siyaset- sağdakiler, soldakiler ve araftakiler, suriyeli kardeşlerimiz üzerinden bir okuma (2)
2. Bölüm
Gelelim soldakilere, o bahtsız soldakilere. "Soldakiler, ne bahtsızdırlar onlar!" (Vakıa Süresi; 9). Bunlar Suriyelilere birşey vermeyin, vermezseniz belki çeker giderler diyenler. "Onlar (Medinelilere), “Allah Resûlü’nün yanında bulunanlara (muhacirlere) bir şey vermeyin ki dağılıp gitsinler” diyenlerdir. Hâlbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Fakat münafıklar (bunu) anlamazlar" (Münafikun Süresi; 7). Bunlara Allahın size verdiği rızıkları paylaşın denildiğinde, bunlar Allahınız doyursun diyenler. "Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden hayra sarfediniz, denildiğinde, kâfirler müminlere dediler ki: Allah'ın dilediği takdirde doyuracağı kimseleri biz mi doyuracağız? Siz gerçekten apaçık bir sapıklık içindesiniz" (Yasin Süresi; 47).
İşte bu zümrenin Suriyeli kardeşlerimizden hiçbir nasibi olmadı. Kutsal Kitabımız bu zümreyi 1500 yıl öncesinden ne güzelde anlatmış değilmi, Ayetleri okuduğunuzda sanki günümüzü anlatıyor gibi. İşte bu yüzden kutsal Kitabımız evrensel, her çağ için geçerli diyoruz. Hangi çağda yaşarsanız yaşayın, okuduğunuzda sanki sizin çağınıza hitap ediyormuş izlenimi alırsınız. İginç nokta tabiiki aradan 1500 yıl geçmesine rağmen kötülüğün hiç değişmemiş olması. O dönemin kötüleri ne tür tavır benimsedilerse günümüz kötüleride aynı tavırı benimsiyor. Bu tutumlarıylada kaybeden Suriyeli kardeşlerimizmi oldu; hayır, tam aksi kazanan onlar oldu, en basiti ülkelerine tekrar kavuştular. Burada kaybedenler bir defacık bile güler yüz veya tatlı dil gösteremeyen o kalbi katı, nefsi kötüleşmişler oldu.
Bu salaklar zümresi bu tutumlarıyla üzerlerinde ne tür günahları aktif ettiler bundanda habersizler. Bundan sonra bunların hayatı en ağır işkencelere, tacavüzlere, idamlara kalmakla, vatansız evsiz damsız mülksüz çadırkentlerde ve açıkta yaşamak, dilenmeye mahkum olmakla geçecek. Kendilerine sığınan insanlar neye maruz kaldıysa onlarda o olaylarla yüzleşecek. İnanmıyormusunuz; araftakilere geldiğimizde onların yaşadıklarını iyi okuyun, onları affetmeyen Allah bu soldakilerimi affedecek, cezasız bırakacak, elbette bırakmayacak, çok daha kötüsünü onlara yaşatacak.
Şunu asla unutmayın, kader hangi konuda birisini sizinle temasa geçiriyorsa bilinki o kişiyi o duruma sokan günah sizde de var. Böyle bir durumda kişiye yardım ederseniz kendinize etmiş olursunuz, o yardımınız üzerinizdeki günaha kefaret sayılır. Eğer yardım etmezseniz, o zaman kaybeden sizden yardım eden olmaz, siz olursunuz, üzerinizdeki o konuyla ilgili günah aktif olur ve kader sizi o kişinin durumuna düşürür. O yüzden Allah el açıp isteyeni geri çevirme, azarlama der; "El açıp isteyeni de sakın azarlama" (Duha Süresi; 10).
Not: Üzerimizdeki bir günahın bizde aktif olma vakti geldiğinde Allah o günahla ilgili bir hayr ortamını ayağımıza getiriyor, bundan yararlandığınız kadarda o günahın aktif oluş zamanı erteleniyor, sizi etkileyecek şiddetide azalıyor. Allahın merhametini görüyormusunuz? Atasal günahlardan, üzerinizdeki günahlardan, kaderin nasıl işlediğinden habersiz, ataist müslüman farketmez, herşey ve her konuda zır cahil olsanız dahi, Allahu Teala herkese üzerindeki yükün aktif olma sürecini ertelemek, o yükü hafifletmek için iyilik yapma fırsatını ayağına kadar getiriyor, hemde her günahta, hemde o günah aktif olmadan öncesi. Bu fırsatlar karşınıza çıktığında da siz o kişiye tatlı dil güler yüz gösterecek kadar iyilik yapamıyorsanız, o zaman başınıza felaketler teker teker geldiğinde ağlayıp sızlamayın.
