• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler............     
"Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir" (Mücadele Süresi; 58).


 




kefaret oruçları ve 10 gün
örtünme vs temiz kalp
gıybet ve kurtcuklar
sihir ve örümcekler

astroloji hakkında bilinmesi gerekenler bölüm 1 (1)- doğum haritasıyla zikir ve büyüler


Haftanın Konusu: doğum haritamız. Değerli bir okurumuz astroloji ile ilgileniyor ve benim doğum haritamı merak etti, bende kendisine güzel bir konuya değindiğini ve bu konu hakkında bir yazı kaleme almamız gerektiğini söyledim. Neden; çünkü arınma içinde olanların doğum haritaları, arındıkları an geçerliliğini kaybeder. Örneğin; bir kaç yıl kefaret oruçları tutan birisinin taşıdığı yük, doğduğu günki yük ile aynı olmaz, çünkü doğduğu günki hak edişiyle, tövbe süreci sonrası hak edişi bir değil. Yani o kişi şuan, doğduğu günki insan değil, o yüzden doğum anındaki haritası ile şuanki haritası bir olmaz. Eğer birisi, birisinin doğum haritasına bakarak yorum yapmak istiyorsa, o kişinin bir ömür, günahıyla sevabıyla değişmediğine emin olmalı, aksi takdirde yanılır. Neden yanılır, doğum haritaları kimler için geçerli, bu konuların bizi ilgilendiren (arınma- kefaret) boyutu olduğu için bu konuyu sizler için aydınlatmaya niyetlendik, umarız sizin için hayrlı ve aydınlatıcı bir yazı olur.

Değerli dostlar; biz sizlere kaderin işleyişini öğretmeye çalışıyoruz, yaşadıklarınızı neden yaşıyorsunuz bunun altındaki hikmeti anlamayı ve okumayı öğretmeye çalışıyoruz, doğum haritalarınında bizi ilgilendiren bir boyutu var, o boyuta da kısaca değinmek istiyoruz. Konuyu olabildiği kadar kısa ve öz tutmaya çalışacağız, astroloji boyutunuda astroloji uzmanlarına bırakacağız. Umarız yazımızdan arzu ettiğiniz ilhamı ve bilgileri alırsınız. Konumuza temel bilgiler ile başlayalım inşallah;

Doğum haritası nedir?
Rabbimiz bizleri yeryüzüne yerleştirmiş, ama kaybolmuşluk ve terkedilmişlik sendromunu yaşamamamız için bizlere kılavuzlar indirmiş. Biz yeryüzüne atılmışız, fakat yeryüzünde bizleri neler beklediği konusunda karanlıkta bırakılmamışız. Bu karanlık dünyada bizleri nelerin beklediği konusunda bizleri bilgilendirecek, uyaracak ve her daim bizimle olacak iki kılavuz bize bahşedilmiş, birisi üzerimizde diğeri ise gökte. Birisi elimizin içindeki çizgiler, diğeri ise gökteki gezegenler. Kısacası, doğduğunuz gün bir kader içeriği ile doğuyorsunuz, o kaderin içeriği ne, işte bunu doğduğunuz günki gezegenlerin dizilişine bakarak öğrenebilirsiniz. Doğum haritası ile kastedilen aslında bir önceki hayattan getirdiğimiz sermaye. Sizler bu hayata sermayesiz başlamıyorsunuz, bir önceki hayattan getirdiğiniz sermaye üzerinden başlıyorsunuz, bir önceki hayatı ama hatırlamadığımız için, o sermaye ne ve ne kadar, bunu doğum haritasına bakarak öğrenebilirsiniz.

O zaman insanın doğum haritası daha çok bir önceki hayatı anlatıyor, bu hayatı değil. Aynen. Eğer birileri 40 yaşlarında ve halen doğduğu haritaya göre hareket ediyorsa, bilinki bu hayatı kaçırdı. Demek bu kişiler bir önceki hayattan getirdikleri yükleri bu hayatta üzerlerinden atmayı başaramadı. Demek bu insanlar can çıkar huy çıkmaz mottosu doğrultusunda bir önceki hayattan getirdiklerini kabullendiler, sahiplendiler, değiştirmek içinde çaba göstermediler veya çok yanlış yollar üzerinden değiştirmeye kalkıştılar ve herşeyi daha kötü hale getirdiler.

