nühüm                                                                                                                                              
                           

"dualar ve zikirler hakkında çok soru alıyoruz. şu kadar sayı şu duayı okursan şu olur, şu kadar şunu zikredersen şöyle korunursun gibisine. bu tür zikir ve duaların İslamda yeri varmı? cevabımız kısa ve öz; yok! değerli dostlar, dua ve zikirler belirli kurallara ve sınırlara tabi. örneğin, bir musibet size isabet ettiyse edecekse bu musibet size dua veya zikir eksikliğinden inmez, yaşantınızda günahlar işlediğinizden ötürü iner. eğer musibetler dua ve zikir eksikliğinden inseydi batı dünyası ve müslüman olmayan herkesin üzerine inerdi. size musallat olan sıkıntıların kaynağı zikir ve dua eksikliği değil, dolayısıyla sıkıntılarınıza zikir ve dualar ile kalıcı çözümler bulmanız mümkün değil. nedir sıkıntılarınızın çözümü? eğer kötülüklerden korunmak istiyorsanız bunun doğru yolu kötülüklerden uzak durmak. kötülükleri kötülükler üzerinize çeker. kötülükleri üzerinize çektiğiniz zamanda tövbe etmediğiniz helalleşmediğiniz müddet zikir ve dualar ile, o kötülükleri üzerinizden kaldıramazsınız. bu Allah'ın isimleri dahi olsa sıkıntılarınızın çözümü zikir ve dualar değil, sıkıntılarınızın çözümü günahlardan uzak durmanız tövbe etmeniz ve helalleşmeniz. günahı işle sonra Allah'ın isimlerini zikret ve temizlen, yok öyle yağma. zikir ve dualar, amacı dışında kullanıldığında ne olur? sizi cinler alemine açar. yüzlerce binlerce okunan o cümleler bir sihire bir büyüye dönüşür ve kısa yolda bazı hedeflerinize ulaşmanızı sağlayabilir, üstünüze çektiğiniz bazı olumsuzluklardan kısa yolda sizi koruyor olabilir, ancak bilinki bu çözümler bir ağrı kesici gibi geçici olur, uzun yolda daha büyük felaketleri üzerinize çeker. siz sadece size isabet edecek belayı erteliyor üzerinizde birikmesini sağlıyorsunuz. günlük, küçük ataklarla o belaların gazını alma şansına sahipken, zikir ve dualarla onları biriktiriyor kendinizi daha büyük felaketlere sürüklüyorsunuz. kaderden kaçış yok. eninde sonunda size isabet etmesi gereken isabet eder. eğer bir musibetin size isabet etmesini istemiyorsanız zikirlere sığınmayın, herhangi bir Ayeti çiğneyip çiğnemediğinize bakınız. bir yerde bir Ayeti çiğniyorsanız ve çiğnenen Ayet size o belayı indirdiyse bilinki ettiğiniz dua ve zikirler o Ayetin kestiği cezayı ortadan kaldırmaz. eğer kaldırıyor gibi görünüyorsa o zaman bilinki o dua ve zikirleriniz Allah katından yanıt bulmadı, cinler aleminden buldu. Allahu Teala, bir ayeti çiğnemeniz sonrası size indirdiği bir musibeti, gereğini yerine getirmediğiniz müddet (tövbe, pişmanlık, hellaleşme) zikir çekmenizle kaldırmaz. eğer sıkıntılarınızda bir rahatlık bulduysanız bilinki bu yardım Allah katından değil cinler aleminden geliyor. Ayetleri çiğnemiyorsanız, korunmayada ihtiyacınız yok. rahat olun, her gün onlarca ayetül kürsi çekerek kendinizi gereksiz yere obsesif kompulsif davranışlara sürüklemeyin. yeryüzüne indirilmeden siz Allahu Teala ile bir anlaşma yapıyorsunuz; siz kötülüklerden uzak duracaksınız Allahın ayetlerini çiğnemeyeceksiniz, buna karşılık Allahta yeryüzünde size dokunmayacak sizi cezaladırmayacak. yani bir musibetin size veya ailenize isabet etmesini istemiyorsanız bunun tek yolu Ayetleri çiğnememek. İslamda, şu kadar zikir çekersem şu kadar korunurum şu kadar zikir çekersem şu kadar ay ibadet etmiş olurum şu kadar çekersem şu kadar melek beni korur gibisine şeyler yok. bunlar hurafe, tarikatların İslamın içine soktuğu batıl inançlar. bu dünya ve öbür