• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler............     
"Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir" (Mücadele Süresi; 58).


 




kefaret oruçları ve 10 gün
örtünme vs temiz kalp
gıybet ve kurtcuklar
sihir ve örümcekler

kefaretle ilgili sık sorulan sorular bölüm 2


Bölüm 2

Biz atasal yüklerle mücadele ediyoruz, o zaman?
Bunu ataların yüküyle mücadele etmek, taşımak veya çekmek olarak düşünmeyin, ortak günahlarımızın bize yansıması olarak düşünün. Hangi ortak günahlarımız? Bir önceki hayatımızda işlediğimiz günahlar. Bir önceki hayatta benzer günah işleyenleri Rabbimiz bu hayatta aynı sülalenin içine atmış (4 nesil), bizleri birer birer o günahlarla imtihan etme yerine, bizlere merhamet edip o günahları sülaleye dağıtmış, yükümüzü paylaştırmış ve bizlere; biriniz o günahla yüzleşir ve günahı bu sefer işlemez, imtihanı geçerse o zaman hepiniz için imtihan geçilmiş sayılacak, geçemezse hepiniz o imtihandan sınıfta kalmış olup, onun bedeli hepinizden sorulacak demiş. Bir önceki hayatı bir sınav gibi düşünün, orada hangi konuda sınıfta kaldıysanız, o konu bu hayatta tekrar önünüze servis ediliyor. Tek fark, bu sefer imtihan konuları 4 nesile paylaştırılmış.

Örneğin bizler bir öncek hayatta bin farklı günah işlediysek, Rabbimiz bizleri bu hayatta o bin günahtan ayrı ayrı imtihan etmek yerine, o bin günahı işleyen başkaları ile bizi bir araya getiriyor ve o bin günahı aramızda paylaştırıyor. Kim hangi günahı en ağır işlediyse o günahın ona yüklenme şartıyla. Bu da aslında bize sunulan çok bir nimet bir ikram. Atalarımız bu ikramı değerlendirebilmişmi? Maalesef hayır. "Eşleriniz sizin için ürün veren topraktır. Öyleyse, toprağınızı dilediğiniz gibi işleyin. Kendiniz için önceden hazırlık yapın. Allah'tan sakının; bilin ki siz Allah'a kavuşacaksınız. Müminleri müjdele" (Bakara Süresi; 223). Allahu Teala burada kadını tarlaya benzetiyor, çünkü gelecek nesiller annenin rahiminden çıkıyor, kendiniz için önceden hazırlık yapınlada Allah o nesillere yük bırakmayın, şimdiden onların geleceği için çalışın diyor. İşte önden bu hazırlık olayınıda bizim atalar yapmamış.


O yüzdenmi günümüz insanların üzerinde çok yük var? Aynen. Günümüz insanın üzerinde bu kadar çok yük olmasının nedeni bu, atalar kendi üzerlerine düşen günahları kaldırmamış, tam aksi o günahla yüzleştiğinde şeytanlarına ve nefsine kanıp o günahları işlemişler. İşlediklerinde ne oluyor? O günahlar bizde de aktif oluyor. Bunu dominant ve rezessif gen gibide düşünebilirsiniz; bir günah tüm sülaleye dağıtılıyor, onunla imtihan edilecek kişide o günah dominant durumda, diğerlerinde ise resesif durumda. Kişi o günaha iştirak ettiği anda, diğerlerinde de o günahı aktif, yani dominant hale geliyor. 4 nesillik bir sülale 15 kişiden oluşur, siz ve 7 ata baba tarafından, 7 atada anne tarafından, toplam 15 kişi ve Rabbimiz bir önceki hayattan taşıdığınız günahları bu 15 kişiye paylaştırmış.

Sizden önceki 14 kişi üzerine düşen görevi yapmadığı, tam aksi günahları aktif ettiği zamanda siz kendi yükünüz dışında birde onların yüküyle bu hayatta yüzleşmek zorunda kalıyorsunuz. Bu da tabii ki hayatınızın kabus gibi geçmesine, hayatınızda hiçbir şeyin rast gitmemesine sebep oluyor.


