• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

evrim teorisi- metafizik boyut


Sayın okurlarımız, bir bilim insanı bir tez ortaya attığında o tezin açık bir noktası olmamalı veya olabildiği kadar olmamalı. Eğer siz bir tez
ortaya atar sonrada onun her noktadan bir açığını yakalarsanız, o zaman o bilimsel bir açıklama olmaktan çıkar, şahsi ve ideolojik bir görüşe dönüşür. Evrim teoriside bilimsellikten uzak böyle bir şahsi görüşten ibaret bir açıklama. Böyle bir tezin bilim dünyasının içine girebilmiş olması ve bilim tarafından savunulur olması bizlere tekrar bilimin ne kadar masumiyetini kaybettiğini ve ne kadar art niyet içinde hareket eden insanların eline geçtiğini göstermekte. Evrim teorisinin cevap bulamadığı noktalardan, daha doğrusu es geçtiği noktalardan biriside Kur'an-ı Kerim, aahiret hayatı, cennet ve cehennem, melekler ve cinler alemi, duygu, ruh, bilinç ve bilinçaltıdır. 


Kur'an-ı Kerim

Evrim teorisi ateistler için icat edilen bir hikaye. İnancı ne olursa olsun insan nereden geldiğini ve nereye gideceğini bilmek ister. Kitap ehli dinler insanoğlunun bu içgüdüsel ihtiyacını karşılıyor, nereden geldik ve nereye gideceğimizi anlatıyor, bi' nevi yeryüzüne yerleştirilen insanı, geleceği ve geçmişi hakkında muallada bırakmıyor. Allahın indirdiği kitaplara inanmıyorsanız ama? İşte burada küresel çete devreye girdi ve Allah inancı olmayanlar içinde bir yaşam hikayesi uydurdu, bunu bilim adında cılaladı ve kendine bağlı kurumlar (üniversite, bilimsel dergiler, belgeseller vs)
üzerinden dünyaya pazarladı. Bu hikayeye alıcıda buldu, neredeyse tüm dünyaya yutturdu. Nasıl? Bir; bilimi kendi pis amellerine alet ettiler. Hani Ayetleri kendi pis amellerine alet eden terör örgütleri var ya, gazi mustafa posterin arkasına sığınıp devlete ve millete hainlik edenler var ya, işte onlar gibi. İnsanlarda bilim yalan söylemez deyip bunlara kandı. İki; ateist olan birisine bu hikaye makul geliyor. Bu hikayenin bilimsel bir yanı olmasada ateistler tarafından satın alınıyor çünkü, onlar yaşamın bu yaşamdan ibaret olduğuna inanır, onlar için hayat yeryüzündeki şu görünür yaşamdan ibaret. Onlar şu görünür dünyaya bakıyor ve başka birşey görmüyor, üstünede NASA her an asteroid yeryüzüne çarpabilir korkusu pompalayınca; asteroid çarpması ile yeryüzünde hayat oluştu, bir çarpma ilede yok olup gideceğiz ve bunun ötesinde de birşey yok diyorlar. O yüzden bunların yeryüzünde canlılar tesadüfen ortaya çıktı, bir tesadüflede yok olup gideceğiz demeleri bize o kadarda garip gelmiyor. Onların inancında ne ahiret hayatı var, ne cennet ve cehennem ne de melek ve cin. Bu konuda biz çok lütuftayız, Allaha ne kadar şükretsek az, bizim elimizde bizi diğer alemler ve varlıklar hakkında uyaran bir kitap var (Kur'an-ı Kerim). Birisi bize bir hikaye getirdiğinde, biz bir kanaat geliştirmeden ilk önce kutsal kitabımızı açar ve ona danışırız. Örneğin; evrimciler insanın maymundan türediğini iddia ettiğinde, bir müslüman bu hikayeyi satın almadan kutsal kitabını açar ve danışır; "Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi" (Al-i İmran Süresi; 59). "Ey Âdemoğulları. Şeytan, ana babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de (şaşırtıp) bir belaya düşürmesin!... (Araf Süresi; 27). Ne güzel cevaplar veriyor Allah değilmi, sanki bu iki Ayet evrimcileri susturmak için indirilmiş. Siz bu iki Ayetten ne çıkardınız? Bir; Ayetlerin birisi anne ve babanızın hz adem ve hava olduğunu söylüyor yani bir maymun değil. Onlar atamız olabilir ama onlarda evrim geçirdi diyenler içinde bir sonraki Ayet indirilmiş; o Ayet de hz isa'nın yaratılışı ne ise hz ademin yaratılışıda o şekilde gerçekleşti diyor. Yani hz adem yıllar içinde evrimleşti derseniz, hz isa'nın da yıllar içinde evrimleştiğini iddia etmiş oluyorsunuz. Anladınız! "Gerçek şu ki, Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti; Onlar birbirlerinden (türeme tek) bir zürriyettir. Allah işitendir, bilendir" (Al-i İmran Süresi; 33-34). Yani hz isa ile hz adem birbirinden türeyen tek bir zürriyet. Arada evrim yok. Anladınız. 1500 yıl öncesi indirilen Ayetler günümüzün konularını ne güzel aydınlatıyor değilmi, sanki bugünler öngörülerek indirilmiş. O yüzden Müslümanlar olaya ataistler gibi bir boyuttan bakamaz ve kutsal kitabınıza danışmadan kanaat geliştirmez.


