nühüm                                                         
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...
                                                                                                                                                          


bir konuya niyetlendiğimizde, o gün aklımıza geleni kaleme alıyoruz ve sitemize o taslak hali ile yerleştiriyoruz. Son hali sizlerin gözü önünde alıyor, haftalar içinde cümleleri düzelte düzelte birşeyleri ekleye ekleye. Son hali bir iki hafta alıyor, yeni yazılarımızı bir kaç hafta boyunca lütfen takip edin.....
 


zam fırsatçıları;

dolar ve euronun yükselmesi ile bir çok mağaza ürünlerine fahiş zam yaptı. bunun bir çok boyutunu medya ve siyasetçiler ele aldı. biz dikkate alınmayan bir boyutunu bilincinize taşımak istiyoruz; gıda sektörün kontrolü maalesef fetö gibi küreselcilere hizmet edenlerin elinde. bunlar bir adım attığında da, bir kaç şeyi hedefler. örneğin; anlamsız fahiş fiyat koyarlar, tek amaç fiyatı gördüğünüzde açıktan veya içinizden erdoğana saymanızı sağlamak. anlamsız fahiş fiyatlar, hükümete karşı bir isyanı başlatmayı amaçlar. bir başka neden; bir sektörü yok etmek için yüksek zam koyulur. siz satın almazsanız, üretici malını satamaz, satamadığı zamanda fabrikasını kapatır, tarlasında başka bir ürünü ekmeye başlar. stratejik bir üründe üretici konumdan, ithalcı konuma düşersiniz. bu zamların bir amacıda, toplulukların beslenme alışkanlıklarını değiştirmeye yönelik bir girişim olması. kimsenin üzerinde durmadığı noktada bu. her topluluğun bir beslenme kültürü var. siz belirli ürünlere yüzde yüz, yüzde iki yüz zam koyduğunuzda sadece fırsatçılık yapmıyorsunuz, aynı zamanda insanları o ürünleri almaktan vazgeçiriyorsunuz. yüz yıllardır, sofralarımızda eksik olmayan bir ürün, artık haftada iki, sonra ayda bir sonrada olmasada olur konumuna geliyor. hiç farkına varmadan yerli ve sağlıklı ürünlerden yapay, sağlıksız ürünlere geçiş yapıyoruz. salça, yoğurt ve pekmez gibi yüzde yüz yerli ürünlere yüzde yüz zam yapılması, beslenme alışkanlığımızı değiştirmeye yönelik bir girişim. toplumun bin yıllardır var olan, genetiklerine has beslenme alışkanlığını yerli ve sağlıklı ürünlerden, sağlıksız ürünlere doğru değiştirmek için yapılır.

