• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler............     
"Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir" (Mücadele Süresi; 58).


 




kefaret oruçları ve 10 gün
örtünme vs temiz kalp
gıybet ve kurtcuklar
sihir ve örümcekler

cemaatler, ilahiyatçılar ve tarikatlar bölüm 9 (1)- gayrimüslimler cennete girermi?


Cübbeli ahmed hocaya reddiye: gayrimüslimler cennete girermi girmezmi? Mehmet Ali Bulut gayrimüslimler cennete girer diyor, bunun üzerine cübbeli Ahmet hoca bir reddiye yayınlıyor. Bizde bu kısa yazımızda cübbeli Ahmet hocaya bir reddiye yayınlayalım. Konumuza girmeden bu iki şahsiyet hakkında ne düşünüyorsunuz hocam diye soruyorsanız, ikisi hakkında da ılımlı düşüncelere sahibiz. Bu ikisininde katıldığımız ve katılmadığımız görüşleri ve uygulamaları var, fakat ikisininde iyi niyetli olduğuna inanıyoruz. Tarikatlar hakkında olumlu düşüncelere sahip olmasakta cübbeli Ahmed hocayı sempatik, samimi, milli ve yerli buluyoruz.

Gelelim konumuza: gayrimüslimler cennete girermi? Bu konuda bizim cevabımız kısa ve net; eğer Allahın varlığına ve tekliğine inanıyorlarsa eninde sonunda girerler. "Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu fasık kimselerdir" (Al-i İmran Süresi; 110). Burada bilmeniz gereken ilk şey, demek gayrimüslimler arasında da iman edenler varmış. Yazımızı okurken, gayrimüslimler arasında iman edenlerinde var olduğunu Allahın bizzat söylediğini gözönünde bulundurun lütfen.

Ön yargınızı baştan kıralımki, yazımıza daha objektif yaklaşasınız. İman sahibi olmak içinde Allahın varlığına ve tekliğine inanmanız yeterli. Allahın varlığına ve tekliğine inananlar arasında günahları daha ağır basanlar ilk önce cehenneme girer, günahlarını yaktıkdan sonrada cennete. Eğer ama sevapları daha ağır basarsa doğrudan cennete girer. Cennete girebilmenin ön koşulu Allahın varlığına ve tekliğine inanmak
(la ilahe illallah). Örneğin; bir gayrimüslim Allahın üçten oluştuğuna inanırsa (tanrı, ruh ve oğul) cennete giremez, tek olduğuna inanırsa ama girer. Konu bu kadar netse, cennete girebilmek için peygamber inancı nereden çıktı? Art niyetli birileri ortaya attı, İslam camiasıda bunu satın aldı ve inancın bir parçasına dönüştürdü. Hangi peygamberin ümmetinden olduğunuza vurgu yapmak için, bi' nevi kimlik kartı olarak nesilden nesile aktarıldı.

Sıkıntı ne burada? Peygamberimizin ümmetinden olduğunuzu söylemenizde bir bahis yok, peygambere inanmayan cennete giremez dediğiniz zaman ama, o zaman olayı çok farklı bir boyuta çekmiş oluyorsunuz? Hangi boyuta? Allahın mülküne (cennet) peygamberimizi ortak kılmış oluyorsunuz. Allahu Teala malına başka birisini hiç ortak kılarmı? Kılmaz. "De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir." Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O ne güzel görendir! O ne mükemmel işitendir! Onların, O'ndan başka bir yardımcısı yoktur. O, kendi hükümranlığına kimseyi ortak etmez" (Kehf Süresi; 26). Siz ama peygamber inancı olmayan giremez dediğinizde, peygamberimizi o mala ortak kılmış oluyorsunuz. Belki iyi niyetle bunu yapıyorsunuz, fakat sakıncalı birşey yapıyorsunuz bizden uyarması.

Dinler arası diyalog: hocam,
peygambersiz dinler ortaya çıkarmak bir vatikan, opus dei, fetö projesi değilmi, dinler arası diyalog bu değilmiydi? Arkadaşlar; bizim görevimiz hak neyse onu söylemek, ne yapalım, kötülük o doğruyu kullanacak diye o doğruyu yamultalımmı, bir doğruyu yanlışmı kılalım, doğruyu söylemekten vazmıgeçelim? Günümüzde peygamberimize bir saldırı olduğu çok açık, fakat peygamberimizi korumak için Allahımı kurban edelim? Hangisinin hakkını korumak daha öncelikli? Tabiki Allahın!!! Kaldıki, bugünlerimizde peygamberlik inancını ortadan kaldırmak isteyenlerle, geçmişte peygamber inancını cennete girmek için şart koşan zihniyet aynı zihniyet.

