nühüm                                                         
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...
                                                                                                                                                          
bir konuya niyetlendiğimizde, o gün aklımıza geleni kaleme alıyoruz ve sitemize o taslak hali ile yerleştiriyoruz. Son hali sizlerin gözü önünde alıyor, haftalar içinde cümleleri düzelte düzelte birşeyleri ekleye ekleye. Son hali bir iki hafta alıyor, yeni yazılarımızı bir kaç hafta boyunca lütfen takip edin.....




 
 

kur'an-ı kerim ve ilim

Biyoenerji ismini taşıyan ve doğal tedavi yöntemlerini konu alan bir websitenin dini konulara girmesi bir çoğunuzun tuhafına gitmiş olabilir, "ne alaka" demiş olabilir. Şunu bütün samimiyetimizle söylebiliriz, biyoenerji hakkında elde ettiğimiz bilgileri sizler ile paylaşmaya niyetlendiğimiz, amacımız ne siyasete girmekti ne de dini konulara. Özel hayatımızda bile siyasete ve derin dini konulara giren tipler değiliz. Ne hayatımız boyunca siyasetle ilgimiz oldu ne de herhangi bir cemaat veya tarikatla. O zaman bu mevzular nasıl ortaya çıktı, doğal tedavi yöntemlerini içeren bir websitesi nasıl oldu da dini konulara daldı? Kader, sayın okurlarımız kader. Kaderinizde yazılıysa ne kadar çok siyasetten veya dini konulardan uzak durmaya çalışsanızda kader sizi bir yerden tutuyor ve onun tam ortasına atıyor. Örneğin; ben bir araştırmacıyım, tedavi yöntemler ve hastalıklar üzerinde sürekli araştırma yaparım. Bir hastalığı yenemediysem yöntemlerimi geliştirir, o hastalık hakkında kitaplar hatim eder ve eninde sonunda o hastalığı çözerim. Dini konulara girişimde çözmeyi başaramadığım bir hastalıktan dolayı gelişti. Bir teyzemiz migren ağrıları ile geldi ve normal şartlar altında tedavi edebildiğim bir sıkıntıyı bir türlü çözemedim. Neden, neden neden diye kendimi, yöntemlerimi ve bilgilerimi sorgularken "nazar" adında bir gücün varlığından haberdar oldum. Hayatım yurtdışında geçiği için böylesine bir kavram veya güçten daha önce haberim olmamıştı. İlk önce nazar üzerine araştırmalara koyuldum. Bunun gerçek ve bilimsel bir güç olduğunu tespit ettikten sonra, bunu nasıl çözebilirim sorularını kendime sormaya başladım. Araştırmalarımda bunun fiziki bizim alem kaynaklı müdahaleler ile çözülemeyeceği kanaatine vardım. Bizim alemde varolan imkanlar ile bunu çözemeyeceksem o zaman gaybın gücünü kullanmam gerekiyordu. Gaypten gelen, benim bu dünyada kullanabileceğim bir güç varmı diye kendime sordum. Cevabıda, evet var; birisi Kur'an-ı Kerim diğeri ise cinler. Hayatımda bir yol ayrımındaydım, doğru olan yolumu seçeceğim yoksa batıl olan yolumu. Bu yol ayrımına düşen kişiler genelde batıl olan yolu seçer çünkü batıl olan yol daha kolaydır, kişiyi zorlamaz, hedefe sizi anında ulaştırır. Ben ise zor ve meşakketli olan yolu seçtim. Ben Kur'an-ı Kerimi öğrenme nazar gibi enerjiy boyutlardan gelen sıkıntıları Kur'an-ı Kerim ile çözme yolunu seçtim. Kur'an-ı Kerim okuyamıyorum ve arapça bilmiyorum. Ne yaptım? Elmalı hamdi yazır'ın Kur'an Mealini mp3 olarak bilgisayarıma yükledim ve bunu seanslarımda, her gün 8-10 saat dinlemeye başladım. Her iki buçuk haftada da Kur'an-ı Kerimi hatim ediyordum ve bunu beş yıl boyunca devam ettirdim. YANİ cinler tercihini yapsaydım anında o kişilerin migrenlerini çözebilirdim, ben ama Kur'an-ı Kerimi seçtim ve çözümü bulmak, Kur'an-ı Kerimi anlamak için beş yıl boyunca sabrettim. Her dinleyişimde Ayetlerden farklı bir ilham alıyordum ve zaman dilimi içinde bir çok olay benim için anlaşılır hale geldi. İşte, değerli dostlar bu yazılar aldığım o ilhamların kaleme döküşüdür. Her bilgi bir vebal bir yük, bu tespitlerimi sizler ile paylaşmadan yapamazdım. Rabbim bizlere bir websitesi lütfetmişti, bizlerde bilmeniz gerektiğine inandığımız konuları bu site üzerinde sizler ile paylaşmaya karar verdik. Amaç İslama olan inancınızı artırmak, amacımız İslam ve bilimin birbirini tezatı değil birbirinin eşi olduğunu size aktarmak. İslam ve bilim konusunda bir yazı kaleme aldığınızda da şu Ayetlere değinmeden yapamazsınız. Bu ayetler değerli okurlarımız, neden ilim yeryüzüne indirildi neden ilim öğrenmek zorundayız, öğrenmezsek neler olur bize bunları anlatıyor;

