• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler............     
"Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir" (Mücadele Süresi; 58).


 




kefaret oruçları ve 10 gün
örtünme vs temiz kalp
gıybet ve kurtcuklar
sihir ve örümcekler

siyaset- küresel ısınma yalanı (2)


2. Bölüm

Hayatı sorgulayın: başınızdaki bilim müritleri gibi hayatınızı mal gibi yaşayanlardan olmayın, hayatı ve içinde bulunduğunuz düzeni sorgulayın çünkü eninde sonunda bu küresel çete size ve ailenize bulaşacak. Olayları sorgularsanız tuzakları önden okur ve hazırlıklı olursunuz. Unutmayınız, şeytan kötülükle değil iyilikle sizi kandırır. İyi birşey yaptığınıza inandırarak sizi kötülüğe sürükler. Örneğin; demokrasi ve özgürlük gibi kavramları kullanarak sizleri ülkenize ihanet etmeye sürükler, milletiniz aleyhinde iş tutmaya iter. Şeytan yaldızlı, kulağa hoş gelen kelimeler kullanır, lütfen kişilerin sözünü dinlemeden ilk önce söyleyene bakın.

Örneğin; amerika. Dünyayı ateşe veren dünyanın ısınmasından ötürü kaygılıyız diyorsa, bilinki bu bir oyun. Dünya, çevre gibi güzel yaldızlı kelimeler ile size bir tuzak kurma peşinde. Söze değil söyleyene bakın. Söyleyen adamsa söylenene kulak asın. Duygularınızın suuistimal edilmesinede izin vermeyin. Nefret kişiyi başkaları için kullanışlı hale getirir. Birilerine olan nefretinizi başkaları kendi lehlerine kullanmasın. Örneğin erdoğan. Erdoğan önemsiz bir figür. Erdoğanı hedef gösterip sizi tuzağa düşürmesinler. Hayatınıza yön veren ve müdahil olan erdoğan değil küresel aileler. Erdoğana değil koçlara sabancılara dünyayı kontrol eden ailelere odaklanın. Küresel çete bu aileler üzerinden ülkeleri istila ediyor ve ülkelerdeki projelerini (cinsiyetsiz, ailesiz bir toplum, topraksız tarım, singularity vs) hayata geçiriyor.

Örneğin; fenerbahçe spor kulübü istanbul sözleşmesinden çıkılmasından ötürü üzüntü duyuyorsa, websitesinde böylesine bir bildiri yayınlıyorsa bilinki bu fenerbahçe ile ilgili değil, koç ailesi ve küreselcilerle ilgili. Fenerbahçe camiasının gücünü kullanıp kendi kafalarınca hükümete posta koyuyorlar.

Günümüzde kötülüğün tespitini yapmak çok kolay, küresel çeteye bağlı şirketler birşeyin arkasındaysa ve hepsi bir anda birşeyi savunuyorsa o zaman bilinki o iş kötü. Olayları okurken olay üzerinden değil aileler üzerinden o büyük fotoğraf üzerinden okuyun. Örneğin; ispanyada bir erkek öğretmen kadın kıyafeti ile okula geliyor ve gerekçe olarakta kıyafetin cinsiyeti olmaz diyor. Bu kendi başına cinsiyetsiz insan projesini akla getirmeye bilir, fakat aynı anda çizgi animasyonlarında erkek karakterlere sürekli etek giydirilirse, eğlence programlarında komedi adı altında erkeklere sürekli kadın kıyafeti giydirilirse, ünlü hollywood yıldızların erkek çocukları kadın kıyafetleri giymeye başlarsa, ünlü spor markaları erkek spor ayakkabı modellerinin topuk kısmını kalın yapmaya başlarsa, imamoğlu başkan seçilir seçilmez başvuru belgelerinde cinsiyet bölümüne "diğer" seçeneğinide koydurtursa o zaman burada bir üst aklın iş başında olduğunu anlayınız.