Atalarımız yük paylaşımında üzerlerine düşeni yapmamış, tüm yükü bize bindirmiş, bu haksızlık değilmi? Haksızlık değil, çünkü siz o günahları bir önceki hayatta işlemişsiniz. Öyle veya böyle siz zaten suçlusunuz. Fakat ortada bir haksızlık varsa, bu durumda da var, atalar üzerlerine düşen payı yerine getirmemiş, bu durumda siz o atalar üzerinde hak sahibi olabilirsiniz, örneğin ahiret hayatında günahlarınızı onlara yükleyebilirsiniz. Onların sebep olduğu sıkıntılarınıza karşılık günahlarınızı onlara yükleyebilirsiniz. Sizin bilmeniz gereken, ilahi düzende kimseye haksızlık edilmiyor. Zerre kadar hakkınız dahi yok olmuyor, bu dünya veya ahiret hayatı farketmez size iade ediliyor. "Şüphe yok ki Allah zerre kadar haksızlık etmez" (Nisa Süresi; 40).

Biz neden bu hayatta günahlarımızın bedelini ödüyoruz, günahlarımızın bedeli ahiret hayatında bizden alınmıyormu? Evet, alınıyor; bu hayatta işlediğiniz günahların bedelini bir sonraki hayatta ödeyeceksiniz. Hatta Rabbimiz bazı kulların günahlarını ahiret hayatına bırakmayabilir, bu hayattada o günahların yakılmasına müsaade edebilir, örneğin yaşlılarımızın son yıllarında hastalıklarla mücadele etmesi. Ortada ama bir hayat daha var, o da bir önceki hayat, orada yapılan yanlışlarda bir yerde ödenmesi gerek, o hayattaki yanlışlarımızda bizden bu hayatta çıkıyor. Kural basit, bir önceki hayat bir sonraki hayatın içeriğini belirler. Bu hayatta işlediğiniz günah veya sevaplarla bir sonraki hayatınızın içeriğini belirliyorsunuz, bir önceki hayatta işlediğiniz iyilik ve kötülüklerlede bu hayatın içeriğini belirlediniz.

Bu hayatta yaşadığımız sıkıntılar bu hayat kaynaklımı, yoksa bir önceki hayat kaynaklımı bunu nasıl anlarız? Ataların hayatına bakarak anlarsınız, atalardan geliyorsa o zaman sıkıntınız bir önceki hayat kaynaklı, gelmiyorsa bu hayattan kaynaklı. Atalardan gelip gelmediğini nasıl anlarız? Kuzen veya akrabalarda benzer sıkıntılar varmı, atalarınız benzer sorunlar yaşamışmı buna bakarak anlarsınız. Atalarımız bir önceki hayatta işlediğimiz günahların taşıyıcıları, genlerimiz gibi o günahları bize aktaran halkalar. Günah atalardan geliyorsa bilinki bir önceki hayattan geliyor. Bir de tabiiki kişinin yaşına ve yaşantısına bakarak bunu anlarsınız. Eğer kişinin amel defteri henüz açık değilse, örneğin çocuklar veya açık ama kişi kötülük içeren bir hayat içinde değilse, o zaman onun yaşadığı sıkıntıların bir önceki hayat kaynaklı olduğunu varsayabilirsiniz.

