• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler............     
"Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir" (Mücadele Süresi; 58).


 




kefaret oruçları ve 10 gün
örtünme vs temiz kalp
gıybet ve kurtcuklar
sihir ve örümcekler

kader bölüm 1 (2)- nedir ve nasıl çalışır?


2. Bölüm

Hocam, o zaman biz yeryüzünde ataların günahını veya hayrını yaşıyoruz? Aynen. Doğru olanda bu değilmi? Birisi sizin atanıza çok kötülük yaptığını düşünün, o kişilerin yeryüzünde lay lay lom yaşamasına gönlünüz razı olurmuydu? Olmazdı. Neden o kişiden değilde o kişinin çocuklarından ve torunlarından çıkıyor? Birisi bir kötülük işlediğinde, günahı işleyen kişinin hesabı ahiret hayatına havale ediliyor, çocuk ve torunlarında ise o günahın hesabı yeryüzünde çıkıyor. Çocuk ve torunların bir suçu yok, onlar neden o günahın acısını çekiyor?

Neden, çünkü birisine bir kötülük yaptığınızda o acı o kişiyle kalmıyor, tüm ailesi ve çocukları bundan etkileniyor. Günlük hayatımızda da öyle değilmi, birşeye kızdığımızda bundan eşimiz ve çocuklarımız etkilenmiyormu? Örneğin; birisini dolandırdınız. Ne yapmış oldunuz, o kişinin çocukları ve torunlarının rızkınada dokunmuş oldunuz. Levh-i mahfuzada ne demiştik; kıssas alma makamı demiştik. Sizin işlemiş olduğunuz bir kötülükten ötürü birisi eğer çocuklarına miras bırakamayacaksa, kişinin çocuk ve torunları rızıktan yoksun kalacaksa, o zaman o kötülüğü işleyen kişinin çocuk ve torunlarıda rızık konusunda sıkıntı yaşaması gerek. İlahi adalet bunu gerektirir. Birisine yaptığınız kötülüğün etkisi kişiyle sınırlı kalmadığı, tüm ailesini neslini etkilediği için, kötülük yapanında ailesi ve nesli etkilenmesi gerekiyor.

Siz suçlu taraftaysanız buna burun kıvırtabilirsiniz, mağdur taraftaysanız ama Allah şükür edersiniz, insanın yeryüzünde adaletten kaçabildiği ama Allahın adaletinden kaçamadığı için Allaha bin şükredersiniz. Sizin çocuklarınız nasıl mağdur olduysa mağdur edilenin çocuklarınında o mağduriyeti yaşaması gerektiğini kabul edersiniz. Neden düzen böyle? İnsanları suçtan caydırmak için. İşlediğiniz bir suç çocuklarınız ve torunlarınızdan çıkacağını bilirseniz, belki o kötülüğü işlemekten vazgeçersiniz diye.

Bundan sonra, birisine bir kötülük yapmadan öncesi bin düşünün, kötülük yapmak istediğiniz an kötülük yapmak istediğiniz kişinin gözlerine bakın ve o kişinin yerinde kendi çocuklarınız ve torunlarınızı gözünüzden canlandırın, çünkü o kötülüğü yaparsanız aynı kötülüğe, gramı gramına onlarda başkası tarafından maruz kalacak. Çocuk ve torunlarınızın tertemiz kaderine büyük bir kötülüğü işlemiş olacaksınız.


Yeryüzünde kötülük işlemek bu kadar kolaymı? Değil. Kaderinizde güvenlik sigortaları var. Bir anda niyetten eyleme geçemiyorsunuz, levh-i mahfuzdan (Allah) iki defa onay almanız gerekiyor. İlk önce niyetinizin düşünceye dönüşmesi için izin almanız gerekiyor, sonrada o düşüncenin eyleme dönüşmesi için onaya muhtaçsınız. Bu şekilde insanın kaderi sıkı bir denetim altında tutuluyor. Onay almanızda o düşünce veya eylemi sonuna kadar götürebileceğiniz veya o alanda başarılı olabileceğiniz anlamına gelmiyor. Nasibiniz (4 neslin ameli) ne ise onu alıyorsunuz, ne bir gram az ne de fazla.

O yüzden tavsiyemiz, ticarete veya herhangi birşeye atılmadan öncesi kendiniz dahil, toplam dört nesli gözden geçirin, ticaretle ilgili sabıkaları olup olmadığına bakınız. Örneğin; miras konusunda diğer kardeşlere haksızlık ettilermi, komşuların arsalarına tecavüz ettilermi, kazandıkları kazanç helalmi vs? Araştırın çünkü iş hayatınızda özel hayatınızda sizde aynı sorunlarla karşılaşacaksınız. Atalarınız başkalarına ne yaşattıysa sizde onu yaşayacağınız için, atalarınızı araştırınız. Bir atanızdan şüphelendiğiniz zamanda, onun iyi bir insan olmadığı, çevresine zulmettiği gibisine, o zaman herhangi bir işe (evlilik, kariyer vs) kalkışmadan öncesi o atadan size seriyat eden kul hakları için kefaret orucu tutunuz.

