• sağlıklı yaşam için oruç seferberliğini başlatıyoruz
    • hastalıklar günahlarınızdan gelir, günahlarıda oruç yok eder. sağlıklı ve huzurlu bir yaşam için hep birlikte oruç tutalım. detayları için lütfen bizimle iletişime geçiniz...

evrim teorisi- metafizik boyut

Sayın okurlarımız, bir bilim insanı bir tez ortaya attığında o tezin açık bir noktası olmamalı veya olabildiği kadar olmamalı. Eğer siz bir tez ortaya atar sonrada onun her noktadan bir açığını yakalarsanız, o zaman o bilimsel bir açıklama olmaktan çıkar, şahsi ve ideolojik bir görüşe dönüşür. Evrim teoriside bilimsellikten uzak böyle bir şahsi görüşten ibaret bir açıklama. Böyle bir tezin bilim dünyasının içine girebilmiş olması ve bilim tarafından savunulur olması bizlere tekrar bilimin ne kadar masumiyetini kaybettiğini ve ne kadar art niyet içinde hareket eden insanların eline geçtiğini göstermekte. Evrim teorisinin cevap bulamadığı noktalardan, daha doğrusu es geçtiği noktalardan biriside ruh, bilinç ve bilinçaltıdır, bu yazımızın konusu bunlar; sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz.

Duygu

"Kendileri ile huzur bulasınız diye size kendi (cinsi)nizden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet var etmesi de O'nun (varlığının ve rahmetinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır." (Rum Süresi, 21.)

Allah kendisini tanıtırken, insanoğluna kendi varlığını ispatlamaya çalışırken kullandığı argümanlardan biriside sevgi ve merhamet gibi duygular. İnsanı insan yapan duyguları ele almadan, siz yaratılışı anlatamazsınız. Evrim teorisinin en büyük açıklarından biriside bu, evrim teorisyencileri insana bir robot muamelesi gösterir, her türlü duygulardan yoksun birer varlık olarak lanse eder ve bütün teorilerini o boyuttan ele alır. Bu yaklaşım sizce ne kadar hakkani ve geçerli? Fiziki parçacıklarımıza yani et ve kemiğimize fizyolojik mekanizmalar ile izah getirebildiğinizi varsayalım, insan bedenin içinde duygu gibi soyut oluşumların varlığını nasıl izah edeceksiniz? Bunların nereden ve nasıl ortaya çıktığını biyokimyasal mekanizmalar ile izah edemezsiniz. Varsayalımki mutasyon ile evrim ile yeni bir canlının varlığını izah ettiniz, o varlık ama sadece et ve kemikten ibaret bir robot değilki, onun duygularını nasıl izah edeceksiniz, bu duygular nasıl bu canlıya yüklendi, nereden geldi? İşte evrim teorisinin takıldığı, cevaplamaktan kaçındığı noktalardan birisi bu. Aslında var oluşun duygu gerçeğini bilim dünyasıda kabul etmekte, örneğin; bilim kurgu filmlerinde robotlar konu olarak ele alındığında bunlar duygulardan yoksun, sevgi ve üzüntünün ne olduğunu bilmeyen şeyler olarak seyircilere aktarılır. İnsan olmanın en ayrıcalık vasfı duygulara sahip olmaktan geçtiği gerçeğine vurgu yapılır. İnsan olmanın en olmazsa olmaz vasıflarından birisi duygularımızsa, bizleri günümüzün robotlarından ayıran en önemli vasıf buysa, neden evrim teorisi bu konuyu es geçer, bu konuya bir açıklama getirmez?

Bilinçaltı

Bilinçaltı nedir? Organ ve hayvanların yaşamını denetleyen, görevlerini içeren yazılımın, yani işletim sistemin yüklendiği noktadır. Yaratıcı sizi yaratır ve organlarınızı, hatta hayvanlarda davranış biçimlerini otomatiğe bağlar, onlara kendiliğinden, dış müdahaleye ihtiyaç duymadan hareket etme kabiliyetini verir. Örneğin; bir taş ile bir bilgisayar arasındaki fark, bir bilgisayarın kendiliğinden bazı işleri yapabilmesidir. Bilgisayarları incelediğinizde de bu işleri kendi kafasına göre yapamayacağını, birisinin ona bir yazılım yüklemiş olması gerektiğini anlarsınız. Tabiata baktığınızda da hayvanlar ve bitki alemin belirli ritüeller doğrultusunda çiftlendiklerini, belirli bir düzen üzerine sosyal yaşamlarını sürdüklerini ve gıda ihtiyaçlarını giderdiklerini görürsünüz. Yeryüzü diğer gezgenler gibi taş yığınından ibaret olsaydı, yani sadece cansız varlıklardan oluşsaydı tabiatın kendiliğinden, tesadüfen oluştu teorisini ortaya atabilirdiniz ve belkide bu bilimsel ve mantık açısından kabül görürdü ama tabiatın içinde çok farklı canlı türlerinin var olması, bunların hepsinin birbirinden farklı sosyal yaşantılar idam etmesi ve bu farklılıklara rağmen koas değilde düzen hakim olması, bizlere birisinin bu hayvanlara nasıl yaşamaları gerektiği konusunda beyinlerine (bilinçaltı) bir yazılım yüklediğini gösteriyor. Evrim teorisi hücreler üzerinden tabiatı kurar ama tabiatın içindeki düzenin nasıl sağlandığını açıklayamaz. Örneğin; sen böyle çiftlenmelisin, sen böyle bir sosyal yaşantı sürdürmelisin, sen bu şekilde ve bunları avlamalısın gibi bilgi ve emirleri nereden alır bunu açıklayamaz. Örneğin; bir robot, siz metal parçacıkların kendiliğinden o robotu oluşturdu desenizde, o robotu harekete geçirecek yazılım nereden geldi? İşte evrim teorisinin açıklayamadığı en temel unsurlardan birisi bu, yani bilinçaltı veya diğer adı ile; içgüdü! En başa gitseniz bile yani ilk hücreye, bu ilk hücre o içgüdü programını nereden aldı, kim bunu ona yükledi? Yeryüzündeki yaşam için ruh bile yeterli değil, ruh size sadece hayat verir, nasıl yaşamanız gerektiğini (hayvanlar alemi) size söylemez. Örneğin; yeni doğan çocukların reflekslerini nasıl izah edebilirsiniz, daha önce hiç görmediği bir dünyada ne yapması gerektiğini bilir, kim bunu ona söyledi? Kız çocukları neden süse düşkün olur ve arabalar ile değilde bebekler ile oynar, erkek çocukları neden süs eşyalarını değilde arabaları tercih eder? Bu bizlere daha yeryüzüne ayak basmadan belirli davranış biçimlerin bilinçaltımıza yüklendiğini gösterir, yani bir üst aklın var olması gerektiğine işaret eder! Not: Şuur geliştikçe bilinçaltı devre dışı bırakılır ve Allahu Teala günah defterlerini açar. Bilinçaltı ile hareket ettiğimiz müddet, hal ve hareketlerimizin sorumluğunu o bilinçaltı programını yazan taşır, yani Allah. Hayvanlarda şuur olmadığı için onlar hayatı boyunca bilinçaltı yazılım programı doğrultusunda hareket eder, yani Allahın yazılımı ile hareket eder, o yüzdende sorgudan muaftırlar.

