nefis bölüm 4 (2)- kötümü ve karakter nasıl ortaya çıkıyor?
2. Bölüm
Kısa soru ve cevaplar bölümü: nefsi daha iyi anlamanızı sağlamak için nefisle iligli bazı Ayetler size sunacağız, sonrası açıklamasını yapacağız.
1) "Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi" (Yusuf Süresi; 53). Hocam, Yusuf as benliğimizi (nefis) kötülükle damgalıyorsa, hani bizim benliğimiz tertemizdi? Değerli arkadaşlar; nefis size tertemiz verilir, bunda da hiç tereddüt etmeyin. Nefsi yaratan Allah, Allahta kötülük yaratmaz. Neden, o zaman burada nefis aşırı derecede kötülük emreder deniliyor?
Dikkatinizi çektiyse bunu söyleyen Allah değil bir peygamber, yeryüzünde yaşayan bir varlık. Burada kastettiğide gökte yaratılan nefis değil, yeryüzünde kişinin kullanımı altında kirletilmiş nefis. Burada kirletilmiş bir nefisten bahsedildiğini nereden anlıyoruz; Rabbimin merhamet ettiği hariç demesinden. Eğer nefis fabrika çıkışı kötü olmuş olsaydı, hariç kelimesi kullanılmaz o kötülük hepimizde istisnasız açığa çıkardı. Öyle değil ama, bazı insanlarda açığa çıkıyor bazılarında değil. Sizin üzerinde durmanız gereken noktada bu, eğer nefisler kötüyse neden bazı kötülükler bazılarında açığa çıkıyor bazılarında ama değil. Demek sıkıntı nefiste değil, demek sıkıntı kişilerin yeryüzünde yaşadıklarıyla ilgili. Örneğin; Yusuf as çevresindeki insanların zina işlediğini görmüyor duymuyormu? Görüyor ve duyuyor. İşte, nefis bunu gördüğü veya duyduğu an kirlenmiştir. Nefis bir defada bunları görüp duyduysa, o işlerin peşinden koşup koşmayacağı tamamıyla Allahın merhametine kalmış bir iş.
Örneğin; Yusuf as'a merhamet ediliyor ve o bu işlerin peşinden koşturmuyor; "Eğer Rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi o da kadına meyletmişti" (Yusuf Süresi; 24). Bu Ayetten çıkarmanız gereken ders; ne görüyor ne işitiyorsanız nefsiniz bu konularda uyanıyor. Bu işlerin peşine koşup koşmayacağıda nefsinize yüklediğiniz sınırlara (İslam) bağlı. Allahu Teala size her yöne meğilli bir ürünü sunuyor, bunu terbiye etme, helal sınırları içinde tutup tutmamayıda size bırakıyor. Nefsi yargılayacaksanız o zaman ilk önce kendinize şu soruyu sorun; bir kişideki kötülük o kötülüğü gördükten sonra açığa çıkıyorsa, siz o kişiyi anadan doğma kötü ilan edermisiniz? Ederseniz, o zaman her nefis sizin için günahkar. O zaman her çocuk sizin nezdinizde günahkar doğuyor, hristiyanlık inancında olduğu gibi. Bize göre kötü etmez. Bize göre birşeyin kötü olması için kötülüğün baştan ona yüklenmiş olması gerekiyor. Kişinin elinde kötüleşen birşeye bizler kötü diyemeyiz.
Örneğin; spor otomobilleri. Bu arabalarla siz 20 km hız sınırı olan bir mahallede 300 yaparsanız, suç sizdemi yoksa arabadamı? Hz Yusuf nefsin aşırılığına dikkat çekerken, karşıt cinse yönelik şehvet duygularına sahip ve o alanda saatte 300 km hız yapmaya yatkın bir canavara dikkat çekiyor. Allah ben kötülük yaratmam derkende, ben üretirim, üremeniz için gerekli olan, kadına yönelik o şehvet duygularını nefise yüklerim, bunu yasalar doğrultusunda kullanıp kullanmamanız size kalmış demeye getiriyor. Yani nefsiniz 300 basmaya muktedirse, 20 ile hareket edemediği anlamına gelmez.
