bilinçaltı terapileri bölüm 2 (1)- neuroformat (eft) nedir?eft
Bir okurumuz bize neuroformat tekniğiyle ilgili soru sordu, bu teknikte hastalıkların kaynağı olarak travmaların sebep gösterildiği, bu travmaların üzerinde çalışıldığında da insanların iyileştiği, kul hakkı kapanmadan bu iyileşmelerin nasıl mümkün olduğunu bize sordu. Bilhassa merak ettiği konular; yaşadığımız sıkıntıların kaynağı kul hakkı mı, yoksa geçmişte yaşadığımız travmalar mı? Neuroformatla iyileşen kişiler sadece duyguları boşaltarak nasıl iyileşiyor? Sonuçta hak ödenmiş olmuyorlar, hak ödenmeden nasıl iyileşiyorlar? Bu soruların cevabı herkes tarafından bilinmesi gerektiği için ve neden oruç, oruç ile diğer arınma teknikleri arasındaki fark nedir, bunları anlamanız açısından sahadan size örnekler vermemiz gerekiyordu, neuformat tekniğide bize o fırsatı sundu.
Umarız bu kıyas, İslami arınma ile diğer arınma teknikleri arasındaki farkı daha iyi anlamanızı, tedavi tercihlerinizi daha sağlıklı seçmenizi sağlar. Sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz.
Telif hakkı sorunun olması ve tüketiciyi yanıltıcı bir ismin kullanılması: bu yazımızda neuroformat tekniğini ele alacağız, bu tekniğin kabul edilebilir boyutu var bir de hurafe olan boyutu. Kabul edilebilir boyutu, bu tekniğin uygulama boyutu. Hurafe olan boyut ise teorik boyutu. Siz uygulamadan fayda görüyorsunuz çünkü teknikler doğru, çünkü burada birisi başka uygulamaların tekniklerini almış ve neuroformat adı altında, kendi markası adı altında piyasaya sürmüş. Bu uygulamaya ilk itirazımızda buna, burada bir telif hakkı sorunu var. Siz başkasına ait bir ürüne kendi logonuzu yapıştırıp pazarlayamazsınız.
Örneğin; eft, theta, reiki, şakra veya biyoenerji her biri bir teknik uygular ama o tekniğe kendi markasını yapıştırmaz, o tekniği orijinal ismi altında uygular. Burada ise bir imitasyon ve çalıntı söz konusu. Bunu bilmenizde de yarar var. Biz size burada bir başarı hikayesini anlatmayı çok isterdik, bir türkün başarısını gururla övmek isterdik fakat, burada dünya'ya sunulan yeni bir teknik yeni bir bilgi yok, tam aksi doğru tekniklere yanlış bilgiler yapıştırmak ve yanıltıcı bir isim kullanmak var. Birisi başkasına ait olan bir tekniği (EFT) almış, kendi logosunu (neuroformat) ve hurafe bir felsefeyi üstüne yapıştırmış ve bunu ülkemizde pazarlıyor.
Üzgünüz, ama olayın özeti bu. Hocam ama gerçekten çok iyi bir insan, onca insanı iyileştiriyor diyorsanız, birincisi; iyi bir insan başka birisine ait bir ürüne kendi logosunu yapıştırıp satmaz. Binlerce eft uzmanı var, bunlar zor şartlar altında kurallara uyarken birisi uymuyor, tekniğin ismini ilgi çekici bir isimle değiştiriyor, rekabet avantajını elde ediyor sonrası zengin oluyor sonrada her yere gülücük ve iyilik dağıtıyor, bizim nezdimizde yok böyle bir iyilik. Eğer uygulamanız EFt tekniği üzerine kuruluysa, sizin uygulamanızın adı EFt olur, başka birşey değil. İnsanları iyileştiriyor konusuda bu sizin bakış açınıza bağlı, size göre iyileştiriyor bize göre ise gerçek şifadan (kefaret orucu) alıkoyuyor, insanların değerli zamanını çalıyor.
Kadıki, ticarete dönüştürülmüş çalıntı bir üründen size ne kadar hayr gelebilir? Fayda gördüğünü iddia edenleride bir kaç yıl takip edin, bakalım başları sıkıntılardan kurtulmuşmu kurtulmamışmı. Normal bir ülkede yaşamış olsaydık zaten neuroformat ismini kullanması yasaklanırdı. Format atmak, silmek anlamına gelir ve burada bu söz konusu değil. Burada hafızalarınızın silinmesi söz konusu değil. Bu isim tüketiciyi yanılttığı için aslında yasaklanması gerekir.
