• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler...        


fakirleri doyurma ile sadaka arasındaki fark



Yeryüzünde hasta olmak, mutsuz bir yaşantı sürdürmek zorunda değilsiniz. İnsan yeryüzüne indirilmiş ama burada acı çeksin diye değil. Biz yeryüzünde her türlü kaza ve beladan yoksun bir yaşantı sürdürebiliriz. Yeryüzündeki mutlu, sağlıklı ve huzurlu yaşamın sırrı ne diye soruyorsanız? Kimseye kötülük yapmayacaksınız, atalardan üzerinize bulaşmış haklara kefaret olarakta fakirleri doyuracaksınız. Her türlü ama her türlü sıkıntınızdan bu şekilde kurtulabilirsiniz. Örneğin; şeker hastalığınızmı var. "Rabbim şeker hastalığıma sebep olan kul hakkı ne ise onun üzerimden kalkması niyetine, mağdur edilenlerin ruhuna gitmesi niyetine niyet ettim 100 fakiri doyurmayı deyip bir kişinin fidye bedelini 100 ile çarpıyor ve paranızı kızılay veyahut aş pişiren ve güvendiğiniz bir hayr kurumuna havale ediyorsunuz. O gün veya bir kaç gün sonrada kan şekerinizin düşmeye başladığını görürsünüz. Bir ay sonra halen istenilen seviyelerde değilse o zaman tekrar aynı niyeti yapın ve para havale edin. Bazıların ataları diğerlerinden daha sabıkalı. Biriniz 100 fakiri doyurarak hesabı kapatabilir başka birisi 1000 fakiri doyurarak. Hiç bir değişiklik olmazsa, demekki kötülük sizde siz aynaya bakıp halinizi düzelteceksiniz. Çocuğunuzun kötü bir huyumu var, anne tarafından geldiyse anne baba tarafından geldiyse baba, o sıkıntının kalkması için niyet edip fakirleri doyuracak. Annenin geliri yoksa oruç tutacak. Kimden geldiğini bilmiyorlarsa o zaman ikiside niyet edip imkanları doğrultusunda ya fakirleri doyuracaklar ya da oruca niyet edecekler. Üzerimizdeki her sıkıntıyı bu şekilde kaldırabiliriz. Size sonsuz mutluluğun sırrını biliyorum desem, bundan sonra ağrı ve acı yok, kaza ve bela yok, üzüntü ve mutsuzluk yok desem ne yapardınız, o iksiri o sırrı almak için milyonları gözden çıkarırdınız. Sır bir oruç tutma veya fakirleri doyurmada dediğim zaman ama, heyecan sönüyor. Neden acaba? Neden ibadetlerimizi bu kadar hor ve basit görüyoruz? Bize indirilmiş, Allah tarafından indirilmiş yani mutluluğun sahibi tarafından indirilmiş, bu ibadetler ile sonsuz mutluluğa kavuşacağımızı neden hesap edemiyor veya kabullenemiyoruz? Mutlu ve huzurlu bir yaşantı sürdürme imkanı varken neden bu dünyanın acı ve üzüntülerini kabulleniyor, imtihan deyip kendi elimizle yarattığımız acıların içinde yaşamaya rıza gösteriyoruz?

Bizler farklı yazılarımızda bütçenizi fakirleri doyurmaya ayırın, sadaka gibi diğer hayr işlerinizi bir müddet erteleyin, ilk önce üzerinizdeki kul hakkından kurtulmanın yoluna başvurun dememize rağmen bazı okurlarımızın halen sadaka işlerinde israr ettiğini görüyoruz. Sadaka ile fakirleri doyurmanın aynı şey olduğuna inandıklarını görüyoruz. Bu yazı vesilesiyle sadaka nedir, sadaka ile fakirleri doyurma arasındaki fark nedir bunu öğrenmenizin vakti saati geldiğini düşünüyoruz. Sizlere hayırlı ve aydınlatıcı okumalar dileriz.



