• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler............     
"Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir" (Mücadele Süresi; 58).


 




kefaret oruçları ve 10 gün
örtünme vs temiz kalp
gıybet ve kurtcuklar
sihir ve örümcekler

cemaatler, ilahiyatçılar ve tarikatlar bölüm 7 (2)- islamda istihareye yatmak varmı, bu uygulamanın kaynağı ne?


2. Bölüm

- Soru: kocaman şıhlar, onlar cinlerin bu müdahalesini göremiyormu?

Cevap: arkadaşlar, rabıtayı savunan, namaz kılarken Allaha değilde şıhlarına yönelen, yetiş ya Allah değilde yetiş ya geylani diyen, hacda birbirleriyle kavga eden, iktidar uğruna birbirlerine suikast düzenleyen, yabancı ajanların cirit attığı, vakti geldiğinde devleti satan ve devlete baş kaldıran, hristiyanlıktaki papalık gibi kul ile Allah arasına birini yerleştirmeye çalışan, bin yıl önceki ilimle yetinen, insanları kutsallaştırıp hazretler efendi diyen bir yerden bahsediyoruz, bunların olduğu yerde Allah olmaz, cinler olur.

Not: burada eleştiri getirirken bireyleri değil cemaat ve tarikatların uygulamada yanlışlarını, kurumsal yanlışlarını dile getiriyoruz, kemalist ve din düşmanları gibi bir bireyin işlemiş olduğu sapkınlığı alıp hepsini sapkın ilan etmiyoruz. Bunu yaparsanız milyonlara haksızlık etmiş, iftira ve kul hakkına girmiş olursunuz. Yapmayın bunu. Cemaat ve tarikatlara mesafeli olabilirsiniz, kabul, ama o inancınızı asla kin ve nefret boyutuna taşımamalısınız. Taşırsanız, sahnede kalp işareti yapıp sahneden indiği zaman insanlara her türlü hakareti yapan iki yüzlü insan konumuna düşersiniz. Bizim okurlarımızın kalbinde nefret ve kin yer almamalı, ne CHP'ye karşı ne de tarikat/ cemaatlere.

Neden; çünkü nefret ve kin şeytanın vasfıdır, o duygu sizde varsa bilinki şeytan kalbinize yerleşmiş. Dolayısıyla, şeytanı kalbimizde ağırlamamak için o duygulara hayatımızda yer vermemeliyiz.

Biz neden cemaat/tarikatlara bu kadar yükleniyoruz? Son 1500 yıldır İslam alemini bunlar kontrol etti, her türlü ihaneti, devleti yıkmayı, parçalama ve bölmeyi bunlar yaptı. Tarihte tarihten ders almayanlara tekerrür eder. Biz geçmişteki parçalanma ve içten ihanetleri tekrar yaşamak istemiyorsak, bunlara el atmamız gerekiyor. Biz bunlara müdahale etmedikçe bunlar yine İslam alemini içten karıştıracak (örneğin fetö ve süleymancılar).

Biz olaya şahsi bakmıyoruz, burada bir zaafiyet var, bir ingiliz aklı insanların dini inancı üzerinden toplumu ve devleti dezayn ediyor ve bu her yüz yıl böyle olmuş, en son 15 temmuzda olmuş, bizde sadece devletin içindeki bu zaafiyete dikkatleri çekmek istiyoruz, bunların İslam anlayışı sıkıntılı birisi bunlara dur demesi ve bu oyuna son vermesi gerek diyoruz, o kadar. Tabiiki, biz bu uyarımızı yaparken, devlet tehdit altında derken sadece zikir çekip takke giyen
lerden bahsetmiyoruz, atatürkçü düşünce derneğinden alevi derneklerine, humeyniye bağlılık yemini eden şia oluşumlarından çevre, demokrasi, özgürlük ve insan hakları adına hareket eden batı destekli guruplardan, siyasete bulaşmış belirli ideolojiler tarafından esir alınmış meslek odaları, sendikalar, üniversiteler, vakıflar vs herşeyden bahsediyoruz.

