cemaatler, ilahiyatçılar ve tarikatlar bölüm 9 (2)- gayrimüslimler cennete girermi?
2. Bölüm
Ne için indirildi peygamberler? Bunun cevabını bizzat peygamberimiz sav en yakın ve sadık dostu veriyor, uhud savaşı sonrası indirilen bir Ayeti, peygamberimiz sav ölümü sonrası okuyarak; "Muhammed, yalnızca bir elçidir. Ondan önce nice elçiler gelip geçmiştir. Şimdi o ölürse ya da öldürülürse, siz topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz? İki topuğu üzerinde gerisin geri dönen kimse, Allah'a kesinlikle zarar veremez. Allah, şükredenleri pek yakında ödüllendirecektir" (Al-i İmran Süresi, 144). Neymiş peygamberlerin görevi; tebliğ etmekmiş. Neyi tebliğ etmek; Allahın varlığını! Neymiş peygamberlerin görevi; çağırmakmış. Neye çağırmak; Allaha! Siz İslamın herhangi bir yerinde Allahu Teala dışında başka birisi için çağrı yapıldığını gördünümüz; hayır.
İslam kelimesi ne anlama geliyor; Allaha boyun eğmek. Siz İslamın herhangi bir yerinde Allahu Teala dışında başka birine boyun eğin denildiğini gördünüzmü; hayır. Örneğin; Müslüman kelimesi Allaha boyun eğen kişi demek. Örneğin; biz sadece Allahu Tealanın önünde secde ederiz. Din kime ait; Allaha. Başka bir ortağı varmı; hayır. O zaman neden peygamberimizi Allahın dinine ortak kılıyor, cennete girmek için Allah inancı yetmez diyorsunuz? "And olsun ki, her ümmete: "Allah'a kulluk edin, azdırıcılardan kaçının" diyen peygamber göndermişizdir..." (Nahl Süresi; 36). Peygamberlerin görevi neymiş; insanları uyarmak, Allaha davet etmekmiş. Özetlersek; İslam inancın esası Allahın tekliğine inanmak, peygamberliğin değil.
Zaten akıl var mantık var, yüzbin üzerine peygamber inmiş, böyle bir ortamda peygamberliğin tekliği öne sürülürmü, benimkine inanmazsan cennete giremezsin denilirmi? Denilmez. Yüzbin aşkın peygamberin ortak noktası ne ama; hepsinin tek bir tanrıya davet etmesi. Demekki burada esas olan tek peygamber inancı değil, tek tanrı inancıymış. "Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah´a inanırlar, size indirilene ve kendilerine indirilene - Allah´a boyun eğerek inanırlar. Allah´ın âyetlerini az bir değere değişmezler. Onların mükafatı da Allah katındadır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir" (Al-i İmran Süresi; 199).
Nacizane tavsiyemiz, eğer bu konuyla ilgili cevap arıyorsanız gayrimüslimlere odaklanmayın, peygamberlerin görevi nedir, vazifesi nedir bunu araştırın. İslam aleminin içine maalesef büyük bir hurafe atılmış, peygamberimizi koruma ve yüceltme niyetinede 1500 yıldır herkes sus pus. Birileri peygamberimizi Allahın dinine ve mülküne ortak kılmış, sizde bunu doğal birşeymiş gibi savunuyor ve inanıyorsunuz. Bizde bu sapkınlığa artık dur deme vakti geldi diyoruz. Peygamberimizi koruyalım ve yüceltelim, yüceltelimde Allaha ortak kılacak kadar, Allahın dinine ortak kılacak kadar yüceltmeyelim.
Bir tarafta peygamberimiz sav varsa, diğer taraftada Allahu Teala olduğunu unutmayalım lütfen. Siz bu zamana kadar konuyu gayrimüslimlerle peygamberimiz sav arasında gördüğünüz için, doğal olarak hep peygamberimizi seçtiniz. Peygamber inancı olmadan cennete giremezler dediniz. Fakat bu olayın bir muhatabı daha var, o da Allahu Teala, çünkü peygamberimizi ortak kıldığınız şeyin (cennet) sahibi Allah. Olayı bu boyuttan ele aldığınız zamanda ortaya kocaman bir şirk koşma çıkıyor. Olaya hiç bu boyuttan bakmamıştınız değilmi? İşte biz bunu yapmaya çalışıyoruz, yazılarımızla size farklı bir bakış açısı sunmaya çalışıyoruz. Umarız bundan sonrası bu konuda daha dikkatli hareket edersiniz.