Örneğin; eğer Allah nefisleri fabrika çıkışı 20 ile sınırlandırsaydı hayat durgun olurdu, Rabbim ben yeryüzü hayatında tam potansiyelimi yakalayamadım derdiniz. Eğer Allah nefisleri saatte 300 km hıza kilitlemiş olsaydı o zaman hayat kaotik olur, Allahta sizi bu kaostan sorumlu tutamaz size ceza kesemezdi, çünkü siz bu sefer Rabbim, kullanımına sunduğun araba 300 altına düşmüyor derdiniz. Çözüm; Allah 0-300 arası hız yapan arabayı size sunuyor, hayatı hangi hızla süreceksiniz bunun tercihini size bırakıyor. Her türlü hızı ve şeyi yapmaya muktedir bir nefis size sunuluyor, buna sınırlar çizmek ve düzgün kullanmak ise size bırakılıyor. Anladınız!!
2) "Hani bir zamanlar Musa kavmine dedi ki; Ey kavmim cidden siz o buzağıyı put edinmekle kendi kendinize zulmettiniz, bari gelin Rabbinize tevbe ile dönün de nefislerinizi öldürün" (Bakara Süresi; 54). Nefislerinizi öldürün kelimesiyle burada ne kastediliyor? Allah nefisleri yarattığında nefisleri ben merkezli yaratmış. İlk önce kendisini düşünecek şekilde varetmiş. Bu da gayet doğal ve anlaşılır, çünkü yeryüzünde aç kalmamak, kendi ve ailenin rızkını aramak için bu önemli. Bu Ayet bu vasfımızı dile getirirken, bunun antidotunuda veriyor. Tövbeden bahsediyor. Tövbe nedir? Sizden daha üstün birşeyin varlığını kabul etmek, ona boyun eğmek demektir.
Dikkatinizi çektiyse, Rabbimiz nefisin bir kötü vasfını dile getirirken, onu nötralize etmenin yolunuda gösteriyor. Muhteşem değilmi? Tövbe eder ve Allaha boyun eğerseniz, nefsinizin kendisini yüceltme kendisini kutsallaştırma özelliklerinide terbiye etmiş olursunuz demeye getiriyor. Sınırdan yoksun var edilen nefsinizin bir bölgesine daha sınır koymuş oluyor, kendi elinizle nefsinizi Allahın arzu ettiği şekle, Allahın arzu ettiği sınırların içine bir adım daha taşımış oluyorsunuz. Nefisleri vahşi atlar gibi olduğunu düşünün, Allah size terbiye edilmemiş bir nefis veriyor, terbiyesinide size bırakıyor. Siz o nefisleri terbiye ettikçede sevaplar kazanıyorsunuz.
Örneğin; "Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir" (Teğabun Süresi; 16). Allah burada cimrisiniz demiyor, cimri yaratıldınız demiyor, cimrilik vasfını bir yazılım olarak benliğinize yükledim, bunu terbiye ederseniz işte o zaman kurtuluşa erenlerden olursunuz diyor. Değerli dostlar; eğer Allah nefsimize kötü vasıflar yüklemeseydi o zaman bize iş düşmeyecek, imtihan edilmenin bir anlamı kalmayacaktı. İyilik ve kötülük bize yüklenmeseydi, iyilik ve kötülüğü gördüğümüzde ne onların tanımını yapabilirdik ne de kendimiz o vasıfları sergileyebilirdik. İmtihan edilmenin hiçbir anlamı kalmazdı.
Örneğin; cennete girerken benliğinizden tüm kötü vasıflar silinecek. Neden, çünkü imtihan bitti. "Göğüslerinde tasadan ne varsa çıkarıp almışız. Yanı başlarında ırmaklar akmaktadır" (Araf Süresi; 43). Fakat bu yeryüzü için geçeri değil. Yeryüzü hayatımızda iyilik ve kötülükle imtihan edilmemiz gerekiyor. İmtihan edilebilmemiz içinde hem iyilik hemde kötülük benliğimize yerleştirilmesi gerekiyordu. Yüklenen vasıflardan hangisini açığa çıkaracağız, nasıl meşru sınırlar içinde tutacağız bu da bize bırakılmış. Her yöne açık bir nefise sahibiz. Bunu bir meleğe dönüştürmekte bize kalmış, bir şeytana dönüştürmekte. Sizin anlamanız gereken, siz nefisleri tertemiz alıyorsunuz. Eğer günün sonunda o nefisler kirlendiyse suçu Allahta aramayın, nasıl olsa o kötüydü demeyin, suçu kendinizde arayın.