Bir kişinin hareketi kendi başına bir anlam ifade etmeyebilir, birbirinden bağımsız gibi görünen kişiler ama her biri aynı şeyi yapıyorsa, o zaman bilinki burada bir üst akıl devrede. Örneğin; LGBT. Eğer ABD dışişleri bakanlığı tüm konsolosluklarına LGBT bayrağının göndere çekilmesini emrediyorsa, tüm küresel şirketler logolarını LGBT renkleri ile süslüyorsa, imamoğlu başkan seçilir seçilmez İBB'de bir LGBT ofisi açıyorsa, izmir büyükşehir belediyesi binanın kolonlarını LGBT renkleri ile süslüyorsa bilinki bu işin arkasında küreselciler var. Geçmiş medeniyetlerin çöküşü sapkınlıkların topluma yayılması sonrası başladı. Erkekler kadın, kadınlarında erkek yapılması, eşcinsel ilişkilerin önplana çıkartılması sonucu çöküş başladı. Geçmiş medeniyetleri çökerten satanistler yine iş başında.

Biz ABD'yi satanistlere kaptırdık, AB'nin ulusalcılar direniyor ama onlarda bu savaşı kaybettiklerinin farkında, şimdide ülkemize ve doğuya doğru yayılmaya başladılar. Sapkınlıklar hayatımızın normal bir parçasına dönüştürülüyor, buna direnenlerde linç ediliyor ve toplumdan dışlanıyor. Kendinizi, ailenizi ve içinde yaşadığınızı toplumu koruma adına, lütfen yaşanılan olaylara duyarsız kalmayın. Bir avuç LGBT'li, 84 milyon insanı yönetir ve geleceğini şekillendirir hale gelmesin.

Bizler hayatı birey olarak yaşıyoruz, hayatta kalmak için yaşıyoruz, başkaları ise örgüt olarak yaşıyor ve yeryüzünü ele geçirmek ve insanlığı yok etmek için çalışıyor. Biz olayları sürekli kendi dar bakış açımızdan değerlendirdiğimiz için, başkalarınında kendimiz gibi kendi hayatına odaklı bir yaşam sürdürdüğüne inanıyoruz. Birilerinin bizden daha büyük hırslara sahip olabileceği, hatta bizim rızkımıza ve geleceğimize göz dikebileceği aklımıza gelmiyor. Buradan hepimize günaydın demek gerek; herkes sizin gibi günü birlik ve ben merkezli yaşamıyor. Örneğin; fetö. Örneğin; nurcular. Örneğin; süleymancılar. Örneğin; kemalistler. Örneğin; antifa. Örneğin; mason locaları.

Siz bir birey olarak hayatı yaşarken, başkaları gücün ve başarının kolektifte yattığını keşfetmiş. Siz birey olarak hayatı yaşarken, başkaları harıl harıl örgütleniyor ve bunuda bir amaç doğrultusunda yapıyor. Bazıları ülkeleri ele geçirmek için örgütleniyor bazılarıda dünyayı. O yüzden lütfen ama lütfen hayatı sorun ve sorgulayın çünkü eninde sonunda ya askeri darbe üzerinden ya moda üzerinden ya gıda üzerinden ya çocuklarınız üzerinden ya da aşı üzerinden bu küresel çete size bulaşacak. Örneğin istanbul sözleşmesi. Batı ülkelerinde ilk okuldan itibaren küçük çocuklara, kız veya erkek farketmez, hepimiz insanız hepimiz eşitiz, istediğiniz cinse aşık olmakta özgürsünüz felsefesini aşılıyorlar. Bundan sonra hepimiz insanız ve eşitiz palavralarına kanmadan, eşitiz demekle bunlar neyi kastediyor bunu bin düşünün. Olayları sorgular ve araştırırsanız doğru zamanda doğru kararları verir kendinizin ve ailenizin geleceğini kurtarırsınız, aksi takdirde geçmiş olsun.

