kader bölüm 1 (1)- nedir ve nasıl çalışır?
Bu yazımız levh-i mahfuz başlıklı yazımızın bir parçası, yazıları olabildiği kadar kısa tutmak için, farklı bir başlık altında yayınlamaya karar verdik, sizlere hayrlı ve aydınlatıcı okuma dileriz. Kaderi kim hesaplıyor? Kaderi analiz edecekseniz kaderi iki boyuttan ele almalısınız; Allah boyutu, levh-i mahfuz boyutu. Amellerinizin karşılığını levh-i mahfuz hesaplıyor, dualarınızın karşılığınıda Allahu Teala veriyor. İnsanın dualarını Allah, kaderin işleyişi dışında tutmuş. Levh-i mahfuza akmadan doğrudan Allaha çıkıyor. Allah nerede arşta? Arş, insan bedeninde hangi organ? Beyin. Beyinede herşey giriş yapabiliyormu? Hayır. Kan ve beyin arasında bir bariyer var (blood brain barrier), toksinler ve zararlı maddelerin geçişine izin verilmiyor. Keza kötü dualar, hak olmayan dualarda göğe yükselemiyor. Hak olanlarda geçiş yapıp Allaha ulaşıyor. Allahu Teala sadece dualara karşılık verdiği içinde, Allahtan sadece iyilik iniyor. Yani yeryüzünde yaşanılan kötülükle Allahu Tealanın bir ilgisi yok, yaşanılan kötülük insanların kendi ektiği kötülükler.
Örneğin; bir kötülük yaşıyorsanız bu levh-i mahfuzdan geliyor, amellerinizin karşılığı olarak. İyilik yaşıyorsanız ama, bilinki bu da dualarınızın karşılığı olarak Allahtan geliyor. O yüzden Rabbimiz ne diyor; "Sana gelen iyilik Allah'tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir" (Nisa Süresi; 79). Biz burada levh-i mahfuz üzerinde duracağız, amellerinizin karşılığını nasıl alıyorsunuz o düzeni sizin için anlaşılır kılmaya çalışacağız. Bu yazımızı levh-i mahfuz yazısıyla birlikte okursanız, olayları dahi anlarsınız. Bu yazımız kaderin nasıl hesaplandığını anlatıyor, levh-i mahfuz yazısı ise süreci görselleştiriyor. Levh-i mahfuz bu hesabı nasıl yapıyor? Youtube veya google gibi yazılım programları nasıl belirli verileri toplamaya, kayıt etmeye, o verileri analiz etmeye, sonrası o verileri listeleme veya görüntülemeye yönelik programlandıysa, levh-i mahfuzda buna benzer bir yazılımla çalışıyor ama çok daha karmaşık ve büyük. Örneğin evrendeki tüm canlıların bilgisini toplaması ve o bilgilerden canlıların rızkını hesaplaması. Neye göre yapıyor? İyiliğin karşılığı on kat iyilik, kötülüğün karşılığında ise onun denginde bir kötülük doğrultusunda bu hesap yapılıyor. Kur'an-ı Kerim bir iyilik veya kötülüğün karşılığının ne olduğunu söylemekle kalmıyor, ne kadar olduğunuda söylüyor. Örneğin; iyiliğin karşılığı on misli, kötülüğün karşılı ise onun denginde bir kötülüktür diyor; "İyiliğin karşılığı ancak iyiliktir..." (Rahman Süresi; 60). "Kim (Allah huzuruna) iyilikle gelirse ona getirdiğinin on katı vardır. Kim de kötülükle gelirse o sadece getirdiğinin dengiyle cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar" (En'am Süresi; 160). "Bir kötülüğün cezası onun benzeri bir kötülüktür..." (Şura Süresi; 40). İyilikte on misli karşılık alıyorsunuz, kötülükte ise sadece işlediğiniz kötülüğün karşılığını.
Buradan da Allahu Tealanın ne kadar merhametli olduğunu çıkarınız. Rabbimiz levh-i mafuzu öyle programışki, işlenen iyiliğe karşılık kullarıma on iyilik yaz ve rızık olarak gönder, kötülükte ise sadece işledikleri kötülüğü kaderlerine yaz diyor. Şimdi; tüm amelleriniz levh-i mahfuza akıyor, sonrası mahallenizde ilçeniz şehriniz ülkeniz veya dünyada hangi insanlarla kaderinizin örtüştüğüne bakılıyor, sonrası o kişilerle nasıl ve ne zaman bir araya getirileceksiniz, birbirlerinize ne yaşatacaksınız, bunların hesabı yapılıyor. Örneğin; siz eğer bir iyiliği hak ediyorsanız, çevrenizde bu iyiliği yapmayı kim hak ediyorsa o kişiyle kader sizi tanıştırıyor ve yaşamanız gerekenleri size yaşatıyor.
