nühüm                                                         
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...
                                                                                                                                                          
                           

 

biyoenerji ve fizyolojik etkisi

Biyoenerjinin hücreler üzerindeki etkisi herkes tarafından merak edilir, bu yazımızda bu konuya açıklık getirmeyi arzuluyoruz. Yazılarımızı toplumun geneline hitap edecek şekilde tasarladık, o yüzden bu yazımızı okurken tıp literatürüne hitap eden terimleri ve derin fizyolojik açıklamaları beklemeyiniz. Yazılarımız olayların genel akışı ve işleyişi üzerinde duracak. Konumuza girmeden bazı temel bilgilere sahip olmanız gerektiğine inanıyoruz; 1) terapistlerin kullandığı enerji nedir? Enerji uzmanları seanslarında üç enerji türünden faydalanır; bunlar ısı, elektrik ve manyetik enerjisi. Bunların hücreler üzerinde birbirinden farklı etkileyişi bulunur o yüzden bu akımları teker, teker ele almalıyız. 2) Terapistin enerjisi hastayı nasıl etkiler? Maddeyi madde ile etkilersiniz, enerjiyi ise enerji ile. Terapistin elindeki ısı ile anca hastanın ısı akımlarını, manyetik akım ile hastanın manyetik akımlarını ve terapistin elindeki elektrik akım ile de anca hastanın (+) ve (-) yüklü maddelerini etkileyebilirsiniz. 3) Terapistte doğaüstü güçler veya gizemli enerjiler bulunmaz, bu kavramlar hurafe, uzak doğu dinler ve ateizm inancın propagandası ve cinlerin oyunudur.

Isı aktarımı nasıl gerçekleşir?

Fiziğin termodinamiğin sıfırıncı yasası şunu savunur; farklı sıcaklıklardaki iki cisim temas ederse sıcak olan cisim soğur, soğuk olan cisim ısınır, bu fiziğin temel kurallarından birisi. Isı belirli sıcaklıktaki bir sistemin sınırlarından daha düşük sıcaklıktaki bir sisteme, sıcaklık farkı nedeniyle transfer edilir. Bir terapist elini tedavi edilmesi gereken bölgeye koyduğu an, hastanın ilk hissettiği terapistin elindeki sıcaklık olur. Hastanın bu sıcaklığı hissedebilmesi içinde hasta doku ile terapistin eli arasında bir ısı farkı olması gerekir. Bu ısı farkı oluştuğu an termodinamiğin sıfırıncı yasası devreye girer ve ısı yüksek orantıda olan bölgeden kendisinden daha düşük dereceye sahip olan bölgeye doğru akar. Terapistin veya hastanın yapması gereken herhangi bir şey yok. Bu akımları doğa harekete geçirir ve siz isteseniz istemesenizde temas kurulduğu akımların akışı başlar. Bu akımlara fizikte "enerji" denilir ve bu akımlara "enerji" terimini atayan biyoenerji uzmanları değil fizik profesörleridir.

         - Isının hücreler üzerindeki makroskobik etkisi

Fizikte düzensizlik eğilimi anlatılırken “entropi” kelimesi kullanılır, en düzensiz enerji türüde ısıdır. Isının bulunduğu bölgede bir düzensizlik olur ve fizik buna müdahale edilmediği müddet, bu düzensizliğin kaosa dönüşeceğini savunur. Isı bir bölgeyi nasıl düzensizliğe sürükler diye sorarsanız? Bunun cevabını almak için ilk önce ısının etkisini makroskobik açıdan sonrada mikroskobik açıdan değerlendirmek gerekir. Makroskobik açıdan baktığımız zaman ısı kan damarlarını gevşetir ve rahatsız bölgedeki sıvı ve hücre trafiğini çoğaltır. Daha fazla trafik daha fazla hareketlilik anlamına gelir, bu da beyin kanamasında olduğu gibi rahatsız hücrelerin sıvı altında boğulmasına sebep olur. Kendi iç sorunlarını çözmeye çalışan hücreler bu tsunami efektine maruz kaldığı an, bu sıvı artışın altında boğulur. Isının hastalıklar üzerindeki makroskobik etkisi, ısı rahatsız bölgeleri sıvı ve hücre akımı altında boğar ve bölgeyi kaosu sürükler. Bu tsunami efektini tıp, buz tedavisi, anti- enflamatuvar veya anti- histaminerjik ilaçlar ile engellemeye, kırmaya çalışır.

