• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler............     
"Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir" (Mücadele Süresi; 58).


 




kefaret oruçları ve 10 gün
örtünme vs temiz kalp
gıybet ve kurtcuklar
sihir ve örümcekler

dua bölüm 3 (3)- esma, tılsım ve zikirler


3. Bölüm

Sihir ve büyü: değerli dostlar; sihir ve büyü denilince insanın aklına Ayetlerin tuvaletlerde yakılması gibi kötü uygulamalar geliyor, bilginize olsun sihir ve büyü bundan ibaret değil. Sihir ve büyü nedir o zaman? Levh-i mahfuzda kişi için takdir edilen kadere müdahaleye, o müdahale iyi niyetli veya kötü niyetli olup olmamasına bakılmaksızın sihir ve büyü denir. Örneğin; benim rızkım kapalı, hangi duayı kaç defa okumam gerek diye birisine soruyorsunuz ya, bilinki o kişinin yaydığı ilimede sihir ve büyü denir. Aslında siz bunu bilmeniz ve görmeniz gerek. Örneğin; büyücüler yaptıklarıyla karı ve koca arasındaki ilişkiyi bozabiliyorsa ve sizde zikir ve tılsımlarla bunu tekrar düzeltebiliyorsanız, bilinki aynı tür enerjiyi ortaya çıkarıyorsunuz.

Örneğin; büyücüler sihirle insanların rızkını kapatabiliyorsa ve sizde ettiğiniz zikirlerle açıyorsanız, bilinki aynı tür enerjiyi ortaya çıkarıyorsunuz yani sihir ve büyüyü. Sorumuz o zaman şu; sihir ve büyücülerin el attığı sıkıntılara sizde el atıyorsunuz, onlar gibi sizde insanların rızkını ve kaderini değiştiriyorsunuz, aranızdaki bu benzerlikleri gördükten sonra, acaba bizde büyücülerle aynı enerjiyi kullanıyor olabilirmiyiz, bizde sihir ve büyü yapıyor olabilirmiyiz düşüncesi hiç aklınıza gelmiyormu?


Huzuru yakalamak için herşeyi yaparmısınız? Size bir soru daha; huzuru yakalamak için ne kadar ileriye gidersiniz? Örneğin; aile hayatınız dağılmak üzere, o aile hayatını kurtarmak için bir büyücüye gidermisiniz? Gitmezsiniz değilmi. Büyücü ismini duyduğunuzda ürktünüz, büyünün iyisi ve kötüsü olmaz dediniz değilmi. Esma ve zikirlere bulaştığınızda ürkmüyorsunuz ama, neden? Örneğin; kötü büyülerde saç, kan, tırnak gibi canlıların parçası, iyi büyülerde ise genelde tarım ürünleri kullanılır. Şimdi; bir nohutu yakmak sizce kötü birşeymi? Kötü birşeye benzemiyor değilmi? Büyü yapma niyetine siz yakarmısınız? Yakmazsınız. Büyünün iyisi ve kötüsü olmaz der ve uzak durursunuz, değilmi? Demek birşeyin sihir ve büyü olabilmesi için illa şeytani ritüeller içermesi gerekmiyormuş. Birşey yasaksa demek bunun iyisi kötüsü yokmuş.

Örneğin; Ayetler kötü birşeymi? Ne alaka, Allahın bizzat kelamı. Büyüde kullanılıyor ama? Demek birşeyde Allah ismi geçiyor olması, onunla sihir ve büyü yapılamayacağı anlamına gelmiyormuş. Birisi Allahın kelamını kullanıyor ve ondan sihir enerjisi çıkarıyor, diğeride Allahın isimlerini kullanıyor ve çıkarıyor. Birisinin o enerjiyi kötüye diğerininde iyiye kullanması, birini diğerinden farklı kılmıyor, çünkü ikiside sihir enerjisi ortaya çıkarıyor ikiside kadere el atıyor. Umarız bu noktayı çok iyi anlamışsınızdır; Ayetleri büyü yapımında kullananlarla Allahın isimlerini, tılsımları ve duaları dilek tutmada kullananlar arasında fark yok, çünkü ikiside sihir enerjisi ortaya çıkarıyor ikiside kadere el atıyor.