O yüzden de dini cemaatler tehlikelidir diyen atatürkçü/ kemalist görünümlü kafaları samimi bulmuyoruz, çünkü devlet ve milletimizin birliğine tehdit oluşturan tek onlar değil. Tüm örgütler arasında sadece onları cımbızlayıp çıkarırsanız, o zaman samimiyetinizi sorgularız. Biz burada örgütlenmelerden bahsederken merkezi Türkiye değilde dışarısı olan, Türk devletine değilde başkalarına biat yemini eden, emirleri ankaradan değilde başka yerlerden alan herkesten bahsediyoruz.

Süleymancı ve gülencilerin devleti nasıl sattığını görüyorsunuz, alparslan kuytul gibi pisliklerin devlete nasıl meydan okuduğunu görüyorsunuz ve bu örgütlenmelerden gizli saklı onbinler var. Bu bir ingiliz aklın ürünü, insanı kontrol etki toplumu ve devleti kontrol edebilesin. İslam alemi kan ağlıyor, bunun sebebide cemaat ve tarikatlar. Nasıl hocam diye merak ediyorsanız, günümüzü bugünden okursanız hata yaparsınız, günümüzde yaşanılan olayların müsebbibi yüz yıl öncesi iki yüz yıl öncesi yaşanılan olanlar.

Bugün İslam çoğrafyasında kötülük cirit atıyorsa, o kötülüğün tohumları yüz yıl öncesi ekildi. Kötülüğün tohumları nasıl ekildi? Cemaat ve tarikatlar üzerinden ekildi. Geçmişte atatürkçü düşünce dernekleri, lgbtq veya çevre ve insan hakları örgütleri yoktu, toplumu kontrol eden cemaat ve tarikatlardı. Beyaz adamda geldi ve tarikat ve cemaatler üzerinden o devletleri yıktı ve günümüz düzenini oluşturdu. En yakın tarihte bunun güzel bir örneği var; 2. körfez savaşında ABD irak'ı işgal etmeye karar verince, CİA İraktaki keşnizani tarikatın liderini satın aldı, o da aynı fetö gibi ordunun içindeki komutanlara savaşmayın, bize demokrasi getirecekler dedi. O günden bugüne İrak'a demokrasi geldimi? Liderin verdiği bu karardan o lidere tabii olanlar sorumlu tutulmayacakmı, akıtılan milyonlarca kandan sorumlu tutulmayacakmı? Tutulacak.

İşte sizi ilgilendiren noktada burası; kime biat ediyorsanız bilinki onun hata ve yanlışlarıyla yargılanacaksınız. Rabbimiz neden benden başkasına biat etmeyin dediğini şimdi daha iyi anladınızmı? Rabbim kusursuz çünkü, hiçbir yanlışı yok, Rabbimize biat ederek size zerre zarar gelmeyecek. Bir beşere biat ettiğiniz zaman ama durum böyle değil, onun verdiği her yanlış karardan sizde sorumlu kılınacaksınız. Keşnizani harekatın lideri, ya da fetö ya da adnan oktar, kime biat ediyorsanız, o kişi gizli veya açık kapılar arkasında ne günahları işliyorsa sizde buna ortak olacaksınız.

Neden; çünkü ona biat ettim diyorsunuz. Neden hiçbir beşere biat edilmemesi gerektiğini şimdi daha iyi anladınızmı? Beşer kusurlu çünkü. Bu, olayın manevi boyutu, bunun birde fiziki boyutu var, bu tür örgütlenmeler gücü ve işleyecekleri hainlikler için cesareti arkalarındaki milyonlardan alıyor, gerek yardım paralarından gerek sohbetlere katılıp manevi destek verenlerden alıyor, dolayısıyla o tarikat veya cemaat adına işlenen her suçtan fiziki anlamda sizde sorumlusunuz. Zincirin halkaları gibi düşünün, zincir o halkalar sayesinde görevini yapıyor, halkalar olmazsa zincirde olmaz. Dolayısıyla taban masumdu, haberi yoktu bahaneleri Allah nezdinde kabul edilmiyor. Zincirin halkaları yükü nasıl eşit yükleniyorsa, örgütün işlediği günahların yüküde tabana eşit dağıtılacak.

