• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

ka'de-i ûlâ ve ka'de-i ahîre de şehadet parmağını kaldırmak sünnetmi?


İbadetlerimizdeki hurafeler


Soru: namazların her oturuşunda (kaidesinde) “ettehiyyatü” nün sonunda kelime-i şahadeti okurken sağ elin şehâdet parmağını kaldırmak sünnetmi?

Cevap: hayır. Bu hareket bir hurafe. Neden? Değerli dostlar Allahu Teala ibadetlerimizi çok sade bir halde indirmiş. Farz kılınan ibadetlere bir bakınız, hepsi çok sade. Sade olmasının üç ana sebebi var, bir; Allahu Teala sadeliği sever. Sadelik aşırılığın zıttıdır. Sadelik Allahı temsil eder, aşırılıkta şeytanı. İki; Allahu Teala ibadet ettiğinizde fiziki hareketlerin değil, huşunun ön planda olmasını ister. Minimum terleme maksimum odaklanma. Minimum hareket maksimum saygı. Farz kılınan ibadetlerimizde fiziki hareket asgaride tutularak Allahın huzurunda durduğunuz bilinci yerleşsin, Allahın huzurundaymış gibi huşu ve derin saygı içinde olmanız istenmiş. Üç; ibadetlerimiz sade tutulmuş çünkü Allahu Teala biliyorki bir ibadet ne kadar fiziki hareket içerirse, insanlar en az 10 hareket uydurup buna dahil edecek. Örneğin; şiilerin secde edecekleri yere taş koymaları. Örneğin; alevilerin cem yapma şekli. Siz kuralları önden belirlemezseniz, herkes kafasına göre birşey uydurur, bunun önünede geçemezsiniz. Kuralları önden belirlemeniz gerekiyor, Allahu Tealada önden belirlemiş. Şekil içeren ibadetlerimizi farz haline getirmiş. Her gün her yıl aynı ibadeti farz kılmış. Bu neyi sağlıyor? Tekrarı. Tekrar ne yapar? O şeyin değişimine engel olur. Örneğin; çalışan bir motorda değişiklik yapamazsınız, yapabilmek için onun durdurmanız gerekiyor. Namazın günde beş defa yapılmasıda, onda değişklik yapmayı imkansız hale getiriyor. Ufacık değişiklik yapmaya kalkıştığınızda cemaat bunu hemen fark eder ve itirazını koyar. Farz kılınan ibadetlerimizin 1500 yıl bozulmadan ayakta kalmasının sebebi bu.

Bu insanlar ne için şehâdet parmağını kaldırıyor?

Hikayeye göre, Adem as cennette var edildiğinde iki kürek kemiği arasında peygamberimiz sav nurunu taşıyormuş. Meleklerde o nuru görmek için sürekli Adem as'ın arkasında toplanıyor arkasından yürüyorlarmış. Adem as bir müddet sonra bundan rahatsız olmuş ve nurun bedenin ön tarafına alınmasını istemiş. Allahu Tealada o nuru almış ve alnın ortasına koymuş. Bir müddet sonrada Adem as o nuru görmek istemiş Allahu Tealada o nuru almış ve bu sefer şahadet parmağına yerleştirmiş. Hikaye bu. Namaz kılarken şehâdet parmağını kaldıranlarda peygamberimiz sav'ın o nurunu görmek o nura saygı göstermek niyetine kaldırıyor. Yani niyet iyi, hatta o kadar ince düşünüyorlarki parmağı kaldırırken Allah ile peygamberimizi eşit tutmamak için "lâ ilâhe illâllâh" derken parmak yukarıda, "muhammedin resullah" derken aşağıya doğru indiriyorlar.

Bu inceliği bile düşünmüşler ne sorunu var burada?