İslam dini ve kurallar

Değerli dostlar; İslam dini kurallar dinidir ve Allah herkesin kendisi dahil bu kurallara uymasını bekler. Örneğin siz kurban parasını fakirlere dağıtarak kurban ibadetini yerine getirmiş sayılıyormusunuz? Hayır. Sizden o kanı akıtmanız bekleniyor. Ben o kurbanın parasını dağıtıyorum dolayısıyla benim kurban kesmeme gerek kalmadı diyebiliyormusunuz? Hayır. Kabul. Sadakada bir ibadet ama en nihayetinde bir kurban kesmek değil. Örneğin; kara büyülerde bir canlının kanı akıtılır. Kan akıtmadan bir sadaka vererek o büyüyü gerçekleştirebilirmisiniz? Hayır. Kan akıttığınızda çok farklı bir sihir bir güç ortaya çıkıyor, sadaka yaptığınızda çok farklı. O yüzden lütfen ibadetleri birbiri ile karıştırmayın. Her ibadetiniz diğerinden farklı bir amaç ve niyet içerir.


Fakirleri doyurmak

Sadaka yapmanın elbette bir hikmeti var onunda ne olduğunu size bir alt paragrafta açıklayacağız, ancak konu hastalıklara çözüm bulmak ise o zaman bizim başvurmamız gereken ibadet şekli sadaka değil fakirleri doyurmak. Hastalıklar üzerinizdeki kul hakkından gelir. Hastalığı yenmekte o kul hakkını kapatmaktan geçiyor. Kul hakkını kapatmanında iki yolu var ya fakirleri doyurmak ya da oruç. Kur'an-ı Kerimi açın ve okuyunuz, gerek Mücadele Süresi; 4/ Maide Süresi; 95/ Maide Süresi; 89/ Nisa Süresi; 92, söz konusu üzerinizdeki kul hakkı olunca Allahu Teala fakirleri doyurmaya işaret ediyor.
Kul hakkını üzerinizden kaldırmanın başka bir yolu yok. İstisnasız, söz konusu kul hakkı olunca Ayetler her defasında fakirleri doyurmayı emrediyor. Bir değil iki değil üç değil, söz konusu kul hakkı olunca Allahu Teala her defasında sadakaya değil fakirleri doyurmaya işaret ediyor. Buna imkanı olmayanlarada oruç tutun diyor. H
atta bir fakiri doyurmanın kaç gün oruca bedel olduğunu bize aktarıyor; 10 fakiri doyurmak üç gün oruca bedel (Maide Süresi; 89). Allahu Teala konuyu bu kadar detaylı bize aktarmışken bazıların halen farklı yöntemlerde israr etmesi anlaşılır birşey değil. Bir kul'a borçlu olduğunuz zaman ya o kişi ile helalleşeceksiniz ya da o kişi adına başka bir kul' doyuracaksınız. Buna imkanınız yoksa o zaman oruç tutacaksınız yani siz yemeyeceksiniz. Ya yemeyeceksiniz ya da yedireceksiniz. Söz konusu kul hakkı olunca neden çözüm yemekle ilgili? Bir; kul hakkı öyle veya böyle mideden geçiyor. Bir kişinin hakkını yediğinizde birinin midesine bir gram fazla birisininde bir gram az gidiyor. O yüzdende kıssas mideden alınıyor. Ya yediriyorsunuz ya yemiyorsunuz. Allah sizden kıssas almadan siz kendinize kıssası kesmiş oluyorsunuz. Siz kendinize cezayı kestiğiniz müddette Allah size artı bir ceza indirmeye ihtiyaç duymuyor. Yani kaza ve belalardan kendinizi kurtarmış oluyorsunuz. İki; birisine yemek yedirdiğinizde onun canını kurtarmış oluyorsunuz. Gıda insanın en temel ihityacı. Kişiyi yedirerek kişinin o günki en acil ihtiyacını karşılamış oluyor, onu o gün yemek bulma derdinden kurtarmış oluyorsunuz. Yemek eşittir hayatta kalmak. Her yıl milyonlarca insanda bu temel ihtiyaca ulaşamadıkları için ölüyor. Allahta birine borçluysanız başka birinin hayatını kurtararak o borcu kapatabiliyorsunuz diyor. Can kurtarmayı veya mideden kıssas almayıda arkadaşlar sadaka ve diğer hayr işleri ile yapamıyorsunuz. Unutmayın, şeytanlar insanı doğru olandan uzak tutmaya çalışır. Hayr sadaka ve tövbe işleri ile uğraştırır, kendisine dokunan ibadete ama yönelmenize izin vermez. Umarız fıtratınıza kolay gelen ibadete değil, şeytanınıza dokunacak olan ibadete yönelirsiniz. Söz konusu kul hakkı oluncada önünüzde tek seçenek var ya yedireceksiniz ya da yemeyeceksiniz (oruç). Örneğin; ramazan günlerinde oruç tutamadığınız her günün bedelini sadaka vererek tövbe ederek değil, başka birinin günlük gıda ihtiyacını karşılayarak ödüyorsunuz (fidye).


