• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler............     
"Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir" (Mücadele Süresi; 58).








kefaret oruçları ve 10 gün
örtünme vs temiz kalp
gıybet ve kurtcuklar
sihir ve örümcekler

aile bölüm 3 (1)- muta evliliği veya geçici evlilikler İslamda varmı?


Haftanın Konusu: İslamda muta evliliği varmı, yahut kişi çalışma hayatından ötürü bir süre yurtdışında kalması gerekiyor, o süre içinde sadece cinsel ilişilerini gidermek için biriyle nikah kıyabilirmi? Tasavvufta bazıları bunun mümkün olduğunu söylüyor, böyle birşey İslamda varmı, yokmu ve kişi boşandığı eşi ile tekrar evlenebilirmi, bunun şartları nedir bunlara kısaca değinmeye çalışacağız, umarız sizin için hayrlı ve aydınlatıcı bir yazı olur. 

Kişi geçici bir evliliğe gireşebilirmi? Girişemez. "...Sakın Allah’ın âyetleriyle eğlenmeye kalkmayın..." (Bakara Süresi; 231). Örneğin muta evliliği, bu durumda kişinin yaptığı muta evliliğine dönüşür bu da Allahı kandırmak Allahın Ayetleriyle dalga geçmek anlamına gelir. 

Evliliğe niyetlendiğimizde bu illa kalıcımı olması gerekiyor? Siz kalıcı niyetine adım atacaksınız, kısmetinize ne çıkar bunu bekleyip göreceksiniz. Allahu Teala illa evli kalacaksınız diye şart koşmuyor, tam aksi boşanmaların bu hayatın bir realitesi olduğunu bize anlatıyor. Örneğin; Rabbimizin peygamber eşlerini boşamakla tehdit etmesi veya hz Zeynebi kocasından boşayıp peygamberimizle evlendirmesi. Sizin bilmeniz gereken bizler yarınlardan sorumlu değiliz, bugünki eylemlerimizin yarınlarımızda nasıl sonuçlar doğuracak bundan da sorumlu değiliz, biz bugünki a'nımızdan sorumluyuz, eylem anında o eylemi ne niyetine yapıyoruz bundan sorumluyuz. Evlilikle ilgilide Allahın sizden beklediği doğru bir niyetle o evliliğe adım atmanız, o evlilik ne kadar sürecek bu sizin elinizde olan birşey değil, bunu kader hesaplıyor ve size sunuyor. Siz o anki niyetlerinizden sorumlusunuz.

Örneğin; ne kadar çok o kişiye baştan sahiplenirseniz o kadar evliliğin içindeki bereketlerden o kadar eşinizin üzerindeki rızıklardan nemalanırsınız.


Evliğinizle ilgili Rabbimiz bağlayıcı bir söz söylemiyor, örneğin evliliğinizi sonsuza dek sürdürmeniz gerekir demiyor. Boşanma süreciyle ilgili Ayetlerden de zaten biz bunu anlıyoruz, boşanmaların bu sürecin doğal bir parçası olduğunu. Boşanmalar neden bu sürecin doğal bir parçası, Allah sorunlu evliliklerin devamı konusunda neden israr etmiyor; çünkü eşlerimiz bu hayata getirdiğimiz yükün bir parçası, biz o yüklerden kurtuldukça da eşimizden de kopmamız sürecin doğal bir parçası. Eğer kader eşinizi bir yük olarak görüyorsa, siz arındıkça kader onuda hayatınızdan söküp atabilir. Evliliklerimiz kaderimizin bir parçası olduğu için kaderimiz değiştikçe evliliklerimiz ve evleneceğimiz kişilerde değişir, değişebilir.

Evliliğimize kalıcı niyetiyle adım atmak gerekiyor, o zaman? Aynen. Böyle konulara kafa yorduğunuzda size bir tavsiyem, konuyla ilgili Ayetleri internette araştırın, onları farklı sekmelerde yan yana koyun ve onları okuyun, bir kaç gün boyunca okuyun, bir kaç gün sonrası Ayetlerin bir ruh içerdiğini ve görünenin ötesinde mesajlar içerdiğini anlarsınız. Örneğin; "Kadınlarınız, tarlalarınızdır. Tarlalarınıza dilediğiniz gibi girin ve kendiniz için de önceden hazırlıkta bulunun..." (Bakara Süresi; 223). Allahu Teala eşlerimizden bahsederken bunları bir tarlaya benzetiyor, tarlanın ruhunda da ne var; birşeyi yetiştirmek var. Buradan da siz, yakınlaşmanın ruhunda çocuk yapmak olduğunu çıkarmalısınız. Neden Allah bunu doğrudan söylemiyor; çünkü söylerse bu yasa olur ve herkesi bağlar.

