• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler............     
"Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir" (Mücadele Süresi; 58).


 




kefaret oruçları ve 10 gün
örtünme vs temiz kalp
gıybet ve kurtcuklar
sihir ve örümcekler

synergy kendiyas bölüm 5- ölülerle konuşmak mümkünmü?


5. Bölüm

Synergy kelimesini kullanarak kendi niyetini ifşa etmiş olmuyormu? Oluyor, zaten asıl tuzakta burada. İnsan bilmeden tuzağa düştüğünde cin ve şeytanlar o kişi üzerinde tam nüfus sağlayamıyor, çünkü kişi bilmeden hata yaptı. "..Yanılarak yaptıklarınızda size vebal yok; fakat kalplerinizin bile bile yöneldiğinde günah vardır... " (Ahzab Süresi; 5). Şimdi; bir günah işlediğinizde işlediğiniz organda bir günah kapısı açılıyor, şeytanlarda oraya süzülüyor, zaten oradaysa orası üzerine daha fazla hak elde ediyor. Bilmeden bir günah işlediğinizde ama, o kapılar açılmıyor. Dolayısıyla şeytanlar öyle veya böyle sizi bilerek işleyeceğiniz günahlara itmesi gerekiyor. Bunun içinde ne yapıyorlar; kendilerini ifşa etme pahasına asıl niyetlerini insanlara gösteriyorlar.

Nitekim burada da bunu yapıyor, her ortamda synergy kelimesini kullandırtarak asıl niyetini ifşa ediyor, sizi kendime bağlamak için yola çıktım, bana biat edecekseniz bunu bilerek biat edin diyor. Bu sayede bilmeden biatların önüne geçip o insanlar üzerinde tam kontrolü ele geçiriyor. O yüzden küresel çete bir çok ritüeli milyonların önünde yapıyor, insanlar kötülüklerini görsün, görmelerine rağmen halen izlemeye devam ediyorlarsa, o ritüel o kişilerde tutsun diye.

O cin Ayetel Kürsinin görevlisi olamazmı? Ayetel Kürsinin görevlisi vs bunlar hikaye, çünkü Ayetlerin böyle görevlileri yok. Allahu Teala bir Ayetini indirdiğinde o Ayeti evrenin o büyük işletim sistemine yükler, o işletim sistemin içinde yaşayan biz canlılarda o Ayeti okudukça o Ayet neye programlandıysa onu açığa çıkarırız.
Evrenin İşletim sistemini android işletim sistemini, Ayetleride o işletim sistemine yüklediğiniz birer uygulama gibi düşünün. O Ayetler yeryüzüne indiğinde evrenin o büyük işletim sistemine yükleniyor, siz o Ayetleri okudukçada o uygulamayı açmış ve içeriğinden faydalanmış oluyorsunuz.

Bundan bin yıl öncesi, yazılımla ilgili bilgilerin olmadığı bir çağda, Allah tüm düzeni nasıl kontrol ediyor sorusuna o dönemin bilge insanları böylesine bir cevap vermiş olabilir, Allahu Tealanın görevlilerle düzeni ayakta tuttuğu ve çalıştırdığı, bu o dönem için makul bir cevapta olmuş olabilir, bu ama günümüz için makul bir cevap değil, çünkü günümüz çağında Allah bir çok alanda perdeleri kaldırdı ve bizi aydınlattı, örneğin yazılımla ilgili bilgiler. O yüzden lütfen bilgilerinizi update edin, bin yıllık bilgilerinizi güncelleyin. Küreselciler bir telefonu hizmetinize sunduğunda o telefonun çalışması için başına bir görevli dikiyormu; dikmiyor, kendi başına çalışan bir sistemi size sunuyor. Lütfen bu büyüklüğü Rabbimizden de bekleyin.