         - Isının hücreler üzerindeki mikroskobik etkisi

Isının etkisine mikroskobik açıdan baktığımızda şunu görürüz; ısı demek hareketlenmek demek. İnsan bedenindeki 36,6 derecelik ısı bedeninizdeki bütün atomların hareket enerjisidir. Bedeninizdeki her ısı artışı daha fazla atomunuzun harekete geçtiğini gösterir, atomar hareketlilik arttıkçada hücreler moleküler yapılarını korumakta zorlanır, bir kasırganın yerüstündeki düzeni yerle bir etmesi gibi ısı artışıda hücrelerinizin moleküler istikrarını yerle bir eder. Isı artışı olduğu bir yerde iyileşme elde edilemez tam aksi hastalık kontrolden çıkar. Biyoenerji uzmanları seans uyguladıklarında bu ısı artışını yok etmeye çalışır, yok ederek atomar hareketliliği durdurur, hücresel istikrarı korur, bölgesel düzenin kontrol altında tutulmasını ve hasta hücrelerin kendi iç sıkıntılarına odaklanmasını, iyileşme mekanizmaların devreye sokulmasını sağlar. Biyoenerji uzmanların ellerinde mistik kaynaklı enerji bulunmaz, bunlar hurafe inançlar, biyoenerji uzmanların yaptığı tek şey artan ısı, manyetik ve (+) / (-) yüklü maddeleri rahatsız bölgeden uzaklaştırmak, gerisini hücrelerin kendileri halleder.

         - Terapistin elindeki ısı hastalığı etkileyebilecek güçtemi?

Buz tedavisi veya sıcak tedavisi ile hastalıkların tedavi edildiği herkes tarafından bilinir ve kabul edilir, tartışılan nokta bunun insan eli ile mümkün olup olmadığı, biz bu bölümde bu soruyu cevaplamaya çalışacağız. Terapistin elindeki ısı ile neler yapılabilir? Terapistin ısısı hastaya, hastanın ısısının terapiste geçebilmesi için aralarında bir ısı derece farkı olması gerek, fark oluştuğu an akımlar bir yönden diğer yöne kendiliğinden akar. Hastanın bedeni ile terapistin arasındaki ısı farkı ne? Hastanın bedeni ile terapistin elindeki ısı farkı genelde 1-2 derece arasında olur, bu ısı farkı fazla bir şey olarak görünmüyor olsada, bu fark akımları bir yönden diğer yöne harekete geçirmek için yeterli olur. 1-2 derecelik ısı farkı bir yerden diğer bölgeye aksada, bu azınlıkta bir fark ne değiştirir? İnsan bedenindeki hücreler çok hassas ısı dengeler içinde hareket eder, bedendeki ısı derecesi ne normalin 0,5 derece yukarısına nede aşağısına doğru kayar. Bu hassas dengeyi göz önünde bulundurduğunuzda 1-2 derecelik ısı farkın çok büyük önem taşıdığını görebilirsiniz. İnsan hücreleri sadece belirli derece aralıklarında çalışır ve bundan ufacık sapmalar hücrelerin fonksiyonlarını aksatır. Tedavi nasıl işler? Terapistin elindeki ısı derecesi hastanın bedeninden daha fazla ise, ısı hastaya doğru akar ve iskelet sistemi ve benzeri rahatsızlıklarda hastaya bi ‘nevi ısı tedavisi uygulamış olur, iyileşme sürecine katkılarda bulunursunuz. Not: iç hastalıklarında ısı tedavisi uygulanmaz. Eğer ama hastanın ısı derecesi daha fazla ise bu sefer akımlar terapiste doğru akar ve hastaya bi ‘nevi buz tedavisi uygulamış olur, bölgesel kaosun önüne geçersiniz. Bazılarınız hasta ile terapist arasında gerçekleşen bu 1-2 derecelik ısı akışını küçümseyebilir ancak bedenlerinizin ne kadar ince ayarlar içinde hareket ettiğini göz önünde bulundurursanız 0,6 lık bir ısı değişimine sebep olabilmek bile hücreleri ve organları ölümden kurtarabilir.

