aile bölüm 6 (2)- fotoğrafların arkasındaki gizem
2. Bölüm
Geride bıraktığınız enerji, başka varlıkların yaşam alanına dönüşüyor: fotoğraf çektirdiğinizde enerjiniz dijital veya bir yaprak parçası farketmez, bir yere siniyor. Sindiği zamanda o noktada bir iz bırakmakla kalmıyorsunuz, o yaprak veya dijital ortamda bir yaşam alanı oluşturuyorsunuz. Kimin için? Enerji aleminde yaşayan canlılar için. İlahi düzen öyle yaratılmışki, Allahın enerjisi bizim için bir yaşam alanına dönüşmüş, bizim enerjimizde enerji boyutunda yaşayan cinler için bir yaşam alanına dönüşüyor. Nasıl bir yaşam alanı, onuda niyetiniz, kameraya aldığınız mekan ve içeriyi belirliyor. Bu arada; cinlerin kendilerine has bir boyutu olmadığı, enerji boyutunda yaşadıkları inanılır, bu doğru değil. Onların bizim gibi fiziki maddeden oluşan bir boyutu var ve onlar orada yaşıyor.
O yaşam alanıda bizim gibi bir gezegene kısıtlı değil, tüm evrene uzanıyor. Enerji boyutu olarak adlandırdığımız yer, onlar ile bizim aramızdaki bir ara alem. Burada genelde şeytanlar, kendi boyutlarında dışlananlar, suçlular, sapıklar vs yaşıyor. Ara alem onlar için ideal, hem kendi boyutlarından kaçmış oluyorlar hem bizim alemi doğrudan gözetleyip hayatlarımıza müdahale edebiliyorlar. Kötülüğe ev sahipliği yapan o enerji alemide bizim enerjimizden besleniyor.
O yüzden İslam alemi evde fotoğraf asılmasını tasvip etmiyor. Bu yazı vesilesiylede bunun altında yatan hikmeti size açıklamış olalım; cin veya şeytan bunlar bizim boyutta bir yere yerleşebilmesi için orada bir hayat enerjisi olması gerekiyor. Onlar cansız eşyanın içinde var olamıyor, bizim boyutta var olabilmeleri için bizim hayat enerjimize muhtaçlar. Bizim hayat enerjimizin sindiği yerlerde ancak var olabiliyorlar. Örneğin; fotoğraf. Siz fotoğraf çektirdiğinizde enerjiniz o kağıt parçasının içine siniyor ve siz bunu duvarı astığınız zamanda şeytanlar rahatlıkla o fotoğrafın içine sinip orada yaşayabiliyor. Bizim boyutta o kağıt parçası çok ince ve küçük görünebilir, enerji boyutunda ama orada kocaman bir dünya oluşuyor.
O yüzden bazı insanlar fotoğraflara baktığında, sanki canlanmış ve kendisine bakılıyormuş hissi alıyor. Örneğin lavoba. Şeytan veya cinlerin pislik yerlerde yaşamasının nedeni o pislikleri yedikleri için değil, idrar ve dışkının sizin hayat enerjinizi içerdiği için. Sizin hayat enerjiniz hangi eşyanın içine siniyorsa orası enerji aleminde yaşayan canlılar için bir yaşam alanına dönüşüyor. Ne mahsuru var fotoğraf çektirmemizde diyorsanız, çok mahsuru var; en basiti çektirdiğiniz her bir fotoğraf başka bir canlının yaşam alanına dönüşüyor ve o alan ve oradaki yaşam sizin enerjinizden besleniyor. Ana rahmindeki bir embriyonun bir kordon üzerinden annesinden beslenmesi gibi, oradaki canlılarda sizden besleniyor. Şimdi binlerce fotoğraf çektirdiğinizi ve her birine canlıların yerleştiğini ve bunların sizden beslendiğini varsayın, yetermi buna enerjiniz; yetmez. Besin üzerinden aldığınız kaloriler buna yetermi; yetmez. Kanınızda sürekli belirli maddelerin eksikliğinden şikayet eder, başkalarını beslemekten kendiniz aç ve açıkta kalırsınız.