Eğer ama bu şekilde belirli kavramların arkasına gizlerse, o zaman herkes değil, onu açığa çıkaran onun enerjisinden nemalanır. Tarla kavramı belirli anlam ve enerjileri içinde barındırıyor, o enerjiyide Rabbimiz herkese bahşetmek istememiş. 


Örneğin bu Ayette Rabbimiz bizlere eşlerimizde huzur enerjisinin saklı olduğunu anlatıyor; "Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir..." (Araf Süresi; 189). Bu Ayette Rabbimiz bizlere eşlerimizde dileklerimizin gizli olduğunu anlatıyor; "...Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir" (Nisa Süresi; 1). Bu Ayette Rabbimiz bizlere sakinliğe erişmemizin sırrı eşlerimizde yattığını anlatıyor; "O'nun ayetlerinden biri de sizin için kendi cinsinizden eşler yaratmasıdır. Siz, onunla dinginleşir huzur bulursunuz.." (Rum Süresi; 21). 

Bu Ayette Rabbimiz bizlere rızkın, bereketin ve bolluğun eşlerimizde yattığını anlatıyor; "Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı ve size eşlerinizden çocuklar ve torunlar yarattı ve sizi güzel şeylerden rızıklandırdı... (Nahl Süresi; 72). Bu Ayette de Rabbimiz bizlere arınmanın sırrı eşlerimizde yattığını anlatıyor. Siz onların yanlışlarını bağışladıkça, onlara bu hayatta tahammül ettikçe kendinizi arındırıyor, kendi üzerinizdeki yüklerden kurtulmuş oluyorsunuz; "Ey iman edenler, gerçek şu ki, sizin eşlerinizden ve çocuklarınızdan bir kısmı sizler için (birer) düşmandırlar. Şu halde onlardan sakının. Yine de affeder, hoş görür (kusurlarını yüzlerine vurmaz) ve bağışlarsanız, artık elbette Allah, bağışlayandır, esirgeyendir" (Tegabun Süresi; 14). 


Bunların gibi nice örneklerden de biz alıyoruzki, eşlerle birlikte nice güzellikler geliyor. Siz ama tüm o güzellikleri yok sayar, bi' nevi evliliğin içini boşaltır, sadece cinsel ilişki uğruna nikah kıyar, geçici bir evlilik planlarsanız, o zaman evlilikte saklı tüm o güzelliklerdende kendinizi mahrum bırakmış olursunuz. En basiti bu hayatta huzur bulamazsınız, bu hayatta dilekleriniz yerine gelmez, rızkınız açılmaz vs.


O zaman kiminle evlenirsek evlenelim, evliliğimizin meşruiyeti evlilikle ilgili şartları ne kadar yerine getirdiğimize bağlı, öylemi? Aynen. Allahu Teala evliliği tanımlarken bunu bir düzine şartlar içeren bir antlaşma olarak görüyor, imam nikahınıda sizin imzanız oluyor. Örneğin; "Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar sizin için elbise (örtü), siz de onlar için elbisesiniz (örtüsünüz). Allah sizin kendinize kötülük ettiğinizi bilmektedir; tevbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için yazdıklarını (neslinizi) isteyin!.." (Bakara Süresi; 187). Biz buradan anlıyoruzki, evlilik cinsel ilişki ötesi şartlar içeren bir antlaşma, bu şartlardan biriside çocuk yapmak. Örneğin; evleniyor ama çocuk yapmıyorsanız, evliliğin şartlarını yerine getirmiyorsunuz. 

Hocam evlenip çocuk yapamayanlar var, onlar vebal altına girmiyormu? Bu, ne niyetle yapmadıklarına bağlı. Eğer hayatı yaşamak, kariyer yapmak için yapmıyorlarsa vebal altına giriyorlar. Eğer ama yapmak istiyorlar, ama Allah nasip etmiyorsa, o zaman vebal altına girmiyorlar. Örneğin; o yüzden Allahu Teala doğrudan çocuk yapın demiyor, eğer deseydi bu bir emir olur ve emri yerine getiremeyen herkes vebal altına girerdi. Bunun yerine daha geniş bir cümle kuruyor, ilişkiye girdiğinizde Allahın sizin için yazdıklarını isteyin diyor. Bu sayede hem sizi çocuk yapmak gibi bir konuda bağlamıyor, hem o ilişkinin altında bir çok kerametin olduğu mesajını veriyor.