Unutmayınız, mesajı ileten kişi hiçbir zaman mesajın önüne geçemez, mesajın içeriğine ortak olamaz. Allahu Teala bu konuda çok net, muhammed (sav) yalnızca bir elçidir, ondan öncede elçiler gelip geçti, esas olan benim diyor, bana odaklanın bana diyor. Sadece bu Ayette değil, Kuran-ı Kerimin her sayfasında her Süresinde bunu diyor, esas olan benim diyor, bana yönelin ve kimseyi bana ortak koşmayın diyor. Siz ise ne yapıyorsunuz, Allah yetmez diyorsunuz, sadece Allah inancı sizi kurtaramaz, peygamberimizede inanmak zorundasınız diyorsunuz.
Soruyoruz size; hristiyanların 3 tanrı inancı ile sizin aranızda ne fark var? Onlar İsa as'ı tanrının oğlu olarak kabul etmeden cennete giremezsiniz diyor, sizde peygamber inancı olmadan giremezsiniz diyorsunuz. Aranızda ne fark var? Hiçbir fark yok, ikiside Allaha şirk, ikiside peygamber inancını Allah inancının önüne koyuyor. Koymasa dahi ortak koşuyor. Herhalükarda işin sonunda şirk çıkıyor. Kaldıki akıl var mantık var, elçilerin görevi sahiplerinin mesajını iletmek, mesajı iletende hiç mesajın içeriğine ortak olurmu? Örneğin; bir yerde mülk sahibi var ve arazisinde yaşayan insanlara bir elçi gönderiyor, topraklarım üzerinde yaşamak istiyorsanız bana tabi olunuz mesajı.
Şimdi; o mülkün sahibi, o elçiyi kendi mülküne ortak kılarmı, bana ve elçime inanırsanız kalabilirsiniz dermi? Demez, çünkü onun gibi yüzlerce elçi gönderdi çünkü mal kendisine ait, neden hizmetçisini malına ortak kılsın? Bir yerde Allah var diğer tarafta yarattığı bir kul. Allahu Teala malına neden yarattığı bir kulu ortak kılsın? Kılmaz. Kılmadığınıda zaten Kehf Süresinde net söylüyor. Hocam biz malına ortak kılma anlamında söylemiyoruz diyorsanız, söyleminizden o anlam çıkıyor ama. Lafı hiç sağa sola kıvarmaya gerek yok. Cennetten tapu almak için Allahın onayı yetmez, resulünde onayını almanız gerekiyor demiş oluyorsunuz. Yok hocam, haşa biz onları kastetmiyoruz diyorsanız, bal gibi kastediyorsunuz.
Vaka çalışması: "Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli'nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar. Onlar, Allah’a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emrederler. Kötülükten men ederler, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar salihlerdendir. (Al-i İmran Süresi; 113-114). Bu Ayetin tarifine uyan bir gayrimüslim düşünün, gece vakti kalkıp Allaha dua eden, ahiret gününe inana, iyiliği emereden ve Allahın salihlerden dediği bir kişiyi düşünün, şimdi; bu kul Allahın huzuruna çıktığında Allahu Teala bu kuluna haşa boynu bükük bir mahçubiyet içinde, kusura bakma ben seni cennetime alamam, bana inanman yetmiyormu diyecek?
Hani yapılan hayrlar karşılıksız kalmayacaktı? "Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir" (Al-i İmran Süresi; 115). Hani Allah dostlarına asla üzüntü yoktu. "Şunu iyi bilin ki Allah dostlarına hiçbir korku yoktur ve onlar asla üzülmeyeceklerdir" (Yunus Süresi; 62). Soruyoruz size; Allahu Teala bir dostuna ben yetmiyorummu diyecek arkadaşlar? Soruyoruz size; ne zamandır Allah inancı Allah sevgisi yeterli değil? Sizin inancınıza göre yetmiyor ama. Size göre Allah inancı yeterli değil. Cennet sizin tasarruffunuz altında olsaydı, cimri kesilir kendiniz dışında kimseyi cennete sokmazdınız. Allah korkusuyla titreyen, avrupada ve amerikada hasta yatağında Allaha dua eden, yaşlılığın yalnızlığında ağlayarak Allaha sığınan milyarları cehenneme atardınız.
