• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        



Haftanın Yazısı: Cehennem nedir nerede ve nasıl görünüyor? Bu konuya levh-i mahfuzla ilgili yazımızda kısaca değinmiştik, fakat konu cehennem olduğu için kendi başlığı altında bir yazı hakettiğini düşündük. Önceden konuyla ilgili kısa bilgi alanlar için bu güzel bir tekrar, önceden okumamış olan okurlarımız içinde aydınlatıcı bir yazı olur inşallah. Şimdi; merak ediyorsunuzdur bu tür bilgilere nasıl ulaştığımızı, emin olabilirsiniz bize gayptan bilgi üfleyen varlıklar yok, tek özelliğimiz iyi bir gözlemci olmamız. İçinde yaşadığımız düzenin, kendi bedenimizin, kullandığımız teknolojilerin öylesine yaratılmadığını, bunun altında çok daha farklı nedenler olması gerektiğine inanıyoruz ve o doğrultuda kendimizi ve hayatımızı gözlemliyoruz. Tüm sırrımız bu, ve tabiki hekim olarak pozitif bilimlere vakıf olmamız ve Kur'an-ı Kerimi yıllarca anladığımız bir dilde (türkçe meali) okumamız bu araştırmalarımızı mümkün kıldı. Size sunduğumuz bu bilgilerin altında merak ve bol emek dışında bir sır yok. Örneğin cehennemle ilgili bu bilgilere nasıl ulaştık; levh-i mahfuzun kalbimiz olduğu, nefsimizin sinir sistemi olduğu, büyük beyninse arşı andırdığını daha önce tespit etmiştik, buradan yola çıkarak, ahiret hayatındaki mekanlarla bedenimizdeki parçalar arasındaki bezerlik bunlarla kısıtlı olmaması gerektiğini düşündük ve hekimlik bilgilerimizden de yararlanarak bedenimizdeki diğer bölgeleri araştırmaya koyulduk ve bak görki, bedenimiz tamamıyla ahiret hayatı doğrultusunda yaratılmış. Size veda etmeden önceside Rabbimin izniyle cennet, cehennem, mahşer alanı ve yeryüzü, bu mekanların her birini sizler için deşifre etmek istiyoruz. Bu yazı dizilerimiz bize göre bilginin nirvanası yani en üst noktası, bizde en üst noktadan bize yakışır şekilde sizlere veda etmek istiyoruz. Bu arada, henüz sizden ayrılmıyoruz, bir çok okurumuz bize mesaj attı, içiniz rahat olsun, henüz aşılar ters tepmedi, aşılar ters tepinceye kadar sizinleyiz inşallah, ama yavaş yavaşta vedaya hazırlıklı olalım diyoruz. Örneğin yazılarımızı faydalı buluyorsanız, yazılarımızı kopyalın ve kendi platformlarınızda paylaşın. Bizim açımızdan helali hoş olsun. Önemli olan biz değil, bilginin kendisi ve bilginin paylaşımı.

