cemaatler, ilahiyatçılar ve tarikatlar- nurcular ve müceddid kavramı (3)
3. Bölüm
6) Bu iddianızın iftira boyutunu hiç düşündünüzmü? Allah adına konuşuyor Allah yaptı etti diyorsunuz, eğer yanılıyorsanız bunun vebalini hiç düşündünüzmü? Kendi adınıza iddialar ortaya atarsanız bu yalana giriyor, başkaları adına konuşursanız bu da iftiraya. Allah yaptı etti diyorsunuz, ya yapmadıysa? Bir iftira bir yalan günahını yüklendiğinizin farkındamısınız. Değidmi buna. Ne uğruna? Müceddid olmuş olmamış size ne? Olsa hayatınızda ne değişecek olmasa ne? Bu kadar basit günah yüklenmeyin arkadaşlar. Bu işler beni aşar, Rabbim daha iyi bilir, ben nereden bileyim deyip geçmeniz gerekmezmi?
Yüzyılın müceddidi olarak gördüğünüz kişiler, kendi ağızları ile böylesine büyük bir iddiada bulunmamış, hiçbiri çıkıpta ben Allahın elçisiyim, bu yüz yıl sadece ben hakkım dememiş, sadece beni takip ederseniz hidayete kavuşursunuz söylemi içinde bulunmamış. Bu yalanları siz uyduruyorsunuz, belki iyi niyet içinde yapıyorsunuz belki artniyet, herhalukarde yanlış yapıyor Allaha büyük bir iftira atıyorsunuz.
7) Allah bir elçi gönderdiğinde o elçiler kendilerini tanıtır, Allah elçileri olduklarını söyler. Bu ilahi bir kural ve bu kuralda asla bir istisna olmaz. Said nursi bir Allah elçisi olamaz, çünkü kendisini Allahın bir elçisi olarak tanıtmadı. Sadece o değil, yüzyılın elçileri olarak ilan ettiğiniz kişilerin hiçbiri kendisinin Allahın bir elçisi olarak tanıtmadı, yinede bu sizi onları birer elçi ilan etmekten alıkoymadı. İftira, yalan, bize göre çok anlamsız günahlar yükleniyorsunuz omuzlarınıza. Elçiler kendini tanıtır, eğer birisi kendisini elçi olarak tanıtmıyorsa bilinki o elçi değil.
8) Allah bir elçi gönderdiğinde insan veya melek farketmez, o kişi baatılı yok etmeden yeryüzünden ayrılmaz. Bu ilahi bir kuraldır. Bir kişinin elçi olup olmadığını nasıl anlarsınız; baatılı yok edip etmediğinden. Yok edemiyorsa bilinki elçi değil. Elçi olmanın ana kaidesi yeryüzüne inip baatılı yok etmektir! Sizlerin Allah elçisi olarak topluma takdim ettiğiniz kişi ise, bırakın birilerini yok etmeyi, hayatını sürgünde geçirmiş birisi. Baatılı ortadan kaldırmak için Allahu Teala bir elçi gönderecek, o elçide tokadı yiyip Allaha geri dönecek öylemi? Nacizane tavsiyemiz, eğer birine elçi sıfatı yapıştırıyorsanız, o kişinin kötülüğü zahiren yendiğinden emin olun, yoksa o iddianızla çok büyük bir vebalin altına giriyorsunuz! Allah bir elçi gönderecekse, baatılı ortadan kaldırmak için gönderir, hapislerde sürünmek için değil!
Siz baatıl tarafından sürgüne uğrayan, hapise atılan ve zulme uğrayan her kişiyi Allah elçisi olarak tanımlamaya kalkışırsanız, bu işin sonu hiçte hayırlı şeylere gebe kalmaz, kalmadığıda zaten aşikar.
