• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

islamda denklik varmı?



İnancımızdaki hurafeler

Soru: İslamda denklik varmı?
Cevap: Evet, var. Fakat bu denklik sizin bahsettiğiniz denklik değil.


Denklik maneviyatta yatar

Allah çiftler arasında bir denklikten bahseder, fakat bu denklik sizin hocalarınızın bahsettiği denklik değil. Sizin bahsettiğiniz denklik zenginlik ve makam gibi dünyevi zenginliklerle ilgili, Allahın bahsettiği denklik ise manevi değerlerle ilgili. "Şüphe yok ki müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mümin erkeklerle mümin kadınlar, itaat eden erkeklerle itaat eden kadınlar, sadık erkeklerle sadık kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, mütevazi erkeklerle mütevazi kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkeklerle ırzlarını koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkeklerle Allah'ı çok zikreden kadınlar var ya, işte onlar için Allah bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır" (Ahzab Süresi; 35). İslam dini bizlere kiminle evlenecebileceğimizi çok açık bir şekilde anlatmış, eğer İslamda denklik adında birşeyden bahsedecekseniz o zaman sabırlı erkek ile sabırlı kadın, zina eden erkek ile zina eden kadın, zikir çeken erkek ile zikir çeken kadın, itaatkar erkek ile itaatkar kadın gibi Ayetlerin belirlediği denkliğe bakın ve ona göre çocuklarınızı evlendirin. Mutlu ve huzurlu bir evliliği ancak bu size sağlayabilir. Örneğin; Allahu Teala mümin erkeği mümin kadına laik görür. Mümin bir insanın tanımını yaparkende siz zengliği veya sosyal sınıfı buna dahil ediyormusunuz? Etmiyorsunuz! Etmiyorsanız, neden Müslümanları sosyal sınıflara ayırmaya, İslamın içinde bir kast sistemi oluşturmaya çalışıyorsunuz? Peygamberimiz sav bunun için gelmedimi, zengin ile fakir arasındaki ayrımı ortadan kaldırmak için, köle ile sahibi arasındaki farkı ortadan kaldırmak için, beyaz ile zenci arasındaki farkı ortadan kaldırmak için? Evet, bunun için geldi. Peygamberimiz sav geldi ve maddiyata dayalı tüm ayrıcalıkları tüm sınıfsal farklılıkları ortadan kaldırdı. Siz şimdi niye bunu tekrar İslamın içine sokmaya, toplumu peygamberimiz sav öncesine götürmeye çalışıyorsunuz? Bu tür hurafeleri İslamın içine sokan ve bunu yayan herkesi Allaha havale ediyoruz. Değerli dostlar; müminliğin tanımında ırk, ten rengi, yöre, eğitim düzeyi veya sosyal sınıf varmı? Yok. Bu ne anlama geliyor? Mümin birisiyle evlenecekse, dünya kendisinin aday havuzu, yeterki evleneceği kişi mümin olsun. Olayı anladınızmı? Müminler nerede olurlarsa olsunlar Kur'an-ı Kerime göre yaşarlar.
Dünyadaki bütün müminler Kur'an-ı Kerime göre yaşadığı için, bir mümin nereye gelin veya damat giderse gitsin, sosyal sınıfa ve eğitime bakmaksızın orada kendisini ana evinde gibi hisseder o kişilerede bunu hissettirir. Sizlerin ilişkileri yürümüyorsa bu zengin fakir ayrımından değil, Allahın belirlediği kriterlere göre hareket etmediğinizden. Siz yeryüzü kriterlerine (mal mülk eğitim vs) göre evleniyor ve evlendiriyorsunuz. İslamla ilgisi olmayan şeylerde batmaya mahkum. Evliliklerinizin battığı gibi.

