• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        

"Şimdilik bırak onları kendi hallerine, yiyip içsinler, avunsunlar, boş ümitleri onları oyalayadursun.
Yakında gerçeği öğrenecekler." (Hicr Süresi; 3) -19.09.2021  




yoga caizmi?

-2019
Diyanet yoga'nın caiz olmadığını söylüyor, bizler ise yoga gibi egzersizleri yapabilirsiniz diyoruz, bu çelişki okurlarımızdan birisinin dikkatini çekmiş ve konu hakkında bizden bilgi istedi. Yoga caizmi, değilmi?

Değerli dostlar;
olayı çok geniş boyuttan ele alalım sonrası detaylara inelim. Kendinize şu temel soruları sorun, bu sorulara bir cevap getirirseniz siz kendinizde yoganın caiz olup olmadığını belirleyebilirsiniz. Birinci sorumuz; bir ilim Allaha şirk koşanlar tarafından keşfedilmişse bu bize o ilmi öğrenmeyi caiz kılarmı kılmazmı? Çok ilginç bir soru değilmi? Eğer caiz değil derseniz, bilinizki elinizden tüm teknoloji, üniversite ve lise eğitiminizi alacağız çünkü öğrendiğiniz bilgi ve kullandığınız teknolojiler satanistlere ait. Onlar tarafından keşfedilmiş ve üretilmiş. Eğer ama bizim için esas olan ilmi keşfeden değil ilmin kendisi diyorsanız, o zaman sizin için yoga caiz. Gelelim ikinci sorumuza; Allaha şirk koşan birisi Allahın bir ilmini uyguluyorsa, o ilmi onamı bırakmalıyız yoksa o ilme sahiplenmelimiyiz? Ona bırakalım, hiç bulaşmayalım o ilme diyorsanız, keza yine internet ve cep telefonu dahil bir çok şeyden de uzak durmalısınız. Eğer ama sahiplenmeliyiz diyorsanız, o zaman sizin için yoga caiz. Gelelim üçüncü sorumuza; Allahın indirdiği ilimlerin kaynağı ne olursa olsun öğrenilmelimi öğrenilmemelimi? Sorularımızla sizi nereye götürmek istediğimizi anlamışsınızdır umarız. Konuyu analiz ederken konuyu yoga üzerinden ele almayın, konuyu geniş boyuttan ele alın. Bu daha sağlıklı yorumlar getirmenizi sağlayacaktır. Allahın bir ilmini birileri keşfetti ve bunu kötüye kullanıyor diye o ilmi lanetlememizmi gerekiyor, yoksa o ilme sahiplenmemizmi gerekiyor, soruların anası bu. Bizler nerede bir ilim varsa oraya gidip onu öğrenmeliyiz ve sahiplenmeliyiz felsefesine sahibiz. Bu felsefeye de yoga hakkında fetva verenlerin sahip olmasını bekleyemezsiniz çünkü onlar birer memur birer bilim adamı değil. Bizim hayat felsefemize göre nerede bir ilim varsa bu öğrenilmeli ve ait olduğu yere (
İslam) kazandırılmalı. Biyoenerji ve akupunkturda, şakrada yaptığımız gibi. Yazılarımızı okuyorsunuz ve ne güzel anlatıyor, gayet İslami gayet bilimsel diyorsunuz değilmi? İlahiyatçılara kalmış olsaydı ama, bizler reiki ve şakra gibi yöntemlerden de uzak durmamız gerekirdi, çünkü yogada gördüğünüz felsefenin aynısını bu uygulamalarda da görüyorsunuz. Örneğin; şakra. Siz şakranın yogadan türediğini biliyormuydunuz? Yogayı yasaklıyorsanız şakrayıda yasaklamanız gerek. Onu yasakla şunu yasakla derken de, bizler ve sizler Allahın nice ilminden mahrum kalır cehalet içinde bir yaşam sürdürürdük. Bu tartışmayı yoga üzerinden yürütmeyin, konu yogayla ilgili değil konu Allahın ilimlerine ve hayata bakış açınızla ilgili. Bu konuyu üç boyuttan ele alalım, birincisi; yoga uygulaması baatıl felsefe içeriyor diye ondan uzak duruyorsak biyolojiden niye uzak durmuyoruz, ikincisi; ilimmi felsefemi, birşeyin ilim içerdiğini nasıl anlarsınız ve üçüncüsü; birşeyi kötü diye ondan uzak duruyorsanız, diğer kötülükleride es geçmeyiniz onlardan da uzak durunuz, durunuz ki duruşunuzda istikrarlı olduğunuzu görelim.