Demek o güzel vahşi atı istenilen düzeyde terbiye edemediniz. Günün sonunda başarısız olduysanız suçu o güzel vahşi atta (nefis) değil, kendinizde arayın. Ahlaki değerlerinizdemi bir eksiklik var, inanç değerlerinizdemi, kültürel değerlerinizdemi, eğitiminizdemi nerede bir eksik vaya yanlışınız var, oturun ve bunun muhakemesini yapın.
3) "Size istediğiniz şeyin hepsini vermiştir. Allah/ın nimetini sayalım derseniz sayamazsınız. Böyle iken yine insan çok zalim, çok nankördür" (İbrahim Süresi; 34). Dikkatinizi çektiyse, Rabbimiz nefis veya insan kelimelerini kullanırken, genelde bunu benliğimizdeki bir sıfat eşliğinde yapıyor. Bazen olumlu bir sıfatımızı anıyor bazense kötü. Bu sıfatlarada insana yüklenmiş yazılımlar diyoruz. Bilgisayar ve telefonunuza yüklediğiniz birbirinden farklı programlar gibi. Örneğin; burada nankörlükten bahsediyor. Başka bir Ayettede şükretme vasfından bahsediyor; "Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım; ve (yalnızca) Bana şükredin ve (sakın) nankörlük etmeyin" (Bakara Süresi; 152). Demek şükretmekte bize yüklenen programlardan birisi.
Şimdi; insana farklı iyilik ve kötülükler bir yazılım olarak beyin sapına yükleniyor, sonrası Allah kutsal kitaplarını ve peygamberlerini indirip uyarısını yapıyor, sonrası imtihan başlasın diyor. Aradan bin yıllar geçtikten sonrada Kur'an-ı Kerimi indirip insana bir devre arası notu veriyor. Kur'an-ı Kerim nedir diye soruyorsanız, sizin yarıyıl karnenizdir. Bu zamana kadar insanlık yeryüzünde nasıl bir sınav vermiş, bunun ilahi derecelendirmesidir. Size bahşedilen her vasfın bir ders olduğunu düşünün, yeryüzü yaşantımızda hangi derslerde zirve yapmışız hangi derslerde sınıfta kalmışız bunu bize gösteriyor. Bu devre arası notuna görede, insan daha çok zalim ve nankörlük derslerinde zirve yapmış, yani ön plana çıkmış gözüküyor. İbrahim Süresi 34'de Rabbimizin bu hayal kırıklığını dile getiriyor. Allah bizlere peygamber üzerine peygamber indirdi, kavimleri helak üzerine helak etti ve yinede akıllanmış görünmüyoruz; "Andolsun İblis, onlar hakkındaki tahminini doğruya çıkardı. İnanan bir zümrenin dışında hepsi ona uydular" (Sebe Süresi; 20).
Öyle gözükiyorki, demek insanoğlu yeryüzüne indirildikten sonrası Allahı değilde, şeytanın yolunu takip etmeye karar vermiş.
4) "Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır. Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder. Ona imkân verildiğinde ise pinti kesilir. Ancak namaz kılanlar hariç. Onlar ki namazlarını sürekli kılarlar. Onların mallarında belli bir hak vardır, Hem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için. Onlar ki ceza gününü tasdik ederler" (Meariç Süresi; 19-26). Size anlatmak istediğimizi özetlercesine; burada Allah, nefis hırslı ve sabırsız yaratılmıştır demiyor, insan diyor. Fabrika çıkış bir üründen (nefis) bahsetmiyor, sizin kullanımınızdaki bir üründen (insan) bahsediyor. Sizin kullanımınızdaki bir üründen bahsedildiğini nereden anlıyoruz? Namaz kılanlar hariç demesinden. Eğer fabrika çıkışı bir üründen bahsedilseydi, şunlar hariç kelimesi kullanılmazdı. Örneğin hepimiz tek bir nefisten yaratılmışız. Eğer ana üründe bir sıkıntı olsaydı, o zaman hepimizde sıkıntı olur, şunlar hariç denilmezdi. Hocam, insan çok hırslı ve sabırsız yaratılmıştır diyor ama?