Ahiret hayatı

Birisi size, insanın şu hali milyonlarca yıllık bir evrimin sonucu derse, aklınıza ilk gelmesi gereken kabirden diriliş olmalı. İnsanoğlu insan olmak için milyonlarca yıl beklediyse, o zaman bu teoriye göre biz kabirden bir mikrop olarak çıkacağız ve evrim geçirmemiz için bekleyeceğiz. Mikroptan sürüngene, sürüngenden maymuna, maymundanda insana dönüşmek için bir milyon yıl daha bekleyeceğiz. Bu size mantıklı geliyormu? Gelmiyor değilmi. Yeni dirilişle ilgili Ayetler çok açık; "Nasıl oluyor da Allah'ı inkar ediyorsunuz? Oysa ölü iken sizi O diriltti; sonra sizi yine öldürecek, yine diriltecektir ve sonra O'na döndürüleceksiniz" (Bakara Süresi; 28). İlk diriliş nasıl gerçekleştiyse, kabirden sonraki dirilişte öyle gerçekleşecek, ne ilkinde evrim var ne de sonunda olacak. "İnsan, kendisinin kemiklerini aslâ bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor? Evet! (Bir araya getiririz!) (Biz) onun parmak uçlarını (parmak izlerine varıncaya kadar) düzenlemeye (eski hâline getirmeye) gücü yetenleriz" (Kıyamet Süresi; 3-4). Başka sorusu olan varmı? Akıl var mantık var, mahşer günü bizi sıfırdan yaratacak olan Allah, ilk yaratılışta neden farklı bir yol izlesin. Kaldıki izlemediğini başka Ayetlerde söylüyor zaten, toprak ve sudan yaratıldığımızı ve bir evrim geçirmediğimizi, direk insan figüründe bizi yarattığını söylüyor. "Onun şeklini tamamladığım ve ona ruhumdan üflediğim vakit siz de hemen onun için secdeye kapanın" (Hicr Süresi; 29). "(İblis) Dedi ki: "Ben, şekillenebilir özlü balçıktan, (şekil verilip) kurutulmuş çamurdan yarattığın bir insana asla secde etmem!" (Hicr Süresi; 33). Nerede mikrop, nerede evrim? Allah bugünleri öngörürcesine 1500 yıl öncesi, nasıl bir şekil üzerine yaratıldığımızı bize aktarmış. Toprak ve su karşımından günümüz insanın heykelini yarattığını sonrasıda ruhundan buna üfleyerek hayat verdiğini bize söylemiş. Bunlar Allahın yasakladığı meyveden yiyincede Allah üçünü birden (hz adem, hava ve iblis) cennetten kovmuş; "Allah, dedi ki: “Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır.” "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan (dirilip) çıkarılacaksınız!" dedi (Araf Süresi; 24-25). Biz müslümanların nereden geldiğimiz hakkında zerre şüphemiz soru işaretimiz yok. Biz gökte yaratılmışız, asi gelmişiz ve yeryüzüne kovulmuşuz, bizim için olay bu kadar net. Ben ahiret hayatına, Ayetlerin anlattıklarına inanmıyorum diyorsanız, o zaman bizim size cevabımız net; neden kendinizi müslüman olarak tanıtıyorsunuz? Bizim nereden geldiğimiz (cennet) ve nereye gideceğimiz belli (inşallah yeniden cennete). Sizin geldiğiniz yer mikroplar ve hayvanlar alemi ise, gideceğiniz yerde eminim öyle bir yer olur!!