Bundan 1000-1500 yıl öncesi Ehl-i Kitap dinlerin bir araya gelip ittifak kurmasını istemeyenler, bunlar aynı tanrıya inanıyor biz bunları asla bir araya getirmemeliyiz diyenler, o günlerde Allaha inananlar arasına nifak soktu. Hangi nifakı; peygamber nifakını. Öyle bir nifak soktularki, dinler neden indirildi, o da Allah, bir anda Allah önemsizleşti, peygamberler ön plana çıkarıldı. Cennete girip girmemenizi Allah inancınız değil, peygamber inancınız belirleyicidir denilmeye başlandı. Kurulan tuzağı görüyormusunuz. Sizlerin bu tuzağa düşeceği ve bu haltı işleyeceğini Allahu Teala bildiği içinde önden uyarısını yaptı;

"İçlerinden zulmedenler hariç, Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve şöyle deyin:
"Biz, bize indirilene de, size indirilene de inandık. Bizim ilahımız ve sizin ilahınız birdir. Biz sadece O'na teslim olmuş kimseleriz" (Ankebut Süresi; 46). Allahu Teala burada peygamberlere vurgu yapıyormu; hayır. Neden; çünkü peygamberler sadece bir postacı, İslamda esas olan tek peygamber inancı değil, İslamda esas olan tek tanrı inancı.
Allahta bu Ayette bunu hatırlatıyor, ortak noktanız benim, esas olanda benim, bana odaklanın diyor. Aslında bu Ayet çok şeyi anlatıyor, kendi başına peygamber inancını şart koşanları susturacak mahiyette.

Bu noktada çıkaracağımız ilk ders, dinlerde esas olan Allah olduğu;
"Rasûlüm! De ki: “Ey Ehl-i kitap! Sizinle aramızda ortak olan bir söze, şu ortak noktaya gelin: Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ı bırakıp da birbirimizi rab edinmeyelim.” Eğer yüz çevirirlerse: “Şâhit olun ki, biz elbette müslümanlarız” deyin" (Al-i İmran Süresi; 64). Siz ama ne yapıyorsunuz? Sizse, hayır biz bunu kabul etmiyoruz, tanrımızın bir olması bizi ilgilendirmez, bizim için esas olan Allah değil, esas olan peygamberdir diyorsunuz. Şiilerin hz Ali'yi bahane ederek İslamı içten ayrıştırdığı gibi.

Özetlersek; bundan 1000-1500 yıl öncesi Allah inancı olanlar bir araya gelmemesi gerekiyordu, birileride peygamber inancını devreye sokarak aralarına nifak soktu. O nifak sokan akıl bugünde devrede. Bugünse amelleri tam tersi, o da Allah inancı olanları birleştirmek. Dün birleşmesine engel olmak istiyorlardı, bugünse birleşmelerini istiyorlar. Neden; çünkü bugünün projeleri farklı (tek dünya devletini kurmak).
Kısacası FETÖ projesi diye gündemde tuttuğunuz proje var ya, işte o kazığı siz çoktan yediniz bilginize. FETÖ'nün ataları 1000 yıl öncesi inancınızı değiştirdi, sizde o bozuk inancın nesillerisiniz. Yani siz zaten tuzağa düşmüşsünüz.

Bizim buradaki çabamızda bu küresel satanistlerin planlarından bağımsız, sizi tekrar özünüze döndürmek, o da Allaha kimseyi ortak koşmamak. Cennete girmek için Allah yetmez diyorsanız, öyle veya böyle birisini Allaha ortak koşmuş oluyorsunuz. Bu inancınızında İslamda yeri olmadığı, FETÖ'nün atalarından türemiş bir proje olduğunu biliniz. 

Şimdi: yazımızı kaleme almadan toplumda nam yapmış hocalar bu konuda ne diyor diye biraz araştırma yaptık, videolar izledik, sonrada sorunun nereden kaynaklandığını anladık. Sıkıntı ne? Birincisi bir çok uzmanda özgür düşünce diye birşey yok. Küçük yaştan itibaren bunlara belirli değerler aşılanmış, bir kalıba sokulmuş (örneğin cübbeli ahmet hoca), bunlar Ayetlere yorum getirirkende Ayetleri o kalıba sığdırmak için çok zorlama yorum getiriyor. Ayetleri okurken objektif yaklaşmıyorlar, önceden belirlenmiş kalıplar doğrultusunda yorum getirmeye çalışıyorlar.