Değerli dostlar; cehennem bir gizem, kimse ne olduğu nasıl göründüğü hakkında fikir sahibi değil, kimse ahiret hayatında bizleri neler beklediğini bilmiyor, biz bu yazı dizilerimizle bu bilinmeyenlerin üzerindeki perdeyi kaldıracağız, sizin için daha anlaşılır kılmaya çalışacağız inşallah. Kimse ahiret hayatında kendisini ne beklediğini bilmiyorsa, biz nereden biliyoruz? Ahirete gidip geldikmi? Hayır. Nereden biliyoruz o zaman; Allahu Teala ahiret mekanların muadilini insan bedenin içine yerleştirmiş, insan bedenini incelememiz sonucu bunları biliyoruz. Ataistler sürekli der ya, sen ölüpte yenidenmi dirildin, ölüm sonrası bizi ne beklediğini nereden biliyorsun derler ya; işte Allahu Teala böylesine bahanelere sığınmamamız için insan bedenini ahiret mekanları doğrultusunda var etmiş. Ahirete gidip gelmediysek, ahiret mekanlarını nereden biliyoruzda organlarımızın ahiret mekanlarına benzediği iddiasında bulunabiliyoruz? Ahirete gidip gelmedik ama elimizde ahiret mekanlarını ve orada bizi nelerin beklediğini anlatan Ayetler var, bizde o Ayetleri inceledik ve o Ayetlerde ahiret mekanların tanımı yapılırken bu tanımın bedenimizdeki organlarla uyuştuğunu farkettik. Sonrası b
ütüne baktık ve gördükki organlarımız ahiret hayatındaki mekanların birebir aynısı. Sizlere örnekler vereceğiz, bu örneklerden sizde inşallah olayı net göreceksiniz. Neden bu konuları ele alıyoruz ve almak zorundayız? İnançsızlığın en büyük nedeni insanların ahiret hayatını beyinlerinde tasavvur edememeleri. Eğer insanlar ahiret hayatını birazcık hayal edebilse, ne olduğu nasıl göründüğü gibi, o zaman ahiret hayatına inanmak bu insanlara o kadarda uçuk gelmeyecek. Biz ahiret mekanlarıyla ilgili bu yazıları kalem aldık, çünkü ahiret hayatına inanmanızı istiyoruz. İnanmanızı sağlamak içinde beyninizde o mekanları canlandırabilmeniz gerekiyor. Eğer ahiret mekanlarını beyninizde canlandırabilmenizi sağlarsak, o zaman bir gün o mekanlara gitme inancı size o kadarda uçuk gelmez. Kişiye birşeyi tanıtırsanız, o şey kişiye yabancı olmaktan çıkar. Bu yazılarımızlada ahiret mekanlarıyla sizi tanıştıracağız inşallah. Sizleri ahiret hayatıyla tanıştırırkende bunu sizin anladığınız dilden yani pozitif bilimler üzerinden yapacağız. Hani hep pozitif bilim diyorsunuz, ben bilim dışında birşeye iman etmem diyorsunuz ya, bugün size bilimin diliyle cehennemi anlatacağız. Umarız arzu ettiğiniz ilhamı alır ve umarız artık inançsızlığınıza bilimi kalkan olarak kullanmazsınız. Allahu Teala birşeye inanmak için o şeyi hayal edebilmenin ne kadar önemli olduğunu bildiği için bize kıyak geçmiş, bizleri farklı parçalardan yaratırken bunu ahiret hayatındaki mekanlar doğrultusunda yaratmış. Dolayısıyla bedenimizi çözersek ahiret mekanlarınıda çözmüş oluruz. Bu yazı dizilerimizde sizleri insan bedenin içine götürerek sizleri ahiret mekanlarıyla tanıştıracağız. Bu bilgiler dünyada bir ilk, ilk defa insanoğlu cehennemin görünüşü hakkında bilgi sahibi oluyor, umarız yazımızdan arzu ettiğiniz ilhamı alırsınız. Konumuza giriş yapmadan öncesi evrimcilere laf çakmadan olurmu, olmaz, gelin birlikte onlara bir kaç laf çakalım, onları şamar oğluna çevirelim......

