ibadetlerimiz- haç ibadeti; giriş yazısı (2)
Bölüm 2 7. İhramdan çıkmak. Yasakların bittiği an. Bu bağışlanmayı sembolize ediyor. Not: ahiret hayatı için neyi sembolize ediyor derseniz, ana yurdumuz cennete geri dönüşü sembolize ediyor. Yasakların olmadığı, arzu ettiğimiz herşeyin hizmetimize sunulacağı yer. "O cennet ki, orada onlara diledikleri herşey var, orada ebedi yaşayıp giderler. Bu nimet Rabbinin insan için, her zaman istenmeye değer bir vaadidir" (Furkan Süresi; 16). 8.Tavaf. Veda tavafı yapıyorsunuz. Bu adım hamdı ve ilahi düzenle uyumlu hale gelmeyi sembolize ediyor. Nasıl gezegenler güneş sistemin etrafında, elektronlar çekirdeğin etrafında dönüyorsa, bizde şablonlarımızla birlikte kabenin etrafında dönüyor ve kendimizi o büyük ahenkle uyumlu hale getiriyor, bi' nevi temizlenme sonrası kendimize reset atıyor ve Rabbimiz bizi kabul ettiği, bizi bağışladığı için hamd ediyor, onu yüceltiyoruz. Özetlersek: haç ibadeti üzerinden Rabbimiz bizlere bir çok mesaj veriyor, bunun bu hayatla ilgili içerdiği mesajlar, ahiret hayatı için içerdiği mesajlar var, biz bu yazımızda kısaca bu iki boyutada değinmek istedik, umarız yazımızdan arzu ettiğiniz ilham ve bilgileri almışsınızdır. Bizce buradan çıkarılması gereken çok ders var; 1) bu hayata bir konumda başlıyor ve yıllarca o hayatın içinde tutuluyorsanız, bunun böyle olmak zorunda olmadığını haç bize anlatıyor. Hayatınızı amelleriniz belirliyor, haç gibi geçmiş amellerinizi sıfırlayabilecek bir ibadette geçmişinizi sıfırlayıp size yepyeni hayat sunabilir. Hayatınızın içeriğini belirleyen bilinçaltınız veya birşeye ne kadar inanıp inanmadığınız değil, işlediğiniz doğrular ve yanlışlar hayatınızın içeriğini belirliyor, bu durumda bir önceki hayatımız. Haç ibadeti ile de bu geçmişimizi resetleyebiliriz, bizcede haç ibadetin en büyük nimetlerinden birisi bu. 2) Rabbimiz bizi bağışladığında ve bizi cennetliklerin (sağdakiler) arasına aldığında, bu sefer doğru hareket etmemizi, bu sefer şeytanın vesvesesine kananlardan değil, ona taş atanlardan olmamızı bekliyor, yani artık hayatınızda olup biten yanlışlara karşı sessiz kalamazsınız diyor. Haç ibadeti nimetlerle geliyor, ama aynı zamanda sorumluluklarla, bize yüklediği en büyük sorumlulukta belki bu; kötülüğe karşı sessiz kalmama zorunluluğu. Haç ibadeti ile geçmişinizi sıfırlayabiliyor, yeni bir hayata adım atabiliyorsunuz, ne kadar sıfırlandınız ne kadar yeni bir hayata atıldınız, bunu kötülüğe karşı gösterdiğiniz dik duruştan siz kendinizde anlarsınız. Çok dik duruş çok arınma, az dik duruş az arınma. Bilinçaltı temizlemesi veya aidin salihin kandırılmış kadınların arınma yöntemleri gibi, hangi arınma yöntemini denerseniz deneyin, o yöntemin sizde bir iç temizlik yapıp yapmadığını buradan anlarsınız; kızdığınız veya öfkeli olduğunuz anlarda ne kadar sakinliğinizi koruyabiliyorsunuz. Uyguladığınız arınma yöntemi iç dünyanızı şeytanlardan arındırıp içinize huzur getirmesi gerek. O huzurun sizde olup olmadığınıda kavga gürültü anlarında, kızdırıldığınız ve öfkelendiğiniz anlarda anlarsınız. Örneğin; eliniz kolunuz titremeye başlıyorsa, bilinki o arınma yöntemleri sizde hiçbir işe yaramamış. Ya doğru yapmadınız ya da yanlış yöntemi seçtiniz, bu durumda kefaret