Baroların teröristleri övmediği, AYM'nin teröristlerin hakkını savunmadığı, savcıların suç arkasına suç işleyen muhalefete seyirci kalmadığı, ağır ceza mahkemelerin teröristleri serbest bırakmadığı, terör sevici muhalefetin olmadığı, teröristlerin leşleri törenle defnedilmediği, kazık yemeye müsait, layt ve ezik bir iktidar partisinin olmadığı bir ülkede yaşasaydık, yani normal işleyen bir hukuk sistemimiz ve hükümetimiz olsaydı bu tür yanıltıcı kavramlara zaten müsade edilmezdi. Olayı anladınız, devam edelim konumuza; Teori ile uygulama arasındaki fark: bilim dünyasında ilk önce felsefe üretilir sonrası uygulamaya geçilir. İlk önce teori gelir sonrası pratik. Burada ise tersten gitmişler. Farklı teknikleri kopyalamışlar sonrası buna nasıl bir isim uydurur nasıl pazarlarız demişler. İşin hurafe boyutuda burada başlıyor. Ne zaman kendi akıllarını kullanmaya başlıyorlar, doğruları yanlışa çeviriyorlar. Eee ne bekledinizki, eğer bilgisayar uzmanıysanız bilgisayarla uğraşacaksınız, uzmanlık alanınız dışına çıkar ve eğitim almadığınız alanlarda uzmanlık taslamaya başlamaya başlarsanız, olacağı bu.
Değerli dostlar; topluma içi boş bir ürün sunamazsınız, yani topluma bir yöntem sunduğunuzda ne için yaptığınızı bu yöntemin nasıl tedavi ettiğinide topluma anlatmalısınız, işte burada da bu işin teori boyuntunda da maalesef kayışı koparıyorlar, uygulama doğruyken hurafe boyutuna kaçıyor. Neuroformatçı arkadaşlar aslında mantıklı hareket etmiş, onlar ilk önce belirli hastalıklarda aynı semtomların görüldüğünü fark ediyor (fobi ve takıntılarda kalp ve nefes daralması), sonrası o hastalarda o organların temiz çıktığını görüyor, sonrası bu sıkıntı o organ kaynaklı değilse neresi olabilir sorusunu kendilerine soruyor, cevabıda kalp ve nefes ritmini kontrol eden bilinçaltında buluyorlar. Bunlar bir sorunu tespit ediyor (fobi veya takıntı rahatsızlığı), bu sorunların birşey ile iyileştiğinide görüyor (eft), yapmaları gereken tek şey kalıyor o da teknik ile hastalık arasında sebep-sonuç ilişkisini kurup olaya sahiplenmek.
Sebep-Sonuç ilişkisinede teori diyoruz. Burada da bunlar büyük bir hata yapıyor. Sizin gibi konulara vakıf olmayanlar için anlattıkları mantıklı geliyor olabilir, bilinçaltına geçmiş travmaların kayıt edildiği, hayatınızın stresli anlarında da o travmaların bilinçaltında canlandığı ve sadece acil durumlarda devreye girmesi gereken bilinçaltı mekanizmaların (savaş ya da kaç tepkisi gibi- nefes ve kalp daralması) günlük hayatınızda da aktive edildiği ve bununda kişinin hayatını felç ettiği hikayesi size mantıklı geliyor olabilir, fakat mantığa her yatan bilginin doğru olmayacağı gibi bunların anlattıklarıda doğru değil.
En basiti, insanın hafızaları bilinçaltına kayıt edilmez. Beyinin hafıza merkezleri var, bunlardan biriside bilinçaltı değil. Şimdi; tekniği çaldıkmı (eft tekniği), batı dünyasında theta therapi gibi hafızayı sildiğini iddia eden tekniklerden de uygulamayı ne için yaptığımızı çaldıkmı (hafızayı silmek), geriye tek birşey kalıyor o da, eft tekniği ile hafızayı silmeyi bir noktada buluşturup pazarlamak. Olayın trajekomik bir hal almasıda burada başlıyor. Sağdan soldan teknikleri çalıyorlar, kendi akıllarını kullanmaya başladıkları an olay hurafe boyutuna kaçıyor. Buna şimdi gülsenizmi ağlasanızmı. Bilinçaltı ve hafızayı bir biri ile ilişkilendirdikleri an olay hurafe boyutuna kaçtı.