Sadaka

Sadaka hakkında çok bilinmeyen var, biz bu yazı vesilesiyle olabildiği kadar sizi aydınlatmaya çalışalım. Bir çoğunuz merak edecektir, bu bilgileri nereden alıyorsunuz diye, cevabı çok basit; Kur'an-ı Kerim. Konuyla ilgili tüm Ayetleri çıkarıyor ve bir analizden geçiriyoruz, sonrası olaylar gözümüzde canlanmaya başlıyor. Örneğin; "Ey iman edenler! Peygamberle özel görüşme yapmak istediğiniz zaman, bu görüşmenizden önce bir sadaka verin. Sizin için en iyi ve en nezih davranış budur. Şayet bulamazsanız, bilin ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir. (Mücadele Süresi; 12). Gizli bir konuşma yapmadan öncesi Allahu Teala sadaka verin diyor. Neden fakirleri doyurun demiyorda sadaka diyor? B
ir sorunla karşılaştığımızda başka Ayetlerde fakirleri doyurun veya oruç tutun diyor, burada ise bunu önermiyor. Neden? Siz Ayetleri okurken bu soruları hiç kendinize soruyormusunuz? Sormuyorsunuz değilmi. Allah öyle emretti, sorgulamak şirktir deyip geçiyorsunuz. İşte o yüzden biz Ayetleri çözümleyebiliyoruz siz değil. Biz ibadetlerin ayrıcalığını anlıyoruz siz değil. Biz ibadetlerimizi bilinçli yapıyoruz siz değil. Şimdi; bu Ayette Allah neden sadakaya işaret etmiş olabilir. Bu Ayete bakarak bunu çözümleyemiyoruz. Bu Ayet bize bir kaç ihtimal veriyor ötesi değil. Çözümü bize, sadaka ile ilgili başka bir Ayet sunuyor; "Onların mallarından sadaka al, bununla onları temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin. Bir de haklarında hayır dua et. Çünkü senin duan kalblerini yatıştırır. Allah işitendir, bilendir" (Tevbe Süresi; 103). Bu iki Ayetten olayı çözümleyebildinizmi? Size yardımcı olalım; kaçınız yaptığı işin hakkını verebildiğini düşünüyor. Çok azımız. Bir çoğumuz hak etmediğimiz maaşı her aya eve götürüyor, bununla mal alıyor evlat büyütüyoruz. Siz iş yerinizde her gün aynı performansı verebiliyormusunuz; hayır. Bir çok zaman yarı enerji ile günü geçiriyoruz. Ayın sonunda ama tam gün performans yapmış gibisine maaş alıyoruz. O maaşın tamamı helalmı bize; hayır. İşte sadaka burada devreye giriyor, siz maaşınızdan sadaka vererek maaşınızı kendi elinizle azaltıyor, Tevbe Süresinin dediği gibi kendi elinizle kendinizi temize çıkartmış oluyorsunuz. Bi' nevi az çalıştığınız günlerin maaşını ayıklamış oluyorsunuz. İki tür kul hakkı yeme vardır, birisi istemdışı günlük hayatın bir parçası olarak diğeri ise bilinçli ve isteyerek hak yeme. Sadakada sizi istemdışı kul hakkına karşı koruyor. Oruç veya fakirleri doyurmak ile arasındaki fark; sadaka size henüz bulaşmamış hakka karşı korur, oruç ve fakirleri doyurma ise size bulaşmış olana karşı. Muhteşem değilmi? Siz bu detayları diğer inançlarda görüyormusunuz? Görmüyorsunuz. Rabbimize ne kadar şükretsek az.

