astroloji hakkında bilinmesi gerekenler bölüm 1 (2)- doğum haritasıyla zikir ve büyüler
Bölüm 2
Zikirlerin hiçbir faydası olmazmı? Bu zikir konusunda şunu net anlamalısınız; biz madde aleminde yaşıyoruz, maddenin kurallarına bağlıyız, zikirler ise enerji boyutuna ait, madde alemine değil, dolayısıyla zikirler ile madde alemindeki sıkıntılarınızı çözmeye çalışmayın. Madde alemindeki sıkıntıları siz enerji ile düzeltemezsiniz, madde alemde geçerli fiziki eylemlerle düzeltebilirsiniz, dolayısıyla sıkıntılarınızın çözümünü zikirlerde değil yaşantınızda arayın. İnsanlar madde aleminde yaşıyor, başına ne geliyorsa madde alemde işlediği yanlışlardan ötürü geliyor, tüm acılar madde aleminde gerçekleşiyor, ama ne hikmetse çözümü enerji aleminde arıyor, yapmayın bunu arkadaşlar, sıkıntılarınız bu dünyada işlediğiniz fiili eylemler sonucu ortaya çıktıysa, bunun çözümüde fiili eylemlerinizle o yanlışları düzeltmekte yatıyor, başka birşeyde değil.
Kıssasa kıssas. İnsanların kalbini kırdıysanız ve kader ceza olarak sizi sevgiden mahrum bıraktıysa, bunun çözümü zikir değil, hatanızı düzeltmekten geçiyor, yani insanlara bol sevgi gösterip o sevgi duygusunu hak ettiğinizi kadere göstermekten geçiyor.
Zikirler ne yapıyor, o zaman? Gezegenlerden bir enerji iniyor ve bu enerji sizin günlük rızkınızı belirliyor diyoruz ya, işte o enerji, enerji boyutunda bize indiği için, zikirler ile o enerjiyi manipüle edebiliyorsunuz. Ettiğiniz zamanda o rızkın sizde açığa çıkmasına engel olabilirsiniz. Örneğin; yaşayacağınız bir musibeti berteraf edebilirsiniz.
Bu iyi birşey değilmi? Değil, çünkü kader levh-i mahfuzda değiştirilmesi gerekiyor, enerjiye dönüşüp yeryüzüne indikten sonra değil. Levh-i mahfuz sizin rızkınızı hesaplıyor ve bunu enerji boyutunda size indiriyorsa, sizin bunu reddetme, kabul etmeme şansınız yok, o hak edişinizi engelleme çabalarınızda sadece Allaha bir başkaldırı, şirk ve büyü olarak sayılır, o çabalarınızla bunun ötesi birşey elde edemezsiniz.
Zikirle levh-i mahfuzdaki kaderimizi, kitapta yazılı olanı değiştiremezmiyiz? Değiştiremezsiniz, çünkü levh-i mahfuz kaderinizi fiziki eylemlerinize, yaşantınıza, atalarınızın yaşantısına bakarak hesaplıyor, ne kadar zikir çektiğinize göre değil. Kıssasa kıssas. İyiliğin karşılığı bir iyilik; "İyiliğin karşılığı, yalnız iyilik değil midir?" (Rahman Süresi; 60). Kötülüğün karşılığı ise denginde bir kötülük; "Bir kötülüğün karşılığı ona denk bir kötülüktür" (Şura Süresi; 40). Levh-i mahfuz bu kıssas kuralları üzerine rızkımızı hesaplıyor. Yaşantınızda işlediğiniz iyilik ve kötülüklere bakıyor, ona görede güzellikler veya sıkıntılar size indiriyor. Bu hesabı, yani madde aleminde işlediğiniz yanlışları ve bunun sonuçlarınıda zikirlerle yok edemiyorsunuz.