hep şunu merak etmişimdir; a101 ve bim gibi mağazalar yüzde 60, 70 zam koyuyor, sonrası bunlarla oturuyorsun, üç aylığına yüzde 15 indirime anlaşıyorsunuz. bu nasıl bir eziklik nasıl bir mantık gerçekten anlamış değiliz. tavsiyemiz; erdoğan artık diktatör gibi davransın. çok değil, o diktatör vasfın binde birini uygulamaya soksa, bu, ülkemizdeki pislikleri temizlemek için yeterli olur. ona diktatör damgası yapıştıranlarada şu uyarıyı yapayalım; bir kelimeyi çok ağzınıza dolarsanız o başınıza gelir. bakın, gün gelir erdoğanı çok ararsınız. ah erdoğan, biz değerini bilememişiz diye arkasından çok ağıt yakarsınız.
askere kurşun sıkanların törenle cenazesinin kaldırıldığı bir ülkede yaşıyoruz. devlete ihanet edenlerin, devlete sövenlerin devleti dış güçlere şikayet edenlerin, devleti yıkmaya çalışanların kahramanlaştırıldığı ve önün açıldığı bir ülkede yaşıyoruz. ülkemizi ihanet eden edene, kazıklayan kazıklayana. kim bunlara bu yüzü veriyor; erdoğan! devletin farklı kurumlarına ve meclise bu kadar hakim olup, bu devlete ihanet edenlere bu kadar duyarsız kalan başka bir dünya lideri yok. örneğin; müebbet alan bir kaç bin fetöcülerin dışındakiler, ortalama beş yıl sonra hapisten çıkacak ve bunlar ve bunların çocuk ve torunları bu millet ve topraklardan nefret ediyor. neden bunları vatandaşlıktan atmıyorsunuz? perşembenin gelişi çarşambadan belli. bunların tekrar örgütleneceği ve sizden öç almak için her ihaneti yapacağı o kadar aşikarki, neden bunları elinize fırsat gelmişken vatandaşlıktan atmıyor, ülkenizden uzaklaştırmıyorsunuz? neden, çünkü erdoğan ve danışmanlarında akıl yok, yürek yok, strateji yok. çok az kaldı ama, merak etmeyin. siz, gezi, 15 temmuz darbe girişimi ve sarı yelekler gibi hazırlıklarınızı yaparsınızda, hak hiç boş dururmu? elbette durmaz. Allahta, yeryüzünü yeni bir lidere hazırlıyor. az kaldı, o gün geldiğinde de bu milletin seçtiği liderlere söven, bu topraklara ihanet edenlere merhamet edilmeyecek. örneğin; a101, migros ve bim gibi mağazalara biz ne yapardık? amerikanın vw'a kestiği cezayı keserdik. ne kadar zam yapmışlar adet başına ceza keserdik. kaç adet var kaç mağaza var, çarpardın, 20-30 milyarlık cezayı keserdin. bunu ödeyemeyecekleri içinde bu mağazaları kayyuma devrederdin. bununla ne elde etmiş olurdun? milleti kazıklamak isteyenlerin akıbeti ne oluyor, ibretlik bir vaka oluşturmuş olurdun. iki; enflasyonu sen belirlerdin ve üç; gıda sektörünü küreselcilerin elinden kurtarır, millileştirmiş olurdun. dört; beslenme kültürümüzü korumuş olurdun. bir taşla bir kaç kuş vurmuş olurdun.

