kadın- Kur'an-ı Kerimde kadının konumu (3)
Bölüm 3
Hikayemiz yeryüzünde devam ediyor; YERYÜZÜ- adem tövbe eder: "Bu durum devam ederken Âdem, Rabbinden bir takım ilhamlar aldı ve derhal tevbe etti. Çünkü Allah tevbeleri kabul eden ve merhameti bol olandır" (Bakara Süresi; 37). Tefsir: hz adem yeryüzüne atıldığında çok pişman olur çok üzülür çok ağlar ve çok dua eder. Bu dualar ve üzüntüsü üzerine gökten ilhamlar almaya başlar. Rivayetlere göre, bu ilhamlar peygamberimizle ilgili. Cennetteyken peygamberimizin ismini bir yerlerde yazılı olduğunu hatırlar. Peygamberimiz sav yüzü suyu hürmetine beni bağışla der ve bunun üzerine tövbesi kabul olur. Yine rivayetlere göre 200 yıl boyunca ağlar, bağışlanmak ister.
YERYÜZÜ- hava, tövbe etmez: "Onlara, Adem'in iki oğlunun kıssasını doğru olarak anlat: İkisi birer kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş, diğerininki edilmemişti. Kabul edilmeyen, "And olsun seni öldüreceğim" deyince, kardeşi: "Allah ancak sakınanların takdimesini kabul eder" demişti" (Maide Süresi 27). Cennetten kovulduktan sonra adem babamız tövbe eder, hava anamız ama değil. Hava anamızın tövbe etmediğini nereden anlıyoruz, kabilin habili öldürmesinden. Bakara Süresi 37 bize adem babamızın tövbe ettiğini ve bu tövbesinin kabul edildiğini anlatır. Maide Süresi 27-31 de bizlere kabilin habili öldürdüğünü anlatır. Kabilde olan bu kötülükte nereden geldi?
Bizler biliyoruzki çocuklarda görünen kötülük atalardan gelir. Bu kötülük adem babamızdan gelemez çünkü adem babamız tövbe etti ve peygamber kılındı. Geriye tek şık kalıyor, o da hava yani kadın. Kabile seriyat eden o kötülüğün bir tek kaynağı olabilir, o da kadın. İşlenen suçun içeriğini incelediğimizde, kabil'in Allaha adak vermede gönüllü olmadığı yani Allaha bir isyan içinde olduğunu görüyoruz. Oğuldaki kötülük havadan geliyorsa demek bu isyankar hisler havada da var. Demek hava anamız, cennetten kovulmayı hazmedememiş. Kovulmak kendisine çok koymuş olmalıki, göğe karşı içinde bir öfke ve kin birikimiş. Bu kinde evlatları arasında kabilde açığa çıktı.
YERYÜZÜ- kötülüğün kaynağı kadın: gökten kovulmamıza sebep olan kadındı, yeryüzünde ilk kanın akıtılması ve yeryüzünde insanlar arasında kötülüğün açığa çıkmasının kaynağıda kadındır. Okumaya devam edin, gururunuzu o azgın nefsinizi daha çok inciteceğiz...
YERYÜZÜ- erkeği yine yönetici olarak atar: Ademin tövbesi sonrası adem ve hava bir araya getirilir ve aile kurulur. Erkeğide Allah bu müesseseye yönetici olarak atar. Hangi kriterlere göre bu atamanın yapıldığınıda anlatır; "Erkekler kadınlar üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından harcamaktadırlar.." (Nisa Süresi; 34) Tefsiri: bu Ayetten çıkaracağınız çok ders var, bunlardan birisi erkek ve kadının birbirine eşit olmadığı. Erkek ve kadın birbirine eşit olamaz, çünkü bu Ayet erkeğin daha üstün bir yaratılışa sahip olduğunu söylüyor. Bu Ayet ile Allah birşeyi daha yapar o da idarenin kimde olduğunu söyler. İdare etmeyi yani yönetimi erkeğe veriyor. Kadın yönetici olduğunda bundan hayır gelmez, çünkü kadın idareyi devraldığında bu Ayeti çiğnemiş oluyor.
