• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler............     
"Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir" (Mücadele Süresi; 58).


 




kefaret oruçları ve 10 gün
örtünme vs temiz kalp
gıybet ve kurtcuklar
sihir ve örümcekler

cemaatler, ilahiyatçılar ve tarikatlar bölüm 7 (3)- islamda istihareye yatmak varmı, bu uygulamanın kaynağı ne?


3. Bölüm

- Soru: Rabbimiz yıllık geleceğinizi hesapladıktan ve yılın başında (Muharrem ayı) size indirdikten sonrası, neden rüyalarınızda sizi uyarıp sizin için yazdığı kaderden sizi uzak tutsun. Siz burada bir mantık hatası görmüyormusunuz?

Cevap: Görüyorsunuz değilmi. Yaşamanız gereken bir olay var ve bunu yaşamanızı bizzat Rabbim takdir ettikten sonra, o musibetin kefaretini ödemediğiniz müddet Rabbim sizleri rüyalarınızda uyarırmı; akıl var mantık var, uyarmaz. Bir yandan o şeyi yaşamanız için kaderinize yazıyor, diğer taraftanda uzak durun diye rüyanızda sizi uyarıyor, böyle bir düzen ve tanrı size mantıklı geliyormu? Gelmiyor değilmi. O zaman istiharelerinize Rabbimizin cevaplamasını beklemeyin.

- Soru: ne yapalım o zaman?

Cevap: size bir tüyo verelim; istihareye yatıp cinleri kendinize bulaştırmanıza, Allah nezdinde falcılık günahını yüklenmenize gerek yok, birşeyin hayrlı olup olmadığını merakmı ediyorsunuz, o konuyla ilgili son bir yılın ortalama son 10 yılın ortalama kaderinizi çıkarın, o işe kalkıştığınızda da bunun öyle sonuçlanacağını varsayabilirsiniz. Hayatınız bu zamana kadar nasıl ilerlediyse, bazen iyi bazen kötü, inişli çıkışlı orta şeker, ne mutluyum ne de mutsuzum modunda gidiyorsa, siz bunu değiştirmek için ibadet, hayr, kefaret, tövbe yapmadığınız müddet istihareye yattığınız o şeyin sonuçlarıda günlük hayatınız gibi ne mutluyum ne mutsuzum şeklinde olacak.

Haber peşinde koşmanıza, müneccim olmanıza gerek yok, günlük hayatınız nasılsa istihare etmek istediğiniz konuda öyle sonuçlanacak. Hatta büyük ihtimal yaşlandıkça dahada kötüye gidecek. Geçmişiniz geleceğinizin teminatıdır, hayatınızı değiştirmek için birşey yapmadığınız müddet istihareye yatmayın, bu zamana kadar hayatınızın geneli nasıl gidiyorsa, istihareye yattığınız şeyin sonuçlarınında öyle olacağını varsayabilirsiniz.

- Soru: hayatı okuma kapasiteniz varmı?

Cevap: eğer yoksa, lütfen gelecekle ilgili rüya ve yorumlardan uzak durun. Hz Musa bile olayları kavrayamadı,
hz Hızır ile yolculuğa çıktığında şer gibi görünen olayların altında bir hayr yattığını görmedi. Eğer hz Musa'dan daha bilge daha saf ve temiz değilseniz, lütfen bu işlere girmeyin. Örneğin; istihareye yattığınızı ve bizzat hz Hızır'ın duanızı yanıtladığı ve size şer altında birşey gösterdiğini varsayın; ne yapardınız bu durumda, sizdemi hz Musa gibi gördüğünüzden tırsıp o işe atılmaktan uzak dururdunuz? Ya ama, o şerrin altında sizin için çok büyük bir hayr varsa?

- Soru: hocam nihayetinde hayrlıysa, o zaman rüyada da bana hayra yönelik işaretler verilir herhalde?