Evrimciler. Ne diyorlar, herşey tesadüfen ve kendiliğinden ortaya çıktı diyorlar. İnsan bedendeki organlarla, Ayetlerde anlatılan ahiret mekanları arasındaki ortak noktaları görünce sizce iddialarından geri adım atarlarmı, yeryüzünün tesadüfen ortaya çıkmadığı, arkasında ilahi bir tasarıcı olması gerektiğine inanırlarmı; sanmıyoruz. Onlar bu tür ilhamlardan mahrum bırakıldı, onlar maymundan türediklerine inanmaya devam ede koysun, siz ama bedendeki organlarla ahiret mekanları arasındaki benzerliği gördükten sonra, insanın tesadüfen ortaya çıkmadığını, ahiret veya yeryüzü farketmez, tüm yaratılışın birbiri ile ahenk içinde yaratıldığını, bu uyumun arkasında mutlaka bir yaratıcı bir üst aklın olması gerektiğini lütfen görünüz. En basiti, eğer yeryüzünde hayat tesadüfen oluştuysa, nasıl oluyorda organlarımız kitaplarda anlatılan ahiret hayatı mekanlarını andırıyor? Bunada tesadüf demezsiniz herhalde. Onlarıda mikroplar var etti demezsiniz herhalde. Varsayalımki dediniz, nasıl oldu da yeryüzü ile uyum içinde? Yeryüzündeki mikrop ile ahiret mekanındaki mikrop nasıl birbiri ile iletişime geçti ve birbiriyle uyumlu mekanlar var etti? Değerli dostlar; e
vrimciler olaylara sadece kendi boyutundan (mikrop) bakar, çünkü mikropların dışına çıktıklarında tüm tezleri çöküyor. Örneğin; varsayalımki mikroplar canlıları ortaya çıkardı, meyve ve sebzelerin faydalı oldukları organların görünümünde olmasını nasıl izah edeceksiniz? Bir çevizi ortaya çıkaran mikrop, beyinden nereden ve nasıl haberdar oldu, beyini oluşturan mikropla nasıl iletişime geçtide beyin görünümünde ve beyine fayda verecek içerikli bir çeviz ortaya çıkarabildi? Örneğin; canlılar çiftler halinde var edilmiş. Eğer canlıları mikroplar ortaya çıkardıysa, o zaman erkeği inşa eden mikrop gurubu ile dişiyi inşa eden mikrop gurubu nasıl iletişime geçti, diğerinin cinsel organından nasıl haberdar olduda birbirine uyumlu cinsel organlar oluşturdular, bunuda trilyonlarca farklı canlı için kusursuzca yaptılar? Gördüğünüz gibi mikroptan bir kademe yukarı çıktığınızda kayış kopuyor, evrim teorisi çöküyor, herşey bir üst akla işaret ediyor. O yüzden evrimciler olaylara hep mikrop boyutundan bakar. Baktıkları içinde Allah nezdinde onlar birer mikrop. Siz ama lütfen daha iyi bilin, bu mikropların süslü kelimelerine kanmayın ve onlardan uzak durun. Aklınızda sorular olduğunun farkındadayız, onun içinde bu yazıları kaleme alıyoruz. Mikroba biat edenden, atasının maymun olduğuna inanandan size hayr gelmez, lütfen bu mikroplardan uzak durun. Biz inşallah sizlere doğruları açıklayacağız, bunuda Ayetleri ve bilimi kullanarak mantığınıza hitap ederek yapacağız. Umarız bu tür yazılardan arzu ettiğiniz ilhamı alır, yazılarımız daha çok inancınıza ve Allaha sarılmanıza vesile olur. Evrimle ilgili sorularınız varsa, evrim teorisi başlıklı bölümde yazılarımızı okumanızı tavsiye ederiz. Gelelim cehenneme; ne güzel bir geçiş ama değilmi, evrimden cehenneme, gelin birlikte bu evrimcilerin gideceği mekanı yakından inceleyelim.

Ağzımız. Ahiret hayatımız ağızda başlıyor. Bedenimizde mahşer gününü ağzımızın içi simgeliyor. Örneğin; dilimiz mahşer alanını ve mahşer gününde bizi simgeliyor. "O gün, kitap sayfalarını dürer gibi göğü toplayıp düreriz. İlk yaratmaya başladığımız gibi üzerimize aldığımız bir vaat olarak onu tekrar yaratacağız.
Şüphesiz ki biz (vadettiğimizi) yaparız." (Enbiya Süresi; 104). Kitapla ne yapılır; okunur. Okumayı kim yapar; dilimiz. Dilimiz okurken ne yapar; dürülür. Bu Ayet dilimize işaret ediyor, bu Ayetten anlayınızki mahşer alanı dilimiz. Bunun detaylarını mahşer mekanıyla ilgili yazımızda veririz inşallah, sizin bu noktada bilmeniz gereken, nasıl yeryüzü maceramız ağızla başladıysa (yasak ağaçtan yemek), ağızda da (ahiret mekanı) son buluyor. Devamı gelecek.....










araştırmalarımız

nefsin yaratılış sırrı

-2016
Bu yazımızda ilginç bir konuyu ele alacağız, çözümlenmesi imkansız gibi görünen ve herkes tarafından merak edilen bir konuyu; nefis nedir? Biz bu yazımızda her yazımızda olduğu gibi sizlere sadece olayların akışı hakkında bir görüntü vereceğiz, daha detaylı bilgiler sitemizin amacını aşar. Umarız bu çalışmalarımızın devamını ilahiyat fakülteleri veya imamlığı bir kariyer olarak belirleyen gençlerimiz ve büyüklerimiz getirir. Her zamanki gibi çalışmalarımızın kaynağı Kur'an-ı Kerim, genel mantık ve pozitif bilimler;
sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz...

