alternatif tıp- akupunktur nedir
Herhangi bir ilaç içermeyen ve bir toplu iğneden farkı olmayan akupunktur iğneleri yaklaşık 6 bin yıldır insanların rahatsızlıklarına nasıl çözüm sundu?Kalbiniz attığı, organlarınız ve beyininiz çalıştığı müddet bedeniniz elektromanyetik bir akım üretiyor, ürettiği müdette bunları bedenden uzaklaştırmak zorunda. Bedeniniz ne madde boyutunda birşeyin birikmesine izin veriyor ne de enerji boyutunda. Örneğin; madde boyutunda biriktirdiğimiz atıklarımızı bedenimiz idrar yolları (sıvı), bağırsaklar (katı) ve akciğerler (gaz) sayesinde dışa aktarıyor. Katı atıklar için böylesine bir çıkış güzergahı varsa, enerji atıkları içinde olması gerekiyor. Nitekim varda. Bedenimizin enerji atıkları için takdir edilmiş çıkış güzergahları ellerin içi ve ayakların altı. Burada akupunktur ne işi görür?
Organlarımız nasıl zamanın getirdiği yük altında yıpranıyorsa, enerji güzergahlarıda yıpranıyor ve enerji akışında aksaklıklara sebep oluyor. İşte bu noktada da akupunktur devreye giriyor. Nasıl giriyor?
Mantık çok basit; nasıl idrar yollarındaki bir tıkanıklık böbreklere veya kalpteki bir yetersizlik akciğerlere kadar geri tepebiliyorsa, enerji güzergahlar üzerindeki tıkanık ve yıpranımlarda bağlı oldukları organlara kadar geri tepebiliyor, onların işleyişini etkiliyor. Nasıl etkiliyor? Her organ kendisine has bir atık güzergahına sahip (meridyen), elektromanyetik atıklarınıda o güzergah üzerinden vücuttan uzaklaştırıyor. Ancak zamanın kendisi, günahlarınız ve yaşadığınız kaza ve travmalar o güzergahları yıpratabiliyor, o hatlar üzerinde sağlıklı akışın gerçekleşmesine engel oluyor. Elektromaneyetik atıklarımız dışa akamadığı zaman ne oluyor? En basiti, o bölgede ağrılar ortaya çıkıyor, sonrada hat üzerinde biriken akımlar geriye doğru, çıkış noktaları olan organa doğrı geri tepiyor, bu da organın çalışma fonksiyonunu etkiliyor, hatta iflasına sebep oluyor.
Akupunktur ne apıyor? Akupunktur bizlere o tıkanıkları giderme nimetini sunuyor. Nasıl? Siz tıkanıklığın olduğu bölgelere iğneler vurduğunuzda, o birikimleri o bölgeden doğrudan dışa aktarıp hem o güzergahı açmış oluyor hem o organın rahat nefes almasını sağlıyorsunuz. İğnelerin kendisinde bir güç yok, iğnelerin tek özelliği metal olması. Metal objelerde elektromanyetik akımlara iletkenlik sağlıyor, yani burada bir kurnazlık yapıyor ve iğneler sayesinde cilt engelini bypass ediyorsunuz. Balonu bir iğne ile patlatırcasına o bölgede biriken elektromanyetik havayı boşaltıyorsunuz.
Bu sayede hem çevrenizdeki akımları bedenin içine yönlendiriyor hem bedenin içindeki akımları dışa aktarıyorsunuz. Not: akupunktur çok basit bir mantık üzerine kurulu, onu gizemli yapan onu çok güçlü bir tedavi silahı yapan ise iğnelerin batırıldığı noktalar ve o noktaların organlar ile bağlantısı. - Akupunktur meridyenleri nedir? Bedenimizde çok farklı organlar bulunuyor ve bu organların her biri diğerinden farklı bir ritimde çalışıyor. Birbirlerinden farklı hızda çalıştıkları içinde çevrelerine yaydıkları elektromanyetik akımlar birbirinden farklı frekansta oluyor, yani bir organın ürettiği akım ile diğerininki birbirine karışmıyor, her biri farklı bir güzergah üzerinden bedenden uzaklaştırılıyor. Uydu kanallarınız veya radyonuzun farklı frekansları gibi, akımlar birbirine karışmadan ilerliyor. Organlarınızın her biri diğerinden farklı bir frekansta çalıştığı içinde, ortaya birbirinden farklı güzergah çıkıyor. Birbirinden farklı frekansta akan bu enerji atık güzergahlarınada akupunktur meridyeni denilir!- Akupunktur ile şakra arasındaki fark: akupunktur toplardamar gibi organlarınızın elektromanyetik atığını toplar ve bunları ellere ve ayaklara iletiyor, şakra ise lenf bezleri gibi doku aralarındaki elektromanyetik atıkları topluyor. Birisi toprağa muhtaç, diğeri ise bedenin merkezinde varolan gırdaplara. Şöyle düşünüyoruzda, o kadar mükemmel ve ince düşünülmüş bir bedene sahibiz ki, şükretmemek ve Allahın büyüklüğünü haykırmamak elde değil. Araştırdıkça, konuların detayına indikçe bunu daha iyi anlıyorsunuz.- Akupunktur ile doğa arasındaki bağ: akupunktur tedavisi sadece bedeninizin içindeki birikimleri dışa aktarmakla kalmıyor, aynı zamanda çevrenizdeki akımları bedeninizin içine yönlendiriyor. Bedeninizin içine yönlendirilen akımlar doğalsa hücreleriniz bundan fayda görüyor, doğal değilse zarar. Doğal ile neyi kastediyoruz? Kuşların cıvıltısı, pınarların taşlara vurması veya rüzgârın yapraklara temas edişinden kaynaklanan frekansları kastediyoruz. İnanılanın aksine, doğanın içinde barınan akımlar hiçte gizemli veya mistik değil, kaynağı ve kimliği çok net ortada. Bu doğal frekanslarında hücreler üzerinde şifa verici, denetleyici ve düzenleyici bir etkisi bulunuyor.
Gelelim günümüze; eğer akupunkturun faydası doğadan aldığı enerjiyle orantılıysa, istanbulun göbeğinde, onca yapay frekansların arasında uygulanılan bir akupunktur seansı sizce ne kadar mantıklı? Aynı uygulamayı karadenizin ormanlarında yapmış olsanız, hastanız bundan daha fazla yarar almazmı?