Evlilik ne tür şartlar içeriyor? Bunu Rabbimiz Ayetlerinde açıklıyor; "Ey Peygamber! Mü’min kadınlar sana gelip de Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zinâ etmemek, çocuk­larını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftirâ uydurup getirmemek, dine ve akla uygun hiçbir konuda sana karşı gelmemek hususlarında sana itaat etmek istediklerinde, sen de onların itaatını kabul et ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile! Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır, sonsuz merhamet sahibidir" (Mümtehine Süresi; 12).

"Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha iyi, kendini Allah'a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bâkire eşler verebilir" (Tahrim Süresi; 5). Evlilikte bir kadından beklenen bunlar. Bu iki Ayette birşey dikkatinizi çektimi, ikiside itaatten bahsediyor. O yüzden Allah saliha kadınların tanımını yaparken itaatkar kelimesini kullanıyor, kocasına gönülden itaat edenlerin saliha kadın olduğunu söylüyor. "Onun için Sâliha kadınlar itaatkârdır" (Nisa Süresi; 35). Örneğin günümüzde hangi kadın eşine gönülden itaat ediyor. Çok azı. 

Evlenirken bir erkek neyin altına imza atıyor? "Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah'ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır..." (Nisa Süresi; 34). Evlilikte bir erkekten beklenen en temel şey bu, evin giderlerini karşılamak. Bu Ayet bizlere bir çok şeyi anlatıyor, bunlardan en önemliside yöneticilik vasfının harcamalar ile tanımlanması. Bu Ayet bizlere erkeğin yönetici kılındığını, bununda harcamaları kendi kasasından yaptığından ötürü verildiğini aktarıyor. Dolayısıyla hem doğrudan yönetici erkektir diyor, hem dolaylı yoldan evin giderlerinden erkek sorumludur diyor. Allahu Teala evin giderlerini karşılamakla yöneticilik makamı arasında doğrudan bir bağlantı kuruyor, dolayısıyla bir erkek evin ihtiyaçlarını karşıladığı kadar o evde söz sahibi ve bir ağırlığa sahip olabiliyor.

Örneğin; eğer parayı kadın getirir ve kadın kendi kasasından evin giderlerini karşılarşa, o zaman o evde erkek akaya alınmaz, yöneticilik vasfı kadına geçer.

Kadınlar o zaman yönetici olabilir, öylemi? Evet olabilirler, ama Allah nezdinde meşru sayılmazlar. Oturduğunuz yerde oturun diyen Allah, o kadını hiç iş dünyasına sürüklermi? Sürüklemez. Yöneticilik vasfın erkeğe verilmesinin nedeni çalışıp aileye bakma sorumluluğun erkeğe verilmesinden ötürü. O doğrultuda da Allah kendisini, kadına kıyasla daha güçlü ve dayanıklı yaratmış. Allah dünyanın yükünü erkeğin omuzlarına bindirmiş, o yükü kaldırabilecek gücüde kendisine vermiş. Örneğin; bir kadının yükü dışarıda değil kendi içinde saklı (rahim), dolayısıyla kendisinede o doğrultuda güç ve kuvvet bahşedilmiş. "..Eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır..." (Araf Süresi; 189).

Kadının yükü kendi içinde saklı, erkeğin ki ise dışarıda. Kadın kendi yükünü bırakıpta dışa atıldığı zaman, yaratılışına uygun olmayan yüklerin altına girdiği zamanda yöneticilik vasfını elde edebilirmi; elde edebilir, kimi besliyorsa onlar üzerinde yönetici olabilir. Yöneticilik vasfı bakımını üstlendiğiniz insanlar için geçerli, harcama yapmadığınız insanlar için değil. Bir kadın eğer ailesinin ihtiyaçlarını karşılıyorsa, kendine harcadığı paradan daha fazlasını onlara harcıyorsa, onlar üzerinde yöneticilik taslayabilir.