Örneğin; eğer bir kötülüğü hak ediyorsanız, o zaman çevrenizde o kötülüğü yapmayı kim hak ediyorsa, saniyesine, cinsine ve yaşına kadar bunu levh-i mahfuz hesaplıyor ve o gün kişiyi karşınıza çıkarıyor. İlahi düzende herkes hak ettiğini yani ektiğini biçiyor. "Hakikaten insan için kendi çalıştığından başkası yoktur" (Necm Süresi; 39). Ne bir gram az ne de bir gram fazla. Bu hesabıda levh-i mahfuz dıştan bağımsız yapıyor. Ataist, satanist, müslüman ayrımı yapmadan herkese hak ettiğini hesaplıyor. Olumsuz anlamda da Allah bu makine vari hesap makinesine müdahale etmiyor. Eğer edeceksede sadece olumlu anlamda müdahale ediyor. "Sana gelen iyilik Allah'tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir" (Nisa Süresi; 79).
Nasıl ediyor, bunuda yazımızın devamında anlatacağız inşallah. Eğer kaderinize ve yaşadıklarınıza kızgınsanız, bilinki yaşadığınız olumsuzlukların Allahla ilgisi yok, kaderinizi hesaplayan kişi, benliği olmayan ve bilgisayar vari çalışan levh-i mahfuz. Levh-i mahfuzda bu hesabı sizin ve 3 nesil atanız, toplam 4 neslin işlediği iyi ve kötü ameller doğrultusunda yapıyor. Kişiler nasıl birbiriyle buluşturuluyor? Düşünce üzerinden. Sanıldığı gibi düşünceler insana ait değil, düşünceler Allahtan gelir. Rahmani düşünceler doğrudan size iner, hak ettiğiniz şeytani düşüncelerse ilk önce size o vesveseyi verecek şeytana iner, o da size fısıldar. Öyle veya böyle beyninize düşen düşünceleriniz size ait değil. O düşüncelerde hipnoz altına alırcasına sizi gitmeniz gerekenlere yerlere sürüklüyor ve orada yaşamanız gerekenleri size yaşatıyor. "İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır!" (Kıyamet Süresi; 36). Bir başka Ayet; "Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz" (İnsan Süresi; 30). İnsan kendisinin özgür olduğu ve yeryüzünde istediğini yapabileceğini sanıyor, bu yanlış bir inanç.
Siz istediğinizi yapamıyorsunuz, siz ancak aklınıza düşeni yapabilirsiniz, aklınıza düşenlerde size ait değil bilginize. Düşünceler neden ilahi kontrol altında? Eğer düşünceler ilahi kontrol altında olmasaydı, bir yerlerdeki nasibinize ulaşamazdınız. Doğru zamanda doğru yerde oldum veya yanlış zamanda yanlış yerde oldum kavramı olmazdı. Günlük nasibinizin size ulaşması için düşünceleriniz ilahi kontrol altında olmak zorunda, aksi takdirde bu sistem işlemez. Düşünceler kontrol altında olmadan da rızık dağıtımı olmazmı? Elbette olur. Ataist veya pop kültür inancına sahip kişilerin inandığı gibi, tesadüfler üzerinede bu sistemi kurabilirsiniz. Başınıza hayr veya şer ne geliyorsa, tesadüfen geldi de diyebilirsiniz. Neden böyle değil o zaman? Çok basit, eğer böyle olsaydı o zaman kişi hak ettiğini alamazdı. Ektiğinizi alamazdınız. Gramı gramına ektiğinizi, verdiğiniz emeklerin karşılığını yeryüzünde almak istemezmisiniz? İstersiniz. Rızık öylesine rastgele yeryüzüne serpiştirilse, hak ettiğinizi nasıl almayı düşünüyorsunuz, bilhassa güçsüzsenz? Mümkün değil. Sizin hakkınız başkalarına iner, hak etmeyenlere iner ve yeryüzü haksızlığa ve adaletsizliğe boğulurdu.
Hocam şuanda da böyle değilmi, güçlünün haklı olduğu, güçlünün istediğini aldığı bir dünyada yaşamıyormuyuz? Evet yaşıyoruz, evet yeryüzünde haksızlık ve adaletsizlik hakim, fakat bu yaratıcı kaynaklı değil. O yüzden de mahşeri sorgu var. Yeryüzündeki adaletsizlik Allah kaynaklı olsaydı, mahşeri sorgu olurmuydu? Olmazdı. Hayvanlar alemi gibi, güçlünün hakim olduğu bir düzen kurardı Rabbimiz, cennet olmaz cehennem olmaz, mahşeri sorguyada es geçeridi. Mahşeri sorgu olduğuna göre ama, demek sorun Allahta değil, insanda. Uzun lafın kısası, Allahın vasıflarından birisi adil olmak. O adaletin yeryüzünde tezahür edebilmesi için, kişi her saniye içinde hak ettiğini alabilmesi içinde Allah kişinin düşüncesini elinden almış.
