• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler............     
"Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir" (Mücadele Süresi; 58).








kefaret oruçları ve 10 gün
örtünme vs temiz kalp
gıybet ve kurtcuklar
sihir ve örümcekler

cemaatler, ilahiyatçılar ve tarikatlar- caner taslaman adındaki dangalak (1)


Konumuz caner taslaman adındaki dangalak. Değerli dostlar; biz istiyoruzki herkes kendi hayatında kendi işinde olsun, ama inancımıza değerlerimize saldırı olduğunda duramıyoruz ve kendi üslubumuz ve tarzımızla bir cevap metini hazırlama ihtiyacı hissediyoruz. Bu yazımızda bu dangalağın bir kaç iddiasını ele alacağız, o iddialar üzerinden de kişi hakkında biraz bilgi vermeye çalışacağız inşallah. Bu dangalak sosyoloji bölümünü okumuş, sonrası yüksek lisans ve doktora tezlerini big bang ve evrim teorisi üzerine yapmış. Dikkatinizi çekiyoruz adamın uzmanlık alanı evrim teorisi. Konumuz ne? Kur'an-ı Kerim. Evrim teorisi üzerine ihtisas yapmış birisi nasıl oluyorda Kur'an-ı Kerim hakkında fetvalar veriyor. Türkiyede yaşıyorsanız veriyor işte. Ne kadar arızalı tip varsa bunlar bir yerden ortaya çıkmayı, filizlenmek içinde kendilerine bir yer bulmayı başarabiliyor.

Ülkemiz yabancı istihbaratların böylesine bir operasyon sahası maalesef. Birileriniz diyecektir, hocam sizde tıp hekimisiniz ama Kur'an-ı Kerim hakkında fetva veriyorsanız, siz verebiliyorsanız o neden veremesin? Haklısınız, verebilir. Fakat burada bir çıkar ilişkisi görmüyormusunuz? Adam evrimci. Evrim inancı ile Kur'an-ı Kerimde birbirinin tam zıttı. Kur'an-ı Kerim ve diğer kutsal Kitapları ortadan kaldırmak için uydurulan bir hikaye. Bu alanda uzman olan kişininde Kur'an-ı Kerim hakkında fetvalar vermesi sizlere buram buram İslama bir saldırı kokusu vermiyormu? En azından evrimci birisinin Kur'an-ı Kerim hakkında fetvalar vermesi size garip gelmiyormu? Örneğin; biz 15 yıldır Kur'an-ı Kerim üzerinde araştırma yapıyor, yazılar yazıyoruz, sizin tabirinizle araştırmacı yazarız. Bizim hayatımızın hiçbir yeri ama İslamla Kur'an-ı Kerimle çatışmıyor. Bu dangalağın ise her yere çatışıyor.

Örneğin bir programa çıkıyor ve Kur'an-ı Kerimin bilim Kitabı olmadığını söylüyor. Bu söylemindeki trajekomik olanıysa, kendisinin bir sosyoloji uzmanı olması, Kur'an-ı Keriminde en belirgin özelliği bu olması, sosyolojik sorunları ele alması ve buna çözümler sunması. Soru şu; sosyoloji bilimselse, aynı konuları ele alan, ele almaktanda ötesine gidip çözümler sunan Kur'an-ı Kerim niye bilimsel olamıyor? Bu dangalağa sorsanız bilim nedir, bilimin tarifini yaparmısın diye, size bir tanımlama yapacaktır. Eee, bu tanımlamaya Kur'an-ı Kerim uymuyormu diye bu dangalağa sorduğunuzda, afalladığını göreceksiniz.

Neden; çünkü bilimin hangi tanımlamasını yaparsanız yapsın, o tanımlamanın Kur'an-ı Kerime uyduğunu görürsünüz. Ne beklediniz ama, ilmimle herşeyi kuşattım diyerek bu konuda bizi uyaran bir Rabbimiz var karşımızda. Bu dangalaklar ama bunu göremiyor? Neden; çünkü bu dangalaklar önden kendilerini birşeye şartlandırmış, o da İslamın cahil bir inanç sistemi olduğuna. Neden; çünkü bu dangalaklar evrim uzmanı. Evrimcilerde kendini aydınlanmış, geri kalan herkesi cahil görür. Gerçektende birşey bilseler, en azından bilgilerine takdir göstereceğiz, ama bir haltta bilmiyorlar.

