cemaatler, ilahiyatçılar ve tarikatlar bölüm 7 (1)- islamda istihareye yatmak varmı, bu uygulamanın kaynağı ne?
Haftanın Sorusu: İslamda istihare rüyası, birşeyin hayrlı olup olmadığını rüyasında talep etmek varmı? Bakınız istihareden bahsetmiyoruz istihare rüyasından bahsediyoruz. Bu ikisi arasındaki fark ne, bu sorunun cevabı ve dahasını bu yazımızda cevaplamaya çalışacağız, umarız arzu ettiğiniz ilhamı ve bilgileri alırsınız. -10.08.2023
Cevap: İstihare, "hayrlı olanı dilemek" anlamına geliyor. Bir işin hayırlı olup olmadığını anlamak için iki rekat namaz kılınmasına, dua okunup rüya talep edilmesine istihare denir. Farzda varmı? Yok. Sünnette varmı? Namaz olarak var, bir işe kalkışmadan öncesi hayr yapmak gibi, peygamberimiz sav bir iş yapmadan öncesi iki rekat namaz kılarmış ve bunu tavsiye etmiş. Soru o zaman şu; bir işe kalkışmadan öncesi hayrlısını dilemek için kılınan iki rekat namaz, nasıl olduda medyumvari bir uygulamaya dönüştü? Bir işin önündeki engelleri kaldırması ve o işte bizi koruması için kılınan bir namaz, nasıl olduda bizi koruması için değilde rüyada bize geleceği göstermesi için kullanılıyor oldu?
Nasıl olduda iki rekat namazımızda ortaya çıkardığımız enerjiyi o işimizde değilde, rüyada geleceği görmek için harcar olduk? İslamın içine sokulan bir çok hurafede olduğu gibi, bu işin içinde de tarikatlar var. Nasılmı? Tarikat dediğiniz zaman aklınız ilk cinler gelsin, çünkü tarikatları yöneten, şıhların kerametlerine araç olan Müslüman cinler. Bu kötü birşeymi? Değil, çünkü iyi ve kötü arasında çok çetin bir savaş var ve bu savaş cinler aleminde de yaşanıyor. Bu savaşıda biz birlikte olursak, Müslüman cin ve Müslüman insanlar birlikte olursak o zaman ancak kazanabiliriz. Dolayısıyla Müslüman cinlerin bizlerle iletişime geçmesi bize yardım etmeye çalışması kötü birşey değil. Sadece siz uzak durun o kadar.
Müslüman cinlerinde zaten siz ve bizlerle işi olmaz, neden olmaz; çünkü Müslüman cinler yeryüzü olaylarına müdahale etmek istiyor, müdahale etmek içinde bol zikire ihtiyaç duyuyorlar. Siz ve bizler sabahlara kadar zikir çekmediğimiz için, merak etmeyin Müslüman cinlerin bizimle işi olmaz. Kim tüm gece zikirle uğraşıyorsa onları bulur oraya yerleşirler, yani tarikatlar.
- Soru: cin, zikir, tarikat, istihare ne alaka?
Cevap: tarikatlar ile Müslüman cinler arasında simbiyotik, karşılık çıkarlı bir ilişki var. Cinler tarikatların okuduğu zikirlerden faydalanıyor, tarikatlarda cinlerin kısa geleceği öngörme gibi güçlerinden yararlanıyor (istihare). İstihareye yatma olayıda böyle ortaya çıktı; tarikat mensubu bireyler akşamları zikir çekip namaz kıldığında, o gece uykuda gün içinde kaygılı oldukları konularda bazı şeyleri gördüklerini fark ettiler, bunuda Allahtan geldiğini zannettiler, çünkü namaz ve zikir içinde o geceyi geçirdiler ya, o rüyanın cin ve şeytanlardan gelemeyeceğini düşündüler, sonrada bunu bir keşif gibi başkalarına anlatmaya başladılar. İstiharenin topluma yayılma süreci böyle gelişti, çok zikir çekenler rüyalarında birşeyleri görmeye başladı, sonrada bu bilgileri içinde yaşadıkları halkla paylaştılar.
- Soru: biz istihareye yatıyor ve birşey görüyoruz, ama ne tarikat ehliyiz ne de zikir çekiyoruz, bizim gördüğümüz rüyalardamı cinni?
Cevap: cinleri üzerinize çekmek için zikir çekip tarikat ehli olmanıza gerek yok, içinde yaşadığımız ortamlar zaten cin/ şeytan kaynıyor, Allahın tasvip etmediği birşeyi yapmanız (istihare) onlardan birisinin ilgisini üzerinize çekmeniz için yeterli.