Cevap: varsayalımki sıkıntılı bir süreç sonrası o iş gerçektende hayrlı olacak, fakat o sıkıntılı süreç 30 yıl sürecekse siz halen o rüyanın size hayrlı olarak gösterilmesini istermisiniz? Kalsın dersiniz büyük ihtimal. Siz isteseniz dahi, 30 yıl sıkıntı çekeceğim ama, sonrası hayrlı olacaksa bana gösterilsin, ben o sürece sabrederim deseniz bile bu sefer Allahla karşı karşıyasınız, çünkü Rabbimiz bu işleri tasvip etmiyor. Yani, istihare namazı ve duasını yapsanız davetinize anca cinler icabet eder, cinlerde uzun geleceği öngöremediği için uzun gelecekteki hayrı yine kaçırmış olurdunuz. Cinler sadece kısa geleceği, gökten yıldızlar tabakasına inen o bir yıllık kaderinizi öngörebiliyor, levh-i mahfuzda yazılı o uzun geleceği değil.

O yüzden, istihareye yatsanız ve gerçektende çok bilge cinler rüyanızı yanıtlasa, onlar sadece maksimum bir yıllık geleceği öngörebilir ötesini değil. Yani; rüyanızda hayr gösterirlerse bu sadece bir yıl için geçerli, şer gösterirlerse bu da sadece bir yıl geçerli. Şimdi karar sizde; bir yıllık bilgiye dayanarak tüm hayatınızı etkileyebilecek kararı vermeye hazırmısınız? Burada tabiiki o cinlerin doğruyu söylediği, sizi yanıltmadığı varsayamıyla hareket ediyoruz. Bu olayın birde bu boyutu var, cinler eşittir en yalancı varlıklar, yani rüyanız baştan sona yalan ve kandırmada olabilir. Bir istihareye göre karar verirken, kandırılma ihtimalinizide göz önünde bulundurmanız gerekiyor.
Rüya davetinize icabet eden varlıklar cinler, dolayısıyla istihareleri konuşuyorsanız istiharelerin güvenliğinide masaya yatırmanız gerekiyor.

Örneğin bir insan size çok hayrlı gelecekse, sizin hayatınızı olumlu yönde değiştirecekse, sizdeki negatif enerjiler buna direnebilir, sizi istiharelere yatırıp olumsuz rüyalar göstererek sizi o kişiden uzak tutabilir. İstihare eşittir cinler alemi. O aleme adım attığınız anda herşeye hazır olun.

- Soru: zikirleri anladım hocamda, dua edip Allahtan birşey beklemeyi ben bir yanlış olarak görmüyorum.

Cevap: yanlış değil, lütfen Allaha bol dua edin ve Allahtan bol dilekte bulunun. Buradaki sıkıntı dileğinizin karşılığı ne zaman inecek, bunun sizin belirlemeye çalışmanız. Dua etmeniz ayrı birşey, bu akşam duamın karşılığını bekliyorum deyip Allaha bir ultimatom vermeniz apayrı birşey. İstiharedeki bir sıkıntıda bu, bir nimetin ne zaman ineceğini siz belirleyemezsiniz, belirlerseniz bu Allah tarafından hoş karşılanmaz. Duanıza cinler icabet eder, Allah değil. Duaların adabı ve usulü var, bunlardan birisi doğru niyetse bir diğeride zaman belirtmemek. Duanızı sahih bir niyetle yapın ve göğe gönderin, süre ve zaman gibi şartları duanıza eklemeyin. Eklerseniz bu sefer niyetiniz usulden gökte takılı kalır, gök kapılarından içeri giremez ve enerji boyutunda size geri döner. Üzerinize inen enerjilerden de kim besleniyor? Cinler ve şeytanlar.

- Soru: Allahtan o gün için birşey beklemeyelimmi?