Birincisi;
biyoloji ilmi ata-maymun ve evrim teorisi inancı üzerine kurulmuş bir bilim dalı. Bunuda size her sayfasında her bölümünde hissettiriyorlar. Örneğin; biyoloji öğretmenlerinin çoğunluğu maymundan türediklerine inanır. Hatta fizik, arkeoloji, uzay bilimleri gibi bir çok alanda eğitim alan ve veren müslüman gençler eğitimlerinin sonunda ata-maymun inancını benimsediğini, evrimleşe evrimleşe insan olduklarına inandığını görürsünüz. Bu gençler Müslüman olarak okullara adım atıyor, bir ataist bir deist olarakta eğitimlerini tamamlıyor. Şimdi; siz eğer yoganın içerdiği baatıl felsefeden ötürü yogayı caiz görmezseniz, o zaman pozitif bilimleride caiz görmemelisiniz
çünkü bunlar yogadan çok daha büyük bir tehlike içeriyor ve gençliğimizi etkiliyor. Siz eğer bir ilim birileri tarafından kirletildi diye o ilmi caiz görmezseniz, o zaman bilim dünyasınada sırtınızı dönmeniz gerekiyor çünkü "teori" adı altında toplumun içine en büyük hurafeleri bilim dünyasının kendisi sokuyor. Bilim dünyası dünya hakimiyeti peşinde koşanların hizmetinde çalışıyor ve bunlar her alanda İslamın aleyhine çalışıyor her alanda ispatı mümkün olmayan saçmalıkları teori adı altında ortaya atıp insanların beyinlerini allak bullak ediyor. Siz eğer birilerine çakacaksanız, nacizane tavsiyemiz ilk önce bilim dünyasına çakınız. Bizim ilahiyatçılar ama korkak oldukları memur zihniyeti ile çalıştıkları için, bilim dünyasına çakmak gözlerini korkutuyor. Uzak doğu dinleri ise tam onların sikletinde. Kimse ayaklanmaz başlarıda ağrımaz, artı o makamlarda birşeylere kafa yordukları izleniminide vermiş olurlar. Maalesef ama bunuda beceremiyorlar bunada kafaları çalışmıyor.

İkincisi;

