• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler............     
"Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir" (Mücadele Süresi; 58).


 




kefaret oruçları ve 10 gün
örtünme vs temiz kalp
gıybet ve kurtcuklar
sihir ve örümcekler

kader bölüm 3 (1)- kaderin toplumsal boyutu


Önümüzdeki bir kaç yıl sıkıntılı bir sürece giriyoruz, bu süreci anlamanız içinde kaderle ilgili bilgilerimizi biraz tazelememiz ve biraz derinleştirmemiz gerekiyor. Konumuza ihsan şenocak hocaya yöneltilen bir kaç soruyla giriş yapacağız. Youtube'da güncel konuları takip etmeye çalışırken ihsan şenocak hocanın, depremler günahlar sonucu oluyorsa çocuklar niçin ölüyor başlıklı videosu gözümüze çarptı ve birazcık dinleme fırsatımız oldu. Ona yöneltilen sorular kaderle ilgili yazımız için güzel bir giriş olabileceğini düşündük ve o sorular üzerinden kaderle ilgili yazımıza giriş yapmaya karar verdik. Gelelim ilk sorumuza;

1. İzmirde çok günah olduğu için deprem oldu diyorsunuz, izmirde iyi insanlar neden kurunın yanında yaş yanar misali bu depremden etkilendi? Bu soruya detaya inerekte cevap verebilirsiniz, genel olarakta. Örneğin; "Başınıza gelecek her felaket, kendi yapıp ettiklerinizin bir ürünüdür. Bununla beraber Allah pek çoğunu bağışlıyor" (Şura Süresi; 30). Bu Ayetten biz şunu net anlıyoruzki, başımıza birşey gelecekse kendi elimizle işlediğimiz günahlardan geliyor. Neyin başımıza geleceğinide kıssas kuralı belirliyor, yani işlediğimiz günahın denginde bir kötülük isabet ediyor. "Kötülüğün cezâsı yine onun denginde bir kötülüktür" (Şura Süresi; 40). Eğer sorumuzun cevabını detayda arayacaksak, o zaman kişilerin başına gelenlere bakıyoruz, sonrada yaşadığı kötülüğün denginde bir kötülüğünde o kişinin yapmış olması gerektiğini anlıyoruz.

Örneğin; kendileri göç etmek zorunda kaldıysalar, demek göç edenlere kötülük yaptılar. Kendilerinin evleri yerle bir olduysa, demek evleri yerle bir olan, örneğin esad ve rusların bombaları tafarfından evleri harabeye dönüşenlere kötülük yaptılar. Niyet, düşünce veya eylem boyutunda farketmez, kime kötülük yapıyorsanız, kader sizi aynı sıkıntıyla karşılaştırıyor. Evrimciler kaderi tesadüfler üzerine kuruyor, üzgünüz ama yok öyle birşey. "Şüphesiz Allah, kimseye zerre kadar haksızlık yapmaz; eğer hayırlı bir iş varsa onu kat kat arttırır ve rahmetinden büyük bir ödül bahşeder" (Nisa Süresi; 40). Kader dediğimiz levh-i mahfuz hardal tanesine kadar her bir kişinin amelini hesaplıyor ve vakti geldiğinde kişiye indiriyor. Bu hesaplamada da kimseye zerre haksızlık edilmiyor.

Örneğin; birilerinin evleri yıkıldıysa o eve haram bulaştırdılar, hangi oranda evleri yıkıldıysa o oranda haram bulaştırdılar. Örneğin; yıkılan bir çok yerin tapusu olmadığı, bu insanların hazine arazisine çöktüğünü biliyormuydunuz? Hocam, elektrik veya su vermeseydiler, sürekli imar affı getirmeseydiler de diyebilirsiniz; kabul, fakat devletin onay verdiği bir yanlışı Allahın onay verdiği anlamına gelmez. O binaların üzerinde yetimin hakkı varsa, o binaların ayakta kalma şansı varmı; yok. Hocam sağlam olsaydı, yıkılmazlardı da diyebilirsiniz; doğru, zaten bina hak olmadığı için o binalar doğru ve sağlam müteahhitler çekmiyor, chp gibi şeytanları kendisine çekip bu insanları kentsel dönüşüme karşı ayaklandırıyor.