Cennet ve cehennem

Evrimciler bu alemin tesadüfen ortaya çıktığına inanır, onlar ile bu konuda herhangi bir tartışmaya girmeden onlara şu soruyu sorunuz; cennet ve cehenneme inanıyorlarmı? Eğer inanmıyorlarsa hiç tartışmaya girmeyin, sen kendi yoluna birader ben kendi yoluma deyin ve geçin. Onlarla tartışmaya girmek bir budiste bir ineğin kutsal olmadığını anlatmaya çalışmak gibi olur, yani kişinin inançlarını değiştiremezsiniz, böyle bir durumda Kafirun Süresine göre hareket edin;   

            (1) De ki: "Ey inkârcılar!
            (2) Ben sizin tapmakta olduğunuz şeylere tapmam.
            (3) Siz de benim taptığıma tapıyor değilsiniz.
            (4) Ben sizin taptıklarınıza tapacak değilim.
            (5) Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.
            (6) Sizin dininiz size, benim dinim banadır."

Eğer kişi cennet ve cehenneme inanıyorsa, o zaman şu soruyu sorunuz; cennet ve cehennemi kim yarattı? Yeryüzü gibi kendiliğinde oluştu derse, hadi oradan deyip geçin. Allah yarattı derse, o zaman birader akıl var mantık var, cenneti ve cehennemi yaratan Allah neden yeryüzünü mikroplara bıraksın deyin ve yine gülüp geçin! Olayı anladınızmı; evrimciler bu evrene endeksli yaşar, onların farklı bir alem inancı olmadığı için, bu alemin ve bu alemdeki yaşamın tesadüfen ortaya çıktığı inancı onlara mantıklı gelebilir. Bir defa yaşıyorsunuz, sonrada toprak olup gidiyorsunuz, onların hayata bakışı bu. Onların inancında ne sorgulama günü var ne ceza ve ödüllendirme mekanları var ne de Allah. Böylesine kıt bir hayat bakışında da kişi inancını tesadüfler üzerine kurabilir. Fakat bir müslüman değil, siz bu kadar kıt ve dar düşünemezsiniz. Bir müslüman için hayat bu alemden ibaret değil, dolayısıyla bir müslüman evrim teorisi ile karşılaştığında evrimciler gibi olaya bir boyuttan bakamaz, kendisine şu soruyu sorar; bu alem tesadüfen ortaya çıktıysa cennet ve cehennem nasıl ortaya çıktı? Varsayalımki yeryüzü kendiliğinden ortaya çıktı, cennet ve cehennemdemi tesadüfen ortaya çıktı? Varsayalımki öyle, bir alem ceza ile ilgili (cehennem) bir alem ödülle (cennet), bir alemde sınama (yeryüzü) ile ilgili, alemler arasındaki bu uyumdamı tesadüf? Gördüğünüz gibi büyük fotoğrafa bakarak ve soru sora sora doğruyu bulabilirsiniz. Evrimciler sizi bir noktaya zoom yapar, bu tuzağa düşmeyin, siz her zaman o büyük fotoğrafı (yaşam, ölüm ve ahiret hayatı) gözünüzde canlandırın, canlandırdığınız müddette Allahın izniyle kimse sizi kandıramaz.