Kur'an-ı Kerim ve Bilim: ilimin anası olan Ayetler


"Rabbin meleklere “ben yeryüzünde muhakkak bir halife yapacağım “dediği vakit,“ biz hamdinle tesbih eder ve Seni ululayıp dururken, orada bozgunculuk yapacak ve kanlar akıtacak bir varlık mı yaratacaksın?“ dediler. O. “Şüphesiz Ben, sizin bilmeyeceğiniz şeyler bilirim“ buyurdu. 31- Ve Âdem’e bütün isimleri öğretti, sonra o âlemleri meleklere gösterip, “Haydi davanızda doğruysanız, Bana şunları isimleriyle haber verin!“ buyurdu. 32- “Sübhansın, ya Rab! Bizim, Senin bildirdiğinden başka bir ilmimizin olması ne mümkün! Her şeyi en iyi şekilde bilen, yaptığını sağlam yapan ve yaptığında bir hikmet bulunan Sen, şüphesiz Sensin!“ dediler. (Bakara Süresi, 30–32 Ayeti Kerimeleri)

   - Açıklama 1: İlmin sahibi Allahtır

Bu Ayetlerden çıkaracağımız birinci ders; insan ve diğer canlıların tümü bilmez, sadece Allah bilir. Her türlü bilgi Allah katında ve Allaha aittir. O yüzden bilim dünyasına değil, o ilmi ilk önce var eden sonrası o ilmi yeryüzüne indiren sonrası bunu en çok çalışana, en çok isteyene veren Allaha tapın!

   - Açıklama 2: İnsanı olgunlaştıran, terbiye eden ilimdir

Bu Ayetlerden çıkaracağımız ikinci ders; insan fıtratında bozgunculuk yapmak ve kan akıtmak var. Bundan dolayıda melekler öyle bir varlığın yaratılışına anlam veremez. Allahu Teala'da buna cevaben "bilmediğiniz şeyleri ben bilirim" der ve hz. Âdem’e ilim öğretir. Nedir Allahın bildiği ve meleklerin bilmediği? Melekler, insanın kendisinden önce yeryüzüne yerleştirilmiş canlılar gibi ilkel ve vahşi bir yaratık olacağını sanır ve öyle bir yaşam sürdüreceğini zannedir. İnsanı terbiyeleştirmenin bir yolu olduğunu bilmez. Onlar hz Adem'den önce yeryüzüne indirilenler gibi hz. Adem'in soyununda kan akıtıp, bozgunculuk içinde yeryüzünde varlığını sürdüreceğini zanneder. Bu sorunun ilim ile çözülebileceği, yeryüzüne Hz. Adem eşliğinde ilminde indirileceğini melekler bilmez. İşte Allahın bilip meleklerin bilmediği nokta burası. Onlar yeryüzüne bir ilim indirileceğini ve bu ilim ile kan akıtma ve bozgunculuğun önüne geçilebileceğini bilmez. Sizce terör örgütleri neden öğretmenleri kaçırır, okulları veya dershaneleri hedef alır? Çünkü cahil insanlar kan akıtır ve bozgunculuk içinde bulunur. Ne kadar ilginç değilmi; sıradan bir Ayet gibi gözüküyor olabilir ama bu küçücük Ayet günümüzün ve geçmiş yüzyılların en büyük problemlerine çözüm yolu sunmakta. Şu kısa Ayet ile Allahu Teala hem insanlığın en büyük sorununa işaret eder hem bu Ayetin içinde onun çözümünü yerleştirir. İşte Kur'an-ı Kerimin ayrıcalığı ve hikmeti bu.