Kim bu küreselciler? Parayı basan ve dünya ticaretini kontrol eden aileler. Bunlar yüz yıllar öncesi ticaret yollarını kurdu, ham madde için ülkeleri istila etti, sonrada o ülkelerde kendilerine biat eden ailelerle birliktede bir ticaret ağı kurdu. Bunlar kendi aralarında alış veriş yapar, temsilcilik ve distrübütörlüğüde kendilerine bağlı ailelere verir. Bu şekilde kendilerine bağlı olan aileleri zengin eder ve kendi aralarındaki o sıkı bağı korur. Neden aileler üzerinden hareket ediyorlar, çünkü aileleri kontrol etmek daha kolay. Aileler arası evlilik yapıp o mülkün belirli bir zümre içinde kalmasını sağlamak daha kolay.

Örneğin; çok ortaklı bir şirketi düşünün, birisi çark ettiğinde kontrol elinizden gidiyor. Bunlar hakkında bilmeniz gereken ilk şey; bunlar ticaret ve parayla uğraşıyor, para ve ticaret sınır tanımadığı içinde bunlar tüm dünyayı kendi yaşam alanı olarak görüyor. Bunlar sınır tanımaz, kendilerini ülkeler üstü görür. Bunlar hakkında bilmeniz gereken ikinci şey; bunlar ülkeleri istila ettiğinde o ülkenin tüm zenginliklerini kendilerine bağlı ailelere verdi, o yüzden bunlar kendilerini yerel halktan daha ayrıcalıklı daha üstün görür. Bunlar hakkında bilmeniz gereken üçüncü şey; bunlara tapınak şövalyesi denir. İnsanı maddi dürtüler değil manevi dürtüler mutlak biata iter. O mutlak biatı sağlamak içinde bunlar, mülke dayalı kurdukları düzene bir inanç felsefesi eklemeleri gerekiyordu, yükselmeyi mümkün kılacak rütbeler, motive edici makamlar vs, çözümüde tapınak şövalye inancında buldular.

Tabii, o inanç sistemine katıldığınız zamanda dönem dönem ritüellere katılıyor ve o ayinlerde her türlü satanist sapkınlığı yapıyorsunuz. Bunlara satanist dememizin sebebide bu, satanist ayinler yaptıkları ve cinsiyetsiz insan projesi gibi şeytanın amellerine hizmet eden projeleri hayata geçirdikleri için.

Bunlar hakkında bilmeniz gereken dördüncü şey; ihracata açıldığınızda bunların ağına düşüyorsunuz. Bunların istemediği bir işe kalkıştığınızda da ya ambargo yiyorsunuz ya size uydurma bir suçlamadan ötürü dava açılıyor ya da milyon dolarlık cezalar kesiliyor. İhracat bir fare tuzağı, para ve zenginlikte yem. Siz yemi yuttuğunuzda tuzağa girmiş oluyorsunuz. Adamlar o ticaret ağını yüz yıllar içinde nice savaşlar ve para harcayarak kurdu, hiç karşılıksız sizden birşey istemedende o ağı kullanmanıza izin verirlermi? Elbette vermezler.

Dünyadan habersiz sizler, o ticaret ağın bir parçası olmayı doğal hakkınız olduğunu düşünüyorsunuz, çünkü sizin mal ekonomistler size ticaretin serbest olduğunu, herkesin yapabileceğini söyledi. Gerçeğin öyle olmadığını, acı gerçeklerle ne zaman yüzleşiyorsunuz, o ağı kuranların sizinle işi düştüğünde. Bir müddet o ticaret ağın nimetlerinden faydalanmanıza izin veriyorlar, palazlanmanızı ve refahınızı artırmanıza izin veriyorlar. Sonrada kapınıza dayanıp sizi belirli şeyleri yapmaya zorluyorlar, örneğin kendi ülke aleyhinize hareket etmeye. Hayır dediğiniz zamanda, ürünlerinizi sattığınız ülkelerde bir anda aleyhinize davalar açılmaya başlanıyor. Milyon dolarlık cezalar ve yoklukla tehdit ediliyorsunuz.

