• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler............     
"Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir" (Mücadele Süresi; 58).


 




kefaret oruçları ve 10 gün
örtünme vs temiz kalp
gıybet ve kurtcuklar
sihir ve örümcekler

dua bölüm 2 (2)- zikrin kuralları


2. Bölüm

Duanız gökten geri çevirildi, ne olur bu dua veya zikrinize? Her dua ve zikir bir sihir ortaya çıkarır. Sihir nedir? Kaderi değiştiren güçtür. Evren bir yazılım üzerine kurulu, her zikir ve duada bir yazılım ortaya çıkarır ve o ana yazılıma müdahalede bulunur. Bir virüs veya anti virüs programı gibi. Duanız gökten içeriye girerse bir antivirüs programı gibi hayatınızdaki aksaklıkları kaldırır, kabul görmez ve size geri dönerse bu sefer bir virüs programına dönüşür ve hayatınızı allak bullak eder. Bunu açalım; zikir ve dualar bir dilekçe formudur. Neyin dilekçesi? Kaderinizi değiştirme dilekçesi. Dua ve zikirler bu dilekçenizi bir sihre döönüştürüyor.

Duanız kabul olursa bu sihir göğe çıkıyor ve levh-i mahfuzda kaderinizi duanız doğrultusunda değiştiriyor. Duanız kabul olmaz ve gök kapılarından geri dönerse ne oluyor? O sihir sizin üzerinize geri dönüyor. Hayatınıza müdahale etme gücüne sahip o sihirde kimin dikkatini çekiyor? Hayatınıza müdahale etme fırsatı arayan cin ve şeytanların. Şeytanların günlük hayatınıza müdahale etme yetkileri yokken, yanlış dua ve zikirler ile onlara müdahale etme kapılarını açmış oluyorsunuz. Okuduğunuz yüzlerce binlerce zikir, birer dilekçe formu olarak göğe çıkar. Gökte kabul görürse o zikriniz günlük amelleriniz ile örtüşüyorsa o zaman zikriniz bir sihre dönüşür ve kendi dualarınız ile kendi geleceğinizi şekillendirme nimetine kavuşursunuz.

Kabul görmezse o dilekçeler size geri döner, şeytanların eline geçer ve onlar o dilekçeleri hayatınıza müdahale etme izni olarak kullanmaya başlar. Dualar ve zikirler hayatınızın hangi alanlarını kapsıyorsa o alanlara şeytanlar müdahale etmeye başlar. Bu müdahaleleri sizde fark edersiniz. Metafizik alemden sıkıntılarınıza yardım edildiğini görürsünüz. Siz bunların melek olduğunu zanneder daha fazla motive olur daha fazla zikire yönelirsiniz. Halbuki size inenler birer melek değil birer şeytan birer cin. Siz daha fazla zikir çektikçede daha fazla şeytanlar hayatınıza müdahale etmeye başlar. Bu kendinden beslenen bir döngü. Sizi içine aldığında sizi bağımlı kılan, çıkmanıza izin vermeyen ve sonu felaketle sonuçlanan bir döngü.

Zikirler
üstünüze çektiğiniz bazı olumsuzluklardan sizi koruyor gibi görünsede, bunlar geçici olur, uzun vaadede daha büyük felaketleri üzerinize çekersiniz. Siz sadece size isabet edecek günlük belaya engel oluyorsunuz. Onuda yok etmiyorsunuz. O üzerinizde birikmeye devam ediyor. Günlük küçük ataklarla o belaların gazını alma şansına sahipken, zikir ve dualarla onları üzerinizde biriktiriyor kendinizi daha büyük felaketlere sürüklüyorsunuz. Halbuki hayat çok basit, siz kötüyseniz kötülük size iner. H
er gün onlarca ayetül kürsi çekerek kendinizi gereksiz yere obsesif kompulsif davranışlara sürüklemeyin. Sıkıntınız varsa oruç ve fakirleri doyurmaya yönelin. Muska sihir ve zikirler ile kendinizi daha büyük felaketlere sürüklüyorsunuz bizden uyarması. Not: zikir gibi muskada hak, fakat usul ve kaidesine uygun yapılırsa, aksi takdirde zarar.