Değerli dostlar; iyilik ve kötülükler bir yazılım olarak nefsinize (beyin sapına) yükleniyor, yeryüzü hayatınızda da o iyilik veya kötülükleri gördükçe onlar aktif hale geliyor ve benliğinizi oluşturmaya başlıyor. Bunada karakter diyoruz. Örneğin; hırs ve sabırsızlık bunlar nefsimize yüklenen özelliklerden. O yüzden Allah doğruyu söylüyor; evet, size o vasıflar yüklenmiş. Yüklenmiş olması ama onların açığa çıkacağı anlamına gelmiyor. Onları açığa çıkarıp çıkarmamak size kalmış. Örneğin; her insan hırslımı? Hayır. Hatta bir çok insan tam tersi, uyuz denilecek kadar hayat motivasyonundan uzak. Demek insana belirli vasıfların bahşedilmesi (yaratılması), o vasıfların o kişide otomatik olarak açığa çıkacağı anlamına gelmiyor. Allahu Teala herkesi tek bir nefisten yaratıyor, o nefisin hangi özelliklerini aktif edip etmeyeceğimizide her bireyin kendisine bırakıyor. O yüzden binbir çeşit farklı karaktere sahip insan var. Her bir insan nefsin farklı farklı vasfılarını açığa çıkardığı için.
Şimdi; insan çok hırslı derseniz, bu doğru değil, çünkü çevremizde bir çok insan hırslı değil. İnsana bir çok vasıf yüklenmiş bunlardan biriside hırslı olmak, bunuda aktive edip etmemek insana kalmış derseniz, o zaman bu doğru bir yorum olur. Aktive edilmiş kötü bir vasfımızdan da nasıl arınabiliriz, bunun yollarınıda Ayetler anlatıyor. Örneğin; namaz. Müthiş değilmi, Rabbimiz aynı Ayet içinde hem sıkıntımızı söylüyor hem çözümünü. Eğer nefisler yaratılıştan itibaren kötü olsaydı, herkes kötü olur herkeste o kötü vasıfları görürdük. Durum ama bu değil. Her insan diğerinden çok farklı huylar sergiliyor. Demek tüm karakter özellikleri nefsimize yüklenmiş, hangilerini aktif edip etmemek bize ve atalarımıza bırakılmış.
Özetlersek: inançlarınız tezatlıklar dolu, siz ama bunun farkında değilsiniz. Sağdan soldan toplama bilgilere sahipsiniz, bir çoğuda diğerine zıt. Örneğin nefisle ilgili beslediğiniz inançlar. Bir taraftan nefsi kötü tanımlıyorsunuz, diğer tarafta Allahtan zerre kötülük gelmez diyorsunuz. "Gerçek şu ki Allah insanlara zerrece kötülük etmez, fakat insanlar kendilerine kötülük ediyorlar" (Yunus Süresi; 44). Siz burada tezat bir durum görmüyormusunuz? Nasıl olurda hem Allahın yarattığı nefsi kötü tanımlarsınız hem Allahtan kötülük gelmez dersiniz? Nefsi kim yarattı; Allah. Siz eğer nefsin kötü olduğuna inanıyorsanız, o zaman demek siz Allahın kötü ve azgın birşeyi yarattığına inanıyorsunuz. Nacizane tavsiyemiz, inançlarınızdaki tezat durumları düzeltin. Birbirine zıt iki şeyi aynı anda inanamazsınız. Hem Allahın Ayetlerine hem hocalarınızın nefis hakkında söylediği masallara aynı anda inanamazsınız.