Konular çok derin ve geniş boyutlu, biz burada o derinliğe ve diğer boyutlarına girmeyeceğiz. Konuyu anlamanız kadar size bilgi aktarmamız yeterli ve umarız bu kısa bilgilerden gereken ilhamı almışsınızdır. Kendinizden bir görüntü aldırmanın ne kadar büyük sonuçlara sebep olduğunu, basit bir eylem gibi gözüken birşeyin enerji boyutunda ne kadar büyük şeyleri harekete geçirdiğini umarız bu kısa yazımızdan anlamışsınızdır. Yazımız bu kadarmı? Hayır. Bunun birde günah boyutuna değinmeden konuyu kapatmak olurmu; elbette olmaz. "Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir" (Ahzab Süresi; 59).
İslam dini kadının örtünmesini emrediyor, neden emrediyor bunu kendinize hiç sordunuzmu? İslam dini sadece mahrem yerlerinizi örtmek için bunu emretmiyor, ayrıca tanınmamanız içinde bunu emrediyor. Allahu Teala kadın için ev hayatını uygun bulmuş, dışarıya çıktığı zamanda tanınmasını istememiş. Şimdi; başörtülü veya açık farketmez, siz sürekli kendinizden görüntü alır veya aldırırsanız ne yapmış oluyorsunuz; başkaları tarafından tanınmamanız için azami gayret göstermenizi emreden Allahın bir Ayetini çiğnemiş oluyorsunuz. Allahın Ayetini çiğnediğiniz zamanda ne olur; hangi beden parçanızla o günahı işliyorsanız o bölgenizde günah kapıları açılır ve şeytanlar o beden parçanıza yerleşmeye başlar.
Çektiğiniz her görüntüyle kendiniz ile kayıt arasında bir enerji bağı oluşuyor ya, işte o hat üzerinden şeytanlar bedeninize yerleşmeye başlar. Şeytanlar yerleştiği zamanda ne yapar; rahat durmazlar. Nereye yerleştilerse, bu durumda cildiniz ve dış görünümünüz, orada sorunlar oluşturmaya başlarlar. Örneğin; cilt sorunları yaşamaya başlarsınız. Örneğin; nazara açık hale gelirsiniz.
Örneğin; görüntünüzü takıntı haline getirmeye başlarsınız. O mükemmel poz ve görüntüyü yakalama takıntısıda sizi estetik merkezlerine sürükler, bedeninizi önüne geçemeyeceğiniz travmalara maruz bırakırsınız. Nefis, pandoranın felaket kutusu gibidir. Onu uyandırdığınızda zaptetmeniz imkansız. Allah evde kalın diyor, siz ise görmek ve yaşamak istiyorum dediğiniz an bilinki nefsiniz canlanıyor, üzerinizdeki ilahi koruma kalkıyor, sonrada nefsiniz görme ve görünmeyi bir takıntı haline getiriyor ve sizi hayatın en uç noktalarına taşıyor. Örneğin; dudak, burun, kaş, alın, çene, kalça, göğüs, göbek vs, sürekli bir yerlerinizi takıntı haline getiriyor ve sizi o bölgelere müdahale etmeye zorluyor. Bunu durduramıyorsunuzda.
Örneğin ekranda moderatörlük yapan kadınlara bakın, yüzleriyle o kadar oynanmışki doğallıklarını kaybetmişler. Bunun en güzel örneğide beyaz TV söylemezsem olmaz programındaki kadınlar. Her saniye içinde dudakları ve mimikleri ile oynuyorlar, sürekli o mükemmel pozu kameraya verme peşindeler ve tüm doğallıklarını kaybetmişler. Oyuncak bebek gibi, bir süs objesi gibi ekranda duruyorlar. Yüzlerinde bir canlılık bir doğallık görmüyorsunuz. Bu da sadece dış görünümleri, benzer değişimleri iç dünyalarıda yaşıyor. Dış görünüm objeleştikçe, iç dünyada benzer değişimden geçer. Derinliğini kaybeder, içi boş bir objeye dönüşür.
O yüzden, erkekler bu tarz kadınlarla birlikte olduklarında asla duygusal bir bağ niyetine bu kadınlara yaklaşmaz, sadece ihtiyaçlarını karşılamak için yaklaşır. Siz görüntü odaklı hayat yaşarsanız, insanlarda sizin görüntüden ibaret olduğunu sanar. Ötesine bakmaz ötesini sizde görmezde, çünkü nasip olmaz çünkü ötesi sizde yok. Allah evde kalın diyor, siz ise görmek ve görünmek istiyorum diyorsunuz. Bunu dediğiniz anda bunun size bir bedeli olacağını bilmelisiniz. Dış ve iç dünyanızın bir değişimden geçeceği, bedeninizin o yaşantınıza adapte olacağını bilmelisiniz.