Bu yanlışları sizin farketmeniz tabiki mümkün değil, çünkü uzmanlık alanınız değil çünkü bu derinlikte analiz yapacak bilgiye sahip değilsiniz. Detaylarda yapılan yanlışları sizin görmeniz mümkün değil. Biz görüyor ve sizi bilgilendiriyoruz. Ne kadar ilginç? Herşeyi sağdan soldan topluyorsunuz, sizin yapmanız gereken tek birşey kalıyor onuda yanlış yapıyorsunuz. Allah akıl fikir versin, başka ne diyelim.
Not: neuroformatçıları aslında anlıyoruz, belirli hastalarda hep aynı semtomu görünce (nefes ve kalp daralması) ve o organlar hekim kontrolünde temiz çıkınca, bunlar nefes ve kalp daralmasına sebep olabilecek diğer noktaya odaklanıyor (bilinçaltı). Organlar temizse o zaman arıza bu noktada olması gerek diyorlar. Hafızaların buraya kayıt edilmediğini belki onlarda biliyor, fakat kalp ve nefes kontrolü, beyinin başka yerinde değilde burada olduğu için, hafızalar beyinin başka yerlerinde kayıt ediliyormuş edilmiyormuş bununla ilgilenmiyorlar, bilinçaltı üzerinde duruyorlar.
Buraya kadarki yaklaşımlarıda aslında doğru, kayış bundan sonra kopuyor, neden bilinçaltı bu arızayı veriyor sorusunda kayış kopuyor. Bilinçaltını geçmiş tavmalar ile ilişkilendirdiklerinde kayış kopuyor, olay hurafe boyutuna kaçıyor. Halbuki doğru noktadalar (bilinçaltı) ama maalesef theta terapi gibi hafızayı silen felsefelerin etkisinde kalıp bilinçaltınıda hafızalar ile ilişkilendiriyorlar. Bilinçaltında bir hafıza merkezi olmamasına rağmen. Özetlersek;
- Bilinçaltı doğru noktaydı fakat o noktayı hafıza ile ilişkilendirmek yanlıştı. Doğrusu ne; bilinçaltına dıştan müdahale edildiğini, bir bilgisayara virüs bulaşması gibi, o bölgeye bir virüsün bulaştığını ve bununda (şeytan) belirli anlarda kalp ve nefes atışlarını manipüle ettiğini akıl edemediler.- Belirli hastalıklarda görünen semtomların bilinçaltı kaynaklı olması, tüm hastalıkların bilinçaltı kaynaklı olduğu sonucuna varmaları yanlıştı. Doğrusu ne; kalp ve nefes daralmasının kişiyi bir fobiye bir takıntıya ittiği rahatsızlıklarda bilinçaltına bir virüs bulaşmış diyebilirsiniz, ama diğer hastalıkları bilinçaltı ile ilişkilendirmek doğru değildi.
Araba misali: neuroformat nedir, bunlar neye inanıyor bunu anlamanız için günümüzün arabalarından size bir örnek vermek istiyoruz. Kur'an-ı Kerim günlük hayatınızdan örnekler vererek sizlere birşeyler anlatır, Allahu Teala olayların bu şekilde daha iyi anlaşıldığını söyler. Bizde Allahın tavsiyesini, Kur'an-ı Kerimi örnek alalım ve bilimsel terimlere girmeden, günlük hayatınızdan bir örnek vererek konuyu sizin için anlaşılır hale getirmeye çalışalım; günümüzün arabaları bir bilgisayar içerir ve bu bilgisayar, 4 km uzunluğa varan bir kablo ağı üzerinden arabanızın fiziki parçacıkları ile bağlantı halinde. Herhangi bir yerde bir sıkıntı olduğu zamanda, o bilgisayar aktif hale geliyor ve ön panel göstergesinde farklı ışıklar üzerinden sıkıntının ne olduğunu size gösteriyor ve sizi uyarıyor.
