• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler............     
"Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir" (Mücadele Süresi; 58).


 




kefaret oruçları ve 10 gün
örtünme vs temiz kalp
gıybet ve kurtcuklar
sihir ve örümcekler

kadın- hayattan örnekler


Hayattan örnekler: "Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir" (Araf Süresi; 189). Bu Ayet bize mutluluğun sırrını anlatıyor. Dünyada herkes mutluluğun sırrı nedir, bu gizemin peşinde. Bu Ayet bize işte o sırrın ne olduğunu anlatıyor. Nedir mutluluğun sırrı? Hayrlı bir eş. Nasıl hayrlı bir eş olunur? İlahi düzende kendi rolünü bilip, bunu laikiyle yerine getirerek. Bir erkek veya bir kadın ne kadar çok şöhrete sahip olsa ne kadar çok zengin olsa, hiçbir şey kendisini hayrlı bir eş kadar mutlu edemez. Yeryüzü huzurun sırrı hayrlı bir eşte yatıyor. Annelik vasfı çocuğu doğurana değil, doğum sonrası sorumluluklarını yerine getirene verilir. Size bir soru; hayrlı bir eşmi, hayrlı bir kariyermi? Şeytanın en çok sevdiği günah ailenin yıkılmasına sebep olan günahlar. Kadın iş hayatına atıldığı anda aile yıkılıyor.

Erkek aslanlar gibi, evi koruma görevi erkeğe verilmiş. Erkek, fiziki maddi manevi ne kadar güçlü olursa o ev o kadar güvencede olur. Kimse o ailenin canına, malına namusuna göz dikemez. Erkek, evde alt edilirse yani kale içten yıkılırsa ve kadın idareyi eline alırsa ama, o zaman o evin koruma kalkanı ortadan kalkar. Ev korumasız kalır çünkü kadın, mahallede dolaşan çakallar ve tilkiler için bir tehlike arz etmez. Erkek, yöneticilik görevinden arz ettirilirse, bilinki o evin malınada göz dikerler, canınada namusunada. K
ocasından daha fazla konuşan daha fazla ön plana çıkan kadınlar toplumun her kesmi tarafından itici bulunur. Kocasını istediği gibi yönlendiren bir kadın, zamanla kocasına saygı ve ilgiyi keser.

Bir erkeğin toplumda gördüğü saygı, karısının kendisine gösterdiği saygı ile orantılıdır. Evde saygı görmeyen bir erkek, toplumda da saygı görmez. Hadis; "aranızda en hayırlı olanı ailesine en hayırlı olandır". Niyete göre geleceğiniz belirlenir; kendi ayakların üzerinde dur kızım, oku kızım, bir yerlere gel kızım derseniz, kızınızın kaderi o yönde şekillenir. Kızınız bir yerlere gelir, kendi ayakların üzerinde durur. Dahası ama kızınıza verilmez. Nedir dahası; aile ve huzur. Sizin dilediğiniz gibi kızınız kendi ayakları üzerinde kendisinden ibaret bir yaşantıya mahkum olur. Kendisine ne hayrlı bir eş ne aile ne hayrlı çocuklar verilir. Hayatın tüm yükünü kendi omuzu üzerinde bulur. Yapa yalnız, ihanete uğramış ve terkedilmiş duygular içinde ömrünü geçirir.

Hayırlı bir eş olması için kızınızı yetiştirirseniz ne olur; kızınıza hayrlı kısmetler çıkar. Kızınız ömrü boyu ne aç kalır ne açıkta ne de yalnız başına hayatın yükünü taşımak zorunda kalır. Sırtını dayadığı bir eş ile kendisini hem güvende hisseder hem yalnız kalma duygularından yoksun olur
. Size bir soru; evde huzurmu yoksa kariyermi? Bir erkek, karısının kendisini yücelttiği kadar yücedir. Anneye bak kızını al, bu atasözü şunu anlatır; kadının kocasına gösterdiği hürmete bak, ev işlerindeki maharete bak, çevresiyle kurduğu muhabbete bak, oradan kızı'nın boyun ölçüsünü alırsınız. Ü
züm üzüme baka baka kararır misali, armut dibine düşer misali; anneye bak kızını al. Evde yöneticiliğe üstlenmiş bir kadının kızını siz, oğlunuza alırmısınız?

