• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

evrim teorisi- mantıksal yanılgılar


Bu bölümde olayın bilimsel boyutuna girmeden sadece mantık üreterek evrim teorisinin neden mantık, bilim ve akıldan uzak olduğunu sizlere izah etmeye çalışacağız. Evrim teorisinin temelini mutasyonlar oluşturduğu için, mutasyonlar üzerinden örnekler vereceğiz. Biz burada sadece bir kaç başlık sıraladık, bu tabiiki bunlar ile kısıtlı değil, daha fazlası sizinde aklınıza gelmiş olabilir; hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz.


Canlılar çiftler halinde yaratılmış

Evrim teorisyenlerin dikkate almadığı ve evrim teorisini çürüten en büyük kanıt bizlerin çiftler halinde yeryüzünde var olmamız! Evrim teorisi bir bireye, bireysel bir hücreye dayanır, canlılar ama çiftler halinde varlıklarını sürdürür, bu da evrim teorisini çürütür. Bir hücreden bir canlı oluştuğunu varsayalım, onun eşi nereden çıktı? Milyonlarca birbirinden farklı canlının birbirine uyumlu cinsel organa sahip olması, aynı ten ve beden şekline sahip olması nasıl izah edilebilir? Örneğin; bir hücreden bir canlı oluşurken onun eşini meydana getiren diğer hücre, diğerinin ne yaptığını nereden biliyorda o doğrultuda cilt, kafa, el, parmak ve cinsel organlar tasarlıyor? Bunları gözetleyen, koordine eden bir üst akıl olması gerekmezmi? Denizde, karada ve havada milyarlarca farklı hayvanın kendi eşleri ile tesadüfen uyum içinde geliştiği iddiası size ne kadar mantıklı geliyor? Yeryüzünde yaşayan her canlı diğerinden farklı görünseydi o zaman evrim teorisini belki ortaya atabilirdiniz, belki o zaman bireylerden bir birinden farklı milyarlarca canlının türediğini iddia edebilirdiniz ama, yeryüzündeki canlıların çiftler halinde var oluşu bu iddiayı çürütüyor. Canlıların çiftler halinde var oluşu, bunun birisi tarafından koordine edildiği burada bir üst aklın parmağı olması gerektiğini gösteriyor.

Ölçü

Canlıların bedenlerine baktığımızda bunun bir ölçü içinde, yani çok hassas bir denge içinde yaratıldığını görüyoruz; bedenlerin uzunluğu ve kilosu, tüyleri, iç organ ve kan değerlerine kadar hepsi çok hassas bir denge içinde hareket ediyor. Örneğin; genetik mutasyona uğramış bir hücre yığınına baktığınızda ölçü ve dengenin kaybolduğunu görürsünüz. Evrimciler genetik mutasyonların şu güzel dünyanın canlılarını ortaya çıkardığını, günümüzün tıp dünyası ise genetik mutasyonların çirkinleştirdiğini iddia eder.

Simetri

Canlıların bedenlerine baktığınızda bunun bir simetri içinde olduğunu görüyoruz; sağ ve sol taraf, ön ve arka, üst ve alt, kaşlar, gözler, organlar, kıscası neresine bakarsanız bir simetri içinde var edildiğini görürsünüz. Genetik mutasyona uğramış bir hücreye baktığınızda ama, orada simetri olmadığını görürsünüz. Mutasyonlar simetri kaybına uğratır, müthiş bir simetriye sahip canlılar ortaya çıkarmaz.

Güzellik

Canlıların bedenlerine baktığımızda detaylara dikkat edildiğini görüyoruz, sanki bir üst akıl bu canlıları piyasaya sürmeden son bir retuştan geçirmiş; gözler kaşlar ile, azalarımızda tırnaklar ile süslenmiş, başımız ve yüzümüzün belirli bölgeleri saçlar ile örtülmüş. Mutasyona uğramış hücrelere baktığınızda ama, orada güzellik olmadığını görürsünüz. Mutasyonlar doğayı süslemez, tam aksine işgal ettikleri alanları çok çirkin görünümlü bir hücre yığınına çevirir.


Derinlik

İnsan bedenine baktığımızda çok karmaşık ve derin bir düşünce üzerine kurulduğunu görüyoruz. Örnek olarak elinizi verelim; 1) ciltten başlarsak sağ elinizde arapça 18, sol elinizde ise 81
yazıldığını, yani Allahın 99 ismin avuç içlerinize dövme yapıldığını görürsünüz. 2) İnsan tırnakları ve parmak yapılarına baktığınızda bunların insanların fıtrat yapıları hakkında bilgi barındırdığını görürsünüz. İnsanların tırnaklarına bakarak insanların karakteri hakkında kanaatler geliştirebilirsiniz. 3) Parmak uçlarımız parmak izlerimizi içerir. Bu şekilde insanları birbirinden ayırtedersiniz. 4) Avuç içlerine baktığınızda organlarınızın haritasını görürsünüz. Bilim kurgu filmlerindeki yıldız geçitleri gibi avuçlarınızda sizi iç dünyanıza ulaştıracak geçitler içerir. Bir noktaya bastığınızda anında o organa ulaşır, onu etkilersiniz. Sadece ellerimize baktığımızda ellerimizin çok kompleks karmaşık bir yapıya sahip olduğunu görüyoruz. Ellerimizin daha nice özelliklerine anatomik özelliklerimiz yazısında değiniyoruz, onları burada da anmaya gerek yok. Mutasyonlarda değerli dostlar böyle bir derinliğe sahip bir mahlukatı ortaya çıkarması söz konusu değil. Mutasyonlara baktığınızda onların bir boyutta hareket ettiğini, üst üste yığılmış hücrelerden ibaret olduğunu görürsünüz.