Allah ile yapılan taahhütname: yeryüzüne indirilmeden siz Allahu Teala ile bir anlaşma yapıyorsunuz; siz kötülüklerden uzak duracaksınız Allahın Ayetlerini çiğnemeyeceksiniz, karşılık olarakta Allah yeryüzünde size dokunmayacak sizi cezalandırmayacak. "Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda olunca sapan kimse size zarar veremez..." (Maide Süresi; 105). İyiliğe karşı iyilik, kötülüğe karşılıkta kötülük. Taahhütnamenin özeti bu. Tarikatlar ise bu taahhüte inanmaz. Onlar musibetlerin kendi elimizle işlediğimiz yanlışlardan ötürü değil Allahtan geldiğine inanır. Sıkıntının kaynağını Allah bildikleri içinde, Allaha bol zikir çekersem belki Allahı ikna eder bana indirdiği sıkıntıları kaldırır düşüncesinde olurlar.

Yanlışlarına odaklanma yerine maalesef Allaha odaklanırlar. Allah ile yapılan taahhütname basit, kaderiniz bir Ayeti veya bir duayı ne kadar tekrarladığınız üzerine değil o Ayeti yaşantınıza ne kadar yansıtıp yansıtmadığınız üzerine hesaplanır. Ş
u kadar zikir çekersem şu kadar korunurum, şu kadar zikir çekersem şu kadar ay ibadet etmiş olurum, şu kadar zikir çekersem şu kadar melek beni korur inancına sahip olma yerine, o Ayeti veya zikri şu kadar hayatıma yansıtırsam şu kadar korunurum inancına sahip olmalısınız. Doğru inanç budur. Bizim oğlanlar ama olayı maalesef tersten anlamış.

Hani derse çalışma yerine kopya için kafa yoranlar var ya onun gibi, kopya çekmeye ayırdıkları zamanı derse ayırsalar zaten kopyaya ihtiyaç duymayacaklar. Velhasıl bu zikir olayı, çalışmadan emek vermeden arka kapıdan olayı nasıl kapatırım hesabı yapanların bir icatı. İslamla uzaktan yakından ilgisi yok.


Tarikatlar bu taahhütnameye neden inanmaz? Kişinin başına gelen musibetler kendi elinizle işlediğiniz günahlardan ötürü geliyor derseniz, o zaman başınıza bir musibet geldiğinde insanlar size bakacak, göründüğünüz kadar temiz bir insan olmadığınız açığa çıkacak. Kim kendi eliyle kendisini ifşa etmek ister? Örneğin; Allah dostu olarak lanse edilen birinin başına birşey geldiğinde onun aslen temiz olmadığı açığa çıkmış olacak. Kim kendisini bu şekilde ifşa etmek ister? Kimse. Bakıyorsunuz, gerçektende durum böyle. İlahiyatçılar dahil İslam dini ile ilgili herkes sizden bu bilgiyi gizliyor. Kimse kalkıpta musibetlerin bir günah sonucu geldiğini söylemiyor.

Neden söylemiyorlar, çünkü her biri bin bir çeşit hastalıkla uğraşıyor, bu hastalıklar ve musibetlerde günahlardan ötürü geldiği öğrenilirse, kendilerinin temiz olmadığı anlaşılır diye  kimse hastalıkların kendi günahlarınızdan geldiğini söylemiyor. Ne yapıyorlar? Allah sevdiği kuluna imtihan eder deyip, suçu Allaha atıyor ve kendilerini güya Allahın sevgili bir kulu olarak gösteriyorlar. Kurnazlığı ve çakallığı görüyormusunuz? Sıkıntılarımızın günahlarımızdan ötürü geldiği bilinmemesi konusunda, bilhassa tarikatların üzerinde çok büyük bir vebal var. Neden? Bir ilahiyatçı gelin bana, bende huzur bulursunuz demiyor, tarikatlar ama bu iddiada bulunuyor. İnsanlarda bu çağrı üzerine tarikatlara giriyor, huzur bulmak ve sıkıntılarından kurtulmak için.

İnsanlar o huzuru bulamayınca, sıkıntılarından kurtulamayıncada tarikatlar ne yapıyor, suçu Allaha atıyorlar, sıkıntılar yeryüzü imtihanın bir parçası, p
eygamberlerede musibetler indi, Allah sevdiği kullarına sıkıntı verip sabrını sınar diyor ve huzur arayışı içinde olan insanın ümitlerini yitiriyor, o sıkıntılı hayatı kabullenmeye zorluyor. Bunu kabullenmeyenlerde ya başka bir tarikatta şansını deniyor yahut tarikatlara sırtını dönüp Allaha isyan bayrağını açıyor. İnsanları Allaha isyana sürekleyende kim? Tarikatlar. Neden? Biz biliyoruz deyip meydana atılmaları, sonrada yıllarca insanları sömürmeleri, insanları boş ve şirk içeren işlerle meşkul kılmalarına rağmen insanların sıkıntılarına çare olamamaları. Vebal onların üzerinde.