Soru şu; siz bu suçlara ortak olmaya hazırmısınız?
Örneğin şeytanlar birey olarak yargılanmayacak, örgüt adına hareket ettikleri için örgüt adına işlenen tüm suçlardan, her bir şeytanın işlediği suçlardan sorumlu tutulacaklar. Mahşer gününede omuzlarında o kadar çok suçla geleceklerki kendileri için bir terazi bile kurulmayacak, sorguya çekilmeden topluca cehennemin etrafına dizilip cehenneme atılacaklar. Soru şu; bir yere biat ettiyseniz, örgüt lideri ve örgüt adına işlenen tüm suçlardan sorguya çekilmeye hazırmısınız? Değilseniz, benim günahım bana yeter diyorsanız, o zaman Allah dışında kimseye biat etmeyin.

Mahşer gününde Araf dediğimiz yer var ya, işte Araf bu insanlarla dolu olacak, özünde iyi, ama bir topluma bir beşere biat ettikleri için onların günah yüküde omuzlarında orada bekletilecekler. Tarikatlara sorarsanız onlar olaya tersinden bakıyor, şıhımız bize şahitlik edecek bizi kurtaracak gözüyle bakıyor. Şıhınız size şahitlik edip sizi kurtaracakmı yoksa bizim dediğimiz gibi
hepiniz birbirinizin suçuna ortak olup Arafta sıkışıp kalacakmısınız, bunu bekleyip görelim. Bizim nacizane tavsiyemiz ama, her zaman kötü ihtimale göre kendinizi hazırlayın, yani ortak olurum ihtimali ile hareket edin ve kimseye biat etmeyin.

- Soru: sevaplarım yetmezse, kim beni mahşer günü kurtaracak?

Cevap: Allah. Sorunun cevabı çok basit; Allah sizi kurtaracak. Karşınızda iki şık var; ya Allah ya şıhınız. M
ahşer günü azaptan kurtulmak için siz kime bağlanır kime biat ederdiniz? Tabiiki Allaha. O zaman tarikatlara şıhlara değil, Allaha sımsıkı sarılın. Siz dini anlayamayazsınız, rehbersiz şaşarsınız diyen gevezelere şarlatanlarada kanmayın. Rabbimiz ben dininizi tamamladım dedikten sonra, ben Kur'an-ı Kerimi basit ve anlaşılır kıldım dedikten sonrası gerisi boş. Bunlarında ötesi, ben size yeterim diyen bir Allah var karşımızda, ben size yeterim dedikten sonra, yetmez diyenlerin sizi huzura taşıma ihtimali ne? Sıfır. "Yüz çevirirlerse de ki: "Bana Allah yeter; O'ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O, yüce arşın sahibidir" (Tevbe Süresi; 129).

O yüzden, Allah ve indirdikleri (Kur'an-ı Kerim, oruç, namaz, zekat, haç) bize yeter, yetmez diyenlerden de uzak durun. Eğer Allah ile kul arası bir aracı gerekseydi bunu ilk peygamberimiz sav söylerdi, siz anlamazsınız bu Ayetler sizi aşar, bir aracıya tabi olun derdi. Diyormu? Demiyor,
neredeyse her Ayette bizleri Allaha yönlendiriyor. Kural basit; kime biat ederseniz onunla birliktesiniz. Allaha biat ederseniz Allahla birlikte olursunuz, başka birine biat ediyorsanız onlarla. Eğer bir yere biat içindeyseniz mahşer günü Arafta takılı kalma ihtimaliniz çok yüksek bizden uyarması. O gün geldiğinde de şıhınız size rehber olmayacak, kendi kıçını kurtarmaya çalışmak için hiçbirinizi tanımayacak, ben bunlara biat edin demedin, şunu yapın bunu yapın demedim, benim bilgim yoktu gibisine sizi tanımamak için herşeyi yapacak bilginize.