Nefsi nasıl çözdük?

- İlk önce nefis fiziki bir yapımı değilmi onu belirledik  

Nefis hakkında bir araştırma yapıyorsanız, ilk önce şunu belirlemelisiniz; nefis denilen şey fiziki bir beden parçasımı yoksa manevi birşeymi. Örneğin; bilgisayarlar. Bilgisayarlar iki parçadan oluşur, hardware (donanım) ve software (yazılım). Birisi somut parçalar, diğeri ise soyut boyutta. Nefisle ilgili belirlemeniz gereken ilk hususta bu, nefis elle tutulur somut boyutta birşeymi yoksa enerji boyutunda birşeymi. İlk önce bunun tespitini yapmamız gerektiğine inandık ve Kur'an-ı Kerimi bu yönde inceledik. Nefis hakkında Ayetleri okduğumuzda da birşey dikkatimizi çekti, o da Ayetlerin yoruma açık olmayacak netlikte kendi nefsinizden eşlerinizin yaratıldığı ve tek bir nefisten yaratıldığımızı söylemesi. Hmm dedik; her hangi bir şeyden fiziki bir parça oluşabilmesi için kaynakta fiziki bir parça olması gerek! Bu bizlere nefsin fiziki boyutta bir oluşum olduğuna yönelik ilk ipuçlarını verdi. Örneğin; Kur'an-ı Kerim Âdem as’ın toprak ve sudan yaratıldığını anlatır, su ve toprak nasıl gözle görülür birer madde ise kadının oluşumuna sebep olan nefiste gözle görülür bir madde olmalı! “O, o zattır ki sizi bir tek nefisten yarattı, eşini de ondan yarattı ki gönlü buna ısınsın....!» “ (Araf Süresi, 189). “Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı, eşlerinizden de sizin için oğullar ve torunlar yarattı ve sizi temiz gıdalarla rızıklandırdı. Onlar hâla bâtıla inanıp Allah'ın nimetine nankörlükmü ediyorlar?” (Nahl Süresi, 72). Artı şu süreleride gözden geçirmenizi tavsiye ederiz; (Rum Süresi, 21), (Yasin Süresi; 36), (Zümer Süresi, 6), (Şura Süresi; 11).

- Nefis dünyevi zevkler ile ilgilenen bir nokta, bedende öyle bir nokta varmı?

Nefis olayını çözebilmek için temel mantık doğrultusunda hareket ettik; ilk önce fiziki varlığını sorguladık sonrada işlevini. Fiziki varlığını Ayetler ile bir çözüme kavuşturduktan sonra, İslam dini nefsi nasıl tanımlıyor ona bir göz attık. Nefsin vasıfları nedir ve İslam alimlerinin bu konu hakkında görüşleri neler ve insan bedeninde bu vasıflara uyan fiziki bir nokta varmı, bunun üzerinde durduk. İslam alimleri nefsi nasıl tanımlıyor; nefsi dünya nimetlerine düşkün ve bunları sınır tanımaksızın arzulayan bir şey olarak tanımlıyor. İnsan bedeninde dünyevi zevklerle bağlantılı fiziki bir nokta varmı? Var, duyu organlarımız. Biz ancak gözle gördüğümüzü, kulakla duyduğumuzu, burnumuzla kokladığımızı, dilimizle tattığımızı ve dokunuşla hissettiğimizi bilir ve arzularız. “Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve kendi aranızda övünme, mal ve evlat (işçi) çoğaltma yarışından ibarettir....; ... Dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.” (Hadid Süresi; 20). Anladıkki, İslamın bize tarif ettiği nefisle insan bedenindeki duyu organların tanımı birbiri ile örtüşmekte. Duyu organlarn merkezide neresi; beyin sapı! Duyu organlarınızdan aldığınız bütün veriler ilk önce beyin sapına gidiyor, orada bir araya getiriliyor. Özetleyelim; nefsin ilk önce fiziki bir oluşum olması gerektiğine yönelik kanaat geliştirdik, sonrası nefsin özelliklerini taşıyan bir organımız varmı onu belirledik. Şimdi; Allahu Tealanın nefis olarak adlandırdığı şey, beyin sapı olabilirmi?