Atalar veya siz farketmez ama, başınıza gelen tüm sıktıntıların kaynağı nihayetinde sizsiniz, bir önceki hayatınızda işlemiş olduğunuz amellerle. O yüzden Rabbimiz başına ne geliyorsa kendi elinle işlediklerinden ötürü geliyor diyor; "Başınıza gelen herhangi bir musibet ellerinizle işlediklerinizden ötürüdür. O, yine de çoğunu affeder" (Şura Süresi; 30). Örneğin bu Ayette bir yaş ayrımı yapılıyormu; yapılmıyor, yenidoğan veya yaşlı farketmez, kimin başına ne geliyorsa buna kendi eliyle sebep oldu deniliyor. O zaman soru şu; çocuklarımızın başına gelenler kendi elleriyle işledikleri günahlardan ötürü geliyorsa, o zaman bunlar o günahları nerede kaptı? Bu dünyada kapmış olamazlar, çünkü bu dünyada amel defterleri henüz açık değil. İşte buradan da bir önceki hayatın varlığını siz çıkarın. Ayetler rehberliğinde basit sorular sora sora doğrulara nasıl ulaştığımızı görüyormusunuz?

Çocukların günahkar doğduğu hristiyanlık inancına girmiyormu? Allah nezdinde din birdir, o da İslam. İncilde İslamın bir parçası, Allahın indirdiği Kitaplardan birisi. Bu kutsal kitabıda insanların tahrif etmiş olması, içerdiği tüm bilgilerin tahrif edildiği anlamına gelmez. Hangi bilgiler tahrif edilmiş hangileri değil, bunu nasıl anlarız? Kur'an-ı Kerimle. Kur'an-ı Kerim nedir diye soruyorsanız, Kur'an-ı Kerim bir düzeltme metinidir, tahrif edilmiş bilgileri düzelten kutsal bir metin. Örneğin; hristiyanlık çocukları günahkar olarak tanımlıyorsa, Kur'an-ı Kerimde yaş ayrımı yapmaksızın birisinin başına gelenler kendi eliyle işlediği yanlışlardan ötürü geliyor diyorsa, o zaman bilinki çocuklar günahkar doğuyor. 'Ki olması gerekende zaten bu, çünkü bu hayat bir önceki hayatın devamı. Bir önceki hayatta işlenen günahların cezasının kesildiği yer. Günahkar doğmamız değil, günahsız doğmamız anormal olurdu. Peygamberimiz sav bile bir yükle doğduysa, bilinki biz sıradan beşerler haydi hadi doğarız. "Sırtını büken yükünü üzerinden almadık mı?" (İnşirah Süresi; 2-3).

Örneğin; peygamberimiz sav kendi yaşantısında tertemizdi, o zaman bu yük nereden geldi? İşte buradan da bir önceki hayatı siz çıkarın.

Bakınız; hayatla ilgili tüm hikaye nasıl başlıyor? Kirlenmekle, kirlenmeden ötürü yeryüzüne itilmekle başlıyor. Biz kirli olduğumuz için yeryüzüne itilmişiz, gökteki başlangıç hikayemiz bize bunu anlatıyor. Gökte geçen bu başlangıç hikayesine iman ettiğiniz anda, temiz doğma inancını kabul edemezsiniz. Bir yandan kirlendiğiniz için yeryüzüne itildiğinize inanıp, diğer yandan da tertemiz doğduğunuza inanamazsınız. Eğer inanıyorsanız, o zaman gidin ve kendinize başka bir başlangıç hikayesi bulun, gökte kimsenin kirlenmediği, herkesin tertemiz kaldığı bir hikaye. Yoksa siz sadece hz Adem ve Hava'nın kirlendiğini, onlardan gelen nesillerin tertemiz olduğunamı inanıyorsunuz? Eğer inanıyorsanız, günaydın sizlere, onlar gökte tüm insanlığı temsilen oradaydılar.

Orada yaşadıkları herşeyi bizler bir önceki hayatta onaylamış ve yaşamışız. Aksi takdirde iki kirli insan yüzünden tüm insanlar yeryüzüne itilip cezalandırılmazdı. Onlar kirli, biz temiz kalsaydık, o zaman yeryüzünde işimiz olmaz, ya gökte melekler arasında yaşardık, ya da hz Meryem gibi bizlere gökten rızık iner, yeryüzünün kiri bizlere bulaştırılmazdı.