Hurafenin içinde incelik o şeyi hurafe olmaktan çıkarmaz. Örneğin; hırsızlık yapacaksınız ama ben iyilerden değil kötülerden çalıyorum diyeceksiniz, İslam dini böyle incelikleri kabul etmez. Hangi şartlar altında olursa olsun haram haramdır, hurafede hurafe. Namazda işaret parmağını kaldırmanız neden hurafe aslında bunun sebebi çok basit, bu yazıyı okuduğunuzda sizde "ahh, ben ne eşekmişim" diyeceğinize eminiz. Şimdi, namaz ne zaman indirildi? Miraç gecesinde. Namaz bizim neyimiz, o zaman? Miracımız. Miraçda da ne oldu? Allahla buluşma gerçekleşti. Namazda ne oluyormuş, o zaman? Allahla buluşma gerçekleşiyormuş! "Ben ne eşekmişim" diyeceğiniz an geliyor şimdi; siz namazda şehâdet parmağınızı kaldırdığınızda ne yapmış oluyorsunuz biliyormusunuz? Siz Allahın huzurundayken peygamberimizi arzulamış oluyorsunuz. Olayın garabetini şimdi daha iyi anladınızmı? Siz namazda şehadet parmağını kaldırarak Allahın huzurunda peygamberimiz sav düşünmüş ve arzulamış oluyorsunuz! Eşekliği görüyormusunuz? Siz ne kadar çok şu kelimeye kadar parmağımızı kaldırıyor, şu kelimeye varmadan indiriyor desenizde, bunu namazda yapıyor olmanız sizi şirke sokuyor. Neden? Allah makamını kimseyle paylaşmaz. Anladınız! Şunuda anlamış değiliz, peygamberimizi düşünecek başka bir vakit bulamadınızda Allahın huzuruna çıktığınızdamı düşünmeye karar verdiniz?

Sünnet olamazmı?

Sünnet olması mantığa aykırı. Sünnet dediğinizde peygamberimiz sav bunu yaptı demeye getiriyorsunuz, peygamberimizde herhalde kendi nurunu görmek için işaret parmağını kaldırmamıştır. Bunu yapsaydı nefsine kibrine yenik düşmüş olurdu. Böylesine bir egoda peygamberimiz sav'da yoktu. Birileri işaret parmağını kaldırıyor ve bu sünnet diyorsa, o zaman o kişilere sorun bunu ne için yapıyorlar, peygamberimiz sav nuru için yapıyoruz derlerse, bunun bir sünnet olamayacağını oradan anlarsınız. Peygamberimiz sav'ın kendi nurunu görmek için
işaret parmağını kaldırdığını düşünmüyorsunuzdur herhalde.

İslam "alimleri" bunu yüzyıllardır sünnet diye Müslümanlara nasıl yutturdu, o zaman?

Biat kültürü ve şıhları kusursuz, hatasız bir makama oturtmalarından ötürü. Tarikat ve cemaatlerde sorgulama kültürü yok ve şıhlar maalesef kutsallaştırılıyor. Cemaat ve tarikatı yönetenler, bundan nemalanlar öyle bir fısıldı yayıyorlarki sanki şıhları her gün peygamberimiz sav hatta Allahla sohbet ediyor ve onlardan talimat alıyor. Allahtan ve peygamberimiz sav'dan talimat aldığına inandığınız zamanda şıhları sorgulamayı bırakırsınız, yaptıkların altında hikmet var, bizim aklımız bunu anlamaya ermez demeye başlarsınız. Konu aslında çok basit, bir o kadarda saçma. Buna rağmen bu uygulama günümüze kadar gelebildi. Şıhların yobazlığı ve halkımızda bir sorgulama kültürü olmaması maalesef bu tür hurafelerin günümüze kadar gelebilmesine sebep oldu. Biz şahsen öbür dünyada bu alimlerin yerinde olmak istemezdik. Bunların sorgulanması çok çetin geçeceği çok aşikar.

Peygamberimiz sav nuru için değilde, Allahın varlığına işaret etmek için yapılmış olamazmı, sonuçta "lâ ilâhe illâllâh" derken parmak kaldırılıyor?