Tabiat ile uyum

Canlıların bedenlerine baktığımızda bunun tabiat ile uyum içinde olduğunu görüyoruz. Meyve ve sebzelere bakarsanız, o meyve/ sebze hangi organa faydalı ise görünümüde o organ şeklinde, örneğin; havuç- göz, incir- sperm, zeytin-yumurtalık, çeviz-beyin, mercimek- alyuvarlar vs. Varsayalımki hayvan ve insanoğlun çıkışını mikroskopik canlılar ile izah ettiniz, meyve ve sebzelerin o canlıların organlarına benzer görünmesini nasıl izah edeceksiniz? O mikroskopik hücreler bunlarıdamı koordine etti, yoksa o mikroskopik hücreler dışında bir de bilinçli hareket eden mikroskopik meyve ve sebze hücrelerimi vardı? Vardıysa ikisi arasındaki uyumu kimi koordine etti? Bir çeviz insan beynin ne olduğunu nereden biliyorda, o şekilde kendisini tasarladı? Yoksa bununda tesadüfen insan beynine benzediğini iddia ediyorsunuz. Tesadüfen insan beynine benziyorsa, insan beynine faydalı maddeleri içermesini nasıl izah edeceksiniz? Hadi varsayalımki o da tesadüf, diğer meyve ve sebzelerin insana organlarına benzemesini ve o organa faydalı maddeler içermesini nasıl diyeceksiniz? Arkadaşlar, vallahi bravo size; ona tesadüf şuna tesadüf buna tesadüf diye diye ata maymun inancını topluma yutturdunuz. Varsayalımki insan tesadüfen oluştu, meyve ve sebzeler tesadüfen gelişti, ya mevsimler? İnsan o mevsimde neye muhtaçsa o meyve ve sebze o mevsimde yetişiyor, bunu nasıl izah edeceksiniz. Bakınız; evrim teorisi bireyler üzerine oynar, herşeyin tesadüfen diğerinden bağımsız var olduğuna inanır. Evrene baktığımızda ama bir koordinasyon bir ekip çalışması görüyoruz. Bir anahtar- kilit sistemi vari her bir canlının diğeri ile, çevresi ile uyumlu var edildiğini görüyoruz. Bu uyumda evrim teorisini çöpe atıyor. Örneğin; bir mikroptan insan oluştu derseniz o zaman insan ile uyumlu meyve ve sebzeleri nereye oturtacaksınız, onlarıda mikroplar koordine etti derseniz o zaman o meyve ile uyumlu mevsimleri nereye oturtacaksınız, onu da mikroplar koordine etti derseniz o zaman mevsimlere sebep olan ay ve güneş yörüngelerini nereye oturtacaksınız, onları da mikroplar koordine etti derseniz o zaman sizin ilk mikrop dediğiniz şey aslında Allah, olay bu kadar basit!

Not: bilim camiasının içine girdiğinizde, maalesef size bu inancı empoze ediyorlar. Hatta amerikada evrim teorisini inkar edenin öğretmenlik diploması elinden alınıyor. Hani sanatçı camiası var ya, hep özgürlükten bahseden o çakma solcular, işte onların arasına girin ve içki içmeyin onlar gibi düşünüp hareket etmeyin bakalım size ne yapıyorlar. Bilim dünyasında da işte böylesine bir baskı var. Kendileri gibi düşünmezseniz, kendi hayat tezlerine inanmazsanız o camianın içinde yaşamanıza izin vermiyorlar. Bilim dünyası maalesef küresel bir çetenin elinde esir. Bu aleme adım atanlarda makam ve şöhret yapmak için ruhlarını bunlara satıyor.


Var olan şey yok, yok olan da var edilemez

Fizik ve kimya bilim dallarında bir söz ile sık karşılaşırsınız; var olan şey yok, yok olan da var edilemez. Bu ifade Fransız kimyacısı A. L. de Lavoisier'e ait. Termodinamiğin yasalarıda keza aynı şeyi ifade eder, yoktan birşey varedilemez der. Evrim teoriside işte fizik ve kimyanın bu temel kanunlarına zıt. Bunu iki boyuttan ele alalım, birisi soyut diğeri ise somut. Birşey yoktan var edilemiyorsa, o zaman bilgi olmadan düşünce, düşünce olmadanda icra olmaması gerek, yani; kalbi, gözü, kulağı, sinir sistemi ve diğer organlara sahip olmayan çok ilkel bir hücre bunların varlığını nereden duydu, nasıl bildide, bunlara sahip bir varlık icat etmeye kalkıştı? Bir canlının inşası için ilk önce bilgi yani soyut boyut var olması gerek, evrim teoriside bu bilginin nereden geldiğini açıklamıyor. Evrim teorisi bilgiden yoksun bir ortama yeni canlıları yerleştiriyor, tesadüf kavramı ilede konuyu kapatıyor. Siz bunu yutuyorsanız bu sizin sorununuz, biz ama tesadüfler üzerine kurulu ve mantığa ve bilime aykırı bir tez uğruna İslam inancımızdan vazgeçecek değiliz. 2) Buna birde somut boyuttan bakalım; göz kulak ve kalp bunların her biri ayrı malzelerden oluşur, bu malzemelere sahip olmayan ilkel bir hücre, nasıl oluyorda o malzemelere sahip birilerini ortaya çıkarabiliyor? Bilim derki malzeme olmadan yoktan birşey olmaz, siz ise evrim teorisi ile olur hemde bal gibi olur diyorsunuz. Kime inanalım sizemi bilimemi?