Örneğin; bir kadın bir gurup erkekler üzerine idarecilik yapıyorsa hem o kadın hem o kadını atayan kişiler Allahın bir Ayetini çiğnemiş oluyor ve bununda bedeli onlara ağır olur. Bunları bilmiyordunuz değilmi, bunları size anlatmayanlarda elbette bir gün hesaba çekilecek. Bu Ayet ile Allah birşeyi daha belirtiyor o da harcamanın kim tarafından yapılacağını, yani kazancı erkek ile ilişkilendiriyor. Neden? Erkeğin yaratılıştaki o üstünlük yeryüzünde de devam etmesi gerekiyor. Gökteki üstünlük tanımı ile yeryüzündeki tanım ama farklı. Allahın üstünlük tanımı ile insanın tanımı farklı. Yeryüzünde üstünlük mal ve maddiyat ile ölçülüyor. En çok mal en çok kazanç kimdeyse en üstün o oluyor. Üstünlük tanımına o yüzden Allahu Teala birşey daha eklemesi gerekiyordu, o da mal sahibi olmayı erkekle ilişkilendirmek. Eğer erkek, gökteki üstünlüğünü yeryüzünde de sürdürmek istiyorsa, malın sahibide o olması gerek.
O yüzden miras dağıtımında erkeğe daha fazla veriyor Allah. Kadını iş hayatına attığınızda ama ne yapıyorsunuz; kadında mal sahibi olmaya başlıyor. Allah erkeği yönetici kılarken, buna iki gereksinim sunuyor, birisi yaratılışı daha üstün diyor diğeri ise malından harcama yapıyor diyor. Kadın, erkekten daha fazla mal sahibi olmaya başladığında ama, Allahın belirlediği üstünlük kriterlerinden birisi gidiyor. Bir de bir çok erkeğin ezik ve layt olduğunu düşünün, yaratılıştaki üstünlükte böylesine gidiyor. Artık kadının o evde egemen olmasının önünde hiçbir engel kalmıyor. Ne mahsuru var bunda diyorsanız; hava anamızın akıbeti ortada, buyurun, yolunuz açık olsun.
- Unutmayın; erkek için cennetten kovulmanın bedeli çalışmak. Bir erkek çalışmazsa bedeli ödeyemez, bedeli ödeyemezse cennette geri dönemez. Bu bedel kadın için doğum, çocuk ve yeryüzü nimetlerinden uzak durmak, erkek içinde çalışmak çalışmak ve çalışmak. Bu da çalışmayan erkeklere uyarımız olsun. Çalışmaz bunuda helalinden yapmazsanız, cennete giremezsiniz. Nokta!!
- Hanımlar; siz kendinizce benim bir erkekten ne eksiğim var diyor olabilirsiniz. Bu kendiniz için geçerlide olabilir, ama her kadın sizin gibi eğitimli ahlaklı ve kültürlü değil. Kendi seviyenizden dünyayı okumayın. İlahi düzen istisnalara göre var edilmez. Siz belki erkekler aleminde iffetinizi, ahlakınızı, ruh sağlığınızı ve bedeninizi korumuş olabilirsiniz, sizdeki o irade o ahlak ama kaç kişide var? Kendi bakış açınızla lütfen dünyayı okumayınız. Çevrenizdeki en zayıf halkayı bulun ve onun gözünden dünyayı okuyunuz. Çevrenize bir bakın. Yaparsın, edersin, senin neyin eksik diye gaz verdiğiniz genç kızların her biri genç yaşlarda teker teker iflas ediyor. Hayat, sizin dizilerde aktardığınız gibi hizmetçilerden lüks yaşamdan, yalılar ve villalardan ibaret değil.
Bir tv programında sunucusunuz veya bir dizide rol alıyorsunuz veya bir sanatçısınız veya bir memur; zaptettiğiniz makamların kaçı açık, kaç tane açık pozisyonunuz var? Belki bir avuç belki daha az. Siz ama kaç genç kıza gaz veriyorsunuz; milyonlara. Varsayalımki bir kaçı dizilerinizde yer almayı başardı, memur olabildi doktor olabildi geri kalan milyonlara ne olacak? Genç kızlarımıza çok büyük kötülük yapıyorsunuz. Sen yaparsın edersin gazı ile bu genç kızları o güvenli limanlarından alıyor, o huzur içeren evlerinden kopartıyor ve onları açık denizlerde ölüme terk ediyor, yalnızlığa, tacizlere ve Allaha isyana sürüklüyorsunuz.
YERYÜZÜ- kadını bu sefer uyarır, bu atamaya itiraz etmemesini söyler: "..Onun için sâliha kadınlar itaatkârdır..." (Nisa Süresi; 34).
YERYÜZÜ- erkeğede bu sefer sana itiraz edeni cezalandır der: "...Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün Tefsir; kadınların en çok rahatsız olduğu Ayet bu Ayet. Ellerinde imkan olsa silip atacaklar. "Andolsun biz Musa´ya Kitab´ı verdik. Ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa´ya da deliller verdik. Ve onu, Rûhu´l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Ama ne zaman size bir peygamber nefislerinizin hoşlanmadığı bir şey getirdiyse büyüklük taslayarak kimini yalanladığınız kimini de öldürdüğünüz, doğru değil mi!" (Bakara Süresi; 87).