Melekler ve cinler alemi

Evrim teorisi yeryüzündeki canlıların tesadüfen ortaya çıktığını iddia eder, İslam dini ise canlıların Allah tarafından yaratılıp yeryüzüne yerleştirildiğini söyler. Evrim teorisi İslam dinine zıt bir teori, eğer evrim teorisine inanıyorsanız siz Müslüman olamazsınız bizden söylemesi. Ne alaka hocam derseniz; imanın şartlarından birisi Allahın meleklerine ve ahiret gününe inanmaktır. Şimdi size bir soru; meleklerin varlığına inanıyormusunuz? İnanmıyorsanız o zaman imanın şartını yerine getirmiyorsunuz. Eğer meleklere inanıyorsanız, o zaman size bir soru daha; melekler nasıl ortaya çıktı? Allahmı yarattı yoksa insan gibi hayvandan türediğinemi inanıyorsunuz? Hayır, onlar melek olarak yaratıldı diyorsanız, o zaman size bir soru daha; meleği yaratan Allah, en güzel biçimde yarattık, şan ve şeref sahibi kıldık dediği insanı neden hayvandan yaratsın? "Andolsun ki biz, insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Karada ve denizde taşıtlara yükledik ve temiz yiyeceklerden onları rızıklandırdık. Onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık" (İsra Süresi; 70). "İncire, zeytine, Sina dağına ve şu emîn beldeye yemin ederim ki, biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik" (Tin Süresi; 1-5). Evrim teorisine inandığınız an imanınızla ilgili bir çok şeyi sorguya açacağınızı bilmelisiniz. İnsan hayvandan türedi derseniz, melekleri nereye oturtacaksınız ve iki; bir alem tesadüfen oluştuysa diğer alemler nasıl oluştu? Örneğin cinler alemi. Varsayalımki bu alem tesadüfen oluştu, cinler alemi nasıl oluştu? Yoksa onundamı tesadüfen oluştuğunu iddia edeceksiniz. Eğer öyleyse, iki aleminde tesadüfen oluşma ihtimali ne sizce? Bir bakterinin kendi başına ortaya çıkma ihtimali sıfırsa, tüm evrenin ve içindeki canlıların kendinden oluşma ihtimali sıfır üstüne sıfır. O yüzden bilim adamları cinlere inanmaz. Eğer inanırlarsa onların müritleri bu sefer onlara soracak, nereden geldi bu alem diye. Allah derseniz, bu sefer size sorarlar; cinler alemini yaratan Allah neden insan alemin inşasını mikropalara bıraktı. Yok, o alemde tesadüfen oluştu derseniz, yine tesadüflere oynarsanız bu sefer kendi inanırlığınız kaybetmeye başlarsınız. Size basit bir soru; cinler alemine inanıyormusunuz? İnanıyorsanız evrim teorisine inanamazsınız. Eğer cinler alemine inanmıyorsanız, o zaman yarı müslümansınız. Ayetlerde anılan, bir Sürenin adını taşıyan ve şeytanı düşman olarak kılan Allah var karşımızda, sizde kalkar bunları inkar ederseniz o zaman cidden itikadi açıdan sıkıntı yaşarsınız. Evrim teorisi açısından da kendinizi çürütürsünüz.