Nacizane tavsiyemiz, Allah dışında kimseye biat etmeyin. Günümüzde kendi günahımız kendimize yeter, bir guruba biat ederek herkesin günahına ortak olmayalım.

- Soru: ben zikirle uğraşmıyorum, cinler benim istiharemede gelirlermi?

Cevap: Namaz ve dua gibi kutsal, içinde yaşadığımız matriksi etkileyebilecek enerji ortaya çıkarıyorsanız her zaman o güçlere davetiye çıkardığınızı biliniz. Her ibadetimizde davetiye çıkarıyorsak nasıl korunuyoruz; niyetlerimiz sayesinde. İbadetlerinizle enerji kapıları açıyorsunuz, o kapıları koruyanda niyetleriniz. Örneğin; niyetiniz bozuksa, o zaman herkes o kapılardan girip çıkar ve sizin davetiyenize icabet eder. İcabet edenler uzakta olanlar olmak zorunda da değil. Her birimizin içinde, dışında, çevresinde, evinde tonlarca cin/ şeytan var, siz kapıları açtığınızda hayatınızı alt üst etmek için birisinin bulaşması yeter.

Sizin bilmeniz gereken, her ibadetiniz güçlü bir enerji ortaya çıkarıyor, o enerjiyede kim erişim hakkı elde edecek bunu niyetiniz belirliyor. O yüzden ibadetlerden öncesi niyetler gelir. Herhangi bir ibadetinizde niyet sakatsa, bilinki işlediğiniz ibadet dünyanın en güzel ibadeti olsada, o ibadet sakıncalı duruma düşüyor. İstiharede de durum böyle, dışarından bakınca sadece iki rekat namaz kılıyorsunuz, namazdanda daha güzel bir ibadet varmı; yok, ama niyetiniz Allahın meşru görmediği yasakladığı bir konu olunca (geleceği öğrenmeye çalışmak), o zaman o ibadetiniz, dünyanın en güzel ibadeti olsada sakıncalı duruma düşüyor. O ibadetinizde ortaya çıkardığınız enerjiler göğe değil cinlerin eline düşüyor.

- Soru: dualarınız yoksa siz ne işe yararsınız diyor Rabbimiz, dualarımız kötümü yani?

Cevap: dualarımız kötü değil, niyetlerimiz kötü. Sizin anlamanız gereken, her ibadetiniz çok büyük enerjiler, yeryüzü matriksine müdahaleyi mümkün kılan enerjiler ortaya çıkıyor, şimdi soru şu; ortaya çıkardığınız o enerjiye ne olacak? Cin/şeytan herkesin peşinde olduğu o enerjilere ne olacak. Normal şartlar altında Rabbimiz bu enerji yanlış ellere düşmesin, siz ihtiyaç duyduğunuz zaman size insin diye göğe çekiyor. Normal şartlar altında diyoruz, çünkü o enerji gök kapılarından içeriye girebilmesi için hak olması gerek. Hak olmayan birşey gök kapılarından giriş yapamıyor. Birşeyin hak olup olmadığınıda ne belirliyor; iki şey, uygulama ve niyet. Uygulama Allahın emrettiği şeymi, niyette Allahın tasvip ettiği şeymi. Gökten geçebilmesi için niyetiniz ve uygulama ikiside hak olması gerekiyor.