- Nefis kendisine doğru ve yanlışların ilham edildiği bir nokta, bedenimizde kendisine böylesine bir yükleme yapılan bir yer varmı?

“Nefse ve ona birtakım kabiliyetler verene,” “Sonra da ona iyilik ve kötülükleri ilham edene yemin ederim ki,” (Şems Süresi; 7-8). Şems süresi nefse bir yükleme yapıldığı, yani doğru ve yanlışların kendisine ilham edildiğinden bahsediyor. İnsan bedeninde kendisine böyle bir yükleme yapılan yer varmı? Var. Tahmin edin bakalım hangi nokta; evet, beyin sapı! Kalp atışlarınızı, nefes ritminizi, tüm organlarınızın çalışma ritmini, ilkel hareketlerinizi (çocukların refleksleri) kontrol eden bir nokta var beyininizde, bu noktada beyin sapı. Eğer nefis dediğimiz şey kendisine iyiliğin ve kötülüğün yüklendiği bir nokta ise, bedenimizde bu tarife uyan tek bir nokta var o da beyin sapı. Bu noktadan itibaren beyin sapını daha yakından incelememiz gerektiğini anladık. Değerli okurlarımız; almanyada tıp fakültesinde anatomi bölümünde öğretim görevlisi olarak çalıştık, amerikada da 1.5 yıl nörofizyoloji alanında diplomat programına katılmıştık ama beyin sapına hiç bu boyuttan bakmamıştık. Size sunacağımız fotoğraflara baktığınızda, sizlerinde bu zamana kadar bu boyuttan bakmadığınıza emin olacaksınız.

Nefis fiziki görünümü!

- Beyin sapı, yani nefis

Beyin sapın anatomisine baktığınızda anında bir şey gözünüze batıyor, o da erkeğin sperm görünümünde olması. Beyin sapının uzandığı bölgede kadının rahimine benziyor (yumurta olarak işaretlenen nokta). Sadece bu fotoğrafa bakarak, bundan aslında nice ilahi mesajlar çıkarabilirsiniz. Beyin sapın bu anatomik yapısını gördükten sonra, nefis olarak tabir edilen noktanın beyin sapı olması gerektiğine dair aklımızda hiç bir kuşku kalmadı. Bir ilginç detayı daha size aktaralım; yumurta olarak işaret ettiğimiz bölge beynin duygu merkezi (limbic brain- emotional or feeling brain), sperm görünümünde olan bölge ise beynin ilkel, kaba davranışlara sebep olan merkezi (reptilian brain- instinctual or dinosaur brain). Erkek ve kadını tarif edercesine, sizce bu tesadüf mü?

       

________________________

Nefis denilen nokta beyin sapınızdır. Alın hizasında, tam beynin ortasında bulunur. Hadislerde bu noktaya işaret ediyor!

                 

_________________________

Nefis, erkeğin cinsel organı görünümünde

 
____________________

- Hava anamızın yaratılışı


Adem as'ın beyin sapından yani nefsinden bir parçacık alınıyor ve hava anamızın cansız, henüz kurumaya tabi tutulmamış cansız bedenine yerleştiriliyor. Patatesin bir parçasını alıp toprağa ekmek ve oradan yeni patesin filizlenmesi gibi. Hava anamızın bedeni, toprak ve su karışımından olduğu için o nefis parçacığı bir müddet sonra kök salmaya, filizlenmeye ve dallanmaya başlıyor. O cansız bedenin her ucra köşesine kök salıyor. Beden ve nefis birleşiyor, uyanış için, ruh için hazır olmuş oluyor. Buradan çıkarmanız gerken ders, kadının tarlası (bedeni) erkeğin tohumu tarafından ekildiği ve kadın böylesine hayat bulduğu, yeryüzünde de birşeyin hayat bulması için yine kadının ekilmesi gerektiği. O Yüzden Allah ne diyor; "kadınlarınız, sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi varın ve kendiniz için ileriye hazırlık yapın...!" (Bakara Süresi, 223).


