riyazat oruçları hakmı bölüm 2
2. Bölüm
Evlenmemenin veya çocuk edinmemenin neden bedeli olsun? En basiti, evlenmez ve çocuk sahibi olmazsanız o zaman anne ve baba hakkını kapatamıyorsunuz. Rabbimiz öyle bir düzen yaratmışki, öldüğünüzde anne ve baba hakkı dahil kimsenin üzerinde hakkınız olmayacak şekilde ahiret yurduna intikal etme imkanını bize sunmuş. Anne ve baba hakkını nasıl kapatabiliyorsunuz? Anne ve babanızın kaç çocuğu varsa o kadar çocuğuda siz dünya'ya getirip bakarak. Anne ve babanızın üzerinde bir hakkı var, o hakkıda siz çocuklarınıza bakarak onlara devrediyorsunuz, onlar kendi çocuklarına derken kıyamet anına kadar bu döngü böyle devam ediyor.
Ortada bir döngü var, bu döngünün ayakta kalabilmesi içinde herkese bir yük bindirilmiş, bilerek bu yükten kaçtığınız zamanda o döngüyü aksamaya, duraklamaya uğratmış oluyorsunuz, örneğin genç kızlarımızın iş hayatını tercih etmesinden ötürü doğum oranlarımızın 1 düşmesi, bu bencilliğinde millete ve devlete bir bedeli oluyor, bunun bedelinide Allah kişiden soruyor.
Rabbimiz bizleri başkalarından bağımsız, güçlü ve kuvvetli bireyler olarakta yeryüzüne indirebilirdi, bunu ama yapmamış, bakıma muhtaç bir bebek olarak indirmiş, bir aile ve sülale bir toplumun bir devletin içine yerleştirmiş. Neden bunu yapmış; bizi onlara borçlu kılmak için. Neden borçlu kılıyor, bize kötülük yapmak içinmi; değil, hayatımızı onlara adamamızı istediği için. Güzellik ve huzur, bunların bizi ortaya çıkaran ve büyüten aile kavramında, yuva denilen evde olduğunu bize göstermek için. Rabbimiz istiyorki bunlara borçlu olalımki, bunlar hayatımızın merkezinde olsun.
Bu tür arınma saçmalığına girenlerde işte bu gizemi kaçırıyor, Allah nezdinde esas olan herşeyi terkediyor ve benli merkezli bir hayatı seçiyorlar. Şaşırdıkmı buna; hayır, hal ehli olmak için, yani hiç olmak için anne ve babasını, eşi ve çocuğunu terk eden yunus emre'yi kutsayan bir topluluk var karşınızda, bu topluluğun sorumluluklarını terk edip hiçlik gibi şeytani bir tuzağa yönelmesi, kendisi dışında hiçbir şeye önem vermemesi bizi hiçte şaşırtmıyor. Kimi kendinize rehber alırsanız, kimi kutsarsanız onun enerjisiyle beslenirsiniz, nitekim bu insanlarda rehber aldıkları insanlara dönüşüyor; ailesine, içinde yaşadığı topluma ve devletine sırtını dönüp kendisine odaklanıyor.
Bir yanda annesine olan sorumluluktan ötürü peygamberimiz sav gitmeyen birisi var, onun aşkıyla yanıp tutuşmasına rağmen, diğer tarafta rahatlıkla ailesini terkeden birisi var, hemde hiç uğruna. Hangisi sizce Allah nezdinde daha makbul; makbul olanı ortada değilmi, makbul olan peygamberimiz sav'ın hırkasıyla ödüllendiriliyor.
Uzun lafın kısası; Allah, ben sizi yeryüzünde imtihan edebilmem için başkalarınızı hayata sokmak zorundasınız, eş, çocuk, mal vs diyor, bunlar ise hayır diyorlar, biz bu saçmalığa girmeyeceğiz, biz kendi iç dünyamıza odaklanacağız diyorlar. Bununda elbette bunlara bir bedeli oluyor.
