aile bölüm 2- eşlerimiz mutlak kadermi (1)?
Bir üyemiz evlilikle ilgili bir soru sordu, seçim süreci, köy seyehatı ve inziva derken ancak şimdi konuya değinme fırsatımız oldu, sizlere hayrlı ve aydınlatıcı okuma dileriz. Konulara aslında farklı yazılarda farklı başlıklar altında kısa kısa değinmiştik, o yüzden bir çoğunuz için vereceğimiz bilgiler bir tekrar olabilir. Bilgilerinizi güncelleme, her tekrarınızda konuları daha iyi anlamanız ve daha önce kaçırdığınız bir noktayı yakalamanız dileğiyle, düşünce dünyanızda farklı bir pencere farklı bir boyut açmanız ümidiyle hayrlı okumalar.
Üyemizin sorusu: hocam merhabalar. evliliğin mutlak kader mi muallak kader mi konusunda farklı kaynaklar var. Bu konuda bizim evleneceğimiz kişiler dünyaya gelmeden kararlaştırıldı mı mesela? Bu konuya da değinirseniz bilgimiz artar hocam.
Cevabımız: değerli dostlar, biz sizlere sadece sorularınıza cevap vermiyoruz, biz aynı zamanda sorulara nasıl cevap bulmanız gerekiyor bunun yolunu size gösteriyoruz. Örneğin; bir konuya çözüm ararken ilk önce ne yapın dedik sizlere? En sağlam bilgiyi alın ve onun üzerine mantık yürütün, onun üzerine bilgi ekleyin dedik. Bu sayede çalışmalarınızda sapkın boyutlara dalmazsınız dedik. Konumuzla ilgili bir örnek verecek olursak; "Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının" (Nisa Süresi; 1). "Yine onun âyetlerindendir ki: sizin için nefislerinizden zevceler yaratmış kendilerine ısınırsınız diye ve aranızda bir sevgi ve bir esirgeme yapmış, şübhesiz ki bunda düşünecek bir kavm için âyetler var" (Rum Süresi; 21). "O, o zattır ki sizi bir tek nefisten yarattı, eşini de ondan yarattı ki gönlü buna ısınsın....!»" (Araf Süresi, 189).
Yeryüzünde mutlak doğru kimmiş? Kur'an-ı Kerim. O zaman bizler ne yapmamız gerek; herhangi bir konuda fikir yürütmeye başlamadan öncesi Kur'an-ı Kerimi açmamız ve o konuda bize ne bilgileri sunuyor buna bakmamız gerek. Bu konu hakkında bize bilgi veriyormu; evet, hemde çok net, tartışmaya açık olmayan bilgiler sunuyor.
Özetlersek; tüm insanlığın bir nefisten yaratıldığı (hz Adem), ondan da eşinin yaratıldığı, eşinin nefsinden oğullar ve torunlar (hiç evlenmeyen kadınlar), oğullardan da onların eşleri yaratıldığını söylüyor. "Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı, eşlerinizden de sizin için oğullar ve torunlar yarattı ve sizi temiz gıdalarla rızıklandırdı. Onlar hâla bâtıla inanıp Allah'ın nimetine nankörlükmü ediyorlar?" (Nahl Süresi, 72). Erkekler annelerin nefislerinden, evli kadınlar kocalarının, hiç evlenmeyen kadınlarda büyük annelerinin nefsinden yaratılmış, ilahi düzen bu. Üyemizin sorusuna gelirsek; evet ve hayır. Evet, eşlerimiz önceden belirlenmiş, hayır; çünkü kimin eşiniz olup olmayacağı mutlak kadere girmiyor, bunu biz kendimiz belirliyoruz.
Eşlerimiz önden belirlenmiş ve bunu biz belirlemişizsek, şu dünya'ya gelmeden bu nasıl mümkün? Bu hayat öncesi yaşamışsak bu ancak mümkün. Yaşamışmıyız? Evet, tüm ipuçları buna işaret ediyor. Şu ana kadar İslam dünyasının bilmediği, bu zamana kadar gizem olarak kalmış nokta burası, bizlerin bu hayattan öncesi bir hayat daha yaşamış olması. Şunu net anlamalısınız, bu evrende mutlak kader adı altında bize bahşedilen tek şey cinsiyetimiz. Cinsiyet konusunda bize tercih hakkı verilmemiş, çünkü baştan itibaren her bireyden iki tane yaratılmış, bir erkek versiyonu birde kadın. Yani cinsiyet konusunda tercih yapmamıza gerek kalmamış. Rabbimiz var ettiği canlıların yarattığı iki cinsiyetide tecrübe edinmesi, ikisiylede imtihan edilmesini istemiş ve baştan itibaren bizden iki tane yaratmış.