Not: Suriyedeki işkence, tecavüz ve soykırım merkezlerini (hapishaneler) gördünüz değilmi? Suriyeli kardeşlerimiz bundan kaçtı ve bize sığındı. Bunlar öylesine ülkelerini terketmemişti, nasıl ilk Müslümanlar sevdikleri Mekkeyi terk etmek zorunda kaldılarsa, onlarda terketmek zorunda kalmıştı. Ülkemizde bir kısım lanetlenmiş zümrede onları esad'a iade edecek, o işkencelere maruz bırakacaktı. 1945 boraltan köprüsü utancını bu millete yeniden yaşatacaklardı. İyilik nasıl soydan soya devam ediyorsa, kötülükte ediyor. Suriyede bunu baas rejimi yaptı, ülkemizde bunun muadili ise kemalistler. İnsanların işkence edilmesinden rahatsızlık duymayan bu tayfada mutlaka sonunu görecek. Suyriyede nasıl çöktüyse bizde de çökecek.
İlginç olanı bunların demokrasi ve özgürlüğü hiç ağızlarından düşürmemeleri, her yere kalp işareti yapmalarına rağmen bu kadar kötü olabilmeleri. Birde tabiki erdoğana diktatör demeleri çok ilginç. Bu bize neyi gösteriyor; en basiti diktatörlüğün bunların kaderine yazıldığını gösteriyor. Birşeyi sürekli ağzınıza alırsanız, demek o konuda üzerinizde kadersel bir yük var. O yük sizde nasıl ve ne kadar açığa çıkacak, işte bunuda günlük amelleriniz belirliyor.
Örneğin; bunların üzerinde diktatörlükle ilgili bir yük var, yani bunlar bir gün gerçek bir diktatörle yüzleşecekler, örneğin hz Mehdi, kimbilir belki onun çıkma vaktide gelmiştir, o yükten kurtulmaları içinde Allah bunların ayağına bir diktatörden kaçan bir topluluğu getirdi. Neden; çünkü İslam dini kıssas kuralına göre çalışır, diktatörlükle ilgili bir yükten kurtulmak istiyorsanız, diktatörden kaçanlara iyilik yapmak zorundasınız. Bu zümreye diktatörlük günahı nasıl bulaştı; çok basit, ülkemizde her 20 yılda bir askeri darbe oldu, darbelerde diktatörlük bir rejim ortaya çıkardı, bu zümrede bu darbeleri sürekli destekledi.
Şimdi; bunlar o topluluğa iyilik yapmış olsalardı, diktatörlükle ilgli yükten kurtulurlardı, onlar ama iyilik yapmadı, tam aksi kötülük ve düşmanlık sergilediler. Bu durumda kader bunların üzerindeki diktatörlükle ilgili yükü affedermi; affetmez, o yükün en ağır şekilde açığa çıkmasını sağlar. Şunu net anlayın, esad rejimi döneminde kim biz bunları geri göndereceğiz dediyse, bilinki o hapishanelerde işlenen tüm kötülükler bunların kaderine yazıldı ve aktif hale geldi ve bunlar mutlaka o kötülüklerle karşılaşacaklar.
Değerli dostlar; bu ırkçı, faşist, kemalist, dinsiz imansız tayfayı ele alsak bir kaç ciltlik yazı çıkar, o yüzden iyilikten nasibini almamış ve yakında üzerlerine büyük felaketlerin çökeceği bu lanetlenmiş zümreye daha fazla zaman harcamayalım. Biz 4-5 yıl öncesi Suriyeli kardeşlerimizle ilgili bir yazı kaleme almıştık ve onlara sahip çıkmanın önemini siz anlatmıştık. Bunu değerlendiren değerlendirdi, değerlendiremeyen ise hapı yuttu, örneğin araftakiler.
Gelelim araftakilere; araftakiler ilginç tipler, bunlar hayrlarını yapar, namaz kılar oruç tutarlar ama günlük hayatlarını o ibadetleri doğrultusunda yaşamazlar. Bunların hayatını incelediğinizde inanç dünyaları ile yeryüzü yaşantılarının örtüşmediğini görürsünüz. İbadetlerini yaparlar ama hayatlarını İslamın emirleri doğrultusunda yaşamazlar. Örneğin; bunlar hayrlarını yapar, namaz ve oruç tutarlar, diğer taraftan ama suriyeliler ülkeyi işgal etti, her biri 5 çocuk doğuruyor gibisine arkalarından sürekli çekiştirir, dedikodusunu yaparlar, üstüne başkalarınıda gaza getirirler, Suriyeli kardeşlerimizin arkasından olumsuz konuşanlarıda susturmazlar.