Örneğin; kapıyı açıkmı bıraktınız, güvenlik kemerini takmadınızmı, lastıklerin havasımı azaldı, benzinmi azaldı, yağmı eksik vs. Hatta günümüzün arabaları bundanda ötesini yapıyor, araç mesafesi ayarı veya şerit takip sistemi gibi programlar üzerinden bizzat sürüşünüze müdahale ediyor. Arabanızın her bir fiziki parçasının sensörler üzerinden bir bilgisayara bağlandığı ve o bilgisayarın sürekli o parçaları denetim altında tuttuğu ve gerektiğinde o bölgeye müdahale edebildiğini düşünün, işte o bilgisayarın insan bedenindeki karşılığı bilinçaltı. İnsan bedenide iç dünyamızı denetleyen, belirli durumlarda insiyatifi alıp bizi kazalardan kurtaran böylesine bir bilgisayara sahip. Biz buna bilinçaltı diyoruz. Bulunduğu noktayada beyin sapı diyoruz.
Şimdi; emniyet kemerini taktığınızı ama o sinir edici uyarı sesin gelmeye devam ettiğini varsayın, bu durumda ne yapıyorsunuz, arabayı servise götürüyorsunuz. Servis ne yapıyor? İlk önce fiziki parçaları kontrol ediyor. Bunlarda bir arıza görünmeyince ne yapıyor; arabanızın bilgisayarına bakıyor. İşte neuformatçılarda bunu yapıyor, ilk önce organa bakıyorlar, burada hata göremeyince bilgisayara odaklanıyorlar (bilinçaltı). Servis elemanı başka ne yapıyor, size soru soruyor; bilgisayardaki arıza nasıl oluşmuş olabilir bunun tespiti için kaza yaşayıp yaşamadığınızı size soruyor. Aynı soruyu nöroformatçılarda size soruyor. Servis elemanı başka neyi size soruyor; bu hatanın ilk ne zaman göründüğünü size soruyor. Neuroformatçılarda size aynı soruyu soruyor. Servis elemanı ile neuroformatçı arasındaki fark ama;
- Arabanızda bir sorunla karşılaştığınızda, örneğin lastik patladı, kayış koptu, frenler gitti vs, servis elemanı her sorunu arabanın bilgisayarına bağlamıyor, neuformatçılar ise bağlıyor. Onlar her sorunu bilinçaltına bağlıyor. Burada da olay hurafe boyuta kaçıyor.
- Servis elemanı geçmiş kazaları arabanın bilgisayarında aramıyor çünkü bilgisayarın kazaları kayıt etmediğini biliyor. Neuroformatçı ama arıyor. Bilinçaltın kazaları kayıt ettiğine inanıyor. Burada da olay hurafe boyuta kaçıyor. - Servis elemanı arabanın içindeki bilgisayarın bilinçli hareket ettiğine, arabayı sabote edeceğine inanmıyor, neuroformatçı ama inanıyor. Bilinçaltın bilinçli hareket ettiğine inanıyor. Örneğin; arabanızın bir hata kodu sürekli değilde hep aynı evin önünden geçtiğinizde uyarı ışığı olarak yandığını varsayın, hatayı nerede arardınız, arabanın bilgisayarındamı yoksa evdemi? Biraz aklı olan bu arıza hatası diğer yerlerde vermiyor, sadece bu evin önünden geçtiğimde veriyor, bu evde arabanın bilgisayarını etkileyen elektromanyetik bir alan olmalı derdi. Yani hatayı evde arardı.
Özet; sizin kalp ve nefes atışlarınızın ayarı her zaman değilde sadece belirli ortamlarda bozuluyorsa, hatayı bilinçaltında aramayın. Eğer hata bilinçaltında olsaydı, size sürekli o arıza kodunu verirdi. Anladınız - Servis elemanı arabanın bilgisayarına dıştan müdahale edilebileceğini biliyor, neuroformatçılar ise bilmiyor. Servis elemanı arabanızın hız ayarına, direksiyon ve frenlerine hackerlerin dıştan müdahale edebileceğini biliyor, neuroformatçılar ise bilinçaltına dıştan müdahale edilebilindiğini bilmiyor.