O yüzden sihir ve büyü tümüyle yasaklandı, çünkü iyi niyet veya kötü niyet, iyi ritüel veya kötü ritüel farketmiyor, sihir enerjisi ortaya çıktığında insanlar kendi kaderlerini ve başkalarının kaderlerini kendileri belirlemeye başlıyor. Allah kişi için bir rızık tayin ediyor, sizde o rızkın kişide tecelli etmesine engel oluyorsunuz, bunada en basit tabirle Allaha şirk denir.


Sihir ve büyü uygulaması kötüyse neden yeryüzünde? Bu ilim insanlar alemine inmedi. Cinler alemine indi. Harut ve Marut isminde iki melek tarafından cinler alemine indirildi. Şeytanlarda bu ilmi büyücülere, müslüman cinlerde tarikatlar üzerinden bunu müslümanlara aktardı. Birisi iyiye kullanıyor diğeri ise kötüye. Ortak noktaları ikiside sihir kullanması, ikiside kader el atması ve ikisininde insan üzerinde etkili olması için bir taşıcıya ihtiyaç duyması. Ortaya çıkan sihir ile canlı arasındaki bağı cinler/şeytanlar kuruyor. Örneğin; siz birşeyden kurtulmak için binlerce zikir çektiğinizde ve bir rahatlama yaşadığınızda bilinki bir cin veya şeytan sizde aktif hale geldi.

Örneğin; bir konuda rızkınızın açılması için binlerce zikir veya esma çektiğinizde, o zikir ve dualar öyle bir sihir enerjisi ortaya çıkarıyorki kişi iş görüşmelerine gittiğinde veya dükyanını açtığında üzerindeki o sihir karşı tarafı büyülüyor, büyülenen kişilerde kadere göre hareket etmesi gerekirken, o sihre göre hareket etmeye başlıyor. Ne oldu şimdi burada? Kişinin özgür iradesini aldınız. Ne oldu şimdi? Allahın kişi için indirdiği rızka engel oldunuz. Bunada İslam dininde ne derler? Sihir ve büyü derler. Ürktünüz şimdi değilmi? Akıl var mantık var ama, okuduğunuz zikir ve duaların hayatınızı nasıl değiştireceğini ümit ediyordunuz? Ettiğiniz zikirler sizi bir sıkıntıdan kurtaracakta, nasıl kurtarıyor bunu hiç düşündünüzmü?

Bu kötülüğüde İslam dinine kim soktu, kim bunun taşeronluğunu yapıyor? Tarikatlar. Bu tarikatların geleceği hiçte iyi gözükmüyor bizden uyarması. Bunların rüyalarda gördüğü kişilerde peygamberimiz sav veya sahabiler değil, cinler bunların bilgilerine.


Kaderden kaçamazsınız: başınıza gelen sıkıntı üzerinizdeki kul haklarından geliyorsa, bu kul haklarından kurtulmanın yoluda oruçlarsa, siz bir ton zikir çekerek veya onlarca tılsım taşıyarak bunu değiştirebilirmisiniz? Değiştiremezsiniz, tam aksi işleri kötüleştirirsiniz. Neden? Kader size o acıları yaşatmak için programlanmış, siz eğer okuduğunuz zikir, esma ve tılsımlarla bir sihir enerjisi oluşturur ve bedeninizin etrafına bir kalkan örerseniz ve kader size seriyat edemezse, hem sihir ve büyücüler sınıfına girersiniz hem kader, demek indirdiğim musibetlerin dozajı yeterince güçlü değildi, kişinin o sıkıntıyı yaşadığını not edemedim, demek daha büyük acılar indirmem gerek der ve siz küçük sıkıntılarla kaderi atlatma şansına sahipken, kaderden kaçmaya çalışarak daha büyük sıkıntılarla yüzleştirildiğinizi görürsünüz.