Oruç gibi çok basit bir müdahale ile, emin olunuz iş hayatı veya özel hayatınızda bir çok olumsuzluğu üzerinizden kaldırır, huzur bir hayat yaşarsınız.


Kader anlıkmı iner? Hayır. Yıllık hesaplanır. Çiftçilerin yıllık hasılatı gibi. Allahu Teala ayları 12 olarak belirlemiş. "Doğrusu, ayların sayısı Allah yanında on iki aydır" (Tevbe Süresi; 36). İlk 6 ayda Allahu Teala sizi yeryüzü işleri ile baş başa bırakıyor. Ekmeniz biçmeniz gereken işiler var, hayatta kalmanız için çalışmanız gereken bir zaman dilimi var. Bunu çiftcilerin yaz aylarında ekmesi ve biçmesi gibi düşünebilirsiniz. Allahu Tealanın size tanıdığı ilk 6 ayı, gündüz vakti gibide düşünebilirsiniz.

Yeryüzüne yayılıp rızkınızı aramak için sunulan bir zaman dilimi;
"Kullarına olan merhametinden ötürü Allah, sizin için geceyi ve gündüzü yarattı ki, geceleyin sükûnete erip dinlenesiniz, gündüzün de O’nun lutfundan rızkınızı arayıp şükredesiniz" ( Kasas Süresi; 73). "Hiç görmezler mi ki biz, dinlenip sükûnete ersinler diye geceyi karanlık ve çalışıp kazansınlar diye gündüzü aydınlık kıldık?.." (Neml Süresi; 86). Yılın ikinci yarısında da Allahu Teala maneviyata, ahiret hayatına odaklanmamızı istiyor. O yüzden ramazan, haç ve kurban gibi ibadetler yılın ilkinci yarısında. İslam takvimine göre yılın yedinci ayında mübarek üç aylar başlıyor, dokuzuncu ayında ramazan orucu, yılı tamamlamadan öncesi, onikinci ayda da (zilhicce) kurban ve haç mevsimi oluyor.

Yani yılın son 6 ayında Allahu Teala, maneviyatı yüksek ibadetler indirmiş, o yıl kapanmadan kişi o yılı en iyi şekilde değerlendirip kapatsın diye. Neden? O yılın toplam hasılatı (iyi ve kötü ameller) bir sonraki yılınızın kaderini belirleyeceği için, son virajda yılın son altı ayında Allahu Teala olabildiği kadar günahlarımızdan arınıp levh-i mahfuzun huzuruna temiz çıkmamızı istiyor. Ne kadar az günahla levh-i mahfuzun huzuruna çıkarsak, levh-i mahfuz o kadar az olumsuz olayı kaderimize yazar.


Kader yıllık hesaplanır: tüm yılın amelleri alınır, ektiğiniz ve ona göre bir sonraki yılın hasılatı, size inecek olan kader hesaplanır. En adil olanıda bu. Neden, çünkü insanın bir günü, bir haftası veya bir ayı kötü geçebilir, keyfi ve morali yerinde olmayabilir, o dönemden kişinin bir sonraki yılını veya ayların kaderini belirlemek haksızlık olurdu. Böylesine bir haksızlık olmaması içinde kaderiniz yıllık, o yılın ortalamasına göre hesaplanıyor, muharrem ayında da yeni yılınızın kaderi size inmeye başlıyor. O yüzden bir çok peygamber aşure gününde, muharrem ayında sıkıntınlarından kurtuldu. Ramazan bitiyor, kurban ve haç mevsimi kapanıyor, tüm yılın hasılatı toplanıyor (iyi ve kötü amel), sonrada bir sonrak yılın kaderi yazılıp çiziliyor. Muharrem ayında da o yılkı kaderiniz size inmeye başlıyor.

Tüm canlıların kaderi aynı anda hesaplanıyor: yılın sonunda tüm canlıların kaderi aynı anda hesaplanır. Doğru olanıda bu. Yeryüzünde bir yerde birşeyin harekete geçmesi tüm dünyayı etkilediğinden, birisinin sebep olduğu şey diğerinin kaderine yazılabilmesi için tüm canlıların kaderi aynı anda hesaplanması gerekiyor.

Kaderimizi değiştirme şansımız varmı? Var. "Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O'nun yanındadır" (Rad Süresi; 39). Ne ekerseniz yılın sonunda onu biçiyorsunuz misali, levh-i mahfuzda da ektiğinizi biçiyorsunuz. Her yıl ektiğinizlede (işlediğiniz iyilik veya kötülükle) bir önceki yılları telafi etme şansına sahipsiniz. Yıllarınızı ne ile geçiriyorsanız, bir sonraki yılınızın hasılatı o oluyor. Eğer kaderinizde olumsuzluklar olduğuna inanıyorsanız, bunu yıllık değiştirme şansınız var, ama günlük veya aylık değiştirme şansınız maalesef yok.