dünya hesabınız, Kuran Ayetlerine ne kadar riayet ettiniz bunun üzerine hesaplanacak yani yaşantınız, niyetleriniz ve eylemleriniz üzerine günlük yaşantınız ve ahiret hayatınız belirleniyor, bir kelime veya cümleyi ne kadar tekrarladığınız üzerine değil. başınızda bir musibet var ama kendinizde bir suç görmüyorsanız, atalarınıza bakın. Gelelim ikinci konumuza; başınıza gelen musibetler günahlarınızdan ötürü geliyor dediğimizde bir çok okurumuz paniğe kapılıyor ve hayatlarında bir sevgili edindiklerinden ötürümü Allah kendilerini cezalandırıyor sorusunu bize yöneltiyorlar, çünkü kendilerinde başka bir hata görmüyorlar. burada bunada bir yanıt verelim; Allah nezdinde kıssasa kıssas kuralına göre hareket edilir. örneğin; içki içiyor zina işliyorsanız bu günahlarınızdan ötürü rızkınız veya kısmetiniz kapatılmaz. size ancak o günahla ilgili bir ceza indirilir. örneğin siz zina işliyorsanız çocuklarınızda bir gün zinaya düşkün olur veya bir gün evlendiğinizde eşinize sadık kalmakta zorlanırsınız veya günah işlediğiniz o organda bir rahatsızlık zuhur eder. eğer üzerinizde kısmetsizlik veya ruhsal sıkıntı gibi bir sıkıntı görüyorsanız, bu zina veya içki gibi günahlardan gelmez, lanet beddua ah gibi günahlardan gelir. Siz kendiniz birinin ahını bedduasını üzerine çekmediyseniz atalarınıza bakın. özet: zikirler ile gününüzü kurtarma cinlerden medet umma yerine, yaşantınıza dikkat edin ve Ayetler ile kalıcı çözümler peşinde koşun! doğru dua ve zikir nasıl yapılır: dua etmeden önce o işin gereğini yerine getirin sonrası o konu hakkında Allahtan bir talepte bulunun. örneğin; kendi iş yerinizde para kazanamıyorsanız bunu dua ve zikirler ile değiştirmeye kalkışmayın. yaparsanız yardımınıza Allah değil cinler gelir. Allah zikirlere bakmaz, o işte başarılı olmak veya ayakta kalmak için gereğini yapıyormusunuz ona bakar. dua ederken dualarınız kopya, başkaların duası olmasın. kendi o aciz halinizle Allaha dua edin. bir alim bir duayı zikredinceye kadar onun bedeni ve ruhu bir ömür o duaya hazırlandı. bir çoğunuz geçmiş alimlerin dualarını okuyorsunuz, biz bunu tavsiye etmiyoruz. sizin bedeniniz ruhunuz o duaya henüz hazır olmayabilir, kendi duanız sizin için her zaman daha hayırlıdır. zikirler ise daha hassas bir konu. zikirleri Allahı anmak Allaha yakınlaşmak Allahı yüceltmek için yapın, asla kaderinizi değiştirmek, Allahtan belirli taleplerde bulunmak için yapmayın. yaparsanız kendinizi cinler alemine açar daha büyük sıkıntılar ile yüzleşirsiniz. zikrin kuralları: zikir yaparken kendinizden geçmeyin. bilincin olmadığı yerde ibadet olmaz. iki; zikir çekerken bir oturuşta bir cümle veya duayı 99 defadan fazla tekrarlamayın. eğer 99 dan fazla olacaksa bunu gün içine yayın. "onlar için 70 kez bağışlanma istesende Allah onları asla affetmeyecek tir" (tevbe süresi, 80). bu Ayet bize zikir ve duaların üst sınırını aktarır. bir duanızı Allah 70 tekrarlama da kabul etmediyse etmeyecekse bilinki 70 bin defa söylesenizde etmeyecektir. İslam zorluk değil kolaylık dinidir. kendinizi zorlamayın. Allahu Teala yaşantıda da ibadette de sadeliği sever. eğer ne kadar fazla o kadar iyi altında bir hikmet olsaydı Allah kendi vasıflarını 99 ile sınırlamazdı! üç; farklı ritüeller eşliğinde zikir çekmeyin. İslami ritüeller farz ibadetleri ile sınırlandırılmış (namaz, haç ve kurban). bunun dışında yapılan her ritüel (semazen, kafa ve beden sallamalar) batıldır, İslam dışıdır. mutlaka ve mutlaka bir gün hesaba çekileceğiniz konulardır. sadelik, farz ibadetler ve Ayetler size yeter, dahası şeytandan gelir ve üzerinize büyük vebal indirir."