serbest piyasa ve bağımsızlık kavramları;
serbest piyasa kavramı bir yalan. serbest piyasa kavramını kullanarak insanları kandırmayın. "serbest piyasa" dediğiniz oluşum belirli temel taşlar üzerine kurulu, örneğin; merkez bankaları, dünya bankası, derecelendirme kuruluşları, borsalar, uluslararası fonlar, uluslararası şirketler, dünya ticaret örgütü vs. şimdi, bu taşların her birini aynı kişiler yönetiyorsa, kuralları ve denetimi bunlar yapıyorsa, bu düzen nasıl "serbest oluyor"? arkadaşlar, şeytan kavramlar ile insanı kandırır. bu oyuna alet olmayın. istedikleri zaman borsalara ve kurlara müdahale ediyorlar, petrol fiyatlarını ihtiyaca göre çıkarıyor veya düşürüyorlar, istedikleri zaman şirketlere ve ülkelere ceza kesiyor ambargo koyuyorlar, swift ve dolar gibi araçları kullanmaya mecbur bırakıyorlar, siz halen serbest piyasadan bahsediyorsunuz, anlaşılır gibi değil. bakınız, amerikan ordusu girdiği her yere, demokrasi getireceğim diye girdi, birleşik milletler tüm milletlerin hakkını koruyacağım vaadiyle kuruldu, hdp sözcüleri demokrasi ve barış kelimelerini hiç ağızlarından düşürmez; şeytan ile hak arasındaki fark ne biliyormusunuz; şeytan sizi güzel sözler ile kandırır, eylemlerine baktığınızda iyiye yönelik hiçbir iz bulamazsınız. ağzından hep barış ve iyilik nareleri akar, eylemleri ise hep kötülük dolu olur. hak ise fazla konuşmaz, hakkın hak olduğunu eylemlerine bakarak anlarsınız. kötü kişi, söz ve kavramlar ile sizi ikna eder, iyi ise eylemleri ile. "serbest piyasa" kavramı, böylesine bir kavram. içeriği boş. kavramın kendisi kulağa hoş geliyor, piyasaya hakim olan aktörlerin eylemlerine baktığınızda ama kötülük ve yüzde yüz kontrol etme, insanları kendilerine biat ettirme eylemlerini görüyorsunuz. serbest, kelimesi ile örtüşmeyen eylemler görüyorsunuz. o yüzden lütfen, bu tür kavramları ekonomi programlarınızda kullanarak bu düzene hakim olanları, kötülüğü meşrulaştırmayın. bu düzen kendiliğinden ortaya çıkmadı. serbest piyasa dediğinizde herkesin serbestçe hareket edebildiği bir düzenden bahsedersiniz, burada durum ama bundan ibaret değil. birileri düzeni kurmuş ve yüzde yüz kontrol etme, kendilerine biat ettirme dürtüleri ile hareket ediyor. bu işin içinde birilerine boyun eğme olduğu içinde "serbest" kelimesi kullanılmaz. örneğin; koç holding, alman markası grundig satın alabildiyse, küresel sistemin bir parçası olduğu için alabildi. ülker holding, godiva markasını satın aldıysa küreselcilere biat etmeye razı olduğu için alabildi. örneğin; siz atak helikopterlerini afganistan satamıyorsanız, devlet olarak küreselcilere boyun eğmediğiniz için satamıyorsunuz. örneğin; merkez bankası ve bağımsızlık kavramı. kocaman yalan.
bağımsızlık kavramı ile bu insanlar, o ülkeden bağımsız olduklarını ima eder, hiçbir yere bağımlı olmadıklarını değil. yani, merkez bankaları ülkelerden bağımsız hareket eder, küresel sistemden bağımsız değil. yani, merkez bankaları devletlere değil küreselcilere bağımlı kurumlar. merkez bankalarını kuran ve işleten küreselcilerdir. erdoğanın, merkez bankasını millileştirememesi affedilir birşey değil. bu kadar büyük bir güce sahip olup, merkez bankasına dokunamaması affedilebilir birşey değil. devlet bankaların yüksek faizlerine müdahale edememesi, merkez bankasın yüksek faizine müdahale edememesi gerçekten affedilir birşey değil. birileri kendisine bağımsızlık ve serbest piyasa kavramlarınını yutturmuş, kendileri arkadan işi götürüyor. erdoğana bağımsızlık naraları okunuyor, arka planda da londra işi yönetiyor. bunlar yüzde yirmi yüzde elli faizler ile milletimizi sömürüyor, erdoğan gibileride; lütfen, yeterince kazıklamadınız, biraz daha kazıklayın diyor. olay bundan ibaret. özetlersek; kim bağımsızlıktan bahsediyor, dokunmayın diyorsa bilinki, yöneten onlar. onlar orasını kurdu, işletiyor, sizinde o çarka çomak sokmanızı istemiyor. günümüz millileşme, kendi düzenimizi ve kendi piyasamızı kurma zamanı. bunun içinde ilk önce kavramları anlamamız ve doğru kullanmamız şart. insanın kurduğu, mehenk taşlarını kontrol ettiği ve istediği zaman müdahale edebildiği bir düzen "serbest" olmaz. insan aklı ile dalga geçmeyin. serbest piyasa dediğiniz zaman, yağmur ve rüzgar gibi, kendi başına hareket eden bir sistemi ima etmiş oluyorsunuz. ekonomide ise yok böyle birşey. derecelendirme kuruluşlarından dünyanın en büyük bankalarına, swift sisteminden petrole, yumuşak güçten sert güce, dünya mal varlığın %97 sine kadar herşey bir zihniyet tarafından kontrol ediyorsa serbest piyasadan bahsedemezsiniz. günümüzde birleşik milletler adında bir kurum ne kadar birleşikse, serbest piyasada o kadar serbest. slogan ve kavramlara değil, icratlara bakın.