Kader yıllık hesaplandığı için, eğer zor bir süreçten geçiyorsanız, bunun bir günde iki günde geçmesini beklemeyin, çünkü artık hüküm üzerinize inmiş, artık o yıl için bunun bir geri dönüşümü yok. O yıl bol sabredin ve dua edin, mübarek üç ayları, kurban ve haç mevsimini en iyi şekilde değerlendirin, sonrası sabırla bir sonraki yılı (muharrem ayını) bekleyin. Arkadaşlar, musibetler bir anda başımıza musallat olmuyor, yavaş yavaş yıllar içinde bize iniyor, musallat size indiğinde de hemen kalkmasını beklemeyin. Kader uzun vadeli (yıllık) hesaplanıyor, anlık değil.

Olması gerekende bu, çünkü eğer kader anlık hesaplansaydı, kişinin günlük morali inişli çıkışlı olduğu gibi, kaderde inişli çıkışlı olur, geleceğimizi öngöremezdik. Hayatımıza insanlar bir anda giriverir bir anda da çıkıverirdi, neyin olup bittiğini anlamaz, kendimizi sürekli yeni şeylere adapte olmaya mecbur bırakır, iyiliklerin tadını çıkaramaz kötülüklerinde analizini yapamazdık. Örneğin; kader günlük hesaplansaydı, moraliniz bozuk olduğu bir gün üzerinden bir sonraki günün kaderi hesaplanmış olur, olumsuz günün hesabıda olumsuz olur misali, o olumsuz döngüden bir türlü çıkamazdınız. O yüzden kaderin yıllık hesaplanması, amellerinizin yıllık ortalamasına göre hesaplanması ve size inmesi en hayrlı. 


Kaderimiz nasıl bize iniyor? Rızkımız yıllık hesaplanıyor, sonrası rızkımız 12 ana bölüme ayrılıyor ve 12 takım yıldızına (burçlar) iniyor. 12 takım yıldızından da, günlük nasibimiz güneş ışınları tarafından, seher vaktinde yeryüzüne, biz canlılara taşınıyor. Seher vaktinde, bir uydu alıcısının uydu üzerinden kendisini güncellemesi gibi, insanlarada yıldızlar üzerinden bir güncelleme yapılıyor. Günlük düşünce ve eylemlerimiz bize yükleniyor. Gün içinde o düşüncenin aktif olma vakit saat geldiği anda o düşünce aktif oluyor ve size yapmanız gereken işleri yaptırıyor, bulunmanız gereken yerlere sizi taşıyor. Bu güncellemenin yapılıp yapılmadığınıda not eden bir melek hazır bulunuyor.

"Gündüzün güneşin gün ortasını aşmasından gecenin karanlığına kadar namazı kıl; bir de sabah namazını; çünkü sabah namazı şahitlidir" (İsra Süresi; 78). Sabah namazının şahitli olmasının nedeni sabah namazından ziyade, bu yüklemenin sizi yapılıp yapılmadığı için. Canlıları birer robot gibi varsayın, o uydu vari yayın üzerinden de günlük vazifelerimiz bize yükleniyor. Bir robotun kendisine yüklenen komutların dışına çıkma şansı olmadığı gibi, bizimde bize yüklenen düşünceler dışına çıkma şansımız yok. Hem hücrelerin DNA'sına bir yükleme yapılıyor, o gün neler üretip üretmeyeceği konusunda, hem düşünce anlamında beyinimize bir yükleme yapılıyor.

Bu rızık dağıtımınada Allah yıldızları vesile kılmış, güneşi vesile kılmış, ayı vesile kılmış. Karşınızda böylesine karmaşık ve çok ince detay ve hesaplar içeren bir düzen var. Ne muhteşem değilmi? O yüzden astroloji ilmi hak bir ilim. Bunun üstadıda İdris as. Örneğin; göğe çıktığında yıldızlardaki hazineleri (rızkınız) gördü.


Cansız varlıklara rızık nasıl aktarılıyor? Eğer cansızsa bunu rüzgar yapıyor. "Rahmetinin önünde rüzgarları bir müjde olarak gönderen O'dur" (Araf Süresi; 57). Örneğin; o gün burnunuz bir koku alması gerekiyorsa, o saatte orada olmanızı düşünceleriniz sağlıyor, o koku molekülünü burnunuza taşıma görevinide rüzgar yapıyor. Canlı veya cansız farketmez, Allahın rızık dağıtımında herkesin bir rolü var ve o rolden kaçışta yok. 








hz muhammed
hz isa
sadaka
nasuh tövbesi
kelimelerden türemiş hurafeler
yapay zeka ve şeytanlar