riyazat oruçları hakmı bölüm 1
Haftanın Konusu: riyazat oruçları. Bir okurumuz bu konuda fikrimizi sordu, bizde bu konuda bir yazı kaleme almaya karar verdik, umarız sizin için hayrlı ve aydınlatıcı bir yazı olur. Okurlarımızın sorular ile ilgili şunu belirtmemiz gerekiyor, biz her soruya cevap vermiyoruz, bir soru toplumu ilgilendiriyor, toplumun o konuda bir bilgilendirmeye ihtiyacı varsa, ortalıkta bir baatıl uygulama dolaşıyorsa, herkesi ilgilendiren bir soru ise, ancak o zaman o soruyu dikkate alıyor ve konu hakkında bir cevap bir bilgilendirme metini hazırlıyoruz. Eğer sizin sorunuza bizden bir cevap gelmediyse, ya sırasını bekliyordur ya da toplumun sorunlarını ilgilendiren bir konu değildir ve akaya almamışızdır.
Bu soruyu neden akaya aldık; çünkü Müslümanları birileri imtihan yani madde aleminden koparıp enerji alemine sürüklemeye çalışıyor, bunuda çok sinsi yapıyorlar, bunu kalp güzelliği altında yapıyorlar, bunu tasavvuf altında yapıyorlar ve bunu riyazat gibi uygulamalar adı altında yapıyorlar ve birileride buna dur demesi gerekiyor, en azından uyarması gerekiyor, bizde inşallah bu yazımızla bu uyarımızı yapmış olalım. Umarız sizin için aydınlatıcı bir yazı olur ve arzu ettiğiniz ilhamları yazımızdan çıkarırsınız.
Sorularınızı ele aldığımızda kemiğine iliğine kadar konuyu inceleyeceğimizi, ortaya ortalama 20 sayfalık bir cevap metini çıkacağını bilmeniz gerekiyor. Bu cevap sizin hoşunuza gitmeyebilir, çünkü biz denge gütmüyoruz, kıvırmadan hakikat neyse onu doğrudan aktarıyoruz. Bizim hakikatımızda sizin hakikatınızla uyuşmuyorsa, bu bizim sorunumuz değil sizin sorununuz. Bu durumda sorularınızı sizin hakikatınızla uyuşan yerlere sorun. Yazılarımızı genelde soru-cevap şeklinde yazmaya çalışıyoruz, bu sayede gereksiz laf kalabalığından, içi boş anlamsız felsefi saçmalıklardan uzak duruyor, kısa ve daima konunun özünde kalıyoruz. Burada da konuyu soru-cevap şeklinde ele alacağız inşallah.
Sorular geldikçede yazımıza eklemeler yapar, uzadıkçada bölümlere ayırırız. Bu süreç ortalama 5 gün sürüyor, gelen sorular ötürüde yazımız gün içinde sürekli güncelleniyor, dolayısıyla yazımızı gün içinde bir kaç defa yoklayın. Bu sayede hem tekrarın bereketinden faydalanırsınız, hem eklenen yeni bilgileri kaçırmamış olursunuz.
Riyazat ne demek? Riyazat arapça bir terim ve nefsi terbiye altına almak anlamına geliyor.
Neyle terbiye altına alıyorlar? Az Yiyerek, az uyuyarak, az konuşarak ve cinsel ilişkiden uzak durarak.
Bu iyi birşey değilmi, sorun ne burada? Bunların uzak durmaya çalıştıkları şeyler Allahın bizleri imtihan etmek için indirdiği şeyler, Allahın bizleri imtihan etmek istediği şeylerden de siz uzak duramazsınız. Sizin anlamanız gereken, bu insanların uzak durmaya çalıştığı şeyler Allahın yasakladığı şeyler değil, tam aksine yeryüzü hayatın öznesini oluşturan şeyler. Örneğin cinsel ilişkiden uzak durmak sizi kadından ve onunla birlikte gelen çocuktan uzak tutuyor, az yemek ve uyumakta sizi maldan ve çalışmaktan uzak tutuyor, uzak kaldığınız bu şeylerde ne arkadaşlar; yeryüzü sınavımızın özü, hayatımızın üzerine kurulduğu özne. "Mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan vesilesidir.." (Teğabun Süresi; 15). Bu özdende siz şu veya bu nedenden ötürü uzak duramazsınız.
