biyoenerji- fizyolojik etkisi (2)
2. Bölüm
2. Elektrik aktarımı nasıl gerçekleşir? Elektromanyetik akımlardan bahsederken bunları manyetik ve elektrik olarak birbirinden ayrı ele almalıyız. Manyetik akımlarına bu bölümde değinmeyeceğiz çünkü manyetik akımların hücreler üzerindeki etkisi nice farklı araştırmada ele alınmıştır (örneğin; cep telefonları, baz istasyonları vb). İnternet ortamında bu konu hakkında farklı kaynaklardan farklı bilimsel makaleler bulabilirsiniz. Biz sizlere bu bölümde ellerimizden hastaya aktardığımız elektrik akımların işleyişini ve beden üzerindeki etkisini izah etmeye çalışacağız. Elektrik bir yerden diğer yere nasıl akar? Fizik bize elektrik potansiyeller hakkında şunu söyler; elektrik potansiyelleri farklı olan iki iletken cisim birbirlerine dokundurulduğun da potansiyelleri eşit oluncaya kadar birinden diğerine elektrik yükü akışı olur.
Potansiyeller eşitlendiğinde de yani potansiyel farkı sıfır olduğunda bu akış durur. Buradaki püf nokta iki obje arasındaki potansiyel farkı. Siz eğer elektriğin bir noktadan farklı bir noktaya akmasını istiyorsanız o iki nokta arasında bir güç farkı oluşturmalısınız. Terapistler kendileri ile hasta beden arasındaki bu potansiyel farkını ellerine odaklanarak elde eder. Eline odaklandığı an beyin bir “van de graaf” jeneratörü gibi ellere elektron göndermeye başlar. Eldeki elektron basıncı artar, artar artar, temas edilen beden ile el arasında potansiyel farkı oluşuncaya kadar. Fark oluştuğu anda elektronlar karşı bedene akmaya başlar. Bu akış ısıda olduğu gibi bir fizik kuralına dayanır.
Dolayısıyla siz seansa inansanız inanmasanız, isteseniz istemesenizde o potansiyel farkı oluştuğu an akımlar bir taraftan diğer tarafa akmaya başlar. Karşı cisime nasıl akar? Eğer hastanın bedenindeki elektrik potansiyel terapistin elinden daha fazla ise akımların akışı hastadan terapistin eline yönelir, ama eğer terapistin kendi eline odaklanması ile elinde daha büyük bir potansiyel kaynağı oluşturulabilirse o zaman elektrik akımları terapistin elinden hastanın bedenine doğru akar. Terapist ile hasta arasındaki elektrik akışı bu şekilde gerçekleşir. Arabaya temas ederken hiç küçük bir elektrik çarpması yaşadınız mı? Bu sizin bedeniniz ile arabanın arasındaki elektrik potansiyeli farkından kaynaklanır.
Normal şartlarda bedeniniz ve çevresi arasındaki potansiyel farkı denge içindedir. Bedeniniz elektrik ürettikçe toprak bunu emer. Eğer ama elektrik çarpmaları yaşıyorsanız demek bedeniniz kendi enerjisini istenilen düzeyde uzaklaştıramıyor (deşarj edemiyor). Bu durumda toprak veya su ile vücudunuzun elektriğini deşarj etmenin yollarını arayınız. Enerjinin bedende birikmesine müsaade ederseniz organlarınız bundan zarar görür.
- Elektriğin hücreler üzerindeki etkisi: bazı insanların 100 Wattlık ampulü yakabildiği görülmüştür. 100 Wattlık ampulü yakabilecek basınç gücünün insan bedeninde neleri harekete geçirebileceğini hayal edebilirmisiniz? Bu doğaüstü bir olay değil, her beden bu enerjiye ve daha fazlasına sahip. Niye o zaman herkeste ampul yanmaz? Çünkü herkes o akımları elinin içine odaklayabilme kabiliyetine veya eğitimine sahip değil. Ayrıca insan bedenindeki hücreleri aktive edebilmek için 100 Wattlık bir güce ihtiyaç duyulmaz, insan bedenindeki hücreleri harekete geçirebilmeniz için 200mV bir potansiyel gücü yeterli. Elektrik akımlarının vücuttaki etkisi ısıdan farklı.
Elektrik akımlar bedendeki (+) ve (-) yüklü maddeleri harekete geçirip serbest radikalleri nötralize eder. Yani elektrik akımları hücrelerin metabolik/ oksidatif kapasitelerini etkileyen akımlardır. Bunu biraz açalım; kanın içindeki proteinlerin çoğu negatif bir yüke sahip. Hastalandığınız an bu negatif yüklü proteinler hasta bölgede çoğalır ve bölgeyi negatif yüklü bir alana dönüştürür. Bedeniniz bu negatif yüklü hücre topluluğuna karşı o negatif yüklü hücreleri nötralize etmek için bölgeye büyük miktarda pozitif yüklü hücreler gönderir (serbest radikaller), ancak bedeninizin bu iyi niyeti kontrolden çıkar ve bu pozitif yüklü hücreler sağlıklı sağlıksız her şeye saldırmaya başlar.