sss- melekler insanlar��n yard��m��na ko��arm��

Son yıllarda meleklerin insanları koruduğu ve insanlara dönem, dönem yardım ettiği inancı toplumumuzda büyük bir kabul görmüş durumda. Meleklerin insanlara yardım ettiği ve edebileceği inancı İslami kaynaklı bir inanç değildir, bu batı ve uzak doğu hayat hikayelerinden, filmleri ve felsefi akımlarından esinlenmiş bir inançtır, bunu yazımızın başında belirtelim. Sitemizde böyle bir yazıya yer vermeye karar verdik çünkü bazı insanlar meleklerin yardımı ile hastalıkları tedavi edebildiklerini iddia eder, böyle bir şey mümkünmü? Böyle bir yazıyı ele almamızın bir sebebi daha var, o da; bazıları melekler ile iletişime geçmeyi yaygınlaştırmaya, bunu bir trend haline dönüştürmeye çalışır, bizlerde sizleri bu tuzağa, tehlikeye karşı uyarma ihtiyacı hissettik. Örneğin; batı kaynaklı bir yazar, kendi hayat tecrübelerinden esinlenerek bir kitap çıkarır ve kitabında baş meleğin Mikail a.s’ın olduğunu iddia eder ve Mikail a.s’ın ismini anarak melekleri çağırdığınızda yardımın geleceğini söyler. Ülkemizde de maalesef bazıları bunu sorgulamadan, araştırmadan uygular ve gerçektende bazı şeyler yaşarlar. Baş melek Mikail a.s.’mmı, bu tür inançlar bizler için nasıl bir tehlike içerir, melekler hastalıklarda veya hayatın diğer sıkıntılı anlarında insanın yardımına koşarmı veya onları hizmetçi (hüddam) olarak kullanabilirmiyiz, bu yazımızda bunlara bir açıklama getirme ihtiyacı duyduk, sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz.

Melekler insanın hayatına eşlik edermi?

Yazımızın başında cevaplamamız gereken ilk soru bu; evet, eder. Sağ ve sol omuzunuzda iki melek oturur ve bunlar yaptığınız her işi kayıt altına alır, bu ikisinin dışından iki melek daha size eşlik eder, onların birisi önünüzden gider diğeri ise arkanızdan sizi takip eder.

Bu melekler hayatlarınıza müdahil olurmu?

Hayır olmaz, bu meleklerin bizlere eşlik etmesinin sebebi düştüğümüz yollara ve yaptığımız işlere şahitlik etmek içindir. Onlar hayatlarımıza müdahil olmaz, bizlere hizmet etmelerini beklemek zaten akıl ve mantığa sığan bir olası değil. Bu melekler sadece olaylara şahitlik etmek için size eşlik eder, size hizmet etmek veya sizi sıkıntılarınızdan kurtarmak için yanınızda bulunmaz.

Meleklerin yardım ettiği algısı neden bu kadar yaygın?

Her insanın kendisine göre bir hayat görüşü bulunur ve bizler çoğu zaman dini direktifleri hayat felsefelerimiz doğrultusunda yorumlamaya çalışırız, bizler dini emirlere uymaya değil, dinin bizim yaşantımıza uymasını bekleriz. Bu hadisenin özünde de bu yatar, Rad Süresi’nin 11. Ayeti Kerimesi; “herkes için önünden ve arkasından takip eden melekler vardır, onu Allah'ın emriyle gözetirler,” der. Bu Ayette “gözetir” kelimesi çoğu meallerde “koruma” kelimesi olarak geçer. Tarık Süresi, 4. Ayeti Kerimesi; “hiçbir kimse yoktur ki, üzerinde bir gözetleyici olmasın”, der. Bu Ayette geçen “gözetir” kelimesininde keza farklı meallerde “koruyucu” anlamında arapçadan türkçeye çevrildiğini görüyoruz. İşte bu kelime kargaşasını bazı zihniyetler kendi lehlerine kullanır, onlar bu Ayetleri öne atarak meleklerin insanı korumak ve insana yardım etmek için yeryüzünde var olduğu inancını yaymaya çalışır. Buna bir de yabancı kaynaklı hayat hikayelerini ve felsefi akımlarını eklerseniz ortaya meleklerin sizlere yardım ettiği inancı ortaya çıkar.