Denklik dünya nimeterinde yatmaz

İslamda denklik var deyip, bu denkliği dünyevi makam ve mevkilere göre tanımlayan güya alimler, en basit tabiri ile halt işlemiş. İslama denkliği sokanlar ya art niyetli ya da İslamdan nasibini yeterince almamış tipler. Üzücü olan, günümüzde bunu halen savunan ve bunu fetva olarak yayanların var olması. Öyle bir toplumuzki, bir alimin sözünü sorguya açmayı büyük bir saygısızlık olarak görüyoruz. Onlar söylediyse mutlaka doğrudur diyoruz, biz kimizki onların kusurlarını tespit edebilelim diyor ve biata geçiyoruz. Onları her türlü sorgu ve sualden muaf tutuyoruz. Halbuki onların bir ömürde çözmeye çalıştıkları sırları biz bir gecede googlede öğrenebiliyoruz. Onların 40 yılda öğrendikleri bilgileri biz 4-5 yıllık üniversite hayatımızda rahatlıkla öğrenebiliyoruz. Onlar tasavvuf, hadis, meal okuduysa, biz fizik ve kimya okuyoruz. Onların hayal bile edemediği ilimleri öğreniyoruz. Niye kendimizi ve çağımızı bu kadar küçük görüyoruz? İlim açısından biz onlardan çok ama çok daha üstünüz.
Onların hayal edemediği ilimlere vakıfız, neden onların yanlışlarını dile getirmekten korkuyoruz? Geçmiş alimlere saygı gösterin ama lütfen onları kutsamayın. Onların eserlerini kusursuz bir eser olarak görmeyin. Yeryüzünde kusursuz ve tamamlanmış tek bir eser var, o da Kur'an-ı Kerim. Onun dışında, yani tüm beşeri eserler eksik ve yanlışlarla dolu, tamamlanmaya ve düzeltmeye muhtaçtır. Lütfen ilminize güvenin ve bin yıldır gelen yanlışları düzeltin, eksikleri tamamlayın. Bunların bin yıl daha ayakta kalmasına izin vermeyin.

İlimler bir ruh birde bedenden oluşur

Bazı ilimler vardır o ilimler size maddeyi gösterir, olayın kendisini anlatır, bazı ilimlerde maddenin arkasını olayların perde arkasını size anlatır. Birisi gösterir birisi anlatır. Pozitif ilimler olayı size gösteren ilimlerdir, bunlara biz ilimlerin bedeni deriz. Gözle görülür ne kadar icat varsa bunlar pozitif ilimler sayesinde elde edildi. Pozitif ilimler bir bilgiyi bir bedene bir şekle sokar ve sizin için görünür hale getirir. Birde ilimlerin ruhu vardır, örneğin; tarih, felsefe, sosyoloji, psikoloji veya tasavvuf ve hadis. Bunlarda size olayların perde arkasını anlatmaya çalışır, gördüğünüz yaşadığınız olayı size anlamlandırmaya çalışır. Geçmiş alim ve eserlerde yaşadığımız olayda bu, onlar dönemin bilgileri doğrultusunda o bilgileri insanlar için anlamlandırmaya çalıştı, varolan Ayet ve inançlara kendi yorumlarını ekledi. Kendilerince olayların perde arkasını size anlatmaya çalıştı. Bunuda ellerinde somut bir bilgi olmadan yaptılar yani pozitif ilimler olmadan. Ellerinde somut bilgiler olmadan bu eserleri ortaya çıkarmaları ne kadar çok takdiri hak ediyorsa, bu eserlerin bir o kadarda eksik ve yangılar içinde olduğunuda göz önünde bulundurmalısınız. Yazılan eserleri tabulaştırma yerine onların yanlışlarını düzeltin eksiklerini tamamlayın. Bizi üzen birilerin bin yıl öncesi birşeyleri uydurması değil, bin yıl boyunca bu bilgilerin update yapılamaması
yani geçmiş alimlerin bilgilerinin üstüne bir taş koyulamaması, o bilgilerin içindeki yanlışlar elenememesi. Örneğin; denklik. Denklik İslam inancına İslamın tüm değerlerine zıt bir uygulama, buna rağmen bin yıl boyunca ayakta kalmayı başarmış. O alimler veya bunu yayanlar veya buna dur demeyenler, sanmayınki bunlar bundan hesaba çekilmeyecek?