Doğum haritası değişebiliyor, o zaman? Tabiiki değişebiliyor, ki değişmesi gerekte zaten, a
ksi takdirde bu büyük bir haksızlık olurdu. Eğer bir önceki hayattan getirdiğimiz kader yazgısını bu hayatta değiştiremiyor olsaydık, o zaman bu hayat bir önceki hayatın cenneti veya cehennemi olur, bir sonraki hayatımızda (mahşeri sorgu) geçerliliğini kaybederdi. Bizler cennet ve cehennemi nasıl tanımlıyoruz; değişimden yoksun mekanlar olarak tanımlıyoruz. Eğer bir önceki hayattan getirdiğimiz kader de değişimden muaf olsaydı, o zaman cennet ve cehennemi bu dünyada yaşamış olurduk, buda bir sonraki hayatı geçersiz kılardı. Böyle birşeyin yaşanmaması için bir önceki hayattan getirdiğimiz yükler değişime açık olması gerekiyor.

Bir önceki hayat, buna atasal yüklerde diyebiliriz bizim doğum haritamızı belirliyor, amel defterlerimiz açılıncada biz onu değiştirme şansınıza sahip oluyoruz, öylemi? Aynen. O yükü değiştirmek için bir ömür zamanınız var. O yükü d
eğiştirdiğiniz kadarda doğum haritanızı değiştiriyorsunuz. Örneğin; siz üzerinizdeki kötü bir huyu terbiye ettiğiniz her defasında, kötü bir vasfınızı fıtratınızdan sildiğiniz her defasında, atasal bir yükü üzerinizden kaldırdığınız her defasında aslında o an yeniden doğuyor, o an doğum haritanızı yeniden yazmış oluyorsunuz.

O yüzdenmi kefaret veya bol tövbe ve arınma içinde olanların doğum haritası insanları yanıltabilir? Aynen. O kişiler belirli konularda arındıkça o konuyla ilgili rızıkları değişiyor, değiştikçede o konuyla ilgili doğum haritalarındaki bilgi geçerliliğini kaybediyor. Örneğin; birisinin kısmeti kapalıdır, fakat bol sadaka veya kefaretlerle bunun önünü açabilir, açtığı anda o konuyla ilgili doğum haritasındaki bilgiler geçerliliğini kaybeder. Unutmayınız, bu hayatın bizlere bahşedilmesinin nedeni bizlere ikinci bir şans vermek için, bir önceki hayattaki yanlışlarımızı düzeltmek için, dolayısıyla bu hayat her türlü değişime açık.

Eğer doğum haritamız geçerliliğini kaybederse, bu hayatta karanlıkta kalmamak için ne yapmalıyız? Bu durumda avuç içindeki çizgileri kendinize rehber kılmanız gerekiyor, çünkü siz kaderinizi değiştirdikçe sizinle birlikte elinizin içindeki çizgilerde değişiyor.

El çizgilerine bakmak haram değilmi? Bu konuyu tekrar özetleyelim, çünkü bu konuda çok soru geliyor; Allahu Teala bir önceki hayattan sizin kaderinizi hesaplıyor ve bunu bir kitaba yazıyor. Bu kitap doğum tarihinizden ölüm anınıza kadar saniye saniye neleri yaşayacağınızı içeriyor. Bu kitabın özetinide bir kaç kelime ile kitabın kapağına yerleştiriyor. Ellerimizin içindeki çizgiler ve doğum haritamızda o kitabımızın kapağını sembolize ediyor. Şimdi, önümüzde gözle görülür bir kapak var, birde gözle görülmeyen içerik, healal ile haram arasındaki o ince çizgiyide bu belirliyor, gözle görülüne bakabilirsiniz, ki zaten bakmanız için gözle görülür kılınmış, gözle görülmeyen içeriğine ise bakamazsınız, ki bakmamanız için zaten görünür kılınmamış. Kapağa bakabilirsiniz, ama içeriğine değil.