Melekler neden insana yardım etmez?

  
1. Meleklerde çağrınıza cevap verecek hür irade bulunmaz

Melekler kendi iradeleri ile hareket edemez, onlar Allahın emri ve buyruğu doğrultusunda konuşur ve hareket eder. Kendi kafalarına, kendi insiyatiflerine göre hareket edemedikleri içinde onlar mahşer günü insan veya cin gibi sorguya çekilmez. Onlar yaptıklarından sorumlu tutulmaz, sorgudan muaftır. Melekler yardımınıza koşamaz çünkü meleklerde hür irade bulunmaz. Kendi kafalarına göre sizin yardım çağrınıza cevap vermeleri veya sizin düştüğünüz duruma üzülerek kendi insiyatiflerini kullanarak size yardım etmeleri tabiatlarına aykırı.

   2. Eğer meleklerde hür irade olsaydı ve yardım çağrılarınıza cevap vermiş olsaydılar, Allaha şirk koşmuş olurlardı

Sayın okurlarımız, ibadetler Allaha yapılır ve sadece Allahtan yardım dilenir! “Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz” (Fatiha Süresi). Eğer siz Allahu Tealayı, yani yaratanı kenara iter ve Mikail a.s’, hatta Peygamber gibi yaratılanlardan yardım talep etmeye başlarsanız, bu sizi şirke sokar, sizi dinden çıkarabilir. Melekler yardımınıza koşmaz çünkü Allahtan değilde meleklerden istiyorsunuz, melekler bu çağrıya cevap verebilmiş olsaydı hem kendileri şirke düşerdi hem sizleri. Allahın izni ile yardım etmezlermi? Siz Allahtan değilde meleklerden yardım istiyorsunuz yani, Allahı yok sayıyorsunuz, Allah neden bu duanızı dikkate alıp melekleri göndersin? Allahu Teala bu duanız üzerine melekleri yardımınıza göndermiş olsa kendi ilkeleri ve yasaları ile tezata düşmüş olur. Benden başkasına dua etmeyin benden başkasından yardım talep etmeyin diyen Allah, kendisinden başkasına yapılan duayı yanıt verirmi sizce? Örneğin; bir türbeyi ziyaret edebilirsiniz ama duanızı ederken, duanızı Allaha edin. Rabbim şu muhterem zatın yüzü suyu hürmetini sıkıntılarıma yardımcı ol, gibisine. O şahsı duanızda anabilirsiniz ama o zattan birşey talep edemezsiniz, ettiğiniz an Allaha şirk koşarsınız! Masumane olarak görünen bir şeyin altındaki tehlikeyi görüyormusunuz? Meleklere edilen dualara meleklerde yanıt verme iradesi bulunmaz, bulunsaydı bile yardım taleplerinize cevap vermezlerdi çünkü, Allaha şirk koşma tehlikesi ile karşı karşıya kalırlardı.

   3. Dua şeklinde bir hata var!

Batı kaynaklı literatür eserlerinden ve felsefi akımlarından esinlenen bazı şahıslar baş meleğin Mikail a.s. olduğunu düşünür ve meleklerden yardım istediklerinde "baş melek Mikail" kelimeleriyle isteklerini dile getirirler. Burada teknik hata şu; baş melek Mikail a.s. değil baş melek Cebrail a.s.’dır. Bu teknik hatadan biz ne anlıyoruz? Bu insanlar bilgilerini İslamdan değil başka yerlerden almakta, bu da bizler için onlardan uzak durmamız için yeterli bir neden. Eğer yanlış kişilerin isimlerini anarak dua ediyor ve bu dualarınıza halen cevap verildiğini görüyorsanız o zaman bu cevabın Allah katından gelmediğini anlamalısınız.