Soru şu; hak ettiğinizi aldığınız müddet, Allahta bu konuda garanti veriyor, düşüncelerinizden feragat edermisiniz, etmezmisiniz? Eğer ben çok kitap okudum, profesör oldum, çok kültürlü çok eğitimli ve çok bilgeyim, ben düşüncelerimin elimden almasını istemem diyorsanız; tamam güzelde, insanlığın geri kalanına ne olacak, cahil olan sizin gibi akıllı olmayan sizin gibi eğitimli ve kültürlü olmayan, ilimlerin yeryüzüne henüz inmediği binlerce yıl öncesi yaşayan topluluklara o çoğunluğa ne olacak? Onların hakkını gözeten onlar adına düşünen ve konuşan kim olacak? Onlar adına düşünen onların hakkını koruyan biriside olsa iyi olmazmıydı. Olayı anladınız.
Kendi pencerinizden dünyayı ve Allahın düzenini analiz etmeyin, sistemdeki en zayıf halka üzerinden analizinizi yapın. Allahın sadece size karşı değil, tüm canlılara ve her bin yıl içinde yaşayan canlılara karşı bir sorumluluğu var ve her birinede eşit davranmak zorunda. Canlılar arasındaki çok az bir zümre mutlu olsun diyede, Rabbimiz canlıların ve çağların geri kalanını, % 99.9999'unu gömemezlikten gelecek değil herhalde. Özgür irade nerede o zaman? Özgür irade niyetiniz (kalp). İnsanın kendisine bırakılan tek özerk nokta kalbiniz. Neden? Niyetleriniz ile fiziki veya enerji alemine müdahale edemiyorsunuzda ondan, yani niyet ile ilahi düzeni bozma şansınız yok. Allahu Teala bizi yaratmış ama bize güvenmemiş, kurduğum düzeni bunlar bozar deyip yeryüzünü etkilemeyecek bir noktaya özerklik tanımış, o da niyetler. Evet, insan bu yüzyıl yeryüzündeki düzeni bozdu, ama buna Allah izin verdiği için bozabildi. İzin vermesinin nedenide yaptığımız yanlışların sebep olduğu tahribatı görüp yanlışlarımızdan dönmemiz için. "İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır" (Rum Süresi; 41). Düşünce bize ait değilse, neden eylemlerimizden sorumlu tutuluyoruz? Size inen düşünceler niyetleriniz doğrultusunda iniyor, yani o düşünceler nihayetinde size ait. Örneğin; siz gün içinde binbir çeşit niyetler kuruyorsunuz, bunların kaderinizde karşılığı varsa, levh-i mahfuz o niyetlerinizi düşünceye çeviriyor ve size indiriyor. Düşüncelerinizin kaynağı niyetleriniz olduğu içinde düşüncelerinizin nihai sorumlusu sizsiniz. O düşünceleri eyleme dönüştürme safhasında da, keza lehv-i mahfuzun onayına muhtaçsınız. İlahi düzende ben düşündüm yaptım dye birşey yok. Herşey nasibiniz kadar.
Levh-i mahfuz nasibinizi neye göre belirliyor? Hak edişe göre. Düşünce ve eylemleriniz hayat bulabilmesi için, o düşünce ve eylemlerden doğacak sonuçları hak edip etmediğinize bakılıyor. Dedik ya, herşey adalet üzerine kurulu. Neyi hak edip etmediğimizi kevh-i mahfuz nasıl belirliyor? Siz dahil 4 neslin amellerine göre belirliyor. Örneğin; kalbinizde ticaret yapma fikri geçiyorsa, levh-i mahfuz bu konuda sülalenize bakıyor (4 nesil), olumsuz veya olumlu bir hadise varmı dye. Eğer bir atanız bir esnafa zarar verdiyse veya bir faydası olduysa, aynı acı veya sevinci yaşamanız için levh-i mahfuz niyetlerinizi düşünceye, sonrada eyleme dönüştürmenize izin veriyor. Atalarınızın başkalarına yaşattığı acı veya mutlulukları sizinde yaşamanız için.
Atalarınızın başkasına yaptığı hayr veya şerrin kıssası sizden alınmak için ticaretle ilgili niyetlerinizin hayata geçirilmesine izin veriliyor. Levh-i mahfuz nedir diye soruyorsanız, levh-i mahfuza kıssas alma yargıçıda diyebilirsiniz.
2. Bölümde devamı gelecek..