Yani malınız enerji boyutunda şaibeliyse, o mal her türlü negatifi her türlü şeytanı her türlü yaramaz insanları ve projeleri üzerine çeker. Kısacası; ilahi düzende bana haksızlık edildi diye bir kavram yok. Başınıza bir musibet geliyorsa, bilinki müsebbibi sizsinz, siz değilseniz atalarınız. Neden atalarımın cezasını ben çekiyorum diyorsanız, çocuklar ataların günahını çekermi bölümündeki yazılarımızı tekrar ve tekrar okumanızı öneriyoruz. O yazı dizilerimiz sizi ikna etmediyse, ikinci sorumuzun cevabını bekleyin, musibetler neden çocukları vurur sorusunun cevabını inşallah orada farklı bir boyuttan ele alarak cevaplamaya çalışacağız.

Şimdilik size vereceğimiz tavsiye; eğer ataların manevi yükünü istemiyorsanız, atalarınızla ilgili tüm maddi bağları koparın. Ne kadar çok madde ve miras boyutunda onlardan nemalanırsanız, o kadar o maddeye o mirasa sinen negatif enerjiler size isabet eder.


Bu sualin birde detayda değilde, temelde bir cevabı var. Allahın temel kaideleriyle bir cevabı var, bizde buna ilahi düzen diyoruz. Örneğin; kişi kötüyse ceza kişiye iner, toplum kötüyse topluma iner. Allahu Teala canlıları birey olarak değil, bir topluluk olarak var etmiş, bunun detaylarını bir sonraki sorunun cevabında vermeye çalışacağız inşallah, her bir bireyide o toplumun akıbetinden sorumlu kılmış. Birşeylere karar verecekseniz aranızda istişare edin ve ona göre karar verin, çünkü eylemleriniz hepinizi etkileyecek denilmiş. Biz bu istişare kuralına günümüzde demokrasi diyoruz, çoğunluğun hükmü diyoruz.

Hani, birileri şeriat yok, dolayısıyla seçimler günahtır diyor ya, bilinki yalan söylüyorlar, seçimler hak. Nedenide seçimlerin İslamın istişare kuralına dayanması. Sonunda da çoğunluk neye karar veriyorsa, ona göre hareket edilmesi. Şimdi; ilahi düzende biz çoğunluğun ameline bağlıyız. Çoğunluk iyiyse, kötüler dahil herkes bundan nemalanıyor. Çoğunluk kötü olduğu zaman ama, iyiler dahil herkes bunun cezasını çekiyor.
Örneğin; deprem sonrası insanlar evsiz ve yurtsuz duruma düştü, konteyner kentlerde ve çadırlarda yaşamaya mahkum kılındı.

Soru şu; bu insanlar ne günahı işlemiş olmalıki bu duruma düştü? Cevabı basit, kendileri ne duruma düştüyse o duruma düşenlere kötülük yapmış olmalılar. İslam dini kıssas kuralına göre işlediğine göre, demek bu insanlar çadır ve konteynerlerde yaşayanları, evsiz ve yurtsuz, göçmen olanları kınadı ve arkalarından çok kötü konuştuki, Allah onları aynı duruma düşürdü. Varmı, ülkemizde evsiz ve yurtsuz olanlar, göçmen olanlar; var, suriyeli ve afganlı kardeşlerimiz. İşte onlara yapılan bu kötülüğede o bölgenin yüzde 50'sinden fazlası iştirak ettiyse, o zaman ceza tüm bölge halkına iner. Allahu Teala küreselci satanistlerin planlarını onaylar ve o yöredeki herkesi suriyeli kardeşlerimizin durumuna düşürür, evsiz ve yurtsuz, göçmen durumuna sürükler.

