kadın- Kur'an-ı Kerimde kadının konumu (2)
Bölüm 2
GÖKTE- erkek, yöneticilik görevi yerine getirmez: "And olsun biz, daha önce de Adem’e (öğüt) vermiştik. Ne var ki o, (öğütü) unuttu. Onda azim de bulmadık" (Taha Süresi; 115). Tefsir; hz adem yumuşak huylu yaratılmış. Azimden yoksun bir yapıya sahipti. Günümüzün tabiriyle layt erkek tipi bir yapısı vardı. Hava yaratıldıktan sonra, ademle top gibi oynadı. Buraya gel adem buraya git adem, şunu yap adem şunu yapma adem vs. Adem kendisi yönlendirmesi gerekirken, yönetilen kendisi oldu. Kadının ağzı ile hareket etmeye başladı. Sonuç; sonucu çok ağır oldu. Kadının ağzı ile hareket etti, cennetten kovulmamıza sebep oldu. Buradan çıkarmanız gereken üçüncü ders, kadın yönetimi ele aldığında bunun sonucu iyi ve hayrlı olmuyor. Kadına yönetimi devrettiğinizde erkeği yönetici kıldık Ayetini çiğnemiş oluyorsunuz, Ayetlerin çiğnendiği bir yerde de hayrlı işler yeşermiyor.
- not: gökte yaşanılan olaylar ile Allah bizlere neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlatıyor. Yeryüzü yaşantımız için normları bize belirliyor. Yoksa siz gökteki hadiselerin tesadüfen geliştiğinemi inanıyorsunuz? Bu kıssaları Kur'an-ı Kerim boşuna anlatmıyor. Buradan bizlerin yeryüzü hayatı için çıkarması gereken dersler var. Bu derslerden biriside gökten kovulmamıza sebep olan kadının olduğu bilgisidir. Erkek yönetimi kadına devrettiği an gökten kovulduk. Size bir milyonluk soru; kadına yönetimi devretmemiz Allahın bizi kovmasıyla sonuçlandıysa, yeryüzünde yönetimi tekrar kadına devrederek Allahın bizi cennete nasıl geri almasını bekliyorsunuz?
Akıl var mantık var, eğer kadının peşinde koşmak bizleri cennetten kovdurtuyorsa, yeryüzünde kadının peşinde koşmak nasıl bizleri cennete geri götürecek? Kovulmaya sebep olan hata, sizi tekrar kovulduğunuz yere geri götürürmü? Kadın gökte yönetimi ele aldığında bizi aydınlığa ve huzura taşımamışki, yeryüzünde taşısın. İnanılır gibi değil, ders çıkarmamışcasına aynı hatayı yeryüzünde de yapıyoruz. Dikkatinizi çektiyse, o yüzden satanistler (küresel çete) kadını yüceltiyor, kadın önderliğinde bir dünya istiyor. İnsanoğlunun helakı için. Bunlar neyin peşinde koşuyor, bunların arzu ettiği birşey beni aydınlığa götürmez deyip onların savunduğu şeyden uzak durmanız gerekirken, istanbul sözleşmesini uygula rozetini takıyor, itidar muhalefet genç kızlarımızı iş hayatına sürüklemek için elinizden geleni yapıyorsunuz. İnanılır gibi değil.
GÖKTE- erkek yönetimi kadına bırakır, kadında ihanet eder: Adem çok ezik bir karakter ve yeni eşinin peşinden koşturur durur. Bir müddet sonra kadın durumu anlar ve derki, demek burada asıl olan benim. Bu ezikten adam olmaz, sürekli benim dediğimi yapıyor, demek burada yönetmen benim demeye başlar. Başlarda erkeğe bir saygı duyuyordu, erkeğin bu ezik hallerini görünce ama bir müddet sonra o saygıda toz duman olup gider. Kadında bu tarz düşünceler oluşmaya başladığı anda geçmiş olsun, artık o kadından o erkeğe hayr gelmez. Neden? Kadının içgüdüleri güçlü bir erkeği arzular, siz bakmayın kadınların yönetici olmak istemesini, her kadın içgüdüsel olarak güçlü bir erkeği, kendisini yönetecek koruyacak ve domine edecek bir erkeği arzular. Kadın korunmak ve sahiplenilmek ister.
Zayıf erkeklerde kadının bu içgüdüsel ihtiyacını karşılayamaz. Ne olur? Kadın bu ihtiyaçlarını karşılayacak başka erkeklere yönelir, yönelmesede Allah öyle bir erkeği ona musallat eder. Gökte olduğu gibi. Hava anamız hz ademe olan saygısını yitirdi, Allahta ne yaptı; iblis adında bir erkeği ona musallat etti. İbliste hava anamızın aklını çeldi ve hava anamızı, Allaha ve hz ademe ihanet etmeye sürükledi. İblis bir cin, bir melek değil. İblis hür iradeye sahip bir varlık. O dönem melekler katında hür iradeye sahip üç varlık var, ikisi erkek birisi kadın. İblis adındaki cin'in orada, melekler katında ne işi vardı, bunuda "iblis, şeytan ve cin" başlıklı yazımızda öğrenebilirsiniz.