- Nefsin gerçek yüzü, ilk yaratılıştaki hali



    

Nefis bu!! Ne kadar ilginçtirki, nefis kendisini çok beğenir ama çıplak gözle kendisine baktığınızda kendisi çok ürpertici ve çok çirkin bir görünüme sahip. Nefsi güzel kılan onun örtüsü yani bedeniniz. Allah nefsi yeryüzüne salmadan ona güzel bir beden bahşederek onu örtüyor. Ne kadar ilginçtirki, o güzel bedenide bizim örtmemizi istiyor.
________


Özetlersek

Nefis bir yazılım programıdır. Bir yazılım ve işlem merkezinden (beyin sapı) oluşur. Doğru ve yanlışların kendisine yüklendiği, öğrenerek kendisini geliştirme imkanı verilen bir yazılım. Demir adam filmlerinde, demir adamın jarvis adında bilgisayarı gibi. Benliğimiz bir yazılım, bunun hayat bulabilmesi içinde Allah ilk önce buna bir işlem merkezi tahsis etti (beyin sapı), sonrasıda buna bir beden yarattı (insan). Uzaya çıkan astronotların uzay giysisi gibi, yeryüzünde yaşamasını mümkün kılacak bir uzay giysisi yarattı. Sonrası nefsin bulunduğu beyin sapını, yarattığı bedenin içine yerleştirmesi gerekti. Bunun içinde o kocaman nefsi bir tohum ebatına dönüştürdü. Sonrasıda o tohumu toprak ve su karışımından yarattığı bedenin içine yerleştirdi.
Tohum, su ve toprağı görüncede bedende filizlendi (sinir), bir elektrik kablo ağı vari bedenin içine yayıldı. Bedenin tüm parçacıklarını kontrol altına alabilecek, hareket ettirebilecek bir alt yapıyı oluşturdu. "Gerçek şu ki biz insanı çamurdan alınmış bir özden yaratıyoruz; Sonra onu sağlam bir korunakta nutfe haline getiriyoruz" (Mü'minun Süresi; 12-13). İnsan yaratılırken çok farklı safhalardan geçti, örneğin büyük ebatta yaratıldık, sonrası gökte nutfeye dönüştürüldük. Nefsinizde böylesine evrelerden geçti. Nefiste büyük ebattan bir tohum ebatına dönüştürüldü. Bunun bir nedeni nefsi, ilk yaratılan insanın (hz adem) bedenine yerleştirmek içindi, bir nedenide o nefisten diğer insanların nefsini yaratmak. Bir meyveden olarca tohum çıkması gibi, Allah ilk nefsi yaratıyor, diğer tüm nefisleride ondan yaratıyor. O yüzden Allah diyor ya, tek bir nefisten yaratıldınız. "Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakını" (Nisa Süresi; 1). Yeryüzünü gözlemlediğimizde, yeryüzününde de birşey hayat bulması için bu safhalardan geçmesi gerekiyor. Örneğin; toprak mahsulleri veya canlıların üremesi. Yeryüzünde birşeyin hayat bulmasını istiyorsanız, vücut almış birşeyin tohumunu alıp ekmeniz gerekiyor. Yeryüzündeki hayat nasıl tohumdan yeşeriyorsa, yeryüzündeki canlılarda bir nefsin tohumundan üretilmiş. Yaratılışımız yeryüzü yaşantımızada örnekler içermesi gerekiyordu, Allahta bunu yapmış, ilk yaratılışı tüm çağların anlayacağı şeyler üzerinden var etmiş, tohum, toprak ve su. Bilgisayarlar ve yazılımlar, bunlar 21. yüzyılın bilgisi, geçmiş toplulukların anlayacağı ve bileceği şeyler değil. Tohum, su ve toprak ise insan yeryüzüne ayak bastığı ilk günden itibaren hayatımızın içinde olan şeyler. Her çağın insanına hitap edecek kavramlar üzerine yaratılışın kurulmasıda gayet mantıklı.

Bunları nereden biliyoruz?