Gizli konuşmayla ne ilgisi var bunun? Gizli konuşmayla ilgili Allah derki; "Gizli konuşmalar şeytandandır. Bu, iman edenleri üzmek içindir. Oysa şeytan, Allah'ın izni olmadıkça, müminlere hiçbir zarar veremez. Müminler Allah'a dayanıp güvensinler" (Mücadele Süresi; 10). Gizli konuşmalar Müslümanları üzer, üzdüğü için siz gizli konuşma yaptığınız her defasında bir Müslümanın hakkını yiyor oluyorsunuz. O hakkı üzerinize çekmemek içinde ne emrediyor Allah; aynen, sadaka. İnceliği görüyormusunuz. Ne müthiş bir dine sahibiz değilmi?

Yarım yamalak iş yaptığımızı maaşımızın üzerinde başkaların hakkı olduğunu nereden anlıyoruz;
"Onların mallarında belli bir hak vardır. İsteyen ve istemeyen yoksullar için." (Meariç Süresi; 24-24). Bu hak kimlere ait olduğunu nereden biliyoruz; "Sadakalar, -Allah'tan bir farz olarak- yalnızca fakirler, düşkünler, (zekat) işinde görevli olanlar, kalpleri ısındırılacaklar, köleler, borçlular, Allah yolunda (olanlar) ve yolda kalmış(lar) içindir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Tevbe Süresi; 60). Gördüğünüz gibi Ayetler bizlere aslında herşeyi anlatıyor, yeterki biz kutsal kitabımızı açıp türkçesini okuyalım yani anladığımız dilden açıp okuyalım ve analiz etmek için emek sarfetmeye kafaya yormaya hazır olalım. Siz bu şekilde Allaha bir adım atarsanız merak etmeyin Rabbim size onlarca adım atar, nice ilhamları sizede indirir. Araştırmalarınızda samimi ve objektik olduğunuz müddet yani ön yargıdan yoksun gerçekleri öğrenmeye hazır ve Allahı sorgulamak İslamın açığını yakalamak veya İslamı çürütmek için değilde Allahı daha iyi anlamak Allahın düzenini öğrenmek İslamı daha bilinçli yaşama niyetine araştırdığınız müddet inanın sizede bu ilhamlar iner sizde olayları çözersiniz. Bizim sizden hiçbir ayrıcalığımız yok. Biz bunu yapabiliyorsak sizde ziyadesiyle yaparsınız. Özetlersek; bir hakkı üzerinize çekmemek için sadaka, çektikten sonra bundan kurtulmanın yoluda fakirleri doyurmak, İslamın bize önerdiği çözüm yolları bunlar.


Bu çözüm yollarına sadık kalmak neden önemli?

Üzerinize hak çekerseniz, ya bu dünyada (kaza ve belalar) ya da ahiret hayatında mutlaka ama mutlaka maddi veya manevi bunun kıssası sizden alınıyor. O kıssas o cezanın size inmemesi içinde ya o hakkın size bulaşmasına engel olacaksınız (sadaka) ya da engel olamadınız, örneğin atalarınızdan size bulaştı o zaman o hesabı kapatmanın yoluna başvuracaksınız (fakirleri doyurmak veya oruç). İnsanın kurduğu düzende böyle değilmi? Bankaya olan borcunuzu kapatmazsanız icra memurları kapanıza dayanıyor. Sadakaya atalarımız ne demiş, kaza ve belalardan korur demiş. Gerçektende durum böyle. Onların hesap etmediği bir ayrıntı vardı ama, onuda biz bu yazı vesilesiyle size aktarmış olduk. Sadaka eylemlerinizdeki haramı ayıklar, size bulaşmışları değil. Bu ayrıntıyı İslam alimleri ve atalarımız bu ana kadar bizlere aktarmamış, biz bu yazı vesilesiyle bu yanlışı gidermiş olalım. Artık biliyorsunuz.