Bu saatten sonrada bunları farklı bir kalıba farklı bir görüşe ikna edemezsiniz. Ağaç yaşken eğrilir misali, küçük yaştan medreselerde eğitim alıp 40 yaşına gelmiş birisinin görüşlerini değiştirmeniz mümkün değil. Geri kalan uzmanlarda gördüğümüz sıkıntı, bunlarda da problem çözme ve analitik düşünce diye birşey yok. Bu da ezber üzerine kurulu, devlet memuru olma endeksli eğitimin getirdiği bir sonuç. Örneğin ortada bir sorun varsa, detaylardan başlamazsınız, en temel bilgilerden başlarsınız. Temel bilgiler üzerinden konuyu ele alırsınız. Bunlarsa detaydan giriyor. Detayda sakınca ne? Detayda kaybolmak diye bir kavram var. Ne kadarımız konuların detaylarına vakıf, çok azımız. Eğer birileri size detaylar üzerinden konuyu anlatmaya kalkışırsa, o bilgilerin içinde kaybolmanız kaçınılmaz.

O yüzden, soruların cevapları genelde ortamdaki insanların bilgi seviyesine göre verilir. En temelden başlanır, toplumun bilgi seviyesi arttıkçada detaylar artırılır. Aksi takdirde cevaplarınızdan insanlar birşey anlamaz, birşeye inanmaya sürüklenir, neden inandıklarını bilmezler. Burada yaşadığımız sıkıntıda bu, bu konuya cevap getiren uzmanlar temele inmiyor, detaylar üzerinden konuyu cevaplamaya çalışıyor. Hangi detaylar?

Gayrimüslimlerle ilgili Ayetleri önünüze koyuyorlar, sonrada kelimelerin anlamı üzerinden size olayı anlatmaya çalışıyorlar. Kelimeler üzerinden gittiğiniz zamanda detaydan gitmiş oluyor ve kelime cambazlığı içinde çoğunluğu kaybediyorsunuz. Örneğin; bazen bir Ayetin içeriğini bir önceki veya bir sonraki Ayet açıklıyor, dolayısıyla ne yapıyorsunuz, sürekli bir Ayetten diğerine zıplıyor, bir Ayetin içindeki kelimeyi cımbızlayıp o kelimeyi bir sonra veya evvelki Ayetle izah etmeye çalışıyorsunuz, bu kelime kargaşası içinde de dinleyicileri kaybediyorsunuz. Ortaya bir sonuç çıkıyor, ama dinleyiciler nasıl o sonuca varıldı bunu bilmiyor, siz öyle dediğiniz için o şeye inanmaya başlıyor.

Arkadaşlar; nice video izledik, Ayetleri keyfinize göre yorumlamayın diyen her uzmanın kendisi o videonun içinde Ayetleri keyfine göre yorumladı. Bir Ayetin içindeki bir kelimeyi cımbızladılar, sonrası o kelimeyi bir sonra veya evvelki Ayetin içindeki bir kelime ile keyfilerine göre eşleştirdiler, sonrada Ayetlerin söylemediği yorumları çıkardılar. Şaşırdıkmı buna; hayır. Neden şaşırmadık, çünkü herkesin bir hayat görüşü var, inandığı değerler var, insanlar ellerine Ayetleri aldığında da o değerler üzerinden Ayetleri yorumlayacak. Sıkıştığı anda da detayları kendi değerleri doğrultusunda yamultacak. Konulara vakıf olmayan siz dinleyicilerde o detayları dinlediğinizde, bu ne güzel konuşuyor, ne kadar bilge, kendinden ne kadar emin, doğru olan demek bu diyeceksiniz ve tuzağa düşürüldüğünüzü, o kişinin değerleri doğrultusunda size bir format atıldığını anlamıyacaksınız.

O detayların içinde size tuzak kurulduğunu görmeyeceksiniz. Hocam sizinde bir hayat görüşünüz var ve sizde kendi inancınız doğrultusunda yorum getiriyorsunuz derseniz; haklısınız. Fakat bizle onlar arasında fark var; birincisi biz sizi detayda boğmuyoruz. Sizi birşeye ikna ederken, neye ikna olduğunuzu biliyorsunuz. İkincisi, bizim değer silsilemiz ve önceliklerimizin en tepesinde, hayatımızın merkezinde açık ara Allah yatıyor. Biz Ayetleri ve hayatı okurken ilk önce Allah diyor, Allah merkezli ve Allahın çıkarlarını gözeterek yorumluyoruz. Bunlarsa her yere oynuyor. Her yere oynadığınız zamanda ortalık bulanıyor, karışıyor.