Neden yok edemiyorsunuz, tekrarda yarar var; İslam dini kıssasa kıssas kuralına göre çalışır, eğer birisine bir kötülük yaptıysanız bunun telafisi o kişiye veya o kişi adına başka birisine iyilik yapmaktan geçiyor, zikirlede o hesabı kapatamıyorsunuz çünkü zikirde ne fiziki bir eylem var ne de başka bir insan, zikirde kendiniz çalıyor kendiniz oynuyorsunuz. Gökten size inen rızık fiziki yaşantınız sonucu size iniyor, o rızkın değişimide ancak fiziki yaşantınızla mümkün ve siz eğer zikirlerle gökten size inen o kaderi manipüle etmeye çalışırsanız, bilinki yargıdan kaçan bir kaçak, sistemi manipüle eden bir hacker durumuna düşersiniz, bunada İslamda sihir ve büyü deniliyor.
Arkadaşlar, gökten size inen sizin hak edişiniz, o hak edişi yok etmeye çalışmak yerine, neden kader bana bunu yazdı, hangi hatalarım buna sebep oldu, bunun analizine ve o yanlışlarınızın telafisi yoluna girerseniz, emin olunki doğru yol ve sizin için en hayrlı yol bu yol. Birde şunu unutmayın, bu dünyada arkamızı zar zor temizliyoruz, birde enerji alemine tohum ekerek, orada da bir kaosa sebep olarak hayatınızı zorlaştırmayın. Her zikir enerji boyutunda birşeyleri harekete geçiriyor, ejeri alemi ilede göğü kastetmiyoruz cinler alemini kastediyoruz. Sizler madde alemin üstesinden zaten gelmekte zorlanıyorsunuz, birde enerji alemine dalmayın, çünkü bu dünyada arkanızı temizleme şansınız var, ama o aleme dalıp arkanızı temizleme şansınız yok.
Her zikriniz bir enerji ortaya çıkarıyor, usulu uygun omadığı zamanda bu cinler alemine bir yatırım olarak iniyor. O yatırımı kimler nasıl kullanıyor, bunun sorumlusuda sizsiniz. Zikir veya esma deyip geçmeyin, niyet ve usul bozuksa o uygulama aleyhinize işler.
Zikir çekenler büyücümü oluyor? Evet, belirli bir sınırı aştığınızda büyücü sınıfına girersiniz. Sadece bununla kalmaz, cinler aleminede açılırsınız. Biz insanlar madde aleminin içine yerleştirilmişiz, madde aleminde yaşıyor ve madde aleminin içinde imtihan ediliyoruz. Eğer siz madde alemi bırakır ve enerjiyle uğraşırsanız, kaderde bağınızı madde aleminden koparır ve enerji alemine ve orada yaşayan canlılara bağlar. Akıl var mantık var, madde aleminde yaşadığınız sorunların çözümünü madde aleminde arayacaksınız, enerji aleminde değil. Yaşantınızla yanlışlarınızı düzelteceksiniz, belirli enerjileri açığa çıkararak değil.
Rızık enerji olarak bize iniyor, bu doğru ve bu bir hakikat, başka ne türlü gökten insin, her halde kablo şeklinde inecek değil, fakat enerji olarak bize inmesi, enerji boyutunda bunu değiştirme hakkını size tanımaz. Rızkımız yaşantımıza göre hesaplanıyor, enerji olarakta iniyor, enerji olarak inmesinide siz fırsat bilir ve enerji boyutunda o rızkı değiştirmeye kalkışırsanız, bilinki bu aleyhinize işler. Örneğin; zikirle ilgili fetva veren, şu kadar zikir çekerseniz şunu elde edersiniz diyen kişilere lütfen bir bakınız, sıkıntılarla, hastalıklarla boğuştuklarını ve yüzlerinde bir karanlık olduğunu görürsünüz. Bu insanların nurları sıfırlanmış durumda, çünkü insanın nurunu şablonları verir, zikirlerde insanların şablonlarını bedenlerinden söküp alır, o şablonun mesken tuttuğu yerede şeytanlar yerleşir. O yüzden bol zikir çeken insanlarda nur değil, bir karanlık görürsünüz.