Peygamberimiz sav bu niyetle olsada yapmış olamaz, çünkü namazın kendisi zaten bir şehadet getirme. Bu neye benzer, birisiyle yüz yüze görüşme yaparken o kişiyi telefonla aramaya benzer. İki; ibadetler asgari hareketsizlik maksimum huşuya dalma üzerine kurgulanmış. Ne kadar çok kıçınız sağınız solunuz hareket ederse, o kadar çok Allaha saygısızlık etmiş olur o kadar çok kendinizin ve çevrenizdeki insanların ibadete odaklanmasına engel olursunuz. Üç; ibadetlerimiz sadelik üzerine kurulmuş ve bunun şekil ve şemali belirlenmiş. Siz eğer ibadetlerde gözleri veya kaşları parmakları, o veya şu niyetten ötürü hiç fark etmez oynatmaya başladığınızda bunun önünü alamaz, daha nice hareketleri namaza ve diğer ibadetlerimize eklemeye başlarsınız. Şiilerin secde ettikleri yere taş koymaları, namaz kılarken yani Allahın huzurundayken kendilerine acı vermeleri gibi. Hem Allahın huzurundasınız hem kendinize acı veriyorsunuz. Garabeti görüyormusunuz? İşte tehlike bu, ibadetlere yapılan bu tür eklemeleri meşru görmeye başlarsanız bunun önüne geçemezsiniz. Herkes sağından solundan birşey eklemeye başlar, buna karşı çıktığınız zamanda sizde yapıyorsunuz ama yanıtını alırsınız. Sizinki meşruysa bizimki niye meşru olmasın yanıtını alırsınız. O yüzden, hurafelerin önünü açmamak Allaha saygısızlık etmemek ve huşuya dalmaya çalışan insanların konsantrasyonunu bozmamak için sadelikten şaşmayın.

Hocam böyle detaylara takılı kalmayalım, iy niyetle yapılmış, üzerinde durmaya gerek yok

Bakın arkadaşlar, ülkeler neden sınır güvenliklerine önem verir? Buna bir cevap olarak bir çok şeyi sırayabilirsiniz değilmi? Bilhassa Türkiye gibi sınırları tehdit altında olan ülkeler neden sınırlarına duvar örer? Bu soruyada çok güzel ve mantıklı cevaplar verebilirsiniz değilmi. Siz sınırlarınızın her metrekaresine önlem alırken diyormusunuz; binlerce km sınırımız var, şu beş metreyi de görmemezlikten gelsek ne olur? Demiyorsunuz. Sınırınızın her santimini güvence altına alıyorsunuz. Biliyorsunuzki düşman sınırda tetikte bir açığınızı yakalamak için bekliyor. Bu hassasiyeti neden dininizde göstermiyorsunuz? İslam dinide bir ülke,
İslam dininde sınırları var İslam dinide kendi ülkeniz gibi içten ve dıştan saldırı altında. Siz ülke sınırlarınızı savaşla belirliyorsunuz Allahta dinin sınırlarını vahiyle bildiriyor. Siz eğer Allahın vahiyle belirlediği sınırları korumaz, her küçük tecavüze ne varmış bunda derseniz bilinki zaman içinde o tecavüzler büyüyecek, ibadetlerinize yapılan o küçük eklemeler zaman içinde büyük eklemelere dönüşecek. Bir ülkenin sınırında bir gedik açıldığında o ülkeyi bir iç savaşa sürükler ve toplumsal düzeni bozar, İslam dininde ise küçük gedikler hurafelere ve dinin bozulmasına sebep olur. Elbette işaret parmağı olayını ciddiye alacağız, çünkü Allahın vahiyle belirlediği namaza ekleme yapıldı. Allahın belirlediği sınırlar tecavüze uğradı. Biz bugün bu tecavüzlere dur demezsek, bu gedik oluştuğu an bunu kapatmazsak, bu gedik gittikçe büyüyecek ve bir gün kontrol edilemez boyuta gelecek. Herkes Allahın belirlediği sınırlara tecavüz edip, Allahın ibadetlerine sağdan soldan eklemeler yapacak. Vahiyle aktarılan ile uygulanan birbirinden çok farklı hale gelecek. Vahiy bozulduğu zamanda ne olur? Allahın azabı üzerimize hak olur!