sss- melekler insanlar��n yard��m��na ko��arm��

Son yıllarda meleklerin insanları koruduğu ve insanlara dönem, dönem yardım ettiği inancı toplumumuzda büyük bir kabul görmüş durumda. Meleklerin insanlara yardım ettiği ve edebileceği inancı İslami kaynaklı bir inanç değildir, bu batı ve uzak doğu hayat hikayelerinden, filmleri ve felsefi akımlarından esinlenmiş bir inançtır, bunu yazımızın başında belirtelim. Sitemizde böyle bir yazıya yer vermeye karar verdik çünkü bazı insanlar meleklerin yardımı ile hastalıkları tedavi edebildiklerini iddia eder, böyle bir şey mümkünmü? Böyle bir yazıyı ele almamızın bir sebebi daha var, o da; bazıları melekler ile iletişime geçmeyi yaygınlaştırmaya, bunu bir trend haline dönüştürmeye çalışır, bizlerde sizleri bu tuzağa, tehlikeye karşı uyarma ihtiyacı hissettik. Örneğin; batı kaynaklı bir yazar, kendi hayat tecrübelerinden esinlenerek bir kitap çıkarır ve kitabında baş meleğin Mikail a.s’ın olduğunu iddia eder ve Mikail a.s’ın ismini anarak melekleri çağırdığınızda yardımın geleceğini söyler. Ülkemizde de maalesef bazıları bunu sorgulamadan, araştırmadan uygular ve gerçektende bazı şeyler yaşarlar. Baş melek Mikail a.s.’mmı, bu tür inançlar bizler için nasıl bir tehlike içerir, melekler hastalıklarda veya hayatın diğer sıkıntılı anlarında insanın yardımına koşarmı veya onları hizmetçi (hüddam) olarak kullanabilirmiyiz, bu yazımızda bunlara bir açıklama getirme ihtiyacı duyduk, sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz.

Melekler insanın hayatına eşlik edermi?

Yazımızın başında cevaplamamız gereken ilk soru bu; evet, eder. Sağ ve sol omuzunuzda iki melek oturur ve bunlar yaptığınız her işi kayıt altına alır, bu ikisinin dışından iki melek daha size eşlik eder, onların birisi önünüzden gider diğeri ise arkanızdan sizi takip eder.

Bu melekler hayatlarınıza müdahil olurmu?

Hayır olmaz, bu meleklerin bizlere eşlik etmesinin sebebi düştüğümüz yollara ve yaptığımız işlere şahitlik etmek içindir. Onlar hayatlarımıza müdahil olmaz, bizlere hizmet etmelerini beklemek zaten akıl ve mantığa sığan bir olası değil. Bu melekler sadece olaylara şahitlik etmek için size eşlik eder, size hizmet etmek veya sizi sıkıntılarınızdan kurtarmak için yanınızda bulunmaz.

Meleklerin yardım ettiği algısı neden bu kadar yaygın?