Örneğin; istiharede namaz kılıyor ve dua ediyorsunuz, uygulamada sıkıntı yok, ikiside Rabbimizin emrettiği şeyler, niyete gelince ama (geleceği görmek) işte orada takılıyorsunuz. O yanlış niyetinizden ötürüde ibadetiniz çöpe gitmiş oluyor. Çöpede gitmiyor, keşke çöpe gitse ve geçersiz kılınsa, niyet yanlış olsada ortada işlemiş olduğunuz bir ibadet ve o ibadetin ortaya çıkardığı bir enerji var, asıl soru veya sorun bu, ne olacak bu enerjiye? Gökten geçişine izin verilmez, çünkü niyet hak değil. Ne olacak o zaman; ibadetinizden ortaya çıkardığınız enerji size iade edilecek. O enerji size geri döndüğünde ne oluyor; bedeninize çöküyor ve sizi ya bedensel ya ruhsal olarak çökertiyor ya hayatınızı kilitliyor ya da cin/ şeytanların eline düşüp onlar o enerjiden faydalanıyor, onların işlediği günahta size yazılıyor.

Bilinçsiz bir ibadetle nelere sebep olduğunuzun farkındamısınız? Örneğin; youtube'da nereye baksanız hemen hemen herkes şu duayı şu zikri okursanız şu sıkıntılarınızdan kurtulursunuz şu malı elde edersiniz hikayesini anlatıyor. Bunlar neye sürüklüyor insanları; gökten geçemeyecek enerji üretimine sürüklüyor. Oturtuyorlar sizi ve sizlere binlerce zikir çektiriyorlar, o zikirler kabul olmazsa ne olacak size, bunu düşünen kimse yok
maalesef.

- Soru: gök kapılarından geçer hocam, Rabbimizin isimlerini zikrediyoruz, bu aleyhimize olmaz.

Cevap: Rabbimizin isimlerini zikretmenizde sıkıntı yok, fakat ne niyetine Allahın isimlerini zikrediyorsunuz, niyetinizi hiç sorguladınızmı? Örneğin; yeryüzü nimetleri elde etmek için zikir çekiyorsanız yanlış yapıyorsunuz, çünkü yeryüzü nimetlerini elde etmek için çalışmak, emek vermek, sabretmek gibi yeryüzüyle ilgili şartları yerine getirmeniz bekleniyor. Eğer manevi boyutta birşeyler elde etmek için zikir çekiyorsanız, bu sefer o manevi şeyi elde etmek için ahlak, dürüstlük, kötülük ve haramdan uzak durmak, günlük ibadetleri yerine getirmek, canlılara zulüm etmemek gibi manevi şartları yerine getiriyormusunuz buna bakılacak.

Allahı zikrediyorsam bu mutlaka kabul edilir diye bir kaide yok, ne niyetine Rabbimizin güzel isimlerini ağzınıza alıyorsunuz ve niyetinizin yeryüzü veya manevi şartlarını yerine getiriyormusunuz, zikrinizin kabulü için esas önemli olan bunlar. Niyet veya usulde takılı kaldığınız zamanda o zikirlerinizin enerjisi gök kapısından geçemeyecek, size geri dönecek. Size geri döndükten sonrada o enerjiler ya bir ton ağırlık olarak bedeninize çökecek ve ruhsal bedensel sizi çökertecek, ya hayatınızı kilitleyecek ya da o enerjiyi cin/şeytanlar alıp kötülük yapacak, bunun hesabıda sizden sorulacak. Bilinçsiz şuursuz ibadetinizle neleri tetiklediğinizin farkındamısınız?

Hayat çok basit arkadaşlar, hayat ektiğimizi biçmek üzerine kurgulanmış. Eğer hayatınızda birşeyler ters gidiyorsa, ilk önce aynaya bakın ve kendi halinizi düzeltin. "Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir" (Şura Süresi; 30). Sıkıntılarınızın çözümü için dualara değil günahlarınıza odaklanın. Sıkıntılarınıza dua ve zikir eksikliği sebep olmadıki, zikir ve dualarla gitsin. Sıkıntılarınıza günahlar sebep oldu, dolayısıyla odaklanmanız gereken nokta günahlarınız. Nerede ne yanlışı yaptınız bunu araştırın, sonrada tövbe, helalleşme, kefaret gibi o günahın borcunu ödemek için ne yapılması gerekiyorsa bunu yapın. Rabbimiz dua etmemizi istiyor, bu doğru, ama dualarımızı tövbe yerine, helalleşme yerine, dürüst çalışma yerine, sabır yerine, çalışmak veya emek vermenin yerine, kefaret yerine koymuyor.