Cevap: işlediğiniz ibadet ve duaların karşılığını o gün bekliyorsanız, beklemeyin. Kaderiniz günlük hesaplanmıyorki günlük size insin. Eğer öyle olsaydı insanların günlük hallerine göre bir sonraki günleri hesaplanırdı, bu da ne adaletli olur ne de yeryüzünde düzen ve nizam bırakırdı. Öngörüsüz, kaos içinde, kişinin anlık duygu moduna göre belirlenen bir hayat olurdu. Şükürki Rabbimiz bizim anlık duygu hallerimize göre geleceğimizi belirlemiyor, bizi yıllık değerlendiriyor. Bir yıl bize sabrediyor, sonrası yıllık ortalamamızı alıyor, sonrada o yıllık ortalamamıza göre bir sonraki yılın rızkını hesaplıyor. Bugün ektiğiniz buğdayı nasıl 9 ay sonrası alıyorsanız, bu yılki amellerinizin karşılığınıda bir sonraki yıl alıyorsunuz. Yılın başında (Muharrem ayı) gökten yıldızlara, güneş ve ayın döngülerine görede yıl içinde yıldızlardan peyderpey bize iniyor.

- Soru: bu hepmi böyle?

Cevap: İstisnalar var elbette, örneğin Rabbimiz istediği an müdahale edebilir örneğin Cuma namazı. Cuma namazın karşılığını almak için bir yıl beklemek zorunda değilsiniz,
karşılığını 3 gün sonrası Pazartesi günü alıyorsunuz. Ne olarak alıyorsunuz? Bu yazı vesilesiyle Cuma namazı altındaki hikmetide sizlere açıklayalım; iş hayatınız, alış verişlerişle ilgili yıllık kaderinizde o hafta yaşayacağınız sıkıntılar varsa, Cuma namazı ile olabildiği kadar onların önüne geçebiliyorsunuz. Cuma namazınız her hafta kaderinize pozitif bir yükleme bir doping etkisi yapıyor. Cuma namazını kılarsanız, bilinki iş hayatınızla ilgili ilahi destek alıyorsunuz. Buradanda İslam dininde kadınlar çalışabilir çalışamazmı sorusuna yanıt çıkarabilirsiniz;

Cuma namazı kimlere farz? Erkeklere. Cuma namazı ne için farz kılınmış; iş hayatımızda bize güç kuvvet vermesi için indirilmiş. Sonuç; Rabbimiz kadınları Cumadan uzak tutuyorsa, demek iş hayatına atılmalarını
uygun bulmuyor. Onları iş hayatıyla ilgili rahmet ve bereketten (Cuma namazı) uzak tuttuğuna göre, demek uygun bulmuyor. Şimdi; bize farz olan bir namazın karşılığını almak için 3 gün bekletiliyorken, farz veya sünnet olmayan bir namazın karşılığı bize hemen inermi? Akıl var mantık var, inmez.

- Soru: okuduğumuz dua ve ibadetlerin karşılığı neden hemen bize inmez, örneğin sınav öncesi okuduğumuz dualar veya istihare için yaptığımız ibadetler?

  Cevap: inmez, çünkü birşey size rızık olarak inmeden öncesi levh-i mahfuzda kağıda dökülmesi gerekiyor ve bu ilahi bürokrasi süreci asgari 3 gün sürüyor.
Cuma namazı bizlere aynı zamanda bir duamızın bir ibadetimizin en hızlı kaç gün içinde bize geri döneceğini anlatıyor, o da 3 gün. Bir ibadetinizin size geri dönme süreci, yani ilahi bürokrasi en az 3 gün sürüyor. Örneğin; duanız sesli dilekçe olarak göğe çıktığını varsayın, gök kapılarında geçişe uygun olup olmadığı kontrol ediliyor, sonrası oradan levh-i mahfuza akıyor, levh-i mahfuz bunu hak edip etmediğinize bakıyor, hak ettiğinizi gördüğü zamanda o sesli dilekçenizi kağıta döküyor, yani dua okumanız veya ibadet etmeniz yetmiyor, birşeyin yeryüzünde var olabilmesi için kağıda dökülmesi gerekiyor; "Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın" (Hadid Süresi; 22).