Elektrik aktarımı nasıl gerçekleşir?

Elektromanyetik akımlardan bahsederken, bunları manyetik ve elektrik olarak birbirinden ayrı ele almalıyız. Manyetik akımlarına bu bölümde değinmeyeceğiz çünkü manyetik akımların hücreler üzerindeki etkisi nice farklı araştırmada ele alınmıştır (örneğin; cep telefonları, baz istasyonları vb). İnternet ortamında bu konu hakkında farklı kaynaklardan farklı bilimsel makaleler bulabilirsiniz. Biz sizlere bu bölümde ellerimizden hastaya aktardığımız elektrik akımların işleyişini ve beden üzerindeki etkisini izah etmeye çalışacağız. Elektrik bir yerden diğer yere nasıl akar? Fizik bize elektrik potansiyeller hakkında şunu söyler; elektrik potansiyelleri farklı olan iki iletken cisim birbirlerine dokundurulduğunda potansiyelleri eşit oluncaya kadar birinden diğerine elektrik yükü akışı olur. Potansiyeller eşitlendiğinde, yani potansiyel farkı sıfır olduğunda bu akış durur. Elektriğin bir noktadan farklı bir noktaya akmasını istiyorsanız, potansiyel farkı oluşturmalısınız, terapistler bu farkı ellerine odaklanarak elde eder. Eline odaklandığı an beyin bir “van de graaf” jeneratörü gibi ellere elektron göndermeye başlar, eldeki elektron basıncı artar ve bu da elektronların karşı cisime akmasını sağlar. Karşı cisime nasıl akar? Eğer hastanın bedenindeki elektrik potansiyel terapistin elinden daha fazla ise akımların akışı hastadan terapistin eline yönelir ama eğer terapistin kendi eline odaklanması ile elinde daha büyük bir potansiyel kaynağı oluşturulabilirse, o zaman elektrik akımları terapistin elinden hastanın bedenine doğru akar. Terapist ile hasta arasındaki elektrik akışı bu şekilde gerçekleşir. Arabaya temas ederken hiç küçük bir elektrik çarpması yaşadınız mı? Bu sizin bedeniniz ile arabanın arasındaki elektrik potansiyeli farkından kaynaklanır. Normal şartlarda bedeniniz ve çevresi arasındaki potansiyel farkı denge içinde tutulur, siz elektrik ürettikçe toprak bunu emer, ama eğer elektrik çarpmaları yaşıyorsanız demek bedeniniz kendi enerjisini istenilen düzeyde uzaklaştıramıyor. Bu durumda toprak veya su ile vücudunuzun elektriğini deşarj etmenin yollarını arayınız, enerjinin bedende birikmesine müsaade ederseniz organlarınız bundan zarar görür.

         - Elektriğin hücreler üzerindeki etkisi

Bazı insanların 100 Wattlık ampulü yakabildiği görülmüştür, 100 Wattlık ampulü yakabilecek basınç gücünün insan bedeninde neleri harekete geçirebileceğini hayal edebilirmisiniz? Bu doğaüstü bir olay değil, her beden bu enerjiye ve daha fazlasına sahip. Niye o zaman herkeste ampul yanmaz? Çünkü herkes o akımları elinin içine odaklayabilme kabiliyetine veya eğitimine sahip değil. Ayrıca insan bedenindeki hücreleri aktive edebilmek için 100 Wattlık bir güce ihtiyaç duyulmaz, insan bedenindeki hücreleri harekete geçirebilmeniz için 200mV bir potansiyel gücü yeterli. Elektrik akımlarının vücuttaki etkisi ısıdan farklıdır, elektrik akımlar bedendeki (+) ve (-) yüklü maddeleri harekete geçirir, serbest radikalleri nötralize eder, yani elektrik akımları hücrelerin metabolik/ oksidatif kapasitelerini etkileyen akımlar. Bunu biraz açalım; kanın içindeki proteinlerin çoğu negatif bir yüke sahip, hastalandığınız an bu negatif yüklü proteinler hasta bölgede çoğalır ve bölgeyi negatif yüklü bir alana dönüştürür. Bedeniniz bu negatif yüklü hücre topluluğuna karşı, o bölgeye büyük miktarda pozitif yüklü hücreler gönderir (serbest radikaller) ancak bedeninizin bu iyi niyeti kontrolden çıkar ve bu pozitif yüklü hücreler sağlıklı sağlıksız her şeye saldırır. Serbest radikaller hakkında internette bir arama yaparsanız bu konu hakkında daha detaylı bilgi alabilir, çok farklı bilimsel makale ve çalışmalar bulabilirsiniz.