Her insanın kendisine göre bir hayat görüşü bulunur ve bizler çoğu zaman dini direktifleri hayat felsefelerimiz doğrultusunda yorumlamaya çalışırız, bizler dini emirlere uymaya değil, dinin bizim yaşantımıza uymasını bekleriz. Bu hadisenin özünde de bu yatar, Rad Süresi’nin 11. Ayeti Kerimesi; “herkes için önünden ve arkasından takip eden melekler vardır, onu Allah'ın emriyle gözetirler,” der. Bu Ayette “gözetir” kelimesi çoğu meallerde “koruma” kelimesi olarak geçer. Tarık Süresi, 4. Ayeti Kerimesi; “hiçbir kimse yoktur ki, üzerinde bir gözetleyici olmasın”, der. Bu Ayette geçen “gözetir” kelimesininde keza farklı meallerde “koruyucu” anlamında arapçadan türkçeye çevrildiğini görüyoruz. İşte bu kelime kargaşasını bazı zihniyetler kendi lehlerine kullanır, onlar bu Ayetleri öne atarak meleklerin insanı korumak ve insana yardım etmek için yeryüzünde var olduğu inancını yaymaya çalışır. Buna bir de yabancı kaynaklı hayat hikayelerini ve felsefi akımlarını eklerseniz ortaya meleklerin sizlere yardım ettiği inancı ortaya çıkar.

Melekler neden insana yardım etmez?

  
1. Meleklerde çağrınıza cevap verecek hür irade bulunmaz

Melekler kendi iradeleri ile hareket edemez, onlar Allahın emri ve buyruğu doğrultusunda konuşur ve hareket eder. Kendi kafalarına, kendi insiyatiflerine göre hareket edemedikleri içinde onlar mahşer günü insan veya cin gibi sorguya çekilmez. Onlar yaptıklarından sorumlu tutulmaz, sorgudan muaftır. Melekler yardımınıza koşamaz çünkü meleklerde hür irade bulunmaz. Kendi kafalarına göre sizin yardım çağrınıza cevap vermeleri veya sizin düştüğünüz duruma üzülerek kendi insiyatiflerini kullanarak size yardım etmeleri tabiatlarına aykırı.

   2. Eğer meleklerde hür irade olsaydı ve yardım çağrılarınıza cevap vermiş olsaydılar, Allaha şirk koşmuş olurlardı

Sayın okurlarımız, ibadetler Allaha yapılır ve sadece Allahtan yardım dilenir! “Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz” (Fatiha Süresi). Eğer siz Allahu Tealayı, yani yaratanı kenara iter ve Mikail a.s’, hatta Peygamber gibi yaratılanlardan yardım talep etmeye başlarsanız, bu sizi şirke sokar, sizi dinden çıkarabilir. Melekler yardımınıza koşmaz çünkü Allahtan değilde meleklerden istiyorsunuz, melekler bu çağrıya cevap verebilmiş olsaydı hem kendileri şirke düşerdi hem sizleri. Allahın izni ile yardım etmezlermi? Siz Allahtan değilde meleklerden yardım istiyorsunuz yani, Allahı yok sayıyorsunuz, Allah neden bu duanızı dikkate alıp melekleri göndersin? Allahu Teala bu duanız üzerine melekleri yardımınıza göndermiş olsa kendi ilkeleri ve yasaları ile tezata düşmüş olur. Benden başkasına dua etmeyin benden başkasından yardım talep etmeyin diyen Allah, kendisinden başkasına yapılan duayı yanıt verirmi sizce? Örneğin; bir türbeyi ziyaret edebilirsiniz ama duanızı ederken, duanızı Allaha edin. Rabbim şu muhterem zatın yüzü suyu hürmetini sıkıntılarıma yardımcı ol, gibisine. O şahsı duanızda anabilirsiniz ama o zattan birşey talep edemezsiniz, ettiğiniz an Allaha şirk koşarsınız! Masumane olarak görünen bir şeyin altındaki tehlikeyi görüyormusunuz? Meleklere edilen dualara meleklerde yanıt verme iradesi bulunmaz, bulunsaydı bile yardım taleplerinize cevap vermezlerdi çünkü, Allaha şirk koşma tehlikesi ile karşı karşıya kalırlardı.