Günümüzde genç kızlar okuldan dershane, dershaneden etüt merkezlerine koçuşturuyor. Günümüzün genç kızları evin dışında büyüyor. Bu kızların tek bildiği dış dünya. Siz bu kızları bir gün, hadi otur oturduğun yerde dediğinizde ne olur? Ruhları sıkılır, psikolojik bunalıma girer, huzursuzluk yaratırlar. Bunun nedeni; dünya süsü içinde yaşayan bir nefis, evcilleştirilmemiş bir yaban atı gibidir. Kimsenin buyruğu altına girmez. Özgürce doğada dolaşmak ister. A
ğaç yaşken eğrilir misali, eğer genç kızlarınızın bir gün anne bir ev hanımı olmasını istiyorsanız, dershanelerde etüt merkezlerinde zamanlarını geçirmelerine izin vermeyin. Sınav baskısı altına sokmayın.

"Closet drinker" kavramı bir iş kadını için kullanılır. İş hayatında başarılı olup özel hayatında kimsesi olmadığı bir kadını anlatır. Yalnızlığını içkiye vurarak gidermeye çalışır. İş hayatında belirli bir konuma gelmiştir ama, özel hayatında yalnızlığa itilir. K
adının yönettiği evde huzur olmaz. Çocuklar ve aile darma duman olur. Bunun sebebi; düzen disiplinle gelir. Disiplinde heybetle gelir. Kadın, fiziki açıdan erkek kadar heybetli olmadığı için otorite sağlayamaz. Çocuk hep sınırları zorlar, çocuklar karlarında kendilerini tehdit edebilecek bir güç varsa durur. Bir anne, fiziki yapısı ve merhametiyle bu tehditi oluşturamaz. Sonuç; herkes kafasına göre takılır, aile içinde düzen diye birşey kalmaz. Ne ekersen onu biçersin misali, sen Allahın emirlerine karşı gelirsen, çocuklarında sana gelir.

Çalışan kadın kazancının bereketini görmez. Tek maaş giren evde bolluk daha fazla olur. Neden? Allahın yapma dediğini yaptığı için. Her kadın erkeği yönetmek ister, yönetmek için sabah akşam uğraşır, yönetmeyi başardığı anda erkekten soğur, o erkeğe olan ilgisi kaybolur. Kadının bilinçaltısı Allahtan gelir, bilinci ise nefsinden. Bilinçaltı yani Allahtan gelen yönetilmek ister, bilinci yani nefsi ise yönetmek ister. Kadının billinçaltı güçlü bir erkeği arzular, bilinci ise yönetebileceği bir erkeği. Nefsini terbiye etmeyen kadınlar, ömürlerini işte bu çelişki içinde sürdürür. İş hayatına atılan kadın, kadınsı duygularını kaybeder, erkeksi duyguları benimser. Merhamet duyguları azalır, sert ve acımasız bir kimliğe bürünür.

Baba, çocuklarına dünyayı anlatır. Evden dışa çıkan, dış dünyada çalışan kendisi olduğu için hayatın zorluklarını anlatır ve dış dünyaya çocukları hazırlar. Annede çocuklara duygusal yükleme yapar. Çocukların dış dünyada karşılaşacakları sorunlara anlam getirecek o sorunların üstesinden gelecek duygu değerlerini yükler. Anne çalışırsa ama, o zaman çocuklara o duygu değerlerini yükleyen biri olmaz. Hayata atıldıklarında ve bir sorun veya sıkıntı veya bir üzüntü ile karşılaştıklarında aşırı tepki verirler, duygularına hakim olamaz, sinir krizi geçirirler. O yüzden ç
alışan annelerin çocukları daha çcok duygusal bozukluk yaşar. Hayattaki en kutsal meslek annelik, neden acaba genç kızlar bu mesleğe sırtlarını çevirmiş durumda çevirir?