Sonrası levh-i mahfuz kağıda döktüğü kaderi onay için müdüre gönderiyor (Allah), Allahtanda onay gelince o duanız o ibadetiniz rızık olarak size geri dönüyor. Bu ilahi bürokrasi sürecide asgari 3 gün sürüyor. Dua etmeniz ibadet etmeniz yetmiyor, mutlaka kağıda dökülmesi gerekiyor. İnsanlar dualara ibadetlere bakıyor ve bunun arkasında bir düzen bir bürokrasi bir hesaplama belirli onay makamları olabileceğini düşünmüyor. Düşünmediği içinde dua okuduğu an karşılığını alabileceğini zannediyor. Eğer sizde öyle sandıysanız, günaydın diyelim sizlere.

Levh-i mahfuz bedenimizde hangi organı sembolize ediyor demiştik? Kalbimizi. Şimdi; yediğiniz besinleri ibadetleriniz, hücrelerinizide ibadetlerinizin karşılığını almayı bekleyen siz olduğunuzu düşünün. Yediğiniz besindeki kaloriler hemen hücrelerinize ulaşıyormu? Ulaşmıyor. Bağırsaklardan emiliyor, karaçiğerde filtre edilip parçalara ayrılıyor (bunları gök kapılarındaki kontrol noktaları olarak düşünün), sonrası kalbe gönderiliyor, kalp bunları kağıda döküyor, sonrası akçiğere gönderiyor (ilahi onay, can üfleme- oksileştirme), sonrada kalp bunları bedendeki hücrelere dağıtıyor. Bir şeyi yediğiniz andan itibaren hücrelerinize ulaşması 8 saat sürüyor. Yediğiniz besinin karşılığını hemen almıyorsunuz, günün 1/3 bekliyorsunuz. Dua ettiğiniz zamanda bunun böyle olacağını varsayın, haftanın veya ayın veya yılın 1/3 beklemek zorunda kalabilirsiniz bilginize, o da tabiiki duanız kabul görürse.


Özetlersek: yazılarımızı nasıl kaleme aldığımızı biliyorsunuz, bir konu hakkında birşeyi kaleme almak istediğimizde oturuyor ve yazmaya başlıyoruz, o kaba taslak halinide hemen sitemize ekliyoruz. Yazının son halini alması bir kaç gün sürüyor, o son haline evrilme sürecinede siz bizzat şahit oluyorsunuz, sizlerin gözü önünde yazılarımız o son olgun haline erişiyor. Bu yazımızda da birşeyleri ekleye çıkara son haline getirdik diye düşünüyoruz. Bilgiler daha çok, ama bu sefer yazımız çok uzayacak ve bizimde size sözümüz var, yazılarımızı olabildiği kadar kısa tutma konusunda. İstihareyi kısaca özet geçmemiz gerekirse; istihareye yatmak İslam dininde haram, çünkü gelecekten haber almaya çalışıyorsunuz.

Haram olan bir davetiyeyede rahmani güçler icabet etmez, cinni güçler eder. İstihare hadisesi, ilk çıkış anından günümüze kadar tamamıyla cinlerle ilgili. Bu işlere girişirseniz, bunu bilmenizde yarar var. Rüyalar hak değilmi? Elbette hak ve rüyalar üzerinden Rabbimiz dilediği kişiye gelecekten haber verebilir.
Örneğin firavunun rüyası ve Yusuf as'ın tabiri. Buradaki püf nokta ama Rabbimizin dileği üzerine bunun gerçekleşmesi, sizin dileğiniz üzerine değil.