Hak ile baatıl arasındaki fark: hak olan gün yüzü gibi açıkta olur, gizlenmez. Baatıl olansa gizlenir, kendini detayda kamufle eder. Birileri size birşey anlatırken gözle görünür örneklermi veriyor yoksa gözle görünmeyenmi bunu iyi gözlemleyin. Eğer gözle görülmeyen örnekler veriyorlarsa, örneğin kelimelerin anlamından giriyorlarsa bilinki kendileride doğrunun ne olduğunu bilmiyor. Hak olanın izahı detay gerektirmez, günlük örneklerden yola çıkarak konuyu açıklamanızı mümkün kılar, bizim bu yazımızda yapacağımız gibi. Birileri ama sizleri birşeye ikna etmek için detaylara giriyor detaylarda delil peşindeyse, bilinki size sunacak şey baatıl. Bunu bir yere not ediniz, hak her daim açıkta olur, detayda gizlenmez, mantığa en yakın olanıdır. 

Bu sualin iki muhatabı var: gayrimüslimler cennete girermi girmezmi sorusunun iki muhatabı var, birisi gayrimüslimler diğeri ise peygamberimiz sav. Bu zamana kadar herkes olayı gayrimüslimler üzerinden anlatmaya çalıştı, biz bu yazımızda diğer yazılarımızda olduğu gibi farklı bir yaklaşım sergileyeceğiz, size farklı bir bakış açısı ve çözüm önerisi sunacağız, konuyu gayrimüslimler üzerinden değil peygamberimiz sav üzerinden yanıtlamaya çalışacağız. Herkes konuyu gayrimüslimler üzerinden okuyor, bizse farklı yapacağız, konuyu peygamberimiz sav üzerinden okuyacağız, çünkü bu sorunun bir muhatabıda peygamberimiz. Bunu yaparkende sizi detaylarda boğmayacağız, Ayetlerin detaylarında sizi kaybetmeyeceğiz, peygamberlerle ilgili en temel soruyu size soracağız, o sorunun cevabıylada gayrimüslimler cennete girermi girmezmi sorusuna siz kendiniz çok rahat yanıt verebilirsiniz.

Soru şu; peygamberler ne için indirildi? Size çok temel ve basit bir soru soruyoruz, eğer bu sorunun cevabını kendinize sorar ve cevaplarsanız, gayrimüslimler cennete girermi girmezmi sorunun cevabınıda bulursunuz. Cevap çünkü bu soruda gizli. Bakınız; gayrimüslimlerle ilgili Ayetler detaylar içeriyor, Ayetlere vakıf olmayan, hatta olanlar için bile o detaylar ağır gelebilir. O yüzden detaylara hiç girmeye gerek yok. Bu sorunun cevabını detaylara girmedende cevaplayabiliriz.

Nasılmı? Buradaki sorunun bir muhatabı gayrimüslimlerse diğer muhatabıda peygamberimiz sav. Soruyu peygamberimiz sav üzerinden cevaplamaya çalışın. Uzmanlar konuya gayrimüslimler üzerinden ele alıyor, bu da insanlarda kafa karışıklığına sebep oluyor. Buna gerek yok, çünkü peygamberimiz sav üzerinden de soruyu cevaplayabilirsiniz. Peygamberimiz sav ne için indirildi, peygamberlerin görevi nedir; bu sorulara cevap getirirseniz, cennete girmek için peygamberimize inanmak gerekiyormu sorusunada cevap bulmuş olursunuz.

Burada püf nokta peygamberlerin görevini çok iyi anlamak. Örneğin; peygamberlere inanmayan cennete giremez diyebilmeniz için ilk önce peygamberlerin görevi ne bunu bilmeniz gerekiyor. Peygamberlerin görevi ve vazifesi nedir, yetki ve makamlarının sınırı nedir bunu bilmeniz gerekiyor. Bunu çözdüğünüz an, cennet peygamberlerin tasarrufu altındamı değilmi, bu soruyada cevap bulabilirsiniz. Sorumuzu tekrar ediyoruz; peygamberlerin görevi ne? Peygamberlerde sizin ahiret hayatınızı hipotek altına alma yetkisi varmı?

2. Bölümde devamı gelecek...







hz muhammed
hz isa
sadaka
nasuh tövbesi
kelimelerden türemiş hurafeler
yapay zeka ve şeytanlar