Örneğin; kpss sınavlarını geçmek için bol dua ve zikir çekiyorsanız bilinki niyetiniz yanlış, ortaya çıkaracağınız enerji sihir türünden olacak ve cinler tarafından kullanılacak. Neden yanlış; kpss sınavları yeryüzüyle ilgili bir rızık, dolayısıyla o rızkı elde edebilmek için o rızkı elde edebilmenin yeryüzü şartlarını yerine getirmeniz gerekiyor. Örneğin; çok ders çalışmak. Derslerime çalıştıysam yinemi dua etmek yanlış? Dua etmek yanlış değil, ama madem amaç dua, niye bin tane okuyorsunuz? Demek burada niyet dua değil, niyet sihir ortaya çıkararak o rızkın yeryüzü şartlarını bypass etmek, kaderi dolandırmak, arka kapıdan o rızkı çalmak. Bu noktada sizin bilmeniz gereken, kim bilinçaltı temizleme ile sıkıntılarınızdan kurtulacağınızı söylüyorsa, kim dua ve zikirlerle istediğinizi elde edebilirsiniz diyorsa o kişilerden uzak durun.

- Soru: hocam dua etmekten korkuttunuz bizi.

Cevap: korkmayın ve Allaha bol dua edin. Yeterki duanın usulunü bilin; hak etmediğiniz şeyleri Allahtan talep etmeyin, yeryüzü nimetlerini talep ederken o nimetleri elde etmek için yeryüzü şartlarını yerine getiriyormusunuz buna bakın, manevi boyutta birşeyler istiyorsanız, manevi boyutta o güzellikleri elde etmek için tatlı dil ve güler yüzlü olmak, kötülüklerden uzak durmak gibi manevi şartları yerine getiriyormusunuz buna bakın ve dua ederken kelimelerin tekrarından uzak durun. Sihir enerjisi birşeyi bol tekrar etmeniz sonrası ortaya çıkıyor, dua ederken kelimelerin tekrarından uzak durursanız hiçbir sıkıntı yaşamazsınız. Dualarınız gökten size geri dönse dahi, sizi çökertecek veya cin/şeytanların kullanacağı büyüklükte enerji olmaz. 


- Soru: Rabbimiz gelecekten bilgi almayı neden yasaklamış?


Cevap: kaderimizi yaşayabilmemiz için yasaklamış. Eğer olayları önden bilirsek kaderimizi yaşayamayız. Örneğin; yeryüzü yaşantımız ektiğimizi biçmek üzere kurgulanmış. Bunu hesaplayan akıllı kitaba levh-i mahfuz, hesaplanıp bize inen rızkada kader diyoruz.
Kader nedir? İşlediğimiz iyilik ve kötülüklerin karşılığını almaktır. Bizler işlediğimiz amellerin karşılığını almak zorundayız (ilahi kıssas kuralı), siz ama eğer geleceği öngörebilseydiniz, ne zaman kader sizden kıssas almaya çalışsa kaderden kaçar, ilahi düzende bir adaletsizliğe sebep olurdunuz. O yüzden, yeryüzünde ektiğinizin karşılığını almanız için geleceği bilmemeniz gerekiyor.

