ibadetlerimiz- namaz bölüm 5 (3); astroloji ve 5 vakit namazın altındaki hikmet
Bölüm 3
Yazımızın ilk iki bölümünü "namaz bölüm 5" başlığı altına ekledik, ilk iki bölümü kaçıran veya tekrar okumak isteyenler yazımızı orada bulabilir. Bu bölümde sizleri yine bir diagramla bir müddet baş başa bırakıp bilgilerin içinize sinmesi için size biraz zaman tanıyacağız inşallah. 
Çakracıların doğru bildikleri yanlışlar nelerdir diye merak ediyorsanız, bu sorunuzun cevabını bu diagram çok güzel veriyor; iki farklı uygulama, iki farklı tanımlama? Hangisine inanalım; tabiiki astroloji, çünkü astrolojide astronomi ilmini görebiliyorsunuz. Astrolojide elde ettiğiniz bilgileri astronomi ilmiyle teyit edebiliyorsunuz. Çakra uygulaması ise tamamıyla gaypla ilgili, dolayısıyla verdikleri bilgileri fiziki alemde doğrulama şansınız yok. Astrolojistler sürekli gelecekle ilgili öngörü içine girmese, aslında ellerinde gayet güçlü, bilimsel ve en önemlisi İslamla uyumlu bir uygulama var. Kısacası, biz astrolojistlerin verdikleri bilgilerin ilahi düzenle uyuştuğunu görüyoruz, çakracıların ise değil. Bunu daha iyi anlamanız için size bir kaç örnek verelim; çakracılar boğaz çakrasını iletişim ve aktarım merkezi olarak görüyor, bu da mesela doğru değil. Boğazda bulunan enerji noktası iletişim enerjisi içermiyor, sınır ve olgunluk gibi enerjileri içeriyor. Halk arasında "boğazıma kadar geldi, yeter artık" söylemleride, yani boğazı bir sınır olarak tanımlayan söylemlerde bunun güzel bir tezahürü. Örneğin çakracılar kalp çakrasını sevgi ve duygu merkezi olarak görüyor ve burada da mesela yanılıyorlar. Sevgi ve duygu kalpte açığa çıkabilir, fakat o duygunun açığa çıkmasına sebep olan enerjinin kaynağı orası değil. O duyguları açığa çıkaran enerjinin merkezi rahim bölgesinin olduğu enerji noktası (Venüs).
Çakracıların nasıl bir hataya düştüğünü görüyorsunuz değilmi; onlar bir bölgeye bakıyor, burada kalp varsa sevgide buradan kaynaklanmalı diyor, bu bölgede ses telleri varsa, iletişimin merkezide burası olması gerek diyorlar. Onların organlara göre bölgeleri tanımlamalarıda onları tuzağa düşürüyor. Halbuki bilmeleri gerekiyordu, eylemi gerçekleştiren organ ile o eylemin gerçekleşmesini sağlayan enerjinin aynı yerde olmadığını, olmaması gerektiğini bilmeleri gerekiyordu. Örneğin; ses telleri boğazda ise, iletişim enerjisininde orada olmak zorunda olmadığını bilmeleri gerekiyordu. Neyse, onlar kaçırdı, sizse şimdi doğruları biliyorsunuz.
Astrolojistlerin yanıldığı nokta yokmu? Var. Onlarda mesela eril enerji konusunda yanılıyor. Onlar Mars'ın eril enerjiyi temsil ettiğini sanıyor, bu da doğru değil. Mars'ın temsil ettiği güç ve kuvvet sadece erkeğe hitap etmiyor, iki cinsiyete de hitap ediyor. O zaman hangi gezegen erkeği temsil ediyor? Merkür gezegeni erkeği temsil ediyor. Allah nezdinde erkeği tanımlayan şey sadece güç ve kuvvet değil, aynı zamanda akıl ve konuşma. Örneğin; erkeğin kadınlar üzerinde yönetici kılınması. "Erkekler kadınlar üzerinde yöneticidir" (Nisa Süresi; 34). Hocam, kadınlarda da akıl var diyorsanız; erkekte bu enerjinin iki kat daha fazla olduğunu düşünün. Mirasta erkeğe, kadına ayrılanın iki mislisi verilmesini emreder Rabbimiz; "Allah sizlere, miras taksiminde çocuklarınız hakkında, erkeğe iki dişi payı verilmesini emrediyor" (Nisa Süresi 11). Burada da bunu böyle düşüneceksiniz, erkeğe iki kat daha fazla akıl enerjisi yüklendiği, kadına da iki kat fazlası Venüs enerjisi. Rabbimiz bizlere bir misyon biçmiş, o misyonu yerine getirebilmemiz içinde ihtiyaç duyduğumuz enerjiyi bize yüklemiş. Kadına biçilen misyon ile erkeğe biçilen misyon farklı olduğu içinde, kendilerine yüklenen enerji oranlarında farklılık var.