Biyoenerji uzmanın elinden çıkan elektrik akımlarda çevreye zarar veren bu serbest radikalları nötralize eder. Serbest radikaller hakkında internette bir arama yaparsanız bu konu hakkında daha detaylı bilgi alabilir, çok farklı bilimsel makale ve çalışmalar bulabilirsiniz.
- Terapistin elindeki elektrik akımı hastalığı nasıl etkiler? Beyniniz her odaklanmanız ile bir van de graaf jeneratörü gibi elektron üretimine geçer ve bu elektronları odaklandığınız noktaya yönlendirir. Elektronları elinize odaklarsanız, bu elektronlar elinizin triboelektrik özellikleri sayesinde dokunduğunuz cisime aktarılır. Elektronlar hastalığı nasıl etkiler? Elektronlar negatif bir yüke sahip, eğer elinizdeki elektronları bir hastaya aktarırsanız hasta bölgedeki pozitif yüklü serbest radikalleri nötralize eder, bu serbest radikallerin çevresine saldırmasını önlersiniz. Bu da iyileşme sürecini hızlandırır, sizleri hastalıklara karşı korur.
3. Elektromanyetik aktarım nasıl gerçekleşir? Elektrik akışı içeren her parça fleming sağ el kuralına göre çevresinde bir manyetik alan oluşturur. Eliniz elektrik kablo içeriyormu (sinir); evet içerir. Elektriğin olduğu yerde de manyetik bir alan olur. Bu manyetik alan ile başka birini etkileyebilirmisiniz; evet etkileyebilirsiniz. Bunuda biz değil cep telefonları ve baz istasyonları gibi manyetik radyasyon yayan elektronik cihazlar üzerine yapılan araştırmalar söylüyor. Bir üst paragraftada belirttiğimiz gibi bunun detaylarına burada değinmeyeceğiz. Manyetik akımların insan bedeni üzerindeki etkisi bilinen şeyler. Buna hiçbir eğitime sahip olmayan köydeki amcamız bile itiraz etmez ve bilir. Eğer bilmiyorsanız, "pulsed electromagnetic field therapy" konusunda bilim literatürünü inceleyebilirsiniz.
Tıp literatürü ile bizim açıklamalarımız arasındaki fark: bu yazımızda enerji aktarımların insan bedenini nasıl etkilediğini sizler için açıklamaya çalıştık. Yazımız doçent veya profesörlere hitap eden bir literatür makalesi olarak değil, daha çok halkımızın geneline hitap edecek şekilde tasarlandı. Eğer sizlere hücresel bazda gelişen olaylardan anlatmaya kalkışsaydık, sizleri hem onca bilimsel terim arasında kaybederdik hem teoriden ötesine taşıyamazdık. Hücresel bazdaki olaylar gözlememiz dışında gerçekleşir. Dolayısıyla bunlara yorum getirmek her zaman yanılgıları beraberinde getirir, bizde sizleri bu tür yanılgılara maruz bırakmak istemedik.
Örneğin; tıp öğrencilerin okuduğu fizyoloji kitapları teoriden ibarettir. Kanıtı yoktur. En gelişmiş elektron mikroskopisini kullansanız bile bununla sadece hücrelerin bir anlık fotoğrafını çekersiniz, nasıl çalıştığını değil. Fizyoloji kitaplarında anlatılanlar bir görüntüden alınan yorumlardır. Bu bir resme bakarak görüntüdeki varlıkların nasıl beslendiği nasıl ürediği nasıl sosyal hayat sürdürdüğü, binaların ne fonksiyon gördüğü yorumlarını çıkarmaya benzer. Örneğin; hayatınızda bir kilise veya bir futbol stadyumu gördüyseniz, o zaman bir fotoğrafta bunları gördüğünüz an bunların ne vazifesi gördüğünü bilirsiniz ama siz mikroskop ile bir hücrenin içine baktığınız an, siz yabancı bir dünyanın içine bakmaktasınız ve orada gördüğünüz görüntülere yorum getirmeye kalkışmak kaçınılmaz yanılgıları beraberinde getirir.
Tıp literatüründe bu yanılgılara sık rastlarsınız. Teknoloji geliştikçe daha net görüntüler elde edilir ve eski baskılarda verilen bilgiler yeni baskılarda düzeltilir. Biz biyoenerji alanındaki açıklamalarımız ile kendimizi fizyoloji literatüründen bir adım önde görüyoruz çünkü biz açıklamalarımızı fotoğraflardan edindiğimiz yorumlara göre değil, fiziğin temel yasalarına dayanarak yapıyoruz. Bizim biyoenerji hakkındaki açıklamalarımız fizyoloji kitaplarında verilen bilgilerden daha bilimsel verilere dayanarak yapılmıştır.