Duygu

"Kendileri ile huzur bulasınız diye size kendi (cinsi)nizden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet var etmesi de O'nun (varlığının ve rahmetinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır." (Rum Süresi, 21.) Allah kendisini tanıtırken, insanoğluna kendi varlığını ispatlamaya çalışırken kullandığı argümanlardan biriside sevgi ve merhamet gibi duygular. İnsanı insan yapan unsuru, duyguyu ele almadan yaratılış tezinizi açıklayamazsınız. Evrim teorisinin en büyük açıklarından biriside bu, duygunun kaynağını izah edememeleri. Fiziki parçacıklarımıza yani et ve kemiğimize fizyolojik mekanizmalar ile izah getirebildiğinizi varsayalım, insan bedenin içinde duygu gibi soyut oluşumların varlığını nasıl izah edeceksiniz? Bunu biyokimyasal mekanizmalar ile izah edemezsiniz. Varsayalımki mutasyon ile evrim ile yeni bir canlının varlığını izah ettiniz, sahip olduğu duyguları nasıl izah edeceksiniz? Bu duygular nasıl bu canlıya yüklendi, nereden geldi? İşte evrim teorisinin takıldığı, cevaplamaktan kaçındığı noktalardan birisi bu. Aslında var oluşun duygu boyutunu bilim dünyasıda kabul etmekte, örneğin; bilim kurgu filmlerinde robotlar konu olarak ele alındığında bunlar duygulardan yoksun, sevgi ve üzüntünün ne olduğunu bilmeyen şeyler olarak seyircilere aktarılır. İnsan olmanın en ayrıcalık vasfı duygular olduğuna sürekli vurgu yaparlar. İnsan olmanın en olmazsa olmaz vasıflarından birisi duygularımızsa, bizleri günümüzün robotlarından ayıran en önemli vasıf buysa, neden evrim teorisi bu konuyu es geçer, bu konuya bir açıklama getirmez?

Bilinçaltı

Bilinçaltı nedir? İç organların ve canlıların sosyal yaşamlarını denetleyen bir yazılım programıdır. Beyin sapına yüklenmiş bir program. Allah canlıları yaratmış, sonrası her bir canlı için çiftleşme, avlanma, sosyal davranışlar gibisine o canlı için öngörülen hareket normlarını o canlının beyin sapına yüklemiş. Canlılarda hiçbir dış yönlendirmeye gerek duymadan kendisi için belirlenen normalar içinde yaşamını sürdürüyor. Bi' nevi Allahu Teala sistemi otomatiğe bağlamış. Böyle bir yükleme yapıldığını nereden anlıyoruz; "Senin Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin" (Nahl Süresi; 68). Nahl Süresi bizlere bir davranış biçimin hayvanlara aktarıldığını gösteriyor. Yeryüzüne baktığımız zamanda bunu net görüyoruz. Aksi takdirde milyarlarca farklı hayvan mükemmel bir uyum içinde nasıl bir yaşam sürdürebilirdi. Eğer kendilerine böylesine bir yükleme yapılmasaydı onca hayvan nerede yaşayacağı nasıl bir barınak kuracağı nasıl avlanacağı nasıl çiftleneceği vs konularını nasıl bilirdi? Örneğin; tabiata baktığınızda canlılar bireyler olarak değil toplum olarak bir arada yaşıyor ve bunlarında belirli ritüeller doğrultusunda çiftlendiği, belirli bir düzen üzerine sosyal yaşamlarını sürdüğü ve gıda ihtiyaçlarını giderdiğini görürsünüz. Bu şekilde hareket edip yaşamaları gerektiğinide kim bunlara söyledi. Bu da evrimcilerin izah edemediği noktalardan birisi daha. Yeryüzü diğer gezgenler gibi taş yığınından ibaret olsaydı, yani sadece cansız varlıklardan oluşsaydı tabiatın kendiliğinden ve tesadüfen oluştu teorisini ortaya atabilirdiniz ve belkide bu bilimsel ve mantık açısından kabül görürdü ama tabiatın içinde çok farklı canlı türlerinin var olması, bunların birbirinden farklı sosyal yaşantılar idam etmesi ve bu farklılıklara rağmen koas değilde düzen hakim olması, bizlere birisinin bu hayvanlara nasıl yaşamaları gerektiği konusunda beyinlerine (bilinçaltı) bir yazılım yüklediğini gösteriyor. Evrim teorisi hücreler üzerinden tabiatı kurar ama tabiatın içindeki düzenin nasıl sağlandığını açıklayamaz. Örneğin; sen böyle çiftlenmelisin, sen böyle bir sosyal yaşantı sürdürmelisin, sen bu şekilde ve bunları avlamalısın gibi bilgi ve emirleri nereden alır bunu açıklayamaz. Örneğin; on bin yıl sonrası arkeologlar günümüze ait robotlar bulsa ve farklı metal parçacıkların kendiliğinden o robotu oluşturdu sonucuna varsa bile, o robotu harekete geçirecek yazılım nereden geldi? İşte evrim teorisinin açıklayamadığı en temel unsurlardan birisi bu, yani bilinçaltı veya diğer adı ile; içgüdü! En başa gitseniz bile yani ilk hücreye, bu ilk hücre o içgüdü programını nereden aldı, kim bunu ona yükledi? Yeryüzündeki yaşam için ruh bile yeterli değil, ruh size sadece hayat verir, nasıl yaşamanız gerektiğini (hayvanlar alemi) size söylemez. Örneğin; yeni doğan çocukların reflekslerini nasıl izah edebilirsiniz, daha önce hiç görmediği bir dünyada ne yapması gerektiğini nereden bilir, kim bunu ona söyledi? Kız çocukları neden süse düşkün olur ve arabalar ile değilde bebekler ile oynar, erkek çocukları neden süs eşyalarını değilde arabaları tercih eder? Bu bizlere daha yeryüzüne ayak basmadan belirli davranış biçimlerin bilinçaltımıza yüklendiğini gösterir, yani bir üst aklın var olması gerektiğine işaret eder!