İkisini aynı anda imtihan etmek içinde baştan itibaren iki evren yaratmış. Bir cinsiyetimiz bir evrende imtihan ediliyor, diğeri diğerinde. "İbret alasınız diye her şeyi çift çift yaratmışızdır" (Zariyat Süresi; 49), "Sizi çifter çifter yarattık" (Nebe Süresi; 8) Ayetleri işte bunu anlatıyor, kendi nefsimiz dahil herşeyin çift yaratıldığı. Cinsiyetimiz dışında olanları; ırkımız, ten rengimiz, milletimiz, eşimiz, çocuklarımız, anne ve babamız, kardeşlerimiz, yaşadığımız bölge, yaşadığımız ortam ve sıkıntılar ve çağ gibi herşeyi kendimiz belirliyoruz. Nerede bunu belirliyoruz; bir önceki yaşantımızda. İki defa yaşamakla ilgili yazımızı okursanız konuyu daha iyi anlarsınız. O ilk yaşantımızda cinsiyetimiz dışında herşeyi kendimiz belirliyoruz.
O ilk yaşantıyı nereden biliyoruz; Ayetlerden. "Gerçek şu ki Allah insanlara zerrece kötülük etmez, fakat insanlar kendilerine kötülük ediyorlar" (Yunus Süresi; 44). "Başınıza gelen herhangi bir musibet ellerinizle işlediklerinizden ötürüdür. O, yine de çoğunu affeder" (Şura Süresi; 30). Şimdi; Rabbimiz benden zerre kötülük gelmez diyor, bunu Rabbimiz açık ve net belirttikten sonra kötü bir aileye veya çok kötü hayat şartları içine doğmayı mutlak kader (Allahtan geldiğini iddia etmek) olarak görmek doğru birşeymi sizce? Doğru değil. Bu Ayetler bizlere Müslüman olmayan bir aileye evlat olarak doğuyorsak, afrikada aç ve yoksul bir evde dünyaya gözümüzü açıyorsak, çocukluk halimizde henüz amel defterlerimiz açık değilken hastalıklarla boğuşuyorsak bunların sebebi Allah olmadığı kendimiz olduğunu anlatıyor.
Bu Ayetler suçu atalarınıza bile atmıyor, doğrudan sizsiniz suçlu diyor. Bu nasıl mümkün, ben doğmadan öncesi anne ve babamı, eşimi, ırkımı ve milletimi amellerimle nasıl belirleyebilirim diye sormaya devam ettiğinizde de, iki defa ölmek iki defa dirilmek gibi Ayetlerden, insan kelimesinin anlamından, Adem as yaratılırken meleklerin buna itiraz etmesinden, yeryüzünde hz Adem as öncesine ait kafatasların bulunmasından vs anlıyoruzki, bu hayat bizlerin ikinci hayatı, biz daha öncesi yeryüzüne ayak basmışız. Mutlak kader adı altında (ırk, millet, aile vs) yaşadığımız her kötülüğü Allahtan biliyoruz ya, işte bu büyük bir yalan. Benden size kötülük gelmez demesine rağmen Rabbimize atılan büyük bir iftira. Yeryüzünde yaşadığımız ortamın müsebbi biziz. Bu Ayetlerde bunu anlatıyor, bu hayatta ne yaşıyorsanız buna kendi elinizle siz sebep oldunuz diyor.
Nerede sebep olmuşuz; yeryüzüne ilk inişimizde. Neden bunu hatırlamıyoruz; kalu belada Allahla yapılan antlaşmada olduğu gibi, Rabbim o ilk yaşantımızı hatırlamamızı istememiş. O ilk yaşantımızda da cinsiyet konusunda bize tercih hakkı verilmemiş. Allahu Teala baştan itibaren her nefsi her iki cinsiyetlede imtihan etmek istemiş. Hem insanoğlu iki cinsiyetin zorluk ve ayrıcalıklarını görsün istemiş, hem ben neden kadın olarak var edildim, bu haksızlık gibi isyan ve şikayetlerin önüne geçmek istemiş. Cözüm; baştan itibaren iki evren yaratmak. Birisinde bizlerin erkek versiyonu hayat sürdürüyor, diğerinde ise kadın versiyonumuz. İki versiyonumuzda kendi evrenlerinde iki defa yeryüzüne sürülüyor.
Birisinde bir sonraki yeryüzü yaşantımızın içeriğini belirlememiz için, ikincisinde ise ahiret yurdumuzu belirlemek için. Kısacası; Allahu Teala nefislerimizi yaratıyor, bunları ilkel bir bedenin içine yerleştiriyor ve yeryüzüne sürüyor, o ilk ilkel yaşantımızlada bir sonraki hayatta, gerçek imtihanın başlayacağı hayatta neyi ve kimleri hak edeceğimizi biz kendimiz belirliyoruz. Kur'an-ı Kerimden bu net bilgileri aldıktan sonrada arkadaşlar, yok öyle değildi şöyleydi yorumlarına girdiğiniz an saparsınız. Örneğin; feminist bir kadın buna itiraz edebilir, böyle birşeymi olur, ben bir bireyim diyebilir, fakat biz erkeklerde annelerimizden var edilmiş, yani bizde bi' nevi kadından var edilmişiz. Mesela o yüzdenmi acaba bizler annlerimizi baş tacı ediyoruz. Anlayacağınız, erkekler annelerinden, kadınlarda kocalarından, böylece ilahi düzende kimseye haksızlık edilmemiş olunuyor.
2. Bölümde devamı gelecek...