Tılsım ve esmalar sıkıntılarınızı belki geçici hafifletebilir, ama kartopu gibi önünü alamayacağınız sorunlara sizi iter. Sıkıntılarınızın önüne bir türlü geçemez olur, sabah akşam zikir ve esma, onlarca tılsım bağımlısı haline gelirsiniz. Kaderi kandırmaya çalışmak, yasa dışı yollardan önüne geçmeye çalışmak, bir kum gırdabı gibi sizi daha çok o sıkıntıların içinde tutar. O yüzden zikir ve tılsımlardan uzak durun. Kaldıki, kadere yönelik yaptığınız her türlü hile, bu da kaderin onayı ve önden hesaplanması ile gerçekleşiyor. Sizi bu tür sihir ve büyülere iten ve nelere engel olacağınızı nelere engel olamayacağınızı, kime yapıp yapamayacağınızı belirleyende kaderin kendisi. Nasıl hocam diye merak ediyorsanız; kaderde mutlak kontrol vardır.

Kadere yönelik hileleriniz dahi, kader tarafından belirleniyor. Kader, niyetlerinizi ve üzerinizdeki günahları alıyor ve bundan sizin için bir gelecek hesaplıyor. Örneğin; zikir ve esma, tılsımlar nedir, sihir ve büyüdür. Kader sizi eğer bu tür eylemlerin içine sürüklüyorsa demek üzerinizde bu konuda günahlar var, sihir ve büyü ile ilgili atalardan gelen günahlar. Üzerinizdeki günahlar, niyetleriniz alınıyor, sonrada niyet ettiğiniz alanda size ameller nasip ediliyor. Eğer bu alan kaderse, bir müddet kaderle oynamanıza izin veriylior. Neye izin verilip verilmeyeceğide, herşeyde olduğu gibi önden hesaplanıyor ve kader olarak size iniyor. Kısacası; kaderden kaçış yok.


Hocam, ama insanlar fayda görüyor? Görmüyorlar, sadece görünür boyutta gördüklerini sanıyor, görünmeyen boyutlarda ise kendilerini daha büyük felakete sürüklüyorlar. Havasla ilgili yazımızı tamamladığımızda bunların kendilerini ne kadar büyük kötülük yaptığını o zaman daha iyi anlarsınız. Felaketin boyutunu anlamanız için size burada kısa bir örnek verelim; osmanlı döneminde askerler tılsım kullanırdı ve bunlar bir çok seferde yara almadan kurtuldu. Görünürde olan bu. Görünmeyen boyutta ise her savaşta onların şablonları (insanda 7 tane enerji şablonu var) o darbeleri aldı. Anlamanız gereken, kaderden kaçamazsınız. Ne yaşamanız gerekiyorsa bu size yaşatılıyor.

O askerlerin şablonları bitincede sıra kendi bedenlerine geldi ve feci bir ölümle yüzleştiler. Yüzlerce tılsım dahi kendilerini kurtaramadı. Varsayalımki sihir ve büyücü sınıfına düşmek sizi rahatsız etmiyor, varsayalımki görünmez kılıfına bürünüp kaderi (Allah) kandırmakta sizi rahatsız etmiyor, varsayalımki hergün binlerce zikir okumakta size ağır gelmiyor, düşünmediğiniz nokta ama o sıkıntılarınız ve işlediğiniz o günahlar çocuklarınıza ve torunlarınızada seriyat edecek. Ya onlar hergün binlerce esma veya zikir okuma sabrını gösteremezse. Ya kader sizden çıkaramadığı acıları çocuklarınız ve torunlarınızdan çıkarmak isterse. Sizin yaşamanız gerekenleri kader onlara yaşatmaya başlarsa? Sonuçta ataların işlediği bir günah bir torundan çıkacak, sizden çıkamıyorsa ya çocuğunuzdan çıkarsa?

Arkadaşlar, kaderden kaçamazsınız. Kader size cezayı kestiyse ya ceza ile yüzleşin ve 10 yıl 20 yıl ne kadarsa sabırla infaz sürecinin bitmesini bekleyin ya da kefaretini ödeyin (oruç) ve infaz sürecinden kurtulun. Sıkıntılardan kurtulmak bu kadar basitmi hocam diyorsanız; evet, bu kadar basit. İslam zor bir din değil, kolay bir din. Bunu zorlaştıran biziz. Cezadan kaçmayın, yüzleşin.