O refahın ve varlığın tadını bir sefer alanda, yokluğu kaldıramayacağı için o baskılara boyun eğiyor ve ülkesi aleyhine çalışmaya başlıyor. O yüzden nacizane tavsiyemiz ihracata girişmeden öncesi bilinki, parçası olduğunuz o ticaret ağın bir sahibi var ve o ağı kullanmanızdan ötürüde birileri bir gün, küçük bir rica için kapınıza dayanabilir. Bunlar hakkında bilmeniz gereken beşinci şey; küreselciler hiçbir ırk, millet, inanç veya değer sistemine bağlı değiller. Bunlar kendilerini kutsar, kendilerine olan sadakatı herşeyden üstün tutar. Sadakat gösteren daha çok mal ve mülkle ödüllendirlir, büyük şirketlere ortaklık yapmasına veya satın almasına izin verilir, CEO yapılır vs. Kim sadakat göstermiyorsa o da cezalandırılır. Küresel düzende birileri ne kadar yükseliyorsa o kadar çok vatan ve milletine ihanet ettiğini biliniz.

Bunlar hakkında bilmeniz gereken altıncı şey; bu küresel çete, ulusalcı olarak tanımlayan yerel güçlere parayı bize verin, gerisi sizin olsun diyordu. Küreselciler paranın kontrolü bize yeter dedi ve ülkelere yerleşti, sonrada sinsi sinsi örgütlendi (sendika, sivil toplum örgütleri, meslek odaları vs), paranın gücüyle insan devşirdi. Elinizi verirsiniz kolunuzu kaybedersiniz misali, şeytana kucağınızı açtığınızda sizi kendisine dönüştürmeden, üzerinizde yüzde yüz kontrol sağlamadan sizi terketmez. Teknolojik ve insani örgütlenme tamamlanıncada bunlar açık açık niyetlerini beyan etti, herşey bizim kontrolümüzde olacak dedi.

Ulusalcılarda doğal olarak buna itiraz ediyor, yeni düzene karşı koymaya kendi ülkelerinin bağımsızlığını korumaya çalışıyor. Yaşadığımız tüm felaketler bununla ilgili, yeni dünya düzenin start tuşuna basılması.
Yeni dünya düzeninde ülke kavramı olmayacak, herkes bir merkezden kontrol edilecek. Örneğin; şimdiden insanlar kendi ülke pasaportuyla değil, aşı pasaportuyla seyehat ediyor. O aşı pasaportuda ülkeler üstü o yeni düzene işaret ediyor. Küreselci ve ulusalcılar arasındaki kavganın özeti bu. Ülkemizde ulusalcı parti olarak MHP ve AKP göze batıyor, fakat ve maalesef olayları okuyamadıkları için, küreselciler ile hareket edip ülkemizi bir felaketten diğerine sürüklüyorlar. HDP ve İP derseniz, bunlar teröristlerin kurduğu partiler.

Birisini PKK kurdu diğerini ise FETÖ. Teröristler nasıl oluyorda legal parti kurabiliyor o da devletin ve istihbaratın ayıbı. CHP derseniz, CHP baykal döneminde ulusalcıydı, vatansever atatürkçülerin, ulusalcıların bir partisiydi ama onuda kaset komplolarıyla yok ettiler. Vatanseverleri tasfiye edip küreselcilere hizmet eden FETÖ ve PKK unsurlarıyla doldurdular. Bu süreç yaşanırken devlet neredeydi, istihbarat neredeydi, her zamanki gibi uyuyordu. Anlayacağınız şuan devletimiz sahipsiz. Her yerden tuzaklara açığız. Rabbim bu aziz millete merhamet etsin ve tez zamanda yardımını indirsin.












hz muhammed
hz isa
sadaka
nasuh tövbesi
kelimelerden türemiş hurafeler
yapay zeka ve şeytanlar