Ayetlerin görevlileri yoksa, o zaman o cinler nereden geliyor? İnsanlar Ayetleri binlerce defa tekrarlayınca ortaya bir enerji çıkıyor, o enerjide cin ve şeytanları kendisine çekiyor, o cin ve şeytanlarda o kişinin açığa çıkardığı enerjiden beslendikçe kendilerini o Ayetlerin görevlisi olarak takdim etmeye başlıyor, burada yaşanılanda o. Ayetlere şeytanların bulaşması tezat bir durum değilmi, Allahın Ayetleri onları kaçırması gerekmezmi diye soruyorsanız; bu niyetinize bağlı, hangi niyete o Ayetleri okuduğunuza bağlı. Eğer niyet sakatsa, o zaman açığa çıkardığınız enerji hak bir enerji olmuyor, hak olmayan şeyede etrafınızda süzülen akbabalar (cinler) anında sahipleniyor. Bu adam hangi süreleri binlerce tekrarladı, Allahtan neler istedi, hangi duaları etti ve tüm bunları hangi niyet doğrultusunda yaptı, tüm bunlar artık önemsiz, çünkü öyle veya böyle bir yerde bir yanlış yaptığı aşikar. O yanlışta büyük bir musallatı kendisine çekti, o musallatta bununla ve sizinle top gibi oynuyor.

Buradan siz hangi dersi çıkarmalısınız; Allahın Ayetlerini okuyacaksanız bunu düzgün bir niyet doğrultusunda okuyun. En basiti dünya nimetleri için Ayet okuyorsanız bilinki bir cin size bulaşacak. Niyetinizden emin olduktan sonrası, asla bir Ayeti bir kelimeyi binlerce kez tekrarlamayın. Göğün sizi işitmesi için bir sağıra bağırdığınız gibi binlerce defa bağırmanız gerekmiyor, her kelime her cümleniz işitiliyor ve talebiniz eğer haksa, o rızkın size inmesi için bir kelimeniz bir duanız bile yetiyor. Şunu net anlamalısınız; rızıklar bir kelimeyi ne kadar tekrarladığınıza göre belirlenmiyor, tarikatların bu topluma soktuğu en büyük hurafelerden biriside bu, şu duayı okursanız şunu elde edersiniz gibisine, neye göre o zaman rızıklar belirleniyor; yaşantınıza göre belirleniyor, daha doğrusu 4 neslin yaşantısına göre, daha doğrusu 4 neslin o konuda işlediği amellere göre belirleniyor.

Örneğin; hangi konuda rızık istiyorsanız o rızıkla ilgili sülalenizde bir defo varmı buna bakınız. O defoyu kaldırmadıktan sonrasıda kıçınızı yırtsanız, bin değil bir milyon defa bir Ayeti okusanız o konuda size rızık inmez, rızık altında size isabet edenlerde bilinki cinlerden geliyor. Tüm bunları bilmeniz içinde uzman olmanız gerekmiyor, İslam inancın kıssas kuralına göre işlediğini bilmeniz, bu basit ve çok ilkel kuralı bilmeniz yetiyor.

Bilmeniz gereken bir diğer hususta, her rızkın bir vakti saati olduğu, o rızkın size inmesi içinde o süreyi beklemeniz gerektiği. Neden bekletiliyoruz; çünkü bir rızkın size inmesine karar verildiğinde, siz ve çevreniz onu kaldırabilecekmi buna bakılıyor, hazır değilseniz, o zaman onu hazmedebilecek kıvama gelinceye kadar size bir olgunlaşma süreci tanınıyor. Birşeyi Allahtan istediğinizde öyle veya böyle bir bekleme ve sabır sürecine itilirsiniz. Niyet sakat olursa, binlerce zikirlede göğü taciz eder, hak etmediğiniz bir rızkı zorla elde etmeye çalışırsanız, o rızkı hazmedebilmeniz için kendinize bir olgunluk ve sabır sürecide tanımazsanız ne olur; cinler size bulaşır. Bir musallat siz bulaştıktan sonrada, ama ben Allahtan istemiştim, ben Allahın Ayetlerini okumuştum gibisine salağa yatmak yok.