Niyet

Niyet ibadetlerinizin adresini belirler. Niyetsiz bir ibadet, üzerinde adresi olmayan bir mektup gibidir. Ne niyetine o ibadeti yaptığınız mutlaka belirtmelisiniz. Örneğin; fakirleri doyuracaksanız niyetiniz şu şekilde olmalı; "Rabbim üzerimdeki haklara kefaret olarak fakirleri doyuruyorum sen kabul et. Üzerimde kimin hakkı varsa onun ruhuna bağışla." Yani kendi adınıza veya atalarınızın ruhuna o ibadeti yapmıyorsunuz. Kimin üzerinizde hakkı varsa onların ruhuna gitmesi niyetine yapıyorsunuz. O sevaplar mağdur edilenin ruhuna indikçede, üzerinizdeki haklar kapanıyor. Siz dünyanın bir yerinde o kişi adına bir fakir doyuruyorsunuz, dünyanın farklı bir köşesinde de o ibadetiniz o kişiye aile huzuru, sağlık, kısmet, bereket veya bol kazanç kısacası o kişi en çok neye muhtaçsa o olarak iniyor. Ne güzel bir hesaplama ne güzel bir düzen ne güzel bir döngü değilmi? Oruç ile ilgili yazımızı okursanız konuyu daha iyi anlarsınız.


Özet

Allah faizi eksiltir, sadakaları bereketlendirir. Allah pek nankör olan hiçbir günahkarı sevmez." (Bakara Süresi; 276). Önümüzde iki tür ibadet var, ikiside farz ama birisi diğerinden farklı amaç güder
. Sadaka Müslümanları üzebilecek Müslümanların canını yakabilecek her eylemimiz öncesi bize farz kılınmış,
fakirleri doyurma ise üzerimizde kul hakkı varsa farz. Örneğin; arabanızı satacaksınız. Arabanız sağlam olsa bile, siz sattıktan sonra arabanız arızaya uğramaya ve satın alan kişiyi üzme ihtimali varmı? Var. O üzüntü bir kul hakkı olarak size dönmemesi içinde Allah sadaka verin diyor. Tabiki, siz arızayı bile bile gizlerseniz bu durumda sadaka sizi kurtarmaz, kul hakkı size bulaşır. Sadaka iyi niyetliler için geçerli bir ibadet. İyi niyetlileri istemdışı kul hakkından arındırmak için. Sadaka ile biz günlük alış verişimize kul hakkın bulaşmasına engel oluyoruz, fakirleri doyurma ilede bize bulaşanları temizliyoruz. Sadaka ile geleceği, fakirleri doyurma ilede geçmişi temize çıkarıyoruz. Sadaka eylemlerinizin kefareti diğeri ise üzerinizdeki kul hakkın kefareti. Sadaka fakirleri, fakirleri doyurma ise sizi borçtan kurtarıyor. Sadaka fakirlere balık avlanmayı öğretmek, fakirleri doyurma is o fakirlere balığı vermektir. İkiside fakirlere hitap eder ama birisi fakirin borcunu kapatır diğeri ise sizin. Birisi bugün yaptığınız eylemleri ayıklar diğer ise geçmişte yaptıklarınızı. Örneğin; bir futbolcunuz ve bir maça çıkacaksınız, o maçta birine sert darbe yapma yani canını yakma ihtimali varmı; var, rakibiniz maçı kaybettiğinde rakibiniz ve taraftarı üzülecekmi; üzülecek, İslam dinide derki; bir işin ucunda Müslümanı üzme Müslümanın canını yakma ihtimali varsa o zaman o eylemi başlatmadan önce sadaka verin. Anladınızmı olayı. Ayet size gizli konuşmayı bir misal olarak veriyor. Asıl konu gizli konuşma değil, eyleminiz ve bu eylemin sonunda Müslümanı üzme ve canını yakma ihtimali varmı yokmu. Eğer varsa o zaman İslam dini o eyleme girişmeden öncesi sadaka verin der. Sadece gizli konuşma öncesi değil, her eylem öncesi. Bu şekilde eğer o eyleminizden birisinin canını yanacak veya üzülecekse siz bundan muaf tutulursunuz. Örneğin; profesyonel ligler rekabet üzerine kurulu hocam, biri kazanacak diğeri kaybedecek, burada nasıl hak geçsin diyorsanız; takım arkdaşlarınızın birisi bir numara çeker ve hakemi kandırır hak etmediğiniz bir penaltı veya bir faul size kazandırırsa o zaman müsabaka rekabetten çıkıyor sahtekarlığa dönüşüyor. Eyleminize bir şeytan bulaşmış, o şeytanında size haksız kazanç sağlamış oluyor. Maçtan öncesi sadaka vermek neden önemli şimdi anladınızmı? İslam dini basit bir din. İslam dini derki; herhangi bir eyleme girişmeden o eyleme şeytanın bulaşacağı ihtimali ile hareket edin ve eylem öncesi sadakanızı verin. Bu sayede o eylemden doğabilecek kul hakkından korunursunuz. O kul hakkı takım arkadaşlarınıza bulaşır size bulaşmaz. Umarız konuyu anlaşmışsınızdır. Umarız ne kadar derin inceliklere sahip bir inanca sahip olduğumuzu görür, secdeye kapanarak Allaha şükredersiniz.