Özetlersek:
namaz kılarken her oturuşunuzda işaret parmağınızı kaldırmanız, ne nedenden olursa olsun sünnet olamaz. Peygamberimiz sav bunu kendi nurunu görmek için yapmış olamaz çünkü bu ego olurdu bu da peygamberimiz sav' a ters. Allahın varlığını ve tekliğine işaret etmek içinde yapmış olamaz, çünkü bir; mesajın içinde mesaj olmaz. Namaz kendi başına Allahı yad etmek, Allahın varlığına ve tekliğine şehadet getirmektir. İki; söz ettiğimiz konu gökten vahiyle indirilen bir ibadet. Vahiyle indirilen birşeyede peygamberimiz sav kendi kafasına göre birşeyler ekleyemez. Nasıl siz başkasına ait bir üründe değişiklik yapamıyorsanız (patent), peygamberimizde yapamazdı. "Eğer Peygamber bize atfen bazı sözler uydurmaya kalkışsaydı, elbette onu bundan dolayı kıskıvrak yakalardık; sonra da onun şah damarını keser atardık. Hiçbiriniz buna engel de olamazdınız" (Hakka Süresi; 44-47). Allahın belirlediği usullere peygamberimiz sav'ın bir ekleme yapma şansı yoktu. Bu Ayetler ilede Allah bunu net belirtiyor. Namaz, Allahın patentli bir ürünü. Peygamberimizede bunda kafasına göre birşeyleri eklem yetkisi verilmemiş. Şimdi, peygamberimiz sav'a bile namazda değişiklik yapma yetkisi verilmemişken size kim bu yetkiyi verdi? Kim size namazda şu bu eklemeleri yapma hakkını verdi? Bu kişilere bu soruyu sorduğunuzda topu peygamberimiz sav atıyorlar, sünnet deyip geçiyorlar. Ha bizden uyarması, sünnet adı altında peygamberimize attığınız bu iftiraların her birindende sorguya çekileceksiniz. Topu peygamberimize at buhari tirmiziye at sorumluluktan kurtul, yok öyle yağma. Allahu Teala'nın izniyle bu peygamberimiz tarafından yapılmış olamazmı? Olamaz. Neden? Çok basit, o hareket namaza zıtta ondan! Namazda pozisyona göre dua yapılır, duaya göre değil. Anladınız! Kıyam, rükü ve oturuşa göre dua okunur, duaya göre hareket yapılmaz. Burada bir kelimeye göre bir hareket yapılması söz konusu, bu da namazın özüne ters. Eğer Allahu Teala işaret pamağını indirip kaldırma hareketini kıyam rüku ve secde gibi namazın bir parçası olmasını isteseydi, o zaman sadece bu hareketi yapacak yani sadece işaret parmağını indirip kaldıracak melekler yaratırdı. Ne alaka? Kıyam, rüku ve secde pozisyonları nereden akıl edinildi, bunu kendinize hiç sordunuzmu? Bunu bir araştırmanızı öneririz. Bir iddia ortaya attığınız zaman ne kadar geniş çaplı düşünmeniz gerekiyor, umarız bunu şimdi daha iyi anlamışsınızdır. Sünnet deyip geçmeyin önünü arkasını iyi araştırın. Ortaya attığınız iddianın nerelere kadar uzandığını iyi hesap edin. Kısacası, bu parmak olayı Allahtan gelmesi söz konusu değil. Peygamberimiz sav kaynaklı olmasıda söz konusu değil. Geriye ne kalıyor; hurafe!