İyi olan birşey neden böylesine bir kötülüğe sebep olabiliyor? Hayatın özeti bu arkadaşlar, hayat seçimler yapmak üzerine kurulmuş, Allah bir nimeti bahşeder, bunu iyi'ye veya kötü'ye kullanma tercihini kuluna bırakır. Dolayısıyla, bunun üzerinde Allah yazılı bundan kötü birşey olmaz diye birşey yok, o nimet kötülüğede sebep olabilir, iyiliğede. Nitekim büyücüler kutsal Kitabımızı kötülük yapmak için kullanıyor. Bu ağzınızdan çıkan kelimeler içinde geçerli, herşey bir enerji içerir, o enerji iyimi olacak yoksa kötümü bu sizin niyetinize ve fiili uygulamanıza bağlı. Örneğin; niyet ve eylem hak olursa, ortaya pozitif birşey çıkar, ama ikiside, hatta ikisinden birisi sakat olursa ortaya kötülük çıkar.
Örneğin; niyet güzel ama eylem yanlış, buradan hayrlı birşey çıkmaz. Yani, zikirlerde niyetiniz iyi olabilir, ama uygulama yanlış. Ne Kur'an-ı Kerimde ne de peygamberimiz sav sünnetinde zikirle nimet elde etme adında bir usul veya bir uygulama var. Olmayan birşeyide yaparsanız, niyetinize bakmaksızın cezayı yersiniz. Zikirle nimet elde edildiği inancı şeytanların insana kurduğu bir tuzak, o tuzağa düşenlerede bakarsanız o kişilerin üzerinde bir karanlık ve sıkıntı olduğunu görürsünüz.
Hiçmi zikir çekmeyelim? Elbette çekebilirsiniz, Allahu Teala'yı anmaktan daha güzel birşey olabilirmi. Fakat namazın kaideleri olduğu gibi zikrin de kaideleri, bu kaideleri biliyorsanız elbette çekebilirsiniz, bilmiyorsanız o zaman çekmeyin. Örneğin; bir sıkıntınız varsa Allaha dua edin, Allahı bol anın, fakat o sıkıntı veya isteğinizin size inip inmeyeceği takdirini Allaha bırakın, binlerce zikir çekerek o rızkın size inmesini zorlamayın, rızkın size inip inmeme takdirini kendi elinizde olduğu inancına kapılmayın. İnsanlar zikir çekiyoruz ne var bunda deyip geçiyor, işin ağırlığını maalesef idrak edemiyor; ağızdan çıkan her kelime her cümlenin bir enerji ortaya çıkardığını, eğer o enerji usüle uygun açığa çıkmazsa o enerji çok kötü şeylere sebep olabileceğini maalesef bilmiyor. Nedir bu kaideler o zaman?
Birincisi; zikirler size inmemiş rızkı elde etmeye kalkışmayın. O konuda hak edişiniz olsaydısa zaten Allah size bunu indirirdi, indirmediyse zorla bir nimeti gasp etmeye çalışmayın. İkincisi; enerji ile madde aleme müdahale edilmemesi gerektiğini anlamanız gerekiyor. Eğer bir sıkıntınız varsa, bu sıkıntınız madde aleminde ortaya çıktı, madde aleminde işlemiş olduğunuz yanlışlardan ötürü çıktı, bunun çözümüde keza madde aleminde olduğunu bilmeniz gerekiyor. Sıkıntılarınızın çözümünü enerji aleminde değil, madde aleminde aramalısınız.
Tekrarda yarar var, neden madde aleminde aramalısınız; çünkü o sıkıntınıza sebep olan enerji alemi değil, madde alemindeki bir yanlışınız. Madde aleminde birşeyleri elde etmenin kaideleri var, nasıl enerji aleminde birşeyi elde etmek için şu kadar şu zikri çekmeniz gerek deniliyorsa, madde aleminde de her rızık her nimet için birşeyleri yapmanız şart koşulmuş, örneğin çalışmak, sabretmek, emek vermek, ter dökmek, dürüst olmak, helal kazanç, okumak, eğitim, diploma, sağlıklı yaşam, tövbe, helalleşme, egzersiz vs. Kaderin madde alem için şart koştuğu bu istekleri, gereksinimleri yerine getirmedende siz enerji boyutu üzerinden madde alemine müdahale etmeye kalkarsanız, bilinki yanlış yoldasınız bilinki büyücülük yapıyorsunuz.