Ne bedeli ödüyorlar bunlar? En basiti yoklukla karşılaşıyorlar, sefil bir hayata sürükleniyorlar. Bu kadarmı, değil, aynı zamanda iç dünyalarına yönelik perdeler kalkıyor. Siz eğer benim için esas olan iç dünyam der ve o doğrultuda bir yaşam benimserseniz, Allah madem öyle der ve içine yerleştirildiğiniz dünyadan sizi koparır ve iç dünyanızı ve onunla birlikte gelen varlıkları hayatınızın merkezine oturtur. Bu insanların uğradığı akıbette bu oluyor. Rüyalar, kerametler ve gayp, bunların bu hayattan nasibi bu kadar oluyor. Keramet adı altında gördükleri şeylerde iç dünyalarından geliyor, cinlerinden. Şaşırdıkmı buna; değil, neyi merkezinize koyarsanız ondan beslenir, gününüzü onunla geçirirsiniz. İslam dini karmaşık bir din değil, yasalar çok basit ve anlaşılır; neye yatırım yapıyorsanız, bu durumda iç dünyanız, biçeceğiniz rızıkta oradan gelecek. Boşuna atalarımız ne ekerseniz onu biçersiniz dememiş.
Bakın arkadaşlar; Allah, sizi imtihan etmek için yeryüzüne yerleştirdim dedimi; dedi. Bu imtihan kadınla, ya da kadınsanız erkekle, evlatla, mal ile olacak dedimi; dedi. Bunu Kur'an-ı Kerime yerleştirerek herkesi bağlayan bir yasaya dönüştürdümü; dönüştürdü. Dönüştürdüğü anda bilinki bunlarla imtihan edileceksiniz, nereye kaçarsanız kaçın imtihan edileceksiniz.
Örneğin said nursi. Evlenmedi, mal ve mülk edinmedi ama yinede mal ve mülkle imtihan edilmekten kaçamadı. Nasıl kaçamadı; cinlerin kendisine yazdırdığı kitaplarla bir imparatorluğun bir zenginliğin inşa edilmesine sebep oldu. Ülkemizde en zengin en varlık hangi cemaat ve topluluk derseniz, herhalde nurcular adı altında hareket eden gurup bu konuda bir kaç adım önde diyebiliriz. Bu mal ve mülk kimin mirası; said nursinin. Eee, o bu mirastan sorumlu tutulmayacakmı; tutulacak. Mahşer günü geldiğinde o kitapların vesile olduğu maddi ve manevi kazanç veya kötülük neyse, kuruşuna kadar bunun hesabı ondan sorulmayacakmı; sorulacak. Buradan da anlayınki, imtihandan kaçış yok. Eğer Allah ben sizi kadınla, evlat ve mal ile imtihan edeceğim diyorsa, bilinki edecek. En basiti eş ve çocuk yoksa, mal ile imtihan edileceksiniz.
Buradan ne dersi çıkarmalısınız; sınavı hazırlayan Allahsa o zaman sınavdan kaçmayın, kendinize göre sınav kağıdı sınav alanıda uydurmayın. Eğer sınavdan kaçar ve arınma veya şu bu altında kendinize yeni bir sınav alanı ve içeriği uydurursanız, o zaman bilinki Allah madem öyle diyecek, demek senin uzmanlık alanın bu diyecek ve önünüze çok daha ağır bir sınavı koyacak. Rabbimiz nelerle imtihan edileceğimizi bizlere söylemiş, sınav konularını bizden gizlememiş, bu da büyük bir nimet çünkü bu sayede bu hayatta gafil avlanmıyoruz, imtihanın neyin içinde gizlendiğini baştan biliyoruz. Bir kadına yaklaştığımızda bir malı elde ettiğimizde, biliyoruz orada bizim için bir imtihanın saklı olduğunu. Önden bu bilgiye sahip olmakta bizleri o konularda daha dikkatli davranmaya itiyor. Önümüze konulan bu sınav konuların hepside madde içeriyor; örneğin eş, evlat, mal, bunların hepsi madde aleminin bir parçası.