Bu kirlilik peygamberler içinde geçerlimi? Geçerli. Bu hayatta gözünü açan herkes az veya çok bir önceki hayatta kendisini kirletmiş. "De ki: "Yeryüzünde yerleşip dolaşanlar melek olsalardı, biz de onlara gökten peygamber olarak bir melek gönderirdik" (isra Süresi; 95). İnsanoğlu kirlendiği için yeryüzüne itildi, peygamberlerde birer insan olduğuna göre, demek onlarda bu kirden paylarını aldı. Ne kadar pay aldılar? Başımıza gelen sıkıntıları omuzumuzdaki yükler belirliyor, dolayısıyla peygamberlerin özel hayatlarında yaşadıkları sıkıntılara bakın, oradan ne kadar yük aldıklarını çıkarırsınız. Onlar çok elit insanlardı bunda hiç şüpheniz olmasın, ama yinede ufak tefek kusurları vardı.

"De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Fakat bana ilâhınızın yalnızca bir tek ilâh olduğu vahyediliyor. Artık O’na yönelin ve O’ndan bağışlanma dileyin. Allah’a ortak koşanların vay hâline!”
(Fussilet Süresi; 6). Bu Ayet bizlere peygamberlerin bizler gibi birer insan olduğunu söylüyor. İnsanıda Allah nasıl tanımlıyor; bir Ayetinde nankör, başka bir Ayetinde aceleci, başka bir Ayetinde cahil, başka bir Ayetinde de zalim olarak tanımlıyor. Peygamberlerde bizim gibi insan olduğuna göre, tüm bu kusurların az veya çok peygamberlerde de olduğunu varsaymalı ve onları kusursuz, noksansız makama oturtmamalısınız.


Bir önceki hayatta bunlar Allahı hoşnut eden çok güzel bir hayat yaşadılar ise, neden bu hayatta yeniden imtihana sokuldular? Araftakiler ve üzerlerindeki o ufak tefek günahları dökmek için. Bir önceki hayat sonrası Rabbimiz cennet ve cehennemlikleri belirlemiş. O yüzden birileri sadece kötülükle meşgul. Bir önceki hayatta ama yeri belli olmayan büyük bir zümrede ortaya çıkmış, araftakiler. Onların yerini belli etmek içinde Rabbimiz cennet ve cehennemlikleri yeniden yeryüzünde sahaya sürmüş. Neden? İnsanoğlu bir seçim yapabilmesi için iyilikte görünür olması gerekiyor kötülükte. Cennet ve cehennemlikleri yeniden yeryüzüne indirilmesinin nedeni o iyiliği ve kötülüğü görünür kılıp araftakilere bir seçim sunmak için.

Allahu Teala yeryüzünü iki kutuba ayırıyor, sağdakiler ve soldakiler, sonrada araftakilere tercihinizi yapın, bir önceki hayatta olduğu gibi ortaya oynamayın, ya orası ya burası diyor.


Bir önceki hayatta az veya çok kirlendiler ve bu kirleri bu hayata taşıdılarsa, o zaman bu hayatta nasıl peygamber olabildiler? Birincisi tertemiz insan diye birşey yok. Eğer olsaydı o zaman o kişi insan olarak değil, melek olarak yaratılırdı. Yeryüzünün mikroplarla dolu havasından, suyundan, toprağından ve rızıklarından beslenmez, tertemiz rızıklarla gökten beslenirdi. O yüzden, yeryüzünde tertemiz bir insan diye birşey yok, az günahkar çok günahkar insan var. Peygamberlerde az günahkar insanlar sınıfına giriyor. İkincisi, bu hayatınızın içeriğini bir önceki hayatınızdaki temizlik değil, bir önceki hayatınızdaki amelleriniz belirliyor. Rızık= fiziki ameller, bunu artık çok iyi anlamanız gerekiyor. Bu hayatta da birilerine Allahın emirlerini anlatmak, insanları cehennemle uyarmak, cennetle müjdelemek nasip oluyorsa, demekki bu insanlar bir önceki hayatlarında da bu amelleri işlediler.

O dönem insanlar kötülük peşinde koşarken demek bu güzel insanlar onları hidayete erdirmek için çabaladılar.

