nühüm                                                         
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...
                                                                                                                                                          
                           

 

evrim teorisi- mantıksal yanılgılar

Bu bölümde olayın bilimsel boyutuna girmeden sadece mantık üreterek evrim teorisinin neden mantık, bilim ve akıldan uzak olduğunu sizlere izah etmeye çalışacağız. Evrim teorisinin temelini mutasyonlar oluşturduğu için, mutasyonlar üzerinden örnekler vereceğiz. Biz burada sadece bir kaç başlık sıraladık, bu tabiiki bunlar ile kısıtlı değil, daha fazlası sizinde aklınıza gelmiş olabilir; hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz.

Canlılar çiftler halinde yaratılmış

Evrim teorisyenlerin dikkate almadığı, görmemezlikten geldiği ve evrim teorisini çürüten en büyük kanıt bizlerin çiftler halinde yeryüzünde var olmamız! Evrim teorisi bir bireye, bireysel bir hücreye dayanır, canlılar ama çiftler halinde varlıklarını sürdürür, bu da evrim teorisini çürütür. Bir hücreden bir canlı oluştuğunu varsayalım, onun eşi nereden çıktı? Milyonlarca birbirinden farklı canlının birbirine uyumlu cinsel organa sahip olması, aynı ten ve beden şekline sahip olması nasıl izah edilebilir? Örneğin; bir hücreden bir canlı oluşurken onun eşini meydana getiren diğer hücre, diğerinin ne yaptığını nereden biliyorda o doğrultuda cilt, kafa, el, parmak ve cinsel organlar tasarlıyor? Bunları gözetleyen, koordine eden bir üst akıl olması gerekmezmi? Denizde, karada ve havada milyonlarca farklı hayvanın kendi eşleri ile tesadüfen uyum içinde geliştiği iddiası size ne kadar mantıklı geliyor? Yeryüzünde yaşayan her canlı diğerinden farklı görünseydi o zaman evrim teorisini belki ortaya atabilirdiniz, belki o zaman bireylerden bir birinden farklı milyonlarca canlının türediğini iddia edebilirdiniz ama, yeryüzündeki canlıların çiftler halinde var oluşu bu iddiayı çürütür. Canlıların çiftler halinde var oluşu, bunun birisi tarafından koordine edildiğini, burada bir üst aklın parmağı olması gerektiğini gösterir.

Ölçü

Canlıların bedenlerine baktığımızda bunun bir ölçü içinde, yani çok hassas bir denge içinde yaratıldığını görüyoruz; bedenlerin uzunluğu ve kilosundan, tüylerine, iç organ ve kan değerlerine kadar hepsi çok hassas bir denge içinde hareket eder. Genetik mutasyona uğramış yapı ve hücrelere baktığınızda ama, onların ölçüden yoksun olduğunu görürsünüz; yani mutasyona uğrayan hücreler ölçü ve denge sağlamaz, tam aksine ölçü ve dengeyi bozar.

Simetri

Canlıların bedenlerine baktığınızda bunun bir simetri içinde olduğunu görüyoruz; sağ ve sol taraf, ön ve arka, üst ve alt, kaşlar, gözler, organlar, kıscası neresine bakarsanız bir simetri içinde var edildiğini görürsünüz. Genetik mutasyona uğramış bir hücreye baktığınızda ama, orada simetri olmadığını görürsünüz; yani mutasyonlar simetri kaybına uğratır, müthiş bir simetriye sahip canlılar ortaya çıkarmaz.

Güzellik

Canlıların bedenlerine baktığımızda detaylara dikkat edildiğini görüyoruz, sanki bir üst akıl bu canlıları piyasaya sürmeden son bir retuştan geçirmiş; gözlerimiz kaşlar ile azalarımız tırnaklar ile süslenmiş, başımız ve yüzümüzün belirli bölgeleri saçlar ile örtülmüş. Mutasyona uğramış hücrelere baktığınızda ama, orada güzellik olmadığını görürsünüz; yani mutasyonlar doğayı süslemez, tam aksine işgal ettikleri alanları çok çirkin görünümlü bir hücre yığınına çevirirler.