Neden? Peygamberinize inanmadığı için. Sizin için onların Allaha dua etmesi önemsiz, sizin için onların Allaha sığınması yetersiz. Neden; çünkü bir beşere inanmıyorlar. Soruyoruz size; bu Allaha şirk koşma değilde ne?
Şükür Rabbimize ama bizler sizlerin merhametine kalmamışız. Boşuna Rabbimiz ben merhametlilerin en merhametlisi demiyor. Sizin inancınıza göre merhametlilerin en merhametli kavramı sadece sizin için geçerli, insanlığın geri kalanıda hapı yuttu. Sizin inancınıza göre o zaman bu Ayetide çöpe atabilirsiniz; "Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan (günah)ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah'a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur" (Nisa Süresi 48). Allahu Teala bana şirk dışında, peygamberlere inanmamak dahil tüm günahları affederim diyor, siz ise yok öyle yağma diyorsunuz, peygambere inanmamayı affedemez, Allahın buna gücü yetmez, peygambere inanmayanları cennete alamaz diyorsunuz.
Ne zaman cennetin tapusu sizin ne zaman peygamberlerin oldu arkadaşlar? Size göre bir insan Allahı ne kadar severse sevsin, bir peygambere inanmadığı müddet cennete giremez. Soruyoruz size, bu Allaha şirk koşma değilmi? Siz o peygamberi Allaha eşit koşmuş olmuyormusunuz. Dinin sahibi ikisidir demiş olmuyormusunuz? Oluyorsunuz. Hiç sağa sola lafı gevelemeyin, dediğiniz bu! Kur'an-ı Kerimi açın ve Allahu Teala peygamberimizi nasıl tanımlıyor buna bakınız; uyarıcı, müjdeleyici vs. Hiçbir yerinde cennete ortaktır, Allaha ortaktır demiyor.
Uzun lafın kısası: "İş, ne sizin kuruntularınızla, ne de kitap ehlinin kuruntularıyla olur. Kötülük yapan, onunla cezalandırılır ve kendisine Allah'tan başka ne dost ne de yardımcı bulur" (Nisa Süresi; 123). Bundan daha güzel bir özet olabilirmi, siz nedeseniz biz nedesek boş, gayrimüslimler ne dese boş, günün sonunda kötülük yapan cezalandırılacak, Allahtan başkada, bunu tekrar edelim, Allahtan başkada dost ve yardımcı kendisine bulamayacak. Burada peygamberlere atıf varmı? Yok. Peygamberimizi korumak ve peygamberimizin makamını yüceltmek için bunu savunduğunuzu anlıyoruzda, bunu söylerken Allahın makamı ve konumunu ayaklar altına aldığınızın farkındamısınız?
Tamam, hep birlikte peygamberimizi yüceltelim, yüceltelimde Allahı aşağılama ve aciz gösterme, Ayetleri ve gerçekleri çarpıtma pahasına değil. Peygamberimiz bir insan, bir beşer bunu asla unutmayınız. Allahsa Fatiha Süresinin dediği gibi; Mâliki yevmi’d-dîn. Ödül ve ceza günün sahibi. Ödül ve ceza günün sahibide neden kendisi dışında birisini o güne ortak kılsın? Umarız konuyu anlamışsınızdır. Allaha göstermediğiniz hürmet ve saygıyı peygamberimize gösteriyorsunuz, Ayetlere göstermediğiniz saygı ve ilgiyi hadislere gösteriyorsunuz, yapmayın bunu. Haddinizi bilin.
Peygamberimiz haddini bilerek yaşadı sizde haddinizi bilerek yaşayın. Peygamberimiz sav hiçbir zaman bana inanmazsanız cennete giremezsiniz demedi, bunu sonradan siz uydurdunuz, belki art niyet içinde belki iyi niyet içinde uydurdunuz, herhalükarda büyük bir halt işlediniz. Bizim görevimizde bu yanlışları düzeltmek, Allahın dinini yeniden özüne o ilk tebliğ anına geri döndürmek. "Yâkub son nefesini verirken yoksa siz de orada mıydınız? O sırada Yâkub oğullarına: “Benden sonra kime kulluk edeceksiniz?” diye sormuş, onlar da: “Sadece senin ilâhına; ataların İbrâhim, İsmâil ve İshâk’ın ilâhı olan tek Allah’a kulluk edeceğiz. Biz sadece O’na teslim olmuşuz” demişlerdi" (Bakara Süresi; 133).
3. Bölümde devamı gelecek...