Bir devlet kurumundan size ceza geldiğinde, o cezadan kurtulmak için nüfusunuzu kütükten silip kayıplara karışıyormusunuz? Hayır, ceza ne için geldi ve nasıl cezayı ortadan kaldırabilirim bunun araştırmasına koyuluyorsunuz. İnsanın kurduğu düzende yasal yollar içinde hareket ederken, Allahın kurduğu düzende neden hileye başvuruyorsunuz? Örneğin sihir içeren kelimeleri yüzlerce ve binlerce defa tekrarladığınızda, etrafanıza bir görünmezlik kalkanı örülüyor ve kader için görünmez oluyorsunuz. Yaşamanız gerekeni kader size yaşatamıyor. Şunu okursan şundan kurtulursun diyorlar ya size, o zikir o esma sizi o musibetten acaba nasıl kurtarıyor bunu kendinize hiç soruyormusunuz?

Orası beni ilgilendirmez diyorsanız, ahiret hayatında fena ilgilendirecek ama. Devletten size bir ceza geldiğinde bunun kaynağını araştırıyorsunuzda, Allahtan bir ceza indiğinde neden bunun kaynağını araştırmıyorsunuz? Neden sihire başvurup ortalıktan kayboluyorsunuz, nüfusunu kütükten silip kayıplara karışanlar gibi. Nereye kadar kaderden kaçabilirsiniz? Kaderiniz yıllık belirlenir ve bunu levh-i mahfuz yapar ve bunu üzerinizdeki sevap ve günahlar doğrultusunda yapar. İyi amellerin karşılığı olarak size iyi şeyler indirir, kötü amellere karşılıkta kötü şeyler. Bu hesaplamada anlık dua ve zikirlerinize göre yapılmaz, bir yılın hesbına göre yapılır.

Ahiret hayatında cennet veya cehennem mekanınız bir günün iyilik veya kötülüğüne göre belirlenmediği, tüm ömrünüzün ortalamasına göre belirlendiği gibi, yeryüzündeki kaderinizde günlük dualarınıza göre belirlenmez. Size bir kötülük takdir edildiği zamanda o kaderden kaçamazsınız? Eninde sonunda, "son durak" filmi gibi kader sizi yakalar. Enerji boyutunda (7 şablon) anında yakalar, yeryüzünün görünür boyutunda ise, madem beni kandırmaya çalışıyorsun der ve sizi o sihir ve büyü alemin içinde bir müddet daha tutar, sonunda ama yeryüzünün görünür boyutunda da sizi yakalar.


Özetlersek: bir konuda uzman olmamak ayıpsanısı birşey değil, tam aksi güzel birşey, bu şekilde Allah insanları birbiri ile tanışmasına ve birbirinden nasiplenmesine vesile oluyor. Örneğin; bizim bilgili alanımız bu, sizde bizden bu konuda nasipleniyor, üstüne tanışmış oluyor ve dostluklar kuruyoruz. Sizin uzman olduğunuz konuda da biz sizlere danışıyor ve sizden nasipleniyoruz. O yüzden biz bir konuda bilgi sahibi olmayanlara kızmıyoruz, çünkü ilimlerin %99.9999 hakkında bizde cahiliz. Bildiğimiz %.000001'lık zerrecik bir ilim var, onuda elimizden geldiği kadar sizinle paylaşmaya çalışıyoruz. Buradaki sıkıntı bilmemek değil, biliyorum ve uzmanım diye ortalığa atılıp hiçbirşey bilmemek.

Değerli dostlar; bu insanlar bir kelime yüzlerce defa tekrarlandığında ortaya bir sihir gücü çıktığı, o sihir gücüylede insanın kaderine müdahale edilebilindiğini çözmüş, bir yerden öğrenmiş. Fakat bir kelimenin tekrarlanmasından ortaya çıkan enerji ne tür bir enerji, o enerji kişinin kaderini nasıl lehine çeviriyor, kadere bu şekilde müdahale etmek yasalmı bunlar ve ötesi hakkında zerre bilgiye sahip değiller. Tornavidayı kullanmayı bilen tadilat tamirata kalkışması gibı, tılsım yazmasını bilen, 40 gün kendisini inzivaya çeken, esma ve zikirleri öğrenen herkes kadere el atmaya başlamış. Ne tür enerji kullanıyorlar, insanların hayatlarına nasıl müdahale ediyorlar, bu şekilde kadere müdahale mümkünmü, bu konular hakkında da zerre fikirler yok. İsa değil Musa, sopa değil asa, dere değil kızıl deniz misali, esma ve zikirlerle kaderi değiştirmeye çalışanların neresini düzeltsek bizde şaşırdık.