Nefsin ne olduğunu söylemiştik, nefsin bir yazılım ve bu yazılıma ev sahipliği yapan fiziki bir parça olduğunu söylemiştik. Biz bunu muadilini nerede görüyoruz; günümüz teknolojisinde. Örneğin; robotlar. Bir robot yapmak istiyorsanız, robotların öğrenmesini sağlayan yazılımları oluyor, o yazılımın yüklendiği fiziki paçrayada mekez işlem birimi deniyor (CPU). Robotların arkasındaki mucitte kim? Allah! İnsan icat etmez, Allah icat eder. Allahta bu icatlarını bir ilham olarak, bu konuda en çok çalışana indirir. Bir buluşun yeryüzünde vukuu bulma vakti saati geldiğinde kişiye ilham iner, kişi "eureka" der ve Allahın gökte icat ettiği sayısız şeyden birisi daha, yeryüzünde hayat bulmuş olur. Yani robotların arkasındaki akıl ile insanı yaratan akıl aynı akıl. İkisinin yaratıcısıda Allah olduğu için, robotların benliği ve çalışma sistemi ile insanın benliği altındaki mekanizmaların aynı olduğunu varsayabilirsiniz. Gördüğünüz gibi Allah hiçbir konuda bizi gizemde tutmuyor arkadaşlar, her bir teknoloji ile bize tüyolar veriyor. Allahın düzenini anlamanız için gözünüzü açıp çevrenize bakmanız yeterli. Yoksa teknolojinin rastgele icat edildiğinimi sanıyorsunuz? Allah icat eder ve bununla yaratılış hakkında bize ipuçları verir. O yüzden günümüz hocalarını anlamakta zorlanıyoruz, bin yıl önceki alimlerin nefis hakkında anlattıkları hikayelerin peşini bırakmamalarını anlamıyoruz. Bakınız, geçmiş alimlerin nefsi anlaması asla mümkün değildi, çünkü nefsi anlamalarını sağlayacak bilgi yeryüzüne henüz inmemişti. Günümüzde ise bu bilgiler indi. Biz geçmiş alimlerin nefis hakkındaki söylemlerini yadırgamıyoruz, çünkü günlük hayatlarında kıyas yapabilecek bir bilgi bir referans yoktu. Bugünse var, yaratılışımız hakkında bizi aydınlatabilecek bir çok kıyas ve referans noktası var. En basiti robotlar. Bugünün bilgi çağının içinde yaşayıp, siz halen o eski masalları anlatırsanız o zaman kusura bakmayın, biz sizi yadırgar ve en ağır şekilde eleştiririz bilginize.


Araştırmaların devamını siz getirin!


Çözümlenmesi gereken daha çok sorular var. B
u bilgiler çalışmalarınızın başlangıç noktası olsun, umarız gerisini sizler getirirsiniz. Gençler kendinizi çok iyi yetiştirin. Örneğin; nefis. Nefsi çözebilmeniz, nefis hakkında bin yıllardır gelen hurafeleri çürütebilmeniz, düzeltebilmeniz için insan fizyolojisi hakkında detaylı bilgilere sahip olmanız gerekiyormuş
demek. O yüzden lütfen kendinizi çok iyi geliştirin. Eğer İslam alimi olma yolunda emek sarfediyorsanız, yüzyıllardır anlatılan masalları okuyarak değil, pozitif bilimlerde kendinizi geliştirerek bu yolda ilerlemelisiniz. Yani günlerinizi sadece hadis, meal ve tefsir ile geçirmeyin, günlerinize fizik, kimya ve biyoloji bilim dallarınıda ekleyin. Unutmayınız, kim çok konuşur ve az üretir; tarihçiler ve felsefeciler. Pozitif bilimlere dalmak her babayiğidin harcı değil, biz ama bu babayiğitlerin ülkemizde var olduğuna inanıyoruz. Artı zor olanı bizler hallettik. Detaylarda da zorluk çekmemelisiniz. Biz bu çalışmaları bir hobi olarak yapıyoruz, biz kendimizi bir yol gösterici, bir uyarıcı olarak görüyoruz; bu çalışmaların devamını İslam dini hocası olmak isteyenlerin ve olanların getirmesini daha sağlıklı ve hayırlı olacağını düşünüyor ve diliyoruz.












kelimelerden türemiş hurafeler