Sadakamı fakirleri doyurmamı, hangisine öncelik verelim?

Sadaka ile eylemlerinizin içindeki kul hakkını ayıklıyorsunuz, fakirleri doyurma ilede üzerinizdekini. Ne zaman sadaka yapmalıyız ne zaman fakirleri doyurmalıyız? Bir eyleme girişecekseniz, örneğin ev veya araba alış verişi o zaman o alış verişi yapmadan sadaka verin. Eğer üzerinizden bir hastalık varsa veya malınız sürekli kazaya uğruyorsa o zaman hak çoktan size bulaşmış, bu durumda fakirleri doyurmaya veya oruca odaklanın. Bilhassa h
astalandıysanız bilinki üzerinizde bir kul hakkı var, o kul hakkınıda sadaka ile değil ancak fakirleri doyurarak veya oruç tutarak üzerinizden kaldırabilirsiniz. Ya yedireceksiniz ve can kurtacaksınız ya da yemeyerek midenizden kıssas alacaksınız. O yüzden hastalandığınızda sadaka işleri ile uğraşmayın fakirleri doyurmanın veya kefaret orucu tutmanın yolunu arayın. Üzerinizde birilerin hakkı varken sadaka yapmak, farz varken sünnete odaklanmaya benzer. Bu, üzerinizdeki hakları kapatmadan yeni işlere atılıyorsunuz anlamına gelir. Örneğin; birine borcunuz var, siz ama o borcu kapatma yerine yeni işlere atılıyor ve atılmadan önce sürekli sadaka dağıtıyorsunuz, borçlu olduğunuz kişi sizi kınamazmı, benim borcumu ödemiyor gidiyor afrikada su kuyusu açıyor, yeni araba yeni ev alıyor yeni işlere atılıyor Allah akıl fikir versin demezmi? Der. O yüzden eğer üzerinizde kul hakkı varsa, siz veya çocuklarınız hastalanıyorsa bu var olduğu anlamına gelir, o zaman Allah yeni atılımları durdurmanızı ilk önce eskiden kalan borçlarınızı kapatmanızı emreder. "Güzel bir söz ve bir bağışlama, ardından başa kakılarak eziyete dönüşen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Çok Şefkatli'dir" (Bakara Süresi; 263). Kul hakkımı daha önce gelir yoksa sadakamı, bu Ayet bize kul hakkın önce geldiğini söylüyor. Bu Ayet bize bir kul'u üzdükten sonra sadaka yapmışsınız yapmamışsınız ne ala der. İlk önce eski hesapları kapatın, üzerinizde kimin borcu varsa bunu kapatın sonrası ya bismillah deyip yeni atılımlara girişin. Bizde bunu yaptık. Dört yıl boyunca özel hayatımızla mesleğimizle ilgili yeni bir atılıma girişmedik,
oruç tuttuk fakirleri doyurduk. Siz bu yoğunlukta yapmak zorunda değilsiniz. Yeni atılımlardan daha çok üzerinizdeki kul haklara öncelik vermeniz sizin için yeterli.