Biz bu bilgileri paylaşarak üzerimizdeki vebali atıyoruz. Eğer bu kadar çok zikir yapıyor ve namaz kılıyorsanız ve halen sıkıntı yaşıyorsanız, burada bir yanlışlık yokmu sorusunu lütfen kendinize sorunuz. Allah ahiret hayatında
iyilere bela indirmiyorki yeryüzünde indirsin sorusunu lütfen kendinize sorup hatayı Allahta değil kendinizde aramalısınız. Bu arada bu yazı vesileyle peygamberler ve sıkıntılar çekmek konusunada bir açıklık getirelim, peygamberler musibetler yaşadımı?

Peygamberlerin yaşadıkları musibetmiydi? Bu sorunun cevabını alabilmeniz için ilk önce musibetin tanımını yapmanız gerek. Musibet nedir zorluk nedir, bu ikisi arasındaki farkı iyi bilmelisiniz.
Musibet nedir; kaza ve beladır. Zorluk nedir; yetim ve öksüz kalmak, fakir olmak, haksızlığa uğramak gibi kaza ve bela içermeyen bir hayattır. Birisi günahlarınızı yakar, diğeri ise manevi mertebenizi artırır. Bu ikisi birbirinden çok farklı. Birisi negatif diğeri pozitiftir. Musibetler yeryüzünde hayrla sonuçlanmaz, peygamberlerin yaşadığı her zorluk ama yeryüzünde hayrla sonuçlandı. Musibetler sevap içermez, peygamberlerin çektiği zorluklar ise sevap içerdi. Musibette günah yakarsınız, zorluklarda ise sevap kazanırsınız.

Musibetler can ve mal'a zarar verir, peygamberlerin çektiği zorluklar ise can ve mal'a zarar vermedi. Musibetler ağrı duygusu içerir, peygamberlerin başına gelen zorluklar ağrı duygusunu içermedi. Musibetler kişinin nefsi duyguları peşinden koşmasından gelir, peygamberlerin başına gelen zorluklar ise nefislerinden değil, Allah adına bir mücadele vermekten ötürü geldi. Örneğin; eyüp as. "(Rasul’üm!) Kulumuz Eyyub’u da an. O, Rab’bine; Doğrusu şeytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi, diye seslenmişti" (Sad Süresi; 41).
Eyüp as bu belayı günahkar olduğu için değil, peygamber olduğu için yaşadı. Başına gelen musibeti nefsiyle günah işlediğinden değil, bir peygamber vasfının (sabır) şeytanın gözüne battığından ötürü yaşadı.

Kendi nefsiyle günah işlemediği, yakılacak bir günahı olmadığı içinde, bu zorlu süreç içinde acı çekmedi. Allah adına bu sıkıntılı süreci çektiği içinde elinden alınan herşey kendisine daha güzeli ile geri verildi. O yüzden eyüp as, size örnek değil. Yunus peygamber örnekmi?
"Zünnun’u da (Yunus’u da zikret). O öfkeli bir halde geçip gitmişti. Bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde senden başka hiçbir İlah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben nefsine zulmedenlerden oldum diye niyaz etti". (Enbiya Süresi; 87). Yunus peygamber ayrılmaması gereken bir bölgeden ayrıldı, sonrası kendisine belirli zorluklar yaşatıldı. Ancak bu sıkıntıların hiçbirinde acı hissi kendisine yaşatılmadı. Neden, çünkü yakacak bir günahı yok.

Özetlersek; peygamberlerde hastalandı onlarda sorun yaşadı deyip kendi günahkar yaşantınıza kılıf aramayın. Musibet eşittir günah. Günahta eşittir canın yanması. Üzerinizde bir günah yükü varsa bilinki canınız yanacak. Bilinki sonuçları hayrlı olmayacak ve bilinki o yaşadıklarınızdan ötürü sevap kazanmayacaksınız.