   3. Dua şeklinde bir hata var!

Batı kaynaklı literatür eserlerinden ve felsefi akımlarından esinlenen bazı şahıslar baş meleğin Mikail a.s. olduğunu düşünür ve meleklerden yardım istediklerinde "baş melek Mikail" kelimeleriyle isteklerini dile getirirler. Burada teknik hata şu; baş melek Mikail a.s. değil baş melek Cebrail a.s.’dır. Bu teknik hatadan biz ne anlıyoruz? Bu insanlar bilgilerini İslamdan değil başka yerlerden almakta, bu da bizler için onlardan uzak durmamız için yeterli bir neden. Eğer yanlış kişilerin isimlerini anarak dua ediyor ve bu dualarınıza halen cevap verildiğini görüyorsanız o zaman bu cevabın Allah katından gelmediğini anlamalısınız.

   4. Eğer meleklerde hür irade olsaydı ve yardım çağrılarınıza cevap vermiş olsaydılar, ilahi imtihanı engellemiş olurlardı

“Allah'ın izni olmadan hiçbir musibet başa gelmez...” (Tegabun Süresi, 11. Ayeti Kerimesi). Allahu Teala sizin başınıza gelecek her musibeti bilir, şimdi lütfen bir düşünün; Allahu Teala size bir musibeti takdir ettiyse Allahu Teala beş dakika sonra neden bundan vazgeçsin ve sizi o musibetten kurtarsın? Sıkıntılara sabretmek bir Müslümanı tanımlayan sıfatlardan birisidir. Siz belirli bir sabırdan, bir imtihandan yani o sıkıntı ile bir müddet baş, başa bırakılmadan, ondan ders çıkarmadan, hangi mantığa veya delile dayanarak o sıkıntı gelir gelmez o belanın üzerinizden kaldırılacağını ümit ediyor ve melekleri çağırıyorsunuz? Sizin Allah katındaki ayrıcalığınız ne? Allahu Tealanın sizi sınamak için size bir sıkıntı takdir ettiğini ve meleklerde de bir saniyeliğine hür irade olduğunu varsayalım, sizce melekler sizin yardım çağrınıza cevap vererek Allahın sizin için takdir ettiği sıkıntıyı ortadan kaldırmaya cesaret edermi? Allahın iradesine karşı bir eylemde bulunabilirlermi? Siz böyle bir şeye ihtimal veriyormusunuz?

Not: imtihan edilme hususu bizlere tekrar herşeyin bir tek gücün elinde olması gerektiği gerçeğini hatırlatır. Neden? Eğer olayların kontrolü bir gücün elinde değilde (Allah) birden fazlasının elinde olsaydı, bunların hepsi kendi kafalarına göre yeryüzündeki olaylara müdahale eder, yeryüzünde düzen diye birşey kalmazdı. Birisi sizi cezalandırır, diğeri o cezayı kaldırır, kendi aralarındaki didişme yeryüzünü kaosa sürüklerdi. İsra Süresi, 42. Ayeti Kerimesi; "(Ey Muhammed!) De ki: «Eğer dedikleri gibi Allah ile birlikte ilâhlar olsaydı, o zaman bu ilâhlar Arş'ın sahibine bir yol ararlardı.»". Mü'minun Süresi, 91. Ayeti Kerimesi; "Allah evlat edinmemiştir; O'nunla beraber hiçbir ilâh da yoktur. Aksi takdirde her ilâh kendi yarattığını sevk ve idare eder ve bir gün mutlaka onlardan biri diğerine galip gelirdi. Allah, onların yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir."

Not: evet, cinler insanların hayatlarına, sıkıntılarına müdahale eder ancak bu, bu müdahalelerin ilahi takdir dışında gerçekleştiği anlamına gelmez, ilahi takdir her şeyi kuşatır. Bakara Süresinde büyü ve sihirden bahsedilir, bu Ayet; “...fakat Allah'ın izni olmadıkça bununla kimseye zarar veremezlerdi..”, der (Bakara Süresi, 102. Ayeti Kerimesi). Cinler insanlar gibi hür iradeye sahip ve kendi kafalarına göre insaların hayatlarına müdahale edebilir. Kötü bir insanda size kötülük yapmak isterse bunu yapabilir ancak, cinler ve insanların müdahaleleri ilahi takdir onay verirse gerçekleşir, vermezse bunlar niyette kalır, onlara o niyetlerini gerçekleştirebilecek imkan verilmez. Herkes neyi hak ediyorsa onu görür, bazılarınız bir cinni hak ediyor olabilir, bazılarınız ise mülayim, güzel bir insanın yardım elini.