Özetlersek.
 Çok karmaşık bir konuyu sizin için olabildikçe anlaşılır kılmaya çalıştık, bunun içinde çok farklı konulara girmek zorunda kaldık, umarız sizin için hayrlı ve aydınlatıcı bir yazı olmuştur. Tekrarda hayr olduğu için, önemli noktaları kısaca özetleyelim inşallah; ruhların bu imtihan dünyasının bir parçası olmadığını çok iyi anlamanız ve o kavramı kullanırken büyük saygı içinde kullanmanız gerek, çünkü ruh kutsal birşey çünkü Allahın bir parçası. Eğer ruhlar imtihan alemin bir parçası değilse, o zaman konuşanın ruh olmadığını, imtihanda olan neyse, bu durumda nefis, konuşanın o olduğunu çok iyi bilmeniz gerekiyor. Sonrası o nefislerinde bir bedene sahip olmadan konuşamayacağını çok iyi bilmeniz gerekiyor. Nefsin görüntüsünü gördünüz, o öz haliyle nefis konuşamaz, konuşabilmesi için bir vasıtaya, örneğin dil ve ağız, ihtiyacı var. 

Kısacası, eğer birisi sizinle iletişime geçiyorsa bilinki ortada bir nefis ve bir beden var. Sonrası o bedenin sizinle iletişime geçebilmesi için ortak duyu organlarınız olması gerektiğini çok iyi bilmeniz gerekiyor. O farklı bir frekans siz farklı bir frekansta olursanız, örneğin siz fiziki bedenin içinde, ama o enerjiden oluşan bir bedenin içinde olursa, bu durumda o iletişim mümkün olmaz. Mutlaka ortak bir frekansta buluşmanız gerekiyor.

Varmı böylesine ortak bir ortam ve bir beden; var, uyku ortamında o iletişimi sağlayabilirsiniz. Uykuya dalıp bilinciniz fiziki bedeni terkedip şablon bir bedene atladığında o şablon bedenle gayp alemindeki varlıklarla iletişim kurabilirsiniz. Kim bu varlıklar; cinler. İletişim kurabileceğimiz o varlıklar arasına ölülerde giriyormu; çok ama çok istisna durumlarda giriyor. O yüzden İslam dini uykuyu bir ölüm olarak tanımlıyor, o ölüm anında da siz elbette bir başka ölü ile iletişime geçebilirsiniz. Levh-i mahfuz bir ölünün ölülerle iletişimini yasaklamıyor, canlılarla yasaklıyor, çünkü o ölünün canlılar diyarı ile ilgili rızkı kapatıldı. Bir ölünün bir başka ölüden rızıklanması, bu durumda siz, levh-i mahfuz açısından sorun değil. Fakat yinede bu iletişime çok istisnai durumlarda izin veriliyor. Örneğin eğer birisi bir gün birsinin bir diğer gün başka birisinin rüyasında sürekli dolaşıp duruyorsa, bilinki cinni. 

Synergy Kendiyasda zaten buradan kaybediyor; onlar her gün ve her hafta birisini konuşturuyorlar, ortada istisna diye birşey bırakmadılar ve bunu gündüz vakti yapıyorlar,
gündüz vaktinde de siz veya bağlı olduğunuz cin farketmez, bir canlının bir ölü ile iletişime geçmesi imkansız. Bu salaklar sürüsü insan ve ölülerin asla bir araya gelemeyeceği bir ortamda bu şovları sergiliyorlar, o da gündüz vaktinde. Bunada ne rızık açısından levh-i mahfuz, ne de fiziki bedenleriniz müsaade eder. Siz diri ve kendi fiziki bedeninizin içinde olduğunuz müddet ölünün o şablon bedeniyle iletişime geçemezsiniz. Peygamberler dahi geçememiş, geçebilmek için o ölüyü fiziki bedenine geri döndürmek zorunda kalmış, ki siz geçebilesiniz. Kural basit; ölü ile konuşabilmek, ondan rızıklanabilmek için ölü olmanız gerekiyor, canlı ile konuşabilmek içinde canlı olmanız gerekiyor.

Örneğin; bir ölü canlılar diyarına geliyorsa, o zaman bizimle konuşabilmesi için canlanması gerek, biz bir ölü ile konuşmak istiyorsak, o zaman bizimde onun boyutuna geçiş yapmamız gerekiyor, bu durumda ölmemiz gerekiyor, örneğin uyku hali. Nokta. 