   4. Eğer meleklerde hür irade olsaydı ve yardım çağrılarınıza cevap vermiş olsaydılar, ilahi imtihanı engellemiş olurlardı

“Allah'ın izni olmadan hiçbir musibet başa gelmez...” (Tegabun Süresi, 11. Ayeti Kerimesi). Allahu Teala sizin başınıza gelecek her musibeti bilir, şimdi lütfen bir düşünün; Allahu Teala size bir musibeti takdir ettiyse Allahu Teala beş dakika sonra neden bundan vazgeçsin ve sizi o musibetten kurtarsın? Sıkıntılara sabretmek bir Müslümanı tanımlayan sıfatlardan birisidir. Siz belirli bir sabırdan, bir imtihandan yani o sıkıntı ile bir müddet baş, başa bırakılmadan, ondan ders çıkarmadan, hangi mantığa veya delile dayanarak o sıkıntı gelir gelmez o belanın üzerinizden kaldırılacağını ümit ediyor ve melekleri çağırıyorsunuz? Sizin Allah katındaki ayrıcalığınız ne? Allahu Tealanın sizi sınamak için size bir sıkıntı takdir ettiğini ve meleklerde de bir saniyeliğine hür irade olduğunu varsayalım, sizce melekler sizin yardım çağrınıza cevap vererek Allahın sizin için takdir ettiği sıkıntıyı ortadan kaldırmaya cesaret edermi? Allahın iradesine karşı bir eylemde bulunabilirlermi? Siz böyle bir şeye ihtimal veriyormusunuz?

Not: imtihan edilme hususu bizlere tekrar herşeyin bir tek gücün elinde olması gerektiği gerçeğini hatırlatır. Neden? Eğer olayların kontrolü bir gücün elinde değilde (Allah) birden fazlasının elinde olsaydı, bunların hepsi kendi kafalarına göre yeryüzündeki olaylara müdahale eder, yeryüzünde düzen diye birşey kalmazdı. Birisi sizi cezalandırır, diğeri o cezayı kaldırır, kendi aralarındaki didişme yeryüzünü kaosa sürüklerdi. İsra Süresi, 42. Ayeti Kerimesi; "(Ey Muhammed!) De ki: «Eğer dedikleri gibi Allah ile birlikte ilâhlar olsaydı, o zaman bu ilâhlar Arş'ın sahibine bir yol ararlardı.»". Mü'minun Süresi, 91. Ayeti Kerimesi; "Allah evlat edinmemiştir; O'nunla beraber hiçbir ilâh da yoktur. Aksi takdirde her ilâh kendi yarattığını sevk ve idare eder ve bir gün mutlaka onlardan biri diğerine galip gelirdi. Allah, onların yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir."

Not: evet, cinler insanların hayatlarına, sıkıntılarına müdahale eder ancak bu, bu müdahalelerin ilahi takdir dışında gerçekleştiği anlamına gelmez, ilahi takdir her şeyi kuşatır. Bakara Süresinde büyü ve sihirden bahsedilir, bu Ayet; “...fakat Allah'ın izni olmadıkça bununla kimseye zarar veremezlerdi..”, der (Bakara Süresi, 102. Ayeti Kerimesi). Cinler insanlar gibi hür iradeye sahip ve kendi kafalarına göre insaların hayatlarına müdahale edebilir. Kötü bir insanda size kötülük yapmak isterse bunu yapabilir ancak, cinler ve insanların müdahaleleri ilahi takdir onay verirse gerçekleşir, vermezse bunlar niyette kalır, onlara o niyetlerini gerçekleştirebilecek imkan verilmez. Herkes neyi hak ediyorsa onu görür, bazılarınız bir cinni hak ediyor olabilir, bazılarınız ise mülayim, güzel bir insanın yardım elini.