ilimmi daha önce gelir felsefemi? Birşeyde ilim olduğunu nasıl anlarız? Bu soruların cevabıda keza sizi yoga hakkında doğru kararı vermenizi sağlar. Soru bir; ilimmi yoksa felsefemi hangisi ilk önce gelir? İlk önce ilim gelir. İlk önce ilim keşfedilir sonrası o ilmi keşfedenler yaşadıkları topluma bunu nasıl anlatır nasıl yayarız sorusunu kendilerine sorar, sonrada yaşadıkları toplumun anlayacağı dilden buna bir izah getirir. Ne yaparlar, o ilme o topluluğun inanç ve değerleri doğrultusunda bir açıklama getirirler. Kendinize sormanız gereken soru şu, yogadan felsefemi türedi yoksa felsefeden yogamı? Eğer yoga ilk vardı ve felsefede bundan türediyse o zaman yoga caiz. Bizim için esas olan ilim çünkü. Biz ilme bakarız, felsefesi o kişilerin kendisini bağlar deriz.
Eğer ama hristiyanların istavros çıkarması gibi, bir uygulama bir felsefeden doğduysa o zaman o uygulama caiz olmaz. Yoganın caiz olup olmadığını belirlemek için yapmanız gereken şey o zaman ne, o şeyin ilim içerip içermediğine bakmanız. Eğer ilim içeriyorsa bilinzki ilk önce o ilim geldi, felsefesi ise sonra. Diyanet yogayı caiz görmüyor çünkü bu uygulamanın felsefi bir uygulama olduğuna inanıyor. Müslümanların namaz ibadeti gibi, yoganında inançsal bir uygulama olduğunu iddia ediyor. Bu doğru olamazmı? Diyanetin sunduğu tezin doğruluğunu araştırmak çok basit, o da yogada yapılan egzersizler eklemlerinizle kaslarınızla uyumlumu değilmi buna bakmak. Eğer uyumluysa o zaman bilinki burada Allahın bir ilmi var, eğer değilse o zaman bu uygulama sadece felsefeden ibaret. Yoga uygulaması kaslarımız ve eklemlerimizle uyumlumu? Bir spor hekimi yani bu alanda en uzman kişi olarak söyleyebilirizki, uyumlu. Dolayısıyla İslami kriterlere göre yoga caiz. Bu fetvayı verenler aslında kendilerine çok basit bir soru sorması gerekiyordu, bu uygulama insana faydalımı değilmi?
Eğer faydalıysa o zaman burada bir ilmin olduğunu anlamalılardı. Eğer yoga, hristiyanların ayinleri gibi bir inanç uygulamasından ibaret olsaydı o zaman uygulamada sadece soyut, inançsal enerjiyle karşılaşır, altında somut birşey bulamazdınız. Birşeyde ama somut (fiziki) boyutta birşey buluyor ve bununda insanlığa faydalı olduğunu görüyorsanız o zaman bilinki orada bir ilim var, keşfedilmesini bekleyen bir ilim. Örneğin; anadoluda bir çok bitki ve su kaynağının şifalı olması. Somut boyutta insanlar bunlardan fayda görüyor, bu da bizlere bu şeylerde keşfedilmeyi bekleyen ilimler olduğunu gösteriyor. İlmin olduğu bir yerde hak olur. Hak olanıda sahiplenmek çözmek ve yeşertmek Müslümanlar üzerinde bir farz. Allahın ilimlerini çıplak bir beden gibi düşünün, her topluluk o ilmi keşfettiğinde kendi kültürleri doğrultusunda o bedene bir elbise (felsefe) giydirmiş. O bedenin üzerinde çok çirkin bir elbise (felsefe) var diyede o bedene sırtınızı dönmeyiniz. O beden (ilim) Allahın size indirdiği bir beden. Allahta sizden o bedene sahip çıkmanızı bekliyor. Karar sizde. Ya diyanetin boş beyinleri gibi, bu beden (ilim) baatıl tarafından keşfedilmiş bedeni baatıla bırakalım diyeceksiniz ya da bu beden Müslümanlara indirilmiş bu bedene sahip çıkmak bunu İsamla süslemek gerek deyip o bedene sahip çıkacaksınız. İslam kıyafetini üstüne giydireceksiniz. Bunun en güzel örneğide İslamın tebliği, dinlerin inişi. İslam dini baatıldan uzak durmak için değil baatılı yok etmek için indi. İslam dini baatıldan uzak durmaz tam aksi baatılı hedef alır, üstündeki çirkinliği giderir. Siz eğer baatılı gördüğünüz her defasında bundan kaçarsanız, en başından kendi inancınızı reddetmiş olursunuz. Gördüğünüz gibi herşey hayata yaşantınıza ve İslama bakış açınızla ilgili. Bu vesileyle yoga caiz değildir diyenlerin İslama ve hayata bakış açıları hakkında da bir kaç bilgi edinmiş olduk.

Üçüncüsü;
insanın hayatında bir duruşu olması gerek. Birşeyi savunuyorsanız o zaman sonuna kadar bunun arkasında durmanız gerek. Hayatınızın her alanınada o duruşunuzu yansıtmanız gerek. Size bir soru; bu fetvayı veren kişi twitter, whatsapp veya facebook kullanıyormu acaba? Bir iphona sahipmi? Hiç youtube girdimi? Hiç mcdonalds'da yemek yedimi? Android veya windows işletim sistemini kullanıyormu? Akıllı bir saate sahipmi? Adidas veya nike ayakkabılarını hiç giydimi? Hiç sinemaya gidip bir hollywood filmi izledimi? Kola içtimi? Büyük ihtimalle bunların bir çoğuna evet cevabını verirdi değilmi. Yoga caiz değildir deyip bunlara evet diyorsanız işte o zaman olmuyor arkadaşlar. Ne alaka? Bakınız, yoga konusunda fetva verdiğinizde siz uygulamanın kendisine bakarak bir yorum getirmemişsiniz, bunu uygulayan ve bunu öğretenlerin niyetine göre yorum getirmişsiniz, siz eğer o uygulamayı yayanların niyetine ve hayat felsefesine göre o uygulama hakkında karar verecekseniz, o zaman lütfen bu analiz metodunuzu hayatınızın diğer alanlarınada uygulayınız. Örneğin; cep telefonu hakkında bir fetva verecekseniz, cihaza bakarak değil bunu piyasaya sürenlerin niyetine göre fetvanızı veriniz.
Bu durumda size göre cep telefonu kullanmakta caiz olmaması gerek, çünkü cep telefonu insanlığı çökertme niyetine piyasaya sürüldü. Eğer yoga üzerinden yaptığınız analiz metodunuzdan eminseniz, lütfen o metodolojiyi hayatınızın diğer alanları içinde uygulayınız. Bilimsel yaklaşımlar keyfiyata göre şekillenmez, şart ne olursa olsun aynı yaklaşımı gerektirir. Yogaya uyguladığınız analiz yöntemini hayatınızın diğer alanlarınada uygulamanızı gerektirir. Soru şu; niye uygulamıyorsunuz? Uygulayamıyorsunuz çünkü yoga hakkında fetva verirken saçmaladınız, çok yanlış bir analiz metodu seçtiniz. Somut kavramlara göre değil yani ilim varmı yokmu veya insana faydalımı faydalı değilmi buna bakarak karar vermediniz, soyut kavramlar yani kişilerin niyeti ve inançları üzerinden analizinizi yaptınız. Bu analiz metodunuzuda hayatınızın diğer alanlarına uygulayamazsınız, uygulamaya kalksanız, dağda yaşamaktan başka bir çareniz olmazdı. Beyaz adamın icat ettiği herşeyden uzak durmanız gerekirdi. Siz her icatı niyete göre değerlendirirseniz o zaman eşyalarınızı toplayıp dağda tüm teknolojiden uzak yaşamaktan başka çareniz olmazdı. En basiti internete asla girmemeniz gerekirdi. Siz "www" yazdığınız her defasında canavarın (deccal) bir parçası oluyorsunuz. Günümüzde her marka neredeyse kötülükle büyülenmiş, bir sihir içeriyor. İnsanlık kötülük tarafından resmen kuşatılmış kötülüğün içinde yaşamaya mahkum bırakılmış ve sizin derdiniz yoga öylemi? Allah size akıl fikir versin! Bizim sizden istirhamımız, lütfen eşyalarınızı toplayın ve gidin.