Kadın evin direğidir, kadın giderse ev dağılır, perişan olur. Kadını evin direği yapan nedir; sabrıdır. Sabrıyla ev işlerin üstesinden gelir. Sabrıyla eş, aş, çocuk, komşu, akraba ve ataları idare eder. Mesleğe atılan bir kadın ama bu sabrı gösteremez. İlk okuldan itibaren bir sınav baskısı altına tutulur, o baskılar, özel hayat ve üniversite derken 30'a geldiğinde ruhsal ve bedensel olarak çöker. Çalışan kadın o ruhsal ve bedensel tükenmişlikten ötürü evde o sabrı gösteremez. Gösteremediği için her küçük sorunda patlar. Sonuç; aile dağılır. Şer olarak görünen şeyin altında hayır yatabilir. 28 şubatta başörtülü kardeşlerimiz üniversitelerden atıldığında büyük üzüntü yaşadılar. Halbuki bu onlar için daha hayrlıydı.

Ne kadar ilginç, 18 yaşındaki bir aleyna tilki bir erkeğin kucağından diğerine zıplarken bu yaşantı ballandıra ballandıra anlatılıyor. Bir kız bu yaşantıyı helalinden, evli bir hayat içinde sürdürmek istediğinde ama; erken evliliğe hayır, kamu spotları yayınlanıyor. Bakarmısınız şu garabete. En erken evlilik yaşı kaç olmalı? Bir kız için en erken yaş 18-20 arası. Bir oğlan içinde mesleğini ve işini ele aldığı yaş. Kız okuyamazmı? Okuyabilir hatta üniversiteyede gidebilir ama bu eğitimi kocasına ve çocuklarına daha kültürlü bir hizmet sunmak için yapmalı, nefsi duygularını tatmin etmek yani dünya makam ve malı peşinde koşmak, devlet memuru olmak için yapmamalı. Kısmeti kapısını çaldığı anda herşeyi bırakıp evlenmesi gerek. Kadının hayat merkezinde hep kendi yuvasını kurmak olması gerek.

Ne kadar üzücü; kadınlar öğretmenlik hayatlarında başkaların çocuklarını eğitmek ve büyütmekle geçiriyor. Aldıkları eğitimi, bilgi ve tecrübe birikimini, enerji ve sabırlarını kendi çocuklarına değil başkaların çocuklarını büyütmek için harcıyorlar. Kendi çocukları ise öksüz muamelesi görüyor, ya bir bakıcının insafına ya da büyük annenin cehaletine terk ediliyor. Ne kadar büyük bir garabet, kendi çocuklarını bırakıp başkaların çocukların peşinde koşturuyorsun. Daha büyük garabette kimsenin bunu dile getirmemesi. Ne kadar üzücü: genç bir kız'ın kapısını nice hayırlı kısmet çalıyor, o kız ama hayr ben okuyacağım diyor. Kısmete kapısını kapatıyor. Yaş 30'a geldiğinde ve işini önüne aldığında ise bu sefer kısmet ona kapısını kapatıyor. Yaş 30'a gelmiş yalnızlık içinde debeleniyor. Ne kadar acınası bir durum.

Kariyer ve aile, kadın ikisini bir arada yürütemezmi? Yürütemez. Hayat, kararlardan ibaret. Bir karar vereceksiniz; ya yuva ya iş, ya çocuk ya kariyer, ya Ayetler ya zevk, ya sünnet ya şehvet. Karar sizde. Eğer birbirine zıt iki yaşantıyı sürdürmek istiyorsanız çok ağır bir vebal çok çalkantılı ve zor bir süreç sizi bekliyor. 











hz muhammed
hz isa
sadaka
nasuh tövbesi
kelimelerden türemiş hurafeler
yapay zeka ve şeytanlar