Bilinç

Evrim teorisinin bir açığıda bilinçtir! Mutasyonlar sonucu günümüzün hayvanları ortaya çıktıysa nasıl olurda sadece maymun soyundan gelende bilinç gelişir? Bilinç hücresel mutasyondan farklı birşey, bilinç elle tutulamayan ve gözle görülmeyen soyut bir kavram. Diğelimki hücresel mutasyon ile fiziki değişim açıklanabilindi ama insanoğlundaki bilinç nasıl açıklanabilinir? Beyinin büyümesi ve gelişmesi ile bunun bir alakası olamaz çünkü bilinç somut bir kavram değil, beyin büyüklüğüne göre bilinç belirlenmeye kalkışılırsa o zaman hayvanlar aleminde insan beyininden çok daha büyük beyinlerin var olduğunu görürsünüz, o zaman onlardaki bilinç daha fazla olması gerekirdi. İnsanı bilinçli bir şekilde hareket etmesini sağlayan güç nedir ve bu gücün kaynağı nedir? Evrim teorisyenleri maymundan türediğimizi iddia ediyorsa o zaman evrim sürecinde hangi mekanizmaların bilinci ortaya çıkardığını ve bu bilinç evrim sürecinde neden başka hayvanların soyunda değilde sadece maymununların soyunda görüldüğünü açıklamalılar. Bilinç somut bir kavram olmadığı içinde bu soruların cevabını hücresel boyutta bulumazsınız. Not: tesadüf kelimesi ilmin özüne zıt bir kavramdır, bilim adamı iseniz şans ve tesadüfler ile değil ilminiz ile konuşun! İnsanı insan yapan, insanı bir hayvandan ayırt eden en büyük özellik bilinçtir ve bu bilincinde nasıl oluştuğunu evrim teorisi açıklayamaz. Bu kadar temel bir özellik açıklanamıyorsa o zaman evrim teorisi ne işe yarar, neden ortaya atılır? Bir hücrenin genetik mutasyona uğraması bir insanın maymundan türediğini iddia etmek için yeterli bir kanıtmıdır? Bilimsel bir kanaata varmak bu kadar basitmi? Kanserde mutasyon sonucu oluşur ve her yıl milyonlarca insan bu hastalığa kapılır. Bu insanlarda genetik mutasyon görüldü diye biz şimdi bu insanların soylarından hayvanların türeyeceğinimi iddia etmeliyiz?