Sizde eğer tasavvuf, riyazat veya şu bu altında maddeyi kendinize haram kılarsanız, bilinki Allah nezdinde sınavdan kaçan bir kaçaksınız ve bilinki imtihandan kaçış yok, bu durumda önünüze daha ağır bir sınav kağıda konulacak. Örneğin; maddeden kaçarsanız, Allah madem öyle diyecek ve önünüze enerji alemini koyacak.
Gayp alemine sürüklenmek neden kötü? Orasını görmüyor ve işitmiyorsunuz, görmek ve işitmek için onların desteğine muhtaçsınız, kendi duyu organlarınızla görüp işitmediğiniz bir alemdende mahşer günü sorguya çekilmek istermisiniz? İstemezsiniz. Allah bizleri neden görür ve işitir kılmış biliyormusunuz; bizi imtihan edebilmek için. "Şüphesiz biz insanı, karışım halindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık" (İnsan Süresi; 2). İmtihan edilmenin olmazsa olmazı, imtihan edildiğiniz şeyi görmeniz ve işitmeniz. O yüzden mesela körseniz, imtihanın yarısından yırtıyorsunuz. "Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur.." (Fetih Süresi; 17).
Rabbimiz o kadar merhametli ki, görmedikleri şeylerden ben bunları sorumlu tutmayayım demiş. Gayp alemine daldığınızda ama siz ne yapmış oluyorsunuz, benim Allahın merhametine ihtiyacım yok, ben görmediğim şeylerdende imtihan edilmek istiyorum demiş oluyorsunuz. Yaptığınız bu salaklığın başka açıklaması varmı? Yok.
Gayp alemine daldığınızda kendi gözünüzle birşey görmüyorsunuz, çünkü gözler o alem için yaratılmamış, siz cinlerin gözü üzerinden o alemi görüyorsunuz. Başkasının gözlüğü üzerinden hayatı gördüğünüz zamanda hakikatten kopuyorsunuz, hakikat onların size üfledikler ve gösterdikleri oluyor. O yüzden merak ediyoruz, insan nasıl olurdu kendi gözüyle gördüğü bir alemi, kendi gözüyle görmediği bir alemle değişir? Görmek varken, insan nasıl olurda körlüğü tercih eder?
Bu varlıkların şahitliği dahi kabul edilmezken, nasıl oluyorda kendi gözünüze sırtınızı dönüp onların gözü üzerinden bir hayatı yaşamayı tercih ediyorsunuz; biz gerçekten bu hallerinizi anlamıyoruz, bu haliniz ne mantığa ne İslama ne de bilime uyuyor, aşırı derecede cehalet dışında bu halinizin hiçbir açıklaması yok.
Örneğin youtube'da videoları olan ismail ernur hoca; kendisi metafizik istihbarat sağlıyor, anlattıklarının ama bir çoğu yanlış, doğru olanlarda önemsiz bilgi. İyiliğinden zerre şüphe duymadığımız, bize dahi sevimli gelen ismail ernur hoca nasıl bu duruma düştü? Kendisine gelen bilgileri kendi gözü ve kulağıyla teyit etmediği için. İnsanda kendi gözüyle teyit etmediği şeyleri hangi cüretle milyonlara aktarıyor; cahil cüretiyle aktarıyor. Akıllı olan uzak durur. Rabbimiz bilmediğiniz şeylerin ardına düşmeyin, ortaya bir iftira ve yalan çıkarsa o zaman göz, kulak ve kalp bundan hesaba çekilecek diyor. O yüzden Rabbimiz bizden dört şahit istiyor, birisini, ikisini ve üçünü şeytanlar belki yanıltabilir ama aynı anda dördünü yanıltamaz diyor ve sizden bir iddianız hakkında dört şahit istiyor. Bu insanların yaptıkları neden aleyhlerine işliyor şimdi daha iyi anladınızmı?