Örneğin; bu dangalaklar sizi alıyor ve tek bir hücrenin içine sokuyor ve dünyayı oradan görme ve analiz etmenizi istiyor. Detayın detayında gezindiğiniz anda o büyük fotoğrafı, esas olanları kaçırıyorsunuz. Evrimcilerin size kurduğu tuzak bu, sizi alıyorlar bir protein veya bir hücrenin içine atıyorlar, sonrada görüyonmu evren nasıl yaratılmış diye soruyorlar. Sizde enayi gözükmemek için wow, şimdi herşeyi anladım diyorsunuz. Halbuki hiç birşey anlamadınız. Akıl var mantık var; dağın tepesinden bakanmı vadiyi daha iyi anlar, yoksa vadideki bir bitkinin içindeki bir hücrenin içine hapsolunan birisimi? Tabiki olaya tepeden bakan. O yüzden ne diyoruz, detaylarda sizi kaybetmelerine izin vermeyin, detaylarla şeytan uğraşır, siz hep o büyük fotoğrafa odaklanın.

Şimdi; bilimin farklı tanımları var, bunlardan biriside analiz, hesaplama ve çözüm üretmek. Eğer bir yerde bir soruna yönelik analiz varsa, o analiz bir hesap içeriyorsa buna bilim denir. Bu analizleri bu hesaplamalarıda Kur'an-ı Kerim yapıyor. Soru o zaman şu; nasıl oluyorda kendileri bilimsel oluyor, ama analiz ve çözüm üretiminde onlardan daha üstün olan Kur'an-ı Kerim bilimsel olamıyor. Nasıl oluyorda bilim camiasının içindeki herhangi bir dangalak bir Kitap yazdığında o Kitap bilimsel oluyor, ama Allahın yazdığı olamıyor?

Cevabı b
asit; çünkü küresel satanistler bilim camiasını kendi adlarına patentlemiş. Günümüzde neyin bilim neyin bilim olmadığını bu küresel satanistler belirliyor. Bu satanistlerinde yeryüzüne yayılmış müritleri var, örneğin caner taslaman ve bu müritlerede biz bilim camiası diyoruz. Hani profesör ve doçent ünvanlarıyla ortalıkta dolaşanlar var ya, bilinki bunlar satanist bir camianın müritleri. Merkez bilgileri belirliyor, müritlerde bunu sorgusuz sualsiz doğru kabul ediyor ve o bilgileri kendi ülkelerinde yayıyor.
Bizleri körü körüne birşeye iman etmekle suçlayanlar var ya, işte asıl biatçılar bunlar. Bunlar küresel satanistlerin köleleri, müritleri. Asıl hurafelerin peşinde koşan bunlar.

Örneğin, evrim teorisi.
Şimdi; Kur'an-ı Kerimi açıp okuyan Kur'an-ı Kerimin toplumsal sorunlara çözüm sunduğunu bilir, bu adam sosyoloji uzmanı olmasına rağmen ama bunu göremiyor. Niye göremiyor? Kendi çalışma alanı bilimse, aynı çalışmayı Kur'an-ı Kerimde yapıyor, kendisini bilimsel görüyorsa niye Kur'an-ı Kerimi görmüyor? Bunun cevabıda çok basit; birincisi bu adam bir dangalak yani adamda akıl yok. İkincisi adamın Kur'an-ı Kerimden bilgisi yokki Kur'an-ı Kerimin ne olup olmadığını neyi içerip içermediğini bilsin. Kur'an-ı Kerimi okuyabilirsiniz, fakat anlamak çok farklı bir olay. Bu adam okumuş ama anlamamış. Anlamak neden nasip olmamış? Gelelim üçüncü nedenine, çünkü adam evrime çoktan aklını ve kalbini kaptırmış. Baatılın yerleştiği bir yerede hak girmez.