Değerli dostlar; bu o kadar hassas bir konuyduki, biz bu konuda hatta bir yazı yazıp sizi uyarma ihtiyacı hissettik. Neden; çünkü garibana yapılanı Rabbim biizat kendisine yapılmış sayıyor ve affetmiyor, kişiden onun açısını mutlaka çıkarıyor. Bundan bir kaç yıl öncesi kaleme aldığımız suriyeliler yazımızla sizi bu konuda uyarmıştık, hatta o yazı bizim nezdimizde o kadar önemliydiki unutmamanız için güncel konular bölümünde sürekli görünür kıldık.

O yazımızda da sizlere onlar muhacir, onlar gariban, Allahu Teala peygamberimizin kaderine göç yazmasının tek nedeni müslümanların kaderinede göç yazılı olduğu için, zulümden kaçan her göçmen bizim nezdimizde bir peygamber emanetidir, bunlara yapılan kötülük mutlaka karşılığını bulur, Allah size üstünlük verdiyse garibana zulüm etmeniz için vermedi, ne olur zulümden kaçan insanlara kötülük etmeyin diye size yalvarmıştık. O bölgede de en çok kim Suriyelilerden nefret ediyordu, hataylılar. Esad ve chp yanlısı hataylılar. Şimdi ne oldu; Allahu Teala hatayı herkesin elinden aldı, yaşanılır bir yer olmaktan çıkardı.

Depremin ne tür ibretler içerdiğini görüyormusunuz, tabiiki anlayana görene. 10 ilimizde 8 milyon civarı vatandaşımız göçmen durumuna düştü, umarız bundan derslerini çıkarırlar. Tarih, tarihten ders çıkarmayanlara tekerrür eder, küreselci satanistlerin tuzakları, aç gözlü müteahhitler, çürümüş bürokrasi bunların hepsi birer bahane, bu insanları göçmen durumuna düşüren manevi suçları. Örneğin; s
ize bir kötülük isabet etmesi gerekiyorsa Allah kötüleri vesile kılar, iyilik isabet etmesi gerekiyorsa iyileri. "Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir" (Nisa Süresi; 79). Eğer size bir kötülük isabet ediyorsa vesile olanlara değil, ilk önce kendinize bakacaksınız.

Göçmenlere kötülük yapanlar artık bugünlerimizde o çadır kentlerde konteynerlerde yurtsuz olmanın, çaresiz olmanın, ele muhtaç olmanın ne olduğunu anlamaları, suriyeliler ile empati kurmaları için bol zamanları var. Umarız bu zamanı iyi değerlendirirler. Umarız devlet nerede, müteahhitler şöyle kötülük yaptı demezler ve ilk önce aynaya bakarlar. "...kim bir kötülükle gelirse, artık kötülükleri yapanlar, yalnızca yaptıklarıyla cezalandırılırlar" (Kasas Süresi; 84). Ben göçmensem hangi göçmene kötülük yaptım. Ben yurtsuzsam hangi yurtsuzu kınadım desinler ve ilk önce kendi nefisleriyle yüzleşsinler.

Siz değerli okurlarımızadan da ricamız, lütfen kalbinizde kimseye karşı bir nefret barındırmayın ve iyilikten asla vazgeçmeyin. Örneğin; biz altılı masa, küreselci satanistler, iblis veya deccal hakkında çok kötü niyetler besliyoruz, ama onlardan nefret etmiyoruz. Neden; çünkü nefret şeytanın nişanı. Kalbinizde nefret duygusu ortaya çıktığı an, fark etmez kime karşı olduğu, geçmiş olsun size, bilinki şeytan kalbinize yerleşti. İlahi korumanızda yoksa, o zaman hapı yuttunuz, o şeytan sizinle top gibi oynar. Muhalefetle oynadığı gibi,
erdoğan nefretini kullanarak bunları her türlü ihanetin içine sürüklüyor her türlü hayrdan uzak tutuyor. Bir önceki yazımızda ne demiştik; ama kelimesinden sonrası şeytan konuşur.