Yahudilerin hoşlarına gitmeyen Ayetleri reddetmesi gibi; "Andolsun biz, Israilogullari´ndan söz aldik ve onlara peygamberler gönderdik. Fakat ne zaman onlara bir peygamber nefislerinin hoslanmadigi bir sey getirmisse, bunlardan bir kismini yalanlamislar, bir kismini da öldürmüslerdir" (Maide Süresi; 70 )Bu kadınların kalbindeki iman demek yahudilerin kalbindeki iman kadarmış. Bunların başlarındaki örtülere, kıldıkları namazlara kanmayın, bunlar imanı henüz kalplerine seriyat etmiş değil. "Bedevîler «İnandık» dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama «Boyun eğdik» deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve elçisine itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir" (Hucurat Süresi; 14).
- Bakınız; yahudiler ile aynı akıbeti paylaşmak istemiyorsanız hoşunuza giden Ayetlere inanıp hoşunuza gitmeyenlere inanmamak yapmayın. Tüm Ayetlere eşit inanın eşit biat edin. İki; bir Ayete göre olayları yorumlamayın. Birilerin sizi bir Ayete odaklamasına, sonrası bakın Allah ne kadar zalim, İslam ne kadar vahşi deyip sizleri Allahın adaletini ve İslamı sorgulamasına itmesin. Hikayeyi baştan sona kadar okuyun sonrası olaylar hakkında bir yorum getirin. Bu hikaye cennette başlar, bir kovulma ile sonuçlanır ve bu kovulmanın sebebide kadın ve iblistir. Bu ikisi yeryüzünde de ittifak halinde ademin oğullarına karşı savaş açmış durumda.
Şimdi; Allah iblisten uzak durmamızı emreder, fakat kadından uzak durma şansımız yok. Kadın erkeğin isteği üzerine var edilmiş, bu sorumluluğuda sonsuza dek omuzumuzda taşıyacağız. Bu hikayede de kadın bizi içten yıkan kişi rolünü oynuyor. Kale içten yıkılırmış misali, büyüttüğümüz kızlarımız ve eşlerimiz iblisle iş tutup erkeğin iktidarına son vermek istiyor. Örneğin; erkek ve kadın eşittir dediğiniz an erkeği halifelik tahtından indirmiş oluyorsunuz. Allahta bu şer ittifakını baştan bildiği için ve erkeğin hesap gününde, ben laf dinletemedim gibisine mazeretlere sığınmamamız için, cennette vermediği bir yetkiyi veriyor; gerekirse döv diyor. Ne yap et kadını kontrol et, tüm yetkini kullan, yeryüzü dışında ikinci bir şansın yok ey ademoğlu diyor.
Kadını dövme olayını şu şekilde bakarsanız daha sağlıklı olur; anne nezdinde bir çocuk ne ise, erkek nezdinde de kadın o. Çocuk anneden çıkıyor, kadında erkekten çıkmış. Bir anne nasıl çocuğunu dövme yetkisine sahipse, erkeğede kadını dövme yetkisi verilmiş. Aslında olayın özü ne biliyormusunuz; bu bir iman meselesi. İmanı sağlam birisi, kadını dövebilirsiniz diyorsa Rabbim bunu sorgulamak haddime değil der. Rabbim söylediyse bildiği birşey vardır der. İmanında sıkıntısı olan ise bin dereden su getirir. Bu Ayete binbir çeşit izah getirmeye çalışır.
- Not: bu Ayet kadını dövebilirsiniz derken yumruklamadan bıçaklamadan, kadına zulüm etmekten veya kadına işkence etmekten bahsetmiyor. Neyden bahsediyor; Kur'an-ı Kerim bu konuda da bizi gizemde bırakmamış, dövme nasıl gerçekleşebilir bununda örneğini bize vermiş; "Eline bir demet ot al da onunla vur, yeminini böyle yerine getir. Gerçekten biz Eyyub'u sabırlı (bir kul) bulmuştuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah'a yönelirdi" (Sad Süresi; 44). Bizim tavsiyemizde bu yönde; karınızı güzel bir dil ile uyarın, dinlemez ise yatağınızı ayırın, halen dinlemez ise o zaman bir ot süpürgesi veya bir çalı süpürgesi alın ve onunla dövün. Elinizle karınıza temas etmeyin, süpürgenin sapıyla yani sert cisimlede vurmayın. Bir demet çalı veya ot, acıtmayacak şekilde vurun. Acıtmıyacaksa o zaman dövmenin amacı nedir diye soruyorsanız, çok basit; buradaki amaç fiziki incinme değil, buradaki amaç kişinin gururunu yani nefsini kırmak.
4. Bölümde devamı gelecek...