Bu dangalak sabah akşam Kur'an-ı Kerim okusa dahi hiçbir anlam çıkaramaz. Çıkardıklarıda hak olmaz. Bununda ötesi burada güçlü nefsi dürtüler var; evrimciler kendilerini aydınlanmış kişiler olarak görür, dolayısıyla evrime inanmayanları cahil olarak görür, evrimde geri kalmış insanlar olarak görür. Bunun yaptığıda bu, güya o küçük ilkel beyniyle Kur'an-ı Kerimi aşağılıyor.
Kendi inancınızı Kur'an-ı Kerimden daha üstün daha doğru gördüğünüz zamanda Kur'an-ı Kerimden ilham alamazsınız. Ben daha üstünüm daha hakkım dediğiniz an ilham alma kapıları kapanıyor. Yani, bunlar ne kadar Kur'an-ı Kerim okusa, bunlardan İslami konuda bir halt olmaz bilginize.

Bir düşünseniz ya: bizler daha Kur'an-ı Kerim hakkında çok az bilgiye sahibiz, henüz şifresini ve içeriğini çözmüş değiliz. Onuda bırakın henüz harflerini, Elif Lam Mim kelimeleri ne anlama geliyor bunu çözmüş değiliz. Bu dangalaklar ama kalkıyor, sahip oldukları o yüzde 0.00001'lik bilgiyle Kur'an-ı Kerim hakkında atıp tutuyor. Hakkında bilgi sahibi olmadıkları Kitabın ne olup olmadığını bize anlatıyor. Bunada ne denir? Cehalet denir. Gerçek cahiller bu tipler. Yüzde 0.000001 lik bilgi ile ahkam kesilmek, işte buna cehalet denir. O yüzden bu adama dangalak diyoruz ya, akılsız.

İlginç olanı: bu tipleri birileri bilinçli şekilde ortaya sürüyor. Bu dangalaklarda ekran ekran dolaşıp uzman olmadıkları konular hakkında fetva veriyor. Bu dangalıkları ekranlara çıkaran zihniyetleri incelediğinizde o büyük resmi görüyorsunuz zaten, bir küresel akıl görüyorsunuz. Youtube da bu dangalağın videoları sürekli karşınıza çıkması, aramalarda ön sıralara atılması gibi. Gariban milletimde birisinin önünde profesör ünvanını ve ikide bir bilim kelimesinin kullanıldığını gördüğünde buna bayılıyor, bilim yanılmaz, bu adam mutlaka doğruyu söylüyordur, söylemese ekrana çıkarırlarmı diyor ve bu dangalağın söylemlerine kanıyor.

Sonrada bu dangalakların söylemleri doğrultusunda atalardan gelen bilgileri aklından ve kalbinden siliyor, inancını bu dangalakların söylemleri üzerinden yeniden şekillendiriyor. Örneğin; bu dangalak kabir azabı yoktur diyor. Buna inandığınız an ne yapıyorsunuz, kabir azabıyla sizi korkutan ataların bilgilerini siliyor, kalbinizde ve zihninizde azapsız yeni bir inancı ortaya çıkarıyorsunuz. İslam azapla korkutur çünkü ceza insanları caydırır, siz ama ceza yok derseniz ne olur; insanları ahiretsiz bir yaşantıya sürüklersiniz. Bu dangalakların sizleri süreklediği hayatta bu, hesap günü olmayan, kaygısız bir hayat. Siz eğer bu tipleri takip ederseniz, bilinki bunlar ata inancınızı sizden söküp alacak ve size yeni bir inanç yükleyecek.

Yeni inanç İslamla örtüşüyorsa ne ala, örtüşmüyorsa ama o zaman hapı yutuyorsunuz. Örtüşüp örtüşmediğini nereden anlarız; en basiti evrim teorisi üzerinde uzmanlaşmış kişilerden uzak durarak,
onlardan Kuran-ı Kerim hakkında fetva almayarak başlayabilirsiniz.

Akıl demişken, gelelim bunun bir iddiasına ve yazımızın asıl konusuna: "zayıf aklın daha çok iman edeceğini sanmak kuruntudur, böylesi bir aklın sadece hurafelere düşme ihtimali artar", diyor bu dangalak. Haklımı? Aklı kullanma konusunda haklı. Fakat zayıf aklın insanları daha çok hurafelere sürükleyeceği konusunda haksız. Neden? Eğer ilimden yoksun olan daha çok hurafelere dalar derseniz, o zaman bizede şu soruyu sorma, bir anti tez üretme hakkı doğar; eğer hurafelerin kaynağı ilimden yoksun olmaksa, o zaman ilim sahibi insanlar hurafelere dalmamalı. Basit bir anti tez kurduk; eğer hurafe eşittir cehalet derseniz, o zaman akıllı olanlar hurafeler içinde olmamalı.