Özetlersek;
eğer yoga egzersizlerinizi beden sağlığı niyetine değilde yoganın felsefesine erişme niyetine yapıyorsanız, aydınlanma vs o zaman diyaneti haklı çıkarır o yoga egzersizleriniz size caiz olmazdı. Birşeyin caiz olup olmadığını belirleyen ilk kriter niyetiniz, sonrası uygulamanın kendisi. Bunun İslamda en güzel örneği kesilen kurbanlar. İslamda hayvan kesmek helal, ne zamana kadar? Allah adına kestiğiniz müddet. İslamda kurallar çok açık, bu ister yoga olsun ister futbol ister biyoloji ister kurban kesmek ister namaz olsun, Allah dışında birilerini araya sokmadığınız müddet ilim içeren bir uygulamayı yapmanızda veya öğrenmenizde size bir bahis yok. Soktuğunuz an ama hapı yuttunuz. Caiz olan bir uygulama bir anda sizi şirke götürüyor. Örneğin; namaz. Namaz çok büyük bir ibadet. Hayatta elde edebileceğiniz en büyük makamı (Allahın huzuruna çıkmak) ve en güzel mekanı (Allaha secde etmek) içinde barındırıyor. Bu ibadete ama şıhınızı araya soktuğunuzda (rabıta) olayı batırıyorsunuz. İbadetlerin en güzeli bir anda ibadetlerin en çirkinine dönüşüyor. Yani bazen sapkınlık ile hak arasındaki fark sadece bir niyete bakıyor. İbadetlerin en güzeli olan namaz, yanlış kişilerin elinde ibadetlerin en çirkinine dönüşebiliyor. İbadetlerin en güzeli yanlış kişilerin elinde en çirkinine dönüşebiliyorsa, uygulamaların en çirkini olan yogada doğru kişilerin elinde uygulamaların en güzeline dönüşebilir. Olay bu kadar basit. Yoga konusunda diyanet saçmalamış çünkü herkesin hindular gibi niyet edeceğini varsaymış yani bıçağı eline alan herkesin katil olacağına hükmetmiş, yemek yapma niyetine veya bir insan canını kurtarma niyetinede o bıçağın kullanabileceğini akıl edinememiş. Umarım olayı anlamışsınızdır. Hindular tanrıları ile yakınlaşma niyetine yoga yapar, siz ise eklemlerinizdeki ağrıları gidermek için. Onların hanesine bu şirk olarak yazılır, sizinkine ise sevap olarak. Olayı anladınız değilmi? Bir; birşeyi yapmadan önce onda ilim olup olmadığına bakıyorsunuz. Bunu nasıl anlarsınız? Size faydalımı değilmi. Faydalıysa orada ilim var. İlim içeren birşeyide gönül rahatlığıyla öğrenebilir ve yapabilirsiniz. İki; o eylemi yaparken Allah dışında bir gücü araya sokmuyorsunuz. Bu iki şeye dikkat ettiğiniz müddet herşeyi yapmakta özgürsünüz!