O yüzden Merkür erkeği temsil ediyor, o yüzden ilk gezegen o, o yüzden bedenimizdeki enerji noktaları onunla başlıyor. O yüzden de mesela Merkür ve Venüs gezegenlerin bir namazı yok, çünkü hayata başlamadan, yani namaz kişi üzerinde farz kılınmadan, akıl ve duygunun gelişmiş olması kişiden bekleniyor. O yüzden Merkür ve Venüs, güneş (baba) ve dünya (anne) arasına yerleştirilmiş, o iki noktanın gelişimi anne ve baya bağlı olduğunu görmemiz için. O yüzden o iki gezegene iç gezegen diyoruz, o iki noktanın gelişimi anne ve babaya bağlı olduğu için. O yüzden mesela diğer gezegenler maddi ve manevi alemin rızık enerjisini taşırken, Merkür ve Venüs rızık enerjisi taşımıyor, kişilik enerjisi taşıyor.
Gökteki gezegenler ile insan yaratılışı arasındaki bağı biraz daha araştırdığınızda zaten o muhteşem ahenki tüm çıplaklığıyla görüyorsunuz. Örneğin; Merkür'ün yüzey yapısının erkeğin testis torbasındaki derinin buruşukluğuna benzemesi, Venüs'ün yanardağlar görünümündeki yüzeyin ise kadının yumurtalığı yüzeyine benzemesi. Yaratılıştaki şu uyumu görüyormusunuz? Bu uyumun kendiliğinden tesadüfen oluşma ihtimali varmı; yok. Herşey üstün bir yaratıcıya, herşeyin birbiri ile uyum içinde yaratıldığına işaret ediyor. Hani hocam nereden biliyorsunuz bunları diyorsunuz ya; işte buradan biliyoruz, biz gözlemliyoruz, belkide hekimlik mesleğimizden ötürü, biz iyi bir gözlemciyiz, yaratılmış olanı gözlemliyor, sonrası aralarında bağ varmı bunu araştırıyoruz. Bu sayede size sunduğumuz tezlerimizin doğruluğunuda teyit etmiş oluyoruz. Örneğin; biz size Merkür eril enerjisini temsil ediyor dediğimizde, bilinki bunu Kur'an-ı Kerim, bilim, hayat vs bir çok noktadan teyit ettik, sonrası size bilgi olarak aktardık.
5 vakit namaz ve gezegenler. Gelelim herkesin en çok merak ettiği konuya, gezegenler ve 5 vakit namaz arasındaki bağlantıya; şimdi, bizler güne sabah namazı ile başlıyoruz, sabah namazı bize iki şey veriyor, bir; asteroid kuşağı gibi, Merkür ve Venüsün enerji noktalarını şeytanlara karşı koruyor ve iki; Mars enerjisinin bize akmasını sağlıyor. Mars neyi temsil ediyor demiştik; çalışma enerjisi, atılganlık, girişkenlik vs, yani gün içinde başarılı olmanız için olmazsa olmaz enerjiyi size sunuyor. Sonrası öğle namazı vaktine giriyoruz. Öğlen namazını Jüpiter temsil ediyor. Jüpiter'in enerjisi bize ne sunuyor; bolluk, genişleme, büyüme, kısmeti açma vs. Öğlen namazı ile, günün en zirve noktasında bolluk ve genişleme enerjisi ile beslenmiş oluyorsunuz. Örneğin; sabah namazı size güç ve kuvvet veriyor, öğle namazı ise işinize bolluk ve bereket getiriyor. O yüzden cuma namazını kaçırmayın diyor Rabbimiz, çünkü cuma namazı, cuma günün öğle namazı olarak geçiyor. Sonrası ikindi namazına geliyoruz, ikindi namazını hangi gezegen temsil ediyor; Satürn. Satürn'ün enerjisi ne yapıyor; olgunlaşmanızı ve düzeni sağlamanızı sağlıyor.

Sabah namazı ile güç ve kuvvet alıyorsunuz, öğlen namazı ile bereket ve bolluk, ikindi namazı ilede gün içinde size bahşedilen nimetlerin sizde olgunlaşmasını, bir düzene oturmasını sağlıyorsunuz. Bir vakit namazın üstüne diğer vaktin namazı gelirken, enerji bakımından nasıl birbirleri ile bağlantılı, nasıl birisinin diğerini beslediğini, diğerinin üstüne koyduğunu görüyormusunuz? İkindi namazı aynı zamanda neyi temsil ediyor; sınırı. Neyin sınırını; gündüz vaktin sınırını. Örneğin; Satürn sınırla ilgili enerjiyi bize aktarıyor, ikindi namazına baktığınızda, ikindinin de bir sınır namazı olduğunu görüyorsunuz. Bunu açalım; Levh-i mahfuz gece rızkı ile gündüz rızkını ayrı hesaplayıp ayrı indirir. Birisinin kapanıp, diğerine geçişini de ikindi namazı temsil eder. İkindi namazı gündüzden gece vaktine geçisi, gündüzün sınırını temsil eder. Gezegenler ve namaz, nasıl birbiri ile uyumlu hareket ettiğini görüyormusunuz?