Derinlik

İnsan bedenine baktığımızda çok karmaşık ve derin bir düşünce üzerine kurulduğunu görüyoruz. Örnek olarak elinizi verelim; 1) ciltten başlarsak sağ elinizde arapça 18, sol elinizde ise 81
yazıldığını, yani Allahın 99 ismin avuç içlerinize dövme yapıldığını görürsünüz. 2) İnsan tırnakları ve parmak yapılarına baktığınızda bunların insanların fıtrat yapıları hakkında bilgi barındırdığını görürsünüz. İnsanların tırnaklarına bakarak insanların karakteri hakkında kanaatler geliştirebilirsiniz. 3) Parmak uçlarımız, parmak izlerimizi içerir. Bu şekilde insanları birbirinden ayırtedersiniz. 4) Bir baş parmağa sahipsiniz, bu başka hiç bir canlıda bulunmaz. 5) Avuç içlerinize baktığınızda orada organlarınızın birer kapısı olduğunu görürsünüz. Bilim kurgu filmlerindeki yıldız geçitleri gibi avuçlarınızda iç dünyanıza geçitler içerir. Bir noktaya bastığınızda anında o organa ulaşır, onu etkilersiniz. Sadece ellerimize baktığımızda, ellerimizin çok kompleks yani karmaşık bir yapıya sahip olduğunu görüyoruz. Ellerimizin daha nice özelliklerine anatomik özelliklerimiz yazısında değiniyoruz, onları burada da anmaya gerek yok. Mutasyonların böyle bir derinliğe sahip bir mahlukatı ortaya çıkarması söz konusu değil. Mutasyonlara baktığınızda, onların bir boyutta hareket ettiğini, üst üste yığılmış hücrelerden ibaret olduğunu görürsünüz.

Tabiat ile uyum

Canlıların bedenlerine baktığımızda bunun tabiat ile uyum içinde olduğunu görüyoruz. Meyve ve sebzelere bakarsanız, o meyve/ sebze hangi organa faydalı ise görünümüde o organ şeklinde, örneğin; havuç- göz, incir- sperm, zeytin-yumurtalık, çeviz-beyin, mercimek- alyuvarlar vs. Hayvan ve insanoğlun çıkışını mikroskopik canlılar ile izah ettiniz, meyve ve sebzelerin o canlıların organlarına benzer görünmesini nasıl izah edeceksiniz? O mikroskopik hücreler bunlarıdamı koordine etti, yoksa o mikroskopik hücreler dışında bir de bilinçli hareket eden mikroskopik meyve ve sebze hücrelerimi vardı? Vardıysa ikisi arasındaki uyumu kimi koordine etti? Bir çeviz insan beynin ne olduğunu nereden biliyorda, o şekilde kendisini tasarladı? Meyve ve sebzelerde kendi iradeleri ile tasarlandı derseniz, o zaman hangi meyve hangi mevsimde çıkacağını nereden biliyor? Bir mevsimde insan nelere muhtaçsa o mevsimde o meyve ve sebzeler yetişmekte, yani bu mantık silsilesinde mevsimleri nereye oturtacaksınız? Bir mikroptan insan oluştu derseniz o zaman insan ile uyumlu meyve ve sebzeleri nereye oturtacaksınız, onlarda koordineli oldu derseniz o zaman o meyve ile uyumlu mevsimleri nereye oturtacaksınız, o da koordineli gelişti derseniz o zaman mevsimlere sebep olan ay ve güneş yörüngelerini nereye oturtacaksınız, o da koordineli oldu derseniz o zaman sizin ilk mikrop dediğiniz şey aslında Allah, olay bu kadar basit!

Yoktan birşeyin var edilemez yasası

Fizik bilim dalı bizlere yoktan birşeyin varedilemediği, varedilemeyeceğini söyler, evrim teorisyenlerin fizik yasaları ile ters düştükleri noktalardan biriside bu. Şunu anlamalısınız, bilim dünyası teoloji ve ideolojilerden uzak durmalı, bu konulara asla girmemeli. Siz israrla kendi ideolojilerinizi bilimin içine sığdırmaya çalışırsanız, bir yasa diğerini çürütmeye başlar, bilim içinde çelişkiler doğar ve bütün camianın güvenirliği kaybolur gider. Sonrada bizim gibi kişiler bilim dünyasından uzak durun dediği anda bunu garipsersiniz, garipsemeyin; bilimin güvenirliğini sıfırlayan sizsiniz, siz kirli amellerinize bilim dünyasını alet ediyorsunuz. Fizik yasaları ile evrim teorisi nasıl birbirine ters düşer, bunun en güzel örneklerinden birisi yoktak birşeyin varedilemediği yasasıdır. Bu yasa hem soyut boyut için geçerli hem somut alem için. 1) Soyut boyut. Bilgi olmadan düşünce olmaz, düşünce olmadanda icra olmaz, yani; kalbi, gözü, kulağı, sinir sistemi ve diğer organlara sahip olmayan birisi, çok ilkel bir hücre bunların varlığını nereden duydu, nasıl bildide, bunlara sahip bir varlık icat etmeye kalkıştı? 2) Somut boyut. Malzeme olmadan iş olmaz; bu malzemelere sahip olmayan birisi, nasıl oluyorda o malzemelere sahip birilerini ortaya çıkarabiliyor?