   5. Eğer meleklerde hür irade olsaydı ve sizin yardım çağrılarınıza cevap vermiş olsaydılar, dünyadaki olayların Allah’tan habersiz oluştuğu izlenimi doğar, o inancın yayılımına vesile olurlardı

Meleklerden yardım isteme inancı bu dünyanın tesadüfler üzerine kurulu olduğuna inanır, hiçbir ön takdirin olmadığı, olayların rastgele yaşandığını savunur. Bu inanç İslam inancına terstir; “yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu Allah'a göre kolaydır.” (Hadid Süresi, 22. Ayeti Kerimesi). İslam inancına göre her olay Ilahi takdir sonucu gerçekleşir. Allahu Teala eğer sizin için bir olayı takdir eder ve olay vukuu bulduktan beş dakika sonra meleklere size yardım etme emri verirse, bu Allahu Tealanın tutarsız hareket ettiği, kendi kararları ile tezat duruma düştüğü izlenimini doğurur veya yeryüzünde yaşanılan olaylardan haberi yokmuş algısının oluşmasını sağlar. Meleklerin insanların yardımına koştuğu görüşü iki inancın yayılımını amaçlar; birincisi meleklerin ilahi emre tabi olmadan, kendi kafalarına göre hareket edebildiği ve ikincisi yeryüzündeki olayların Allah’tan habersiz, tesadüfen geliştiğini. Bu iki inançta İslam dinin özüne terstir, bu iki inançtan hangisine inanırsanız inanın, bu ikiside sizi küfre sokar, imandan çıkarabilir o yüzden lütfen nelere inandığınıza çok dikkat edin.

   6. Meleklere Peygamberlerin yardımına koşma izni verilmemişken neden size verilsin?

Melekler İnsanoğlunun hayatına müdahale etmez, bunun en güzel örneği Peygamberlerin hayatları. Örneğin; peygamberimiz sav’ın hayatında meleklerin gökten indiği dönemler oldu ancak bu melekler Müslümanların yardımına indi, peygamberimizin şahsi yardımına değil. Bedir savaşında melekler Müslümanların yardımına indi ama taife’te peygamberimiz sav taşlanırken kendisine yardım edilmedi. Eğer iddia edildiği gibi meleklere insanların yardımına koşma izni verilmiş olsaydı, onlar ilk önce peygamberimiz sav o taşlara karşı korurdu. Eğer iddia edildiği gibi meleklere insanları koruma görevi verilmiş olsaydı, yeryüzünde kimse tecavüze, cinayete, haksızlığa maruz kalmazdı. Eğer meleklere insanları korumalarına yönelik küçücük bir izin verilmiş olsaydı, melekler ilk önce yusuf as'ın yardımına koşar onu kuyudan çıkarır, yunus as'ın yardımına koşar onu balığın karnından kurtarır, eyüp as'ın yardımına koşar onu yıllarca yatalak kalmaktan kurtarır, İsrailoğulların katliamına uğrayan onca peygamberin yardımına koşardı. O mübarek insanlara yardım edilmediyse, siz kimsinizde melekler sizin yardımınıza koşsun?