yöntemini denemenizi tavsiye ederiz. Örneğin; hacca gidiyor, sonrada en ufak olayda hemen şeytanların gazına gelip çevrenize zulmedebiliyorsanız, bilinki şeytanlara karşı dik duramıyorsunuz, velhasıl siz haç ibadetinden nasibinizi alamamışsınız. Haç ibadeti insanı terbiye eder, çünkü kişinin iç dünyasını sıfırlar. Eğer kişi çok rahat sinirlenebiliyor veya öfkelenebiliyorsa bilinki içindeki şeytanları yok edememiş, yok edememekten ötesi içindeki şeytana taş atamıyor. Bu kişi hacca gitmiş, ama o ibadetten hiçbir feyz alamadan gelmiş. Örneğin; kaçınız günlük hayatında çevresinde olup biten kötülüklere karşı sesini çıkarabiliyor, pek azı, buradan da anlayınki bu kişiler henüz arafattan, o günahkar ortamdan çıkamamış. 3) Haç ibadetinden çıkarmamız gereken bir diğer mesaj; hangi ibadete bakarsanız bakın İslamın kıssas kuralını görüyor olmanız. Örneğin; ahiret hayatında hangi sıkıntıdan kurtulmak istiyorsanız, yeryüzünde bunun denginde bir sevap işlemeniz gerekiyor. Eğer o sıkıntınız mahşer gününde bekletilmekse, o zaman yeryüzünde beklemeyi içeren bir sevap içinde bulunmanız gerekiyor. Örneğin; biz hayatımızın bir çok noktasında beklemeye itiliyoruz, fakat o bekleme Allahı bekleme değil, dünyevi nimetleri bekleme. Mahşer gününde ise biz Allahı bekleyeceğiz, dolayısıyla yeryüzünde de Allahı beklemekle ilgili bir sevap içinde bulunmamız gerekiyor. Varmı yeryüzünde böylesine bir sevap imkanı; var, arafat ve müzdelifede bekleme süreci tamda bunu amaçlıyor. Nasıl; Mina Allahla buluşmayı temsil ediyor, o buluşma önceside biz arafat ve müzdelifede bekleyerek o sevabı kazanmış oluyoruz. Başka ne dersi çıkarmalıyız; 4) haç ibadeti bir günahın, cennetten kovulmanın insana bedeli ne oldu bunun özetini bize aktarıyor, yani dünya hayatı bir günahımızın ürünü olduğunu anlatıyor. Allah nezdinde dünya hayatı bir günahın ürünü olduğu içinde haç ibadeti sürecinde asla dünya nimetlerinden istememek gerekiyor. Dünya günahkarların yerini, yanlışların yerini temsil ediyor, dolayısıyla arınmak için haç ibadeti gerçekleştiren birisi haçda dünyevi şeyleri Allahtan istememeli. Eğer isterseniz ne olur; ahiret hayatınızı kaybedersiniz. "Hac ibâdetlerinizi tamamlayınca, câhiliye döneminde babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha coşkulu bir şekilde Allah’ı anın. Bazı insanlar: “Rabbimiz, bize nasibimizi dünyada ver!” der. Öyle kimselerin âhirette hiçbir nasibi yoktur" (Bakara Süresi; 200). Gördüğümüz bazı yanlışlarıda bu yazı vesilesiyle size aktaralım inşallah; namazda nasıl kıyam, rükü ve secde gibi belirli bir sıralama varsa, haç ibadetinde de belirli bir sıralama var, bazılarında o sıralamaya riayet etmediğini görüyoruz. Haç ibadeti belirli aşamalar içeriyor ve bu aşamalar arınmanın ve ahiret hayatındaki olayların sıralamasını bize anlatıyor. Lütfen o sıralamaya riayet edin, o sıralama dışına sürükleyenlerden de uzaklaşın. Gördüğümüz bir diğeri yanlış; her bir mekan bir amaç güdüyor, insanlarda maalesef o amacı bilmiyor, dolayısıyla o ibadeti bilinçsiz yapıyor. Lütfen siz bu hataya düşmeyin, haç ibadetinde bir mekandan diğerine hareket ederken her mekanın bir amaç güttüğünü, bir mekanda işlenen ibadetin bir sonraki mekana hazırlık içerdiğini bilin ve hacca o bilinçle gidin.