İslamın kıssas kuralı: başınıza gelen musibetler günahlarınızdan ötürü geliyor dediğimizde bir çok okurumuz paniğe kapılır ve hayatlarında bir sevgili edindiklerinden ötürümü Allah kendilerini cezalandırıyor sorusunu bize yöneltir, çünkü kendilerinde başka bir hata görmez. Burada bunada bir yanıt verelim; Allah nezdinde kıssasa kıssas kuralına göre hareket edilir. Örneğin; içki içiyor veya zina işliyorsanız kısmetiniz bundan etkilenmez. Size ancak o günahla ilgili bir ceza indirilir. Örneğin; zina işliyorsanız çocuklarınızda bir gün zinaya düşkün olur veya bir gün evlendiğinizde eşinize sadık kalmakta zorlanırsınız veya günah işlediğiniz o organda bir rahatsızlık zuhur eder. Siz hangi organla günah işliyorsanız ceza o bölgeye iner.

Örneğin; eğer üzerinizde kısmetsizlikle ilgili bir sorun varsa o zaman ilk önce atalarınıza bakın. Atalarınız kısmetle ilgili bir günah işledimi onu araştırın. Mesela atanızın birisi bir kızı evlenme vaadi ile kandırıp gönül eyledi sonrada kızı terkettimi? Örneğin; mesleki hayatınızla ilgili sıkıntı yaşıyorsanız yine ilk önce atalarınıza bakın. Mesela atalarınızın birisi memurluk hayatında yan gelip yattımı, rüşvet aldımı, kazancının hakkını verdimi gibisine. Herhalukarda başınıza gelen her olayda ilk önce atalarınızın geçmişini bir gözden geçirmeniz şart. Yaşadığınız her bir sıkıntı bir atanın o alanda yapmış olduğu bir hatadan kaynaklanır. Kıssasa kıssas kuralı. Bunların çözümüde zikirde değil kefaret oruçları veyahut fakirleri doyurmada yatıyor.

Doğru dua ve zikir nasıl yapılır? Dualar belirli kaideler üzerine kuruludur. Bu kaidelerin her birini yerine getirirseniz göğe çıkar aksi takdirde değil. Bir dua ederken o duanın kaidesini yerine getirdiğinize emin olun. Örneğin; kendi iş yerinizde para kazanamıyorsanız veya aile huzurunuz yoksa bunu dua ve zikirler ile değiştirmeye kalkışmayın. Yaparsanız yardımınıza Allah değil cinler gelir. Allah zikire bakmaz, zikirler usul ve kaidesine uygun yapıldımı ona bakar. Örneğin; bir market açtınız ama konum, içerik ve kira gibi başarının ana kaidelerini hesaplamadınız. Müşteri gelmeyince ve siz maddi açıdan sıkışıncada ne yaptınız; kapının önüne okunmuş su dökmeye başladınız.

Bu ameliniz kabul olurmu; olmaz. Neden? İş hayatında başarılı olmanın gereğini yerine getirmediniz. Hesaplamanız gereken onca şeyi hesaplamadan iş hayatına atıldınız. Allah size yardım ederse, kaideleri yerine getirenlere haksızlık etmiş olmazmı? Madem arka kapılar Allah tarafından kabul görülüyor o zaman neden kaideler konuldu demezlermi?  Allah dahil kimse kurallara uymayacaksa neden kurallar konuldu denilmezmi? Anladınız olayı değilmi.
Hangi konuda dua ediyorsanız, ilk önce o konunun gereğini yerine getirin yani deveyi bağlayın sonrası duanızı yapın. Deveyi bağlamadan dua yapmayın. Yaparsanız ne olur?
O dua gök kapılarından size geri döner ve şeytanlar tarafından kullanılır. Dua sadece dua değil, bir sihirdir. Dua ve zikirlerinizi ağzınıdan çıkan birer cümle olarak görmeyin.

Örneğin; marketinizin önüne okunmuş suyu döktünüz, önünden geçen biriside sizin o sihrinize kapılıp marketinize girdi ve
hiçbirşeye ihtiyaç duymamasına rağmen birşey alıp çıktı. Ne yaptınız şimdi? İş hayatınızda verdiğiniz yanlış bir kararı, başka bir yanlışla telafi etmeye kalkıştınız. Yanlış hesap ile başladınız, büyü ile yola devam ettiniz. Zikir ve dualar yanlış yerde ve yanlış niyet üzerine yapılırsa bunun size vebali çok ağır olur bilginize.