Değerli dostlar; çok korkunç bir çağda yaşıyoruz, bu çağa baktığımız zamanda Nuh as'ın çağını görüyoruz. Nuh as'da kendi çağı hakkında ne duasını etmişti; 
"Nûh dedi ki: "Yeryüzünde kafirlerden bir tek kişi bırakma." "Çünkü Sen onları bırakırsan; kullarını saptırırlar. Kötüden ve öz kafirden başka da evlat doğurmazlar" (Nuh Süresi;26-27). Bunları helak et, yoksa nankör ve ahlaksız çocuklar doğrur duasını etmişti. Bu dua ve biz, ne alaka diyorsanız; peygamberler ve onların kavimleri insanlık için bir emsali temsil eder, örneğin hangi kavim hangi günahlardan ötürü helak edildiyse buna sebep olan dua sadece o kavimle sınırla kalmaz, o günahı işleyen tüm kavimler için geçerli olur. Bu dua tüm çağları kapsıyorsa, bizde Nuh çağını andırıyorsak, o zaman günümüz çağıda bu duadan nasibini alması gerekmiyormı; gerekiyor.

Alıyormu; alıyor, doğurma ayrıcalığı bu çağın elinden alınmış
Bu da zaten kendi başına bir toplumu yok etmek için yetiyor. Günümüz nesline çocuk doğurmak nasip olmuyorsa, bilinki bunlar ahlaksız ve nankör çocuklar doğuracağı için nasip olmuyor ve bilinki bu çağ Nuh as'ın çağın aynısı. Günümüz çağın Nuh as kavimi helakından nasibi bu kadarmı; elbette değil, devamı peyderpey gelecek. Onlar nasıl suda boğulduysa, bu çağda suda boğulacak, aşı adı altında bedeninize enjekte ettiğiniz o su bir çoğunuzun sonunu getirecek. O su can damarlarınızı tıkayıp sizi boğacak. Nuh kavimi nefesten boğuldu siz damardan boğulacaksınız. Onlara lanet isabet etti, lanette nefesten geldiği için onlar nefesten boğularak öldü. Siz ise damardan boğulacaksınız, bunun sebebide içinize tıktığınız haramlar. Kıssasa kıssas.

Gördüğünüz gibi ilahi düzende şaşma yok, hangi kavimin hayatını yaşarsanız o kavimin kaderi ile yüzleşirsiniz. Yoksa siz o kavimlerin hayatları sadece masal olsun diye anlatıldığınımı sandınız. O kıssaslar ibret almanız, o hataları işlememeniz, işlerseniz ne tür bir akıbetle karşılarşırsınız bunun için anlatılmış. "Andolsun ki, gemiyi bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur?" (Kamer Süresi; 15).

Böylesine helaklık bir çağda da siz ne yapabilirsiniz; yapacağınız tek şey kendi Nuh geminizi kurup kendinizi ve sevdiklerinizi kurtarmaya çalışmak. Nuh as 950 yıl boyunca aralarında kalıp onları kurtarmayı başaramamışki siz başarabilesiniz. Bazı toplumlar helakı hak ediyor, Rabbimiz bu çağında helakını Murad etmiş. Kurtarabildiğiniz kadarını kurtarın, gerisini bırakın o dünya hırsı ve sarhoşluğu içinde. O yüzden biz sizlere bir kaç yıldır kefaret, kefaret ve kefaret diyoruz, çünkü çok korkunç olaylar bizi bekliyor, o helak yeryüzüne indiği zamanda sizlerin hazırlıklı olmasını, kefaretlerinizin birer Nuh gemisi olmasını, herkes ve her yer batarken sizlerin hayatta kalmasını istiyoruz.

Yazımızı bu kadar olumsuz cümlelerle tamamlamak istemezdik, fakat görünen köy kılavuz istemez, bizler bizden sonraki nesilleri çoktan kaybettik, bizden öncekilerde zaten helaklık, çünkü bu gençlik onların mirası. Gerisini siz hesaplayın. Kendiniz, aileniz, sevdikleriniz ve sizi sevenler için Nuh geminizi işa edin. Allaha emanetsiniz. -23.09.2025








hz muhammed
hz isa
sadaka
nasuh tövbesi
kelimelerden türemiş hurafeler
yapay zeka ve şeytanlar