Allahu Teala levh-i mahfuzda sizinle ilgili bölümü önünüze koymuş, ihtiyaç duyduğunuz bilgileride kapağa yerleştirdim, bunun ötesinede geçemezsiniz demiş. İmtihanda bu, hayatın görünür boyutunda kalmak, görünmeyen boyutunda değil. Örneğin; refleksoloji veya kulak akupunkturu hangi organda bir sıkıntı varsa bu bilgiyi size verebilir, ama o organın hastalığına ne sebep oldu gibisine içerikle ilgili bilgileri size vermez. İçerikle ilgili bilgileri verenlerde kapağı açıp gayp alemine açılan insanlar. Gerek doğum haritamız gerek bedenimizdeki çizgiler, bunlar bir önceki hayattan getirdiğimiz yükün özetini aktarmak için bize bahşedilmiş, günlük veya aylık kaderimizi öğrenmek için değil.

Bakınız, düne kadar ne MR cihazı vardı ne de lüks hastanelerde çekup imkanları, düne kadar insanlık bir yerden bilgilendirilmesi gerekiyordu, bunuda Rabbimiz gök ve bedenimiz üzerindeki işaretler üzerinden yapmaya karar vermiş. Hani Rabbimiz merhametlilerin en merhametlisi diyoruz ya, neden bunu diyoruz, bunun içini doldurmak gerekiyor, işte nedenlerinden birisi bu, Rabbimiz hayatımızı kolaylaştırmak için bizlere küçük ikramlarda bulunmuş. Örneğin doğduğunuz gün kısmetinizin kapalı olduğunu bilirseniz, evlilik çağına gelinceye kadar kefaretlerle o engeli kaldırabilirsiniz. Allahu Teala'nın bize bahşettiği bu küçük ikramlarıda suustimal etmemek gerekiyor.

Sizin bilmeniz gereken, doğum haritaları veya ellerin içindeki çizgiler bunlar bir kitabın kapağı, bir önceki hayattan getirdiğimiz yükün yazılı olduğu kitabın kapağı, bir kitabın kapağıda sadece temel bilgileri aktarır, detay vermez. Siz ama eğer özet bana yeterli değil, ben günlük, aylık kaderimi öğrenmek istiyorum derseniz, yani ben Kitabı açıp bu ay bu yıl nelerle karşılaşacağım, şu kişiyle ilişkim veya şu iş imkanı benim için hayrlı olacakmı, ben geleceğimi bilmek istiyorum der ve Kitabı açarsanız, ki her falcıya her astroloji uzmanına çıktığınızda bunu demiş oluyorsunuz, Rabbimiz açma, açarsan büyük bir günaha girersin, sen günlük geleceğini bilmemen gerek demesine rağmen açarsanız, o zaman sınırı aşanlardan olup fal bakıcı sınıfına giriyorsunuz.

Üzülerekte görüyoruzki insanları astrolojiye iten ana neden bu, o haram sınırını aşmak, Kitabı açıp geleceği öğrenme dürtüsü. "Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz" (Maide Süresi; 90). Bu insanlar hem bir yandan geleceği öğrenme dürtüsü ile fal bakma günahını üstleniyor, hem zikirler ile o geleceği değiştirmek için sihir ve büyü boyutuna giriyor. Şeytanların bu insanlara kurduğu tuzağı görüyormusunuz? Günlük sorunlarını şeytan bahane ediyor ve onları astroloji gibi fal bakıcılığa itiyor, gördüklerini ortadan kaldırmak içinde bir sonraki tuzağa çekiyor, sihir ve büyü.