Durum böylemi; değil. Bizler profesör olup gazi Mustafanın heykeli önünde ayin yapanlar gördük. Bizler profesör olup FETÖ 'nün iç çamaşarını koklayanlar gördük. Demek hurafelere kanıp kanmamak kişinin cehaleti veya ilim seviyesiyle ilgili bir durum değilmiş. Hadi birlikte bir anti tez daha üretelim; eğer zayıf aklın daha çok iman edeceğini sanmak kuruntuysa, o zaman akıllı olanlar daha büyük imana sahip olması gerekmezmi? Gerekir. Durum böylemi; değil. Bunun en güzel kanıtıda İslam tarihi. Allah ve peygambere iman edenler hep aklı zayıf olanlar olmuş, reddedenlerde toplumun elit ve üstün kesimi. Demek imanın derecesi kişinin ilmiyle ilgili birşey değilmiş.

Değerli dostlar; bir iddia ortaya atıyorsanız, iddianızın açık vermediğine dikkat ediniz. Bu dangalığın iddiaları her yerden açık veriyor, çünkü bu dangalak bilim adamı değil. Bunlar küresel satanistlerin yetiştirdiği ve yeryüzüne yaydığı müritleri. En basiti, siz eğer bir profesör ünvanına sahip olmanıza rağmen bu açıkları veriyor ve halen prim görüyorsanız, bilinki bir projesiniz. Bir proje olmanız içinde sizin bundan bilginiz olması gerekmiyor. Eğer sapkın düşüncelere sahipseniz, bilinki buna sahiplenmek için can atan bir küresel düzen var. Bu insanlarda karşınıza çıkmadan, kendi varlıklarından sizi haberdar etmeden o sapkın düşüncelerinizin yayılımı için
tüm imkanlarını seferber eder, hizmetinize sunar, tüm bu olup bitenlerden de ruhunuz bile duymaz.

Örneğin; bir anda farklı kanallara davet edildiğinizi görürsünüz. Birisi bir Kitap yazmak için bin engelle karşılaşıyorsa, sizin karşılaşmadığınızı görürsünüz. Başkası yurtdışındaki üniversitelere kolay kolay giremezken, sizin kolay girebildiğinizi hemde saygı değer üniversitelere girebildiğinizi görürsünüz. Örneğin; habertürk FETÖ 'nün yani küreselcilerin ana akımdaki ekranı. Eğer buraya davet ediliyorsanız bilinki kullanılıyorsunuz. Biz ama burada bu dangalık bir projemi değilmi bunda değiliz, adam bizim nezdimizde bir dangalak, bu tespiti yapmak içinde adamı bir kaç defa dinlemeniz yetiyor. Dinlediğinizde anlıyorsunuz zaten, içi boş olduğu. Birşeyleri okumuş, ama anlamamış, anlamadığı çok açık.

Örneğin; İslam tarihini inceleyiniz, incelediğinizde iyi ve kötü arasındaki savaşın hep kendisini elit ve üstün görenler ile gariban ve yoksullar arasında geçtiğini görürsünüz. "Biz, herhangi bir ülkeye bir uyarıcı gönderdiğimizde mutlaka oranın varlıklı ve şımarık kişileri, "Biz, size gönderilmiş şeyi inkar ediyoruz" demişlerdir" (Sebe Süresi; 34). P
eygamberler hep gariban zümreye indirilmiş, elit kesimde bunu hep reddetmiş. Karşınızda hep iki kutup var, iyi ve kötü. Kötüler hep elit ve zengin kesimden çıkmış, iyilerde gariban ve cahil kesimden. Tarih boyuncada bu hep böyle olmuş. Örneğin günümüz. Günümüz toplumuda iki kutuba ayrılmış durumda ve bu ayrımda tarihte olduğu gibi, zengin ve fakir ayrımı. Bir kesim kendisini elit ve üstün görüyor, diğerleri ise cahil ve gariban.