Örneğin; bir hastanız varsa hatimler indirmeyin. Diyeceksiniz ki, hocam Allahın Ayetleri şifa içeriyor, neden bunu kullanmayalım; cevabı çok basit, Allahın Ayetleri birbirine karşı gelmez, eğer bir Ayet kötülüğün karşılığı denginde bir kötülük diyor ve size cezayı indiriyorsa, başka bir Ayet bu cezayı kaldırmaz. Unutmayınız, kutsal Kitabımız kitap olarak indirildi, birbirinden bağımsız Ayetler olarak değil. Kitap olarak Allah katından melekler katına indirildi, oradan da Ayet, Ayet yeryüzüne. Bir Ayetten yararlanmaya çalışırkende, başka bir Ayete zıt birşey yapmayın. Bir Ayetin sınırını, hükmünü diğer Ayetler belirler, dolayısıyla kutsal Kitabımızı bir bütün olarak ele alın. Bir Ayetten birşey ummadan öncesi, başka Ayetlere aykırı bir yaşantınız varmı ilk önce buna bakın, eğer yoksa uygun hale getirin.
Örneğin bir hastanız varsa, şifa Ayetine sarılmadan öncesi, hastaya o infazı indiren Ayetlere bakın ve ilk önce o Ayetlerle helalleşme yoluna koyulun. O helalleşme nasıl olur; ceza size bir Ayeti çiğnediğiniz için indi, o yanlışınızı düzeltin, kime yanlış yaptıysanız o kişiyle helalleşin, helalleştiğiniz anda size infazı indiren Ayet, o infazı kaldırır, kaldırdığı zamanda şifa Ayetin önünde size şifa vermek için bir engel kalmaz.
Örneğin; çocuk aldırarak masum bir canı katlettiğinizi, 40 yaşlarına geldiğiniz zamanda kaderin sizi rahim kanseri ile cezalandırdığını varsayın. Şimdi; bu günahınız ortadayken, ortada mağdur bir canlı varken, bunun hakkı henüz ödenmemişken, Allahu Teala indirdiği Ayetlerden şifa bulmanıza izin verirmi? Akıl var mantık var, vermez. Verirse, o zaman en basiti mağdur olan kişi Allaha şikayetçi olur, kişinin yaptığı yanında kar kaldı Rabbim, benim hakkım nerede der. Keza o kişiye infazı indiren Ayetler Allaha şikayet eder, Rabbim hani kıssasa kıssastı, kötülüğün karşılığı denginde bir kötülüktü, bu kulun tövbe etmeden, kefarette ödemeden kurtuldu, kimse benim hükümlerimi takmayacaksa o zaman beni niye yeryüzüne indirdin der.
Birde şu arkadaşlar; Allahu Teala onlar için 70 defa bağışlama dilesende Allah onları asla affetmeyecek der, buradan da siz zikirlerin üstlimiti 70 olduğunu çıkarmanız gerek. "Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir" (Tevbe Süresi; 80). İslam dini zorluk değil, kolaylık dini. Birşey sizin hak edişiniz ise, zaten zikire gerek kalmadan, yaşantınızdan ötürü o size iner. Birşey size inmiyorsa ama, bilinki madde aleminde siz onu haketmediniz. Haketmediğiniz birşeyide Rabbimiz 70 zikirde vermiyorsa, bilinki bir milyon zikir çekseniz yine vermeyecek. Çektiğiniz zikirlerin enerjiside ortaya saçılacak ve sihir ve büyüye aracı olacak, hayrlı birşeye değil. Zikir konusunda yazılarımız var, detaylı bilgi almak isteyen okurlarımız o bölümlerdeki yazılarımızı okuyabilir.