Olayın sihir ve büyü tarafını geçtik, sadece kader boyutundan konuyu ele aldığımızda yaptıkları elimizde kalıyor. Yaptıkları işin zerre elle tutulur, hak olan yanı yok.


Örneğin; zikir ve esma, tılsımlarla kaderinizi değiştirmek isteseniz, bu mümkün değil çünkü kaderiniz sadece sizin amellerinize göre değil, 4 neslin ameline göre hesaplanıyor. Siz binlerce zikir çekseni dahi, bir atanız eğer binlerce laneti üzerine çektiyse yine hapı yutuyorsunuz. Kaderiniz baba tarafından 7, anne tarafından 7 atanın ve sizin ameli doğrultusunda hesaplanıyor. O yüzden ben yaparım ederim modundan geçin, ilk önce sülalenize bakınız. Örneğin; zikir ve esma, tılsımlarla kaderinizi değiştirmek isteseniz, bu mümkün değil çünkü kaderiniz günlük değil yıllık hesaplanıyor. Gün içinde yaptığınız zikirle o günün kaderini değiştirmeye çalışmanız anlamsız, çünkü kaderiniz günlük inmiyorki günlük amellerle değişsin.

Bir yıllık amellerinizin ortalaması alınıyor, buna atalarınızın amelleri dahil ediliyor sonrası size iniyor. Kaderde bugün ektiğimi bugün alırım diye birşey yok, doğanın hayatın gerçeklerinde de yok. Örneğin; siz hamile kaldığınız gün çocuğunuzu doğuruyormusunuz veya bugün ektiğiniz tarım ürününü bugün biçiyormusunuz, biçmiyorsanız. O zaman, bugün ettiğiniz zikir ve duaların karşılığını hangi ilahi düzen veya kanuna göre aynı günde inmesini bekliyorsunuz? Beklenti içinde olanların içinde bulunduğu cehaleti, bu konular hakkında zerre bilgiye sahip olmadığını şimdi daha iyi anlıyormusunuz?


Zikir ve esma, tılsımlarla kaderinizi değiştirmek isteseniz, bu mümkün değil çünkü kader bir yıl geriden geliyor. İnsanlara çektirdiğiniz dua ve zikirlerin karşılığını o insanlar bugün almaz, ancak seneye alır. Alacakları hayrmı şermi olacak, onuda seneye görürler. Örneğin; bazı dualar aklınıza geliyor ve duayı okuduktan sonra güzel birşey yaşadığınızı görüyorsanız, bilinki o duanın karşılığını almanızı sağlayan o anki ameliniz değildi, bir önceki yıl yaptığınız amellerdi. İslamda şu hikaye çok anlatılır; deveyi hendeğe bağla sonrası Allaha tevekkül et. Bu hikaye doğru olsa bile, İslam alimleri tarafından yanlış yorumlanmış bir hikaye. Bir işe koyulmadan önlemini al, sonrası Allaha tevekkül et diyorlar.

Eksik veya yanlış olanı ne burada; kaderi hesabı katmamaları. Başınıza birşey takdir edildiyse, kader bunun önlemini o gün değil, önceden almanızı bekliyor. Örneğin; malınıza zarar gelmesini istemiyorsanız, başkasının malına göz dikmeyeceksiniz. Eğer göz diken birisiyseniz, o zaman kendi malınızı ne kadar korumaya çalışsanız kader illa bir sıkıntıyı malınıza musallat eder ve bunu önleyemezsiniz. Başınıza gelen olaylar o gün belirlenmiyor, dolayısıyla o gün tonlarca önlem almanız birşey ifade etmiyor. Bugün başınıza bir musibet takdir edildiyse bunun nedeni bugün yaptıklarınızdan veya yapmadıklarınızdan ötürü değil, geçmişte yapıp yapmadıklarınızdan ötürü. O develer o gün kaçtıysa o gün hendeğe bağlanmadıkları için değil, sahiplerinin daha önceden yaptıkları yanlıştan ötürü.