Kader onu orada takdir etmiş, çünkü adem babamız yaratılmadan öncesi onun yeryüzüne inişi takdir edilmiş, insanın yaşamı yeyüzünde olacağı baştan itibaren öyle öngörülmüş ve bu indiriliş bir hikaye'ye ihtiyaç duyuyordu, yeryüzü hayatımız için ibretler içerecek bir hikaye, kulaktan kualağa aktarılacak bir hikaye. Burada kötü rolüde iblis'in üstlenmesi takdir edilmiş. Önden takdir edildiyse, hür irade nerede o zaman diyenlere, "kader" nedir yazımızı okumalarını öneririz.
- Not: saygı kendiliğinden gelmez, bir kişinin size saygı duyması için bir vasfınız olması gerek. Erkek, saygıya değer bir vasıf taşımıyorsa kendisine saygı duyulmaz. Erkeğine saygı duymayan kadına ne olur? Başka bir erkek musallat olur. Hava 'ya iblis musallat olduğu gibi. O erkekte o kadının aklını çeler ve o kadını ailesine karşı ihanete sürükler. O kadını Allahta korumaz çünkü Allahın koruması için o kadının ilk önce Allahın Ayetlerine riayet etmesi gerek. Hangi Ayetleri; saliha kadınlar itaatkardır ve biz erkeği evin yöneticisi kıldık Ayetlerine riayet etmesi gerek. İlahi düzen çok basit, hangi konuda Ayet çiğniyorsanız o konuda korumanız üzerinizden kalkar.
İffet, namus, ahlak bunlar sizi bir yere kadar taşır, eğer bir kadın kocasına saygı duymuyorsa gönlünden ne tarz bir erkek geçiyorsa o tarz bir erkek karşısına çıkartılır. O erkekte kadını ikna edinceye kadar kadının peşini bırakmaz. Kadın ihaneti gerçekleştirdikten sonrada, hatasını anlar ve ne yaptım ben der. İşte, ben ne yaptım diyen kadınların arasına havada girer.
- Senaryo önden belirlenmiş ise özgür irade nerede, hava ve iblis'in suçu ne diyenlere "kader" konusundaki yazımızı okumanızı tavsiye ederiz. Senaryoyu Allah yazar ve kişiler oynar, ancak Allah bu senaryoyu kişilerin niyetine göre belirler. Bunların kaderinde bir ihanet yazıldıysa demek bunların kalplerinde hiyanetlik vardı. Örneğin; iblis, esir olarak göğe çekilir, orada imana gelir ve orada bin yıllarca ibadet eder, o ibadetlerde onu meleklerden daha büyük bir konuma taşır. İbadetlerle meşgul birisinin kaderine neden o zaman kıyamete kadar yaşamak ve Allaha karşı çalışmak yazıldı, çünkü gökte ibadetlerini yaparken bunları art niyet içinde yaptı. Örneğin; melekler ölümsüz ama ben ölümlüyüm, nasıl ölümsüz olabilirim dedi ve gökte o bilgilerin peşinde koşturdu?
Örneğin; ben meleklerin başı oldum, arşa çıkmayı becerirsem orada Allah adında birisi var, onuda alt eder tüm kontrol bana ait olur dedi ve gizlice arşın yollarını aradı. Anlayacağınız sürekli hıyanetlik peşindeydi. Bilmiyordu Allahu Tealanın herşeyi gördüğünü işittiğini bildiğini, kalplerin özünü bildiğini. Sanıyorduki o gizli saklı, Allahın ve meleklerin iş çevirebilir. Tüm ibadetleri takiyyeydi. Bakınız, kader şu şekilde işler; siz birşeye niyet edersiniz, bu sizin hür iradeniz, o niyetiniz ne zaman ve hangi koşullarda gerçekleşecek, içeriği ve sonucu ne olacak bunun detaylarınıda Rabbim yazar. Siz bir niyet ile kaderinizin fitilini ateşliyorsunuz, detaylarını Rabbim yazıyor ve çiziyor. İbliste kendi niyetiyle kendi kaderini çizdi. Sonsuz yaşam peşindeydi, Allahta o doğrultuda ona bir kader çizdi, kıyamet gününe kadar yaşama izni verdi.
Güzel niyetler içinde sonsuz yaşamı dileseydi, kaderine yazılanda güzellikler olurdu. O ama kötü niyetler içinde sonsuz yaşamı diledi, Allahta ona o kötü dilekleri içeren bir kader çizdi. İblis şuan yeryüzünde ne yapıyorsa bilinki o niyetleri gökte, gök halkına (melekler) karşıda besliyordu. O kötü niyetlerini gökte gerçekleştirme fırsatı ona verilmedi, yeryüzünde ama verildi.