   5. Eğer meleklerde hür irade olsaydı ve sizin yardım çağrılarınıza cevap vermiş olsaydılar, dünyadaki olayların Allah’tan habersiz oluştuğu izlenimi doğar, o inancın yayılımına vesile olurlardı

Meleklerden yardım isteme inancı bu dünyanın tesadüfler üzerine kurulu olduğuna inanır, hiçbir ön takdirin olmadığı, olayların rastgele yaşandığını savunur. Bu inanç İslam inancına terstir; “yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu Allah'a göre kolaydır.” (Hadid Süresi, 22. Ayeti Kerimesi). İslam inancına göre her olay Ilahi takdir sonucu gerçekleşir. Allahu Teala eğer sizin için bir olayı takdir eder ve olay vukuu bulduktan beş dakika sonra meleklere size yardım etme emri verirse, bu Allahu Tealanın tutarsız hareket ettiği, kendi kararları ile tezat duruma düştüğü izlenimini doğurur veya yeryüzünde yaşanılan olaylardan haberi yokmuş algısının oluşmasını sağlar. Meleklerin insanların yardımına koştuğu görüşü iki inancın yayılımını amaçlar; birincisi meleklerin ilahi emre tabi olmadan, kendi kafalarına göre hareket edebildiği ve ikincisi yeryüzündeki olayların Allah’tan habersiz, tesadüfen geliştiğini. Bu iki inançta İslam dinin özüne terstir, bu iki inançtan hangisine inanırsanız inanın, bu ikiside sizi küfre sokar, imandan çıkarabilir o yüzden lütfen nelere inandığınıza çok dikkat edin.

   6. Meleklere Peygamberlerin yardımına koşma izni verilmemişken neden size verilsin?

Melekler İnsanoğlunun hayatına müdahale etmez, bunun en güzel örneği Peygamberlerin hayatları. Örneğin; peygamberimiz sav’ın hayatında meleklerin gökten indiği dönemler oldu ancak bu melekler Müslümanların yardımına indi, peygamberimizin şahsi yardımına değil. Bedir savaşında melekler Müslümanların yardımına indi ama taife’te peygamberimiz sav taşlanırken kendisine yardım edilmedi. Eğer iddia edildiği gibi meleklere insanların yardımına koşma izni verilmiş olsaydı, onlar ilk önce peygamberimiz sav o taşlara karşı korurdu. Eğer iddia edildiği gibi meleklere insanları koruma görevi verilmiş olsaydı, yeryüzünde kimse tecavüze, cinayete, haksızlığa maruz kalmazdı. Eğer meleklere insanları korumalarına yönelik küçücük bir izin verilmiş olsaydı, melekler ilk önce yusuf as'ın yardımına koşar onu kuyudan çıkarır, yunus as'ın yardımına koşar onu balığın karnından kurtarır, eyüp as'ın yardımına koşar onu yıllarca yatalak kalmaktan kurtarır, İsrailoğulların katliamına uğrayan onca peygamberin yardımına koşardı. O mübarek insanlara yardım edilmediyse, siz kimsinizde melekler sizin yardımınıza koşsun?