Burada yaşanılan sorun sadece bu kadarmı; değil, her ibadet bir enerji açığa çıkarıyor, riyazat sürecine orucu dahil ettiğinizde de, o sürece onun enerjisini dahil etmiş oluyorsunuz, Allahın tasvip etmediği bir uygulamaya bir ibadeti alet ettiğiniz zamanda buradan da hapı yutuyorsunuz. Bu kadarmı; değil, nefis bu şekilde terbiye edilmez. Bu insanların saçmalıklarını dinlediğinizde, sadece uygulamaları değil, uygulamaya atfettikleri felesefeninde sakat olduğunu görüyorsunuz. Bunada şaşırdıkmı; şaşırmadık, çünkü uygulama baatıl olunca içeriğide baatıl oluyor. Bir uygulama kendi başına gelmez, bir felsefe ile gelir, çünkü insanları bir uygulamaya itebilmek için neden yapmaları gerektiğini anlatmanız gerekiyor. İnsana bi' nevi bardağı boş sunamazsınız, içini birşeylerle doldurup sunmanız gerekiyor. İçine doldurulan şeyede felsefe diyoruz.
O uygulama baatıl oluncada, bilinki o konuyla ile ilgili içerik o felsefede baatıl. Nefsin 7 mertebesi olduğu saçmalığı gibi, uygulama sakatsa bilinki içerikte sakat. Ne nefsin 7 mertebesi var, ne de nefis yoklukla imtihan edilecek birşey. Nefis yoklukta değil, nimetlerin varlığı ile imtihan edilir, bunada ölçü içinde yaşamak denilir. O yüzden nice Ayette Rabbimiz ölçü ve dengeden bahsediyor. Örneğin; helal olanı nefise tattırırsınız, sonrada ölçü içinde ona yaklaşması için nefisi bir süreçten geçirirsiniz, bunada nefisi terbiye etmek dersiniz.
Nefsin birşeyin varlığında imtihan edildiğini nereden biliyoruz; Ayetlerden. Rabbimiz ben sizi yoklukta imtihan edeceğim demiyor, sizi kadınla, evlatla, malla imtihan edeceğim diyor, yani size bir nimeti vereceğim sonrası onunla sizi imtihan edeceğim diyor, buradan da anlıyoruzki nefis nimetle imtihan edilir, yoklukta değil. Bu kadarmı; değil, uzak durmaya çalıştıkları şeyler Allahın yapın dediği, bunda sizin için şifa var dediği şeyler. "O, içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık); gündüzü ise aydınlık kılandır. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır" (Yunus Süresi; 67). Örneğin; uyku hali bedeni dinlendirmemiz için varedilmiş, uykudan uzak durarakta siz hem Allahın yapın dediğini yapmamış oluyorsunuz hem bedeninizin elinden dinlenme saatini alarak bedeninize zulmetmiş oluyorsunuz.
Bunlar kendilerini herşeyden uzak tutarak imtihan alemindenmi kaçıyor? Aynen. "Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Varılacak güzel yer Allah'ın katındadır" (Al-i İmran Süresi; 14). Bu Ayette birşey dikkatinizi çektimi; bu ve benzeri Ayetler kadının veya malın kötü birşey olduğunu söylemiyor, dolayısıyla size soruyoruz; Allahın hangi sözü, yasasına dayanarak bunlardan uzak duruyorsunuz? Nefisi terbiye etmek için derseniz; nefis bu şekilde terbiye olmaz. İç arınma elde etmek için derseniz; bu şekilde iç arınmada elde edemezsiniz. Arınma nasıl elde edilir; imtihanı Allahu Teala nerede gizlediyse, arınmada orada elde edilir. Bu durumda arınmanın sırrı eşlerimizde, mal ve evlatta yatıyor.