Örneğin; Allahu Teala bizleri karşıt cinsi arzulayacak şekilde yaratmış olabilir, bu ilgi ama nefsi kötü yapmaz. Ne zaman siz bu ilgiyi helal değilde haram yoldan giderirsiniz, o zaman bu sizi kötü yapar. Allahu Teala bizleri yeryüzü malını arzulayacak şekilde yaratmış olabilir, bu ama nefsi kötü yapmaz çünkü yeryüzü malına sahip olmak bir kötülük değil. Bu malı haram yoldan elde ediyorsanız, işte o zaman nefsiniz kötü olur. Anladınız. Yaratılışınız değil, yeryüzündeki seçimlerinizdir nefsinizi iyi veya kötü yapan.
Bin yıldır sizlere nefsi kötü olarak sundular, ne kadar tehlikeli bir canavar olduğunu size anlattılar, bu kötülüklere bandırılmış nefisler için geçerlide olabilir, fakat Allahın yarattığı ve size tertemiz teslim ettiği nefisler için geçerli değil. Örneğin; hiç alemlere rahmet olarak indirilen peygamberimiz sav'ın nefsi kötü olabilirmi? Olamaz. Ondaki nefis tertemizse bizdeki nasıl kötü olabiliyor? Peygamberimiz sav'daki nefisle bizdeki aynısı, onunki iyise bizimki nasıl kötü oluyor. Kötü olamaz, çünkü hepimiz aynı nefise sahibiz, hepimiz tek bir nefisten yaratılmışız. "Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının" (Nisa Süresi; 1). Bin yıldır size anlatılan hikayeleri, elbette bir günde terkedecek değilsiniz, yazılarımızın amacı inancınızı değiştirmekte değil zaten.
Yazılarımızın amacı sizlere farklı bir bakış açısı sunmak, ufkunuzu açmak. Hangi yolu tercih edeceksiniz o size kalmış. Ya, nefis öcüdür deyip insanları korkutacaksınız ya da nefis bir nimettir, evcilleşmemiş bir güzelliktir deyip onu evcilleştirmenin yollarını insanlara öğreteceksiniz. Ya, Rabbim beni böyle yarattı deyip içinizdeki bu kötülüğe boyun eğeceksiniz ya da Allah insanı kötü yaratmadı, ben kendi günahlarımla bu kötülükleri açığa çıkardım deyip kendinizi terbiye etmenin yollarını arayacaksınız. Şuana kadar İslam alemi ilk tercihi seçmiş durumda, biz nasıl olsa kötü yaratıldık bizden nasıl olsa adam olmaz moduna takılmış durumda. Bizde sizlere bu yazımızla bunun böyle olmadığını, Allahtan kötülük gelmediği, kötülüğü kendimiz açığa çıkardığımız gibi kendimizinde yok edebileceğini size anlatmaya çalışıyoruz.
Örneğin bir çok Ayet nefsimizin kötülüğünden bahsederken, o kötü vasfı yok etmenin yolunuda bize gösteriyor. Siz ama baştan teslimiyat gösterirseniz, biz böyle yaratıldık deyip geçerseniz, Allahın gösterdiği o çözüm yollarınıda kaçırmış olursunuz. Seçim sizde, ya Allah bizi böyle yarattı, burası imtihan dünyası deyip sizin veya atalarınızın işlediği günahlar sonucu aktifleşmiş kötü vasıflarınıza boyun eğeceksiniz, can çıkar huy çıkmaz deyip içinizdeki kötülüğü kabul edeceksiniz, ya da içinizdeki kötülüğü kabullenmeyip o vasıfları pasifize etmenin yollarını arayacaksınız. En basiti Ayetlerin gösterdiği çözüm yollarını uygulayacaksınız. Karar sizde. Ya kadercilik oynayın ya da kaderinizi elinize alın. Şunu bilin ama, ahiret gününde Rabbim nefsimi sen kötü yarattın, suç bende değil deme şansınız olmayacak, çünkü yok öyle birşey. Siz kötü yaratılmadınız, nefsi yeryüzünde kirleten siz veya atalarınız.