Dikkat ettiyseniz, kendi harcamalarınızı kendiniz yapmanız sizi başkaları üzerinde yönetici kılmıyor, onları ne kadar besliyor ve ne kadar ihtiyaçlarını karşılıyorsunuz, siz ancak o kadar onlar üzerinde yönetici olabiliyorsunuz. Yönetimi kadının ele geçirmesinden de Allah razı olurmu; elbette olmaz. Yönetici olarak ben erkeği atadım, erkek nerede, neden buna müsaade etti der ve ilk önce erkeği hesaba çeker, sonrası kadına gel bakalım buraya der, sana ben evde sorumluluklar yüklemiştim, bu sorumlulukları neden terk ettin, peşine düşmeyin dediğim dünya nimetleri arkasından neden koşturdun, yöneticiliği sen devraldığın için senin nöbetinde şu yanlışlar oldu der ve hesaba çeker.

Örneğin; çalışan kadından ötürü doğum oranlarımız sıfırlandı, bu da bir milletin sonu anlamına geliyor. Şimdi, bu kadınlar bundan sorumlu tutulmayacakmı? "Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı" (Ankebut Süresi; 64). Şunuda anlamış değiliz, tüm sorumluluk erkeğe yüklenmişken bir kadın neden sorumluluğu almak ister? Bilmiyormu hesabın her zaman sorumlu kişiden, yöneticiden sorulduğunu. Allah kadına pozitif ayrımcılık yapmış ve sen kenarda dur demiş, erkeği ben güzelceme sorgudan geçireyim demiş, durum buyken, kendisi sorgudan muafken kadın neden kaşınır ve sorumluluğu üstüne almak ister?


Kim evi besliyorsa, o evde düdüğü öttürende o oluyor, öylemi? Aynen. Allahu Teala erkeği fiziki anlamda daha üstün kılıyor, kendisini yeryüzünde bekleyen yükten ötürü, diğer taraftanda ama yaratılıştaki o üstünlüğün yeryüzünde devam edebilmesi için bunu bir şarta bağlıyor, kadını sen beslemen gerek, yoksa o üstünlüğü kaybedersin diyor. Seni yönetici kıldım ama, sen evin giderlerini karşılamayı başardıkça bu vasıf sende kalır diyor. Nitekimde öyle oluyor, kadın kendi masraflarını kendisi karşıladıkça erkeği takmamaya başlıyor. Sizin bilmeniz gereken; herşeyi Allah hak edişe bağlamış, yönetme yetkisini dahi öylesine vermemiş, bunu belirli şartlara bağlamış.

Örneğin; yönetme enerjisini kendi bütçenizden harcadığınız paraya bağlamış. Ne kadar birilerini beslerseniz, o kadar onlar üzerinde egemen o kadar o yönetme enerjisini alıyor ve o enerjiden besleniyorsunuz. Eğer evin giderlerini karşılayamıyorsanız, o zaman o yöneticilik enerjisinden beslenemiyorsunuz. Beslenemediğiniz zamanda hayatta kimse sizi takmamaya başlıyor.


Örneğin; kadın para kazanıyorsa, o zaman yönetme ile ilgili enerji ona akıyor, o yönetme enerjisi insanda neyi besliyorsa, ego ve üstünlük veya bağımsızlık duygularını mesela, o zaman bu vasıfları o kadında görmeye başlıyorsunuz. Bu durumda kadınlar erkekleşmeye başlıyor.

Kadınların çalıştığı ve bir yönetici edası ile yeryüzünde yürüdüğü dönemde, erkeklerin evlenmek istememesi, sadece cinsel ilişki için nikah kıyması o zaman meşru olmalı? Evet meşru, örneğin Allah bir cariye ile evlenmeyi meşru kılıyor. Varmı günümüzde cariyeler; tarihte olmadığı kadar. Kendisinde annelik vasıflarını görmediğiniz her kadın Allah nezdinde bir cariye. Bunu biraz daha açarmısınız diye soruyorsanız; annelik evde çalışmayı gerektiren bir meslek. Hayatını evde değilde dış dünyada geçiren, dünya nimetleri ve süsü peşinde koşan her kadın da Allah nezdinde bir cariye. İslam hukukunda cariyeler örtünmez, dolayısıyla örtüsünü kaldırıp dış dünya ya atılan her kadın Allah nezdinde hür kadın vasfını kaybediyor, kime çalışıyorsa, ki hepsi birileri için çalışıyor, onların kölesi oluyorlar.

Nitekim durumda bu; iş hayatındaki kadınlara bir bakın, birilerin köleleri olarak çalışıyorlar. Anlayacağınız, günümüz kadınları zaten kendi elleriyle kendilerini cariyeleştirmiş, yani köleleştirmiş.


2. Bölümde devamı gelecek...






hz muhammed
hz isa
sadaka
nasuh tövbesi
kelimelerden türemiş hurafeler
yapay zeka ve şeytanlar