Dostlar; geleceğimizi hepimiz merak ediyoruz, belkide bizler sizden daha çok merak ediyoruz, fakat bu merakımız bizi bir hocadan diğerine, bir medyumdan bir falcıdan bir istihareden diğerine sürüklememeli. Hayatımızda birazda sabretmeyi ve Allaha teslimiyat göstermeyi bilmeliyiz. Eğer ama bir konuda işlerin ters gitmesinden korkuyorsanız, o zaman yapmanız gereken belli, o da istihareye yatmak değil, çünkü istihare başınıza gelecek felaketi başınızdan def edemez, yapmanız gereken ya kefaret ödemek ya da peygamberimiz sav istihareyi nasıl uyguladıysa onun gibi uygulamak,
o işe kalkışmadan öncesi
hayrlı olması dileğiyle iki rekat namaz kılmak.

Şunuda lütfen unutmayın; ibadet veya dua ettiğiniz zaman bu gökte bir kağıda dökülmesi gerekir, aksi takdirde o şey yeryüzünde vukuu bulamaz. Birşeyin yeryüzünde vukuu bulması için kağıda dökülmesi gerekiyor. Rabbimizin düzeni bu, birşeyi kağıda dökmeden, altına mühürü basmadan, onu arşivlemeden birşeyin vukuu bulmasına izin vermiyor. Yeryüzündeki devletlerde böyle çalışıyor, aksi takdirde düzende kaos oluşurdu. Siz eğer dua ve ibadet edip anında karşılığını görüyorsanız bilinki bu gayri resmi, meşru değil. Size inen rızık islak imzalı belge olması gerekiyor, hak ve resmi olanı bu, bu islak imzalı belgeyi elde etmenin asgari sürecide 3 gün.

Siz eğer dualarınızın karşılığını aynı gün alıyorsanız,
o zaman bunun sahte olduğunu bilin, birileri (cinler) meşru olmayan yollar üzerinden kaderinizi manipüle ediyor biliginize. Bize inen rızkın meşru olup olmadığını nasıl anlarız; en basiti 3 gün bekledinizmi? İslam dini sabır sabır ve sabır diyor, eğer sabretmeden birşeyler size iniyor size gösteriliyorsa, örneğin duayı ettiğiniz gün karşılığını alıyorsanız bilinki bu işte bir tuhaflık var.
Konu konuları açıyor, bizce bu kadar yeter. Umarız yazımızdan arzu ettiğiniz ilhamı almışsınızdır, aklınızda dolaşan bazı sorulara cevap bulabilmişsinizdir. Yazılarımızda bazı konuları tekrarladığımızında farkındayız, bunu yapmamızın tek amacı o bilgileri beyninize kazımak.

Tekrarda hayr vardırdan yola çıkarak, günlük hayatınızı etkileyen, bilinmesi zorunluk olan bilgiler var, bizde bu bilgileri sürekli tekrarlayarak beyninize yerleştirmek istiyoruz. Örneğin; herşey dengine göre ayarlanmış, mal ve mülk gibi yeryüzü nimeti istiyorsanız mal ve mülk edinmenin yeryüzü şartları neyse onu yapmanız gerekiyor. İstediğiniz manevi mertebeyse o zaman ibadetlere yöneleceksiniz. İki alem, yeryüzü ve maneviyat, hangisinde ilerlemek istiyorsanız o alemin şatlarını yerine getirin. Biriyle diğerinde ilerlemeye çalışıyorsanız bilinki yanlış yoldasınız. Ne yeryüzü nimetlerine ibadetle erişebilirsiniz ne de manevi mertebeye yeryüzü nimetleriyle.

O yüzden, zikir ve ibadetlerle yeryüzü nimetlerini elde etmeye, yeryüzü nimetleriylede maneviyatı satın almaya kalkışmayın. Eğer kalkışırsanız bilinki yanlış yoldasınız, cinlere davetiye çıkarıyorsunuz. Kendinize, dinimize, devletimize, ailenize ve sevdiklerinize çok iyi bakınız. Allaha emanetsiniz.  












hz muhammed
hz isa
sadaka
nasuh tövbesi
kelimelerden türemiş hurafeler
yapay zeka ve şeytanlar