Onlar o dönem tertemiz oldukları için değil, peygamberlik vasıflarını o dönem sergiledikleri için bu hayatta peygamberlik makamı ile ödüllendirildiler. Bir önceki hayatta en çok guruba hitap eden en çok çabalayanda, bu hayatta en çok guruba hitap eden peygamber olmuş. Örneğin peygamberimiz sav. Sizin burada bilmeniz gereken, herşey hak edişle ilgili, kimseye öylesine birşey verilmiyor veya yaşatılmıyor, peygamberlik, iyilik veya kötülük farketmez, ne yaşıyor ne elde ediyorsanız o şeyi kendi elinizle kendinize getiriyorsunuz.


Bir önceki hayatımız reenkarnasyon inancına girmiyormu? Girmiyor. Reenkarnasyon sürekli dönen bir yaşam ve ölüm döngüsünden bahseder, İslam dini ise yaşamı 3; bir önceki hayat, bu hayat ve ahiret hayatı olarak üç yaşamla, ölümüde ikiyle sınırlandırmış; bir önceki hayatta yaşadığımız ölüm ve bu hayatta yaşayacağımız ölüm. "Diyecekler ki: "Ey Rabbimiz, bizi iki kere öldürdün, iki kere de dirilttin, şimdi günahlarımızı anladık; acaba çıkmanın bir yolu var mı?" (Mümin Süresi; 11). İki ölümle burada bir önceki hayatta ve bu hayattaki ölüm kastediliyor, iki defa diriltme ilede bu hayattaki diriltme ve ahiret hayatındaki diriltme kastediliyor. Biz üç defa yaşadıysak üç defa diriltilmiş olmalı değilmiyiz diyorsanız; değiliz, çünkü biz ilk hayatımızda diriltilmedik, biz yaratıldık. Bu Ayette diriltme kelimesi, öldürdün kelimesi sonrası geliyor, yani öldürüldükten sonraki diriltmeleri kastediyor.

Rabbimiz bizi yoktan var ettikten sonrası yeryüzüne salıyor, sonrası orada bizi öldürüyor (1. ölüm), sonrası bizi bu hayatta diriltiyor (1. dirilme), sonrası bizi bu hayatta tekrar öldürüyor (2. ölüm), sonrası bizi ahiret hayatında yeniden diriltecek (2. dirilme).


Neden bir önceki hayat vardı, neden doğrudan bu hayata adım atmadık? Bu hayatımızın içeriğini belirlemek için bir önceki hayat varedilmiş. Hangi millet, hangi ırk, hangi aile, hangi yüzyıl, hangi iklim vs bunları belirlemek için Rabbimiz bizleri bir önceki hayatta yeryüzüne salmış, oradaki yaşantımız, amellerimiz doğrultusunda da bu hayatın içeriğini belirlemiş. Ahiret hayatında sorguya çekildiğinizde günahlarınıza bahane aramamanız, örneğin Rabbim bana ilgili bir baba verseydin veya Rabbim bana mal ve mülk, imkanlar verseydin bende bol hayr ve sadaka yapardım veya Rabbim sen şuna güzel bir aile nasip ettin, bana ise zulmeden bir aile, bana haksızlık ettin dememeniz için, Rabbimiz imtihan edileceğiniz ortamı kendinizin belirlemesini istemiş.

Anne ve baba, kardeşleriniz, komşularınız, sınıf arkadaşlarınız, mahalledeki komuşlarınız, size ne kadar güneş ne kadar kar ve yağmur isabet edecek, kısacası kaderinizin her zerresini siz kendiniz belirlediniz.

O yüzden Rabbimiz farklı Ayetlerde israrla, bana bakmayın, başınıza ne geldiyse geliyorsa buna siz kendiniz sebep oldunuz diyor.
"Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez; fakat insanlar kendilerine zulmederler" (Yunus Süresi; 44).