Şimdi size bir milyonluk soru; bu iki zümreden sizce kim hak? Tabiiki gariban kesim. İslam tarihide bunun en güzel kanıtı. Günümüzdeki kutuplaşma tarih boyunca hep olmuş, helakla yüzleşenlerde hep kendisini monşer ve aydın zanneden zümre olmuş. Kaldıki görünen köy kılavuz istemez; kim LGBT 'yi savunuyor, kim içkiyi savunuyor kim mini eteği savunuyor, kim açılıp saçılıyor, kim ezandan nefret ediyor, kim örtünmeden nefret ediyor, kim peygamberimiz sav 'dan nefret ediyor. Evet, bizim mahallede de sapkınlar var, fakat bizim mahallede kimse Allah ve peygamberimize düşmanlık beslemiyor, yaptığı sapkınlıklarıda kendi mahremiyetinde yapıyor, ulu ortam yapmıyor ve o sapkınlıkları başkalarına empoze etmeye kalkışmıyor.

Monşer tabakamı gariban kesimmi, hangi cephenin hak olup olmadığı konusunda şüpheniz varsa, İslam tarihine bakın. İslam tarihinde hak olan, peygamberlere inanan
taraf hep gariban ve cahil kesim olmuş, kendisini elit ve aydın zannedenlerde helakla yüzleşmiş. Kötülük, sapkınlık ve zulüm hep bu mahalleden doğduğu için, ilahi azap hep bunlara inmiş. Sizlere nacizane tavsiyemiz, eğer oy verdiğiniz parti o toplumun monşer kesimine hitap ediyorsa, bilinki yanlış cephedesiniz. Helak inmeden kurtarın kıçınızı, olabildiği kadar uzaklaşın onlardan. Eğer içinde bulunduğunuz ortam kendisini toplumun üstünde görüyorsa, bilinki yanlış cephedesiniz. Helak inmeden kurtarın kıçınızı, olabildiği kadar uzaklaşın onlardan. İslam tarihi şımarık zenginlerin helakıyla dolu, bu yüzyılın şımarık zenginlerin akıbetide farklı olmayacak bilginize. O yüzden nacizane tavsiyemiz, onlardan onların partilerinden onların girip çıktığı ortamlardan uzak durun.

Devam edelim konumuza; eğer doğru yolu bulmak sadece akıl ile olsaydı,
peygamberlere ilk iman edenler kendisini elit görenler olurdu. Bu dangalak cahil insanların daha büyük imana sahip olacağını düşünmek kuruntudur diyor, bu insanlar olsa olsa hurafelere dalar diyor. İslam tarihi ise bu tezi çürütüyor. İslam tarihine baktığınızda Allaha ve peygamberlerine inananlar o cahil kitleden çıktığını görüyoruz. Bu dangalağa şimdi sormak lazım; Allah ve peygamberlerine inanmak kişinin imanını güçlendirirmi, güçlendirir? Eğer güçlendiriyorsa, demek cahil insanların imanı diğer kesimlerden daha üstün olabiliyormuş.

Bu dangalağın iddiasını iki boyuttan çürütebilirsiniz; birincisi, eğer hurafelere dalmak zayıf akılla ilgili birşeyse, o zaman akıllı olanlar hurafelere dalmamalı. Durum böylemi; değil. Yeryüzüne en büyük hurafeleri en eğitimli insanlar yayıyor. Demek hurafelere dalmanın akılla ilgisi yokmuş. İkincisi, zayıf akıllı olanlardan daha çok iman beklemek kuruntudur diyor. Bu gerçektende böylemi? Hayır. Bu iddiayıda İslam tarihiyle çürütebilirsiniz. İslam tarihinde Allaha ve peygamberlerine inanan hep toplumun cahil kesimi olmuş, k
endisini akıllı zannedenlerde hep reddetmiş. Demek aklı zayıf olanların imanı daha güçlü olabiliyormuş. Demek iman etmek akılla ilgili birşey değilmiş. Eğer akılla ilgili olsaydı, ilk önce kendisini aydın olarak tanımlayan tayfa Allaha ve peygamberlere iman ederdi.

2. Bölümde devamı gelecek...









hz muhammed
hz isa
sadaka
nasuh tövbesi
kelimelerden türemiş hurafeler
yapay zeka ve şeytanlar