Arınmanın sırrı mal'da, evlat ve eşlerimizde olduğunu nereden biliyoruz? Ayetlerden biliyoruz. Rabbimiz sağdakilerin cennetliklerin tanımını yaparken sabırlı ve merhametli olmaktan, Allah yolunda cihaddan bahseder, darlık günlerinde yoksulla rızkı paylaşmaktan, öfkesini yenenlerden, insanları affedenlerden bahseder. Tüm bunları yapabilmeniz içinde ne olması gerekiyor; karşınızda bir insan olması gerekiyor. Başka ne olması gerekiyor; ortada bir mal olması gerekiyor. Ortada insan yoksa, mal yoksa o zaman sabırla sınanmada olmaz, merhamet göstermede olmaz, malını paylaşmada olmaz, öfkesini yenmekte olmaz, insanı affetmekte olmaz.
Örneğin; "Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar yok mu, işte onlar Rableri yanında hakettikleri mükâfatı göreceklerdir. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar asla üzülmeyeceklerdir" (Bakara Süresi; 274). Mal, Allaha yakın olmak için gerekli çok büyük bir araç, o mala sahip olmadanda nasıl Allaha yakın olmayı düşünüyorsunuz? Güzel kalp ve ahlakla hocam derseniz; güzel kalp ve ahlak insanın karnını doyurmuyor, ihtiyaç sahiplerin ihtiyaçlarını gidermiyor. Siz hiç kimsenin ihtiyacını gideremiyorsanız, manevi olarak nasıl yükselmeyi düşünüyorsunuz. Yoksa siz alan elin, veren elden daha üstün olduğunamı inanıyorsunuz?
Eğer kendinizi dağa çekip, insandan ve maldan uzak kendi başınıza arınacağınıza inanıyorsanız, bilinki birileri sizi feci şekilde kandırmış. Arınmanın gizemi iç dünyanızda yatmıyor, malda ve başkalarında yatıyor. Neden malda ve başkalarında yatıyor; çünkü üzerinizdeki günahların %99'u kul hakkıyla ilgili. Sizin üzerinizdeki kirin sebebi başkasına verdiğiniz maddi ve manevi hasar, dolayısıyla o kirden arınmanın gizemide yine başkalarına yaptığınız maddi ve manevi iyilikte yatıyor. Örneğin onlara maddi yardım yaparak, yanlışlarını ve kusurlarını affederek vs. Arınmanın öznesi insan ve malsa, bizde ömrümüzün %70'ni eş, çocuk ve mal ile geçiriyorsak, o zaman buradan anlayınki arınmanın sırrı bu üçünde saklı. Basit mantık silsilesi ile çözüme nasıl ulaştığımızı görüyormusunuz?
O zaman ne söylüyor bu Ayet bizlere; "Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Varılacak güzel yer Allah'ın katındadır" (Al-i İmran Süresi; 14). Bu Ayette Rabbimiz ilk önce bunların bize süslü gösterildiğini anlatıyor. Bunlar neden bize süslü gösterilmiş, bize tuzak kurmak içinmi; hayır, nefisi kıçının üzerinden kaldırıp bu hayatta harekete geçirmek için süslü gösterilmiş. Örneğin; eğer nefise kadın süslü gösterilmeseydi evlilikler olmazdı, o kaynaşma ve o kaynaşmanın ürünü çocuklar olmazdı. Eğer nefise mal süslü gösterilmeseydi, o zaman erkek kıçını kaldırıp hayatın içine atılmaz, bu hayatta ne medeniyetler kurulur, ne de herhangi bir icat bir meslek ortaya çıkardı.
Olayı anladınız değilmi? Nefise birşeylerin süslü gösterilmesi bize gıcıklık olsun, hayatımızı mahvetsin veya o şeylerden uzak durmamız için değil, tam aksi bizleri evden çıkarıp imtihan sahalarımıza sürüklemek için.