Hocam burnumda bir sorun varsa, özgüvenim veya sağlığım için onu düzelttirmemde ne mahsuru var; niyetiniz buysa bir sorun yok. Niyetiniz toplumun önüne çıkmaksa, niyetinizin ucunda Allahın bir Ayetini çiğnemek varsa o zaman burada büyük bir sorun var. Kendinizden görüntü çektirmeniz zaten kendi başına gayp aleminde bir çok şeyi harekete geçiriyor, bunun üstüne birde kadınsanız ve çektiriyorsanız, o zaman gayp aleminde sebep olduklarınız dışında birde ağır bir günahı üzerinize yükleniyorsunuz. Tanınmanızı yasaklayan Ayetleri çiğnemiş oluyorsunuz, bununda size bir faturası olacak, hem yeryüzünde hem ahiret hayatında. O yüzden, eğer bir kadınsanız ve sürekli kamera önündeyseniz, bilinki bu yaşantı tarzınız sizin için hayrla sonuçlanmaz.
Bakınız; Ayette ne diyor Rabbimiz, incinmemeniz için örtünün diyor. Demek kendimizi herkese ifşa edersek bu bize zarar verecek, bizi incitecek. Örneğin; sağda solda paylaştığınız fotoğraflarla kötü insanları kendinize çekmeniz ve o insanların sizi incitmesi. Örneğin; kendinizi sürekli bıçak altına alıp kendi kendinizi incitmeniz ve bunu takıntı haline getirmeniz. Eğer kendinizden görüntü vermekten hoşlanırsanız, bilinki pandoranın kutusunu açmış oluyorsunuz, o dikkat çekme ve kendinizi paylaşma takıntısıda kontrol dışına çıkacak ve size zarar verecek. Zaten size zarar vereceği için, tanınmamanızı istiyor Allah. En basiti, sizi estetik manyağı kılacak. Burunla başlayacaksınız sonrası dudağa geçeceksiniz.
Bir müddet sonra dudağın simetrisi çeneyle uyumlu olmadığını fark edip çeneyede müdahale ettireceksiniz. 40 yaşınıza geldiğinizde ve cildiniz sarkmaya başladığında da geçmiş ameliyatlarınız kabak gibi ortaya çıkmaya başlayacak, bu sefer o ameliyatları kamufle etmek için yeni ameliyatlar yaptıracaksınız ve kader, bu döngüden kurtulmanıza, arzu ettiğiniz görüntüye ulaşmanıza asla izin vermeyecek. Sonuç; sonunda doğal görüntüyü kaybetmiş insan dışı bir varlığa dönüşeceksiniz. Kısacası, sürekli kendinizi kayıt altına alırsanız, görüntü odaklı bir yaşantıyı benimsediğinizi kadere söylemiş oluyorsunuz, kaderde ne ekerseniz onu biçersiniz kuralı doğrultusunda hayatınızı o görüntü takıntınızın etrafına kuruyor. Kim olursanız olun, bundan kurtulma şansınızda yok.
Örneğin; emine erdoğan. Yaşlı ve muhafazakar bir ev hanımı olmasına rağmen, o bile bu ilahi cezadan kurtulamadı. Oturduğu yerde yani evde oturması gerekiyordu, ne yaptı ama, kocasıyla birlikte dünyaya açıldı. Allah açılma diyor, ama o açıldı. Sonuç; yüzünde estetik yaptırmadığı yer kalmadı. Demek bir günah işlerseniz, o günah sizi başka günahlara sürüklüyormuş. Yoksa siz, yüzlerinize yaptırdığınız bu müdahalelerden sorguya çekilmeyeceğinizimi sanıyorsunuz? 60 yaşındaki muhafazakar bir kadın, düne kadar ömrünü evde çocuklarını büyüterek geçiren bir kadın bile, en olgun ve tecrübeli çağında kontrolü kaybedebiliyorsa, estetik ve görüntü manyağına dönüşüyorsa, bu yaşantı tarzına 12-20 yaşlarında başlayan genç kızların yarınlarındaki halleri sizce ne olur? Hiçte iyi olmaz.
Felaket bir gelecek bizi bekliyor, zaten ortalıkta ev hanımı olmak isteyen genç bir kız bırakmadılar. Ev hanımı olmayı utanılır hale getirdiler. Günümüzde ben ev hanımı olmak istiyorum dediğinizde sizinle dalga geçiyor ve rencide ediyorlar. Ne hale geldik. Bunu yapanlar buna vesile olanlar elbette bu dünyada ve ahiret hayatında bunun bedelini çok ağır ödeyecek.