Ruh

Evolüsyon teorisinin akaya almadığı noktalardan biriside ruh. Eğer insanların bir patlama sonucu tesadüfen ortaya çıktığını söylerseniz o zaman insanların öldükten sonra nereye gideceklerinide açıklamalısınız, mademki bütün olayların başlangıcını çözdünüz o zaman sonunada bir yorum getirmelisiniz. Bilim dinden, teolojiden uzak durmalı ama mademki bilim dünyası bu konuya el atar o zaman kendisine inanan insanları yarı yolda bırakmamalı ve onlara ölümden sonra yaşanılacak olaylarada bir açıklık getirmeli. Evrim teorisyenlerine göre ruh varmı? Ölümden sonra bir hayat varmı? Ölümden sonra insana ne olur? Ölümden sonra ruha ne olur? Eğer ruhun varlığına inanılmıyorsa o zaman psikiyatri bilim dalın amacı nedir? Eğer bunların hiçbirine inanılmıyorsa o zaman ateistlik inancı ortaya çıkar, ateistlik dini ortaya çıktığı anda aklımıza şu soru gelir; neden ben ve benim gibi ahiret hayatına inanan insanlar onların ateizim inancını okullarda okumak zorunda? Bizlerde onlara hz. Adem (as) merkezli bir yaratılış hikayesi anlatsak, üstüne bunu bilimsel diye bilim kitaplarına yerleştirsek ve bunu onlara okumaya mecbur kılsak, o zaman ne der ve ne yapardı bu zihniyet bizlere? Bizler dini sömürmek ile itham edilirken, bu zihniyet neden acaba kendi çıkarları için bilim dünyasını sömürür, kendi ideolojisini yaymak için bilim dünyasını kullanır?


Özet

Konu bu kadar netse evrimciler neyi tartışıyor? Evrimciler düzeni tartışmıyor sizinle, onlar hayatın temel taşı olan protein ve genetik madde üzerinden evrim teorisini tartışıyor. Yani size tuzak kuruyorlar, onlarda biliyor büyük fotoğaf üzerinden tartışma yürütemeyecekleri bu tartışmayı kaybedeceklerini. Onlar sizi hücrenin içinde tutup büyük fotoğrafa bakmanıza izin vermiyor. Hücre içinde de onlarla tartışacağınız bir konu yok çünkü hücreler ortak değerimiz. Siz bu konularda onlar ile tartışmaya girecekseniz, canlıların ortak noktası üzerinden değil ayrıştığı noktadan itibaren tartışmayı açın. Nedir ayrışma noktası? Canlılar hücre topluluğundan oluşur, mahalle mahalle, ilçe ilçe (dokular), il il (organlar), devlet devlet (organ sistemleri) hücreler topluluğundan oluşur. İnsan adında varlıkta bu devletlerin bir araya gelmesi sonucu ortaya çıkan BM gibidir. Canlıyı yaşayan, büyüyen ve değişim göstermesini sağlayan, üreyen, çevresi ile denge içinde tutan şey bir hücre değil, hücre toplulukların bir araya gelip birlikte hareket etmesi. Dolayısıyla bizim için tek hücreli canlılar ölçü değil, bir evrimcinin sizi alıp bir hücrenin içine taşıması ve sizi sabahtan akşama kadar genetik madde ve protein sentez üzerinde tartışma yürütmesine izin vermeyin. Biz çünkü hayatın temel taşlarını inkar etmiyoruz, biz bu taşlar kendi başına bir araya gelip, herhangi bir üst akıl olmadan bir canlı ortaya çıkarırmı çıkarmazmı biz bunu tartışıyoruz. Evrimciler sizi hücre içinde tutar, biz ise hücreden çıkıp tartışma yürütmemiz gerek. Bir hücre başka bir hücre ile bir araya geldiğinde ne tür tavır sergiler, biz argümanlarımızı bunun üzerine kurmalı o boyutta evrimclier ile tartışmalıyız. Kendi başına yaşam sürdüren bir hücreyi, sorumluluğu olmayan bir bekar gibi düşünün, o bekar kafasına göre hareket edebilir, ama evlendiğinde yani iki olduğunda, çoluk çocuk sahibi olduğunda, büyük bir ailenin parçası olduğunda, mahalle ve kasabanın parçası olduğunda yani sorumlulukları arttığında o zaman nasıl hareket ediyor, bizim için ölçü o. Canlılar bireylerden değil hücre topluluklardan oluşur, dolayısıyla bizim için ölçü bir hücre değil, hücre toplulukları.