   - Açıklama 3: hz. Adem öncesi bir varlığın yeryüzünde yaşadığı ve bu varlıklara ilim indirilmediğini bu Ayetler anlatır

Bu Ayetlerden çıkaracağımız üçüncü ders; melekler, insanoğlunun yeryüzünde kan akıtacağını, bozgunculuk yapacağını nereden bilir? Geleceği göremedikleri ve kendi başlarına fikir üretmediklerine göre demek Âdemoğullarından önce yeryüzünde insan tipinde bir varlık var edilmiş, meleklerde onların bozgunculuğuna, kan akıtan fıtratlarına tanıklık etmiş. Bir; hz. Adem ortalama 7 bin yıl öncesi yaşam sürdürdü. Arkeologlar ama çok eski dönemlere ait, yüzbin yıllar evvelisine ait kafatasları bulur. Bu kafatasları ademoğullarına ait değil, bunlar hz. Ademden öncesi indirilen bu insan benzeri canlılara ait. İki; bazı kişiler eski toplulukların günümüzün çağından daha ileri bir teknolojiye sahip olduğunu iddia eder. Bu doğru değil. Tam aksine âdemoğullarından önceki döneme ilim indirilmemiş. O kişiler ilkel bir yaşama mahkûm kılınmış.

Kur'an-ı Kerim ve Bilim: ilim kimdeyse üstünlük ondadır

“Ey Âdem! Bunlara, onları isimleriyle haber ver!“ Buyurdu. Bu emir üzerine Âdem onlara isimleriyle onları haber verince de buyurdu ki: “Size Ben her durumda göklerin ve yeryüzünün bilinmeyen yanını bilirim, açığa vurduklarınızı ve gizlediklerinizi bilirim“ demedim mi? 34- Ve o vakit meleklere, “Âdem için secde edin“ dedik, derhal secde ettiler. Ancak iblis dayattı, kibrine yediremedi, zaten kâfirlerden idi. (Bakara Süresi, 33–34. Ayeti Kerimeleri)

   - Açıklama 4: İlime sahip olan hükmeder, ilime sahip olmayanlar secde eder

Bu Ayetlerden çıkaracağımız dördüncü ders; hz. Âdem âlemleri isimleri ile meleklere haber verince Allahu Teala meleklere Âdem için secde edin der. Allahu Teala burada Âdem’e secde edin demez, Âdem için der, yani Âdem’e değil Âdem’de olan ilime secde edin eder. Sayın okurlarımız; ilme sahip olmayan ilme sahip olana secde etmek zorunda. BU insanoğlunun yaratılışın ilk gününden itibaren koyulan ilahi bir kural, bir emir! Günümüzün Müslümanları batıya boyun eğiyorsa bunun sebebi geçen yüzyıllarda ilim trenini kaçırdığımızdan. Eğer Allahın ilimlerini bizler onlardan önce öğrenip keşfetmiş olsaydık şimdi onlar bize secde eder, yeryüzünün hakimiyeti bizim elimizde olurdu. Bizler “ikra” kelimesinin neden ilk indirildiğini anlayamamışız, düşmanlarımız ama çok iyi anlamış. O yüzden onlar hükmediyor bizlerin toprakları ise kan ve yoksulluk içinde!