Bu konuda hadisler var ama diyorsanız

Hadisler konusunda sizlere "hadisleri anlamak" yazımızı okumanızı tavsiye ederiz. Sizin anlayacağınız, tirmizi veya buhari nasıl hadisleri süzgeçten geçirdiyse sizde geçirmek zorundasınız. O yaptı, onun aklı bana yeter deyip hal ve harektlerinizin sorumluluğundan kaçamazsınız. Allah sizede akıl vermiş sizde hadisleri kendi akıl ve bilgi süzgeçinizden geçirme zorunluluğuna sahipsiniz. Neden? İnsanoğlu aklından değil niyet ve eylemlerinden sorguya çekilecek. Aklınızda dolaşan düşüncelerin kaynağı siz olmayabilirsiniz, niyet ve eylemlerinizin kaynağı ama sizsiniz. Birşeyi eyleme dönüştürdüğünüz an bilinki fikir ondan geldi şundan geldi deme yani topu başkasına atma şansınız yok. Kendi eyleminizi başkasına yükleme şansınız yok. Her nefis kendi eyleminden sorumlu. İlk önce hesaba çekilecek olan eylemi akıl eden değil, eylemi gerçekleştiren olacak. O yüzden bir eylemi gerçekleştirmeden bin düşünün. İlk önce kendi aklınıza danışın. Tereddütünüz varsa, o eylemden uzak durun. En önemliside, hesabın ucunda siz olacağınız için kendinize güvenin. Belki sizin kalbiniz daha temiz ve doğruları ilham almaya daha yatkın belki sizin aklınız ve eğitiminiz o konuda daha bilge. Herhalukarda ilk önce kendinize güvenin ve unutmayın, şeytan kötülükle değil iyilikle kandırır. Sizleri iyi birşey yaptığınızı zannettirerek sizi hurafelere kötülüklerin içine sürükler. Örneğin; peygamberimiz sav'ın nurunu hayal ettiğinizi zannettiriyor, bunu ama namazda yani Allahın huzurunda yaptırdığı için size çelmeyi takıyor. İyilik yaptığınızı zannettirerek sizi kötülüğe sürüklüyor.