Doğum haritasına göre zikir seansları yapıyorlar, örneğin venüs kişinin haritasında sıkıntılı ise, kişi sevgiyi alıp vermede, bir ilişkide sorunlar yaşıyorsa, o zaman belirli bir esma tavsiye ediliyor, örneğin merkür sıkıntılı ise farklı bir esma, bunlarla rızkımızı etkileyemezmiyiz? Belirli bir derecede etkilersiniz, ama bunu yaptığınız zaman bu sihir ve büyüye girer.
Nedir sihir ve büyü? Madde aleminde karşılığı olmayan rızık demektir. Sihir ve büyüye nasıl kayılıyormuş, o zaman? Bir rızkın madde aleminde inebilmesi için madde aleminde onun önkoşullarını yerine getirmeniz gerekiyor, her nimetin bir açığa çıkma bedeli var, kaderde madde aleminde o bedeli ödemenizi bekliyor, sizde eğer ama o bedeli ödemeden o önkoşulları yerine getirmeden o rızkı zikirle elde etmeye çalışırsanız, o zaman yapay, sanal, madde aleminde karşılığı olmayan bir nimet elde etmiş olursunuz, o nimette ne kalıcı olur ne de o nimetin hayrını görürsünüz, çünkü sihir ve büyü ile elde edilmiş sayılır.

Zikir ile rızkını değiştirmeye çalışanlara şu soruyu sorunuz; siz madde alemindemi yaşıyorsunuz, yoksa enerji alemindemi? Madde aleminde yaşıyoruz derlerse; o zaman niye enerji alemiyle uğraşıyorsunuz diye yanıt verin. Allahın isimleri veya Ayetlerinden şifa veya medet ummamız niye kötü olsun dediklerinde zamanda; siz tarlayı sürmeden ve ekmeden, dua ve zikirle o tarladan nimet beklermisiniz diye sorun. Beklemeyiz derlerse; o zaman siz bu dünyada o nimetlerin gereğini yerine getirmeden zikir ve dua ile Allahu Tealanın o nimetleri size bahşedeceğini nereden çıkarıyorsunuz diye cevap veriniz.

Bakın arkadaşlar; zikir ve dualar enerji alemine tohum atar, bu dünyadaki yaşantınızda bu dünyaya tohum atar. Eğer madde aleminde rızık bekliyorsanız, enerji alemine tohum ekmeyin, madde alemine ekin. Madde aleminede nasıl tohum ekinir; yaşantınızla. Hangi rızkı talep ediyorsanız, o yönde çalışarak. Enerji alemine ektiğiniz tohumlarda bilinki o alemde yeşeriyor ve o alemde hiçte hoş olmayan şeylere sebep oluyor.

Kısacası, bizler madde aleminde yaşıyoruz, madde aleminde birşeyleri değiştirmek içinde madde aleminde birşeyleri harekete geçirmemiz gerekiyor. Madde aleminde sıkıntılarınız varsa, madde aleminde bunun çözümünü arayın, enerji aleminde değil. İslam kıssas kuralına göre çalışır. Siz eğer bir nimetten mahrum bırakılıyorsanız, bilinki o nimetle ilgili bir günah yükü var omuzunuzda.
O nimeti elde etmenin tek meşru yoluda o günahın kefaretini ödeyerek o nimetin önünü açmak, bol zikir çekmek değil. Örneğin; kişi sevgi alıp vermede sorun yaşıyorsa, bol sevgi dağıtmalı. Bunuda hiç hoşlanmadığı, nefsine ve kalbine en zor gelen zamanlarda yapmalı.

Unutmayınız, şifa size kolay gelende değil size ağır gelen şeylerde yatıyor. Herhalukarda, kader sizi sevgiden mahrum bırakıyorsa, yaşantınızla o sevgiyi hak ettiğinizi göstermelisiniz, zikirlerle değil.
Kişi neden bir nimetten yoksun bırakıldığına bakmalı, tedaviyide o yol üzerinde aramalı.

2. Bölümde devamı gelecek....









hz muhammed
hz isa
sadaka
nasuh tövbesi
kelimelerden türemiş hurafeler
yapay zeka ve şeytanlar