Bakınız; birşey sizden çıkacaksa Rabbimiz kaderinizde o konuyla ilgili en hafif sıkıntıyı alıyor ve onu size indiriyor. Siz ama eğer Allahın tasvip etmediği yollara başvurur ve o şeyden kaçmaya çalışırsanız, bu sefer Rabbimiz kaderinizde yazılı daha büyük sıkıntıyı başınıza musallat eder bilginize. Kaderden kaçamazsınız. Her kaçış çabanız daha büyük bir sıkıntıyı size musallat eder. O yüzden bazen kadere teslim olmakta yarar var, Rabbim bana en hayrlısı olanı indirir, demek benim için en hayrlısı buymuş deyip birazda kadere teslim olmamız gerekiyor. Bizim gibi teslim olmak istemiyorsanız, kaderinize baş kaldıracaksanız, o zaman bunun usulu ve kaidesini Rabbim belirtmiş, kefaretleri öde ve kaderinden kurtul demiş.

Usule uymuyorsanız, o zaman sizin için en hayrlısı Allaha teslimiyat gösterip kaderinize boyun eğmek. Allaha boyun eğende ikide bir geleceği görmek istemez. Bu istihare olayı birazda Allaha teslimiyatla ilgili, çok istihareye yatanların Allaha teslimiyatla ilgili sorunları var bilgilerine.


- Soru: geleceği görme niyetinde değiliz, sadece birşey hayrlımı değilmi onu öğrenmek istiyoruz.

Cevap: tamam öğrenmek istiyorsunuzda, hayatınızda hayr ve şer birbirinden ayrımıda rüyanızda bu ikisinin birbirinden ayrılmasını bekliyorsunuz. Bunu biraz açalım; günlük hayatımızda hayr ve şerler iç içe girmiş, birisini diğerinden ayırmak imkansız hale gelmiş, böyle bir ortamda da siz istihareye yatar ve rüyanızda hayr yada şer gibi net cevap beklerseniz, bir cevap alamazsınız. Günlük hayatımızda şer ile hayr arasında keskin bir çizgi yokki, rüyasına yattığımız o işte olsun. Günlük hayatınız nasıl inişli çıkışlı geçiyorsa, rüyasına yattığınız o şeyinde öyle geçeceği apaçık ortada.

Örneğin; bir işe karar verdiğinizi, başlangıçta çok zorluklar çektiğinizi ve bin pişman olduğunuzu ama sonrası çok büyük ödül ve güzellikler yaşadığınızı varsayın, böyle bir işin istiharesi nasıl olurdu sizce? Rüyanızda size hayrlı olacak dense, hayrlı değil çünkü belkide yıllarca sıkıntılı bir süreç geçireceksiniz, şer olarak rüyanız size gösterilse, bu da doğru değil çünkü şer gibi görünenin altında aslında sizin için hayr yatıyor.
Şimdi nasıl cevap versin Rabbimiz rüya talebinize
? Neden Rabbimizin bu işlerden uzak durduğunu şimdi daha iyi anladınızmı? Biz kaderi gördüğümüzden ibaret sanıyor, gördüğümüzden ibaret olmadığı, altında çok hesaplamaların ve olayların yattığını maalesef bilmiyoruz.

Biz kadere siyah ve beyaz olarak bakıyoruz, ya iyi ya da kötü, o yüzden de rüyada siyah ve beyaz gibi net cevaplar bekliyoruz. Bu ama değerli dostlar kaderin özüne ters, çünkü kader siyah ve beyaz değil, yeryüzü yaşantımızda iyilik ve kötülük iç içe girmiş herşey birbirine karışmış, gün içinde bazen ağlıyor bazen gülüyoruz. Dolayısıyla eğer hayatınız kötülükten arınmış değilse, gününüz bazen terslik ve sıkıntı içeriyor bazende güzellik içeriyorsa yani günlük hayatınız siyah ve beyaz değilse, rüyanızda da siyah beyaz cevaplar beklemeyin.

3. Bölümde devamı gelecek...








hz muhammed
hz isa
sadaka
nasuh tövbesi
kelimelerden türemiş hurafeler
yapay zeka ve şeytanlar