Cinsiyetimizi nasıl belirledik? Cinsiyetinizi belirleme hakkını Rabbim bizlere bahşetmemiş. Bu haksızlık değilmi? Değil, çünkü Allahu Teala baştan itibaren insandan çift yaratmış, bir erkek ve bir de kadın versiyonunu ve baştan itibaren iki alem yaratmış, birisi içinde yaşadığımız bu evren, diğeride karşıt cinslerimizin yaşadığı paralel evren. Siz şuanki cinsiyetinizden ibaret olmadığınız, paralel bir evrende karşıt bir cinsiniz daha olduğu içinde, cinsiyetiniz üzerinden mağduriyet oynama şansınız yok. O yüzden Rabbimiz herşeyi çift yarattım diyor. "İbret alasınız diye her şeyi çift çift yaratmışızdır" (Zariyat Süresi; 49). Neden? En basiti ahiret hayatında sizlerin ortaya atacağı bahanelerin önüne geçmek için, Rabbim beni erkek olarak yaratsaydın ben bu duruma düşmezdim bahaneleri var ya, işte o bahanelerin önüne geçmek için. Örneğin siz o bahane ile geldiğinizde, Rabbimiz paralel evrendeki karşıt cinsinizi size gösterecek ve bak, erkek olsaydında sen bu duruma düşecektin diyecek.

Sadece bundan ötürümü karşıt cinslerimiz var edilmiş; tabii ki değil, Rabbimiz bu yaşam döngüsünde her nefsin o iki duyguyu yaşasın istemiş, erkek ve kadın olma duygusunu. Erkek olmakta Allah nezdinde bir ayrıcalık kadın olmakta, Allahta her nefsin bu yaşam döngüsünde bu iki duyguyu yaşayıp tecrübe etsin istemiş. Bu iki duygu birbirine karışmaması içinde, eşcinsellerde olduğu gibi, baştan itibaren iki evren yaratmış ve baştan karşıt cinsimizi olabildiği kadar bizden uzaklaştırmış.


Umarız bu yazı vesilesiyle bu konu hakkında da bazı sorularınıza cevap getirebilmişizdir. Dahası bizleri ve konumuzu aşar. Bir önceki hayat gibi, paralel evrende kendi başına bir gizem. Dolayısıyla bu alemlerin ve konuların daha derinine girmemek gerekiyor. İlahi düzende kimseye haksızlık edilmediği, sadece bir konuda bir mağduriyetinizi gidermek için ayrı bir evrenin dahi yaratıldığını, Rabbimizin bu kadar ince düşünceli olduğunu bilmeniz açısından bu temel bilgilere sahip olmanız önemli, bu sayede Allahın adaletini asla sorguya açmazsınız, bunun ötesinde ama bu konuların detaylarına girmemek gerekiyor. Neden? Biz gözle gördüklerimizden sorumluyuz, görmediklerimizden değil. Ayetlerin verdiği ipuçlarıylada biz bir yere kadar birşeyleri görebiliriz, ötesini değil.

Ayetler bizlere ışık tutar, önümüzü aydınlatır, bizde o ışığın aydınlattığı yere kadar gider ve görürüz. Bazılarımıza biraz daha uzun mesafeye ışık tutar, bazılarımızada hiç tutmaz. Tutmadığı noktadan ötesinede gitmemek gerekiyor. Ötesi ismi üzerinde karanlık, o karanlığa daldığınız zamanda şeytanların yaşam alanına giriyorsunuz, orada da onlar bizlere ışık tutmaya başlıyor ve ortaya hurafeler ve saçmalıklar çıkıyor. O yüzden sizlere sürekli, bilgilerinizi Ayetlere dayandırın, Ayetlerin rehberliğinde analizlerinizi beyin fırtınalarınızı yapın, Ayetlerle teyit edemediğiniz konularada girmeyin diyoruz.


3. Bölümde devamı gelecek...








hz muhammed
hz isa
sadaka
nasuh tövbesi
kelimelerden türemiş hurafeler
yapay zeka ve şeytanlar