9) Allahu Teala İslamı ayakta tutmak istediğinde iyi insanları gönderiyor, kötüyü yok etmek istediğinde ise elçilerini. Elçi olmanın kriteri, kötülüğü manen değil zahiren ortadan kaldırmaktır. Manen bu zaten mümkün değil çünkü gönüllere Allahtan başkası tesir edemez. Birisinin Allah elçisi olması için iki kriter olmazsa olmaz, birisi kötülüğü görünürde ortadan kaldırması ve ikincisi kendisini elçi olarak tanıtması. Bu iki kriter olmazsa olmaz. Birisi var diğeri yoksa, o yinede elçi olarak kabul edilmez. Elçi olmanın kriterleri bu. Bir kişinin Allah elçisi olup olmadığını merakmı ediyorsunuz, o zaman kişinin kendi dönemindeki egemen baatıl güçleri yenip yenmediğine ve kendisini elçi olarak tanıtıp tanıtmadığına bakınız. Yeniyor ama kendini elçi olarak tanıtmıyorsa o bir elçi değil. Kendini tanıtıyor ama yenemiyorsa, yine elçi değil. Bu şekilde şarlatanları doğrulardan ayırtedebilirsiniz.
Hatta üçüncü bir kriter olarakta indiği döneme bakınız. Örneğin; selçuklu veya osmanlı dönemi gibi hakkın hüküm sürdüğü dönemlerde elçi inmez, elçiler baatılın hüküm sürdüğü dönemlerde iner. Elçi olarak gördüğünüz kişi; A) hangi dönemde indi ilk önce ona bakınız. Eğer hakkın hüküm sürdüğü dönemde indiyse o bir elçi olamaz. B) baatılın hüküm sürdüğü dönemde indiyse o zaman batılı yenip yenmediğine bakınız. Yenemediyse elçi olamaz. C) Kendini elçi olarak tanıtıp tanıtmadığına bakınız. Tanıtmıyorsa o kişi elçi olamaz. Gördüğünüz gibi, Allahın düzenini anlarsanız çevrenizde olup bitenleri anlarsınız.
10) Allah her yüz yıl her yöreye nasıl kötü insanlar indiriyorsa, iyi insanlarda indiriyor. İyi ve kötü arasında dengeyi sağlamak ve iyileri yeryüzünde hakim kılmak için, bu Allahın genel bir stratejisi. Yani, said nursi yaşadığı dönemin tek güzel insanı değildi. Said nursinin bir muadili hindistanda da mısırda da afrikada da vardı. Şimdi soru şu; kendi yörenize inen kişiyi siz o yüz yılın tek müceddidi kabul ederseniz, onun ulaşamadığı yörelere ne olacak? Müceddid kavramı tüm İslam çoğrafyasını kapsayan bir kavram. Sizin mücedditten ama ne mısırlı ne hindastanlı ne de arab yarım adasındaki müslümanın haberi oldu. İslam çoğrafisinin haberi olmadığı bir kişi nasıl müceddid oluyor? Hocam, her yöreye bir müceddid iner diyorsanız, o zaman neden size ineni diğerlerine üstün tutuyor, yüzyılın alimi ilan ediyorsunuz?
11) Allah topluluklarda güzel ahlaklı insanlar var eder. Bilhassa İslam topluluklarında Allah, güzel ahlaki değerlere ve sağlam inanca rehber olabilecek örnek insanları her yüz yıl ortaya çıkartır. Allahın ama beş çocuğunuzdan birisini güzel ahlaklı ve İslam adına güzel işler yapmayı nasip etmesi, onun bir müceddid yani bizzat Allah tarafından gönderildiği ve Allahtan talimat alarak hareket ettiği anlamını taşımaz! Birisi Allah adına güzel işler yapıyor diye niye ona bir sıfat yapıştırma onu kutsama yarışına giriyorsunuz?
12) Eğer Allah her yüz yıl birden fazla güzel insan indiriyorsa neden sadece birine hürmet gösterip diğerlerini görmemezlikten geliyorsunuz? Örneğin said nursiye ayırdığınız zamanı emalılı hamdi yazırada ayırmanız gerekmezmi? Bunu yapmıyorsanız, sizin hz aliye inanıp diğer halifeleri reddeden bir şiilik inancından farkınız ne? Varsayalımki Allah her yer yüz yıl sadece bir güzel insan indirdi, neden sadece kendi yüzyılınıza sahip çıkıp diğerlerini es geçiyorsunuz? Örneğin; said nursiye ayırdığınız zamanı imam-ı azzamada ayırmanız gerekmezmi? Bunu yapmıyorsanız, isaya inanıp peygamberimizi reddeden hristiyanlardan veya musaya inanıp peygamberimizi reddeden yahudilerden ne farkınız var?