- Soru: rahmani olamazmı?
Cevap: yaptığınız iş Allahın tasvip ettiği birşeymi değilmi, eğer değilse rahmani olma ihtimali varmı sizce?
- Soru: niyet ederken belirli Ayetleri belirli sayılarda tekrarlıyoruz, bu cinleri uzak tutmak için yeterli değilmi?
Cevap: meyhane veya kumarhaneye eylenme niyetine gittiğinizi, giderkende kötü insanların size bulaşmaması için Ayetler okuduğunuzu ve namaz kıldığınızı varsayın, Allahu Teala o dua ve namazınızı kabul edermi; etmez. Neden etmez? İbadetler niyetlere göredir, niyetiniz yanlış, eylenmek için Allahın tasvip etmediği mekanlara gidiyorsunuz. Eğer gelecekten haber almak için namaz ve dua okursanız, Rabbim cinlere karşı sizi korumaz çünkü Rabbimiz falcılığı yasaklamış. "Ey İnananlar! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının ki saadete eresiniz" (Maide Süresi; 90).
-Soru: istihare falcılıkmı?
Cevap: gelecek hakkında yorum getirmeye fal bakmak denir, istiharede tam bu değilmi? Şu rengi görürsem hayrlı, şunları görürsem şer, renk dahi olsa gelecekle ilgili birşeyleri görmek istiyor olmanız sizce falcılığa girmiyormu? Bizce giriyor. Fal okları, tarot kartları, rüyaya yatmak bunların hepsi aynı amaca hizmet ediyor, o da geleceği görmeye çalışmak. Bunların her biri masanın farklı ayakları gibi, aynı şeyin parçaları, dolayısıyla birisinin diğerinden hiçbir farkı yok.
Dostlar; Rabbimiz gelecekle ilgili haber almayı yasaklamış, istiharede bu kategoriye giriyor. Ne kadar namaz kılarsanız kılın zikir çekerseniz çekin, istiharenizi rahmani güçler cevaplamayacak. Neden cevaplamayacak? En basiti, eğer Rabbimizin haram kıldığı birşeyi Rabbimiz yanıtlarsa bu sefer kendi yasalarını çiğnemiş, ilahi düzende emsal bir karar oluşturmuş olur. O emsal karara dayanarakta falcılar medyumcular herkes ilahi düzende meşruiyet hak etmeye başlar. Oluversin, ne olacakki demeyin, siz sadece kendinizden sorumlusunuz, o yüzden bana oluversin cevaplayıversin demekte kendinizce haklı olabilirsiniz, ama Rabbimizin herkese karşı sorumluluğu var. Eğer size bir ayrıcalık tanırsa, o zaman size verdiği o küçücük ayrıcalığı herkese tanımak zorunda.
Unutmayınız, Rabbimizin bir çok vasfı var ama bunlardan belkide en önemlisi adil olma vasfı. Bir yerde birşeye göz yumarsa adaleti gereği diğer yerlerdede göz yumması gerekir, bu da ilahi düzeni alt üst ederdi. O yüzden bu işlerde Rabbimiz istisna tanımıyor ve tasvip etmiyor. Rabbimiz istihare namazınıza cevap vermiyorsa, o zaman kim veriyor? Cinler veriyor.
- Soru: bu işin arkasında cinler varsa, onların ne çıkarı var?
Cevap: cinler yeryüzü olaylarına müdahale edebilmek için sihire ihtiyaç duyuyor, o sihride yeryüzünde yaşayan birisi yapması gerekiyor. Şeytan veya Müslüman cin fark etmez, yeryüzü olaylarına müdahale etmek istiyorlarsa insan işbirlikçilerine muhtaçlar. O sihride ya kötü yoldan ortaya çıkaracaksınız (büyü) ya da meşru yollardan ortaya çıkaracaksınız (zikir). Şeytanlar kendi insan işbirlikçilerini büyü'ye yönlendiriyor, sürekli satanist ritüller yaptırıyor, Müslüman cinlerde zikire. Örneğin; tarikatlarda birileri rüyalarında bir felaket görse, hemen müritlere zikir ve hatim dağıtılır. Neden? İçinde yaşadığımız alemi bir matriks gibi düşünün, bir yazılımdan ibaret bir matriks, o matrikse müdahale edebilmek, kaderin yazdığı şeyleri yeryüzünde değiştirebilmek içinde matrikse uyumlu yazılım kodları elinizde olması gerek, o yazılım kodlarınıda biz ibadetlerimizle ortaya çıkarabiliyoruz.