Gündüzü kapatıp geceye geçiş yaptığımızda, gece vaktinide akşam namazı ile açıyoruz. Akşam namazı hangi gezegenden besleniyor? Uranüs'den. Uranüs neyi temsil ediyor; öze dönüş, özgürlük, bağımsızlık. Neden gece vaktinde bu enerjilerle besleniyoruz? Kader bizleri gündüz vaktinde köle gibi çalıştırıyor, üzerimizdeki günahların bedelini ödetiyor, akşam vaktide bizi rahat bırakıyor, dinlenmemize müsaade ediyor. O dinlenme sürecin tadını, feyzini alabilmemiz içinde özgürlük ve bağımsızlık enerjisine muhtaçsınız. Eve gelip günün stresini üzerinizden atabilmeniz için, kendinizi özgür bir birey olarak hissetmeniz gerekiyor, bunun içinde Rabbimiz sizi akşam vaktinde özgürlük enerjisi ile besliyor. Örneğin; iç organlarınız bilincin prangalarından kopup iç temizliğie odaklanıyor. Sonrası yatsı namazı vakti giriyor. Yatsı namazı ne yapıyor? Sabah namazı gibi iki şey yapıyor; birincisi bizleri gece vaktinde şeytanlara karşı koruyor (Kuiper Kuşağı) ve ikincisi, bizi Neptün'ün enerjisi ile besliyor. Neptün hangi enerjiyi taşıyor; rüya ve hayal alemin enerjisini taşıyor. Yani uyuduğunuz zaman uykuda ne yaşamanız gerekiyorsa, o alemde hangi enerjilere ihtiyacınız varsa, bunlarla sizi besliyor.
Ne kadar muhteşem bir düzen değilmi? Kimin aklına gelirdi, bedenimizdeki enerji noktaların gökteki gezegenlerden beslendiği, her bir vakit namazında o enerjileri açığa çıkardığını. Hani merak ediyorsunuz, 5 vakit namaz İslamda varmı diye; evet var, böylesine dolaylı yollardan da var olduğunu Rabbimiz bize anlatıyor. Gökteki gezegenleri, içimizdeki 7 tane enerji noktasını bize göstererek o bağlantıları çıkarmamızı sağlıyor. Görmek isteyen göz, öğrenmek isteyen nefis için Rabbimiz her yere işaretlerini yerleştirmiş. Bu bilgiler neden önemli; bu bilgiler ilim içeriyor, ilimde ne yapıyor? İnsanın hayatını kolaylaştırıyor, sıkıntılarımıza çözümler sunuyor. Örneğin; eğer rızkınız kapalıysa, herhangi bir konuda ilerleme kaydedemiyorsanız, bunun şifası öğlen namazında, çünkü bolluk ve bereket enerjisi öğlen namazında saklı. Bu durumda siz kesinlikle öğlen namazını kaçırmamanız gerekiyor. Ben öğlen namazımı yıllardır kaçırmıyorum diyorsanız, o zaman öğlen namazı ile bağlantılı enerji noktasında, Jüpiter noktası, demek o noktada bir kayıp var. Bu durumda kefaret oruçlarına yönelin. Gördüğünüz gibi, nerede bir sorunumuz varsa, o soruna yönelik bir antidotu Rabbimiz, ibadetler üzerinden bize indirmiş.
Müslüman olmayan veya bir çok Müslüman namaz kılmıyor, ama yinede rızıklarını alıyorlar, gezegenlerin enerjisinden besleniyorlar, bunu nasıl izah edeceğiz diye merak ediyorsanız; değerli dostlar, İslami ibadetler sevap kazanmamız için indirilmemiş, ki yerine getirdiğimizde, ilahi emri yerine getirdiğiniz için sevap kazanıyorsunuz, fakat asıl amaç o değil, asıl amaç bizdeki bir arızayı gidermek. Örneğin eğer bedeniniz kirli değilse, atasal yükler yoksa, temiz bir hayat yaşıyorsanız, o zaman siz zaten gökteki enerjilerden besleniyorsunuz, batı alemindeki bir çok insan gibi, çünkü insanın doğal hali zaten gökle uyumlu yaratılmış. O doğal ve temiz bedeni kirlettiyseniz ama, o zaman düzen arızalanıyor, o arızayı gidermek, tekrar evrenle uyumlu hale getirmek içinde namazı ve diğer ibadetlerinizi yerine getirmeniz gerekiyor. Örneğin; hindular çok kirli, dolayısıyla gökten beslenemiyorlar, o kiri gidermek içinde ne yapıyorlar; çakra uyguluyorlar. Bizi hangi uygulamalar temizliyor; oruç, zekat, hayr ve sadaka, haç. Koruma ibadetlerimiz hangileri; kurban ve namaz.
4. Bölümde devamı gelecek....-23.10.2026