Örneğin; arabaya bindiğinizde, şuanki zamandasınız ve emniyet kemerinizi takıp önleminizi almanız gerekiyor. Kader açısından bakarsak ama şuan aldığınız önlem anlamsız, çünkü o an arabada yaşayacağınız bir yıl önceden hesaplandı bile. Geçen yılın sonunda amelleriniz hesaplandı ve bir yıllık rızkınız size indirildi. Deveyi hendeğe bağlamak yani önlem almak bu yılki olaylar için geçerli değil, bir sonraki yılki olaylar için geçerli. Siz bu yıl korunuyorsanız bu yıl aldığınız önlemler sayesinde değil, geçen yıl aldığınız önlemler sayesinde. Siz kaderi okurken şuanki zamandan okuyorsunuz, ben yaparsam korunurum diyorsunuz, fakat kader o şekilde işlemiyor, kader hep bir yıl arkadan geliyor. Bu yıl yaptığınızın hasılatına seneye alıyorsunuz. Geçen yıl yaptıklarınızn karşılığınıda bu yıl alıyorsunuz.

Yani bu yıl kadere müdahale etmeye çalışmanız anlamsız, çünkü çoktan yazıldı çizildi ve size indi. Bir yıllık okul notunuz gibi. Okul notu size takdim edildikten sonrada, onu değiştirme şansınız varmı? Yok.


Bize inen rızkında bizde tecelli etmesi neden önemli? İslam dininde kıssas denilen bir kavram var, başkasına ne kötülük yapıyorsanız o sizden çıkması gerek. Yaşadığınız tüm olumsuzluklar, başkaları adına sizden alınan kıssaslardır. Zikir esma ve tılsımlarlada siz o kıssas hakkını iptal etmeye çalışıyorsunuz. Kader, mağdur edilen kişiler adına sizden o kıssas haklarını almaya çalışırken, siz ise herhangi bir bedel ödemeden o kıssasları bypass etmeye çalışıyorsunuz. Siz veya atalarınızın hakkını yediği kişilerle helalleşmeden, o kişiler adına kefaret orucu tutmadan, hatta tövbe etmeden zikir ve tılsımlarla cezadan kurtulmaya, üstüne hak etmediğiniz şeyleri almaya çalışıyorsunuz.

Varmı böyle bir dünya? Sizin alemde belki var, ama Allahın düzeninde yok. Bu yazımızdan dört şey çıkarmış olmalısınız; (1) kaderden kaçış olmadığı. (2) Birisi sizden bir kelimeyi onlarca yüzlerce ve binlerce defa tekrar etmenizi isterse o kişinin bir büyücü olduğu, sizi sihir alemine sürüklediği, hayatınızı değiştiren enerjininde sihir ve büyü enerjisi olduğu. (3) Bugün yaptıklarınızın karşılığını bir yıl sonra aldığınızı, aldığınız zamanda günlük önlemlerle bunu değiştiremeyeceğinizi. (4) Herşeyin çözümü oruçta yattığı. İnsanlar orucu ramazan ayında tutulan bir ibadetten ibaret sanıyor, umarız artık bunun böyle olmadığını anlamışsınızdır. Günahlar insanları zora sokar, o zordan da bizi kurtaran tek ibadet oruç.

Üzerinizde bir günah yükü, lanet ve beddua varsa, işlerinizin ters gitmesinden de var olduğunu anlarsınız, o zaman ya infaz süreci ne kadarsa 5 yıl, 10 yıl veya 20 yıl sabredeceksiniz ya da oruçla bedeli ödeyip infaz sürecinden kurtulacaksınız. Sıkıntılarımızdan infazdan kurtulmak bu kadar basitmi? Evet, bu kadar basit. Acıları ve sıkıntıları çekmek zorunda değilsiniz. Siz halen ve yıllardır boş yere sıkıntı çekiyorsanız, bu çözüm yolunu size anlatmayanlar utansın. Sizi sabah akşam terapi teknikleriyle zikirlerle uğraştıran, maddi ve manevi ömrünüzü tüketen, sizi bir türlü oruca sürüklemeyenler utansın.







hz muhammed
hz isa
sadaka
nasuh tövbesi
kelimelerden türemiş hurafeler
yapay zeka ve şeytanlar