Dolayısıyla bu zümrede Suriyeli kardeşlerimizden nasibini alamadı. Kadersel olarak Suriyeli kardeşlerimiz neyi temsil ediyor demiştik; nelere maruz kaldılarsa onları temsil ediyor. İşkenceler, tecavüzler, yurtsuz, evsiz, mülksüz, aç ve açıkta kalmayı, bombalara ve yıkımlara maruz kalmayı temsil ediyor. Kader sizi bu bireylerle karşılaştırıyorsa o zaman sizde ne var demiştik; sizde de o yükler var demiştik.
Ülkemizde yaşayanların üzerinde de o yük olduğunu nereden anladık; 6 şubat depremlerinden anladık. Bir gecede 11 ilimizde yaşayanlar evsiz, yurtsuz, mülksüz, aç ve açıkta kaldı. Suriyeli kardeşlerimiz nasıl çadırkentlerinde yaşamak zorunda kaldıysa bunlarda kaldı. Kalmak zorundamıydılar; hayır. Kaderlerinde o yıkım vardı, ama o yıkımı yaşamak zorunda değildiler. Allah onların ayağına yıkımdan kaçan insanları göndermişti, eğer yıkımdan kaçanlara sahip çıksalardı, onlar o yıkımla yüzleştirilmeyeceklerdi (kıssas kuralı).
Araftakiler ama yinede şanslı, çünkü onlar sadece Suriyeli kardeşlerimizin yurtsuz, mülksüz, aç ve açıkta kalma yüküyle yüzleştiler, işkence ve tecavüzlerle değil. Yani, günlük ibadetleri onları yine bir nebze korumuş. İbadeti olmayanları neler bekliyor acaba buradanda soldakilerin akıbetini siz hayal edin. Suriyeli kardeşlerimizin üzerinde taşıdığı yükün bir kısmı araftakilerden çıktı, çünkü onlar ayağına gelen kısmeti geri tepti, değerini bilemedi. O yükün diğer kısmını, daha ağır olanıda soldakilere inecek.
Kim o soldakiler; batı illerimizde kıyı şehirlerimizde yaşayan o şımarık, kendisini üstün ve elit gören bir tayfa var ya işte onlar. Ne zaman inecek; kimbilir belkide çok az kalmıştır. Araftakiler yüzleştiyse, onların yüzleşmesinede az kalmıştır. O kötülüklere topraklarmızdamı maruz kalacaklar; hayır, anadolu o zulümleri kaldıramaz. Anadolu insanlığın ikinci çıkış noktası, Nuh as'ın tufan sonrası yerleştiği topraklar, bu topraklar zulme maruz kalanları ağırlamak için varedilmiş, zulüm edenler için değil. Dolayısıyla zulüm edenleri ve zulümü bu topraklar kendi üstünde barındırmaz. Yapanları kovar. Yani, bu lanetlenmiş tipler bu topraklardan kovulurlar, o kötülükleride göç ettikleri yerlerde yaşarlar.
Konu, konuları açıyor, bu kadarlık bizce yeter, umarız konuyla ilgili gereken bilgi ve ilhamı almışsınızdır. Lütfen iyilikten vazgeçmeyin. Eğer hayatta iyilik görmek istiyorsanız, o iyiliği ilk önce siz ekmeniz yani başkasına göstermeniz gerekiyor. Hayat kıssas üzerine kurulmuş, bu hayatta ne ekiyorsanız onu biçiyorsunuz. Sizde her yere iyilik ekinki her yerden iyilik göresiniz ve unutmayın; yaşadıklarınız içinizdeki yükün dışa yansımasıdır. Kader kimi ayağınıza getiriyorsa, bilinki o konuda üzerinizde bir yük var. Dolayısıyla hayatı başkaların üzerinden değil, kendi üzerinizden okuyun.
Örneğin; o kişi o iyiliğe muhtaç duyduğu için değil, siz o iyiliğe ihtiyaç duyduğunuz için iyiliğinizi yapın. Kaderin ayağınıza getirdiği iyilik yapma, yani üzerinizdeki bir yükten kurtulma fırsatlarını geri tepmeyin, o anları büyük bir nimet olarak görün ve en iyi şekilde değerlendirin. İyilik yaparsanız kendinize yapıyorsunuz, kötülüğüde keza başkasına değil kendinize yapmış oluyorsunuz. Kendinize, ailenize, sevdiklerinize, sizi sevenlere, milletimize, devletimize, dinimize çok iyi bakınız. Allaha emanetsiniz. -09.12.2024