dağıtıyorlar. Bulut olmayıncada ne olmaz? Yağmur olmaz. Eskisi gibi kar yağmıyor eskisi gibi yağmur yağmıyor diyorsunuz ya, işte nedeni bu.
Ülkemizin hangi bölgelerinde yağmur yağışı azaldıysa elektronik harp teknolojinizi o bölgeye götürün ve ortamı tarayın, göreceksinizki "hail cannon" adında bulut dağıtıcıları aktif. İçimizde ajan ve hain bol. Kim sizi kıtlıkla korkutuyorsa bilinki bu kıtlığın sebebi doğa değil, kendileri. Bu eşkiyalarda yeryüzü ve insanlıkla top gibi oynuyor, siz mal başınızdakiler mal olduğu için ama oyunu hep kaçırıyor, tuzağı yutuyorsunuz. Tuzakları yuta yutada kazık yemediğiniz yer kalmadı.
Kanmayın artık bunlara. Bir defada hayır öyle değil böyle deyin. Her konuda bunların peşine takılmak zorunda değilsiniz. ABD, AB ne derse her konuda bunların peşine takılmaya yeminmi ettiniz, yahut bunları mutlak doğrunun kaynağı olarakmı görüyorsunuz, neyse bu sapkın inancınız vazgeçin bundan. Bir defada onların değil kendi tezlerinizle hareket edin. Kendi aklınızı kullanın ve en önemlisi olayları sorgulayın. Bilgi çağında yaşıyoruz, elinizden telefonu düşürmüyorsunuz, birazcıkta kendi araştırmanızı yapın. İnanın tüm bilgiler açıkta, fazla değil birazcık araştırırsanız oyunu sizde göreceksiniz.
Örneğin; teknolojik cihazlar kullanarak belirli bölgelerde bulutları dağıtıp yağmuru engelliyorlar. Siz yağmurun bir yerde boşalmasına izin vermediğiniz zamanda ne olur; o yağmur kaybolmaz, havanın içinde birikir. Birike birikede hava akımları onu, kendisine engel olmayan bir yere taşır ve tüm içeriğini oraya boşaltır. Bir yerde kuraklık bir yerde sel felaketleri oluyorsa bilinki bu doğa değil, küreselcilerin kendisi. İnanmıyorsanız Meksida VW gurubuna açılan davayı inceleyin. Şimdi; birde hava akımlarının yeryüzünü nasıl dolaştığını bildiğinizi düşünün, nereye isterseniz oraya aşırı yağmur yağdırabilirsiniz. Anlayacağınız, bir yerde kuraklık başka bir yerde aşırı yağmur yaşanıyorsa sebebi Allahın yarattığı doğa değil, küreselcilerin kendisi.
2. Bölümde devamı gelecek...