Bilinç

Evrim teorisinin bir açığıda bilinçtir! Mutasyonlar sonucu günümüzün hayvanları ortaya çıktıysa nasıl olurda sadece maymun soyundan gelende bilinç gelişir? Bilinç hücresel mutasyondan farklı birşey, bilinç elle tutulamayan ve gözle görülmeyen soyut bir kavram. Diğelimki hücresel mutasyon ile fiziki değişim açıklanabilindi ama insanoğlundaki bilinç nasıl açıklanabilinir? Beyinin büyümesi ve gelişmesi ile bunun bir alakası olamaz çünkü bilinç somut bir kavram değil, beyin büyüklüğüne göre bilinç belirlenmeye kalkışılırsa o zaman hayvanlar aleminde insan beyininden çok daha büyük beyinlerin var olduğunu görürsünüz, o zaman onlardaki bilinç daha fazla olması gerekirdi. İnsanı bilinçli bir şekilde hareket etmesini sağlayan güç nedir ve bu gücün kaynağı nedir? Evrim teorisyenleri maymundan türediğimizi iddia ediyorsa o zaman evrim sürecinde hangi mekanizmaların bilinci ortaya çıkardığını ve bu bilinç evrim sürecinde neden başka hayvanların soyunda değilde sadece maymununların soyunda görüldüğünü açıklamalılar. Bilinç somut bir kavram olmadığı içinde bu soruların cevabını hücresel boyutta bulumazsınız. Not: tesadüf kelimesi ilmin özüne zıt bir kavramdır, bilim adamı iseniz şans ve tesadüfler ile değil ilminiz ile konuşun! İnsanı insan yapan, insanı bir hayvandan ayırt eden en büyük özellik bilinçtir ve bu bilincinde nasıl oluştuğunu evrim teorisi açıklayamaz. Bu kadar temel bir özellik açıklanamıyorsa o zaman evrim teorisi ne işe yarar, neden ortaya atılır? Bir hücrenin genetik mutasyona uğraması bir insanın maymundan türediğini iddia etmek için yeterli bir kanıtmıdır? Bilimsel bir kanaata varmak bu kadar basitmi? Kanserde mutasyon sonucu oluşur ve her yıl milyonlarca insan bu hastalığa kapılır. Bu insanlarda genetik mutasyon görüldü diye biz şimdi bu insanların soylarından hayvanların türeyeceğinimi iddia etmeliyiz?

Ruh

Evolüsyon teorisinin akaya almadığı noktalardan biriside ruh; eğer insanların bir patlama sonucu tesadüfen ortaya çıktığını söylerseniz o zaman insanların öldükten sonra nereye gideceklerinide açıklamalısınız, mademki bütün olayların başlangıcını çözdünüz o zaman sonunada bir yorum getirmelisiniz. Bilim dinden, teolojiden uzak durmalı ama mademki bilim dünyası bu konuya el atar o zaman kendisine inanan insanları yarı yolda bırakmamalı ve onlara ölümden sonra yaşanılacak olaylarada bir açıklık getirmeli. Evrim teorisyenlerine göre ruh varmı? Ölümden sonra bir hayat varmı? Ölümden sonra insana ne olur? Ölümden sonra ruha ne olur? Eğer ruhun varlığına inanılmıyorsa o zaman psikiyatri bilim dalın amacı nedir? Eğer bunların hiçbirine inanılmıyorsa o zaman ateistlik inancı ortaya çıkar, ateistlik dini ortaya çıktığı anda aklımıza şu soru gelir; neden ben ve benim gibi ahiret hayatına inanan insanlar onların ateizim inancını okullarda okumak zorunda? Bizlerde onlara hz. Adem (as) merkezli bir yaratılış hikayesi anlatsak, üstüne bunu bilimsel diye bilim kitaplarına yerleştirsek ve bunu onlara okumaya mecbur kılsak, o zaman ne der ve ne yapardı bu zihniyet bizlere? Bizler dini sömürmek ile itham edilirken, bu zihniyet neden acaba kendi çıkarları için bilim dünyasını sömürür, kendi ideolojisini yaymak için bilim dünyasını kullanır?