Onların dönemi geçti onların hükümleri bizim yüzyıl için geçerli değil diyorsanız, o zaman siz neden geçen yüz yılın alimine takılı kaldınız? Eğer her yüzyılın insanı kendi döneminde ortaya çıkan alime tabi olması gerekir diyorsanız, siz o zaman bu yüz yılın alimine tabi olmanız gerekmezmi? Neden geçen yüzyılda ortaya çıkan ve geçen yüz yılın insanına hitap eden geçen yüzyılın dilinde konuşan birisinin peşinde koşuyorsunuz? Eğer ama bizim için her yüz yılın alimleri değerlidir diyorsanız, o zaman onca alim arasından neden geçen yüzyılınkini cımbızladınız ve onu vitrine çıkardınız?
13) Cemaat oluşturma dönemi peygamberimiz ile son buldu. Ondan sonra gelecek elçiler, bu da iki kişiyle kısıtlı (hz. mehdi ve isa as), onlarda ne cemaat kuracak ne de görevlerini yerine getirmek için sizin yardımınıza ihtiyaç duyacak. Onlar ne yapmaları gerekiyorsa Allah gereken donanımı verecek. Eğer said nursinin eserleri ve namı vefatı sonrası yayılıyorsa, bilinki o bir Allah elçisi değil. Allah eğer bir elçi göndermeye karar verirse, o yapması gerekeni yaşadığı dönemde yapar, öldükten sonra değil.
Siz ve biz arasındaki fark: biz bütün İslam alimlerine eşit mesafeli yaklaşıyor, hepsine aynı gönül muhabbetini besliyoruz, siz ise değil. Biz bütün İslam alimlerin eserlerine eşit mesafeli yaklaşıyor her birine eşit zaman ayırıyoruz, siz ise değil. Biz zandan uzak duruyor geçmiş insanlar hakkında büyük iddialarda bulunmuyoruz, siz ise bulunuyorsunuz. Biz Allahın bilgileri bizim yanımızda değil, Allah kimi gönderdi kimi göndermedi kimi dost edindi kimi edinmedi bunun bilgisi bizi aşar diyoruz, siz ise değil, siz çok rahat şu kişi Allah dostu şu kişi Allah elçi diyebiliyorsunuz. Biz boş zamanımızı Allahın kitabını okumakla geçiriyoruz, siz ise risaleleri okumakla.
Biz kendimize Kur'an-ı Kerimi rehber kıldık, siz ise risaleleri. Biz Kur'an-ı Kerime muhabbet besliyor onu yad ediyoruz, siz ise risaleleri. Biz zamanımızı peygamberimizin hayatını okumakla geçiriyoruz, siz ise said nursinin. Biz peygamberimizi kendimize imam kıldık, siz ise said nursiyi. Biz peygamberimize muhabbet besliyor onu yad ediyoruz, siz ise said nursiyi. Biz nur gibi kavramların sadece peygamberimize ve Kur'an-ı Kerime hak olduğuna inanıyoruz, siz ise bunu kendinize hak ve laik görüyorsunuz. Biz kendimizi diğer Müslümanlardan daha üstün görmüyoruz, siz ise görüyorsunuz. Biz kendimizin diğer Müslümanlardan daha hak yolda olduğumuza inanmıyoruz, siz ise inanıyorsunuz. Bunları ve dahasını sıraladıktan sonra söyleyin bakalım; sizmi Allaha daha yakınsınız yoksa bizmi, sizmi daha çok bir Müslümana yakışır hareket ediyorsunuz yoksa bizmi, sizmi hak yoldasınız yoksa bizmi?