Bu insanlar iyi niyetli olsalarda, kader bunları birşeylerin içine sürüklemiş, o süreç içinde de bunlar sürekli Allahın Ayetlerini ve emirlerini çiğniyor. Şaşırdıkmı buna; şaşırmadık, siz eğer Allahın bizim için belirlediği şu imtihan alemine, Allahın imtihan için bahşettiği göze, imtihan için bahşettiği maddeye, imtihan için bahşettiği kadın, mal ve mülke sırtınızı dönerseniz, bu işten hayrlı birşey çıkmayacağı aşıkar. Bu insanlar Allahın bizler için takdir ettiği ve o doğrultuda bizi yarattığı imtihan sahasından çıkıyor ve yaratılışımıza uygun olmayan bir ortama kaçıyor, bununda bunlara bir bedeli oluyor.
Metafizik istihbarat önemli değilmi hocam? Metafizik istihbarat önemli, ama bu sizi Allahın kanunlarını çiğnemeye itmemeli. Onlar size su veya ayna vs üzerinden birşey gösterdiğinde, örneğin c130 kargo uçağımızın nasıl düştüğünü, siz size gösterileni sahada kendi gözlerinizle teyit etmek, size gösterdikleri verileri sahada aramak zorundasınız. Sahada teyit edemediğiniz hiçbir bilgiyide akaya ve ciddiye almamalısınız. Bakınız, size hizmet eden cinlerinde kendilerine has misyonları var, gaypta bağlı oldukları bir örgüt, o örgütünde gütmesi gereken dengeleri ve çıkarları var, dolayısıyla onlardan gelen bilgileri çekuptan geçirmeden kabul etmemelisiniz. Birşeyi doğru olarak kabul edecekseniz, bu kendi gözünüzle teyit edebildiğiniz şey olmalı.
Örneğin ismail ernur hoca kendisine ne sufle ediliyorsa teyit etmeye ihtiyaç duymadan aktarıyor, bu da yanlış. Bilgiyi teyit etmeden siz bunu yayamazsınız, bilhassa o bilgi yalanlarıyla nam yapmış varlıklardan geliyorsa, bilhassa o bilgi milyonlara yayılmak üzereyse, o bilginin doğruluğunu araştırmadan siz bu kadar kolay kaynağı meçhul bilgiyi yayamazsınız.
Bizim size tavsiyemiz, cinler size geldiğinde onlara lütfen mübarek canlı veya özel varlık muamelesi yapmayın, değiller çünkü, gerçek yüzlerini kimliklerini görseniz sizde bunu anlarsınız, kaldıki biz onlardan daha üstün varlığız, birazcık insan şerefinizi koruyun ve onların size efendi gibi davranmasına, tepeden size bakmasına müsaade etmeyin, ikincisi; onları sınayın, imtihan edin. Neden sınayın; çünkü Allah böyle emrediyor. "Ey inananlar! İnanmış kadınlar hicret ederek size gelirlerse onları deneyin, hicretlerinin sebebini inceleyin. Allah onların imanlarını çok iyi bilir.." (Mümtehine Süresi; 10). Bir yabancı size geldiğinde ve kendisini Müslüman olarak tanıttığında, Allahın sizden beklentisi onu sınamanız, söylediğinde doğrumu değilmi diye.
Sizde lütfen bunu yapın, kişiyi test edin. Size gelen herkesi doğru ve Müslüman görmeyin, emin oluncaya kadar, gerekirse yıllarca kişiyi test edin.
Şunuda net anlamalısınız bizim imtihanımızın sırrı cin veya insan farketmez, başkalarının gözlerinde saklı değil, kendi gözlerimizde saklı. Başkalarının gözlerinde çözüm ve şifa aramayın, kendi gözlerinizde arayın. Örneğin ülkemizdeki fitne ve fesatın ana sebebi ne; insanların kendi gözleriyle görmedikleri şeylere inanmaları. Bu insanlar başkaların gözleriyle hayatı yaşamaya karar vermişler, siz lütfen bu tuzağa düşmeyin. Birşey amel defterinize yazılacaksa, kendi gözünüzle gördüğünüz şey olsun, başkasının gözüyle görünen değil. Biz amel defterlerimizi sokakta bulmadık, mahşer günü cennet veya cehennem mekanımızı belirleyecek kitaplarımızın içeriğini siz yazın, başkaları değil.
3. Bölümde devamı gelecek...