Merakınız sizi saptırmasın

İnsanoğlunun kanatlı yaratıklara, bilim kurgu filmlerine, farklı dünya ve farklı varlıklara yönelik hep bir ilgisi olmuştur. Bu merak masumane boyutta kaldığı müddet sorun yok ama bu merak insanı dini yönden saptırma boyutuna giderse burada dikkatli olmalıyız. Bakınız yeryüzünde melek görme arzusunda olan insanlara Allahu Teala ne tür cevaplar verir; “bir de «şuna bir melek indirilse de görsek?» diyorlar. Eğer öyle bir melek indirseydik muhakkak iş bitirilmiş olur, kendilerine bir an bile göz açtırılmazdı! Eğer peygamberi bir melek kılsaydık muhakkak ki onu insan sûretine sokar onları yine düşmekte oldukları kuşkuya düşürürdük” (En’am Süresi, 8-9. Ayeti Kerimeleri). “Dediler ki: "Bu elçiye ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dolaşmaktadır? Ona, kendisiyle birlikte uyarıcı olacak bir melek indirilmesi gerekmez miydi?" (Furkan Süresi, 7. Ayeti Kerimesi). “Kendilerine doğru yolu gösteren peygamber gelince, insanların iman etmelerine engel olan sebep sadece: «Allah bir insanı mı Peygamber gönderdi?» demeleridir. Şöyle de: “- eğer yeryüzünde, yürüyüp duran Melekler olsaydı, elbette onlara da gökten melek bir peygamber gönderirdik" (İsra Süresi, 94-95. Ayeti Kerimeleri). Bu Ayetlerden anlıyoruzki; eğer meleklere insanların hayatlarına müdahele etme izni verilmiş olsaydı, o zaman iş bitirilmiş olur kıyamet kopardı çünkü meleklerin gökten inişi ve insanların melekleri görmesi mahşer günü için öngörülmüş bir olay. İkincisi; yeryüzünde dolaşan melekler olsaydı onların yardımınada melekler koşardı ama yeryüzünde dolaşan insan olduğu için yardımınıza melek değil insan koşar. Üçüncüsü; eğer peygamberimiz sav ve onca sıkıntı yaşayan peygamberlerin yardımına melekler koşmadıysa, bizler kimizki bizlerinkine koşsunlar?

Melekler çağrılarınıza cevap vermez, cinler verir, lütfen bu oyunu gelmeyin

Sayın okurlarımız batı kültüründe yaşayan birisi evinin bir köşesinde nurani ışıklar gördüğü an aklına ilk melekler geliyor olabilir. Meleklerden yardım edinme inancını onların kültüründe doğal ve belki anlayışla karşılayabiliriz çünkü onların kültüründe cinler diye bir varlık yok. Onlar insan boyutu dışından birisi ile temasa geçtiği an, akıllarına ilk melekler veya uzaylılar geliyor olabilir ama siz daha iyi bilmelisiniz, sizin aklınıza anında cinlerin oyunu, cinlerin parmağı gelmeli. Melekler insanı gözetler, bu doğru bir inanç ancak meleklerin size hizmet edeceği, sizi sıkıntılardan kurtaracağı inancı batıl bir inançtır, lütfen bu tür inançlara kanmayın. Eğer başınıza gelen bir musibetten kurtulmak istiyorsanız, o musibet size laik görülmeden hal ve hareketleriniz ile önleminizi alın. Olay yaşandıktan sonra ilahi yardımı bekliyorsanız, çok sabırlı olun çünkü ilahi yardım son nefesinizde gelir, sıkıntı başlar başlamaz gelmez.

Allahın ismini anarak meleklerden yardım istesek o zaman melekler devreye girermi?

Hayır, girmez. Bizler sebepler dünyasında yaşıyoruz, elbette sıkıntılarımıza çözüm arayacağız ve elbette birileri bir şeylere vesile olacak ancak melekler bu sebepler dünyasının dışında olan varlıklar. Eğer yeryüzünde gezen ve dolaşan melekler olsaydı yardımada melekler koşardı, olmadığına göre lütfen melekleri beklemeyin. İkincisi, dua ederken lütfen duanızda şartlar koşmayın; yardımıma melekler koşsun, yardım şu şartlar altında gerçekleşsin ve şu zaman dilimi içinde oluşsun gibisine. Dualarda şartlar koşmanız duanızın kabülünü zorlaştırır. İlahi yardımı hak ediyorsanız, Allahu Teala takdir ettiği kişiyi, takdir ettiği vakit ve saatte ayağınıza gönderir. “De ki Rabbim size ne kıymet verir duânız olmasa?...” (Furkan Süresi, 77. Ayeti Kerimesi). Allahu Teala’ya dua etmek bir Müslümanın en temel görevi ancak dua ederken lütfen haddimizi bilelim, biz kimiz melekler kim!