Merakınız sizi saptırmasın

İnsanoğlunun kanatlı yaratıklara, bilim kurgu filmlerine, farklı dünya ve farklı varlıklara yönelik hep bir ilgisi olmuştur. Bu merak masumane boyutta kaldığı müddet sorun yok ama bu merak insanı dini yönden saptırma boyutuna giderse burada dikkatli olmalıyız. Bakınız yeryüzünde melek görme arzusunda olan insanlara Allahu Teala ne tür cevaplar verir; “bir de «şuna bir melek indirilse de görsek?» diyorlar. Eğer öyle bir melek indirseydik muhakkak iş bitirilmiş olur, kendilerine bir an bile göz açtırılmazdı! Eğer peygamberi bir melek kılsaydık muhakkak ki onu insan sûretine sokar onları yine düşmekte oldukları kuşkuya düşürürdük” (En’am Süresi, 8-9. Ayeti Kerimeleri). “Dediler ki: "Bu elçiye ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dolaşmaktadır? Ona, kendisiyle birlikte uyarıcı olacak bir melek indirilmesi gerekmez miydi?" (Furkan Süresi, 7. Ayeti Kerimesi). “Kendilerine doğru yolu gösteren peygamber gelince, insanların iman etmelerine engel olan sebep sadece: «Allah bir insanı mı Peygamber gönderdi?» demeleridir. Şöyle de: “- eğer yeryüzünde, yürüyüp duran Melekler olsaydı, elbette onlara da gökten melek bir peygamber gönderirdik" (İsra Süresi, 94-95. Ayeti Kerimeleri). Bu Ayetlerden anlıyoruzki; eğer meleklere insanların hayatlarına müdahele etme izni verilmiş olsaydı, o zaman iş bitirilmiş olur kıyamet kopardı çünkü meleklerin gökten inişi ve insanların melekleri görmesi mahşer günü için öngörülmüş bir olay. İkincisi; yeryüzünde dolaşan melekler olsaydı onların yardımınada melekler koşardı ama yeryüzünde dolaşan insan olduğu için yardımınıza melek değil insan koşar. Üçüncüsü; eğer peygamberimiz sav ve onca sıkıntı yaşayan peygamberlerin yardımına melekler koşmadıysa, bizler kimizki bizlerinkine koşsunlar?

Melekler çağrılarınıza cevap vermez, cinler verir, lütfen bu oyunu gelmeyin

Sayın okurlarımız batı kültüründe yaşayan birisi evinin bir köşesinde nurani ışıklar gördüğü an aklına ilk melekler geliyor olabilir. Meleklerden yardım edinme inancını onların kültüründe doğal ve belki anlayışla karşılayabiliriz çünkü onların kültüründe cinler diye bir varlık yok. Onlar insan boyutu dışından birisi ile temasa geçtiği an, akıllarına ilk melekler veya uzaylılar geliyor olabilir ama siz daha iyi bilmelisiniz, sizin aklınıza anında cinlerin oyunu, cinlerin parmağı gelmeli. Melekler insanı gözetler, bu doğru bir inanç ancak meleklerin size hizmet edeceği, sizi sıkıntılardan kurtaracağı inancı batıl bir inançtır, lütfen bu tür inançlara kanmayın. Eğer başınıza gelen bir musibetten kurtulmak istiyorsanız, o musibet size laik görülmeden hal ve hareketleriniz ile önleminizi alın. Olay yaşandıktan sonra ilahi yardımı bekliyorsanız, çok sabırlı olun çünkü ilahi yardım son nefesinizde gelir, sıkıntı başlar başlamaz gelmez.

Allahın ismini anarak meleklerden yardım istesek o zaman melekler devreye girermi?

Hayır, girmez. Bizler sebepler dünyasında yaşıyoruz, elbette sıkıntılarımıza çözüm arayacağız ve elbette birileri bir şeylere vesile olacak ancak melekler bu sebepler dünyasının dışında olan varlıklar. Eğer yeryüzünde gezen ve dolaşan melekler olsaydı yardımada melekler koşardı, olmadığına göre lütfen melekleri beklemeyin. İkincisi, dua ederken lütfen duanızda şartlar koşmayın; yardımıma melekler koşsun, yardım şu şartlar altında gerçekleşsin ve şu zaman dilimi içinde oluşsun gibisine. Dualarda şartlar koşmanız duanızın kabülünü zorlaştırır. İlahi yardımı hak ediyorsanız, Allahu Teala takdir ettiği kişiyi, takdir ettiği vakit ve saatte ayağınıza gönderir. “De ki Rabbim size ne kıymet verir duânız olmasa?...” (Furkan Süresi, 77. Ayeti Kerimesi). Allahu Teala’ya dua etmek bir Müslümanın en temel görevi ancak dua ederken lütfen haddimizi bilelim, biz kimiz melekler kim!