         - Terapistin elindeki elektrik akımı hastalığı nasıl etkiler?

Beyniniz her odaklanmanız ile bir van de graaf jeneratörü gibi elektron üretimine geçer ve bu elektronları odaklandığınız noktaya yönlendirir. Elektronları elinize odaklarsanız, bu elektronlar elinizin triboelektrik özellikleri sayesinde dokunduğunuz cisime aktarılır. Elektronlar hastalığı nasıl etkiler? Elektronlar negatif bir yüke sahip, eğer elinizdeki elektronları bir hastaya aktarırsanız hasta bölgedeki pozitif yüklü serbest radikalleri nötralize eder, bu serbest radikallerin çevresine saldırmasını önlersiniz. Bu da iyileşme sürecini hızlandırır, sizleri hastalıklara karşı korur.

Tıp literatürü ile bizim açıklamalarımız arasındaki fark

Bu yazımızda enerji aktarımların insan bedenini nasıl etkilediğini sizler için açıklamaya çalıştık. Yazımız doçent veya profesörlere hitap eden bir literatür makalesi olarak değil, açıklamalarımız daha çok halkımızın geneline hitap edecek şekilde tasarlandı. Eğer sizlere hücresel bazda gelişen olaylardan anlatmaya kalkışsaydık, o zaman sizleri hem onca bilimsel terim arasında kaybederdik hem sizleri teoriden ötesine taşıyamazdık çünkü hücresel bazdaki olaylar gözlememiz dışında gerçekleşir. Gözle görülmeyen olaylara yorum getirmekte her zaman yanılgıları beraberinde getirir ve bizde sizleri bu tür yanılgılara maruz bırakmak istemiyoruz. Örneğin; tıp öğrencilerin okuduğu fizyoloji kitapları teoriden ibarettir çünkü hücresel bazda yaşanılan olayları görüntüleme imkânına sahip değiliz. En gelişmiş elektron mikroskopisini kullansanız bile bununla sadece hücrelerin bir anlık fotoğrafını çekme şansına sahipsiniz. Bu anlık görüntüyüde canlı bir bedende değil, canlı veya cansız bir bedenden koparılan ve çok küçük bölümlere kesilen bir parçaya bakarak elde edersiniz.

Fizyoloji kitaplarında anlatılanlar birer yorumdur, bu bir resme bakarak fotoğrafta görülen varlıkların kimliğini belirlemeye veya birbirleri arasındaki ilişkileri veya fotoğrafta görünen binaların ne vazife gördüğünü tahmin etmeye benzer. Hayatınızda bir kilise veya bir futbol stadyumu gördüyseniz, o zaman bir fotoğrafta bunları gördüğünüz an bunların ne vazifesi gördüğünü bilirsiniz ama siz mikroskop ile bir hücrenin içine baktığınız an, siz size tamamen yabancı bir dünyanın içine bakmaktasınız ve orada gördüğünüz görüntülere yorum getirmeye kalkarsanız yanılma ihtimali ile her zaman karşı karşıya kalırsınız. Tıp literatüründe bu yanılgılara sık rastlarsınız çünkü teknoloji geliştikçe daha net görüntüler elde edilir ve eski baskılarda verilen bilgiler yeni baskılarda düzeltilir. Biz biyoenerji alanındaki açıklamalarımız ile kendimizi fizyoloji literatüründen bir adım önde görüyoruz çünkü biz açıklamalarımızı fotoğraflardan edindiğimiz yorumlara göre değil biz fiziğin temel yasalarına dayanarak bu açıklamalarımızı yapıyoruz. Bizim biyoenerji hakkındaki açıklamalarımız bundan dolayı fizyoloji kitaplarında verilen bilgilerden daha bilimsel verilere dayanarak yapılmıştır.