İslam dinin iki yüzü

İslam dinin iki yüzü var, birisi ahiret hayatı ile ilgili diğeri ise yeryüzü ile ilgili. Ahiret hayatıyla ilgili yüzü Allahın ve ahiret hayatın varlığını anlatır. İslam dinin yeryüzü ile ilgili boyutu ise kardeşliğimize vurgu yapar. Mal ve eğitim, hür ve köle, beyaz ve zenci gibi farklılıkları ortadan kaldırıp bizi birbirimize kardeş kılar. Denklik kavramıda tam bu kardeşliğimize hançeri sokuyor. Allah ve resulünün ortadan kaldırmaya çalıştığı herşeyi tekrar canlandırmaya çalışıyor. İslam dini bizi kardeş yapmak, zengin fakir gibi dünyevi farklılıkları ortadan kaldırmak için uğraşıyor, siz ise bu farklılıklarımıza vurgu yapıyor, bu farklılıklarımız doğrultusunda yaşamamızı emrediyorsunuz. Doğduğunuz ortamın içinde kalmak sizin için daha hayırlıdır diyorsunuz. Birileri hintlilerin kast sistemine benzer bir uygulamayı İslama sokmaya çalışıyor, sizde İslam dinin içinde bunun gerçekleşmesi için uğraşıyorsunuz. Ne diyelim size şimdi? Ahmakmı, cahilmi ne desek hak ediyorsunuz. Hangi sınıfa hangi yörenin içinde hangi ırka doğduysanız oradan biriyle evlenin bu sizin için daha hayırlıdır demeye getiriyorsunuz. Bunuda sinsi fetvalar ile yapıyorsunuz. Elinizde olsa haram deyip İslamı mezheplerinde ötesinde zengin fakir, orta sınıf üst sınıf alt sınıf gibi farklı farklı guruplara ayıracaksınız. Yaptığınız bu halt geçekten çok büyük bir halt, o yüzdende bu konuyu duyar duymaz bir yazı kaleme alma ihtiyacı hissettik. Arkadaşlar; İslam dini bizi gizemde bırakmamış, kimin kiminle evlenebileceğini söylemekle kalmamış, aynı zamanda kimlerin bize yasak olduğunuda belirtmiş; "zina eden erkek ancak, zina eden veya Allah’a ortak koşan bir kadınla evlenir. Zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya Allah’a ortak koşan bir erkek evlenir. Bu, mü’minlere haram kılınmıştır" (Nur Süresi; 3). Size iki Ayet gösterdik birisinde kiminle evleneceğimizi söyleyen, diğerinde de kiminle evlenmemiz gerekeni söyleyen, bu iki Ayetin herhangi bir yerinde makam ve mevkiden bahsediyormu? Bahsetmiyor. Allah böylesine kriterler koymamışken siz niye kouyorsunuz?

"Hocam ama, zengin bir ailede büyüyen bir kız fakir bir ailede zorlanır veya üniversiteli bir kız ile liseli bir erkek evlendiğinde bu da o ilişkiyi zorlar. Alimlerin bunlara değinmesi o kadarda yanlış değil aslında", diyorsanız.

Değerli dostlar; zengin bir kadın fakir bir aileye gidiyor ve o ilişki yürümüyorsa bilinki ya o kadın mütevazi bir kadın değildi ya da gelin olarak gittiği aile değildi. Eğitimsiz bir oğlan eğitimli bir kadınla evleniyor ve o ilişki yürümüyorsa ya o oğlan itaatkar biri değildi ya da o kadın. "Şüphe yok ki müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mümin erkeklerle mümin kadınlar, itaat eden erkeklerle itaat eden kadınlar, sadık erkeklerle sadık kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, mütevazi erkeklerle mütevazi kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkeklerle ırzlarını koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkeklerle Allah'ı çok zikreden kadınlar var ya, işte onlar için Allah bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır" (Ahzab Süresi; 35). Kimin kiminle bir araya gelmesi gerektiğini Allah net açıklamış, anlamanız için daha ne istiyorsunuz? Boşanma davalarını açıp bir bakın, boşananların çoğunluğu aynı sosyal sınıfta olan kişilerden çıkıyor. Boşanma davaları aynı mahallede doğan aynı üniversitede okuyan aynı mesleği paylaşan aynı sosyal sınıfta olan kişiler arasından çıkıyor.
Yani denkliği tavsiye eden şıhlarınız yanıldı, kusursuz gördüğünüz hocalarınızın tavsiyeleri tutmuyor. Daha ne kadar bu
saçma, İslama aykırı denklik kriterlerinde israr edeceksiniz? Ne zaman bu hocalarınızı sorgulamaya başlayacaksınız? Orta sınıfsanız orta sınıftan biriyle evlenin fetvasını verdiler, sonuç; boşanan boşanana. Verdikleri her fetva ile hayatınız bir adım daha kötüye gidiyor, ne zaman onları sorguya açacaksınız? Hocalarınız Allahın belirlediği kriterleri kenara koyup kendi kriterlerini uyguluyor ve hayatınızı size zindan ediyor, ne zaman buna dur diyeceksiniz? Körü körüne biat, hiçbirinizin aklınada Allah ne diyor bu konuda acaba, bir de Allahı dinleyelim sorusunu sormak gelmiyor. Allahın kriterlerine göre hareket etmediğiniz zamanda ne olur, o düzen çökmeye mahkum olur. Öylede zaten, boşanan boşanana.