Örneğin; ona yardım etmek gerekiyor, ama yardım edersek bizden sürekli bekler. Örneğin; ona yardım etmek gerek, ama yardım edersek hatalarından ders çıkarmaz. Örneğin; benim suriyelilerle sorunum yok, ama ülkemiz elden gidiyor. Ne yapmış oldu şimdu şeytan; hayr yapmayarak iyilik yapmış olduğunuzu size inandırttı. İşte şeytan bunu yapar, kendisini iyi zanneden insanları iyilikle kandırır, kötüleride kötülükle. İnancınıza ve fıtratınıza göre size bir bahane sunar. Siz eğer cümlelerinizin arkasına sürekli ama kuruyor ve o ama sizi sürekli hayr yapmaktan uzak tutuyorsa, o zaman bilinki o ama'dan sonra gelen cümleler şeytandan.

O yüzden, kendinizi iyi kalpli merhametli bir insan olarak görüyorsanız, lütfen şeytanın aklınızda ama'lar kurup sizi iyilikten alıkoymasına sizi kötülüğe itmesine izin vermeyin. Lütfen iyi olun, iyi olunki hayat size ve ailenize karşı iyi olsun. "İyilik edin. Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever" (Bakara Süresi; 195). "Allah, iyilik yapanları sever" (Al-i İmran Süresi; 134). "Allah iyilikte bulunanları sever" (Al-i İmran Süresi; 148). "Kim bir iyilik kazanırsa, Biz ondaki iyiliği artırırız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, şükredene karşılığını verendir" (Şura Süresi; 23). "Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır" (Zümer Süresi; 10).

İlahi düzen ektiğinizi biçmek üzerine kurulmuş, lütfen iyilik ekinki iyilik hasat edesiniz.
"Kim ki, Allah'ın huzuruna iyilik yaparak çıkarsa, daha iyisini, daha üstününü bulacaktır" (Kasas Süresi; 84). İyilik yaptığımız zaman ne oluyormuş; Allah bizi seviyormuş. Allah iyilik yapanı seviyorsa, kötüye iyilik yapmayı nasip edermi; etmez. Etse, onlarıda sevmek zorunda olacak cünkü. Ülkemizde her türlü hayra engel olmaya çalışan azgın bir zümre var ya, onlara neden iyilik nasip olmadığını şimdi daha iyi anladınızmı? Kalpleri o kadar kötüki Allah onları sevmek istemiyor, dolayısıyla onlara iyilik yapmayı nasip etmiyor.

Çoğunluk helaka uğrarken, iyilere neden merhamet edilmez? Allahu Teala kaderi birey, millet, devlet gibi farklı sınıflara ayırmış. Birey üzerinde hükmedilmesi gerekiliyorsa, o zaman o birey veya atalarının ameline göre kaderi hesaplanır, bir bölgedeki topluluk üzerine hüküm verilmesi gerektiğinde ise o toplumun çoğunluğuna bakılır ve o çoğunluğa göre o toplumun kaderi belirlenir. Belirlendikten sonrada bireylerin kariyeri, çabası, yatırımı, hayatta bir yerlere gelmek için harcadığı maddi ve manevi emek dikkate alınmaz. Kaderin üstünde bir kader var diyoruz ya, işte tamda bu. Sizin üzerinizde milletinizin kaderi var. Eğer aramızda millet ve vatan benim umrumda değil diyen varsa; günaydın diyelim, umrunuzda olsun, çünkü o millet kötü olursa sizde onun cezasını çekeceksiniz.

2. Bölümde devamı gelecek...






 
hz muhammed
hz isa
sadaka
nasuh tövbesi
kelimelerden türemiş hurafeler
yapay zeka ve şeytanlar