Örneğin zikirden ortaya çıkan enerjiyi cinler alıp çok rahatlıkla bir yerdeki olaya müdahale edebilirler, en basiti şıhların gösterdiği kerametler. Tabiki biz burada 100 defa Allah demekten bahsetmiyoruz, bir gurubun bir araya gelip tüm gece binlerce zikir çekmesinden bahsediyoruz. Burada tarikat ve Müslüman cinler arasında kazan kazan ilişkisi var, tarikatlar bu ilişkiden haberdar olmasada, kendilerine yardım edenlerin melek olduğunu, rüyalarda gördüklerini peygamberimiz sav ve sahabaler zannetselerde, gerçek o değil, yardımlarına koşan, kendileriyle iç içe yaşayanlar Müslüman cinler.
İlişki basit; zikre karşı ödül. İstiharede bu ödüllendirmenin bir örneği. İnsanlar bol zikir çeksin ve kendilerini sihir enerjisiyle beslesin diye insanlara dönem dönem rüyalarında gelecekle ilgili birşey gösteriyorlar, ödüllendiriyorlar, zikir sonucu ödülü gören insanlarda zikiri bırakmıyor. Bu insanlar ibadet ve zikirle meşgul oldukları içinde bu rüyaların cinlerden gelebileceği akılların ucundan geçmiyor. Zikir yapıyorlar, o zikrinde bir konuda önlerini açtığını görüyorlar, gördükçede hem o zikri ömürleri boyunca devam ettiriyorlar hemde Müslüman güzel bir bilgiyi paylaşır mottosu altında bu sırrı paylaşıyorlar, ben şu kadar zikir çektim şunu gördüm, bir derdiniz varsa sizde yapın gibisine. İstiharenin çıkış ve İslama yayılma öyküsü bu.
Anlayacağınız, hangi İslam alimi şu duayı yaptım veya şu zikiri çektim şu sıkıntımdan kurtuldum diyorsa, bilinki cinlerle ilgili böylesi bir olay yaşadı. Ne zaman bir tarikat hocası müritleri zikir seanslarına, hatimlere çağırıyorsa bilinki Müslüman cinlere büyük olaylara müdahale etmek için sihir gerekli. Zikir, cin, sihir ve tarikat olayların perde arkası bu.
- Soru: cinler peygamberimiz sav görünümüne giremez, birisi peygamberimiz sav'ı görüyorsa sahihtir.
Cevap: söylenen doğru ama çıkarılan sonuç yanlış. Evet, peygamberimiz sav görünümüne giremezler, ama siz peygamberimiz sav gerçek yüzünü gördünüzdemi kendisini size peygamberimiz sav olarak tanıtan kişinin gerçektende peygamberimiz sav olduğuna inanabiliyorsunuz. O yüzden birisi rüyanızda gelip kendisini peygamberimiz sav olarak tanıtıyorsa, aman dikkat. Kendimizle ilgili özel bir bilgi paylaşalım; hayatımızda peygamberimiz sav iki defa gördük, birisi küçüklüğümüzde diğeri ise 20 yaşlarımızda. Küçüklüğümüzde gördüğümüz yüzü hatırlamıyoruz, 20 yaşlarımızda gördüğümüz rüyada ise peygamberimiz sav yüzü sisliydi. Gerçek yüzünü görmek hiç nasip olmadı.
Dolayısıyla rüyamızda birisi kendisini peygamberimiz sav olarak tanıtsa biz buna hep şüpheli bakardık, çünkü gerçek yüzünün ne olduğunu bilmiyoruz. Tabiiki sisli olmasıda illa onun peygamberimiz sav olacağı anlamına gelmiyor. Örneğin bu yazıyı okuduktan sonrası, geceleyin bir cin rüyanıza girip yüzünü dumanlı kılıp kendisini peygamberimiz sav olarak tanıtabilir. O yüzden rüyalar konusunda çok dikkatli olmalısınız. Aslında rüyalar alemine geçiş yaptığınızda orada ilahi içgüdüsel bir yönlendirme ile kimin kim olduğunu anlıyorsunuz, o kişi kendisini tanıtmasada hissediyorsunuz, fakat bu, pusulası rehberi hak olanlar için geçerli, pusulası rehberi şıhları olanlar veya sihir ve büyü, nefret kin ve iftira enerjisi ile kalpleri kirletilenler için geçerli değil. Onlar rüyalarında gördükleri her aksakallıyı büyük bir zat olarak hisseder.
2. Bölümde devamı gelecek...