Namaza dikkat!

Allahu Teala Ahzap Süresi 35'de kimi kime laik gördüğünü anlatırken, dikkat ettiyseniz namazı bir kriter olarak saymamış. Sizde evlenirken lütfen namazı olmazsa olmaz bir kriter olarak saymayın.
Neden? Namaz ben merkezli bir ibadet, kişi ile Allah arası bir ibadet, ibadetin amacı kişiyi Allaha yakınlaştırmak. Namazın amacı kişiyi tüm insanlık ve dünyadan soyutlayıp Allaha çekmek. Dolayısıyla namaz ibadetinden kişinin kendisi dışında kimse nemalanamaz. Namaz ibadetini bireylerin yaptığı bir spor dalı olarak görün, evlilik ise bir takım oyunu. Ben değil biz demeniz gereken, Allah değil ailem demeniz gereken, ahiret değil yeryüzü demeniz gereken yani farklı meziyetleri sahaya sürmenizi şart koşan bir ortam. Allahta ahzap süresi 35 ile hangi meziyetleri ortaya sürmeniz gerektiğini anlatır. Namaz kılan bir kişi takım oyununa uygun olmayan vasıfları üzerinde taşıyabilir, o yüzden Allah dış görüneme değil, kişinin içine bakın der. Özetlersek; Allah ahlaki kriterleri ön planda tutmuş, evlendiğinizde sizde ahlaki kriterleri ön planda tutarak seçiminizi yapınız. Örneğin; sabır, itaatkar, mütevazi olmak gibi. Günümüzde bir çok muhafazakar aile evlilik kriteri olarak namazı belirliyor, lütfen bunu yapmayınız, pişman olursunuz. Allah namazı bir kriter olarak almamış, sizde almayın. Namaz kılıyor diye birisiyle evlenip hayatı zindan olan okurlarımız, ne demek istediğimizi çok iyi bilir. Mütevazi ve sabırlı bir erkek namaz kılandan daha hayrlıdır, bilginize. Mütevazı ve sabırlı, üstüne bir de namaz kılıyorsa, o zaman piyangoyu vurdunuz, kaçırmayın kısmetinizi. Namazın şöyle bir özelliği var arkadaşlar; namaz ile Allah insanları ifşa eder. Kişinin içindeki özellikleri açığa çıkarır. Kişi iyi ise bunları açığa çıkarır, bu özellikerin zirve yapmasını sağlar, kişi kötü ise o kötülüğü açığa çıkarır. Bir kişinin namaz kılması şahane, içinde güzel ahlak varsa ama. Aksi takdirde o namaz kişinin kötülüklerini sürekli dışa vurar. Namaz insanı ifşa edici özelliğe sahip olduğu için zaten, vahiy iner inmez namaz farz kılınmadı. Allah ilk önce insanların iç dünyalarını temizlemesi için kendilerine mühlet tanıdı, belirli bir ahlak hak ve hukuk düzenin kalplere yerleştiğini gördüğü zaman namazı farz kıldı.