İlahi kural çok basit, bir kadın kendisini aleme tanıtmaması gerek, eğer tanıtıyorsa, yüzle ilgili şeytanlar iner ve o yüze her türlü musibeti çeker. Allah; demek sen görünmek istiyorsun, benim Ayetlerimi dikkate almıyorsun, öyle olsun madem diyor ve o yönde kaderiniz değişiyor. Hangi yönde değişiyor; incinmeniz yönde değişiyor. Allahu Teala tanınmayı incinmekle özleştirmiş, eğer tanınma odaklı bir kader size inerse bilinki içeriğinde bol incinme var. Bazen kötü bir insanı karşınıza çıkararak, bazen felç olup elinizi yüzünüzü yamultarak bazende kendinizi sürekli ameliyat altına aldırarak. Görüntü üzerine bir hayat yaşarsanız bilinki yaşayacağınız hayatta onunla kısıtılı kalır. En basiti, hayatın manevi ve felsefi derinliğini asla yakalayamazınsız. Kurduğunuz ilişkiler evlilikler hepsi yüzeysel kalır.
Değerli dostlar; Allahın Ayetlerini çiğnerseniz bunun size hayrlı bir geri dönüşümü olmaz. Kadın kendisini ifşa etmemesi gerek, bu ilahi bir emir. İster bundan hoşlanın ister hoşlanmayın, bu konuda Ayetler net ve açık. Siz eğer kendinizi ifşa etme üzerine bir yaşantı sürdürürseniz, ilahi cezanın size inmeme diye bir olanağı yok. Şeytanlar size bulaşır ve görüntünüzü takıntı haline getirir, kezzaptan nazara, nice bıçak darbelerinden botoks gibi nice zehirlere kadar her türlü musibeti üzerinize çeker. Bunlarda yeryüzünde size inen cezalar, bunun birde ahiret hayatı var, ahiret hayatınızdaki akıbetide artık siz düşünün.
"Kim ahiret kazancını istiyorsa, onun kazancını arttırırız. Kim de dünya kazancını istiyorsa ona dünyadan bir şeyler veririz. Fakat onun ahirette bir nasibi olmaz" (Şura Süresi; 20). "Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir" (Hadid Süresi; 20). "Size verilen herşey, yalnızca dünya hayatının metaı ve süsüdür. Allah Katında olan ise, daha hayırlı ve daha süreklidir. Yine de, akıllanmayacak mısınız?" (Kasas Süresi; 60).
"Onlardan bazı gruplara, kendilerini denemek için yararlandırdığımız dünya hayatının süsüne gözünü dikme. Senin Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir" (Taha Süresi; 131). "Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini Bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi 'istek ve tutkularına (hevasına)' uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme" (Kehf Süresi; 28). Yeryüzü imtihanı çok basit; Allahu Teala önünüze çok cazibeli süsleri koyuyor, bir çocuğun önüne şeker ve oyuncak koymak gibi, sonrada bunlara dokunmadan yaşarsanız cennetime girersiniz, dokunursanız yanarsınız diyor.
Görüntü odaklı bir yaşantı peşinde koşanlar var ya, işte onlar yeryüzü süsüne kendilerini kaptırmış insanlar, bu yaşantı tarzıda onlar için ne bu dünyada ne de ahiret hayatında hayrla sonuçlanacak bizden uyarması. Konu konuyu açıyor, bizce daha fazla uzatmaya gerek yok. Anlayan anladı, anlamayanada bin sayfa yazsanız yine anlamaz. Kendinizi ve ailenizi kameralardan uzak tutun. Birileri görüntü üzerine bir akım başlattıysa sizde kendi çapınızda karşıt bir akım başlatın. Ben ne değiştirebilirim demeyiniz, bir kişiyi etkilemeniz bile tüm insanlığı etkilemişcesine sevap almanıza vesile olabilir. Kullandığınız telefonların ön ve arka kameralarını bantla kapatın. Geçmiş fotoğraflarınızıda silin ve tövbe edin. Siz fiziki boyutta kayıtlarınızı silin, tövbenizde Allahın izniyle enerji boyutundaki izlerinizi siler. Kendinize ve ailenize iyi bakınız. Mahremiyetinizi lütfen koruyunuz. Allaha emanetsiniz.