Kaçı sizce bu bilinçle gidiyor; bizce çok azı. Gördüğümüz bir diğer yanlış ise; haccın olmazsa olmazları var ve biz bunlara farz diyoruz, bazı insanlarda bu farzları insanlara aktarmıyor. Bakın arkadaşlar, bazı konular yoruma açık olabilir, bazı konular ama yoruma açık değil, birşeyin yoruma açık olup olmadığını nereden anlıyoruz, o şey Ayetle sabit olup olmadığından. Eğer belirli konular Ayetlerde geçiyorsa ve Allah yapın bunu diyorsa, bilinki o farz. Bazı şeyleri bilmeniz ve anlamanız için o konuda uzman olmanız gerekmiyor, örneğin eğer birşey Ayette geçiyor ve Allah yapın bunu diyorsa, bunu yapmanız gerektiğini, sizin tercihinize bırakılmadığını bilmeniz için o konuda uzman olmanız gerekmiyor. Bunu henüz anlamayan ilahiyatçılar ve din görevlileri var, buradan da bunları uyarmış olalım. Örneğin; "Başladığınız haccı ve umreyi Allah rızâsı için tamamlayın. Eğer bir engel çıkar da tamamlayamazsanız, o zaman maddî durumunuza uygun bir kurban gönderin. O kurban, yerine varıp kesilinceye kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Aranızdan hastalanan veya başında bir rahatsızlığı bulunduğu için vaktinden önce tıraş olma zorunda kalanlar ise fidye olarak ya oruç tutsun ya sadaka versin veya kurban kessin. Emniyet ve genişlik içinde olduğunuzda, içinizden kim hac zamanına kadar umre yaparsa, maddî durumuna uygun bir kurban kessin. Kurban kesemeyenler ise üçü hacda, yedisi de hacdan döndükten sonra olmak üzere tam on gün oruç tutsunlar. Bu hüküm, Mescid-i Harâm civârında oturmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah’ın cezası pek şiddetlidir" (Bakara Süresi; 196). Rabbimiz bu Ayetinde kurban kesin diyormu; diyor. Kurban sonrası tıraş olun diyormu; diyor. Yapmadığınız zaman size ceza kesiyormu; kesiyor, ceza olarak oruç tutacaksınız diyor. Buradanda siz kurban ve tıraşın farz, yani yapmanız gereken bir ibadet olduğunu çıkaramıyorsanız, din görevlisi olarak ortalıkta dolaşmayın. Örneğin; "Safâ ile Merve Allah’ın hac ve umre için belirlediği işaretlerdendir. O halde hacceden veya umre yapan bir kimsenin, bu iki tepe arasında sa‘yetmesinde bir mahzur yoktur. Kim gönlünden gelerek bir hayır işlerse, mutlaka mükâfatını görür. Çünkü Allah, iyiliğin karşılığını fazlasıyla veren ve her şeyi bilendir" (Bakara Süresi; 158). Bu Ayette Rabbimiz Safa ile Merve'nin haccın işaretlerindendir diyormu; diyor. Allah bunu dedikten sonrası siz eğer Safa ve Merve'yi ihramdan çıktıktan, yani haç ibadeti bittikten sonrası yaparsanız ne olur; haccınız kabul olmaz, çünkü Allah Safa ve Merve'yi haccın bir parçası, işaretlerinden birisi olduğunu söylüyor. Haccın farzlarını bilmeniz için yüz defa hacca gidip orada rehberlik yapmanız gerekmiyor, hacla ilgili Ayetleri açıp okumanız yetiyor, o zaman nasıl oluyorda kocaman profesörler çıkıyor ve size haccın farzlarını anlatırken Safa ile Merve'yi o farzların arasında anmıyor; ya art niyet ya da kafa basmıyor. Bu insanlar acaba Allahın Ayetlerini açıp hiç okuyormu, anlayarak okuyormu? Neyse, bundan da bir gün hesaba çekilirler. Sicilleri baya kabarıyor ama, bizden de uyarması. Konu konuları açıyor, bizce şimdilik bu kadar bilgi yeter. Kendinize, ailenize, sevdiklerinize, milletimize, devletimize, ümmete ve dinimize çok iyi bakınız. Hacca gitmek nasip olmadıysa, ki bize henüz nasip olmadı, hepimize nasip olur, sonrasıda o arınmaya layık bir hayat sürdürürüz inşallah. Allaha emanetsiniz. -12.06.2025