Başka ne anlatıyor bu Ayet bize; süslü gösterildi dedikten sonrası neden süslü gösterildiğinide bize anlatıyor, bunlar bu hayattaki geçiminizin (imtihan) bir parçası, o yüzden bunlar size süslü gösterildi, sizi imtihan sahasına çekmek için diyor. Sonrasında da daha güzeli Allah katında diyerek, fazlada bu hayata kapılmama konusunda bizi uyarıyor. Nefsin terbiyeside o son uyarı içinde yatıyor, bu kadarı yeter diyecekmisiniz yoksa yeryüzünde dahasının peşinde koşacakmısınız. Bu ve benzeri Ayetlerden çıkarmanız gereken ders; bu hayatta bir geçiminiz, bir gayeniz bir amacınız olabilmesi için eşinizde olması gerekiyor, evladınızda, malınızda mülkünüzde. Eğer nefisi o nimetlerden uzak tutarsanız, terbiye veya tasavvuf veya şu bu altında, o zaman bilinki hayata iniş gayenizi kaçırıyorsunuz.
Kaçırırsak ne olur? Nefisler imtihan edilmek için yeryüzüne indirilmiş ve nelerle imtihan edileceğide bize aktarılmış. Örneğin; "Ve iyi bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız bir imtihandan ibarettir. Büyük mükafat ise Allah yanındadır" (Enfal Süresi; 28). Bu noktada sizin bilmeniz gereken, birşeylerle Rabbim bizi imtihan etmeye karar vermiş, erkeklerde bu %60 mal, %20 çocuk %20 eşse, kadınlarda bu %60 eş, %20 çocuk ve %20 mal. Bu oranlar gerçek dünyada %1-2 değişebilir, imtihan sahamızın ana unsurlarını ve onların ortalama yüzdeliğini bilmeniz açısından ama değişmez; eş, mal ve çocuk, imtihanla ilgili tüm Ayetler bu üç unsur üzerinde duruyor. Devlet nasıl kpss sınavlarını matematik, türkçe, genel kültür gibi ana bölümler üzerine inşa ediyorsa, Allahta yeryüzü hayatımızı üç ana temelin üzerine inşa etmiş; mal, eş ve evlat.
Şimdi; ben bu üçünü yok sayıyorum, bunlar benim ilgi alanıma girmiyor dediğinizde, ne niyetine bunu söylüyorsunuz farketmez, Allahın sizin için hazırladığı sınava girmemiş oluyorsunuz.
Girmediğiniz zaman ne olur; Allahın herkes için hazırladığı o ortalama sınavdan kaçarsanız, Allah madem öyle der ve ilgi alanınız doğrultusunda size yeni bir sınav hazırlar. KPSS gibi genel bilgi içeren topluma hitap eden bir sınav değilde, tıpta uzmanlık giriş sınavı (tus) gibi bir sınavı önünüze koyar. Sonrası ne olur; size yeni bir imtihan sahası belirlenir ve o imtihan sahası ne içeriyorsa kader sizi onlarla yüzleştirmeye başlar. Örneğin; kader sizleri cinler alemine sürükler, sizleri orada evlendirir, orada çocuk sahibi kılar ve bir anda kendinizi kendinizin kontrol etmediği bir alemin içinde bulur, sizi oradan çıkaracak yardımcıda kendinize bulamazsınız.
Neden bulamazsınız, çünkü eş, evlat ve mal gibi yardım enerjisinin yüklendiği şeyleri siz reddeddiniz. Buradan da ne dersi çıkarmalısınız; bildiğimiz gördüğümüz ve tanıdığımız şeylerle imtihan edilmek aslında güzel birşeymiş, sıkıntı yaşadığımızda o imtihanın parçası olan diğerleri ile, mesela malımızla sorunlarımızı rahat çözebiliyormuşuz. O yüzden, Allah imtihan malzemesi olarak neleri seçtiyse bunları kabul etmek gerek, çünkü Allah her zaman seçenekler arasında en hafifi olanları önümüze koyuyor.
2. Bölümde devamı gelecek..