Konuyla ilgili alternatif rivayetler

Bu konuyla ilgili farklı rivayetler var, bunlardan birisinide çok değerli bir okurumuz bilgi notu şeklinde bize iletti; "resulullah huzuru ilahide tahiyyat halideyken ettehiyyat, salli, barik ve rabbena yı okuduktan sonra ki şahadet kelimesini okurken meleküt aleminin bu tahıyyat hadisesine şahıdlik edip hadiseyi onlarında görüp tasdık etmelerıne karşılık sağ elin işaret parmağının kaldırılması haadısesıdır". Şimdi; bizler bir konuyu kaleme almaya niyetlendiğimizde rivayetlerin arasında toplum nezdinde en yaygın olan inancı alıyor ve onun üzerinden bir cevap vermeye çalışıyoruz. Elbette bir konu hakkında bir çok görüşün olduğunun farkındayız. Burada ama her görüşe bir cevap yazmaya kalkışsak olayın altından kalkamayız. Herkese cevap yetiştirmeye çalışmaktansa, ne yapıyoruz, toplum nezdinde en yaygın olan inancı alıyor onun üzerinden konuyu okurlarımız için aydınlatmaya çalışıyoruz. Bu değerli dostumuz ama farklı bir görüşü daha bize aktardı, onu cevapsız bırakmayalım; ilk önce bu konuları nasıl analiz ediyoruz, sizlere bir kaç tüyo verelim, gün gelir belki sizde bir konu hakkında araştırma yapmak zorunda kalırsınız, bu durumda nasıl hareket etmeniz gerekiyor bunu size anlatalım. Tüm araştırmaların temel noktası şu; eğer bir konuyu analiz edecekseniz o konunun en sağlam noktasını alıyorsunuz ve onun üzerine tezlerimizi kuruyoruz. Bir konuyu analiz edecekseniz sağdan soldan elde ettiğiniz ve kaynağı meçhul veya doğruluğu teyit edilmemiş bilgiler üzerinden değil, emin olduğunuz veriler üzerinden gideceksiniz.
Analizlerinizi mutlak doğrunun üzerine kurarsanız farklı, sağdan soldan size ulaşan bilgiler üzerine kurarsanız farklı çıkar. Örneğin; bu yazının konusunda emin olduğumuz şey ne, namazın bizlerin miracı olduğu, bizleri Allahın huzuruna çıkardığı. Namazın bizlerin miracı olduğu konusunda eminmiyiz; eminiz. Şimdi, yüzde yüz emin olduğumuz veri üzerinden gidersek, namazın bizlerin miracı olduğu bilgisi üzerinden, o zaman kendinize şu soruyu sorun; peygamberimiz sav Allahın huzurundayken ve Allahla sohbet ederken meleklere göz, kaş veya parmak işareti yaparmıydı yapmazmıydı? Gerekçesi ne olursa olsun yaparmıydı yapmazmıydı? Yapmazdı. Örneğin; siz saygı duyduğunuz biriyle konuşurken başka birine göz kaş veya parmak hareketi yaparmıydınız? Dostumuzun bize aktardığı bilginin doğru olamayacağını anladınızmı? Emin olduğumuz bilgiden yola çıkarak nasıl bir yanlışı açığa çıkardığımızı gördünüzmü? Gelelim rivayetin kendisine; bu rivayette bir kaç tane sakıncalı mesaj var, birisi Allahın huzurundayken peygamberimizin gözlerinin meleklere kayması ve onlara parmak işareti yapması. Bizim bildiğimiz peygamber ahlaki bunu yapmazdı. Sizin nezdinizdeki peygamber profili bunu yaparmıydı, onun kararınıda size vereceksiniz. Bu rivayet ile verilen bir diğer sakıncalı mesaj ise, Allah ile kul arasına melekleri sokulması. Allahın huzuruna çıktığımızda meleklerinde buna eşlik ettiği mesajının veriliyor olması. Bu da çok sakıncalı bir mesaj. Gerçek miraç hadisesinde melekler Allahın huzuruna çıkamamışken siz namazın orasına veya burasına melekleri eklerseniz, melekleri kendinizle birlikte miraca çıkarmış oluyorsunuz. Bu da mirac hadisesine aykırı. Gördüğünüz gibi, mutlak doğrudan hareket ederseniz, sorular sorarak size gelen bilgileri doğru veya yanlış olarak ayırt edebilirsiniz. Kaldıki, başka ibadetlerinizi yaparken şahit aramıyorsunuzda Allahın huzuruna çıktığınız zamanmı şahit peşindesiniz, derler insana.

Özetlersek;
hangi rivayeti önünüze getirirse getirsinler, mutlak doğrudan hareket ederseniz yani namaz ibadetinin Allahın huzuruna çıkış olduğu o zaman orada başka bir varlık aramazsınız. Miraç hadisesinde başka bir varlığın olmadığı, sadece Allah ile peygamberimiz sav arasında gerçekleştiği gibi. Namaz Allah ile kul arası bir seanstır. Bu bire bir seansa başka bir varlığı soktuğunuz zamanda bu Allaha şirk oluyor (örneğin rabıta). Ne melekler ne de şıhınız o kutsal ilişkinin arasına girebilir. Kısacası, Allahın huzurundayken lütfen başkalarını aklınıza getirmeyin başkaların onayını veya şahitliğini aramayın. İslam dini ile diğer dinler arasındaki fark, İslam dini hiçbir beşeri araya sokmadan tanrı ile iletişime geçme lütfunu size sunar, lütfen bu ayrıcalığa öyle veya böyle bahaneler üreterek çomak sokmayın. Bunlar ne kadar önemsiz gibi görünsede, bunlara göz yumduğunuz an önüne geçemezsiniz. Birisi melekler der diğeri şıhım der ve bir bakmışsınız Allah ile kul arasında olması gereken bir ibadet çok farklı noktalara çekilmiş.