1. Dua nasıl yapılır? Dua ederken dualarınız kopya, yani başkaların duası olmasın. Kendi o aciz halinizle Allaha dua edin. Bir çoğunuz geçmiş alimlerin dualarını okuyor, biz bunu tavsiye etmiyoruz. Bir alim bir duayı kalbiyle diliyle zikredinceye yani o duaya hazır oluncaya kadar onun bedeni ve ruhu bir ömür bir olgunlaşma safhasından geçti. Siz yirmi yaşınız veya elli yaşınıza kadar o günahkar yaşantınızla veya manevi eksikliğinizle o duayı dilinize alamazsınız, alırsanız dengenizi bozarsınız. Beden, ruh ve akıl bunlardan her hangi birisi o duaya hazır değilse dengeniz bozulur. Kişinin duaları kişi ile Allah arasındaki yakınlığın bir aynasıdır.

Kişi Allaha yakınlığı kadar dua edebilir. Başkasının duası sizin için hayrlı olmayabilir. O yüzden kendi duanız kendi aciz halinizle Allaha yönelmeniz sizin için her zaman daha hayırlıdır. İkincisi duaların amacı gökten birşey talep etmektir. Zikirlerin amacı ise sizi göğe çıkarmaktır. Zikirler Allahı anmak ve Allaha yakınlaşmak için yapılır, karşılıksız yapılır, dualar ise Allahtan birşey istemek için yapılır. Eğer kaderinizi değiştirmek veya Allahtan belirli taleplerde bulunmak için zikir yapacaksanız, bunu yapmayın, duaya yönelin. Eğer yaparsanız usulden kaybeder, zikirler size geri döner ve kendinizi cinler alemine açar daha büyük sıkıntılar ile yüzleşirsiniz.

2. Zikir nasıl yapılır? Zikir yaparken kendinizden geçmeyin. Bilincin olmadığı yerde ibadet olmaz. İkincisi zikir çekerken bir günde bir cümle veya duayı 99 defadan fazla tekrarlamayın. "Onlar için 70 kez bağışlanma istesende Allah onları asla affetmeyecek tir" (Tevbe Süresi; 80). Bu Ayet bize zikir ve duanın üst sınırını bildirir. Bir duanız haksa bilinki göğe çıkması için 70'den fazla tekrarlamanıza gerek yok. Duanızda haksızsanız ama o zaman 70 değil 70 bin defa tekrarlasanız gök kapılarından içeriye giremez. İslam zorluk değil kolaylık dinidir. Kendinizi zorlamayın. Allahu Teala yaşantıda da ibadette de sadeliği sever.

Davanızda haklıysanız maksimum 70 de kabul olur. Haksızsanız hiç kendinizi zorlamayın, kıçınızı yırtsanız kabul olmaz. Kabul olduğunu gördüğünüz şeylerde rahmani değil cinni bilginize. Eğer ne kadar fazla o kadar iyi altında bir hikmet olsaydı Allah kendi vasıflarını 99 ile sınırlamazdı! Günlük hayatta öyle değilmi, birşeyin dozajını kaçırdığımızda zarar olarak bize geri dönüyor. Ne kadar fazla o kadar iyi ne İslam dininde var ne de hayatın gerçeklerinde. Üçüncüsü ritüeller eşliğinde zikir çekmeyin. İslami ritüeller farz ibadetleri ile sınırlandırılmış (namaz, haç ve kurban). Bunun dışında yapılan her ritüel (semazen, kafa ve beden sallamalar) baatıl ve İslam dışıdır. Mutlaka ve mutlaka bir gün hesaba çekileceğiniz konulardır. Farz ibadetler ve Ayetler size yeter, dahası şeytandan gelir ve üzerinize büyük vebal indirir.

Not: büyük şeytanların size bulaşabilmesi için üzerinizde büyük sihir olması gerek. Bir dua veya zikriniz ne kadar tekrar içeriyorsa bilinki o kadar büyük bir sihir oluşuyor ve bilinki o kadar büyük bir şeytan size inecek. Uyarması bizden. Dinleyen dinler, dinlemeyende yaşayacağını yaşar.







hz muhammed
hz isa
sadaka
nasuh tövbesi
kelimelerden türemiş hurafeler
yapay zeka ve şeytanlar