Hayat rehberiniz varmı? Bu tekniğin iki ayağı var, birisi uygulayan diğeri ise uygulatan. Uygulayanlar hakkında tek itirazımız tanı koyma çabaları. Tanı boyutuna girmeleri, hastalıkların kaynağını tespit etme çabaları çok anlamsız ve gereksiz. Örneğin; biyoenerji, şakra veya reiki gibi uygulamaların her biri seans uygular ama tanı boyutuna girmez. Haddini bilir. Burada bir enerji tıkanıklığı var deyip geçer. O tıkanıklık nasıl oluştu, o doku nasıl arızalandı bu detaylara girmez. Neuroformatçılar ama giriyor, bu da hoş bir görüntü vermiyor. Haftasonu semineri üzerinden neuroformat uzmanı olan bir ev hanımın ortalıkta dolaşıp beyin hakkında fetva vermesi hoş bir izlenim vermiyor.
Uzman nöroloji uzmanları bile beyini çözememişken, onca yıl eğitim sonrası halen günlük tanılarında hata yapabiliyorken, haftasonu semineri ile neuroformat uzmanı olan birilerin beyin hakkında fetvalar vermeleri, hastalıklarınız hakkında tanılar koyması iyi bir görüntü vermiyor. Bizden nacizane tavsiye, yapmayın bunu. Neden, çünkü saçmalıyorsunuz. Doğru şeyler söyleseniz hekimlik egomuzu yutup tanılarınıza saygı göstereceğiz ama saçmalıyorusunuz, yanlış bilgileri yayıyorsunuz. Örneğin; insanın yaşadığı travmalar bilinçaltına kayıt edilmez. Hafızaların ve travmaların kayıt edildiği nokta orta beyin ve üst beyin. Üstüne, bilinçaltındaki travmaları nötralize ettiğinizi söylüyorsunuz.
Bilinçaltında öyle bir kayıt alma merkezi olmamasına, hafızaları silmemenize rağmen söylüyorsunuz. Ne yaptınız şimdi; iki yalanı birden yaydınız. Hem hafızayı sildiğinizi iddia ettiniz hem bilinçaltını hafıza ile ilişkilendirdiniz. Uygulayıcılar hakkında temel itirazımız buna, tanı koyma çabalarına ve bu tanıların yalan ve yanlış olmasına. Bu tekniği uygulatanlara gelirsek, bunlarında hayatlarını bir rehberden yoksun yaşadıklarını görüyoruz. Örneğin; biz Müslümanlar kendimizi ne kadar şanslı hissetsek az, bizim elimizde bir sıkıntıya düştüğümüzde bize rehberlik eden, bize çözüm yolları sunan, mutlak doğrunun kaynağı bir referans kitabımız var.
Bize bir rahatsızlık indiğinde kutsal kitabımızı açıyor ve onun tavsiyeleri doğrultusunda hareket ediyoruz (kefaret orucu). Ya elinizde böylesine bir rehber yoksa ne yaparsınız, denize düşen yılan misali her dala sarılır, bir daldan diğerine atlar ömrünüzü şifa ve huzur arayışı içine geçirirsiniz. Bu tür teknikler batı kaynaklı tekniklerdir ve çıkış nedeni çaresizliktir. Batı aleminde buna benzer binlerce teknik var ve her biri, bir soruna karşı çaresizlik içinde üretilen tekniktir. Bunlarada kim başvurur? Bu tür tekniklere kimlerin başvurduğu, hangi mahallede yayıldığı, kimlerin programlarında reklamı yapıldığına bir bakın, oradan kimlerin bu tür tekniklere başvurduğunu anlarsınız.
İslami yaşantıdan uzak mahalleler, kendilerini aydın gören kesimler bu tür tekniklere başvurur. Neden, çünkü herkes huzurlu bir yaşamın, şifanın peşinde. Biz o huzuru, aydınlanmayı ve şifayı Kur'an-ı Kerimde buluyoruz, böylesine bir rehbere sahip olmayanlarda bunu parayla satın almaya çalışıyor. O yüzden ne kadar şükretsek az, biz hayatta kayabolmuşluk sendromu yaşamıyoruz. Bir sıkıntı bize bulaştığında panik etmiyor, rehberimizi açıyor, sunduğu reçeteyi uyguluyor ve şifamızı buluyoruz. Birileri tarafından maddi ve manevi sömürüye uğramadan, yıllarca acı ve sıkıntı çekmeden şifaya kavuşuyoruz. Şükür Rabbime. Ne kadar şükretsek az.
2. Bölümde devamı gelecek...