GÖKTE- Allah hayal kırıkılığına uğrar: "Bunun üzerine onlar o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. Âdem, Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı" (Taha Süresi; 121). Tefsiri; hz adem bir emire karşı geldi, yasak olan birşeyi yaptı. Bununda bir cezası olması gerekiyordu; "Biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra da çevirdik aşağıların aşağısına kaktık." (Tin Süresi; 4-5). Ne cezası aldı? İnsan temiz ve güzel bir ortamda var edildi (cennet). İnsan ama bu nimetlere ihanet etti, harama göz dikti ve isyan edenlerden oldu.
Sonrası; ademin nesilleri temiz bir ortamda (cennet) gözünü açmaktan mahrum bırakıldı, tam aksi kanlar içinde, küçük ve büyük abdestin çıktığı noktanın tam ortasından dünyaya gelmeye mahkum kılındı. Aşağıların aşağısı denilen nokta, gövdenin en alt noktasıdır (mahrem yer). Çevirdik kelimesinin anlamıda, doğum esnasında başı aşağıya dünya gelmek. GÖKTE- erkeği ve kadını birbirine düşman olarak dünyanın farklı noktalarına kovar: "Allah, şöyle dedi: “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de, kim benim yol göstericime uyarsa artık o, ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker” (Taha süresi; 123). Tefsiri; cennet temiz olanların mekanıdır, kirlendiğiniz an orada kalamıyorsunuz. Adem babamız, hava ve iblis gökte yaşıyorlarda, sonrası asilerden oldular. Bir yasağı çiğnediler yani kirlendiler. Kirlendiğiniz anda cennette kalamıyorsunuz, ilk önce o kiri yakmanız gerekiyor. Cennette yapılan bu yanlışın yakma yeri olarak yeryüzü öngörülmüş. Yeryüzünde yapılan bir yanlışın bedelinide cehennemde yakıyorsunuz.
Sistem aslında çok basit. Başarısız oldukça küme düşüyorsunuz. Gökten bir tabaka aşağıya (yeryüzü), buradanda bir tabaka daha aşağıya (cehennem). Burada ilginç olanı, Allahın birbirinize düşman olarak inin demesi. Adem babamız ve iblisi birbirine düşman kılmakla kalmıyor, kadınıda ademe düşman kılıyor. Sizler sadece insan ile iblis soyun birbirine düşman olduğunu zannediyorsunuz değilmi, durum bu değil, kadında erkeğe düşman kılınmış. Kadın, erkeğin yeryüzü hilafetine gözünü diker, iblis ise ahiret hilafetine.
- Birbirinize düşman olarak inin der Allah. Siz böylesine ağır cümleleri kime sarfedersiniz; sürekli kavgalarından ve şikayetlerinden bıktığınız ve kovduğunuz kişilere sarfedersiniz. Demek kadın sürekli erkekten şikayetçi oldu, erkekte kadından. Demek vıdı vıdı tantana gökte başladı.
- Bu olayın üç faili var, birisi adem diğeri hava ve üçüncüsü iblis. Bunların arasında en suçsuzu hz adem olmasına rağmen, Allah "adem Rabbine asi oldu" der. Neden? Allahın güvendiği ademdi, yönetici yani sorumlu kıldığı ve kendisine muhatap aldığı ademdi, ademinde bu suça karışması, en büyük hayal kırıklığı oldu. Bu Ayet ilede Allah bunu dile getirir ve gökte yaşanılan olayların hesabını ademe keser. Örneğin; ademi hindistanın yağmur ormanlıklarına atar. Soğuk, yağmurlu ve her türlü vahşi hayvanın içine atar. Hava ise, arabistanın çölüne atılır, daha ılımlı bir iklim ve ortama atılır. Hayatta kalma sıkıntısı kendisine yaşatılmaz. Kadın korunması gerekir çünkü yaratılışı bunu öngörür. Allahta o konuda hava anamıza haksızlık etmez.
Buradan çıkaracağınız dördüncü ders; yeryüzünde kadına kıyak geçilmiş, yeryüzünün yükü kadının omuzlarına bindirilmemiş. O yüzden kadınlar Allaha kızmasın, nerede Allahın adeleti demesin, tam aksi sevinsin. Allah onlara kıyak geçmiş. Hayatta kalmak için ne gerek; rızık. Rızık temininden de kim sorumlu kılınmış; erkek. Erkeğe, seni yönetici kılmıştım, uyarılarımı sana yapmıştım, insanoğlun yeryüzüne itilmesinden sen sorumlusun, burada beslenmesi ve hayatta kalmasından da sen sorumlusun artık denilmiş. Örneğin; şirket zarar yaparsa işçiler bundan sorumlu kılınmaz, yöneticiler kılınır. Allahta gökteki başarısızlıktan adem babamızı sorumlu kılmış. Kadına ceza kesmemişmi? Kesmezmi. Kadına ne cezası kesmiş, gelin birlikte bir de yeryüzünde yaşanılan hadiselere bakalım;
3. Bölümde devam edecek...